- 2 gün önce
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.
İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.
“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.
Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.
“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.
Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
Kategori
📺
TV ve DiziDöküm
00:13Müzik
00:17Herkese merhaba.
00:19Dünya tarihinin en büyük kırılmasının başlangıcına şahit olduğumuz programımızda sona geldik.
00:26Son bölümümüzde Hazreti Peygamber'in hayatına bütüncül bir pencereden bakmaya çalışacağız.
00:32Her zaman olduğu gibi. Hazırsanız başlayalım.
00:37Hac dönüşünden bir müddet sonra Hazreti Peygamber rahatsızlandı.
00:43Rahatsızlığının ağırlaştığı dönemde namazları kıldıracak gücü kendinde bulamayınca namazları Hazreti Ebu Bekir'in kıldırmasını istedi.
00:51Son günlerinde mescide çıkamayan Hazreti Peygamber bulunduğu yerden namaz kılan Müslümanları bir anlamda 23 yıllık tebliğ mücadelesinin sonucunu izledi.
01:05Yalanlama, baskı, eziyet, işkence, hicret ve onlarca acı olayla dolu uzun ve zorlu bir sürecin ardından Müslümanların kendisi olmadan da
01:18Allah'ın huzuruna yönelip ibadet edebildiklerini görmek ona derin bir huzur verdi.
01:25Hazreti Peygamber hicretin 11. yılı Rebi'l-Evvel ayının 13. günü vefat etti.
01:32Hazreti Peygamber'in cenazesi Hazreti Ali, amcası Abbas ve oğulları ile Üsame bin Zeyd'in de aralarında bulunduğu yakın akrabaları
01:43tarafından yıkanmış ve kefenlenmiştir.
01:45Ardından naaşı bulunduğu yerde bırakılmış, Müslümanlar gruplar halinde içeri girerek imam olmaksızın cenaze namazını kılmışlardır.
01:56Bu arada Hazreti Peygamber'in defnedileceği yer hususunda kısa süreli görüş ayrılığı yaşanmış,
02:03nihayetinde Hazreti Ebu Bekir'in teklifiyle vefat ettiği yer olan Hazreti Ayşe'nin odasına defnedilmesine karar verilmiştir.
02:13Hazreti Peygamber'in vefatı, peygambersiz bir hayatı bilmeyen Müslümanlar için derin bir sarsıntı anlamına geliyor ve
02:23şimdi ne olacak sorusunu akla getiriyordu.
02:28Aslına bakarsanız, Hazreti Peygamber'in vefatını sadece bir insanın bu dünyadan ahirete irtihali olarak görmemek gerekir.
02:38Zira Müslümanlar 23 yıl boyunca karşılaştıkları her meselede Hazreti Peygamber'e başvurmuş,
02:47hayatlarını onun rehberliğinde şekillendirmişlerdi.
02:52İslam'ın herhangi bir konuya dair hükmünü doğrudan ondan öğrenmiş,
02:58yönlerini onun sözleri ve uygulamalarıyla belirlemişlerdi.
03:05Bu sebeple Hazreti Peygamber onlar için yalnızca bir tebliğci değil,
03:12hayat yolculuklarına yön veren bir rehber konumundaydı.
03:17Bu konumlama sebebiyledir ki Hazreti Ömer,
03:20Hazreti Peygamber'in vefatını duyduğunda inanmakta zorlanmıştır.
03:26Çünkü onun için Hazreti Peygamber inancı simgeliyordu.
03:32Hazreti Ömer, gücünü ve kararlılığını Hazreti Peygamber'in varlığından alıyordu.
03:39Bir anda dayanak noktasını kaybetme düşüncesi gösterdiği tepkinin temel sebebiydi.
03:47Ancak gerçek değişmemişti.
03:50Hazreti Peygamber artık hayatta değildi.
03:53Bundan sonra Müslümanlar için yeni bir süreç başlamıştı.
03:58Dinin sınırları belirlenmiş, ilahi mesaj kemale ermiş,
04:03Allah'ın öğretileri netleşmiş,
04:06Peygamber'in örnekliği tamamlanmıştı.
04:09Artık hayat yolculuğunun sorumluluğu bütünüyle insanın kendisine aitti.
04:16Müslümanlar İslam'a nasıl yaklaşacaklarını,
04:20Hazreti Peygamber'i nasıl anlayacaklarını,
04:24kişisel çıkarlarıyla ilahi ilkeler arasında nasıl bir denge kuracaklarını
04:30ve bütün bunları hem kendi zihinlerinde hem de toplum nezdinde
04:35nasıl meşrulaştıracaklarını yeniden düşünmek zorundaydılar.
04:41Bu noktadan sonra Müslümanların işi daha da zorlaşmıştı.
04:44Zira birliği inşa edip bütünlüğü sağlamak sürecin ilk kısmıydı.
04:50Şimdi ikinci kısım başlıyordu.
04:54Birliği korumak.
04:56Birliği korumak, birliği sağlamaktan daha zordur.
05:01Birliği tesis etmek, Hazreti Peygamber'in göreviyken,
05:06onu muhafaza etmek bütün Müslümanların sorumluluğuydu.
05:11Bu yolculukta Müslümanların elinde kendilerine rehberlik edecek iki temel kaynak vardı.
05:18Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Peygamber'in örnekliği.
05:22Nitekim Hazreti Peygamber de bu iki kaynağa sarılan bir Müslümanın,
05:28hayat yolculuğunun ilahi ve nihai hedefe ulaştıracak şekilde sonlanacağını ifade etmiştir.
05:36Bir insanın vefatının ardından geride bıraktıkları,
05:40onun gelecekte nasıl hatırlanacağının işaretleridir.
05:44610 yılında oku emriyle Mekke'de başlayan ilahi tebliğ süreci,
05:52632 yılında Medine'de son bulduğunda,
05:56geride yalnızca bir hayat hikayesi değil,
06:00kıyamete kadar insanlığa rehberlik edecek bir mesaj ve örnek alınacak bir yaşam bırakılmıştı.
06:07Hazreti Peygamber'in tebliği sözle sınırlı kalmamış,
06:12ahlakı, tutumu ve insanlarla kurduğu ilişki biçimiyle somut bir hayat modeline dönüşmüştür.
06:21Bu yönüyle onun mirası belli bir döneme ya da topluma değil,
06:26bütün zamanlara ve insanlığa hitap eden evrensel bir rehber niteliği taşımaktadır.
06:34Hiram Ağarası'nda gerçekleşen ilk vahiy,
06:38insanoğlunun öze dönüşünü sağlamak için yapılan son uyarıydı.
06:44İlk vahiy, her peygamberle yeniden başlatılan tebliğ sürecinin
06:49nihai safhasını temsil etmekte,
06:53adeta kum saatinin son kez çevrilerek,
06:57dünyanın sonlu olduğunu ve insanlığın artık geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini,
07:04ilan etmektedir.
07:06610 yılında başlayan bu süreç,
07:09yalnızca bir inanç çağrısı değil,
07:11aynı zamanda insanlık tarihinin yönünü belirleyen,
07:15köklü bir kırılma noktasıdır.
07:19Bu son dönemin yaklaşık ilk 6 yılı mercek altına alındığında,
07:24ortaya çıkan resimde,
07:26birden çok aktörün ana figür olarak yer aldığı görülür.
07:29Bütün bu aktörler arasında en belirleyici figür,
07:33kuşkusuz Hazreti Peygamber'dir.
07:36Gelişmeler onun etrafında şekillenmiş,
07:39söylemleri toplumsal yapıyı doğrudan etkilemiştir.
07:43Onun çağrısı,
07:45Mekke toplumunu temelde iki ana gruba ayırmıştır.
07:49Kabul edip iman edenler ve reddedip karşı duranlar.
07:54Kabul edip iman edenler kümesinde toplumun her tabakasından ve her yaş grubundan insanı görmek mümkündür.
08:04Hazreti Peygamber'in çağrısının ardından kendilerini reddedip karşı duranlar kümesinde konumlandıranlar ise,
08:13Mekke'nin siyasal ve ekonomik gücünü elinde tutan statükoca elitler olmuştur.
08:20İncelendiğinde kendini Mekke'nin seçkini kabul edenlerin hiçbirinin İslam'ı kabul etmediği görülür.
08:27Bu kesim, İslam'ı mevcut düzenleri için en büyük tehdit,
08:31Hazreti Peygamber'i ise bu tehditin merkezindeki kişi olarak görmüştür.
08:37Bu dönemde ortaya çıkan bir diğer grup ise,
08:41İslam'ı benimsememekle birlikte düşmanlık da etmeyen kimselerden oluşmuştur.
08:46Hazreti Peygamber'in mensubu olduğu kabilenin önemli bir kısmı ile bazı mutedil Mekkeliler bu grupta yer almıştır.
08:56Tüm bu süreçte Yüce Allah'ın konumu ancak çok boyutlu bir bakış açısıyla kavranabilir.
09:02Zira vahiy bir yandan Hazreti Peygamber'e yol gösterirken,
09:08diğer yandan Müslümanlara umut vermiş,
09:12müşriklerin temelsiz ithamlarına karşı ise açık ve sert cevaplar sunmuştur.
09:19Böylece ilahi müdahale sürecin her aşamasında yönlendirici bir rol üstlenmiştir.
09:26İslam daha ilk günden itibaren bedel ödenerek yayılmıştır.
09:33Bu bedeli ilk ödeyen kişi,
09:35dürüstlüğü ve güvenirliği ile tanınan Hazreti Peygamber olmuştur.
09:41El-Emin yani güvenilir olarak bilinen Hazreti Muhammed,
09:47bir anda yalancılıkla, sihirbazlıkla ve akıl dışı sıfatlarla itham edilmiştir.
09:55Onu toplumun en zayıf ve korumasız kesimlerinden oluşan Müslümanların ödediği bedeller takip etmiştir.
10:03Müslüman olmanın bedelini kendilerine reva görülen eziyet ve işkencelerle ödemişlerdir.
10:12Bu baskılar Müslümanları bilinmeyene doğru bir yolculuğa, Habeşistan hicretine sürüklemiştir.
10:20Üç yıl süren boykot yıllarında Müslüman olmanın bedeli,
10:25yokluk, yokluk ve yine yokluktu.
10:31Bu dönemde Müslümanlar açlık ve yoklukla sınanmış,
10:36İslam'a bağlılığın bedelini en ağır şekilde ödemişlerdir.
10:41Ardından gelen Yesrip hicreti yeni bir başlangıç umudu taşısa da bedeller burada da devam etmiştir.
10:50Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarıyla bir imaune ve reci hadiseleri,
10:56İslam'ı yaşamanın ne denli ağır sorumluluklar gerektirdiğini açıkça göstermiştir.
11:02Ancak bu süreçte çekilen her acı Müslümanların inancını zayıflatmak yerine güçlendirmiş,
11:11yaşanan her zorluk onları inançlarına daha sıkı bağlamıştır.
11:19Nitekim öldürmeyen acı güçlendirir sözünü destekler mahiyette,
11:24ödenen her bedel Müslümanların imanını kuvvetlendirmiş,
11:30İslam'a olan bağlarını sağlamlaştırmıştır.
11:36İnsanoğlunun en büyük açmazı,
11:38dünya hayatına mutlak ve vazgeçilmez anlamı yüklemesiyle başlar.
11:44Hayat bu dünyadan ibarettir,
11:47doğar, yaşar ve ölürüz düşüncesi,
11:50insanı ilkesiz ve sınırsız bir yaşam tasavvuruna sürükler.
11:56Hırslarını, arzularını, şehvetini ve hazlarını tatmin etmeye odaklanan insan için,
12:03maddi hayatı, zihni ve kalbi hayatının önüne geçer.
12:10Ekonomik refah, toplumsal statü ve bireysel yaşam anlam kazanırken,
12:16paylaşma, yardımlaşma ve diğer gamlık anlamını yitirir.
12:23Oysa İslam düşüncesinde asıl olan insanın hayatını bedeninin ve arzularının yönlendirmesine izin vermemesidir.
12:32Kur'an-ı Kerim'de sıkça vurgulanan değer merkezli yaşam anlayışı,
12:38insanın dünyevi hazların dar kalıpları içerisinde hapsolmasını engellemeyi amaçlar.
12:44Bu yaklaşım, insanı arzularının esaretinden kurtararak,
12:50daha anlamlı, dengeli ve bilinçli bir hayatın öznesi haline getirmeyi hedefler.
12:59İslam'ın inşa etmeye çalıştığı toplumsal düzende,
13:03bireyin hem iç dünyasını besleyen,
13:06hem de toplumsal ilişkilerini düzenleyen bir düşünce ekliğimi oluşturulmuştur.
13:12Böylece, insanın yalnızca yaşaması değil,
13:17yaşadığı hayattan entelektüel bir haz alması amaçlanmıştır.
13:23İnsanı hayatın öznesi haline getiren bu düzenin ikinci aşaması,
13:29gönüllü toplumsallaşma çabasıdır.
13:33Hayata anlam yükleyen bireyler,
13:35ortak değerler etrafında bir araya gelerek,
13:38bilinçli bir toplum yapısı inşa ederler.
13:41İslam düşüncesi, bu gönüllü birlikteliği,
13:45ümmet kavramıyla ifade eder.
13:48Ümmet, zorunlu bir aidiyet değil,
13:52ortak inanç, amaç ve sorumluluk bilinciyle oluşmuş bir birlikteliği temsil eder.
14:00İslam, muhatabının hem kalbine hem de aklına hitap eder.
14:07İnsanın hem cinsleriyle ortak hareket ederek mutlu olacağını,
14:13paylaşmanın artmaya vesile olduğunu,
14:16anlayışın anlaşılmayı sağladığını söyleyerek,
14:21manevi hazdın maddi hazdan daha kıymetli olduğunu öğretir.
14:25İslam'ın mesajına ön yargısız yaklaşanlar için,
14:30amaç, araç dengesinin yerli yerine oturduğu,
14:34daha anlamlı ve huzurlu bir hayatın kapıları aralanır.
14:39İslam'ın 23 yıllık tebliğ süreci ve Hazreti Peygamber'in bu süreçte sergilediği örneklik,
14:48bilinçli bir zihin ve özgür bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde,
14:55insanlığa sunduğu mesaj açıkça görülür.
14:58İslam, her bir ferde kendisi olmayı,
15:04hayata kendi penceresinden bakması gerektiğini,
15:08hayatı kendi şartları çerçevesinde değerlendirmesi gerektiğini öğretir.
15:15Her insan, kendi hayatını yaşayacağının bilincinde olup,
15:20hayata vereceği katkıyı kendi sorumluluk alanı üzerinden tanımlamalıdır.
15:27Böylece, varoluşunun ve yaratılışının anlamını kavrayarak,
15:33kurgulanan bir yaşamdan sıyrılıp,
15:37hayata gerçek anlamını yükleyebilecektir.
15:41İnsana hayatın gerçek anlamını fark ettiren en önemli unsur,
15:46gelişmiş bir sorumluluk bilincidir.
15:50Sorumluluk bilinci,
15:52kişinin kendi davranışlarının ve yetki alanına giren,
15:56her türlü fiilin sonuçlarını üstlenebilme iradesi olarak tanımlanabilir.
16:03Sorumluluk bilinci,
16:06bir kişinin karakterinin en önemli hususlarındandır.
16:10Zira, sorumluluk,
16:12toplumsal baskılar karşısında susmamayı,
16:15mahalle baskısına boyun eğmemeyi,
16:18doğru bildiğini savunmayı ve hakkı dile getirebilmeyi gerektirir.
16:23Bir insan, yaptığı her fiilin sorumluluğunu üstlenebilmelidir.
16:29Bir kişi yaptığı fiillerin sorumluluğunu üstlenebilme duygusuna ulaştığında,
16:36atacağı adımları daha doğru ve bilinçli atacaktır.
16:41Doğru ve bilinçli adımlar atabilmek,
16:45ancak sorumluluk sahibi karakter inçası ile ortaya çıkabilecektir.
16:50Sorumluluk erdemi genel olarak üç başlık altında ele alınabilir.
16:56Bunlardan ilki vicdani sorumluluktur.
17:00Vicdani sorumluluk,
17:02bireyin yaptığı veya yapmayı düşündüğü bir fiili,
17:06zihninde ve kalbinde nasıl değerlendirdiği ile ilgilidir.
17:10İnsan zihni çoğu zaman yaptığı davranışı meşrulaştırma,
17:16anlamlandırma ve aklama eğilimindedir.
17:20Ancak asıl belirleyici olan vicdanın bu davranış karşısında ne söylediğidir.
17:27Nitekim Hazreti Peygamber,
17:31kötülük senin içine sıkıntı veren şeydir buyurarak bu noktaya dikkat çekmiştir.
17:38Eğer bir davranış kişide herhangi bir rahatsızlık oluşturmuyorsa,
17:43o davranış artık normalleştirilmiş ve vicdani hassasiyet kaybolmuş demektir.
17:51Bu durum yanlışın hayatın doğal bir parçası haline gelmesine yol açar.
17:58Oysa insan öncelikli olarak vicdani sorumluluğunu üstlenebilmelidir.
18:04Yaptığı veya yapmadığı bir davranışın zihninde ve kalbinde nasıl yansımaları olduğunu düşünerek hareket etmelidir.
18:13Bunu düşündüğünde de yaptığı bir davranıştan vazgeçebileceği gibi yapmadığı bir davranışı da yapabilir hale gelecektir.
18:24Yapmadığı bir yardımı vicdani sorumluluğu üstlendiğinde yapabilecek veya söylediği bir sözü vicdani sorumlulukla düzeltecektir.
18:37Bununla birlikte en önemli durum insanın vicdani sorumluluğa sahip olduğunda bu davranışlar henüz ortaya çıkmadan doğru olanı sergilemiş olacağıdır.
18:51Sorumluluğun ikinci boyutu dini sorumluluktur.
18:56Din, insanı iyiliğe yönlendiren ve kötülükten sakındıran bir ilke ve değerler bütünü sunar.
19:04İyilik, adalet, doğruluk, yalan söylememek, yardımlaşmak ve fedakarlık gibi hususlarda insanları sürekli iyiliğe ve doğruluğa yönlendirir.
19:19İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak dinin temel prensibidir.
19:26Bu anlamda dini sorumluluğa sahip bir kişinin dinin kendisinden istediği hususları yerine getirip Allah'ın rızasını kazanabilmek adına sorumluluklarının bilincinde
19:40olduğu söylenebilir.
19:41İnsan hayatı boyunca sürekli kararlar almak zorundadır.
19:48Bu kararların hangi yönde şekilleneceğini ise kişinin geçmişten itibaren geliştirdiği sorumluluk anlayışı belirler.
19:59Sorumluluk bilinci sonradan ani bir şekilde kazanılabilecek bir özellik değildir.
20:06Bir insan ömrü boyunca taşımadığı sorumluluk duygusunu veya fedakarlık düşüncesini bir anda kazanamaz.
20:16Daha açık bir ifadeyle bugün sahip olunmayan sorumluluk bilinci yarın kazanılamaz.
20:25Değer merkezli bir hayat süren insan için öncelik ilkeleri, değerleri, vatanı, milleti, bayrağı ve tüm mukaddes değerleri olacaktır.
20:39Bu yönüyle sorumluluk bilinci geçici durumlara bağlı bir tutum değil, karakter temelli, süreklilik arz eden bir erdemdir.
20:49Sorumluluk bilincine sahip bir insan geçmişe takılıp kalmak yerine anı yaşar, hayatı dönüştürebileceğinin inancıyla hareket eder.
21:02Böylece hayatın öznesi olmak için çaba sarf ederken kendisini nesneleştirmeye çalışan her türlü dış etkiye karşı kendi argümanlarını geliştirebilecek yetkinliğe
21:16ulaşır.
21:17Ancak buradaki öznelik insanın hayatın merkezine kendisini, hırslarını, arzularını ve şehvetlerini koyması değildir.
21:29İnsan ancak ulvi amaçlara yöneldiğinde ve kendisinden daha büyük bir anlamın parçası olduğunu idrak ettiğinde gerçek anlamda insanlaşır.
21:42Hedefini dünyaya anlam ve değer katma olarak belirleyenler insanlaşır ve kendini gerçekleştirir.
21:52İnsan hayatın akışı içinde karşılaştığı olayları kimi zaman zorluk, kimi zaman engel, kimi zaman da fırsat olarak değerlendirebilir.
22:04Bu değerlendirme biçimi bireyin bakış açısına bağlıdır.
22:10İslam ise insanı yaşananların yalnızca görünen yönüyle sınırlı kalmamaya, olayların ardındaki derin anlamı kavramaya davet eder.
22:21Hayatın sadece bu dünyadan ibaret olmadığını hatırlatıp, insana bu sığ ve günlük bakış açısından sıyrılıp, resmin tamamına odaklanmayı öğütler.
22:37Hayatta hedefler ve bu hedeflere ulaşmanın ortaya çıkardığı yan sonuçlar vardır.
22:44Eğer insan hedefini doğru belirlemezse, ulaştığı sonuç ile hedeflediği birbirinden farklı olacaktır.
22:54Hazreti Peygamber'in hayatını ve tercihlerini doğru okuyan bir insan, hedefin ne olması gerektiğini doğru tanımlayacaktır.
23:03Hazreti Peygamber'in düşünce odağında her zaman üstlendiği görevi layıkıyla yerine getirmek vardı.
23:11Allah'ın rızasına erişme ile cenneti kazanma arasındaki ilişki de tam olarak böyledir.
23:18Esasen görev layıkıyla yerine getirildiğinde vaat edilen yan sonuçlar kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
23:28Hazreti Peygamber sözle öğrettiği bütün erdemleri ve Müslümanlardan beklenen bütün davranış modellerini kendisi de uygulamıştır.
23:39Kur'an-ı Kerim'in Müslümanların somutlaştırmasını beklediği söylemlerin hepsi Hazreti Peygamber tarafından eyleme dökülmüştür.
23:49Onun hayatı teorik bir ahlak anlayışının değil, yaşanmış ve örneklenmiş bir ahlakın tezahürüdür.
23:59Bu yönüyle Hazreti Peygamber söylemi ile eyleme arasında tam bir tutarlılık sergilemiştir.
24:08Toplumun ana dinaminin güven olduğunun bilinciyle hareket eden Hazreti Peygamber bir toplumda güven duygusu zedelendiğinde insanlar arası ilişkinin saflığının kalmayacağının
24:22bilincindeydi.
24:24Duyulan tereddütler çıkar ilişkilerine sebep olur ve sonuçta ortaya çıkan kırılgan yapı bir müddet sonra toplumsal huzursuzlukla sonuçlanır.
24:36Hazreti Peygamber'in kurmak için ömrünün her anını harcadığı toplumsal düzende ana ilkeler güven, dürüstlük, doğruluk, adalet ve samimiyettir.
24:53Aslında medeniyete ve insanlığa katkı sunma iddiası güven bir insanın Hazreti Peygamber'in ortaya koyduğu bu evrensel ilkelere hayatında ne
25:05kadar alan açtığını iyi düşünmesi gerekir.
25:08Çünkü gerçek anlamda bir medeniyet inşası ancak ahlaki temeller üzerine oturtulmuş bir insan anlayışıyla mümkündür.
25:20Sahip olduğu üstün karakterle Hazreti Peygamber gerçek anlamda insan olma arayışı içinde olanlar için en mükemmel örnektir.
25:31Müslümanlar açısından onun örnekliğini takip etmek ve hayatlarına yansıtmak imanın en somut göstergelerinden biridir.
25:40İnsan insan, insan diğer canlılar ve insan doğa ilişkisine dair ortaya koyduğu ilkeler,
25:48İki günü birbirine eşit olan ziyandadır sözü, dürüstlüğü, samimiyeti ve tutarlılığı dikkate alındığında
25:58Hazreti Peygamber'in 23 yıllık Risalet sürecinin sonunda insanlığa nasıl yaşanması gerektiğini fiilen gösterdiği görülür.
26:09O, yaratılışı bozmadan, özü koruyarak yaşamanın, insan olmayı, insanca kalmayı başarmanın mümkün olduğunu ortaya koymuştur.
26:21İnşa ettiği medeniyetle medeni insan kavramını soyut bir ideal olmaktan çıkarıp somut bir hayat biçimine dönüştürmüştür.
26:34Bunu yaparken insanı sürekli kurallarla, yaptırımlarla ve cezalarla sınırlamak yerine
26:43onun özüne hitap ederek iç denetim mekanizmasını güçlendirmiş,
26:49böylece bilinç temelli bir ahlak anlayışı inşa etmiştir.
26:54Adalet, istişare, yardımlaşma, insanlık paydasında buluşma ve yetimin hakkını koruma
27:03İslam'ın hayata dair ilkelerinden sadece birkaçıdır.
27:08Biraz dikkatle düşünüldüğünde, İslam'ın en temel özelliğinin hayata ilke merkezli yaklaşması olduğu anlaşılır.
27:17Çünkü ilke sahibi insan duruş sahibi olur.
27:22Konuya, konuma veya duruma göre şekil almaz.
27:27Şartlara, kişilere ya da menfaatlere göre yön değiştirmez.
27:33Menfaat ve çıkar düşüncesi ilkeli insan için anlam ifade etmez.
27:40Onun için çıkar değil, hakikat esastır.
27:44İlkeli insanın bir duruşu vardır ve duruş sahibi olmak insanı özgün kılar.
27:53Bu anlamda Müslüman özgün bir şahsiyettir.
27:58Özgünlük ise beraberinde özgüveni getirir.
28:03Zira ilkeleri doğrultusunda yaşayan bir insanın kendisiyle çelişmesi söz konusu değildir.
28:11Duruş sahibi olup hayatını ilke temelli yaşadığı için de veremeyeceği hesabı yoktur.
28:20Hayatında ama aslında fakat diye başlayan savunma ifadelerine yer yoktur.
28:30Bu nedenle bir Müslümanın karakterini en iyi yansıtan kavramlardan biri özgüvendir.
28:37Bu özgüvenin kaynağı doğru yolda olduğunun bilgisidir.
28:44Doğru yolda olduğunu bilen insan yaptığından emin olur.
28:48Süreçte karşılaştıklarına değil, sonucun takdire uygun olup olmadığına odaklanır.
28:55Bu anlamda Müslüman sonuca odaklanan kişidir aynı zamanda.
29:01Dünya hayatı bir süreçtir ve bu süreç pek çok farklı olayla örülüdür.
29:09İnsanlar yaşadıkları olayları çoğu zaman iyi ya da kötü olarak nitelendirirler.
29:16Oysa bu nitelendirme çoğunlukla olayların dünya hayatına etkisi üzerinden yapılır.
29:23Müslüman içinse asıl ölçüt yaşananların ahirete bakan yönüdür.
29:30Bu nedenle bir olayın zahmet mi yoksa rahmet mi olduğu Allah ile kurulan ilişkiye nasıl etki ettiğine bağlıdır.
29:40Allah'ın kulunu asla yalnız bırakmayacağını ve ona taşıyamayacağı bir yük yüklemeyeceğini bilen Müslüman için zahmet gibi görünen pek çok
29:52durum aslında bir rahmet vesilesidir.
29:56Bu bilinç Müslümanı hayata karşı güçlü, dirençli ve umutlu kılar.
30:04Hazreti Peygamber Kur'an-ı Kerim'de dile getirilen bütün erdemleri ve Müslümanlardan beklenen bütün davranış modellerini kendisi de hayatında uygulamıştır.
30:16Kur'an-ı Kerim'in Müslümanların somutlaştırmasını beklediği ahlaki ilkelerin hepsi onun şahsında pratik karşılığını bulmuştur.
30:27Bu yönüyle Hazreti Peygamber'in hayatında en dikkat çekici husus söz ile fiil arasındaki tam uyumdur.
30:37Onun hayatından tek bir özellik öne çıkarılacak olsaydı, bu hiç şüphesiz söylemleri ile eylemleri arasındaki mutlak tutarlılık olurdu.
30:50Somutlaştırmak gerekirse, bütün Müslümanların Allah'ın huzurunda eşit bireyler olarak kabul edilmesi,
30:59Hayatın her alanında tabakalaşmaya alışkın olan Mekke toplumunda özellikle egemen kesim açısından kabul edilmesi zor bir anlayıştı.
31:12Ancak bu eşitlik vurgusu Mekke'nin sosyal yapısında alt katmanlara mensup kişiler
31:18ve henüz yerleşik düzenin bir parçası haline gelmemiş gençler için son derece güçlü ve dönüştürücü bir çağrı niteliği taşımaktaydı.
31:31Eşitlik söyleminin Müslümanlar arasında kolektif bir şuurun inşası noktasında da son derece önemli bir kaynaştırma etkisi gerçekleştirdiğini söylemek gerekir.
31:42Alan ayrımı yapmaksızın, her konuda bütün Müslümanlar ortak bir hareket tarzı geliştirmiş ve eşit sorumluluk üstlenmiştir.
31:55Hazreti Peygamber bu yapının sağlıklı bir şekilde işlemesinde en önemli rolü oynamıştır.
32:02Mescid-i Nebevi'nin inşasında bizzat çalışarak ümmetin ortak ürünü olan bir yapıya tüm Müslümanlar gibi kas gücüyle katkıda bulunmuştur.
32:16Şehrini ve inancını savunması gerektiğinde meydana çıkmaktan çekinmemiştir.
32:22Burada vurgulanması ve odaklanılması gereken husus Hazreti Peygamber'in Mescid-i Nebevi yapılırken 53, Hendek Savaşı öncesinde savunma hattı oluşturulurken
32:3658,
32:38Medine'den yaklaşık 700 kilometre uzaklıkta gerçekleştirilen Tebük gazvesi sırasında ise 62 yaşında olduğudur.
32:47Şunu da ifade etmek gerekir ki özellikle Tebük gazvesi Kur'an-ı Kerim'de güçlük zamanı olarak nitelendirilen son derece zorlu
32:59bir dönemdir.
33:00Şartların ağırlığına rağmen Hazreti Peygamber bu sefere katılmış Müslümanlarla aynı sıkıntılara göğüs germiştir.
33:11Onun bu tavrı sadece o gün Müslümanlar için değil, sonraki nesiller için de güçlü bir örneklik teşkil etmiştir.
33:21Zira Hazreti Peygamber şartlar ne olursa olsun sahada olan, sorumluluktan kaçmayan ve yükü ümmetiyle birlikte omuzdayan,
33:35tam tabiriyle sahada aktif rol alan bir lider profili ortaya koymuştur.
33:41Bu tutum hem dönemin Müslümanları için büyük bir motivasyon kaynağı olmuş,
33:47hem de sonraki çağlara ahlaki bir miras bırakmıştır.
33:53Nitekim Hazreti Peygamber kim iyi bir uygulamaya öncülük ederse,
34:00kendisine hem o davranışın hem de kıyamete kadar onu örnek alan kimselerin sevabı verilir.
34:08Yine kim kötü bir uygulamaya öncülük ederse,
34:13kendisine hem o davranışın hem de kıyamete kadar onu örnek alan kimselerin günahı yüklenir buyurarak,
34:23insanın açtığı yolun toplumsal ve ahlaki sonuçlarına dikkat çekmiştir.
34:30Bu hadis, bireysel davranışların yalnızca kişisel bir tercih olmadığını,
34:37aynı zamanda toplumsal bir etki alanı oluşturduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
34:44Hazreti Peygamber bu yönüyle Müslümanlar için hayata anlam, değer ve istikamet kazandıran her türlü güzel davranışın öncüsü olmuştur.
34:57Hazreti Peygamber, Peygamber kızı Fatıma ile bir cariyenin aynı hak ve sorumluluklara sahip olduğunu belirterek,
35:07toplumsal statü veya gelir farklılıklarının toplumsal ilişkilerde anlamsızlığını dile getirmiştir.
35:16Benzer şekilde Bilal-i Habeşi'yi siyah kadının oğlu olarak tanımlayan Ebu Zer'i sert bir dille.
35:25Ebu Zer, annesinin siyahi olmasından dolayı Bilal'i küçümsüyor ve ayıplıyor musun?
35:31Demek ki sen kendisinde hala cahiliye izleri olan bir kimsesin sözleriyle uyarması,
35:39insanların dili, dini, ırkı, cinsiyeti, ten rengi, mezhebi veya meşrebi sebebiyle tanımlanıp yargılanamayacağını açıkça ortaya koymuştur.
35:52Hz. Peygamber böylece ilkelerin egemen olduğu bir toplum modelinin mümkün olduğunu fiilen göstermiştir.
36:03Bu modelde ayrıcalık soydan değil, hukuktan doğmakta, üstünlük güçten değil, adaletten kaynaklanmaktadır.
36:14Onun ortaya koyduğu toplumsal yapı, bireysel menfaatlerin değil, hukukun üstünlüğünün esas alındığı bir düzeni temsil eder.
36:26Bu yönüyle Hz. Peygamber, adaletin ve insan onurunun yalnızca teorik kavramlar olmadığını,
36:35hayata geçirilebilir evrensel değerler olduğunu insanlığa göstermiştir.
36:42Sergilediği tutarlı duruş ve kararlı uygulamalar sayesinde Hz. Peygamber, Müslümanlar arasında güçlü bir güven duygusu tesis etmiştir.
36:53Toplumsal konumu, ekonomik gücü veya soyu ne olursa olsun, insanları aynı safta buluşturmuş,
37:02herkesin hukuk karşısında eşit olduğu bir bilinç oluşturmuştur.
37:08Onun insanlık tarihine bıraktığı en büyük miraslardan biri de,
37:13bugün evrensel değerler olarak kabul edilen insan hakları, hukuk devleti anlayışı ve insan onuruna yakışır yaşam düşüncesinin pratik karşılığını göstermiş
37:26olmasıdır.
37:27Hz. Peygamber'in hayatı çok katmanlı ve evrensel mesajlar içermektedir.
37:33Her birey kendi arayışı ve niyeti doğrultusunda bu hayattan kendisine bir yol haritası çıkarabilir.
37:43Önemli olan bu mesajlara kapalı kalmamak, görmek ve anlamak isteyerek yaklaşmaktır.
37:52Çünkü onun hayatı insanlığa yalnızca neye inanması gerektiğini değil, nasıl yaşaması gerektiğini de öğretmektedir.
38:02İnsanı bencillikten ve aşırı bireycilikten uzaklaştırarak toplumsal bir bilinçle hareket etmeye yönelten en temel unsurların başında değerler gelmektedir.
38:15Değerler, bir toplumun fertlerinin daha huzurlu, güvenli ve anlamlı bir yaşam sürmelerine imkan tanıyan temel yapı taşlarıdır.
38:26Değer merkezli bir hayat anlayışını benimseyen birey zamanla hırslarından arınır, ben merkezci tutumlarını terk eder ve biz bilincine yönelir.
38:41Bu dönüşüm yalnızca bireysel bir iç değişimi ifade etmez.
38:47Aynı zamanda toplumsal yapının bütününde olumlu bir karşılık bulur.
38:54Zira değerler, insanı yalnızca kendi çıkarlarını gözeten bir varlık olmaktan çıkararak,
39:01başkasını düşünebilen, sorumluluk bilinci gelişmiş bir birey haline getirir.
39:07İslam düşüncesinde ön plana çıkan değer ve erdemlere bütüncül bir şekilde bakıldığında insanın yaşamına anlam katan,
39:18ona dünya ve ahiret dengesini bulmada yol gösteren ve hem dünya hem de ahiret hayatında mutluluğu sağlayan olgular oldukları görülür.
39:30İnsan hayatını kendisine çizilen yol haritasına uygun şekilde yaşarsa, bireysel huzura ulaşır.
39:39İç huzurunu sağlayarak kendisiyle barışık hale gelen insan toplumsal huzura da katkı sağlar.
39:48İnsan bir taraftan yaşamın zorunlu getirisi olan üretim ve tüketim döngüsü içerisinde,
39:55hayatı sürdürmek için gerekli olan ekonomik hacmi inşa etmelidir.
39:59Diğer taraftan da, ebedi hayatta mutlu olmak ve ödüllendirilmek için yüce yaratıcının kendisinden beklediği ilkeli duruşu sergilemelidir.
40:14Bu anlayış insanı madde ve mana arasında çift boyutlu bir varlık haline getirir.
40:20Aslında dünyayı yaşanabilir ve anlamlı kılan da bu iki boyut arasındaki dengenin kurulabilmesidir.
40:30Bununla birlikte günümüzde güç kavramının büyük ölçüde ekonomik üstünlükle özdeşleştirilmesi pek çok değerin araçsallaştırılmasına yol açmıştır.
40:43Bu süreçte en fazla hedef alınan alanlar ise toplumların inançları, değer yargıları, kültürel birikimleri ve yaşam biçimleri olmuştur.
40:54Modern dünyada tüketim kültürü insanı merkeze almak yerine insanı tüketimin nesnesi haline getirmiştir.
41:04İnsanoğlu kendisine sunulan yaşam biçimini sorgulamadan benimseyen, sürekli tüketen ve her tüketim sonrasında yeni bir tüketime yönlendirilen bir ürün konumuna
41:20indirgenmiştir.
41:21Gerçekliklerden uzaklaştırılarak kurguların gerçekliğinin anlam kazandığı bir zaman diliminde insan sahte olduğunu bildiği hayatın sahteliğini unutma arzusuyla sürekli olarak kurgusal
41:38mutlulukların arayışı içerisinde olmaktadır.
41:41Bir video oyununda elde edilen sahte başarılar, kurgusal gerçeklikle gerçekleştirilen seyahatler, dijital ortamlarda etkileşimden uzak bir şekilde gerçekleştirilen sohbetler insanların
41:58mutluluk vasıtaları haline getirilmektedir.
42:02Bu anlayışta maddi imkanlara ulaşmak hayatın temel amacı haline gelmekte, insanın tüm enerjisi ekonomik kazanca yönelmektedir.
42:14Çalışma dışındaki zaman dahi yeniden çalışmaya hazırlanma süreci olarak algılanmakta, böylece hayat bütünüyle ekonomik döngünün kontrolü altına girmektedir.
42:26Daha çok çalışma, daha çok ekonomik getiri, daha çok ekonomik getiri, daha rahat bir yaşam şeklindeki döngü, adalet, huzur, sadakat,
42:42vefa, güven ve samimiyet gibi insani değerlerin geri plana itilmesine neden olmaktadır.
42:50Toplumların hangi yöne evrileceği sahip oldukları değerlerle doğrudan ilişkilidir.
42:55Bir toplum yetiştirdiği nesilleri iyiye, doğruya, güzele, adalete ve evrensel değerlere yönlendirebildiği ölçüde güçlü bir gelecek inşa edebilir.
43:10Aynı zamanda milli ve manevi değerlerle beslenen bireyler toplumuna, devletine ve kültürüne faydalı bireyler haline gelir.
43:19Ancak bunun gerçekleşebilmesi bu değerlerin yalnızca öğretilmesiyle değil, anlamının kavranması ve içselleştirilmesiyle mümkündür.
43:33Değerler geçmişin birikimi üzerine inşa edilir.
43:38Bu birikimden koparılan değerler zamanla anlamını yitirir.
43:44Anlamını yitiren değerler ise toplum için bağlayıcı olmaktan çıkar.
43:50Böyle bir durumda toplumlar başka kültürlerin ürettiği değerleri benimsemeye başlar ve zamanla kendi kimliklerinden uzaklaşırlar.
44:02Bu nedenle milli ve manevi değerlerin korunması bir toplumun varlığını sürdürebilmesi açısından hayati öneme sahiptir.
44:15Toplum olabilmenin temel şartlarından biri de ortak değerlere sahip olmaktır.
44:22Farklı düşünce yapılarından gelen bireyleri bir arada tutan en önemli unsur ortak değerler etrafında birleşebilmeleridir.
44:32Ortak değerler güçlendikçe toplumsal refleksler de ortaklaşır.
44:38Bu da toplumun dayanıklılığını artırır.
44:43Tarih boyunca kendi kültürel mirasına sahip çıkan toplumlar süreklilik kazanmış ve geleceğe daha güvenle bakabilmiştir.
44:54Nitekim John Stuart Mill'in de ifade ettiği gibi bir toplumun fertleri, mutluluğu maddi imkanlarda değil de manevi değerlerde aradığında
45:07birbirlerinin acılarına ve sevinçlerine samimiyetle ortak olduğunda o toplum güçlü ve huzurlu olur.
45:18Aksi halde milli ve manevi değerlerini kaybeden toplumların bağımsızlıklarını ve geleceklerini korumaları mümkün değildir.
45:31Diyelim ve Kur'an-ı Kerim'in rehberliğinde Hazreti Peygamber'in örnekliğinde çıktığımız yolculuğumuzun sonuna gelelim.
45:41Bu yolculukta tam 30 bölüm boyunca bizlerle birlikte olan ekran başında düşüncelerimizi paylaşan ve programımıza değer katan siz kıymetli izleyicilerimize
45:53gönülden teşekkür ediyor, saygı ve hürmetlerimi arz ediyorum.
45:58Bir başka programda görüşmek üzere.
46:01Sağlıcakla kalın.
Yorumlar