- 3 gün önce
TARİHİ YAPILARIN İLGİNÇ ÖYKÜSÜ TARİHTE YÜRÜYEN ADAM’DA
Her köşesinde tarihten izler barından ülkemizin tarihi yapılarına dair bilgiler veren ve geçmişten günümüze uzanan öyküsünü anlatan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, izleyenlerini tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Ahmet Şahin Baykal'ın sunumuyla ekranlara gelen “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, tarihi yapıların yapılış amacı, yapıldığı dönem ve günümüzdeki son durumunu inceliyor ve izleyenleriyle paylaşıyor.
Tarihi sade bir dille anlatan ve sevdiren program “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, geçmişten günümüze bir bağ kurarak birçok döneme tanıklık etmiş tarihi yapılara dair önemli bilgiler aktarıyor ve yapıların çeşitli dönemlerdeki fotoğrafları ile günümüzdeki son durumunu ekranlara getiriyor. Tarihi yapıların inşa edildiği dönemin koşulları, o bölgeye verilen isim, günümüze dek uğradığı değişiklikler ve o dönemde yaşanmış hikayeler tarih meraklılarıyla buluşuyor.
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış dört bir yanı tarih kokan Türkiye’nin, tarihi mirasını ve öyküsünü ekranlara taşıyan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri” her cumartesi saat 16:00’da Ülke TV ekranlarında…
Her köşesinde tarihten izler barından ülkemizin tarihi yapılarına dair bilgiler veren ve geçmişten günümüze uzanan öyküsünü anlatan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, izleyenlerini tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Ahmet Şahin Baykal'ın sunumuyla ekranlara gelen “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, tarihi yapıların yapılış amacı, yapıldığı dönem ve günümüzdeki son durumunu inceliyor ve izleyenleriyle paylaşıyor.
Tarihi sade bir dille anlatan ve sevdiren program “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, geçmişten günümüze bir bağ kurarak birçok döneme tanıklık etmiş tarihi yapılara dair önemli bilgiler aktarıyor ve yapıların çeşitli dönemlerdeki fotoğrafları ile günümüzdeki son durumunu ekranlara getiriyor. Tarihi yapıların inşa edildiği dönemin koşulları, o bölgeye verilen isim, günümüze dek uğradığı değişiklikler ve o dönemde yaşanmış hikayeler tarih meraklılarıyla buluşuyor.
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış dört bir yanı tarih kokan Türkiye’nin, tarihi mirasını ve öyküsünü ekranlara taşıyan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri” her cumartesi saat 16:00’da Ülke TV ekranlarında…
Kategori
📺
TV ve DiziDöküm
00:00Vakıf Katılım, tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimizi sunar.
00:30İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:00İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:30Aslında birkaç bölüm öncesinde bizler Fatih Camii'ni anlatırken şu soruyu sormuştuk.
01:36Tarihte var ola gelmiş bir olayı, bir olguyu, bir vakıf eserini nasıl anlayabiliriz?
01:42Bu sorunun cevabını aslında o bölümlerde şu şekilde ifade etmiştik.
01:46İnsan bir vakıf eserini ve bir olayı, bir olguyu, tarihte var olmuş bir şahsiyeti veya anlamak istediği o her ne ise onu ancak sevdiği kadar anlayabilir.
01:59Burada bu sevgi aslında emek isteyen bir şey.
02:03Bu yüzden bizim yolumuz her Fatih'e düştüğünde biz bu sevgimizi ifade etmek adına Fatih Camii'ne uğramaktayız.
02:10Çünkü Fatih Camii'ne uğramak aslında bu semte geldiğimizde sıradan bir ibadetgaha yani tarihte var olmuş ve ecdadın yaptırmış olduğu herhangi bir camiye uğramak gibi değildir.
02:22Çünkü bizler burada bu camiye uğrayarak aslında tarihin belli bir döneminde inşa ettirilmiş, aynı zamanda günümüze kadar aktarılmış, ecdadın bize miras bıraktığı, bizim tevarüs ettiğimiz tarihin bütününden bize kalan en önemli eserlerden bir tanesini.
02:40Hem bu eserin kendisine bir yolculuk yapmaktayız ve aynı zamanda bu eserin bize anlatmak istediğini de anlamak için tarihin bir köşesinde durmak ve orada durup düşünmek için bir lokasyon olarak Fatih Camii'ne gelmekteyiz.
02:56Bugün burada bir vakıf eseri olarak Fatih Camii'ni anlama çabası içerisindeyiz.
03:02Tarihte çıkmış olduğumuz yolculukta biz aslında bir anlama çabası içerisinde olduğumuzdu bütün programlar içerisinde söylemekteyiz.
03:09Peki bugün, bu hafta Fatih Camii'nde neyi anlamak için yola çıktık?
03:14Daha önceki programlarda ifade etmiştik.
03:16Camilerin bütün müştemilatıyla, bütün bileşenleriyle, vakıf eserlerinin tamamında aslında bütünlüklü olarak caminin bir vakıf eserinin bütün bileşenleriyle anlamaya çalıştığımızda bize bir dünyanın kapıları açılır.
03:31Bu dünyanın kapıları içerisinde de şunu ifade edebiliriz.
03:34Bu dünya içerisinde hiç şüphesiz cami hazireleri mevcuttur.
03:39Cami hazireleri bizlere aslında tarihin bir çeşit kimliğini, oradan geçen insanların hüviyetini, orada kimlerin yaşadığını ve aslında bundan sonra da kimlerin yaşayacağını da ifade eden hatıra defterleri gibidir.
03:55Bugün burada biz Fatih Camii'nde Fatih Sultan Mehmet'in türbesi ve hemen yanı başındaki hazireyi aslında ziyarete geldik.
04:04Burada bu hazireyle beraber hazirenin orada yatan zatlardan birisiyle tanıştıracağım sizi bugün.
04:10Bizim için ne ifade ettiği, bugün anlam dünyamıza ne tür katkıları olduğunu ve sadece tarihte yapılmış, inşa ettirilmiş, başlı başına binanın, taşların üst üste konmasıyla yapılmadığını,
04:25aynı zamanda gönül dünyamızı da inşa eden insanların bu vakıf eserlerinden, buralardan geçerek bu eseri, bu mekanı bizim için hala önemli kıldığını göstermek için buradayız.
04:37Dolayısıyla gelin hep beraber bugün biraz Fatih Camii'ni, Fatih Sultan Mehmet'i, türbesini, hazireyi birlikte anlamaya çalışalım.
04:46Bu hazirede bugün bizleri bekleyen çok önemli bir şahsiyet mevcut.
04:51Sizi onunla tanıştırmak için sabırsızlanıyorum.
05:07İstanbul aslında Osmanlı padişahlarının, sultanlarının, türbelerinin en fazla olduğu şehirdir.
05:22Elbette payitaht olmaklığıyla birlikte bunu çok doğal bir durum olarak karşılamaktayız.
05:27Bununla beraber 36 padişahın yaklaşık olarak 30 tanesinin türbesi İstanbul'da bulunmakta.
05:336 tanesinin yani ilk Osmanlı padişahlarının, türbelerinin ilk örneği aslında Bursa'da mevcuttur.
05:40Dolayısıyla sonrasında İstanbul'da ilk türbeyi yaptıran kişinin de biz Fatih Sultan Mehmet olduğunu biliyoruz.
05:47Ak Şemseddin'in himmetiyle Eyüp Sultan'ın yani İstanbul'un aslında bir yerde gerçek sahibinin Eyüp Sultan olduğunun farkında olarak ilk türbe olarak onu yaptırmıştır.
05:57Fakat biz şunu da bilmekteyiz.
06:00Bazı padişahların özellikle önemli yükselme devri padişahları diyebileceğimiz padişahların türbeleri camilerin ön tarafında yani kıble tarafında mevcuttur.
06:10Bunun en güzel örneklerinden bir tanesi arkamda bulunan şu an Fatih Sultan Mehmet'in türbesidir.
06:15Buna başka örnekler de verilebilir.
06:172. Beyazıt'ın türbesi de caminin kıble tarafındadır.
06:20Bununla beraber Süleymaniye Camii'nin önünde de Kanuni Sultan Süleyman'ın türbesinin yani kıble tarafında onun türbesinin olduğunu biz bilmekteyiz.
06:29Fakat bunlar dışında bazı padişahların türbelerinin birlikte olduğunu biliyoruz.
06:34Burada aslında ifade etmek istediğim en temel şey şu.
06:37İstanbul'da padişahların yani kendilerinin yaptırdıkları camilerin yanında defnedilmeleri bir vakıf kültürü olarak türbelerin caminin hemen önünde yani kıble yönünde olması aslında önemli bir şeyi ifade etmektedir.
06:53Burada kendi adına yaptırmış oldukları cami bir önemi haizdir.
06:58Bununla beraber vefat ettiklerinde defnedildikleri yer genelde camilerin ön tarafı yani kıble tarafları.
07:04Burada vakıf kültürü olarak türbeler, türbedarlar, caminin kendisi vakıf bir külliye eseri olarak vakıf hem şehri dönüştürmüş aslında şehri bir anlamda imar ettirmiştir.
07:17Burada az önce de söylediğimiz üzere caminin hemen yanı başında bulunan onunla birlikte inşa ettirilmiş olunan ve zamanla bazen 15-16. yüzyılda inşa ettirilmiş olan bir vakıf eserinin yanında biz 19. yüzyılda şekillenmiş bir hazire görmekteyiz.
07:33Bugün burada Fatih Sultan Mehmet'in türbesinin hemen yanında bulunan bu hazirede bir zatı ziyaret edeceğimizi aslında biraz da 1920'de vefat etmiş olan bu zatla beraber bir vakıf kültürünün bir vakıf şahsiyet üzerinden bir alim ya da arif zat üzerinden nasıl devam ettiğini de burada görmekteyiz.
07:53Bu çok önemlidir dediğim şey aslında bir yandan da türbe kültürüyle bu türbelerin kendisiyle birlikte vakıf eserlerinin adeta yaşatıla geldiği, günümüze aktarıldığı bu zatlar üzerinden bize neler ifade ettiğini de hep birlikte görmekteyiz.
08:09En nihayetinde söylemek istediğimiz şey aslında şu, cami bir vakıf eseri olarak, bir külliye olarak, haziresiyle, bütün müştemilatıyla tarihin bir vesikası, tarihin açık defteri olarak hala İstanbul'un her köşe başında bizim için okunması gereken bir kitaptır.
08:28Yani burada bir vakıf eserinin kendisi inşa edildiği dönem, inşa ettiren padişah ya da sultan, onunla birlikte hazirede metfun bulunan insanlar aslında tarihin bir vesikası olarak arşivde bulunan bir vesika kadar bizim için değerlidir.
08:45Hem tarihçi anlamında söylüyorum bunu, hem de bunu araştırmaya çalışan, bunu anlamaya çalışan bir insan olarak söylüyorum, önümüzde her zaman var ola gelmiş ve anlaşılmayı, okunmayı, yaşatılmayı bekleyen önemli unsurlardır diye düşünmekteyim.
09:00Biz aslında şunu da ifade edebiliriz, bir vakıf eserini ziyaret ettiğimizde, yani Fatih'e yolumuz düştüğünde, burada bir yolculuk yaptığımızda sadece tarihin küçük bir noktasında bir camiyi ziyaret etmenin ötesinde tarihin kendisini orayı anlamaya çalıştığımız önemli bir noktayı da ziyaret etmiş bulunmaktayız.
09:21Peki, burada şunu da ifade edelim, hazire dedik, yani modern dönem için söyleyecek olursak, yani günümüzde en nihayetinde şunu söyleyelim, ölüm bugün modern insan için adeta bir yok oluş gibi algılanıyor.
09:35Fakat bunu aşmayı başaran mütefekkirler, önemli alimler, önemli arif zatlar vardı.
09:41İslam dilinin en temel konularından bir tanesi, Kur'an'ın da aslında ciddi bir yekün tutan, ciddi yani epeyce bir ayetin bu konuda indiğini biz biliyoruz.
09:51Nedir o? Ahiret inancı.
09:53Yani ölümün bir son olmadığı.
09:55Fakat modern dönemde böyle bir kaygıyla yaşıyor modern insan.
09:59Yani şehrin insanı aslında en temelde şöyle bir kaygıyla yaşamakta.
10:04Biz ölünce yok mu olacağız?
10:05Hazireler aslında ölümden sonra bir hayatın var olduğunu, modern öncesi toplumda, klasik bir Türk şehrinde, bir Osmanlı şehrinde bize şunu ifade ediyor.
10:16Ölümden sonra bir hayat var.
10:17Burada bir vakıf eseriyle bunun bağlantısını kurduğumda şöyle bir şey hissediyorum.
10:23Ölüm ve hayatın modern öncesi dönemde birlikte algılandığı, yani birbirinin adeta mütemmim cüzü olduğu,
10:30hayatın yani şu an içerisinde bulunduğumuz varlığın kendisi ahiret hayatı için bir tarla olduğu,
10:35ölümün bir son olmadığını ifade eden vakıf eserlerinin neredeyse tamamında camilerde, camilerin hemen kıble tarafında bulunan türbelerde ve caminin bahçesinde bulunan hazirede biz bunu görmekteyiz.
10:49Peki ölüm bir son değilse nedir?
10:52Bu hazireler bize neyi anlatmaya çalışmakta?
10:55Biz bunları nasıl anlayabiliriz diye düşündüğümde de aslında biraz cümlenin, kelimenin ve burada dilin kendisi yardım etmekte.
11:02Çünkü şuradan meseleyi ele aldığımda ben, yani birisi öldüğünde bunu Türkçe'de biz nasıl ifade ederiz?
11:10Birden fazla kelime, birden fazla kelime öbeği, söz öbeği adeta dilde oluşa gelmiş yılların birikimiyle o dilin içerisinde birden fazla örnekliğini görmekteyiz.
11:23Yani birisi için sadece öldü demeyiz, ölüp gitti demeyiz.
11:26Bunun en amiyane tabirle olumsuz anlamı çağrıştıracak olan kelimeleri de mevcut.
11:32Fakat alim bir zat için veya arif bir zat için hakka yürüdü deriz mesela.
11:37Veya merhum deriz.
11:38Yani Allah'ın rahmetine kavuşmuş insan deriz.
11:41Salt öldü demeyiz.
11:43Veya büyük bir zat için dünyasını değiştirdi deriz.
11:46Burada ben şunu anlıyorum.
11:48Yani dünyasını değiştirmek bir odadan başka bir odaya geçmekliğini ifade ediyor.
11:53Bütün bu kelime öbekleriyle beraber ölümün kendisini farklı ifade etme biçimlerini dilin kendisinde görmekteyiz.
12:01Bunlar sadece estetik olarak ya da dilin kendisinde yani böyle bunu edebi olarak ifade etmenin ötesinde bir hayat anlayışı, bir varlık anlayışı.
12:12Hem bilgi felsefesi anlamında hem de varlık felsefesi anlamında burada yaşayan insanların Müslüman bir toplumun ölümün nasıl algıladığını da ifade eden kelimeler, cümleler olarak algılamaktayım.
12:25Çünkü bugün burada size anlatmak isteyeceğim zatın vefat tarihini Ebced hesabıyla tarih düşünmüş hali şuydu.
12:33Gitti Gülzar-ı Cemal'e Piri Efrad-ı Cihan.
12:36Burada yani Gülzar-ı Cemal'e gitmeklik onun vefatını ifade ediyor.
12:41Hem edebi hem de aslında öte dünyaya dair Müslümanların hayatı nasıl algıladığı, ölen şahsiyet için, büyük zat için ne düşünüldüğü, onun nasıl algılandığı da burada çok önemlidir.
12:54Yani Gülzar-ı Cemal, Gülzar burada Farsçadan dilimize geçmiş, bizim edebi metinlerde karşımıza çıkan aslında gül bahçesi demek.
13:03Yani vefat eden birisi için biz en temelde ölümünü gül bahçesine gitmeklikle ifade ediyoruz.
13:09Burada dilin kendisi hem estetik ifade olarak hem de hayatı algılayış, varlığın kendisini nasıl kavradığımız, burada hani bir bilgi felsefesi olarak bile yani gitti Gülzar-ı Cemal'e, burada bir cennet tasviri gibi bir şeyden bahsediliyor.
13:26Bu çok önemli. Yani bizim aslında kavram dediğimiz şey kavrayabildiğimizin kavramını oluşturabiliriz.
13:34Dolayısıyla kavrayamadığımızı da hem kıyasla hem metaforla edebi ifade olarak da anlatmaya çalışırız.
13:42Dolayısıyla cenneti görmedik. Fakat cennet tasvirlerinden biz orayı kimisi için gül bahçelerinden bir bahçe, bir çiçek, bir uğrak noktası olarak da ifade ediyoruz.
13:53Burada yani ölümün kendisini nasıl ifade ettiğimiz aslında çok önemlidir.
13:58Dolayısıyla hem kelime düzeyinde hem dil düzeyinde hem onu algılayış biçimimiz olarak öte dünyaya dair birinin vefat etmiş olması, hakka yürümesi, Gülzar-ı Cemal'e gitmesi,
14:10bununla birlikte bunu nasıl ifade ettiğimiz aynı zamanda bizim için hazirelerin önemini de göstermekte ve bir vakıf eserini nasıl anlamamız gerektiğine dair de bizlere çok şey ifade etmekte.
14:22Bugün burada bu hazirenin bütün bu anlam dünyasıyla birlikte, bütün bu kelimelerle, dilde oluşturmuş olduğu sembolizmle birlikte bizim için ne ifade ettiğini bilmekteyiz.
14:32Bununla beraber hemen yanı başımda görmüş olduğunuz Fatih Sultan Mehmet Türbesi'nin yanında bir hazire mevcut ve bu hazirede plevne kahramanı Osman Paşa'dan tutun.
14:41Birazdan anlatacağım Ahmet Amiş Efendi'ye kadar.
14:44Osmanlı'nın son döneminde 1920'de vefat etmiş olan bu zat, burada Fatih Türbedarlığı yapmış, uzunca sene burada hizmet etmiş bir mübarek bir zat diyebileceğimiz insanların da burada metfun olduğunu biz bilmekteyiz.
14:59Gelin hep beraber hazirenin detaylarına birlikte bakalım.
15:14Fatih Cami'nin haziresi bu dönemde tadilatta ve restorasyonda diyebiliriz.
15:23Dolayısıyla hazirenin detaylarını şu an gösteremiyoruz fakat şu bilgiyi de aldık onu sizinle paylaşalım.
15:29Mayıs ayında bu restorasyonun, bu tadilatın bitmesi beklenmekte.
15:33Aslında İstanbul'da çok fazla ziyaret edilen türbelerden ve hazirelerden bir tanesi.
15:38Az önce de söylediğimiz gibi burada çok fazla önemli zatlar hem devlet erkanından hem de meşayihten hem alim hem arif zatların burada metfun olduğunu biz bilmekteyiz.
15:50Şunu da ifade edelim.
15:51Burada Ahmet Amiş Efendi'nin kim olduğunu kısaca ifade etmek istiyorum.
15:56Ahmet Amiş Efendi Osmanlı döneminin son döneminde Tuna vilayetine bağlı Tırnova köyünde dünyaya gelmiştir.
16:021807'de doğmuş olan bu zat ilk olarak medrese tahsilini orada yapmış ve sonrasında orada Sıbyan Mektebi'nde hoca olarak da görev yaptığı bilinmektedir.
16:13Fakat sonrasında Kuşadalı İbrahim Efendi, Ömer Halveti Efendi ile birlikte tanışıklığından dolayı aslında Şabaniye koluyla yani Şabaniye tarikatıyla bir şekilde intisap etmiş ve oradan yolu çizilmiştir.
16:26Bir dönem İstanbul'a gelmiş gitmiş fakat bir tabur komutanı olarak da Kırım Savaşı'na katıldığını biz bilmekteyiz.
16:33Fakat bu zatı muhteremi önemli yapan noktalardan bir tanesi de şudur.
16:38Onun arif bir zat olması aslında birden fazla tarikattan teberrükende olsa icazet almış olması, şeyhlik almış olması onu önemli kılmaktadır.
16:48Bunlar içerisinde şu anda Süleymaniye Camii'nde Kanuni Sultan Süleyman'ın türbesi yanında bulunan Gümüşhaneli Ahmet Ziyahuddin Efendi yani bugün Kanuni Sultan Süleyman'ın türbesinin yanında bulunan Süleymaniye Camii'nin bahçesinde metfun bulunan Nakşibendiye'nin Halidiye koluna mensup bir şeyh efendiden de aynı zamanda icazet almıştır.
17:09Fakat bununla beraber şunu da ifade edelim. Üsküp'te bizzat yüz yüze tanıştığı, Ruberu tanıştığı dönemin Melami şeyhlerinden birisi bulunan Seyyid Nur-ül Arabi'den de icazet aldığı yani kendisine Melamelik, Melamilik tacı da giydirildiğini biz bilmekteyiz.
17:26O günden sonra aslında Melami olarak anılmasının sebebi de budur.
17:30Hem meşrep olarak da kendisinden önce el aldığı Nakşilik, Nakşiliğin Halidi kolu veya o dönemde Şabaniye tarikatı dediğimiz Şeyh Şabani Veli'den gelen o noktada bütün tarikat ritüellerini, o usullerini kendince harmanlayıp farklı bir metot da ortaya koyduğu için aslında büyük Melami bir şeyhi olarak da anılmaktadır.
17:53Fakat burada onun kendisine has bir öğretisi olduğunu da ifade edelim.
17:58Birden fazla talebe yetiştirmiş, çoğunlukla en azından teberrüken diyebileceğimiz icazet olarak da Nakşilik, Nakşilikten aldığı o tarikat silsilesine devam ettirmiş ve çok fazla talebe yetiştirmiştir.
18:13Ahmet Amiş Efendi yaklaşık olarak 113 yıl yaşamış bir piri fani olarak İstanbul'da ikinci gelişinden sonra burada Fatih Türbe darlığı yapmıştır.
18:21Fakat şunu da söyleyelim, bu ömrünün, ahir ömrünün neredeyse tamamını uzunca bir süre Fatih Türbe darı olarak geçirmiştir.
18:30Burada Ahmet Amiş Efendi'yi önemli kılan noktalardan, en önemlilerden bir tanesi de şudur.
18:35Onun Fatih Türbe darlığı yapmış olması, Fatih'te sert türbe darlık makamına gelmesi,
18:41ömrünün büyük bir kısmını burada Fatih Sultan Mehmet'in türbesinde hizmet ederek geçirmesi ve vefat ettiğinde de bu caminin, Fatih Camiinin haziresine defnedilmesi bizim onu anlamak için yola çıktığımız bu noktada aslında kendisini ziyaret etmemizin de asıl sebebini teşkil etmektedir.
18:59Biz şunu bilmekteyiz, Ahmet Amiş Efendi kendisinden sonra yazılı bir eser bırakmamıştır.
19:04Fakat onun sohbetinde bulunan, onunla birlikte onun derslerinde devamlı olarak onu ziyaret eden zatların aldığı notlardan kendisine ait sözleri bilmekteyiz.
19:15Fakat 2025 yılının Aralık ayında kendisinin ona ait olan sohbetlerde dinleyenlerin, o bahsettiğimiz zatların ondan duyduklarının not almaları ile birlikte bunun aslında müstakil bir eser olarak da 2025'in Aralık'ında basıldığını ben gördüm.
19:31Baştan sona oturup okudum çünkü uzunca bir zaman Ahmet Amiş Efendi'nin sözlerini parçalı olarak diyebileceğim,
19:39birden fazla kendisinden ders almış, onun tedrisatından geçmiş zatların sohbetlerinde, kitaplarında bir şekilde bahsediliyordu.
19:47Fakat baştan sona bütünlüklü olarak Ahmet Amiş Efendi'nin sözlerini bir araya getiren bu kitabı okuduğumda Fatih Camii'ni bir vakıf eseri olarak anlattığımızda aslında hazire kısmının eksik kaldığını,
19:58dolayısıyla burayı tekraren en azından Ahmet Amiş Efendi özelinde konuşmak istediğimizi belirtmiş olalım.
20:04Burada Ahmet Amiş Efendi'yi konuşurken az önce de söylediğim gibi kendisi müstakil bir eser bırakmamış fakat onun sözleri derlenmiş ve toplanmış.
20:13Kelimat Amişnameler olarak Aralık ayında basıldı.
20:17Bu kitabın özelliği şu, kendisini dinleyen insanların aldığı notlar.
20:21Fakat ben bu kitabı okuduğumda çok önemli noktaları yani benim kalbime, anlam dünyama, hayata bakış açıma etkileyebileceğini söylediğim bazı cümleler okudum.
20:32Bu cümleler hem onun tasavvuf anlayışını, hem insana bakışını, hem dinin özünde insanın neye tekabül ettiğini hep birlikte aslında bunları anlamaya çalıştım.
20:43Ve bir bölüm daha en azından Ahmet Amiş Efendi'yi anlama noktasında Fatih Camii'nin ziyaret edilmesi gerektiğini en azından hissettim.
20:51Ve burada bugünkü yolculuğumuzda Ahmet Amiş Efendi'nin misafiri olduk.
20:55Fatih Camii'nde bir vakıf eserinde Fatih Sultan Mehmet'in türbesinde türbedarlık yapmış, uzunca süre burada hizmet etmiş, önemli bir şahsiyeti tanımak şu açılardan önemli.
21:06Yolunuz Fatih semtine düştüğünde, Fatih Camii'ne geldiğinde önce Fatih Sultan Mehmet'i ziyaret edebilirsiniz.
21:12Ardından bir tarih vesikası olarak Hazire'yi ziyaret ettiğinizde orada yatan hemen yanı başında, şu anda tadilatta olduğu için aslında birçok zatı, muhteremi orada göremiyoruz.
21:23Fakat Mayıs ayında bitecek olan bu tadilat ve restorasyondan sonra bu zatları ziyaret edebilirsiniz.
21:29Dolayısıyla biz bugün burada hem onu ziyaret ettik, hem bir vakıf eserini hem de restorasyonla, tadilatla birlikte günümüzde devam eden, devam edecek olan bu vakıf eserlerinin de önemini bir kez daha vurgulamış oluyoruz.
21:44Burada amişlameler yani kelimat çok yakın bir dönemde yani çok kısa bir süre önce çıkmış olan bu kitabı okuduğumda görmüş olduğum birkaç tane cümleyi yani bir piri fani, bir melami şeyhinin, bir arif zatın onun sözlerinin bize ne anlam ifade ettiğini bu kitapta görmüş oluyoruz.
22:02Beni en azından derinden sarsan, bakış açımı değiştirdiğine şahit olduğum birkaç cümlesini, onun birkaç güzel sözünü sizinle paylaşmak istiyorum.
22:12Bunlardan bir tanesi, beni en çok etkileyen noktalardan bir tanesi şuydu, yeni bir gömlek dahi giyseniz iki rekat namaz kılınız.
22:20Şimdi bu aslında çok basit bir cümle gibi görülebilir fakat yeni bir şeye sahip olduğunuzda ona şükrün bu derecede bilincin şükre eşlik etmesini ben görmekteyim.
22:32Yani bunu şunun için ifade ediyorum, bugünkü dünyada yaşadığımız dünya içerisinde aslında çok fazla nimete sahibiz fakat bu nimete sahip olmaklığımız,
22:42aynı derecede bir bilincin eşlik etmediğini ben bu cümleyle aslında onu fark ettim.
22:49Yani modern dönem insan için bu derecede bilince sahip olmayan biz insanlar için diyelim bu kadar büyük bir bilinç,
22:56onun yaratıcıyla olan ilişkisini adeta tek cümlede Hazret bize özetlemiş diyebilirim.
23:03Bir başka cümlesi aslında bunun çok yaygın olduğunu biliyorum ama yine de anlaşılması açısından tekrar etmek istiyorum.
23:11Ahmet Ahmiş Efendi der ki bir şeyin olması ya da olmaması sizin için değişiklik yani bir farklılık arz ediyorsa henüz eksiksiniz, nakıtsınız diyor.
23:20Yani bir şeyin olması ya da olmaması bizim için nasıl aynı derecede eşit olabilir?
23:26Bunu da herhalde o mertebeye gelmeden, bu zatların baktığı yerden bakmadan,
23:32onların kemal seviyesine erişmeden anlayabileceğimiz şeyler olmadığını düşünmekteyim.
23:37Bir başka sözü de yine aynı kitaptan okuduğumda bir dervişinin, bir yoldaşının diyelim kendisinden uzak kaldığı için uzunca süre bir hüzün hasıl olmuş.
23:50Ağlamaklı, bir iki sefer böyle ağlamaklı ve Hazret'e gelir, Hazret de ona ya niye ağlıyorsun?
23:56Helvacı helvaya şeker katacağı zamanı bilir demiş.
23:59Şimdi burada yine bir melami meşrep bir zatın, bir tasavvuf erbabının yani hak yolunun mürebbiyelerinden bir tanesinin varlığın varlığı yaratanla olan ilişkisini aslında özetlediği bir şeydir.
24:15Burada Ahmet Ahmiş Efendi yani sadece Fatih Camii'nin haziresinde yatmamakta.
24:20Aynı zamanda bu yolun devamında olan hayata tasavvufi bir noktadan bakan derviş meşrep insanlar için bir örneklik teşkil etmekte.
24:28Onun sözleri de aslında bu hakikatin devam ettiğini gösteriyor.
24:32Burada helvacı helvaya şekeri katacağı zamanı bilir.
24:36Yani sen niçin hüzünleniyorsun?
24:38Onun, o şekerin yani senin şu anki hüznünü alıp o şekeri helvanın içerisine katacak olan bir zatla olan ilişkisini,
24:45Cenab-ı Hakk'ın varlıkla olan ilişkisinin aslında kavrama düzeyini de biz bu cümleyle görmekteyiz.
24:51Yine kendisinin bu kitaptan okuduğum çok güzel bir cümlesi var.
24:55Yine beni derinden sarstığına inandığım, hakikaten o kitabı okuduktan sonra unutamadığım bir şey.
25:00Malumunuz ben bir akademisyenim ve derslere giriyorum.
25:03Elbette öğrencilerle bir diyaloğumuz, bir ilişkimiz söz konusu.
25:07Okuduklarımızı onlara aktarıyoruz.
25:09Ahmet Ahmiş Efendi diyor ki,
25:11Karşına gelip oturan her talebeyi kendinden daha büyük ve daha üstün bilmelisin.
25:15Bu bakış açısı aslında kemal noktasında kendimizin nerede olduğunu görmemizle doğrudan alakalıdır diye düşünüyorum.
25:24Yani her bir eğitimcinin karşısına oturan talebelerin kendisinden daha büyük olduğunu, daha kıymetli olduğunu ifade ediyor.
25:32Bunu nasıl anlayabiliriz?
25:34Ben bu soruyu sorduğumda şöyle bir cevap buldum.
25:35Yani ortada bir hakikat var.
25:40Varlığın kendisinin de bir hakikat söz konusu.
25:43Fakat oraya gelen talebe, o ister ilim yolcusu olsun, ister irfan yolcusu olsun, ister üniversitede bir öğrenci olsun.
25:49Bunu kendimizden çok uzaklaştırmayalım.
25:51Hakikate yönelmek de en az hakikat kadar değerlidir.
25:55Dolayısıyla ben burada karşınıza gelip oturan bir talebenin sizden daha değerli olduğunu vurgulaması,
26:01ben de hakikate yönelmenin de çok kıymetli olduğunu,
26:06dolayısıyla oradaki talebeleri büyük görmenin hakikate yönelmek gibi algılanması gerektiğini en azından ben öyle algılıyorum.
26:13Ve bunu da bir çeşit düstur edindim diyebilirim.
26:17Bir başka sözü yine kitap hakikaten incilerle dolu.
26:21Ahmet Amiş Efendi'yi tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.
26:24Bu konuda nasip dar olduğumu düşünüyorum.
26:26Bir başka cümlesi şu, Cenab-ı Hakk'ın tecellisi yani isimlerinin ve sıfatlarının tecellisi insanda söz konusudur.
26:34Rahman sıfatının annede, Rezak sıfatının da babada tecelli ettiğini ifade etmiştir.
26:40Burada aslında çok güzel bir şeye de temas ediyor.
26:43Çünkü annelik, ana rahmi, Rahman'la olan ilişkisi çok önemli.
26:48Dolayısıyla bu cümlenin kendisi de modern dönemde yaşayan bizim zihin dünyamızın çok böyle bulanık olduğu bir dönemde benim için bir ışık olmuştu adeta.
26:58Bir başka sözü elbette tasavvufla, melamilikle, şabaniye koluyla, tarikatla, marifetle ilişkisi.
27:06Onun en azından teolojiyle kelamda ilk etapta zıt görünen noktaları burada ifade etmeyeceğim.
27:13Fakat şunu ifade etmek istiyorum, bu cümlesi de benim açımdan bir arif zatın, bir kemal sahibi bir zatın hayata nasıl baktığıyla alakalı bende müthiş bir duygu uyandırmıştı.
27:26O cümle şudur, olan olmuştur, olacak olan da olmuştur.
27:30Dolayısıyla artık başka bir şey olmayacak.
27:32Yani burada bütün bu cümlenin kendisi hayatla, varlıkla olan ilişkisini ifade etmede çok kıymetlidir diye düşünüyorum.
27:41Bir başka noktayı da şurada ifade edeyim.
27:44Bizim için Cumhuriyet'in ilk dönemi, Osmanlı'nın son dönemindeki önemli zatlardan birisi, babanzade Ahmet Naim'dir.
27:50Ahmet Naim Bey'in aynı zamanda kayınpederidir Ahmet Amiş Efendi.
27:54Kendisinin tedrisatından geçen çok fazla zatı muhterem vardır.
27:57İstanbul'da bir vakıf kültürünü devam ettirmek sadece Fatih Camii'nin taşlarını, burada daha önceki programlarda ifade ettiğimiz birden fazla depremden dolayı tadilat, restorasyon geçirmiş bir mabetten bahsediyoruz.
28:12Bir vakıf kültürünü, bir vakıf eserini devam ettirmek sadece bu yapıya veya bu yapılara dikkatli bakmak, onları korumak anlamına gelmiyor.
28:20Cami haziresinde yatan arif bir zatın sözlerini bizim bugün kendimizi tanıma noktasında, kendini tanıma okulu diyebileceğimiz tasavvuf noktasında da bize yol gösterdiğini,
28:32buradan geçerken Fatih Camii'nden buradan yolunuz buraya düştüğünde Ahmet Amiş Efendi'ye üç ihlas bir fatiha veya vakti olan için oturup bir Yasir-i Şerif okumak,
28:43aslında bu vakıf kültürünü devam ettirmenin bence en önemli göstergelerinden bir tanesidir.
28:49Muhteşem bir hava var İstanbul'da. Bugün Ahmet Amiş Efendi'yi ziyaret ettik.
28:54Aslında o bizim onu ziyaret etmemizi istedi diyebiliriz.
28:59Çünkü hakikatten nelerin olduğunu kemale ermemiş olan bizler için bence bilmemekteyiz.
29:05Dolayısıyla onun bizi çağırdığına inanıyorum.
29:08Bir vakıf eseri olarak, bir vakıf şahsiyet olarak Fatih Sultan Mehmed'in türbesinde, türbedarlık yapmış,
29:15113 yıl yaşamış, İstanbul'da Fatih için Fatih İstanbul'un Medine'sidir sözünü söylemiş bir zatı ziyaret ettik.
29:23Sizin de yolunuz Fatih Camii'ne düşerse, burada bir vakıf kültürünü, vakıf eserini,
29:28İslam'da birden fazla katmanlı boyutu olan bu dinin kendisini vakıf kültürü üzerinden,
29:34vakıf şahsiyetler üzerinden, arif bir zat üzerinden anlamak isterseniz,
29:39Fatih Camii'nin haziresine uğramanızı, İstanbul'u buradan teneffüs etmek babından birkaç dakika geçirmenizi kesinlikle öneririm.
29:48Muhteşem bir gün, muhteşem bir hava ve Ahmet Amiş Efendi'yi konuştuğumuz için gerçekten nasiptar olduğumuzu düşünüyorum.
29:55İstanbul'a, vakıf eserlerine, bu güzel şehre, bu arif zatlara, bu alim zatlara,
30:01bütün erkanıyla beraber tarihin bize bıraktığı bütün bu mirasın kendisine hoşça bakmanız dileğiyle.
30:25İzlediğiniz için teşekkür ederim.
30:55İzlediğiniz için teşekkür ederim.
31:25Vakıf katılım tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimizi sundu.
Yorumlar