- 11 saat önce
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.
İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.
“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.
Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.
“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.
Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
Kategori
📺
TV ve DiziDöküm
00:09Müzik
00:17Herkese merhaba.
00:18Bir önceki bölümü ilk Müslümanların maruz kaldığı şiddet ve baskıları anlatarak tamamlamıştık.
00:24Bu bölüme ise baskı ve zulüm karşısında Hazreti Peygamberin bulduğu ara çözümle başlayalım.
00:32Mekke'de Müslümanlar sırf inançlarından dolayı eziyete maruz kalıyorlardı.
00:37Kendi ülkelerinde kendi doğrularını, kendi inançlarını yaşayamıyorlardı.
00:44Müslümanlara uygulanan baskı ve şiddetin artması ve toplumsal kabullenişler sebebiyle durdurulamaması,
00:51farklı bir çıkış noktası arayışını beraberinde getirdi.
00:56Bu noktada Hazreti Muhammed'in bulduğu yol,
00:59Müslümanlardan en azından bir kısmını rahat edebilecekleri bir yerde geçici süreyle iskan etmek oldu.
01:09Adaleti tesis etmenin birinci şartı, kötülüğün maddi ve manevi etkilerini ortadan kaldırıp,
01:17insanların fiziken veya ruhen zarar görmelerini engellemektir.
01:22İnsanları koruyabilmenin yoluysa, önce iyiye dair sağlanacak farkındalıktan geçer.
01:30Ancak farkındalık oluşturmak tek başına yeterli değildir.
01:35Kötülüğün maddi sonuçlarının da engellenmesi gerekir.
01:40Aksi takdirde daha büyük bir kötülüğe sebep olunur.
01:44Çünkü kötülüğe maruz kalan kişi, yaşadıklarını kötülük olarak tanımlamadığı sürece,
01:50zihnen ve ruhen bir şiddet hissetmez.
01:54Ancak hayata dair kazandırılan farkındalık, yaşananların yeni tanımlamasını da beraberinde getireceğinden,
02:04eskiden mazur görülen, maruz kalınanlar eziyet kaynağına dönüşür.
02:10Hz. Muhammed, Mekkeli elitistlerin sunduğu hayatın sömürü düzeni olduğunun farkına varan bir kitle oluşturdu.
02:17Ancak farkındalık bu gruba baskı, eziyet ve şiddet olarak döndü.
02:25Mekke'de hayat günbegün zorlaşıyor, Müslümanlar her yeni güne daha zor şartlarda başlıyorlardı.
02:33Müslümanlara uygulanan baskı ve şiddetin artması ve toplumsal kabullenişler sebebiyle durdurulamaması,
02:40farklı bir çıkış arayışını zorunlu kılıyordu.
02:43Bu noktada Hz. Muhammed'in bulduğu yol, Müslümanların en azından bir kısmını rahat edebilecekleri bir yerde,
02:51geçici süreyle iskan etmek oldu.
02:54İşte Habeşistan'a hicret, böyle bir arada kalmışlığa çözüm yoludur.
03:00Hz. Peygamber, nübüvvetin 5. yılında,
03:04Allah, çektiğiniz sıkıntılardan kurtulmanız için bir yol gösterinceye kadar Habeşistan'a göç etmeniz sizin için iyi olur.
03:13Zira orada, yanındakilerden hiçbirine zulüm yapılmayan, adil bir hükümdar var sözleriyle,
03:22Müslümanlara Habeşistan'a gitmelerini tavsiye etti.
03:25Habeşistan'ın Mekkelilerin egemenlik sahası ve ittifak bölgesinin dışında yer alması
03:32ve Kureyş'in sözüyle hareket etmeyecek olması, Müslümanlar açısından bir avantajdı.
03:38İlaveten, Kabe'yi yıkma fikriyle Mekke üzerine yürüyen Ebrehe,
03:44Habeş-Aksum Krallığı'na bağlıydı.
03:46Fil vakası olarak isimlendirilen ve Ebrehe ile birlikte,
03:51neredeyse tüm ordusunun imha olduğu bu olay,
03:54doğal olarak Mekkelilerle Habeşistan arasındaki siyasi ilişkilerin bozulmasına yol açmıştı.
04:01İki tarafın siyasi ve diplomatik ilişkilerindeki gerginlik,
04:06Hazreti Peygamberin, Mekkelilerin muhalifi konumundaki Müslümanları,
04:11bu bölgeye yönlendirme gerekçeleri arasında sayılmaya değerdir.
04:15Bununla birlikte, Müslümanların sığınmak için Habeşistan'ı tercih etmelerinin temel sebebini,
04:23bizzat Hazreti Peygamber,
04:26Habeşistan'da ülkesinde hiç kimseye zulmedilmeyen bir kral vardır cümlesiyle açıklamıştır.
04:33Daha net bir ifadeyle,
04:36Habeşistan'da Hristiyanların yaşaması değil,
04:39Habeş Necaşisi Ashamen'in Mekkelilerin siyasi, ekonomik veya sosyal yönden baskı altına alamayacakları,
04:48Mekkelilerin siyasi ve ekonomik gücünden etkilenmeyecek karakteri hicret rutasını belirlemiştir.
04:57Hazreti Peygamberin yönlendirmesinin ardından,
05:0011 erkek, 4 kadın, toplam 15 Müslüman,
05:05Habeş Necaşisi Ashamen'in ülkesine hicret etti.
05:09Hicret edenler arasında,
05:11Amir Bin Rebiya ve eşi Leyla da vardı.
05:14Yola çıkacakları sırada,
05:15O dönem Müslümanların en azalı düşmanları arasında olan Ömer Bin Hattab, Leyla ile karşılaşır.
05:24Ömer, yolculuğun nereye olduğunu sorduğunda,
05:28Leyla'nın cevabı, Müslümanların içerisinde olduğun durumu göstermesi
05:34ve hicretin nedenini ortaya koyması açısından önemlidir.
05:39Leyla, Mekkeli müşriklerin kendilerine sırf Allah'a kulluk etmek istedikleri için zulmetmeleri sebebiyle,
05:49rahat nefes alabilecekleri, özgürce inandıkları şekilde yaşayıp,
05:55eziyet ve işkence görmeden ibadet edebilecekleri bir yere gittiklerini söyler.
06:00Bir bilinmeze doğru Habeşistan'a yolculuğa çıkan bu ilk muhacir grubunu Kur'an-ı Kerim,
06:09zulme uğramaları yüzünden Allah uğrunda göç edenleri,
06:13muhakkak ki biz bu dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz.
06:18Ahiret ecri ise elbette daha büyük olacaktır.
06:22Keşke bilseler ayetiyle motive etmiştir.
06:27Bu yolculuktan bir süre sonra Mekke'de uzlaşmanın sağlandığı
06:31ve müşriklerin İslam'ı kabul ettikleri yönündeki haberlerin duyulması üzerine
06:36Müslümanlardan bir kısmı yurtlarına döndüler.
06:40Ancak haberlerin gerçeği yansıtmadığını,
06:44Mekkeli müşriklerin Müslümanlara baskı ve eziyete devam ettiklerini gördüler.
06:49Gördükleri manzara geri dönen Müslümanlar için hayal kırıklığı gibi değerlendirilebilse de,
06:56Mekke'deki Müslümanların Habeşistan'daki ortama dair birinci elden bilgi edinmeleri açısından değerlidir.
07:07Habeşistan'da herhangi bir baskı ve zulme maruz kalınmadığı
07:11ve inancın yaşanması hususunda bir sorunun olmadığı öğrenilince,
07:15bir grup Müslüman bu bölgeye hicret etmiştir.
07:21Bu ikinci yolculukta 82 erkek ve 18 kadın yer almaktadır.
07:27Habeşistan'a gidenlerin kimlikleri incelendiğinde,
07:31hürler sınıfına mensup oldukları görülür.
07:34Bu da gerçekleştirilen yolculuğun,
07:36basit bir şiddetten kaçış olarak değerlendirilmemesi gerektiğini düşündürmektedir.
07:44Habeşistan'a gidenler arasında yer alan Cafer bin Ebu Talip,
07:48Osman bin Affan, Abdurrahman bin Avf gibi Mekke'de statüs sahibi isimler,
07:54İslam'ın temsil heyetinin üyeleridir.
07:57Onların konuşmaları, yaşantıları, topluma entegrasyonları,
08:02uzun vadede İslam için bir yaşam alanı ve Budi'ni kabul eden herkes için bir referans olma hüviyetine sahiptir.
08:10Ve bu açıdan bakıldığında aslında ağır bir sorumluluktur.
08:16Yüce Allah da bu sorumluluğu üstlenenlere,
08:19bilesin ki Rabbin eziyetlerle sınandıktan sonra yurtlarından göçenlerin,
08:25ardından çabalarını sürdürüp sabır gösterenlerin yardımcısıdır şeklinde hitap ederek motivasyonlarını arttırmıştır.
08:36Mekke'de en fazla eziyet görenler köle kökenli Müslümanlardı,
08:42ancak onlar Mekke'de kalmaya devam ettiler.
08:46Çünkü seyahat hakları dahi yoktu.
08:49Gittikleri yerde bir isimleri, varlıklarının bir karşılığı yoktu.
08:55En önemlisi, kökenleri ve toplumsal algı sebebiyle temsil kabiliyetleri ve sözlerinin geçerliliği yoktu.
09:05Bu yüzden bilinmeyen bir yolculuk onlar için hiçbir anlam ifade etmeyecek,
09:11hayatların da olumlu bir değişiklik yapmayacaktı.
09:15Müslümanların Mekke'den ayrılışını otoriteye isyan,
09:19geçmişi inkar, topluma ihanet olarak kabul eden Kureyşliler,
09:24bu bilginin yarımada da duyulması halinde,
09:28imajlarının ve Arap kabilelerinin zihnindeki saygınlıklarının zedeleneceğini düşünerek,
09:35siyasi konularda yetenekli ve ikna kabiliyeti yüksek isimler olan
09:41Amr bin As ve Abdullah bin Ebu Rebiyan'ın da aralarında olduğu bir heyeti,
09:46değerli hediyelerle birlikte Habeşistan'a gönderdiler.
09:52Heyetin amacı, Habeşistan Necaşisi Ashame'yi ikna edip Müslümanları geri almaktı.
09:59Diplomatik kurallara hakim olan Kureyş heyeti,
10:02kralın huzuruna çıkmadan önce,
10:04beraberinde getirdikleri değerli hediyeleri,
10:07üst düzey devlet görevlilerine sunmuşlardır.
10:11Takdim ettikleri tırnak içerisinde rüşvet hatırına,
10:16Necaşi ile görüşmeleri sırasında,
10:19kendi lehlerine destek bulmayı hedefliyorlardı.
10:24Necaşi'nin huzuruna çıkan Amr bin As,
10:27Ey hükümdar!
10:29Aramızdan akılsız bazı gençler,
10:32senin ülkene sığındılar.
10:33Onlar kendi toplumlarının dinini terk ettiler ve senin dinine de girmediler.
10:41Aksine bizim de senin de bilmediğimiz yepyeni bir din icat ettiler.
10:48Bizi sana onları geri vermen için,
10:51kendi toplumlarının ileri gelenleri,
10:54babaları, amcaları ve kabileleri gönderdi.
10:58Onların kavimleri, kendilerini daha yakından tanımakta ve daha iyi bilmektedirler ifadeleriyle.
11:07Müslümanları, bozguncu, topluma zarar veren bir grup olarak tanıtıp,
11:13Mekke'nin iade talebini iletti.
11:16Ne getirecekleri, ahlakları, inançları, sağlık durumları bilinmeyen bir topluluğun,
11:25var olan sisteme uyum sağlayıp sağlayamayacakları,
11:30sisteme katkı verip vermeyecekleri hakkında bir fikrin oluşmadığı hallerde,
11:35yabancıya veya diğer bir tabirle bilinmeyene şüpheyle yaklaşmak doğal bir tutumdur.
11:43Doğal olmayan, bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olup, bilmeden ve tanımadan hüküm verip,
11:52ön yargılarla tutum ve davranış sergilemektir.
11:57Necaşi de, Hazreti Peygamberin kendisini adil bir hükümdar olarak tanımlamasının gerekçesini
12:04ortaya koyar bir şekilde Müslümanları dinleyip,
12:09onları tanımadan bir hüküm veremeyeceğini söylemiştir ki,
12:13bu durum hayata dair son derece kıymetli bir anlayışın dışa vurumudur.
12:20Her insan hayatında pek çok kez hüküm verir.
12:24Bu hükümler çok basit konulardan, çok daha çetrefilli hususlara kadar yayılabilir.
12:32Yemeğin lezzetinden, ayakkabının modeline, bir insanın dürüstlüğünden duruşuna,
12:39adaletinden insaniyetine kadar akla gelebilecek her hususta hüküm verilebilir.
12:46Asıl olansa, bilmeden, tanımadan, araştırmadan, öğrenmeden hüküm vermekten uzak durmaktır.
12:57Medeni insana yaraşan bir konunun sadece gösterilen kısmıyla değil,
13:04her yönüyle karar vermektir.
13:06Habeş Necaşisi de bunu yapmıştır.
13:10Müşriklerin anlattıklarını dinlemiş,
13:12ancak hüküm vermeden önce, Müslümanlara da söz hakkı vererek,
13:18konuyu bir de onların gözünden görmeyi tercih etmiştir.
13:23Necaşi'nin karşısında Müslümanların temsilciliğini,
13:27ilmen ve fiziken temsil kabiliyetine sahip,
13:31aynı zamanda Hazreti Peygamberin amcasının oğlu olan Cafer bin Ebu Talip yapmıştır.
13:37Müslümanların sözcülüğünü yapan Cafer, kendisine söz verildiğinde,
13:42Ey hükümdar! Biz cahiliye toplumuyduk.
13:47Putlara tapar, ölü hayvanların etini yer, çirkin işler yapardık.
13:54Akraba ilişkilerine değer vermez, komşuya ve bize sığınana kötülük ederdik.
14:01Güçlülerimiz, zayıflarımızı ezerdi.
14:04İşte biz bu haldeyken, Allah bize içimizden soyunu bildiğimiz,
14:09doğruluğu, güvenirliği ve iffeti herkese malum bir peygamber gönderdi.
14:15Bu peygamber bizi Allah'a, tevhid inancına ve ona ibadet etmeye davet etti.
14:22Bizim ve atalarımızın Allah'ın dışında tapmış olduğumuz taşlardan ve futlardan kurtulmamızı ötledi.
14:30Doğru sözlü olmayı, emanete riayet etmeyi, akrabaya iyilik yapmayı, komşularla iyi ilişkiler kurmayı emretti.
14:40Aynı şekilde, kötü işleri, kan dökmeyi, yetim malı yemeyi ve masum kadınlara iftira atmayı da yasakladı.
14:49Biz de ona inandık.
14:51Allah'tan getirdiği şeyleri kabul edip, bir olan Allah'a ibadet ettik.
14:56Bize haram kıldıklarını haram, helal kıldıklarını helal kabul ettik.
15:02Bunun üzerine kavmimiz bize düşman oldu.
15:06İşkence ederek dinimizden vazgeçmemiz ve Allah'ı bırakıp yeniden putlara tapmamız için baskı yaptılar.
15:14Bize dünyayı dar ettiler.
15:16Onlar bizi ağır bir baskıya maruz bırakınca, zorlayınca, bize zulmedince, bizimle dinimiz arasına girip, inancımızı yaşamamıza engel olunca,
15:29biz de senin himayende haksızlığa uğramayacağımızı umarak senin ülkene sığındık demiştir.
15:38Cafer, konuşmasında İslam öncesi haz merkezli yaşantılarının değersizliğini ifade edip,
15:45İslam'la birlikte değer merkezi hale gelen hayatlarına işaret etmiştir.
15:51İslam öncesi yaşantılarını, İslam'ın hayatlarında yaptığı değişimi ve iade talebiyle gelen heyetin temsil ettiği yaşantıyı özetleyen konuşmanın,
16:04Necaşi'yi taltifle sona ermesi,
16:07Cafer'in de en az Amr ve diğer Kureyş önüne gelenleri kadar zeki ve konuşmayı bilen bir kişi olduğunu göstermekte
16:16ve Hazret Peygamber'in neden onu sözcü olarak seçtiğini ispatlar niteliktedir.
16:23Müslümanların sözcülüğünü yaklaşık 25 yaşındaki Cafer bin Ebu Talib'in yapması da üzerinde durulması gereken bir husustur.
16:33Öncelikle ifade edilmelidir ki, Hazret Peygamber'in hayatında gençler çok önemli bir yer tutar.
16:41Hazret Peygamber gençlere ve onların fikirlerine her zaman değer vermiştir.
16:48Sorumluluk vermekten çekinmemiş, kendilerini ifade etmelerini önemsemiştir.
16:54Ne siz daha gençsiniz, sıranızı bekleyin, ne de burada büyükler konuşuyor, siz bu konulardan anlamazsınız tarzı söylemlere girmemiştir.
17:06Hazret Peygamber'in gençlerle ilişkisine baktığımızda, gençleri yeryüzündeki düzenin teminatı olarak gördüğü anlaşılır.
17:16Düşündüğümüzde de olması gereken budur.
17:20Zamanda yolculuk yapmanın yolu gençleri takip etmektir.
17:26Bir toplumun geleceğinin nasıl olacağını belirleyen gençlerdir.
17:31Onların tutumları, davranışları, beklentileri, hayalleri, yaşamak istedikleri hayat gelecekten haber verir.
17:43Eğer ki gelecek planları yapılıyorsa, bunun üzerine inşa edilmesi gereken ana unsur gençlerdir.
17:50O yüzden gençlerle kurulacak ilişki son derece önemlidir.
17:55Çatışmak, uzlaşmak, baskılamak, zorlamak, kendi haline bırakmak ve daha nice yöntem gençlerle kurulacak ilişki için zikredilebilir.
18:09Ancak kanaatimce bu yöntemlerin hiçbiri, özellikle de cebir ve şiddet içerikli olanlar gençlerde karşılık bulmayacaktır.
18:21Benzer şekilde gereğinden fazla özgürlük de tek başına bırakmak ve pusulasız bir şekilde rotasını çizmeye zorlamak anlamına gelecektir.
18:33Belki de buradaki kilit kavram pusuladır.
18:36Pusula yön gösterir ancak pusulanın gösterdiği yöne gitmek tercih meselesidir.
18:45Gençlerle olan ilişkide iyinin, kötünün, doğrunun ve yanlışın tanımı yapılır.
18:52Değerlerden, tarihten, kültürden, inançtan ve mukaddesattan bahsedilip önemi vurgulanır.
19:01Neticede karar bireyin kendisine bırakılır.
19:05Gençlik döneminde öfke kontrolünün zayıflığına rağmen, duyguların yoğun yaşandığı herkesin malumudur.
19:13Bu dönemde sonradan pişman olunabilecek pek çok hata vakayı adiyen evinden kabul edilip, üzerinde hiç düşünülmeden yapılabilir.
19:25Hazreti Peygamber de gençlerin bir kere yaşayacakları dünya hayatını ellerinden alabilecek bu tehlikenin farkında olarak gençleri uyarmıştır.
19:36Gençlik ateşini kontrol altına alıp, Yüce Allah'ın yasakladığı fiillere yanaşmayarak kendini koruyanların kıyamet gününde Allah'ın gölgesinde himaye edileceğini
19:49müjdelemiştir.
19:50Hazreti Peygamber gençlere görev verip sorumluluk yüklemekten hiçbir zaman çekinmemiştir.
19:59Görev verdiği isimde görevin layığıyla altından kalkamayacağına dair bir çekince hissettiğinde arkasında olduğunu hissettirmiş ve cesaretlendirmiştir.
20:11Örneğin kendisine tevdi edilen kadılık görevini layığıyla yerine getirmekten endişe ettiği için kabul etmekte tereddüt eden Hazreti Ali'yi konuşarak
20:22rahatlatmıştır.
20:23Sonrasında da yol göstererek hüküm verirken dikkate alması gereken kriterleri açıklamıştır.
20:33Hazreti Peygamber'in gençlerle ilişkisi sadece motivasyon konuşmasıyla sınırlı değildi.
20:40Gençliği sebebiyle eleştirilere maruz kalan ve hakkında olumsuz söylemlerin dillendirildiği sahabilere sahip çıkıp arkalarında dururdu.
20:51Bunun en güzel örneği Üsame bin Zeyd bin Harise'dir.
20:57Hazreti Peygamber Suriye tarafına göndereceği bir ordu için Üsame'yi komutan olarak belirlemişti.
21:04Sahabeden bazısı Üsame'nin yaşı, babasının soyu ve de orduda bu göreve daha layık kişilerin olduğu gerekçesiyle bu görevlendirmenin uygunluğunu
21:15tartışmaya başlamıştı.
21:16Sahabenin gündeminin Üsame olduğunu duyan Hazreti Peygamber,
21:21Üsame'ye olan inancını herkesin duyabileceği şekilde ilan etmiş,
21:27ayrıca onun kendi kalbindeki yerini de açıklayarak hakkında konuşanları susturmuştur.
21:33Hazreti Peygamber'in kendisine inancını duyan bir kişinin işine olan motivasyon seviyesi,
21:41haliyle en üst seviyeye çıkacak ve mahcup olmama adına tüm benliğiyle konsantre olacaktır.
21:50Üsame'nin de benzer duyguları hissetmiş olabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
21:56Hazreti Peygamber sadece sözle gençleri motive etmemiş, tercihleriyle de onlara sorumluluk vererek gelişimlerine katkı sunmuştur.
22:06Aslında şunu açıkça ifade etmeliyiz ki,
22:10İslam bir gençlik dinidir denilse bu sözü yanlışlamak hiç kolay değildir.
22:17Çünkü ilk Müslümanlara bakıldığında yaklaşık olarak söyleyecek olursak,
22:24Hazreti Ali 10, Zeyd bin Harise 15, Abdullah bin Mesud ve Zübeyir bin Avvam 16,
22:31Talha bin Ubeydullah, Abdurrahman bin Avf, Erkan bin Ebul Erkan ve Saad bin Ebu Vakkas 17,
22:38Musab bin Umeyr 18-20, Abdullah bin Ömer 13,
22:42Cafer bin Ebu Talip 22, Osman bin Hüveyriz, Osman bin Affan, Ebu Ubeyde ve Hazreti Ömer 25 ila 31 yaşları
22:54arasındaydı.
22:56Yani gençlerimiz sadece Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaşta olmayabilirler.
23:03Onlar aynı zamanda Cafer bin Ebu Talip'in İslam'ın sözcülüğünü yaptığı yaştalar.
23:09Üsame bin Zeyd'in komutanlık yaptığı yaştalar.
23:14Erkan bin Ebul Erkan'ın Müslümanlara evini açtığı yaştalar.
23:19Sadece biraz güven duymak gerekiyor, bir de en ufak bir hatada vazgeçmemek.
23:27Geleceğe güvenle bakabilmek için gençlere alan açmak, onlara kendilerini değerli hissettirmek.
23:35Hem fiziken, hem zihnen, hem ruhen kendilerini gerçekleştirmelerine imkan sağlamak gerekir.
23:43Aksi takdirde kendi elimizle, tüm tehditlere ve sömürü faaliyetlerine açık bir nesil yetiştirmiş oluruz.
23:53Düşünmeden tüketen, anlamadan kabul eden, hayatı taklit üzerinden yaşayan bir gençlik.
24:02Gençliği kaybetmemize yol açabilecek bir husus da,
24:07sen anlamazsın, yapamazsın, beceremezsin, bırak ben yapayım şeklindeki olumsuz dildir.
24:15Bu tarz bir uslup kullanmak, gençlerin özgüven kazanıp kendilerini gerçekleştirmelerinin önündeki engeldir.
24:23Gençlere engel olup sonrasında onları yargılamaksa, yapılabilecek en büyük hatalardan biridir.
24:34Konumuza dönecek olursak,
24:37Her iki tarafı da dinleyen Necaşi,
24:40Hazreti Peygamber'in insanlara tebliğ ettiklerinden örnekler görmek istemiştir.
24:46Bunun üzerine Cafer, Hazreti Yahya ile Hazreti İsa'nın dünyaya gelişlerinden bahseden,
24:52Meryem Suresinden bir bölüm okumuştur.
24:55Necaşi ve ortamdaki diğer Habeşistanlı yöneticiler,
24:59Kureyşler işittiklerinden fazlasıyla etkilenmişlerdir.
25:04Kureyş heyetine dönen Asame,
25:07Müslümanları teslim etmeyeceğini bildirmiştir.
25:11İlk girişimin reddedilişiyle hedefinden vazgeçmeyen Amr,
25:15ertesi gün bir kez daha Necaşi'nin huzuruna çıktığında,
25:19bu sefer Müslümanların Hazreti İsa hakkında ağza alınmayacak ifadeleri olduğunu iddia etti.
25:26İnancına dair kötü söylem içerisinde olan bir grubun,
25:30ülkesinde gerilim ve huzursuzluk yaratacağını düşünen Necaşi,
25:35Müslümanları bir kez daha huzuruna çağırarak,
25:38Hazreti İsa hakkındaki fikirlerini öğrenmek istedi.
25:41Söz alan Cafer bin Ebu Talip,
25:44Hazreti Muhammed'in, Hazreti İsa için,
25:47Allah'ın kulu, peygamberi, ruhu ve bakire ve iffetli Meryem'in rahmine bıraktığı kelimesi dediğini söyledi.
25:57Cafer'in sözlerinden etkilenen Necaşi,
26:00Hazreti İsa'nın tam da tarif edilen kişi olduğunu söyleyerek,
26:05Cafer'in sözlerini tasdik etti.
26:08Amr bin As bu girişiminden de başarısız olmuştu.
26:13Cafer'in anlattıklarından etkilenen Necaşi,
26:16Müslümanları teslim etmediği gibi,
26:18onlara ülkesinde diledikleri kadar kalabilme özgürlüğü vermiştir.
26:23Hedeflerine ulaşamadan Mekke'ye dönen heyetin,
26:27yanında giderken götürdükleri rüşvetlerin dışında hiçbir şey yoktu.
26:33Mekkeliler Müslümanlara çok büyük bir iyilik yapmıştı.
26:38Müslümanlar bir anda kendilerini ülkenin hakimine tanıtma fırsatı bulmuşlardı.
26:45Cafer'in etkili hitabeti ile Necaşi'nin açık zihni birleşince,
26:50Müslümanlar Habeşistan'da resmi bir korumaya sahip olmuşlardı.
26:55Halk arasında herhangi bir vatandaşlık veya geçici koruma gibi bir konum olmaksızın,
27:01her türlü ötekileştirmeye açık bir grup,
27:05Mekkelilerin söylemleri ve iade talepleri sayesinde resmi bir statü ve meşruiyet kazanmıştı.
27:13Mekkeliler Müslümanları geri alabilselerdi,
27:17kabilesinin himayesini geride bırakıp Mekke'yi habersiz terk ettikleri için,
27:23herhangi bir aidiyet bağına sahip olmayan Müslümanların Mekke'de yaşama ihtimali olmayacaktı.
27:30Müşrikler herhangi bir toplumsal tepkiyle karşılaşmadan Müslümanlara istediklerini yapabilecekler,
27:39hatta onları öldürebileceklerdi.
27:43Ancak Habeşistan'dan eli boş dönmek,
27:46müşrikler açısından son derece onur kırıcı bir durumdu.
27:51Buna bir de İslam'ın toplumda karşılığı olan isimlerce kabul edilmeye başlanması,
27:57özellikle önce Hazreti Peygamber'in amcası Hamza'nın,
28:02sonrasında da İslam karşıtlığıyla bilinen Ömer bin Haddab'ın Müslüman olması eklenince,
28:09müşriklerin öfkesi iyice artmış oldu.
28:13Konu buraya gelmişken, Hazreti Hamza'nın Müslüman olmasıyla devam edelim.
28:19Hazreti Hamza'nın İslam'ı kabulü, başlı başına üzerinde durulması gereken bir süreçtir.
28:27Hazreti Hamza, ne Kur'an'ın eşsiz uslubundan etkilenmiş,
28:32ne de yeğeninin kendisi üzerinden gerçekleştirdiği daveti kabul etmiştir.
28:38Onu Müslüman yapan,
28:40cahiliye döneminin en kötü özellikleri arasında zikredilen,
28:44asabiyet duygusudur.
28:46Mekke'nin asabiyet üzerine kurgulanan yapısı içerisinde,
28:51kabileler arasında mazur görülebilecek bir takım atışma veya tacizler gerçekleşebilir.
28:59Ancak, bir başka kabile mensubu tarafından gerçekleştirebilecek
29:05ve kabilenin onur ve haysiyetine zarar verecek bir davranışın,
29:10hiçbir şekilde mazur görülebilecek bir yanı yoktur.
29:15Kabilenin onur ve şerefi,
29:18kabile mensuplarının kırmızı çizgisidir.
29:22Mekkeli müşriklerin,
29:24özellikle de kendini elit,
29:27seçkin,
29:28soylu kabul edip,
29:30kendileri dışındakileri aşağılayanların gözünde,
29:34İslam ve Müslümanlar en büyük tehdit konumundaydı.
29:39Hiçbir şey yapmasalar dahi,
29:41varlıklarıyla müşrikleri rahatsız ediyorlar.
29:46Tabir yerindeyse,
29:47müşriklerin göz zevklerini bozuyorlardı.
29:51Bu durum,
29:52yok sayma,
29:53alay,
29:54iftira,
29:55haksız suçlama gibi,
29:57sözlü başlayan ötekileştirme sürecinin,
30:00fiziki şiddetle devam etmesine yol açmıştır.
30:03Ancak bu da Mekkeli müşriklerin beklediği sonucu getirmemiştir.
30:09Müslümanlar birbirlerine daha sıkı bağlanmışlar,
30:12tam anlamıyla Allah'ın ipine sarılmışlardır.
30:17Müşrikler,
30:18fiziki şiddetlerini,
30:20öncelikli olarak Mekke'de toplumsal statüsü zayıf olan,
30:24köle kökenli Müslümanlara yöneltiyorlardı.
30:27Bununla birlikte,
30:29fırsat bulduklarında gözdağı vermek amacıyla,
30:32hür Müslümanlara da saldırmaktan geri durmuyorlardı.
30:37Ancak bu noktada,
30:39bir kurala özen gösteriyorlardı.
30:41Hür bir Müslümana fiziki şiddeti,
30:44sadece kendi kabilesinden birisi yapabilirdi.
30:48Aksi takdirde asabiyet duygusunun çok yoğun yaşandığı Mekke'de,
30:54İslam ile mücadele hiç beklenilmeyen ve müşriklerce hiç de istenilmeyen sonuçlar doğurabilirdi.
31:03Konuya Hazreti Muhammed açısından bakıldığında,
31:08Ebu Talib'in Müslüman olmamakla birlikte,
31:11yeğenini himayeye devam etmesi,
31:14ona karşı dışarıdan fiziki bir müdahalenin önünü kapatıyordu.
31:21Haşimoğulları ile karşı karşıya gelmek istemeyen müşrikler,
31:25Hazreti Muhammed'e sözlü hakarette bulunmaktan öteye geçemiyorlardı.
31:30Bakıldığında Yüce Allah,
31:33Peygamberini bir müşriğin himayesiyle koruma altına alıyordu.
31:38Haşimoğulları'nın tepkisiyle karşılaşmak istemeyen Mekkeliler,
31:42kendilerini frenlemek zorunda olduklarını bilseler de,
31:46bazen kendilerini kaybettikleri ve Hazreti Muhammed'e fiziki saldırıda bulundukları oluyordu.
31:53Örneğin, bir seferinde Ebu Cehil,
31:56Safa Tepesi civarında karşılaştığı Hazreti Peygamber'e ağır hakaretlerde bulunmuş,
32:02hem İslam'ı hem de Hazreti Peygamber'in şahsına hedef alan cümleleriyle onu incitmek istemiştir.
32:10Hazreti Peygamber, her zaman olduğu gibi müşriklerin seviyesine inmemiş,
32:16tahriklere kapılmayıp, vakarını koruyarak Ebu Cehil'le diyaloğa girmemiş
32:22ve onu böyle bir konuda muhatap almamıştır.
32:28Erken İslam tarihi incelendiğinde,
32:30Müslüman olanlar kadar İslam'a karşı çıkanların da isimleri görülür.
32:35Bu karşı çıkanlar arasında öyle bir isim var ki,
32:40dünyanın neresine gidilirse gidilsin,
32:43en büyük üç İslam düşmanı kimlerdir sorusuna verilecek cevaplarda mutlaka adı geçer.
32:50Bu isim Ebu Cehil'den başkası değil.
32:55Ebu Cehil ismi ona Müslümanlar tarafından verilmiştir.
32:59İslam öncesi dönemde lakabı Ebu'l Hakem'dir.
33:03Yani Bilgeliğin babası.
33:05Bu ancak ve ancak keskin zekaya,
33:09engin bilgiye ve şaşmaz adalete sahip kişilere verilebilecek bir lakabdır.
33:16Amr bin Hişam'ı Bilgeliğin babasından,
33:19cehaletin babalığına sürükleyen,
33:22İslam karşısındaki akıl almaz düşmanlığıdır.
33:26Ebu Cehil'in Hazreti Muhammed'e yaptıklarına şahit olan Abdullah bin Cuda'nın cariyesi,
33:34o sırada avdan dönen Hazreti Hamza ile karşılaşınca onu durdurur.
33:39Av merakı herkese bilinen Hazreti Hamza,
33:43başta aslan olmak üzere vahşi hayvanları avlardı.
33:47Hayatını av üzerine kurgulayan Hazreti Hamza'nın,
33:50önemli bir ritüeli de av dönüşü Kabe'ye yaptığı ziyaretti.
33:56duyduğu saygının bir nişanesi olarak şehre döndüğünde Kabe'yi tavaf etmeden evine geçmez,
34:03o sırada Kabe'de olanlarla sohbet ederdi.
34:08Abdullah bin Cuda'nın cariyesi,
34:11Ey Ebu Umare!
34:12Biraz önce Ebu'l-Hakem Amr bin Hişam tarafından,
34:16kardeşinin oğluna yapılan kötülüğü görmüş olsaydın,
34:20buna hiç katlanamazdın diyerek Ebu Cehil'in yaptıklarını anlattı.
34:26Duydukları karşısında büyük bir şaşkınlık yaşayan Hazreti Hamza,
34:30olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğini öğrenmek için,
34:34yaşananların detaylarına dair sorular sordu.
34:37Ebu Cehil'in hakaretleri karşısında,
34:40hiç kimsenin onu durdurmaması,
34:43Hazreti Hamza'yı iyice sinirlendirdi.
34:46Bununla birlikte merak ettiği bir husus daha vardı.
34:49Yeğeninin Ebu Cehil'e karşılık verip,
34:53vermediğini öğrenmek istiyordu.
34:54Eğer yeğeni bir cevap verdiyse,
34:58konuyu ikili arasında cereyan eden bir diyalog olarak görecek ve çok da büyütmeyecekti.
35:04Ancak Hazreti Muhammed'in sessiz kaldığını ve cevap vermediğini öğrendiğinde,
35:10olayın mahiyeti değişmiş oluyordu.
35:13Bakıldığında bir taraftan doğrudan Hazreti Muhammed'e karşı gerçekleştirilmiş bir saldırı vardı.
35:21Ancak olayın bir de kabileler arası boyutu vardı.
35:26Kişinin özgürlüğünün ve gücünün sınırlarının kabilesinin adıyla doğru orantılı olduğu bir toplumda,
35:36Ebu Cehil'in yaptıkları sadece Hazreti Muhammed'e karşı gerçekleştirilmiş bir fiil olarak kabul edilemezdi.
35:45Ebu Cehil sözleriyle aynı zamanda Haşimoğullarını da hedef alıyordu.
35:51Ebu Cehil'in sözleri Haşimoğullarının tamamına söylenmiş kabul ediliyordu.
35:57Ve eğer buna bir karşılık verilmezse Haşimoğullarının şerefi ve haysiyeti zarar görecekti.
36:06Hazreti Hamza, süt kardeşinin, çocukluk arkadaşının, dahası yeğeninin böyle bir muameleye maruz kalmasına katlanamadı.
36:17Ayrıca Hazreti Muhammed'e karşı saldırgan bir tavır içerisine giren kişinin Mahzumoğullarından Ebu Cehil olması da Hazreti Hamza'yı daha
36:26fazla kızdırdı.
36:27Çünkü her iki kabile arasında bir rekabetin olduğu biliniyordu.
36:32Hatta Ebu Cehil, Hazreti Peygamber'e ve tebliğ ettiği dine Mahzumoğulları ile Haşimoğulları arasındaki rekabet çerçevesine yaklaşmış.
36:42Ve Hazreti Muhammed'in peygamberliğini kabul etmeyi, Haşimoğullarının üstünlüğünü kabul etmek olarak görmüştü.
36:51Hazreti Hamza da Mahzumoğullarından bir kişinin, kendi kabilesinden birine hem de aralarında sevgi bağının çok kuvvetli olduğu bir kişiye karşı
37:03gerçekleştirilen hakaret içerikli saldırgan tavrı kabul etmemişti.
37:10Hazreti Hamza, Ebu Cehil'in Hazreti Muhammed'i hedef alan söylemlerini ve eylemlerini Haşimoğullarına karşı yapılmış bir hakaret olarak algılamıştı.
37:20Hazreti Muhammed'in sırf inancından dolayı maruz kaldığı şiddet ve hakaretleri kabullenemeyen,
37:27aynı zamanda da kabile şerefine yöneltilen bir saldırı olarak gören Hazreti Hamza, hiç vakit kaybetmeden Mescid-i Haram'a gitti.
37:37Ebu Cehil'i görür görmez de yanına giderek yayıyla şiddetli bir şekilde başına vurup onu yaraladı.
37:45Ebu Cehil'in başının kanamasını aldırmadan,
37:49Sen misin Muhammed'e sövüp sayan, işte ben de onun dinini benimsiyorum.
37:54Onun söylediklerini ben de söylüyorum.
37:58Gücün yetiyorsa ona yaptıklarım bana da yap, görelim diyerek meydan okudu.
38:05Hazreti Hamza'nın Ebu Cehil'e fiziki müdahalesi,
38:08Mahzumoğulları arasında infiale sebebiyet verdi ve bir grup Hazreti Hamza'ya doğru harekete geçti.
38:16Bu sırada Hazreti Hamza'ya,
38:19Ey Hamza biz senin dinden çıktığını görüyoruz diyerek gerçekleştirdiği davranışı anlayamadıklarını ifade ettiler.
38:29Hazreti Hamza cevaben,
38:32Beni bundan ne engelleyebilir?
38:34Gerçeği anladım.
38:36Kesinlikle söylüyorum ki Muhammed Allah'ın Resulüdür.
38:40Onun söylediği haktır.
38:43Vallahi bu davadan vazgeçmem.
38:45Eğer gücünüz yeterse bana engel olun şeklinde cevap verdi.
38:51Hazreti Hamza, Ebu Cehil'e gelerek bireysel ve spontane bir müdahalede bulunmuştu.
38:58Ancak ona karşı mahzumoğullarının gerçekleştirebileceği toplu ve organize bir müdahalenin işleri iyice içerisinden çıkılmaz bir hale sokacağı kesindi.
39:10Bu noktada Ebu Cehil işlerin daha fazla büyümesini engellemek için hata yaptığını kabul ederek Ebu Umare'yi bırakdı.
39:20Vallahi ben onun kardeşinin oğluna çok kötü küfür etmiştim sözleriyle,
39:23Hazreti Hamza'nın müdahalesinin mazur görülmesini istedi.
39:29Çünkü olayın büyüme ve bir kabile çatışmasına dönüşme ihtimali belirmişti.
39:34Ve Ebu Cehil çok iyi biliyordu ki,
39:37böyle bir durumda kutuplaşma sadece iki kabile arasında kalmayacaktı.
39:43Mahzumoğullarını destekleyenlerle Haşimoğullarını destekleyenler diye Mekke'nin iki kutbu ayrılması olası bir durumdu.
39:54Bu durumdan da en fazla istifade etme ve güç kazanma ihtimali olan Ebu Cehil'in en büyük düşmanı Hazreti Peygamber
40:04ve onun tebliğ ettiği İslam diniydi.
40:08Tam da bu düşünceyle Ebu Cehil kabile mensuplarını durdurmuş, yaşananların sorumluluğunu üzerine almış
40:16ve Hazreti Hamza'nın davranışına sebep olanın kendisinin Hazreti Muhammed'e karşı yapmış olduğu aşağılayıcı bir hakaret olduğunu söyleyerek kabilesini
40:29sakinleştirmiştir.
40:30Ancak yapmaya çalıştığında başarılı olamamıştır.
40:35Çünkü Hazreti Hamza Müslüman olduğunu deklara etmiş,
40:39dahası bundan sonra ona ve Müslümanlara karşı gerçekleştirilebilecek herhangi bir saldırıya müdahil olacağını ilan etmiştir.
40:51İslam'ın ilk yıllarına bütüncül bir pencereden bakıldığında,
40:56Hazreti Peygamber'in üç amcasının asabiyet üzerinden onunla üç farklı ilişki biçimi geliştirdiği görülür.
41:05Ebu Talip, mahalle baskısının da etkisiyle yeğeninin getirdiği dine inanmamakla birlikte yeğenini himaye edip korumaya devam etmiş
41:15ve kimsenin ona kötülük yapmasına izin vermemiştir.
41:20Ebu Leheb, yeğeninin karşısında durarak onunla mücadele etmiş, ona zarar vermek isteyenlerle birlikte hareket etmiştir.
41:30Hazreti Hamza ise yeğenine yapılan bir saldırıya katlanamamış ve yeğeninin yanında olduğunu göstermek için Müslüman olmuştur.
41:43Ebu Cehil'in hayatındaki en büyük pişmanlığı ne olabilir diye sorulsa cevabı muhtemelen Hazreti Hamza'nın Müslüman olmasına yol açan
41:51davranışı olur.
41:52Çünkü Hazreti Hamza'nın İslamiyet'i kabulü içerisinde bir kişinin Müslüman olmasından çok daha derin bir anlamı barındırdığından
42:02İslam dininin serüveni açısından son derece önemlidir.
42:06Çünkü o, Hazreti Peygamber'in üst neslinden onun davetine icabet edip İslam dinini kabul eden ilk kişidir.
42:17Hazreti Hamza'nın Müslüman olması, Müslümanların safında büyük bir memnuniyet ve sevinçle karşılanırken müşrikler açısından tam bir hayal kırıklığıydı.
42:29İlk kez bir asil, hem de Abdülmuttalib'in oğlu İslam davetine olumlu cevap veriyordu.
42:37Mekkeliler açısından gidişatın önüne geçilmesinin zarureti bir kez daha ortaya çıkmıştı.
42:45Eğer İslam tebliği biraz daha devam ederse Mekke'nin seçkinlerinden başkaları da İslam'ı kabul edebilirdi.
42:54Esasında bu ihtimal hiç de yabana atılır bir ihtimal değildi.
43:01Müşriklerin önde gelenleri dahi İslam'ın söylemlerine kulak kabartmaktan kendilerini alamıyorlardı.
43:09Hazreti Hamza'nın İslamiyeti kabulünün ilk etkisi, müşriklerin Hazreti Peygamber'e karşı takındıkları tavırda kendini göstermiştir.
43:19Hazreti Hamza'nın İslamiyeti kabulünün temel sebebi Mekkelilerin yeğenine karşı sergiledikleri olumsuz tavırdı.
43:29Mekkeliler bu tavrı sürdürdükleri takdirde Hazreti Hamza'nın vereceği cevabın Ebu Cehil'e gösterdiği tepkiden farkının olmayacağını biliyorlardı.
43:39Bu sebepledir ki Hazreti Hamza'nın İslamiyeti kabulünün ardından Mekkeli müşrikler Hazreti Hamza'nın yeğenini koruyacağını bildiklerinden Hazreti Peygamber'e
43:53karşı daha ihtiyatlı yaklaşmışlar ve daha önce yaptıkları bir takım olumsuz fiillerden vazgeçmişlerdir.
44:02Evet bu bölümlükte bu kadar.
44:06İslam tarihinin bir başka önemli ismi Hazreti Ömer'in Müslüman oluşu ve Mekke yıllarının muhtemelen en zor dönemi olan boykot
44:16ve abluka dönemine değineceğimiz.
44:18Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
44:21Sağlıcakla kalın.
Yorumlar