- 8 saat önce
TARİHİ YAPILARIN İLGİNÇ ÖYKÜSÜ TARİHTE YÜRÜYEN ADAM’DA
Her köşesinde tarihten izler barından ülkemizin tarihi yapılarına dair bilgiler veren ve geçmişten günümüze uzanan öyküsünü anlatan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, izleyenlerini tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Ahmet Şahin Baykal'ın sunumuyla ekranlara gelen “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, tarihi yapıların yapılış amacı, yapıldığı dönem ve günümüzdeki son durumunu inceliyor ve izleyenleriyle paylaşıyor.
Tarihi sade bir dille anlatan ve sevdiren program “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, geçmişten günümüze bir bağ kurarak birçok döneme tanıklık etmiş tarihi yapılara dair önemli bilgiler aktarıyor ve yapıların çeşitli dönemlerdeki fotoğrafları ile günümüzdeki son durumunu ekranlara getiriyor. Tarihi yapıların inşa edildiği dönemin koşulları, o bölgeye verilen isim, günümüze dek uğradığı değişiklikler ve o dönemde yaşanmış hikayeler tarih meraklılarıyla buluşuyor.
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış dört bir yanı tarih kokan Türkiye’nin, tarihi mirasını ve öyküsünü ekranlara taşıyan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri” her cumartesi saat 16:00’da Ülke TV ekranlarında…
Her köşesinde tarihten izler barından ülkemizin tarihi yapılarına dair bilgiler veren ve geçmişten günümüze uzanan öyküsünü anlatan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, izleyenlerini tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Ahmet Şahin Baykal'ın sunumuyla ekranlara gelen “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, tarihi yapıların yapılış amacı, yapıldığı dönem ve günümüzdeki son durumunu inceliyor ve izleyenleriyle paylaşıyor.
Tarihi sade bir dille anlatan ve sevdiren program “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, geçmişten günümüze bir bağ kurarak birçok döneme tanıklık etmiş tarihi yapılara dair önemli bilgiler aktarıyor ve yapıların çeşitli dönemlerdeki fotoğrafları ile günümüzdeki son durumunu ekranlara getiriyor. Tarihi yapıların inşa edildiği dönemin koşulları, o bölgeye verilen isim, günümüze dek uğradığı değişiklikler ve o dönemde yaşanmış hikayeler tarih meraklılarıyla buluşuyor.
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış dört bir yanı tarih kokan Türkiye’nin, tarihi mirasını ve öyküsünü ekranlara taşıyan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri” her cumartesi saat 16:00’da Ülke TV ekranlarında…
Kategori
📺
TV ve DiziDöküm
00:00Vakıf Katılım, tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimizi sunar.
00:58İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:04Tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimiz programında bu hafta Ebul Vefa Hazretleri'nin camisindeyiz.
01:10Bu hafta Ebul Vefa Hazretleri'ne misafir olduk.
01:14Vefa semtini, Ebul Vefa'yı ve Fatih dönemini hep birlikte konuşmak için bugün buradayız.
01:20Gelin hep birlikte Ebul Vefa Hazretleri'ni ziyaret edelim.
01:41Fatih döneme damgasını vurmuş, İstanbul'da aslında bu semtin kendisiyle birlikte anıldığı Vefa İstanbul'da sadece bir semt ismi olarak anılan bu
01:52zatı hep birlikte bugün tanımaya, anlamaya çalışacağız.
01:56Tarihler 1400'lü yılların sonlarını gösteriyor.
01:59Vefatı da 1491.
02:01İstanbul'da bir semtin onun ismiyle anılmış olması aslında çok önemli olaylardan bir tanesidir.
02:07Bununla birlikte Fatih Sultan Mehmet'le olan menkıbesini de elbette anlatacağız.
02:12Bugün burada kendisinin çilehanesi olduğu da düşünülen yapının hemen yanındayız.
02:17Arkamda görmüş olduğunuz türbe her bir İstanbul'daki birçok türbede de gördüğümüz bir yazı var.
02:23Burada edeple gelen lütufla gider.
02:26İstanbul'un manevi mimarlarından bir tanesidir aslında Ebul Vefa Hazretleri.
02:31Kendisi aslen Konyalıdır.
02:34Konya'dan sonra Edirne'de ve Bursa'da eğitim aldığına dair temel bilgilerimiz bulunmakta.
02:39Bununla beraber aslında hem İslami ilimlerde hem Fenni ilimlerde de birçok alanda çalışmış, birçok ilimden behresi bulunan önemli alimlerden bir
02:50tanesidir.
02:51Fatih döneminden sonra 2. Beyazıt dönemine de tanıklık ettiğine dair elimizde temel kanıtlar bulunmakta.
02:56Fakat bugün burada Şeyh Ebul Vefa Hazretlerinin hem caminin burada olması,
03:02aslında burası bir dönem için bir tekke olmaklığıyla birlikte birçok insana hizmet etmiş, bir külliye olarak inşa ettirilmiş.
03:10Külliye olarak inşa ettirilmesinin ardında da daha önceki programlarda konuştuğumuz
03:15hem bir külliye olmaklığı hem bir vakıf eseri olmaklığı bağlamında Ebul Vefa Hazretlerinin camisi önemli bir hizmeti görmekteydi.
03:24Bununla birlikte şunu da ifade edelim.
03:26İstanbul'da fetihten sonra aslında Fatih Sultan Mehmed'in tam olarak ne yapmaya çalıştığını
03:32biz birkaç tane camide birlikte incelemiş vakıf eserleri üzerinden bunu anlamaya çalışmıştık.
03:38Burada İstanbul'un tam göbeğinde bulunmayan civar semtlerinde bir şekilde hem Türkleşmesi hem İslami olarak bir noktaya tekabül etmesi bağlamında
03:49belli noktalardaki kiliselerin camiye çevrildiğini biz bilmekteyiz.
03:54Fakat burada Ebul Vefa Hazretlerinin bu Ebul Vefa Camii için de buna benzer bir rivayet söz konusu.
04:00Fakat bu rivayetin asılsız olduğunu söyleyebiliriz.
04:04Çünkü burası direkt cami olarak inşa ettirilmiş olan önemli noktalardan bir tanesidir diyebiliriz.
04:09Burada daha öncesinde bir kilisenin mevcudiyetine dair rivayetin zayıf olduğunu bilmekteyiz.
04:14Ebul Vefa Hazretleri ile birlikte İstanbul'un bu semti aslında dönüşmüş biraz daha burada Müslümanların varlığını hem kanıtlaması
04:25hem de fetihten sonra buraların fetihin gerçek anlamıyla yeşermesi bağlamında başka bir şeye dönüştüğünü bilmekteyiz.
04:32Bu camide bu külliyede aslında külliye olarak inşa edilen adeta bir kompleks gibi inşa ettirilmiş bir yanda medresesi
04:41ki Fatih kitabesinde bu medreseden bahsedilmiyor muhtemelen 2. Beyazıt döneminde inşa ettirildiğine dair bir kanaat oluşabilir.
04:48Etrafında hem mekteple hem kütüphanesiyle hem çilehanesiyle aslında bir tevhidhane cami, tekke cami olarak da inşa ettirildiğini düşünebileceğimiz bir noktadayız.
05:01Burada şunu da hemen ifade edelim Ebul Vefa Hazretleri ile birlikte biz bir vakıf eserinin bir cami ile bir tekkenin
05:10bir cami ile buluşması noktasında önemli bir şeyden bahsediyoruz.
05:14Burada kastettiğim en temel şey şu bir alim düşünün bu alim hem medrese ilimlerinde Behre sahibi hem de bir tasavvuf
05:23geleneğinde seyri sülükünü tamamlamış
05:25aynı zamanda şeyhlik yapan, müritleri olan bir tekke erbabı olarak da burada varlığını sürdürmüş olması, burada yaşamış olması bu bölgenin
05:35dönüşümündeki en önemli noktalardan birine tekabül ediyor.
05:39Dolayısıyla biz bugün kendisine ziyaretçi olduk, bizi misafir ettiğine inanıyoruz ve bugün İstanbul'u, bu kadim şehri Ebul Vefa üzerinden
05:49anlamaya çalışmak bizim için güzel bir noktaya tekabül ediyor.
06:03Aslında yanımda görmüş olduğunuz birazdan caminin öbür tarafıyla birlikte hazirenin diğer kısımlarını da gezeceğiz.
06:10Fakat şunu ifade edelim, buradaki hazire ilk etapta buraya defnedilen, burada Hakk'a yürüdükten sonra kendisi için bir kabir yapılan
06:20ve sonrasında bir türbeye dönüşen Ebul Vefa Hazretleri ile birlikte dönüşmüş olan bir noktadan bahsediyoruz.
06:27Fakat bu hazirenin neredeyse tamamı Ebul Vefa Hazretleri'nin vefatından sonra buraya defnedilen insanlardan oluşmakta.
06:34Bu aslında birkaç önemli noktaya tekabül ediyor. Bir tanesi şu, Ebul Vefa Hazretleri burada bir tekke şeyhi olarak buraya geldiğinde
06:43buralar bomboş yerlerdi ve sonrasında aslında İslami bir hüviyete kazanan bir noktaya tekabül ediyor.
06:50Kendisinin vefatından ve burada caminin öbür tarafındaki türbesiyle birlikte caminin haziresi de onun etrafında şekilleniyor.
06:58Önemli noktalardan bir tanesi şu, kastettiğim aslında yani bir çekim alanına sahip bir alimden, bir ariften bahsediyoruz.
07:08Hayattayken nasıl ki onun etrafında insanlar toplanıyor, kendisinden bir şeyler öğreniyorsa,
07:15vefatından sonra da onun defnedildiği yerin bu şekilde şekillenmesi, etrafına da insanların defnedilmesi
07:22ve bu semtin vefa olarak anılmasında en önemli sebep olarak kendisinin olması aslında bize çok şey öğretiyor.
07:30Burada bu çekim merkezi olmaklığını hem hayatında hem de vefatından sonra da biz görmekteyiz.
07:37Yani burada temel olarak kastettiğim şey şu, bir alimin çok önemli bir çekim merkezine sahip olması,
07:44hem İslam dininde ilme verilen önem, hem medrese ilimlerinde, klasik ilimlerde behre sahibi olması,
07:52etrafına insanları toparlaması, kendisinin vefatından neredeyse 500 yıl sonra hala insanların bu camiye gelip kendisini ziyaret etmesi,
08:01Fatih Sultan Mehmet'le olan ilişkisini düşündüğümüzde yaşana gelen bir geleneğin hem devamı olması
08:08hem de bizim onu tevarüs etmemiz açısından aslında çok önemlidir.
08:12Caminin hem hazire kısmı, hem türbe kısmı, hem caminin kendisi aslında bize çok şey söylemekte.
08:19Bugün tarihte yürüyen adam olarak bir vakıf eserini, bir vakıf şahsiyeti,
08:24Ebul Vefa Hazretlerini anlama noktasında yolumuz vefa semtine düştü.
08:28Burada biraz da aslında hem cami için tarihi bilgiler, teknik bilgiler,
08:34sanat tarihi açısından önemi, 90'larda restorasyon yapılmış olması,
08:37hem de Ebul Vefa Hazretlerinin kim olduğuna dair biraz daha bilgileri de vereceğim.
08:43Fakat burada şunu da ifade etmek istiyorum.
08:46Vefa ismi, kendisinin birçok ismi var bu arada.
08:49Lakabı Mustahiddin Efendi, asıl ismi Mustafa.
08:52Mustahiddin Mustafa olarak da bilinmekte.
08:54Konevi diyenler söz konusu çünkü aslen Konyalı olduğunu belirtmiştim.
08:58İbnül Vefa diyenler var, Vefazade diyenler var, Ebul Vefa olarak bilenler var.
09:03Bununla beraber Şeyh Vefa Hazretleri olarak da kendisinin bilindiğini biz burada ifade edelim.
09:10Çünkü birden fazla lakabı, ismi olmakla beraber en çok meşhur olanı Ebul Vefa olmaklığı.
09:16Aslında bu kendisinin vefa isminde bir çocuğa sahip olup olmadığı.
09:21Ya da şunu da ifade edelim.
09:22Annesinin ismiyle birlikte İbnül Vefa olduğuna dair de bir rivayet söz konusu.
09:27Fakat vefalı bir insan olduğu için de Ebul Vefa dendiğine dair rivayetlerin olduğunu biz bilmekteyiz.
09:35Burada yani yolunuz vefa semtine düşerse Fatih'e geldiğiniz zaman tarihi yarımada da uğrayacağınız en önemli noktalardan bir tanesi Ebul
09:45Vefa Hazretlerinin hem türbesi hem de camisi diyebiliriz.
09:49Burada tabi cami ile alakalı, burada daha önceki bu külliye ile alakalı, hazire ile alakalı bilgileri vermeye çalışacağım.
09:561491 yılında vefat ettiğini biliyoruz.
09:58Fakat vefalı olmakla alakalı sanki birkaç şey konuşsak burada yeridir diye düşünüyorum.
10:05Çünkü vefa bir insanın, bir Müslümanın sahip olması gereken erdemlerden bir tanesidir.
10:12Burada hem kime karşı vefalı olacağız sorusu çok önemlidir.
10:16Burada bir ayrım yapalım.
10:18İnsanın ilk etapta vefalı olması gereken kişi zatıdır.
10:22Yani bir kimse kendisine dair bir vefası söz konusu değilse kendisinden yola çıkarak ailesine, kültürüne, dinine, kendisini yaratan yüce varlığa
10:33karşı da vefalı olması biraz zordur.
10:36Bunu aslında şunu ifade etmek için söylüyorum.
10:39Yani vefa bir erdemdir ve bir insanda ya vardır ya yoktur.
10:43Yani az vefalı veya çok vefalı bir insandan ziyade bir insan ya vefalıdır ya değildir.
10:49Burada ilk etapta insanın kendisine dair zatı evvel olarak kendisine dair bir vefa söz konusuysa bu vefa kendisinden başlayarak etrafına,
11:01arkadaşlarına, ailesine, dostlarına, daha büyük, daha soyut düşündüğünüzde ait olduğu kültür ve medeniyete bir vefa borcu olarak ifade edilir.
11:12Yani burada bizim Türkçemizde kullandığımız vefa borcu da aslında bir borç olarak ifade edilmesi önemli bir noktaya tekabül ediyor.
11:20Çünkü insanın sahip olduğu bir erdem olarak vefayı biz borçla ifade ediyoruz.
11:27Yani bir vefa borcu olarak ben işte vatanıma hizmet ediyorum.
11:31Bir vefa borcu olarak ben sahip olduğum tarihi geleneğe bir borcu ifade ediyorum.
11:38Onlara vefalı olarak. Burada borçla ifade edilmesini şöyle anlıyorum ben.
11:42Borç size ait olmayan fakat onu ödemekle mükellef olduğunuz burada önemli bir noktaya atıf ettiğini düşünüyorum.
11:49Çünkü zaten bana aitse onu bir başkasına vermek durumunda kalmıyorum.
11:55Dolayısıyla borçla ifade edilmiş olması yani bir vefanın vefa borcu olarak bir borç olarak ifade edilmiş olması onun bir başka
12:05insana ait olmaklığı ondan ödünç aldığımızı.
12:09Dolayısıyla onu geri vermekle mükellef olduğumuzu da ifade eden önemli erdemlerden bir tanesidir.
12:34Burada şunu da ifade edelim.
12:36Ebul Vefa Hazretleri'ne geldik.
12:38Fatih'te vefa semtinde vefadan bahsediyoruz ve vefanın aslında İstanbul'da sadece bir semt ismi olmadığını,
12:46bunun bir erdem olduğunu, bugün bizim sahip olmamız gereken aslında bu sahip olarak başkasına adeta bir borç öder gibi ödemek
12:56zorunda kaldığımız
12:57ve bunu bir mükellefiyet olarak ifade ettiğimiz önemli bir erdem olarak ifade ediyoruz.
13:03Bunu niçin yapıyoruz?
13:04Çünkü biz bir tasavvufi olarak aslında insanı kamilin huzuruna geldik.
13:09Ve burada bu insanı kamilin huzurunda tasavvufun insana kazandırmak istediği en önemli erdemlerden bir tanesinin de vefa olduğunu biliyoruz.
13:20Çünkü bir insanda vefa duygusu söz konusuysa yaşadığı topluma, millete, aldığı eğitime, okuduğu kitaplara, ders aldığı hocalarına, yaşadığı semtin tamamına
13:33bir vefası söz konusuysa
13:35bu aslında bu borcu ödemek çok da kolay bir şey değil.
13:38Çünkü insanın nefsine ağır gelen şeylerden bir tanesidir.
13:43Vefa önemli bir erdem olarak bunu ifade etmek bağlamında aslında kolay değildir.
13:48En temelde tasavvufun da bize aslında bahşettiği bizim kendimizi insanı kamil olma noktasında
13:55bu yolculuğun kendisinde kazanmamız gereken erdemlerden bir tanesi olarak tasavvufun bize sağladığı önemli erdemlerden bir tanesidir.
14:04Burada sadece bir kelimenin etimolojisi üzerinden, bir kelimenin ne anlama geldiği üzerinden bir ifade sunmuyorum.
14:14Burada kastettiğim İslam düşüncesinde tasavvufun kendisi insanı bir noktadan alıp başka bir yere götürme yolculuğunun adıdır diyebiliriz.
14:25Çünkü burada Ebul Vefa Hazretleri'nin huzurunda bunu ifade etmek aslında tam yeridir.
14:31Çünkü insan olarak biz insan evladı olarak doğarız, beşer olarak doğarız.
14:35Fakat insan olma yolculuğu bir tekamül gerektiren, bir yolculuğun kendisi olarak da bizim sürdürmemiz gereken önemli yolculuklardan bir tanesidir.
14:45Bu dünyada biz bu yolculuğu nasıl sağlarız?
14:50Elbette nasıl ki okuma yazmayı bir hocadan öğreniyorsak, nasıl ki bugün bir elbise dikmek isteyen birisinin bir ustaya ihtiyacı varsa,
15:01nasıl ki akademide örneğin doktora yapmak isteyen bir öğrencinin, bir akademisyen adayının kendisini süpervize edecek,
15:09kendisine danışmanlık yapacak bir kimseye ihtiyacı varsa, insanın da en temelde mümin olan bir insanın bile daha kamil bir seviyeye
15:20gelmesi için
15:21bir hocaya, bir şeyh efendiye en temelde ihtiyacı olduğunu bize öğreten İslam düşüncesi içerisindeki bilim tasavvuftur.
15:31Burada şunu ifade ediyorum, insan bir tekamül yolculuğundaysa elbette bir yolculukta o yolu sizden önce yürümüş,
15:40o yolu sizden önce yaşamış insanların size bir noktada rehberlik etmesini beklersiniz.
15:46Burada tabii ki çok tartışmalı alanlar, efendime söyleyeyim işte bunun işte sahtesi de var, bir şeyin sahtesi varsa elbette gerçeği
15:55de vardır.
15:55Fakat en temelde kastettiğim şey şudur, bizler bu hayatta tecrübelerimizle bir şeyleri öğrenerek bu tekamülü gerçekleştiririz.
16:05Burada İslam düşüncesi içerisinde bu tekamülün gerçekleştiği en önemli noktalardan, en önemli bilim dallarından bir tanesi tasavvuftur.
16:13Burada bunları niçin anlatıyorum?
16:15Hem vefa kelimesi, hem bir vakıf eseri, hem bizim onu tevarüs etmemiz,
16:19aynı zamanda Şeyh Vefa Hazretlerinin huzurunda bence konuşulması gereken en önemli konulardan bir tanesi buydu.
16:25Çünkü Fatih Sultan Mehmet Hazretleri için, Ebul Vefa Hazretleri ile olan bir menkıbe anlatılır.
16:31Bu menkıbenin aslında gerçekleşip gerçekleşmediğine dair,
16:36Ebul Vefa Hazretlerinin Fatih Sultan Mehmet ile gerçekten hiç görüşmediğine dair rivayetin doğru olup olmadığı tartışmalı.
16:45Fakat birazdan o menkıbeyi anlatacağım.
16:48Bu menkıbeden bizim anlamamız gereken şeyin ne olduğunu da konuşmak istiyorum elbette.
16:52Efendim, anlatılan menkıbeye göre Fatih Sultan Mehmet Hazretleri İstanbul'u fethetmiş,
16:59Ebul Vefa Hazretlerinin yaptırılmış olan bu camiyi kendisine tahsis etmiştir.
17:03Fakat bir gün Ebul Vefa Hazretlerini ziyarete gelir ve bu ziyaret esnasında kapıya kadar gelir,
17:09kapıyı çalar, içeriden bir çocuk çıkar ve sultanı tebdili kıyafet olmasına rağmen tanır.
17:16Sultanım hoş geldiniz, buyurun der.
17:19Burada Fatih Sultan Mehmet'in Ebul Vefa Hazretleri ile görüşmek istediğini ifade eder.
17:25Fakat çocuk içeriye girer, sonrasında Ebul Vefa Hazretlerinin buna müsaadesi olmadığını öğrenir,
17:31tekrar dışarıya çıkar.
17:33Sultanım, Ebul Vefa Hazretlerinin bu konuda müsaadesi yoktur der.
17:37Fatih Sultan Mehmet'in dönüp ağladığı ifade edilir ve hocasına yani lala lala biz koca Bizans'ın surlarını açtık,
17:48o demir kapıları geçtik fakat bir tahta kapıyı geçip bir gönülden içeriye giremedik dediğine dair rivayet söz konusudur.
17:56Bunun üzerine bunu gören o kapıdaki çocuğun, belki de dervişti, o dervişin içeriye gidip Ebul Vefa Hazretlerine bunu söyledikten sonra
18:06Ebul Vefa Hazretlerinin de ağladığına, gözlerinden iki damla yaş aktığına dair rivayet vardır.
18:11Fakat sonrasında dervişan suskun, hepsi susmuş.
18:15Fakat Şeyh Hazretlerine, Ebul Vefa Hazretlerine Fatih Sultan Mehmet gibi
18:20Hazreti Peygamber'in hadisine İstanbul'u fetheden komutan ne yüce komutandır hadisinin
18:26o hadise nail olmuş, o şerefe nail olmuş bir komutanı, bir devlet liderini niçin içeriye almadığı açıkça sorulamamaktadır.
18:36Tekke içerisindeki o adabı da bize anlatan bir menkıbedir.
18:39Fakat menkıbeyi bitirip sonrasında bu menkıbeyi nasıl anlamamız gerektiğine dair de biraz daha konuşacağız.
18:45Burada hiç kimsenin soramadığı yani menkıbe içerisinde şu ifade ediliyor.
18:51Fatih Sultan Mehmet'i içeriye niçin alamadığı, almadığına dair kimse soru soramazken
18:57orada içlerinden birisi Hazret'e niçin almadığını sorar.
19:01Burada Hazret'in cevabı o buranın tadından birazcık almış olsa devlet liderliğini, sultanlığı bırakıp bu kapıdan ayrılmazdı.
19:11Fakat ona orada ihtiyaç var, bize burada ihtiyaç var şeklinde bir şeyi ifade etmiştir.
19:29Şimdi burada bu menkıbeyi biraz sakince düşündüğümde az önce de ifade ettiğim gibi bu menkıbenin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair temel tartışmalar
19:41söz konusu metinlerde
19:42onların ötesinde bir şeyden bahsetmek istiyorum. Önce teknik kısımları anlatayım.
19:47Yani teknik kısımlardan kastım şu, yani Fatih Sultan Mehmet'le Ebu'l Vefa Hazretleri gerçekten hiç görüşmedi mi?
19:53Şimdi muhtemelen 2. Beyazıt dönemine nazaran Ebu'l Vefa Hazretleri'nin hem toplumda hem devlet nazarında Fatih Sultan Mehmet döneminde
20:03çok daha fazlaydı.
20:042. Beyazıt dönemine kıyasla.
20:062. Beyazıt döneminde şunu ifade edebiliriz.
20:09Bazı rivayetlerde Fatih Sultan Mehmet'in cenaze namazını Ebu'l Vefa Hazretleri'nin kıldırdığına dair rivayet var.
20:15Hiç olmazsa 2. Beyazıt'la Fatih Sultan Mehmet'in cenazesinde karşılaştığını varsayabiliriz.
20:20Dolayısıyla yani hem Fatih dönemiyle hem 2. Beyazıt'la hiç karşılaşmadığına dair rivayet söz konusu değildir.
20:26Ve Fatih döneminde elbette 2. Beyazıt'ta nazaran çok daha fazla hem toplumda hem devlet nazarında ilişkilerinin daha sağlam, daha güçlü
20:36bir ilişkiye sahip olduğunu ifade edebiliriz.
20:39Bununla birlikte şunu ifade edelim.
20:42Şöyle bir rivayet de söz konusu.
20:43Bu rivayet şöyle anlaşılabilir.
20:46Yani Ebu'l Vefa Hazretleri'nin şu an tam olarak arkamda aslında burası muhtemelen bir şeyh efendinin odası olarak kullanılıyordu.
20:54Fakat şöyle bir şey söz konusuydu.
20:56Bir rivayete göre Fatih Sultan Mehmet Ebu'l Vefa Hazretleri'ne ziyaret etmek istediğinde Ebu'l Vefa Hazretleri o sırada
21:03çileye çekilmişti.
21:04Yani o sırada o tasavvuftaki o 40 günlük süreçte o yalnızlığa, uzlete çekildiği bir zamana tekabül ettiğine dair bir yorum
21:14yapılabilir.
21:15Fakat menkıbeye geri dönelim.
21:18Biz burada Fatih Sultan Mehmet Hazretleri'nin ziyaretini, Ebu'l Vefa Hazretleri'nin onu kabul etmemesini ve Fatih'in buradan
21:25yola çıkarak aslında adeta tırnak içerisinde bir gönüle girememeyi, reddedilmeyi ifade ettiği o süreci biraz nasıl anlayabiliriz onu ifade ederim.
21:34İlk etapta tasavvufta şöyle bir şey söz konusu.
21:39Aslında o bir hırka bir lokmayı da çilehaneye anlatırken anlatmak istiyorum.
21:42Fakat öncesinde Fatih Sultan Mehmet'in Ebu'l Vefa Hazretleri'ni ziyaret etmek istemiş olması tarihi anlamda çok önemli bir
21:50şeye tekabül ediyor.
21:51Çünkü burada dünyadan adeta elini eteğini çekmiş, zahidliği ahiretle, dünya hayatıyla ahiretin bir dengesi olarak ele aldığımızda
22:02bu hayata bizlerin insanlık mertebesine çıkmak için o tekamülü tamamlamak için geldiğimizi kabul eden ve bununla insan olmaklığı adeta bir
22:14öğreti olarak insanın kamil olma noktasındaki o yolculuğunu tamamlamasında tekkelerin işlevinin çok önemli olduğunu biliyoruz.
22:21Bir padişahın bir tekkeye gelmek istemesi hem tekkenin meşruiyetini sağlar, bu bir hikaye, bir menkıbe olsa bile
22:30hem de oradaki zatın hem İslam'a hem İslam dinine, İslami ilimlere, tasavvufa hakikaten hizmet ettiğine dair de bir düşünceyi
22:40pekiştirir.
22:41Burada önemli olan şey şudur.
22:42İstanbul gibi Doğu Roma'nın en önemli şehrini, aslında en kadim şehirlerden bir tanesini ki Hadis-i Şerif'in referansıyla
22:51önemli olduğunu bildiğimiz bu şehri
22:53fethetmiş olan bir padişahın bir tekkeye bir şeyh efendinin gönlüne girmek istemesi çok önemlidir.
23:01Çünkü sizler dış dünyada dışarıda olup bitenlerle birlikte içerideki halinizi, kendinizi geliştirmek isteyebilirsiniz.
23:10Dolayısıyla yegane hedefin İstanbul'u fethetmek olmadığını Fatih Sultan Mehmet biliyordu.
23:18Bunu Ebu'l Vefa Hazretleri de biliyordu.
23:21Tasavvuftan biraz tat almış herhangi bir insan bu dünyanın gelip geçici olduğunu, bu dünyada sonsuza kadar yaşamayacağını,
23:30dolayısıyla ölümün hak olduğunu, herhangi bir hazirede bir kabrin başına geçtiğimizde evet ben de bir gün öleceğim.
23:37Dolayısıyla öldükten sonra bir hayat söz konusu, oraya nasıl hazırlanabilirim diyen insanların aslında tekke de ölümden sonrası için
23:47hem bu dünyayı mamur etmek hem de ölümden sonrası için var olan gerçek hayat olarak kabul edilen bu hayata hazırlığın
23:57en önemli noktalarından bir tanesi tekkelerdir.
24:00Ve aslında kadim dönemde tasavvufun tekkeleri ve şeyh efendilerinin aslında insanları alıştırdığı,
24:07insanları bu anlamda yetiştirdiği merkezler olarak kabul edilebilir.
24:28Bu merkeze sadece sıradan insanlar, efendime söyleyeyim maddi durumu iyi olmayan insanlar gelmez.
24:36Bu merkeze çünkü bir gün öleceğini biliyor olmak herkesin başında, herkesin masasındaki en önemli sorulardan bir tanesidir.
24:45Bunu bir padişahın üzerinden ifade edilmesi, hele ki o padişahın İstanbul'u fetheden bir padişah olmaklığı
24:53adeta bu menkıbeyi çok önemli yapan noktalardan bir tanesidir.
24:58Burada aslında birinci nokta buydu.
25:17İkinci nokta, bu menkıbedeki ikinci önemli olduğunu düşündüğüm noktada az önce de ifade ettiğim üzere bir tekke ve şeyh efendiyle
25:27olan ilişkide adabı anlatan bir şey.
25:29Şeyh efendi direkt reddetmemiştir, bir çocuk çıkıp söylemiştir ve sonrasında kendisine niçin kabul etmediği direkt sorulamamıştır.
25:37Burada aslında manevi anlamda bir hiyerarşi söz konusudur.
25:41Burada şeyh efendiye her istediğinizi soramazsınız.
25:44Çünkü bir insanın, mutlak anlamda insanı kamil olduğuna inandığınız bir insanın karşısında çok rahat davranamayabilirsiniz diye düşünüyorum.
25:52Çünkü orada soruyu sorması gereken de odur, irşad vazifesiyle görevli olan da odur.
25:57Kendisinin huzurunda gereksiz yere konuşmak adeta sizi yanlışa sürükleyebilinir.
26:03Çünkü bizim Anadolu tabiriyle bizim Türkçemizde şöyle bir ifade vardır.
26:08Zenginin yanında eline yani hesap öderken onun ödemesi gerektiğine dair bir ifade.
26:13Zenginin yanında eline, alimin yanında diline, Arif'in yanında da gönlünüze dikkat ediniz diye böyle veciz bir ifadeye dönüşmüş bir
26:22ifadeyi hatırlıyorum burada.
26:24Çünkü aslında alimin yanında diline, Arif'in yanında gönlüne dikkat etmek niçin önemlidir?
26:30Çünkü alimin yanında bilen bir insanın, bilge bir insanın bu arada bilen, bilge, bilgiç arasında çok temel farklar vardır.
26:40Çünkü biz bilgiç dediğimiz zaman aslında bilmeyi taslayan, çok da bilmeyen, ukala diyebileceğimiz bir şey anlarız.
26:46Ama bilge dediğimizde hem hakim, hikmet sahibi, Arif insanları kastederiz.
26:51Dolayısıyla bu noktada bir Arif'in yanında gönlümüze, alimin yanında dilimize, alim de bilen insan yani bir mesele hakkında emek
27:00vermiş,
27:00yıllarını harcamış ve gerçekten o bilgiyi hayata geçirmiş, pratik hayatta da karşılığı olan bir bilgiye sahip bir insanın yanında dilimize
27:10dikkat etmemiz lazım.
27:11Şunu ifade edelim.
27:12Biz bu menkıbede, menkıbeyi biraz daha açıyoruz, anlamaya çalışıyoruz ve bunu anlamaya çalıştığımız yer Ebu'l Vefa Hazretlerinin huzuru diyelim.
27:20Bu noktada niçin orada gönülle girmenin önemini vurguluyor menkıbe?
27:25Üçüncü nokta da buydu.
27:26Çünkü yere göğe sığmam, mümin kulumun kalbine, gönlüne sığarım şeklinde ifade edilen bir hadis-i şerif söz konusu.
27:35Burada bu hadis-i şerifi İslam'ı hakkıyla bilen, bildiğini yaşayan, yaşadığını samimi ve ihlaslı bir şekilde sürdüren insanların gönlü
27:46hem geniştir
27:47hem de Cenab-ı Hakk'ın tecelli ettiği, tezahür ettiğine inanılan önemli hatta gönül için nazargah-ı ilahidir denilir.
27:57Dolayısıyla Fatih Sultan Mehmed'in Bizans surlarından girmiş olması dış alemi için yani fizik alemi için çok kıymetli ve önemli
28:07bir şeye tekabül edebilir.
28:08Fakat burada bir gönle girmek aslında gönle girmeye çalışmak Fatih Sultan Mehmed için şuna tekabül ediyor.
28:15Yani orada ben bu şehri aldım, bu şehri fethettim fakat bir gönle girmeyi istemek dış alemden iç aleme olan yolculuğunu
28:25da yapmaya çalışmasını ifade ediyor.
28:28Dolayısıyla bizim enkıbeleri sadece evet Fatih Sultan Mehmed geldi, şu an arkamda görmüş olduğunuz türbede yatan zatın kapısını çaldı, içeriye
28:37alınmadı.
28:37Fakat dışarıda tat alıyordu, içeriden bu tadı bir kez tatmış olsaydı bir daha dış dünyaya yani sultanlığa dönemezdi gibi ifade
28:47edilen menkıbeyi kabaca böyle tanımlayabiliriz.
28:50Fakat bunun çok katmanlı bir yapı olduğunu, bizlerin menkıbeleri aslında tek düzey üzerinden okumak yerine, literal okumak yerine çok katmanlı
29:01bir şekilde anlayabileceğimizi de ben burada vurgulamak istedim.
29:06Çünkü hem Ebul Vefa Hazretleri'ne olan vefayla hem Fatih dönemine olan bir vefayı hem tarihin kendisine vakıf eserine olan
29:16vefayı ve bu duyguyu bir borç bildim.
29:19Vefa borcu hissediyorum.
29:20Çünkü bu kültüre, bu medeniyete okuduğum kitaplara Ebul Vefa Hazretleri'nin de bir dönem okuduğu ve benim de kendisinden belki
29:28500 yıl sonra okuduğum bu kitaplara bir vefa borcu olarak bunu da konuşmanın en önemli yerlerinden bir tanesi olarak Ebul
29:35Vefa Hazretleri'nin huzuru diyebilirim.
29:37Şunu da ifade edelim, bu vefa ismini bendeniz çok severim.
29:41Bilenleriniz vardır, 3 yaşında bir oğlum var Allah bağışlasın.
29:45Kendisinin de ikinci ismi vefadır.
29:47Dolayısıyla hem ailesine hem büyüklerine hem bu dünyadaki tevarüz ettiğimiz o tarihe vefalı olmasını talep ettiğim bu niyazda bulunduğum için
29:58ikinci ismini biraz da Ebul Vefa Hazretleri'nden mülhem olarak bu ismi koymuştuk.
30:03Dolayısıyla tarihteki bir nesneye, bir menkıbeye bakarken, tarihi anlarken, tarihi anlamaya çalışırken en temelde bence sahip olmamız gereken duygulardan bir
30:15tanesi, erdemlerden bir tanesi hiç şüphesiz vefadır.
30:19Bugün yolumuz Ebul Vefa Hazretleri'ne düştü.
30:22İstanbul'da tarihi bir semt, bir vakıf eseri, bir vakıf şahsiyet üzerinden anlatacağımız birçok konu vardı.
30:28Fakat caminin tarihiyle alakalı, Ebul Vefa Hazretleri'yle alakalı, çilaneyle alakalı kısımları bir sonraki bölümde konuşacağız.
30:36Bir sonraki bölümde görüşünceye kadar bu şehre, bu kadim şehre, vakıf insanlara, vakıf şahsiyetlere, vakıf eserlerine, kadim kültürümüze vefayla bakmak
30:47dileğiyle.
30:48Hoşçakalın.
31:23M.K.
32:02Vakıf Katılım tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimizi sundu.