Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 11 saat önce
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.

Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.

“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.

Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
Döküm
00:07İNTRO
00:17Herkese merhaba.
00:19Alemlere Rahmet Hazreti Peygamber'in hayatını öğrenip hayatımıza dair dersler çıkarmaya çalıştığımız programımıza hoş geldiniz.
00:26Bu bölümde sizlerle İslam tebliğinin ilk yıllarını nasıl anlamamız gerektiğine dair bir akıl yürütme gerçekleştirdikten sonra ilk Müslümanların İslam'dan ne
00:37anladıklarına diğer bir ifadeyle hayatlarını tamamen değiştiren bir tercihi niye yaptıklarını anlamaya çalışacağız.
00:45Hazırsanız başlayalım.
00:47İslam tarihinde olay örgüsünün sıralı bir şekilde takip edilmesinin en zor olduğu dönem ilk vahiyle Hazreti Peygamber'in İslam tebliğinin
00:57içeriğini genele yaydığı Safa Tepesi'ndeki konuşması arasında geçen zaman dilimidir.
01:02Bu döneme dair bilgilerden hareketle bir süreç takibi yapmaya çalışmak, döneme şahit olan isimlerin azlığı ve onların da olaylar yerine
01:14olgularla ilgilenmesi gibi sebeplerle çok zor bir hal almaktadır.
01:20Bu da maalesef İslam'ın ilk yıllarına dair bir takım sorunlu görülebilecek tanımlamaları beraberinde getirmektedir.
01:29Örnek vermek gerekirse kaynaklarda tebliğ sürecinin erken dönemi için kullanılan gizli davet ifadesini ele alalım ve İslam tebliğinin gizli olarak
01:41nitelenip nitelenemeyeceği üzerinde düşünelim.
01:45Bu bağlamda tartışmasız bir şekilde adı ilk Müslümanlar arasında kaydedilen Hazreti Ebu Bekir'in İslam dininden haberdar olmasına dair rivayetler
01:56ve de Mekke dışından gelen iki ismin İslamiyet'i kabul sürecine odaklanmak ve tebliğin açıkça yapılmasına yönelik başlangıç olarak kaydedilen
02:06yakın akrabanı da uyar ayetinden önce nazil olan ayetlerin
02:11bir kısmının sebebi nüzulü hakkındaki rivayetleri incelemek, İslam tebliğinin ilk döneminin yapısının anlaşılması hususunda doğru bir yaklaşım olacaktır.
02:23İlk olarak Hazreti Ebu Bekir'in İslam dininden nasıl haberdar olduğuna bakalım ve sonrasında da diğer isimlerle devam edelim.
02:34Kaynakların aktardığına göre Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Hatice'nin yeğeni Hakim ile ortak ticaret yapıyordu.
02:42Taife yapacakları seyahat öncesinde Hakim, bir arkadaşıyla birlikte Hazreti Ebu Bekir'in evine gider.
02:49Sohbet esnasında konu, Hazreti Hatice'nin bir grup kadına eşinin Allah'ın elçisi olduğuna dair sözler söylediğine gelir.
03:00Konuyu ilk kez duyuyormuş gibi hareket eden Hakim, bilgisi olmadığını söyler.
03:05Bununla birlikte iyi bir gözlemci olan Hazreti Ebu Bekir, Hakim'in tavırlarına şüpheyle yaklaşır ve baş başa kaldıklarında konunun aslını
03:16sorar.
03:17Hakim de konuşulanların doğru olduğunu, ancak aile olarak halasının ve Hazreti Muhammed'in söylediklerini hoş karşılamadıklarını söyler.
03:28Duyduklarını teyit etmek isteyen Hazreti Ebu Bekir, akşam olunca Hazreti Muhammed'i ziyaret ederek konuyu bizzat onun ağzından dinlemek ister.
03:39Hazreti Muhammed, başından geçenleri bütün açıklığıyla Hazreti Ebu Bekir'e anlatarak nazil olan ayetleri okur.
03:47Duyduklarından etkilenen Hazreti Ebu Bekir, şehadet getirerek Müslüman olur.
03:54İslam'ın erken dönemine dair dikkate değer bu örneği iki ismin Müslüman oluş hikayeleriyle destekleyebiliriz.
04:03Bunlardan ilki, Hazreti Peygamber'in kendisi için,
04:07o yalnız yürür, yalnız ölür ve yalnız diriltilir buyurduğu Hazreti Ebu Zer.
04:16Mekke yakınlarındaki bir köyde ikamet eden Ebu Zer,
04:20Mekke'de putların faydası olmadığını söyleyip,
04:23insanları Allah'ın birliğine davet eden bir ismin varlığından haberdar olmuştur.
04:28Zaten dini açıdan putlara inanmayan ve arayış içerisinde olan Ebu Zer,
04:34aklındaki sorulara cevap olabilecek ismin Mekke'deki bu kişi olabileceğini düşünmüştür.
04:39Sonrasında da duyduğu haberin gerçekliğini,
04:44peygamber olduğunu söyleyen kişinin durumunu ve de söylediği sözlerin mahiyetini araştırıp,
04:50kendisini bilgilendirmesi için kardeşi Üneyse'yi bu şehre göndermiştir.
04:57Üneyse, Mekke'de yeteri kadar kalıp gözlemlerde bulunduktan sonra geri dönüp izlenimlerini aktarmıştır.
05:04Üneyse göre Ebu Zer, Mekke'ye gidip bu kişiyi tanımalıydı.
05:09Çünkü peygamber olduğu söylenen şahıs, Allah'ın birliğine davet ediyor ve insanları iyiliğe çağırıyordu.
05:17Ayrıca karakter olarak da güzel ahlaklı bir insandı.
05:22Bununla birlikte Mekkeliler onu şair, kahin ve büyücü olarak niteleyip kötü davranıyorlardı.
05:29Kardeşinin anlattıklarından sonra Hazreti Muhammed'i görmek için Mekke'ye giden Ebu Zer,
05:36Allah'tan mesaj alan bir kişinin bulunma ihtimalinin en yüksek olduğu yer olan Kabe'den ayrılmamıştır.
05:43Bu süreçte başından birçok olay geçtiyse de,
05:46bir tanesi konunun anlaşılması ve açıklığa kavuşması açısından son derece önemli bir bilgi içermektedir.
05:54Kabe ve civarında gözlem yapan Ebu Zer, kendisini aradığı kişiye götürebileceğini düşündüğü birine,
06:02peygamber olduğunu söyleyen kişiyi tanıyıp tanımadığını sorar.
06:06Ancak Ebu Zer'in aldığı cevap beklediği gibi olmaz.
06:11Soru sorduğu kişi yüksek sesle onun Müslümanlardan olduğunu söyleyerek müşriklere haber verir.
06:17Müşrikler de Hazreti Muhammed'e duydukları öfkenin hıncını Ebu Zer'den çıkararak onu ağır bir şekilde döverler.
06:26Bu olay henüz ilk vahyin üzerinden çok kısa bir zaman geçmesinin ardından,
06:33Mekkelilerin İslam'dan haberdar olduğunu ve yeni dinin statik toplum yapısı için değişim korkusuna sebep olduğunu göstermektedir.
06:44Maruz kaldığı fiili saldırıdan yılmayan Ebu Zer, bir süre sonra aradığı kişiyi bulmuş ve İslamiyet'i kabul etmiştir.
06:53Bu sırada Müslümanların kaç kişi olduğuna dair kaynaklarda net bir bilgi bulunmamakla birlikte,
07:00onun dördüncü veya beşinci Müslüman olduğu rivayet edilmiştir.
07:06Bununla birlikte kesinlik arz eden husus, Ebu Zer'in Mekke dışından İslamiyet'i kabul eden ilk kişi olduğudur.
07:15Bu sebeple o, İslamiyet'i kabul eden ilk bedevi olarak kaydedilmiştir.
07:22Konumuz açısından bahsedilmesi gereken ikinci isim Yemen kökenli Amr bin Abesi'dir.
07:29Amr'da inanç dünyasındaki boşluğu dolduracak bir arayış içerisindeyken,
07:34Mekke'de bir kişinin putlara tapmadığını ve insanları bir olan Allah'a ibadet etmeye çağırdığını duymuştur.
07:42Vakit kaybetmeden Yemen'den kalkıp Mekke'ye gelmiştir.
07:46Hazreti Muhammed'le görüştükten sonra da İslam dinini kabul etmiştir.
07:52Amr'ın ifadesiyle o Müslüman olduğunda sadece Hazreti Ebu Bekir ve Bilal-i Habeşi Müslümandı.
08:00Amr'ın Müslüman olurken sorduğu bir soru, ilk günlerde İslam'ın anlam çerçevesi hakkında bazı ipuçları vermektedir.
08:09Amr'ın İslam'ın ne olduğuna dair sorusunu Hazreti Peygamber,
08:13Allah'a iman ve insanlara karşı iyi davranmak olarak açıklamıştır.
08:20Bunların ilk emirler olduğu düşünüldüğünde,
08:24Allah'a iman ve insanlara iyi davranmanın İslam'ın üzerine bina edildiği temeller olduğu söylenebilir.
08:33Biri Bedevi, diğeri Yemenli iki ismin İslamlaşma serüvenini bir arada düşündüğümüzde,
08:39İslam tarihinin erken dönemine dair anlatıların bir kez daha değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
08:47Her iki ismin de ilk Müslümanlar arasında kabul edilmesinden anlıyoruz ki,
08:53henüz Müslümanların sayısı bir elin parmaklarını dahi geçmemişken,
08:58İslam'ın bilgisi çoktan Mekke'nin sınırlarını aşmıştı.
09:03Dahası, Üneysin Mekkelilere dair aktardıkları ve Hazreti Muhammed'i şair,
09:10kahin ve büyücü olarak niteleyip ondan nefret ettiklerini ve ona kötü davrandıklarını söylemesi,
09:17bununla birlikte Amr'ın Mekke'de kalma talebinin ortamın güvenli olmadığı gerekçesiyle geri çevrilmesi,
09:25henüz Müslümanların sayısı birkaç kişiyken dahi,
09:30Mekkelilerin Hazreti Muhammed Aleyhine konuşmaya başladıklarının ve fiziki şiddete ilk dönemden itibaren başvurmaktan çekinmediklerinin göstergesidir.
09:43Kısacası, rivayetler bize Mekkelilerin çok kısa sürede yeni dinden haberdar olduklarını,
09:51erken dönemden itibaren Hazreti Peygamber'e tavır aldıklarını ve çok hızlı bir şekilde bu dine reaksiyon gösterip,
10:01kendilerini karşıtlık üzerinden konumlandırdıklarını ve Müslümanlara karşı şiddete başvurmaktan çekinmediklerini göstermektedir.
10:10Bu noktada Hazreti Peygamber'in henüz vahyin başında dillendirdiği,
10:17bana kim inanır sorusuna da atıf yapmak yerinde olacaktır.
10:21Yüce Allah, biri çölde yaşayan Bedevi Gıfar kabilesinden,
10:26bir diğeri Yemen'den iki kişiyi Mekke'ye göndererek,
10:31Peygamberinin sorusunu cevaplamıştır.
10:34Hazreti Peygamber'e verilen mesaj çok açıktır.
10:37Yolda olup görevini hakkıyla yerine getirdiği takdirde ona inanacak olanlar gelip onu bulacaktır.
10:47Vahiy tarihine dair aktarımlar da bu rivayetleri destekleyici mahiyettedir.
10:52İlk inen ayetlerde yer alan,
10:55Rabbinin lütfu sayesinde sen asla deli değilsin.
11:00Aranızdan hanginizin aklı bozuk olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
11:09Şu halde seni yalancılıkla itham edenlere boyun eğme.
11:15Onların söylediklerine katlan ve uygun bir şekilde onlardan uzaklaş.
11:20En sonunda sırtını dönüp gitti ve kibrine yenildi.
11:26Bu dedi, olsa olsa eskilerden nakledilmiş bir sihirdir.
11:31Bu insan sözünden başka bir şey değildir ifadelerinin sebep olduğu çağrışım,
11:39daha İslam'ın kitlesel olarak tebliği başlamadan önce,
11:43Mekkelilerin yeni dinden ve Hazreti Muhammed'in peygamberlik söyleminden haberdar olduğudur.
11:52Ancak haberdar olmak ile içeriye hakim olmak başkadır ve İslam'ın tebliğini iki ayrı zaman dilimine ayırmanın sebebi de budur.
12:03Mekkeliler, şehirlerinde yaşananlardan haberdar olmakla birlikte içeriye dair henüz bilgilendirilmemişlerdi.
12:14Bununla birlikte isteyen bu bilgiye ulaşabiliyordu.
12:19Kaynaklarımıza yansıyan bilgilerden hareketle çok net bir şekilde söyleyebiliriz ki,
12:26İslam'ın gizlendiği veya saklandığı hiçbir zaman dilimi olmamıştır.
12:33Sadece olayın muhataplarını ilgilendiren hususlardaki bilgi eksikliği bir konuyu gizli hale getirmez.
12:42Getirse getirse özel ve kapalı hale getirir.
12:46Bu sebeple tebliğin başlangıç dönemini gizli davet dönemi yerine özel davet dönemi olarak tanımlamak daha anlamlı olacaktır.
12:58Ancak illa bir gizlilikten bahsedilecekse bu İslam tebliği değil Müslümanlıktır.
13:06Çünkü kabilecilik mantığı içerisinde yaşayan ve asabiyet çerçevesinde bireyin adının olmadığı bir toplumda bir kişinin tüm benliği ve mevcudiyetiyle kabilesiyle
13:20birlikte hareket etmesi gerekirdi.
13:21Bunun içerisinde inanç da vardı.
13:25Kabilesinin inancını paylaşmayan bir kişinin kabilesine aidiyeti olmayacaktır.
13:33Kabile aidiyeti olmadan da bir kişinin Mekke'de var olması mümkün değildir.
13:39Kabileciliğin hakim olduğu, asabiyet çerçevesinde şekillenen yapı içerisinde, bireyin adının olmadığı toplumda insanların Müslüman olmalarını açıklamamalarının temel mantığı da budur.
13:54İslam'ın ilk üç yılının özel davet metodu ile ilerlemesinin başat sebebi ona inanmayanlarla çatışmak yerine bir anlam dünyası inşa
14:06etme çabasıdır.
14:07Her bir çatışma insanın anlam dünyasının bütünlüğüne vurulan bir darbedir.
14:14Sağlam bir zemine oturtulmayan düşünceler ve değerler muarızlarıyla karşılaştığında tereddütlü bir yapıya dönüşebilir.
14:23İç huzurunu koruyamayan bir insanın fikir dünyasını sabit tutabilmesi mümkün değildir.
14:30Hazreti Peygamber ilk Müslümanların bir anlamda çekirdek kadronun zihnini İslam'ın düşünce yapısına, hayat tasavvuruna ve varlık anlayışına hazırlamadan müşriklerle
14:46karşı karşıya getirmemiştir.
14:49Bir anlamda ilk Müslümanları fikri çatışmadan uzak tutarak zihinlerini koruma altına almıştır.
14:57Bu yaklaşım ilerleyen süreçte tüm Mekke yıllarının ana stratejisini oluşturmuştur.
15:0513 yıl boyunca her türlü fiziki saldırıya karşı Müslümanlar çatışmadan kaçınmıştır.
15:12Hazreti Peygamber kendisine yönelik her türlü iftiraya sessiz kalıp cevap üretmemiştir.
15:19Böylece zihninde çatışmaya yer açmadan İslam'ın öğretilerini içselleştirme yoluna gitmiştir.
15:28Hazreti Muhammed'in İslam davetini ilan etmeyip resmiyete büründürmemesi ve genele yaymaması ona, İslam'a ve Müslümanlara karşı Mekke'de kolektif
15:41bir tepkinin oluşmasını engellemiştir.
15:43Bu da ilk Müslümanlara diğer bir ifadeyle çekirdek kadroya İslam'ı içselleştirme ve hayatlarını İslam düşüncesi etrafında şekillendirme noktasında önemli
15:56bir vakit kazandırmıştır.
15:58İslam'ın varlığından haberdar olma hususunda herhangi bir tahdit bulunmamakla birlikte Hazreti Peygamber tarafından İslam'ın içeriği öncelikle ailesi ve
16:12samimi dostlarıyla paylaşılmıştır.
16:15Bir kişinin başından geçenleri yaşadıklarını veya sahip olduklarını yakınları ve yakın bulduklarıyla paylaşması gayet doğaldır.
16:25Ancak bu aynı zamanda çok riskli bir tercihtir.
16:31Bireyin karakterini, kişiliğini, duruşunu, hayata bakışını en doğru tanımlayacak olan ailesi ve samimi dostlarıdır.
16:43Bir kişinin ikna etmesi en zor muhatapları da ailesidir aslında.
16:47Bu sebeple kişinin güvenirliğinin ilk göstergesi ailesinin ve yıllardır onu tanıyan dostlarının tepkileri ve sözleridir.
17:00Ailesini ikna edip onların desteğini alan kişi hem psikolojik olarak kendini güçlü hissedecektir,
17:07hem de ailesi bile inanmamış ki biz inanalım gibi bir durumla karşılaşmayacaktır.
17:13Hazreti Peygamber'in çekirdek ailesinin fretsiz bir şekilde onun peygamberliğini kabul etmesi,
17:21onun kişiliğine dair son derece önemli bir projeksiyondur.
17:26Ailesinden sonra sıra, İslam tebliğinin anlamını kavrayabilecek açık zihinli isimlerin Allah'ın birliğine davet edilmesine gelmiştir.
17:37Bu noktada İslam'a çağrı, birebir irtibat kurularak gerçekleştiriliyordu.
17:42Hazreti Peygamber'in İslam'a davet ettiği isimlerin büyük oranda yeni dini kabul etmeleri,
17:49Hazreti Peygamber'in insanları doğru tahlil etmekteki başarısını göstermektedir.
17:56Bir topluma kendini dinletmek, sözleriyle onları ikna etmek,
18:02neticede de topluma yön vermek isteyen bir kişinin hedefi şehrin kalbi olmalıdır.
18:09Şehrin kalbinde ne varsa, insanların gündeminde de o vardır ve gündem her şehirde farklıdır.
18:20Bazı şehirlerin kalbi inançtır, bir başka şehrin kalbi ticarettir.
18:25Bir başka şehrin kalbi ilimken, bir diğerinki eğlence olabilir.
18:30Şehrini tanıyan kişi, kalbini bulmakta zorlanmayacaktı.
18:36Hazreti Muhammed'in tercihlerinden şehrini çok iyi tanıdığını anlıyoruz.
18:41Mekke'nin kalbinde inancın himayesine gerçekleştirilen ekonomik faaliyetler vardı.
18:48Kalbin yönü belirlendikten sonra yapılması gereken kalbin içerisine girmektir.
18:54Bunun yolu da kalple özdeşleşmemiş kitlenin zihnine girmektir.
19:00Bu kitleye kimi zaman 68 kuşağı, kimi zaman üniversite gençliği, kimi zamansa Z kuşağı denir ki,
19:07ortak nokta her çağın tanımlamasının gençler üzerinden yapılmasıdır.
19:14Yaklaşık olarak 3 yıl süren ilk tebliğ döneminde,
19:17İslam'ı kabul edenler arasında çoğunluğu genç yaşta toplumun her kesiminden insan mevcuttu.
19:26İlk Müslümanlar arasında Hazreti Muhammed'in yakın dostu Hazreti Ebu Bekir,
19:32amcası Ebu Talib'in oğlu Hazreti Ali,
19:36evlatlığı Zeyd bin Harise ile birlikte,
19:38Abdullah bin Mesut, Hazreti Osman, Abdurrahman bin Avf, Saad bin Ebu Vakkas, Zübeyir bin Avvam ve Talha bin Übeydullah sayılabilir.
19:50Tabi ilk Müslümanlar zikredilirken özel parantez açılması gereken bir isim daha var ki,
19:58adı pek çok kaynakta bu kategoride geçmemektedir.
20:01Bu isim, Hazreti Peygamber'in üvey oğlu Hint bin Ebu Hale'dir.
20:08Hazreti Hatice'nin önceki evliliğinden dünyaya gelen Hint,
20:11İslam'ın erken döneminde Hazreti Peygamber'e gösterilen fiziki tepkilere kalkan olmuştur.
20:18Fasih bir Arapça konuştuğu,
20:20Medine'ye hicret ettiği ve Bedir ile Uhud gazverilerine katıldığına dair rivayetler dışında,
20:26hakkında çok kısıtlı bilgi bulunan Hint bin Ebu Hale,
20:31üvey yeğeni Hazreti Hasan'ın sorduğu bir soru üzerine verdiği ayrıntılı bilgilerle,
20:36Hazreti Peygamber'in şemailinin kayıtlara geçmesini sağlamıştır.
20:42İslam'ın ilk yıllarını anlatırken,
20:45bir ismin faaliyetlerine de özel bir parantez açılması gerekir.
20:49Hazreti Peygamber'in sahip olduğu ekonomik gücü,
20:53Müslüman oldukları için eziyet gören köle ve cariyeleri özgürleştirmek için harcayan Hazreti Ebu Bekir.
21:02Hazreti Ebu Bekir, parasını İslam yolunda harcarken,
21:05babası Ebu Kuhafe,
21:08oğlunun parasını güçsüz ve zayıf köleleri azat etmek için kullanmasına anlam verememiştir.
21:15Konuya ticaret penceresinden bakan Ebu Kuhafe,
21:20oğluna güçlü ve kendisine destek olabilecek isimleri satın almasına öğütlemiştir.
21:26Ebu Kuhafe'nin oğlunun faaliyetlerine verdiği tepki,
21:31İslam öncesi Mekke toplumunun hayata bakışını yansıtan çok net bir örnektir.
21:38Hazreti Ebu Bekir ise yaşananların bir ticaret değil,
21:42İslam'a hizmet olduğunu belirtmiştir.
21:45Bu özelliğiyle Hazreti Ebu Bekir,
21:47muhtemelen parasını İslam yolunda harcayan ilk kişi olmuştur.
21:54Hazreti Ebu Bekir sayesinde,
21:56aralarında Bilal-i Habeşi'nin de bulunduğu,
21:59onun üzerinde isim özgürlüğüne kavuşmuştur.
22:03Hazreti Ebu Bekir'in,
22:05İslam'a hizmeti sadece köleleri azat etmekle kalmamıştır.
22:09Onun çabaları sonucunda aralarında,
22:11Hazreti Osman, Zübeyir bin Avvam,
22:14Talha bin Übeydullah,
22:16Sa'd bin Ebu Vakkas,
22:17Abdurrahman bin Avf gibi sahabenin önde gelen isimlerinin de olduğu pek çok isim Müslüman olmuştur.
22:24Aslında tam da bu noktada bir soru sormamız gerekiyor.
22:29Hayatın olağan akışı içerisinde seyrettiği,
22:33herkesin rolünü kabullendiği,
22:35benzeri günlerin peşi sıra birbirini kovaladığı bir yerde,
22:40ilk Müslümanlar İslam'da ne buldular da,
22:44dinlerini, hayatlarını, yaşamlarını köklü bir şekilde değiştirmeyi kabul ettiler.
22:52Aslına bakarsanız,
22:54cevaplanması zor sorular.
22:56Çünkü,
22:58her şey septik,
22:59yani şüpheci yaklaşılmasının öğütlendiği,
23:03bu devirde babana bile güvenmeyeceksin tarzı sözlerle,
23:07en yakınına bile güvenilmemesinin bilinçaltına yerleştirildiği,
23:13vardır altında kesin bir bit yeniği denilerek,
23:16zihinlerin bulandırıldığı,
23:19kişisel arzu ve isteklere ulaşmak için,
23:22her yolun mübah sayılmasının gerektiğinin vurgulandığı bir çağda,
23:28bir insanın lakabının güvenilir olmasını kabullenmek,
23:33anam babam sana feda olsun denilmesini anlamaya,
23:37zor iştir.
23:38Hele bir de bu insana güvenip,
23:41onu peygamber kabul etmek,
23:43Allah'ın sözü olduğunu belirttiği,
23:46ve Kur'an ismi verilen kitabın yönlendirmeleriyle,
23:49hayatı şekillendirmek,
23:52bilgi olmaksızın gerçekleştirilebilecek bir durum değildir.
23:58Aslına bakarsanız,
24:00ilk Müslümanlar İslam'dan ne anlamışlardır şeklinde sorabileceğimiz soruyu,
24:05daha farklı şekillerde de sormak mümkündür.
24:08Örneğin,
24:09İslam'ın ilk vaadi neydi?
24:12Veya var oldukları toplumsal düzen içerisinde insanlar neden İslam'ı kabul etmeyi tercih etmişlerdi şeklinde de sorulabilir.
24:23Bir başka varyant ise,
24:26İslam'ın hangi söylemi Mekke gibi durağan bir hayatın yaşandığı,
24:32herkesin rolüne uyum sağladığı ve rolünü başarıyla oynadığı bir şehirde,
24:38ki bu kabulleniş ve adaptasyon değişimin önündeki en büyük engeldir,
24:44zihniyet kırılmasına sebep olmuştur şeklinde olabilir.
24:48Bunlara veya benzeri sorulara verilebilecek ilk cevap,
24:54İslam'ın muhataplarına yeni bir yaşam biçimi vaad ettiğidir.
25:00Meşhur Rus yazar Tolstoy'un ifade ettiği,
25:03''İnsan ancak başkalarının acılarını hissediyorsa insandır'' sözü,
25:10İslam'ın söylemlerinde anlam kazanmaktadır.
25:13İslam, durağanlaşmış, rollerin keskin hatlarla belirlendiği
25:19ve her bir parçanın nesneleştiği bir sosyal düzende muhataplarına özne olmayı vaad etmiştir.
25:28Dış etkenlerin belirlediği kurallar ve sabitelerle dolu bir yaşamın içerisinde,
25:35benliğini hatta varlığını dahi kaybeden,
25:38böyle gelmiş, böyle gider düşüncesiyle kendisine biçilen rolü oynayan,
25:46hayatı üzerindeki kontrolün gelenek ve sorgulanamaz tarihi gerçeklik söylemleriyle
25:54elinden alındığı bir yapıda insana düşen nesne olduğunu kabuldür.
26:00Mekke'nin bu durağanlaştırılan yapısında İslam,
26:04insanı kendini bulmanın yollarını aramaya davet ederek özgürlük vaad ediyordu.
26:11Tüm dış etkenlerden arınmış bir zihniyete ve belki de daha önemlisi toplumsal yapıya davet ediyordu.
26:20İslam dininin inşa ettiği yapının en önemli özelliği insana bir çağrıda bulunmasıdır.
26:27Hiç kimse bu yapıyı kabule zorlanmaz.
26:31İslam'ın özgürlük ve öznelik çağrısı içerisinde zorlamayı barındırmaz.
26:38İnsan kendisine sunulanı kabul edip etmemekte özgürdür.
26:45Tercihi kabul yönünde olduktan sonra yapması beklenenler,
26:49zorunluluk, teşvik ve teklif biçimlerinde insana sunulur.
26:55Böylece yapının sınırları belirlenerek insanın özneliğin getirdiği özgürlük bunalımına düşmesinin önüne geçilir.
27:06Çünkü bakıldığında özgürlük düşüncesi, sınırlar ve amaçlar belirlenmediği takdirde,
27:14insanın en büyük depresyon sebebine dönüşme potansiyeline sahiptir.
27:21Yapabilmelerin sınırı belirlenmediği takdirde insan zihni ve bu zihnin ürettiği karşılanmayan veya karşılanamayan her türlü talep bir noktadan sonra insanın
27:36kurdu haline dönüşmektedir.
27:37Ve neticede süreç, depresyon ve bunun sonucunda ortaya çıkacak ruhsal tükenişin getirdiği insanın varlığını anlamsız görmesi ve kendi eliyle,
27:51kendi varlığından vazgeçmesiyle sonuçlanma tehlikesine gebedir.
27:55Mekke, asabiyet, kabilecilik ve toplumsal statüler üzerine kurulu, durağan toplum yapısıyla mevcut durumu korumaya endeksli bir yapıya sahipti.
28:10Var olan yapının kabullenildiği ve değişim beklentisinin kaybolduğu ortamlarda hayat anlamsızlaşır.
28:19Var olanın yaşanması, her günün bir diğerinin tekrarı haline gelmesi ve yarına dair bir beklentinin oluşmaması,
28:31diğer bir ifadeyle oluşamaması insanın yaşam enerjisini söndüren, hayata dair gelecek planları yapmasını engelleyen bir durumdur.
28:42İslam, durağanlığın parçası olmak istemeyen, aksine hayata değer katmak, sorumluluk almak, varlığını hissetmek ve medeniyete katkı sunmak isteyen,
28:58toplumun her kesiminden insana, hayatına anlam katma ve bir amaca sahip olma fırsatı sunuyordu.
29:07İslam, kalıplaşan, durağanlaşan ve en önemlisi materyalleşen bir yaşamda insanlara bir ruha sahip olduklarını ve ruhlarının ihtiyaçları olduğunu hatırlattı.
29:23Maddi kaygılarla hareket eden bir toplumda ruhun ihtiyaçlarını tatmin etmeye yönelik söylemler,
29:30İlk Müslümanların zihninde yaşadıkları hayatı sorgulamalarını sağlayacak soru işaretini uyandırdı.
29:39Soruların tatmin edici cevaplarını sunması da İslam'ın kabul görmesini sağladı.
29:47Bakıldığında hayatı zorlaştıran husus, kuralsızlıktır.
29:52Kuralsız hayat, haz ve hız taleminin pompalanmasıdır.
29:58İstediği gibi yaşamak sadece bir kişiye değil, herkese aynı hakkı tanır.
30:05Bu da hakların birbiriyle çatışmasını doğurur ki, bu durum insanlık için felaket senaryosudur.
30:14Güçlü olanın haklı olduğu, ilk hamleyi yapanın kazandığı, çıkar birlikteliklerinin zorunlu hale geldiği,
30:23sonuçta herkesin kendi hayatı çerçevesinde bir şeylerin kölesi haline geldiği bir düzen ortaya çıkar.
30:32Hazreti Peygamber, İslam çatısı altında ilk önce bireyin bizatihi yaratılma şerefine nail olması hasebiyle değerli olduğunu öğretmiştir.
30:43İnsanın değerinin ispatı, varlığıdır.
30:49Nerede doğduğu, kimden doğduğu, hangi şartlarda doğduğu fark etmeksizin dünyaya gelmesi onun değerinin kanıtıdır.
30:59Bireysel değerinin farkına varan insan, mutluluğunun devamı için toplumsal değere katkı sunacaktır.
31:07Çünkü toplumun iyiliğinin yolu, bireyin iyi olmasından, bireyin iyi olmasının yolu, toplumun iyi olmasından geçer.
31:17Bu durumun farkında olan insan, hayatı ilke bazlı yaşamaya önem verir.
31:23İlkeler, yaşamın kolaylaştırıcı ögeleridir.
31:26Hazreti Peygamber'e de baktığımızda, yaşamı her zaman ilkeler üzerine bina etmiştir.
31:34Bütün Müslümanların Allah'ın huzurunda eşit bireyler olarak kabul edilmesi,
31:39hayatın her alanında tabakalaşmaya alışkın Mekkeli elitlerin anlayabileceği bir durum değildi.
31:47Ancak özellikle Mekke'nin sosyal yapısında, alt katmanlara mensup kişilerle henüz sosyal düzeni kabullenecek yaşa gelmemiş gençler için,
31:59Hazreti Peygamber'in insanların eşit olduğunu ifade etmesi etkili bir çağrı haline geliyordu.
32:06Eşitlik söyleminin, Müslümanlar arasında kolektif bir şuurun inşası noktasında da son derece önemli bir kaynaştırma etkisi gerçekleştirdiğini söylemek gerekir.
32:20Hazreti Peygamber, toplumun imtiyazlı sınıfına mensup bir kadının işlediği suçtan ötürü ceza almaması için kendisinden ayrıcalık bekleyenlere,
32:33Sizden önceki insanların helak olmalarının sebebi,
32:38Aralarında ileri gelen zengin kimseler hırsızlık yapınca suçun cezasını vermeyip,
32:46Zayıf ve fakir kimseler hırsızlık yapınca ceza uygulamalarıdır cevabını verip,
32:52Suç işleyenin kızı Fatıma dahi olsa cezasını vermekten çekinmeyeceğini söylemiştir.
33:00İslam'ın sosyal adalet söylemiyle,
33:04Hazreti Muhammed'in uygulamalarında hukuk ve adalet vurgusu birleşince,
33:10Alan ayrımı yapmaksızın her konuda bütün Müslümanlar ortak bir hareket tarzı geliştirmiş ve eşit sorumluluk üstlenmişlerdir.
33:21Hazreti Muhammed de bu yapının sağlıklı bir şekilde işletilmesinde en önemli rolü oynamıştır.
33:28Mekkeliler şehirlerinde yaşanan her türlü sosyal içerikli olay karşısında tepkisizdi.
33:36Normal insani duygular, düşünceler ve tepkiler ortadan kalkmıştı.
33:43Yaşanan hayat olağanlaşmıştı.
33:46İnsanlar arasında sınıfsal farklılıklar, statünün ve gücün haklılıkla doğru orantısı insani hisleri köreltmişti.
33:56Mekke'de duygu eksikliğiyle başlayan süreç, umarsızlığa dönüşmüş ve nihayetinde tam bir sanal gerçeklik yaşanmaya başlanmıştı.
34:09Belki de yaşanan duyarsızlık, toplumsal düzeni değiştirme gücü olmayanların koruma kalkanıydı.
34:18Neticede yaşanan olumsuzluk ve haksızlıklara karşı koyulması halinde fiziksel bir tepki görülme ihtimali yüksekti.
34:27Ancak göz ardı edilmemesi gereken husus, fiziksel tepkinin yol açacağı acının geçiciliğidir.
34:35İnsanı daha derinden etkileyen şey, değiştirememenin, tüm çabalara ve mantıklı açıklamalara rağmen ikna edememenin zihinsel yüküdür.
34:49Zihni acı insana kavramları ve duyguları sorgulatır.
34:54Eşitlik, adalet, sorumluluk, samimiyet anlamını yitirir.
35:01Bencillik, grupçuluk, riyakarlık devreye girer.
35:06Yaşanılan hayatı sorgulayan kişi, hayali cemaatin bir parçası olmamakla suçlanıp onursuzlaştırılmaya çalışılır.
35:16İslam, insanların bildikleri ancak çıkarları doğrultusunda bağlamından kopardıkları kavramlara anlam iadesi yaparak işlevselliğini yeniden kazandırmıştır.
35:32Böylelikle hiç kimse kişisel veya grup menfaati doğrultusunda insanları, kavramları kullanarak sömürme imkanı elde edemeyecektir.
35:45Müslümanları etkileyen ve İslamlaşmalarına sebebiyet veren İslam'ın vaat ettiği sosyal düzen olmuştur.
35:54İslam, Müslümanlara düşünme imkanı sunuyordu.
35:58İçerisinde bulunduğu şartları hakkında yorum yapma, alternatif bakış açısı üretme ve değişiklik teklifinde bulunma hakkı veriyordu.
36:09İslam'ın adalet, eşitlik, iyilik ve dürüstlük söylemleri insanların bu dinin öğretilerini hayatlarına tatbik etmeleri için yeterliydi.
36:22İslam'da dinin bir inanç işi olduğu her zaman öncelenmiş ve insanların İslam'la kuracakları ilişkide özgür iradeleriyle karar vermeleri istenmiştir.
36:35Böylece ama veya ancak gibi mazeret ifadeleriyle tereddütlü davranışların sergilenmesinin önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
36:48Özgür iradesiyle İslam'ı tercih eden kişi, İslam'ın kural ve düzenlemelerine göre hareket edeceğini beyan etmiş olur.
36:57Bu andan itibaren hiçbir uyarıcı, çeldirici veya engelleyici yolunda bir sapmaya sebebiyet veremez.
37:08İlk Müslümanların her türlü baskıya rağmen İslam'dan vazgeçmemelerinin temel sebebi de İslam'ın onlara hissettirdiği özgürlük duygusudur.
37:20İslam'ı tercih ederek hayatlarında ilk kez kendi kararlarını alabilmişlerdir.
37:29Çünkü İslam öncesi Mekke'de kimse özgür değildi.
37:33Varoluşları dışında hiçbir şeyleri olmayan kölelerin hayat aladını efendileri belirliyordu.
37:41Hürlerin hayatına da atalarından gördükleri ve koruyarak sürdürmekten başka çarelerinin olmadığını düşündükleri yaşam tarzı yön veriyordu.
37:56Kısacası Mekke'de herkes bir şeylerin esiriydi.
38:02Kimi efendisinin, kimi kabilesinin, kimi sorgulanamaz fikirleri.
38:10Mekke'ye özgürlüğü getiren İslam olmuştur.
38:16Düşünmeyi önemseyerek, ibret almayı tavsiye ederek, eskilerin hata yapmış olabileceğini gündeme getirerek,
38:26insana klişeler üzerinden gitmemesi gerektiğini öğütlemiştir.
38:31İslam'ın öğüdünü tutup özgürlüğün hazrını alanlar için kızgın demirle dağlanmaları, sıcak kuma gömülmeleri, kaya parçalarının altında ezilmeleri hiçbir anlam
38:46ifade etmiyordu.
38:47İlk kez kendilerini özgür hissediyorlardı ve özgürlüklerinden taviz vermeye hiç niyetleri yoktu.
38:58İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özelliği, şuur sahibi olmasıdır.
39:06İnsan, yaptığı bir fiilin sonuçlarının kendisine, çevresindeki insanlara, tüm insanlığa, doğaya, dünyayı paylaştığı diğer canlılara etkisini hesap ederek hareket etmelidir.
39:21Bu da ancak bilgiyle gerçekleşebilir.
39:25İslam dininin muhatabı, düşünen, aklını kullanan, bilgiye ve öğrenmeye açık insandır.
39:35Kişi aklını kullanmadan, yaptığı fiilin sebep ve sonuçlarını anlamlandırabilecek bilinç düzeyine ulaşamaz.
39:44Bilinç sahibi olmayan bir insanın da Allah'ın emir ve yasaklarının mahiyetini anlaması mümkün değildir.
39:54Düşünmeden, tartışmadan ve de anlamadan, kesin inançlar üzerinden bir konuyu kabul veya red, günümüz insanının ayrılmaz bir parçası haline gelmiş
40:06durumda.
40:07Her konuyu hap şeklinde ele alma arzusu, din mevzusunda da geçerli.
40:13Sebebini bilmeden kabul, hikmetini anlamadan red, süreci göz ardı edip sonuca odaklanma,
40:22sorumluluk almama adına başkalarının görüşlerini referans alma,
40:27günümüzde her konuda olduğu gibi dini konularda da insanın çıkış veya kaçış noktası haline gelmiş durumda.
40:37İslam, insandan aklını kullanarak beyin fonksiyonlarını aktifleştirmesini ister.
40:45Aklını kullanmayan, beyninin sınırlarını zorlamayan, bilginin peşinden koşmayan,
40:53ibret alıp doğru çıkarımlarda bulunmayan bir insanın herhangi bir konuda olduğu gibi,
41:00din konusunda da doğru bir sonuca ulaşma ihtimali yoktur.
41:05Yeryüzünde sahip olduğu akıl ve bilinç sayesinde hayatın akışını ve tabii ki dünyanın düzenini
41:14şekillendirme potansiyeline sahip yegane varlık insandır.
41:20İnsan, dilerse kurduğu medeniyetle dünyayı mamur edip, hayatı tüm canlılar için kolaylaştırabileceği gibi,
41:30bencil duygularının esiri olduğunda yaşamı kendisi ve tüm canlılar için zorlaştırabilir.
41:38Her iki yol da insanın kendi tercihleriyle şekillenir.
41:45Alacağı kararlar neticesinde insan dilerse en değerli varlık haline gelirken,
41:51en değersiz varlık olmak da aynı şekilde kendi elindedir.
41:57Neticede İslam, hayata dair tüm sorumluluğu insana bırakmış ve herkesin kendi fiillerinin
42:06karşılığını göreceğini açıkça hatırlatmıştır.
42:10Bilgiyle birlikte bahsedilmesi gereken bir diğer husus da düşünmektir.
42:15Düşünebilme hususiyeti insanı yeryüzünde diğer bütün canlılardan ayrı bir noktaya konumlandırır.
42:24Düşünmek, insana hayata farklı yerden bakmayı,
42:29iyiyi, kötüyü, doğruyu, yanlışı, güzeli, çirkini ayırabilme kapasitesi katar
42:37ve bunun sonucunda insan durumlar karşısında konum alabilmeyi öğrenir.
42:44İnsan hayatını şekillendiren, yön verdiren,
42:48insanın bir delikten iki defa sokulmamasını sağlayan şey,
42:52düşünebilme, anlamlandırma ve bilme yetisidir.
42:58Düşünmeyen ve anlamlandırmayan toplumların veya insanların
43:03hayata yön verme, şekil verme veya kendi mutluluğunu sağlayabilme şansı yoktur.
43:10Bu sebeple İslam, insana bireysel farkındalığı arttırmayı öğütler.
43:16Bireysel farkındalık, bencillik değildir.
43:20Tek ve özgün olduğunun farkında olan insan,
43:24başta hemcinsleri olmak üzere,
43:26tüm canlıların kendisi gibi yegane varlıklar olduğunun bilinciyle hareket ederek,
43:32tercihlerinde sevgi, saygı, merhamet, iyilik, doğruluk ve adalet gibi erdemleri önceler.
43:44Evet, bu bölümlükte bu kadar.
43:48Mekkelilerin Allah'ın son çağrısından haberdar edilmesini
43:52ve verdikleri tepkiyi konuşacağımız bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Yorumlar

Önerilen