Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 ay önce
TARİHİ YAPILARIN İLGİNÇ ÖYKÜSÜ TARİHTE YÜRÜYEN ADAM’DA

Her köşesinde tarihten izler barından ülkemizin tarihi yapılarına dair bilgiler veren ve geçmişten günümüze uzanan öyküsünü anlatan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, izleyenlerini tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Ahmet Şahin Baykal'ın sunumuyla ekranlara gelen “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, tarihi yapıların yapılış amacı, yapıldığı dönem ve günümüzdeki son durumunu inceliyor ve izleyenleriyle paylaşıyor.

Tarihi sade bir dille anlatan ve sevdiren program “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, geçmişten günümüze bir bağ kurarak birçok döneme tanıklık etmiş tarihi yapılara dair önemli bilgiler aktarıyor ve yapıların çeşitli dönemlerdeki fotoğrafları ile günümüzdeki son durumunu ekranlara getiriyor. Tarihi yapıların inşa edildiği dönemin koşulları, o bölgeye verilen isim, günümüze dek uğradığı değişiklikler ve o dönemde yaşanmış hikayeler tarih meraklılarıyla buluşuyor.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış dört bir yanı tarih kokan Türkiye’nin, tarihi mirasını ve öyküsünü ekranlara taşıyan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri” her cumartesi saat 16:00’da Ülke TV ekranlarında…







Döküm
00:00Vakıf Katılım, tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimizi sunar.
00:58İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:28İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:30İslam tasavvufunda çile nedir, neye tekabül etmektedir?
01:33Bunları konuşmak üzere Ebu Vefah Hazretleri'ne misafir olduk.
01:36İstanbul'da aslında Beyazıt'a çok yakın, aynı zamanda lokasyon olarak da İstanbul'da önemli olduğunu düşündüğümüz bu yerde bir vakıf eserini
01:47hep birlikte anlamaya çalışacağız.
01:49Gelin hep birlikte bu vakıf eserini birlikte anlamaya ve gezmeye çalışalım.
02:07Bir tasavvuf erbabını, aslında tasavvuf dediğimizde yekpare bir düşünce sisteminin olmadığını biz farklı şeyh efendileri, farklı alimleri incelediğimizde görürüz.
02:20Bu anlamda Şeyh Vefa'yı devri adı altında aslında Ebu Vefah Hazretleri'nin kendisine has bir zikir ve evrat geliştirdiğini
02:29dönemin kaynaklarından anlıyoruz.
02:31Hatta Molla Gürani'nin ve diğer alimlerin bu uygulamalara biraz karşı çıktığını,
02:37fakat Şeyh Vefah Hazretleri'nin bu uygulamaları kendi açısından temellendirdiğini ve dolayısıyla onun da bir alim olduğunu hatırladığımızda çok da
02:46karşı çıkılmadığını da biz bilmekteyiz.
02:49Burada yekpare bir tasavvufi anlatının olmadığını, yani tasavvuf ilk baştan nasıl konduysa,
02:56evrad-u eskar, oradaki ritüeller, oradaki zikir meclisinin tamamen aynı şekilde devam etmediğinin en güzel örneklerinden bir tanesi Ebu Vefah
03:05Hazretleri'dir.
03:05Hatta burada isimlendirme noktasında da kendisinden sonra bu tarikatta Vefaiye adı altında,
03:12yani kendisine has onun takipçileri diyebileceğimiz bir ekolün, bir geleneğin, bir tarikatın, bir kolu olarak devam ettiğini görmemiz çok önemli.
03:22Burada Ebu Vefah Hazretleri ile alakalı aklıma gelen birkaç tane anekdot var.
03:27Aslında burada hem bir dervişin hem bir şeyh efendinin İslam tasavvufunda İslam'ın özü olarak gördükleri noktada en temelde kendilerini
03:37geliştirmek,
03:38bu anlamda Allah'a kul olma noktasında insanın merkezde olduğu ve bu merkeziyette insanın görünmeyen tarafını,
03:45manevi tarafını nasıl geliştirdiğine dair güzel bir anlatı da sunuyor bize.
03:50Bir gün dervişlerden bir tanesi Ebu Vefah Hazretleri'ne şu soruyu sorar.
03:54Kendisine Şeyhül Ekber, Muhittin İbni Arabi'nin Firavun'la alakalı bazı düşünceleri vardır.
04:01Ve burada işte bu tabii ki tartışmalı noktalardan bir tanesidir.
04:05Fakat o noktada o mertebeye erişmiş bir insan olarak Şeyhül Ekber'in tam olarak neyi ifade ettiğini anlamak hiç de
04:13kolay değildir.
04:13Fakat Firavun için işte tertemiz gitti ne dair bir şey söz konusudur.
04:18Burada azp kelimesinin telezzüz anlamı da vardır.
04:22Teknik meselelere girmiyorum fakat Kur'an-ı Kerim'de cehenneme gidecek olan insanların için azap kelimesinin telezzüz anlamı olduğuna dair de
04:31bir işari tefsirlerde görmüştüm.
04:33Fakat burada en salt anlamıyla dervişlerden bir tanesi Ebu Vefah Hazretleri'ne sorar,
04:39bu konuda ne düşünüyorsunuz der.
04:41Ebu Vefah Hazretleri bu tartışmaların ötesinde aslında tasavvufun, insan-ı kamilin bakması ve durması gereken yeri ifade etmesi bakımından çok
04:53önemli bir cevap vermiştir.
04:55Bu cevap şudur.
04:56Ne güzel bizim için de inanan iki tane mümin böyle tertemiz ifadede bulunabilse.
05:02Aslında burada ardından inanan iki tane insanın kendisine bir şahitlik etmesi onun için evet inanan bir insandı ve bu dünyadan
05:13tertemiz gitti noktasından bakması kendi hayatının merkezinde Ebu Vefah Hazretleri'nin bu hayata, bu dünyaya, imana ve öte hayata nasıl
05:25baktığını, merkezde nasıl durması gerektiğine dair güzel bir örnek vermiştir.
05:29Bir diğer anekdot, yine bir gün Ebu Vefah Hazretleri'ne İslam düşünce tarihindeki en tartışmalı şeylerden bir tanesidir özellikle tasavvufla
05:39alakalı.
05:39Malumunuz Hallacı Mansur Enel Hak demiştir.
05:43Buradaki Enel Hakk'ın tam olarak neyi ifade ettiğini, hakkın olduğu yerde Ene olur mu tartışması vs. vs.
05:51Fakat bu teknik tartışmalara, ilmi tartışmalara girmeden bu konuyu şöyle bu menkıbeyi anlatmak istiyorum.
05:58Tervişlerinden bir tanesi kendisine şunu soruyor.
06:01Mallacı Mansur Enel Hakk demiştir.
06:03Bu konuda ne düşünürsünüz üstadım diye sormuş.
06:07Ebu Vefah Hazretleri demiştir ki Enel batıl mı deseydi ne güzel işte Enel Hakk demiş diye buyurur.
06:14Burada yine tasavvufun o durduğu yerde o tam olarak insanın yani inanan bir insanın bu hayata, kendisinden önceki olaylara, vakfın
06:25kendisine, vakfiyeye, tevarüs ettiği o geleneğe nasıl bakması gerektiğini Ebu Vefah Hazretleri aslında bir duruş sergileyerek,
06:32bize bir örneklik olarak bizden öncekileri nasıl değerlendirmemiz gerektiğini, bizden sonrakilere ne bırakmamız gerektiğine dair aslında bu menkıbeler çok şey
06:42ifade etmekte.
06:43Bunları Ebu Vefah Hazretlerinin tabii ki huzurunda ona ziyarette geldiğimiz bu vakıf eserinde konuşmak hem menkıbeyi hem bizim konuşmamızı elbette
06:54yani hiç şüphesiz daha anlamlı hale getiriyor diyebiliriz.
06:58Şu anda bu bölüme başladığımız noktada girişte ağaçların üzerinde kuşların sesleri vardı.
07:04Kuşlar ötüyor aslında parçalı bulutlu yağmurlu bir havanın olduğu bir günde İstanbul'da o kuşların sesini duyduğumda Ebu Vefah Hazretlerinden de
07:14ilhamla aklıma Ahmet Murat Özel'in bu konularda çok güzel yazılar denemeler yazan bir hocamızdır, akademisyendir.
07:20Onun kuşlarla sohbetin şartları adında bir kitabı vardır.
07:25Bu kitapta özellikle kuşlarla sohbetin şartlarını anlattığı o denemesinin o sayfalarında kuşlarla sohbet etmenin şartlarının aslında neye tekabül ettiğini, ne
07:37ifade ettiğini çok güzel anlatıyor.
07:39Burada tam Ebu Vefah Hazretlerinin yani kabrinin türbesinin yanında kuşlarla sohbetin şartlarını konuşmak da bence bugünkü programa yakışır diye düşünüyorum.
07:49Çünkü orada bir velizattan bahseder.
07:52Burada tam olarak çilehane olarak ifade edilen duvarın önünde de şunu ifade etmek istiyorum.
07:57Bir şeyh efendi çilehaneye girmiştir, 40 günlük çilesini tamamlamıştır.
08:02O riyazattan sonra, o manevi perhizden sonra dışarıya çıkıp öğrencilerine vaaz vermek istemekte.
08:09Bu vaaza dışarıya çıkar çıkmaz konuşmaya başladığında kuşların uçuştuğunu görür ve ben şayet konuşmaya ehil olsaydım bu kuşlar kaçışmazdı der.
08:21Tekrar çilehaneye girer.
08:2240 günlük çile, çok az yemek, çok az uyku, içeride Kur'an-ı Kerim'le meşgul olmak, zikirle meşgul olmak,
08:29kendi manevi tarafıyla Allah'la olan irtibatını güçlendirmek üzere tekrar çilehaneye girer.
08:35Ve bu birkaç kez tekrarlanır.
08:37Bunun üzerine tekrar dışarıya çıktığında, sohbete başladığında, talebelerine vaaz verdiğinde, ders verdiğinde etraftaki kuşların kaçışmadığını görmüştür.
08:48Dolayısıyla burada varlıkla bir bütünlük anlamında çilehane çok kıymetlidir.
08:53Şayet konuşmaya ehil olsaydık bizi kuşlar da dinlerdi.
08:58Varlıkla bütünlük anlamında ki Ahmet Yesevi Hazretlerine de atıfla o varlıkta bütünleşen insanların işte oturmakta, bir boşlukta, doğada bir yerde
09:08oturmakta,
09:09bir ayağına işte bir geyik, bir ceylan başını koymakta, öbür tarafta bir aslan başını öbür ayağına koymakta ve ikisi huzur
09:17içerisinde o zatın yanında bulunmakta.
09:20Aslında o minyatür diyebileceğimiz, o figür, o fotoğraftan, o çizimdenle anlaşılacağı üzere kuşlarla sohbet etmenin belli şartları vardır.
09:29Varlıkta bütünleşmek. Bu varlıkta bütünleşmeyi ifade eden en önemli süreçlerden bir tanesi elbette hiç şüphesiz tasavvuftaki bu çilehaneler, bu manevi
09:40perhiz diyebileceğimiz özel ritüellerdir diyebiliriz.
09:44Fakat burada şunu da ifade edelim.
09:46Kadim dönemde bu uygulamalar tarikatlardan tarikatlara, işte Şeyh Vefa Hazretlerinden bir başka hazrete göre değişiklik arz ediyor.
09:54Dolayısıyla onları alıp bugüne direkt uygulamak sağlıklı bir şey değildir.
09:58Çünkü bunu uygulayacak olan bir Şeyh Efendi, bunu uygulayabilecek olan zata, bir ustaya elbette ihtiyaç vardır.
10:05Fakat her dönemin perhizi, her dönemin dersi, her dönemin metodu değişiklik arz eder.
10:12Dolayısıyla bizler kendi başımıza göre evet bir dönem 10. yüzyılda, 12. yüzyılda tasavvufta böyle bir uygulama vardı.
10:20Onu alıp bugün uygulayabiliriz gibi bir yanlışa da düşmemek gerekiyor.
10:24Fakat şunu da ifade edelim.
10:26Şayet kuşlarla sohbet etmek istiyorsak bazı şartları yerine getirmemiz gerekiyor.
10:31Bu şartları da hiç şüphetsiz kendimizi birer talebe olarak kabul edip en azından bizden önce yaşamış,
10:381491'de vefat ettiğini bildiğimiz örneğin Ebu'l Vefa Hazretlerinin kitapları var.
10:42Kendisi hem musikiye dair kitaplar yazmış, hem çeşitli alanlarda, İslami ilimlerde,
10:48farklı alanlara dair kitaplar yazmış.
10:50Hiç olmazsa bizden evvel biz yokken kimler vardı burada, bunlar neler söylemişler,
10:56biz onlardan neler öğrenebiliriz en azından bir talebe olarak bu zatları bir hoca olarak kabul edip
11:01kuşlarla nasıl sohbet edilir, kuşlarla sohbetin şartları nelerdir bunları öğrenebiliriz diye düşünüyorum.
11:08Dolayısıyla yolunuz Fatih'e düştüğünde bu semte adını veren bu güzel zata mutlaka uğramanız gerektiğini düşünüyorum.
11:16Çünkü şu bahçeden bile geçtiğiniz zaman caminin avlusunda, şadırvanın orada veya şu an arkamda tam olarak görmüş olduğunuz türbeyi de
11:25gördüğünüzde,
11:26evet bizden önce birileri buralarda kuşlarla sohbete dair birçok şey ifade etmiş ve bunu anlatmıştır.
11:32Bu düşüncelerle gelin biraz daha bu vakıf eserini birlikte tanımaya, anlamaya ve yaşamaya devam edelim.
11:58Ebu'l-Fefa Hazretleri'nin hayatına dair temel bilgiler onun Konya'da doğduğuna dairdir.
12:04Çünkü Konya'da doğmuş o zaman Karaman ilinde ilk eğitimini orada tamamlamış,
12:09daha sonrasında Osmanlı Devleti'nin önemli ilim merkezlerinde ders aldığına dair bilgiler mevcuttur.
12:15Dolayısıyla Ebu'l-Fefa Hazretleri'nin ilim tahsiline Konya'da başladığını ve dolayısıyla bundan dolayı da kendisine Konevi dendiğine dair de
12:24bir rivayet söz konusudur.
12:26Fakat onun hayatında önemli noktalardan bir tanesi de şudur.
12:29Kendisi hacca gitmek üzere yola çıkmıştır.
12:33Bugünkü Antalya civarından bir gemiye binmiş ve aslında oradan Mısır'a geçip belki de o şekilde yolculuğuna devam edecekti.
12:39Fakat gemiyle başlayan bu yolculukta o sırada Akdeniz üzerindeki korsanlar tarafından kaçırılmış.
12:46Bir dönem Rodos'ta aslında saklı tutulmuş, orada kaçırılmış ve orada bekletilmiştir.
12:52O dönemdeki Karaman'da bulunan önemli devlet ricalinden birisi araya girmiş ve onu tekrar Anadolu topraklarına geri getirdiğine dair de temel
13:01bir bilgi bulunmakta.
13:02Sonrasında aslında İstanbul'a geçiyor Ebu'l Vefa Hazretleri.
13:06İstanbul yolculuğunun bu kısımdan sonra başladığına dair temel bir bilgi mevcut.
13:11Bu önemli bir şey aslında çünkü İstanbul'a gelmeden önce de Ebu'l Vefa Hazretleri'nin dönemin devlet erkanı için
13:18ki kendisinin hem Fatih Sultan Mehmet'le hem 2. Beyazıt'la yakın ilişki içerisinde olduğunu,
13:24Fatih döneminde daha fazla bir yakınlık söz konusu olduğunu biz biliyoruz.
13:28Bununla birlikte İstanbul'a gelmeden önce Konya'da almış olduğu eğitimle birlikte devlet ricali tarafından bilindiği
13:36ve dolayısıyla kendisi için araya girildiği ve o adadan kurtarıldığına dair de temel bir bilgi mevcut.
13:43Bununla birlikte az önce de bahsettiğim üzere bazı insanlar vakıf şahsiyetlerdir.
13:47Bu vakıf insan olmaklığının da getirmiş olduğu hem uleman sınıfından olmaları,
13:531994'te tekrardan restore edilen aslında büyük bir kısmı bugün günümüz Türkiye'sinde yapıldığı bilinen bir cami söz konusu.
14:02Caminin de aslında hikayesi bu anlamda önemli.
14:06Çünkü vakıf eserlerini korumak, günümüze taşımak önem arz etmekte.
14:11Ebu'l Vefa Camii veya Şeyh Vefa Camii olarak bilinen burası 1994 yılında bir restorasyon geçiriyor.
14:17Fakat şunu da ifade edelim, vakıf şahsiyetleri anlamak için onların hayata nasıl baktıkları,
14:24tasavvufla olan ilişkisi, bir mekanın çok katmanlı oluşu,
14:28bununla beraber bir vakıf eserini, bir kültürü günümüze nasıl tevarüz ettiğimiz aslında çok önemli bir noktaya tekabül ediyor.
14:36Çünkü burada bir tasavvufi öğretiyi anlatmadan, bir şeyh efendiyi, bir alimi, bir arifi anlatmak mümkün değildir.
14:45Çünkü bir mekan bu tasavvufi öğretiyle, şeyh efendinin, buradaki şeyh vefa hazretlerinin hayata nasıl baktığıyla,
14:54onun ilimden ne anladığıyla, etrafında topladığı müritlerle birlikte,
15:00İslam'ı nasıl yaşadığıyla aslında mekanın varlığı ve bütünlüğü toplu halde, kümülatif bir şekilde tevarüz eden bir şeydir.
15:08Yani biz bugün buraya geldiğimizde 1994'te restore edilmiş, neredeyse sıfırdan yapılmış bir yapıdan bahsetmiyoruz.
15:15Biz 1491'de vefat etmiş olmasına rağmen günümüze kadar tasavvufi anlayışının tevarüz ettiği,
15:22insanın insanı kamil olma yolculuğunda bir örneklik teşkil eden bir şahıstan bahsediyoruz.
15:29Ve bu şahıs şu an etrafında dolaştığımız bu meskende, bu camide, bu vakıf eserinde, bu bölgede yaşamış,
15:39bu konuşmaları buralarda yapmış, kitaplarını buralarda yazmıştır.
15:42Dolayısıyla mekanın aslında var olması, varlığını sürdürmesi sadece taşların üst üste konmasından ibaret olmadığını biz defaatle ifade ettik.
15:53Burada şunu kastediyorum, burada konuşulan bir vakıf eserinin taşların üst üste inşa edilmesinden ibaret olmadığını,
16:01bir mekanın burada, örneğin Şeyh Vefa Hazretlerinin yazmış olduğu kitapların burada yazılmış olması,
16:07onun öğrencilerine, talebelerine ifade ettiği o öğretilerin burada gerçekleşmiş olması,
16:14bütünüyle beraber o havaya, o sese, o varlığa gelen cümlelerin burada ifade edilmiş olması ile birlikte bir vakıf eseri ancak
16:22bunlar üzerinden anlaşılabilir.
16:24Bizim aslında yapmaya çalıştığımız şey de, tarihte çıktığımız yolculuk sadece mekanda yürümek veya bir mekanda yolculuk yapmaktan ibaret değil.
16:34Bizler tarihte çıktığımız bir yolculukta bir şeyh efendinin, bir alimin kitapları üzerinden de bu yolculuğa çıkabiliriz.
16:41Dolayısıyla fiziksel bir yolculuktan bahsetmiyoruz.
16:45Bir anlama çabası, bu anlama çabasıyla birlikte bizden önce burada var olmuş,
16:50aslında çok önemli bir şahsiyetle birlikte var ola gelen bu mekanı anlamaya çalışıyoruz.
16:56Bu noktada bir vakıf eserini anlamak için salt bir mekana ihtiyacımız olmadığını da vurgulamak isterim.
17:22Evet, tarihte yürümenin sadece fiziksel bir yürüme olmadığını, bir anlama çabası olduğunu,
17:28buradan yolu geçen insanların, Şeyh Vefa Hazretleri gibi insanların düşüncesini, hayatını, örnekliğini de anlama çabası olduğunu,
17:36onu bugüne nasıl tatbik edeceğimizi de düşünmeyle birlikte biz aslında bir yolculuğa çıkıyoruz.
17:42Bugün yolumuzun İstanbul'da bu semte adını da veren Şeyh Vefa Hazretleri'ne düşmüş olması bizim açımızdan önemliydi.
17:50Çünkü burada hem Ebu'l Vefa Hazretleri'ni anlama çabası içerisindeyiz,
17:54hem de bu mekanın kendisinin fiziksel olarak bize neler söylediğini de anlamaya çalışıyoruz.
18:00Arkamda görmüş olduğunuz cami 1994 yılında restore edilmiş, büyük bir kısmı sonradan yapılmış.
18:05Aslında İstanbul açısından, İstanbul'un fethedildikten sonra erken dönem camilerden bir tanesi olduğunu bilmekteyiz.
18:12Gelin hep birlikte caminin iç kısımlarını da gezelim.
18:35İslam mimarisinin aslında camilerdeki en önemli özelliklerden bir tanesi,
18:41ki 2. Beyazıt dönemiyle biraz daha Osmanlı'nın kendisini bulduğu en önemli mimari özelliklerden bir tanesi,
18:48camilerden bir tanesi hiç şüphesiz 2. Beyazıt Camii'dir.
18:52Fakat burada Şeyh Vefa Camii'nin temeline baktığımızda, eski halini düşündüğümüzde,
18:58biraz da Eyüp Camii'nden etkilendiğini, o dönemden etkilendiğini biz söyleyebiliriz.
19:03Şu an son cemaat mahfilindeyiz.
19:05Biz burada diğer camilerden ayrılan noktalardan bir tanesi olarak burada 5 tane küçük kubbenin olduğunu söyleyebiliriz.
19:13Çünkü bu son cemaat mahfilindeki aslında sanat tarihi açısından da, mimari açıdan da,
19:18diğer camilerden ayrılan özelliklerden bazıları bu kendisini son cemaat mahfili dediğimiz noktada göstermekte.
19:25Fakat burada bugün biz Ebul Vefa Hazretleri'ni, Vefa Semti'ni ve bununla beraber Fatih Sultan Mehmet'le olan ilişkisini
19:33hem bir önceki bölümde hem de bu bölümde elimizden geldiği kadar, dilimizin döndüğü kadar anlatmaya çalışıyoruz.
19:39Vefa Semti İstanbul'un aslında lokasyon olarak hem de tarih olarak en önemli semtlerinden bir tanesidir.
19:46Bu hayatın kendisi yegane bir varlık ve burası mutlak hedef hiçbir zaman olmamıştır bir tasavvuf erbabı için.
19:53Sufilerin bize öğrettikleri bunlar aslında.
19:56Yani kadim dünyada, kadim kitaplardan öğrendiğimiz, hayata bunun için gelmemiş olduğumuz gerçeğidir.
20:02Bu noktada hayata bunun için gelmediysek bir tarihi bir vakıf eserinde, bir camide,
20:07bir tuğlanın üst üste konmasından ibaret olmadığını defaatle ifade ettiğimiz bu eserlerin bize söylediği şeyler var.
20:14Yani bu dünyanın geçici olduğu.
20:16Dolayısıyla bugün Ebul Vefa Hazretleri'nin huzurunda biraz Fatih Sultan Mehmet'in kapıdan içeriye girememiş olması,
20:23o gönlün ne olduğu, öyle bir gönle nasıl girilir, bir alim için, yani bir alimin sizin için buyur gelsin demesi
20:32ya da gelmesin demesi ki burada Fatih Sultan Mehmet'le olan menkıbeyi biz anlattık,
20:37o buradan tat alırsa sultanlığı bırakır, dünya işlerini yapamaz.
20:41Çünkü burası öyle bir yer, çok kıymetli bir yer olduğunu ifade etmiştik.
20:45Ebul Vefa Hazretleri'nin Şeyh Vefa Camii'yle birlikte son cemaat mahfilinde beş tane küçük kubbenin altında bana hatırlattıkları bu
20:52oldu.
20:53Gelin hep birlikte caminin iç kısmında ana kubbeyi de birlikte gezelim.
21:13Bir vakıf eserinin sadece tuğlaların, taşların üst üste konmamasından ibaret olduğunu,
21:21bununla beraber burada yazılan, burada çizilen eserlerin, burada konuşulan sohbetlerin,
21:27Ebul Vefa Hazretleri gibi bir zatın etrafında yetişmiş olan talebelerin ki kendisinden sonra da çok fazla talebe yetiştirdiğini biz biliyoruz.
21:34Osmanlı dönemi için özellikle yani 1491'de vefat etmiş bir zatın hem eserlerinin bir kısmının günümüze gelmiş olması,
21:42hem de kendisinden sonra yetiştirmiş olduğu talebelerle buranın ilmi dünyasına, anlam dünyasına katkıda bulunmuş olmakla birlikte anlaşılabileceğini,
21:54bir mekanı mekan yapan, var eden en önemli unsurların aslında insanla birlikte var olduğunu,
22:01fakat bu insanın nasıl bir insan olduğunu da bizim kültürümüzde, bizim medeniyetimizde tasavvufla şekillenen,
22:09yani orada karıncayı bile incitme sözünden, oradaki bileden karıncanın incineceğini hesaplayan bir medeniyetten bahsediyoruz,
22:18bir düşünce, bir anlam dünyasından bahsediyoruz diyelim.
22:22Burada bir mekanı anlarken insanı ıskalamak durumunda kaldığınızda mekanı da anlayamazsınız,
22:29onun oluşturduğu o kültürü, o yüksek kültürü de anlama ihtimaliniz yok.
22:33Çünkü mekanı var eden o toplumun kendisidir, toplumu var eden de o mekandır.
22:38Bu ilişkiyi daha önceki programlarımızda ifade etmiştik.
22:41Burada toplumun da bir mekanı var etmesi hiç şüphesiz bir insan üzerinden olduğunu ifade edelim.
22:48Burada bu camiyi, yani buradaki bu vakıf eserinin en temeldeki tartışmalardan bir tanesi ilmi tarafa dönüyorum.
22:57Bir Bizans eseriydi, bir kiliseydi, sonradan çevrildiğine dair bir rivayetin yanlış olduğunu ifade edelim.
23:03Hemen şöyle ifade edelim, şu an altında bulunmuş olduğumuz bu merkezi kubbe, bu kubbenin etrafında iki tane yarım kubbe söz
23:12konusu.
23:12Aslında bu kubbe biçimiyle beraber buranın bir Bizans eseri olmadığının da kanıtı diyebiliriz.
23:20Hiç şüphesiz burası tamiratlardan, tadilatlardan, restorasyonlardan geçmiş bir cami.
23:26Fakat bu camiye baktığımız zaman klasik bir Osmanlı camisine girdiğimizi, daha önceki programlarımızda, yani kiliseden çevrilen, eskiden manastır veya kiliseden
23:36çevrilen diğer mabetlerden,
23:39ki buraya çok yakın, epeyce bir kiliseden çevrilmiş, kiliseden camiye çevrilmiş fetih sonrasında çok fazla mabet vardır.
23:46Karşılıklı karşılaştırabilirsiniz, yani karşılıklı ziyaret edebilirsiniz.
23:50Ebul Vefa Hazretlerinin camisine geldiniz, çıkıp bir 20 metre veya 30 metre ileriye gittiğinizde kiliseden camiye çevrilmiş veya güneye doğru
23:59indiğinizde, doğuya doğru gittiğinizde de çok fazla eseri görebilirsiniz.
24:03Fakat o tartışmaların hiç şüphesiz, yani niçin öyle ifade edildiğine dair de aslında biz konuşabiliriz.
24:09Çünkü bu bölgede çok fazla kiliseden camiye çevrilen eser mevcut.
24:14Fakat burada, şunu ifade edelim, burası çok büyük ihtimalle direkt cami olarak inşa edilmiş.
24:20Çünkü Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethettikten sonra, burayı temlik ettikten sonra, direkt cami olarak inşa ettirildiğine dair bilgilerimiz
24:30de mevcut.
24:31Tabii bir kısım medresesi, örneğin kitabede yer almıyor.
24:35O da çok büyük ihtimalle 2. Beyazıt döneminde yapılmıştır diyebiliriz.
24:39Bugün burada bizim içeriye giremediğimiz fakat dışarıdan, türbenin oradan içeriye girilen bir çilehane söz konusu.
24:49Bu çilehane önemli fakat erken dönem için, özellikle 15. yüzyılın sonları ve 16. yüzyılda muhtemelen Şeyh Efendi'nin, Şeyh Vefa
24:57Hazretleri'nin odası olarak kullanılıyordu.
25:00Fakat bugün çilehane olarak ifade ediliyor.
25:02Bunu hiç şüphesiz tasavvuftaki önemli ritüellerden bir tanesidir bu çile kültürü.
25:06Biraz dışarıda ifade ettiğimiz, biraz da bir önceki bölümde dilimizin döndüğünce ifade ettiğimiz bir şeydi.
25:12Fakat burada Ebu'l Vefa Hazretleri'nin huzurunda aklıma bir ayeti kerime geldi.
25:18Onu da paylaşmak istiyorum.
25:20Çünkü mekanın bir ruhu vardır.
25:22O mekana girdiğinizde o ruhla temas etmeye başlarsınız.
25:26O temastan hem hakikat kıvılcımları çıkar,
25:29hem de o fikirleri, burada konuşulan sözler, burada yapılan zikirler hiç şüphesiz zaman üstü mefhumuyla birleştiğinde sizi de etkiler.
25:39Yeter ki ona açık olunuz.
25:41Babından söylüyorum bunları.
25:43Ebu'l Vefa Hazretleri'ne yolumuz düştü.
25:45Burada bir ayeti kerime aklıma geldi dediğim, hemen ifade edeyim.
25:49Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor.
25:55Yani sevdiğiniz şeylerden vermedikçe, infak etmedikçe gerçek anlamda iyiliğe ulaşmazsınız.
26:03Şimdi bunu, yani biraz da camiyi gezdirerek size bunu anlatmak istiyorum.
26:07Bu ayeti kerime bizim tefsir kitaplarımızda şöyle ifade edilir.
26:11Yani bir insan neyi çok seviyorsa, örneğin malı varsa, yani insan malını sevebilir, altınları vardır, gümüşleri vardır, işte mal varlığı
26:18vardır.
26:19Bundan infak etmedikçe gerçek anlamda iyiliğe ulaşmış olmaz.
26:22Burada yani tasadduk etmedikçe, hem zekatını hem sadakasını vermedikçe gerçek anlamda iyiliğe ulaşmış olmaz.
26:29Burada İmam-ı Gazali'nin iki atıf yapacağım.
26:32Bir tanesi kalp ile tasdik dil ile ikrar, imanı tanımlarken, şehadeti tanımlarken kullandığı bu iki ifade imanı tasdikle beraber tasaddukla
26:43ifade etmiş olmasının bu ayeti kerimeli bir bağlantısı olduğunu düşünüyorum.
26:47Bir bu. İkincisi, şimdi malınız var, bunun kaçta katığını vereceksiniz.
26:52Yani işte kırkta birimi, sadaka ne kadar verilir, ne kadarını verebilirsiniz?
26:56Karz-ı hasen nedir? Allah'a borç vermek olarak ifade edilen, yani bir mümin kardeşinizin ihtiyacı var, ona gidip borcunu,
27:04yani ihtiyacı var, ona direkt borç vermek ve borcu adeta Allah'a veriyormuşçasına vermek.
27:10Örneğin bu kaçta kaçı verilir, malınızın, hani bu ölçü oran çok büyük kısmı fıkhın konusudur diyebiliriz.
27:17Fıkıhta muamelatın konusudur diyebiliriz.
27:20Bununla birlikte, yani burada bir kategorizasyon oluşturacak olursak, hani ne verecek, nasıl verilecek, kaçta kaçı verilecek, en temelde fıkhın konusudur
27:30diyebiliriz.
27:31Fakat burada yine İmam-ı Gazali'ye yapacak olduğum ikinci atıf da şuydu, insanın Mahbubu Evveli kimdir sorusuna İmam-ı
27:38Gazali zatıdır şeklinde cevap verir.
27:41Yani, yani bir insanın Mahbubu Evveli kimdir sorusuna İmam-ı Gazali zatıdır diye cevap verir.
27:48Şimdi sevdiğimiz şeylerden vermedikçe gerçek anlamda iyiliğe ulaşmış olmayız kısmını düşündüğümüzde, malı varsa bunu verecek, hiç şüphesiz.
27:58Fakat nasıl vereceğini fıkıh belirliyordu.
28:01Fakat burada Mahbubu Evvel olarak, yani zatını nasıl verecek?
28:07Bu çok önemli bir soru.
28:08Bence bu sorunun cevabı da hiç şüphesiz zatı, yani Mahbubu Evveli kimdir dediğimizde zatıdır.
28:14Peki bunu nasıl vereceğiz sorusunun cevabı da Ebul Vefa Hazretlerinin huzurunda hiç şüphesiz bunu bize öğreten ilmin kendisi de tasavvuftur
28:24diyebiliriz.
28:24Buna da şunu ifade etmek istiyorum, yani sevdiğimiz şeylerden vermedikçe iyiliğe ulaşamayız.
28:29Fakat biz kendimizi de çok seviyoruz.
28:31Bunu nasıl yapacağız?
28:32Yani bu noktada öte dünyayla ilişkimizi nasıl kuracağız?
28:36Bölüm bitmeden önce süremizin çok az olduğunu bilerek çok kısa bir şey anlatıp bu bölümü,
28:41Ebul Vefa Hazretleri'ni anlattığımız, bu vakıf eserini anlattığımız bölümü o şekilde bitirmek istiyorum.
28:46Mesnevi Şerif'te, yani Mesnevi Manevi olarak da bir ismi de vardır.
28:51Mevlana Hazretleri'nin Mesnevi'sinde şöyle bir hikaye geçer.
28:54Bir gün burada hayvanların kendi arasındaki konuşmasını,
28:59daha doğrusu hayvanların dilini Hazreti Süleyman'dan öğrenmek isteyen bir zat vardır.
29:03Bu zat Hazreti Süleyman'dan bunu talep eder ve Hazreti Süleyman bir süreliğine ona verir.
29:07Onunla birlikte gider, hayvanların dilini, yani bu bir menkıbe hiç şüphesiz, öğrenmeye çalışır.
29:14Öğrenir, evine döner, bahçesindeki hayvanların konuşmasını dinler.
29:18Bu konuşmalarda şöyle bir şey geçer.
29:20İşte hayvanlar kendi arasında konuşmaktadır.
29:22Tavukla horoz konuşmaktadır.
29:24Derler ki, işte şu inek var ya, evet işte o üç gün sonra ölecek derler.
29:28Adam bunu duyar duymaz götürüp o ineği hayvan pazarında satar ve kar elde ettiğini düşünür.
29:33Ardından bu küçük hayvanların tekrar konuştuğunu duyar.
29:36Filanca işte koyun var ya, işte şu hafta o da ölecek der.
29:40Aradan bunu duyan bu hayvanların sahibi götürüp o koyunu da satar.
29:44Bir süre sonra bu iki küçük hayvanın, işte horozla tavuk diyelim bunların konuşmasının şöyle bir yöne evrildiğini duyar.
29:52Bizim bu sahibimiz var ya, işte şu sahibimiz, bu adam, evet filanca gün o da ölecektir.
29:57Şimdi burada bunun üzerinden çok fazla anlaşılmaya müsait çok dersler vardır.
30:02Kendini kime satacaksın?
30:04Burada kendini nasıl vereceksin?
30:06Sevdiğin bir şey olarak kendinden vazgeçmek ne demektir?
30:11Sanırım tasavvuf biraz da bize bunu öğretiyor.
30:13Bugün yolumuz Ebu'l Vefa Hazretleri'ne düştü.
30:17Şeyh Vefa Camii'nde bir külliye olarak inşa edilmiş önemli bir vakıf eseri.
30:22Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethettikten sonra bu bölgeye özellikle yerleştirilen bir alimin,
30:27onun daha sonrasında vefaiye kolu olarak devam edecek olan bir tarikatın, bir tasavvufi ekolün var ola geldiği,
30:34kendisinden sonra hem şeyhlerin hem alimlerin hem arif hem alim insanların yetiştiği bir bölgedeyiz.
30:40Bugün burayı ziyaret ettik.
30:42Bugün burada Ebu'l Vefa Hazretleri'ni ve bu külliyeyi,
30:46tarihe tanıklık etmiş bu mabedi kendi yerinde, kendi konumunda anlamaya çalıştık.
30:51Bugünkü en önemli olan şeylerden bir tanesi,
30:54hiç şüphesiz vefanın, vefanın sadece İstanbul'da bir semt adı olmadığı
31:00ve aslında hepimizin sahip olması gereken önemli erdemlerden bir tanesi olduğunu
31:05ve tarihe, vakıf eserlerine, kültürümüze, okuduğumuz kitaplara, kadim dünyaya bir borç olduğu,
31:14vefanın bütün bu müktesebatın tamamına bir borç olarak hissedilmesi
31:18ve bu borcun herkesin bu topraklardan elde ettiği kadarını bu topraklara vermekle mükellef olduğunu ifade etmeye çalıştık.
31:27Bir başka bölümde görüşünceye kadar İstanbul'a, bu kadim şehre, bu kadim insanlara,
31:33bu vakıf eserlerine güzelce bakmanız dileğiyle.
31:36Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen