- 2 gün önce
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.
İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.
“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.
Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.
“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.
Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
Kategori
📺
TV ve DiziDöküm
00:14Müzik
00:17Herkese merhaba.
00:19Hazreti Peygamber'in hayatına doğru çıktığımız yolculuğun artık sonuna doğru geliyoruz.
00:25Bu bölümde odaklanacağımız ilk konu zorlu bir yolculuk olacak.
00:30Hazırsanız başlayalım.
00:32Çok gezen mi, çok okuyan mı sorusuna verilecek cevap, büyük ölçüde coğrafyanın belirlediği hayat tarzı ve önceliklerle doğrudan ilişkilidir.
00:46Yazılı kültürün geliştiği ve edebiyatın önemsendiği toplumlarda bilgiye ulaşmanın temel yolu okumaktır.
00:54Buna karşılık, Arap Yarımadası'nda yazılı kültür, bilgi üretiminin ve aktarımının asli unsuru olarak görülmemekteydi.
01:05Arap toplumunda bilgi, büyük ölçüde tek geçim kaynağı olan, ticaretin zorunlu bir sonucu olarak gerçekleştirilen seyahatler aracılığıyla elde edilmekteydi.
01:18Gözleme dayalı bu bilgi türünün anlam kazanabilmesi için sözlü anlatımla aktarılması ve görülenle yaşanılanın mukayese edilmesi gerekiyordu.
01:32Bu süreçte hayal gücü önemli bir rol oynamaktaydı.
01:39Suriye bölgesine gerçekleştirilen ticari seyahatler, Doğu Roma hakkındaki bilginin kaynağını teşkil etmekteydi.
01:47Ancak bu bilgiler Müslümanlar üzerinde çoğu zaman caydırıcı bir etki meydana getiriyordu.
01:54Zira gördükleri kalabalık ve zengin bir muhit ve tam teçhizatlı bir ordu, duyduklarıysa Roma'nın güç ve yenilmezlik hikayeleriyle dolu
02:08geçmişiydi.
02:09Bu durum Doğu Roma'yı Müslümanların zihin dünyasında adeta bir korku unsuru haline getirmişti.
02:17Doğu Roma İmparatorluğu'nun Medine üzerine bir saldırı hazırlığında olduğu ve Suriye'deki Hristiyan Arap kabilelerin de bu harekata katılacağı yönündeki
02:29haberlerin Medine'ye ulaşması üzerine
02:31Hazret Peygamber vakit kaybetmeden hazırlıklara başladı.
02:37Ancak yaşanan kıtlık ve ordunun kalabalık olması sebebiyle teçhizat temininde ciddi zorluklar yaşandı.
02:48Bunun üzerine bir yardım kampanyası başlatıldı.
02:52Hazreti Ebu Bekir sahip olduğu 4 bin dirhemin tamamını, Hazreti Ömer ise malının yarısını bağışladı.
03:00Hazreti Osman ordunun yaklaşık üçte birini donatacak ölçüde bir katkı sağladı.
03:08Bütün imkanlar seferber edilmesine rağmen orduya katılmak isteyen herkes için yeterli binek hayvanı ve teçhizat temin edilemedi.
03:19Neticede hazırlıkların tamamlanmasının ardından Hazreti Peygamber yerine Hazreti Ali'yi vekil bırakarak yaklaşık 30 bin kişilik bir kuvvetle yola çıktı.
03:32Müslümanlar Tebük mevkiinde yaklaşık 20 gün beklemelerine rağmen düşman kuvvetleriyle bir karşılaşma olmadan Medine'ye geri döndüler.
03:42Düşmanla karşılaşılmaması her zaman ihtimal dahilinde olan üzücü bir durumun ortaya çıkmaması anlamına gelirken yaklaşık 700 kilometre kuzeye gidilen bu
03:55yolculuk İslam dininin Arap Yarımadası'nın dışında da duyulması bağlamında Müslümanların prestici açısından önemli bir kazanım oldu.
04:07Tebük seferi esnasında Hazreti Peygamber'in dilinden dökülen bir söz zaman içerisinde İslam tarihinin en dikkat çekici ve anlam yüklü
04:20ifadelerinden biri haline gelmiştir.
04:24Sefer için hazırlıklar yapılırken Ebu Zer el-Gıfari bineceği hayvanının zayıflığı sebebiyle orduyla birlikte yola çıkamamıştı.
04:34Hayvanı yola çıkabilecek duruma gelince orduya yetişmek üzere hareket ettiyse de bineğinin güçsüzlüğü onu yarı yolda bırakmıştır.
04:45Yılmayan Ebu Zer ordunun yanına yaya olarak gitmeye karar vermiştir.
04:51Müslümanlar istirahat ettiği bir sırada Gözcü bir kişinin yaya olarak orduya yaklaştığını haber verdi.
04:58Bunun üzerine Hazreti Peygamber gelen kişinin Ebu Zer olmasını temenni ettiğini dile getirdi.
05:06Kısa bir süre sonra yaklaşan kişinin gerçekten Ebu Zer olduğu anlaşılınca Hazreti Peygamber şu meşhur sözünü söyledi.
05:16Allah Ebu Zer'e rahmet etsin.
05:18O yalnız yürür, yalnız ölür ve yalnız diriltilir.
05:26Esasına bakarsanız bu ifade Ebu Zer'in hayatı boyunca sürdürdüğü müstakil ve ilkeli duruşun bir özeti niteliğindedir.
05:38Tebük Seferi ile ilişkili olarak bir husustan daha bahsetmek istiyorum.
05:42Hazreti Peygamber, Müslümanlar arasında ayrışmaya sebebiyet verebilecek bir fiile asla müsaade etmemiştir.
05:51Fikir ayrılığı elbette olacaktır.
05:53Mekkelilerin Medine'ye doğru saldırı hazırlığı içerisinde olduğu öğrenildiğinde,
05:59Mescid-i Nebevi'de gerçekleştirilen istişare toplantısında birbirinden farklı fikirlerin gündeme gelmesi bunun en açık örneğidir.
06:09Ancak bir meclisten karar çıktıktan sonra ona uymak herkesin görevidir.
06:17Aksi takdirde birliktelikler arasına fitne girme ihtimali ortaya çıkar ki,
06:23bu durum İslam'ın ortak akıl ve birlikte hareket etme yaklaşımına hiçbir şekilde uygun düşmeyecektir.
06:32Tebük Seferi öncesinde Müslümanların aklını karıştırabilecek, birliktelikten doğan sinerjiye zarar verebilecek,
06:42birlik ruhunu zedeleyebilecek bir olay yaşanmıştır.
06:45Herhangi bir meşru mazeretleri bulunmadığı halde,
06:50Ka'b bin Malik, Mürara bin Rebi ve Hilal bin Ümeyye adlı üç sahabi,
06:57Hazreti Peygamberin hazırlık yapılması yönündeki çağrısına karşılık vermeyerek,
07:02Tebük Seferi'ne katılmamıştır.
07:05Yolun uzun, düşmanın güçlüğü, havanın sıcak olması sebebiyle,
07:12Gazvetül Üsre yani zorluk gazvesi ve kurulan orduya da Ceyşül Üsre,
07:19zorluk ordusu denilen bir sefere katılmama yönünde sergiledikleri irade,
07:24her türlü güçlüğe rağmen sefere katılanlar nezdinde isteksizlik duygusu uyandırabilecek nitelikteydi.
07:32Böyle bir ortamda birlik duygusunun zedelenmesine hiçbir şekilde müsaade etmek istemeyen Hazreti Peygamber,
07:41Tebük dönüşünde söz konusu üç sahabiyle konuşulmamasını istemiştir.
07:47Bir anlamda onlara sosyal tecrit uygulamıştır.
07:51Ancak bu uygulama bir cezalandırmadan ziyade toplumsal düzeni ve birlik ruhunu korumaya yönelik tedbir niteliği taşımaktaydı.
08:02Aldığı kararla Hazreti Peygamber hem üç sahabiye yönelik olası kırıcı tutumların önüne geçmiş,
08:10hem de toplumsal bir huzursuzluk ihtimalini ortadan kaldırmış oluyordu.
08:15Yaklaşık 50 gün süren bu sürecin sonunda Tebük Seferi'nin gündemden düşmesini mütakiben ortam normale dönmüş ve söz konusu sahabiler
08:28toplumsal hayata tekrar dahil olmuşlardır.
08:34Hazreti Peygamber'in Tebük Seferi'ne katılmayan üç sahabinin özrünü kabul etmesinde Tevbe suresinde yer alan şu ayetin belirleyici olduğu
08:44anlaşılmaktadır.
08:45Bir başka grup var ki, onlar iyi işe bir de kötü iş karıştırdıktan sonra günahlarını itiraf etmişlerdir.
08:56Umulur ki Allah onların tevbesini kabul eder.
09:01Şüphesiz Allah çok esirgeyici, çok bağışlayıcıdır.
09:07Bu ayette geçen Tevbe kavramı, İslam inanç sisteminin merkezinde yer alan temel ahlaki ve itikadi kavramlardan biridir ve üzerinde özellikle
09:20durulması gerekir.
09:22İslam inancında Allah ile insan arasındaki ilişkinin başlangıcı, insanın kul olduğunun bilinciyle hareket edeceğine,
09:31dünya hayatını Allah'ın emir ve yasaklarına uygun yaşayacağına dair verdiği sözdür.
09:39Ancak insan, fıtratı gereği zaafları olan bir varlıktır.
09:44Dünya hayatının meşguliyetleri, nefsin arzuları ve geçici hevesler zaman zaman bu bilincin zayıflamasına ve verilen sözün unutulmasına sebep olabilmektedir.
09:58Bu tür durumlarda insan, yaratıcısının hoşnut olmayacağı fiiller işleyebilmektedir.
10:06Özünde iyi olan insanın tercih özgürlüğü, hayatın içerisinde nefse hoş gelen uyarıcılarla birleşince,
10:15kimi zaman insana anlık haz vermekle birlikte uzun vadede,
10:21hem insanın kendisine hem de toplumsal değerlere zarar veren tercihlerde bulunmasına yol açabilir.
10:29Böyle bir durumda Yüce Allah, Rahman isminin bir tecellisi olarak kuluna hatasından dönme imkanı sunar.
10:38Zira hata yapmak insani bir durumdur.
10:42İnsana yakışmayan ve problem olan husus, hatada ısrar etmektir.
10:48Allah-u Teala hatasının farkına varan ve samimiyetle pişmanlık duyan kuluna tevbe kapısını açık tutmuştur.
11:00Tevbe, insanın Allah'ın rızasına uygun hayat sürme idealine bağlı kalmasını sağlayan ahlaki bir dönüş sürecidir.
11:10İnsanın umutsuzluğa kapılmaması, hayata tutunması, azim ve gayretle erdemli bir yaşam sürmeye devam edebilmesidir.
11:22Esasında her bir tevbe yeni bir başlangıç öyküsüdür.
11:27Duyulan samimi pişmanlık yeni bir başlangıcın habercisidir.
11:33Yeter ki insan, duygu ve düşüncelerinde samimi olsun.
11:41Tevbe, insanın sorumluluk bilincini yeniden kazanması, hatanın sürüklediği girdaptan kendisini çekip çıkartmasıdır.
11:52Aynı zamanda kulun Rabbine yönelerek af dilemesinin adıdır.
11:57Yüce Allah, içtenlikle yapılan bu yönelişi karşılıksız bırakmayacağını bildirmiştir.
12:05Böylece insanın günahını geçmişini hapsederken, hayatı sıfırlayıp geleceğini sil baştan şekillendirmesine imkan verir.
12:16Bu yönüyle tevbe, ilahi merhametin insana sunduğu bir arınma ve yeniden doğuş fırsatı olarak değerlendirilebilir.
12:28Sonuç olarak tevbe, Yüce Allah'ın kulunu günahın esaretinden kurtarmaya yönelik ilahi bir lütfudur.
12:38İnsana hatasını telafi etme ve daha iyi bir insan olma imkanı sunan rahmet kapısıdır.
12:48Yüce Allah'ın rahmet kapısı daima açıktır.
12:53Allah Teala kulunun huzurlu ve mutlu bir hayat sürmesini murat eder.
13:00Peygamberler göndermesi, kendini hatırlatması, onun rahmetinin ve kuluna dair sevgisinin göstergesidir.
13:11Allah'ın sevgisinin en açık ifadesi ise tevbe olgusudur.
13:16Tevbe, insanın yaptığı davranışın yanlışlığını idrak etmesi,
13:22bundan içtenlikle pişmanlık duyması ve bu pişmanlığını samimi bir şekilde Allah'a arz etmesidir.
13:32Yüce Allah, samimi bir şekilde huzuruna gelen,
13:36aczini kabul edip hatasından bağışlanma dileyen kulunu affedeceğini bildirmiştir.
13:44Dahası, insan hatayı tekrarlasa dahi, duyacağı pişmanlık affına açılan bir kapı olacaktır.
13:53Nitekim Hazreti Peygamber, Yüce Allah'ın,
13:58Ben merhamet ve şefkat açısından kulun beni nasıl düşünüp algılıyorsa öyleyim.
14:05O beni nerede hatırlayıp anarsa ben oradayım.
14:10Bana bir karış yaklaşana ben bir arşın yaklaşırım.
14:15Bir arşın yaklaşana bir kulaç yaklaşırım.
14:20Kul bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim dediğini ifade etmiştir.
14:27Bu ifade, ilahi merhametin sınırsızlığını ve kulun yönelişine verilen karşılığın büyüklüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
14:38Hazreti Peygamber'in pişmanlık duymak tevbenin kendisidir hadisi.
14:46Tevbeye açılan kapının insanın yaptığının yanlışlığının farkına varması ve bundan samimi bir şekilde pişmanlık duyması olduğunu göstermektedir.
14:59Bu anlamda tevbe inanan bir insanın samimi ve hesapsız bir şekilde gönlünü ve zihnini Allah'a açması ve hayat kirlerinden
15:11temizlenme arzusunu beyan etmesidir.
15:15Yaptığının yanlış olduğunu anlayan ve pişmanlık hisseden bir kişi aynı hatayı tekrarlamamaya karar verir.
15:24Pişmanlığını ve kararını yüce yaratıcıya arz ettiğinde Allah'ın rahmet kapıları açılır.
15:32Allah'ın rahmetinin enginliğini gösteren en çarpıcı hususlardan biri de hatasından pişmanlık duyup tevbe ettiği halde aynı hatayı bir kez
15:45daha yapanın durumudur.
15:48Bir günahından pişmanlık duyup tevbe eden kimse aynı günahı tekrar işlemesi halinde bir kez daha samimi kalp ile Allah'ın
16:00huzuruna çıktığında aynı rahmete nail olacaktır.
16:05Nitekim Hazreti Peygamber bir hadisinde yüce Allah'tan sürekli bağışlanmasını dileyen kimsenin günahında ısrar etmiş sayılmayacağını ifade etmiştir.
16:18Yüce Allah kul hakkı dışında bütün günahları affedeceğini müjdelemiştir.
16:25Bu bakımdan insanın herhangi bir günahı sebebiyle geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini düşünmesi ve ümitsizliğe kapılması İslam inancıyla bağdaşmaz.
16:39Günah ne kadar büyük olursa olsun samimi pişmanlık ve tevbe affa açılan kapıdır.
16:46Ancak kul hakkı söz konusu olduğunda yalnızca Allah'tan bağışlanma dilemek yeterli değildir.
16:55Haksızlığa uğrayan kişiyle helalleşmek gerekir.
17:00Çünkü Hazreti Peygamber Müslüman kardeşinin malına veya şeref ve namusuna yönelik günah işleyen kimse altın ve gümüşün bulunmadığı gün gelmeden
17:13önce ondan helallik dilesin.
17:16O gün dünyada kötülük yapan kimsenin sevapları varsa haksızlığı kadar alınıp mağdura verilir.
17:26Yoksa onun günahından alınıp berikine yüklenir buyurmuştur.
17:32Bu hadis kul hakkının ne derece ağır bir sorumluluk olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
17:41Dolayısıyla kişi hem Allah'a yönelip tevbe etmeli hem de varsa beşeri ilişkilerden doğan hak ihlallerini telafi etmelidir.
17:53Ancak bu şekilde insan gönül huzuruna kavuşabilir ve ilahi rahmetin tecellisine mazhar olabilir.
18:04Mevla cümlemize kendisine layık kul, Habibine layık ümmet olarak huzuruna çıkmayı nasip etsin.
18:14Evet, gelelim bir veda ve bir manifestoya.
18:23Hazreti Peygamber'in hicretin 10. yılında eda ettiği hac,
18:28hac ibadetinin farz kılınmasından sonra gerçekleştirdiği ilk hac olması hasebiyle
18:34İslam haccı, hac ibadetinin bütün hükümlerini hem teorik hem de pratik olarak ortaya koyması yönüyle
18:42tebliğ haccı, ashabıyla vedalaşması ve bir daha Kabe'yi görmemesi nedeniyle ise veda haccı olarak isimlendirilmiştir.
18:55Hac ibadeti çoğunlukla beden sağlığı ve mali imkan üzerinden anlatılmaktadır.
19:02Oysa haccın bu iki unsurdan çok daha derin anlamları vardır.
19:08Hazreti Peygamber, hac meşakkattir buyurarak hac ibadetini ifa etmenin zorluğuna işaret etmiştir.
19:19Buradaki zorluk, yolculuk hali peş peşe yerine getirilen sıralı ve zamana bağlı ibadetlerin bulunması kadar
19:29haccın dünyadan soyutlanma olmasından kaynaklanmaktadır.
19:35İnsanoğlu, hayatını kolaylaştırma adına çoğu zaman dünya merkezli bir düzen kurar.
19:43Bu düzen içerisinde bazı insani ve ahlaki değerler zamanla erozyona uğrayabilir.
19:51Namaz, oruç ve zekat gibi ibadetler insanı bu aşınmadan koruyan,
19:58onun zihinsel, ahlaki ve manevi dengesini muhafaza etmeyi amaçlayan ilahi disiplinlerdir.
20:08Hac ise bu ibadetlerle inşa edilen kişiliğin Allah'a arz edilmesidir.
20:15Olgun bir insan haline gelen Müslüman, hac esnasında duruşunu Allah'a arz ederek
20:23sabır, sevgi, şefkat, saygı, kardeşlik, fedakarlık ve cömertlik gibi tüm iyi erdemleri haiz olduğunu beyan eder.
20:35Bu beyan, aynı zamanda kulun erdemlerini koruyacağına, iyilik yolunda daim olup kötülüklerden uzak duracağına dair Allah'a verdiği bir sözdür.
20:49Hazreti Peygamber'in kabul edilmiş bir haccın karşılığı ancak cennettir müjdesi,
20:57Allah'a vermiş olduğu bu sözünü tutanlar için geçerlidir.
21:01Hac ibadeti, birlikte hareket edebilme bilincini, sosyal statülerden arınarak eşitlenmeyi,
21:10insanın kendini tanımasını, yenilenmesini ve sabrı öğretir.
21:16Aynı zamanda hiçbir canlıya zarar vermeden yaşama ahlakını kazandırır.
21:23Haccın Müslümanlar açısından bir diğer önemli yönü ise evrensel boyutudur.
21:31Dünyanın dört bir yanından gelen dilleri, renkleri ve kültürleri farklı Müslümanlar,
21:37hac vesilesiyle bir araya gelerek birbirlerinin örf, adet, görgü, bilgi, fikir ve kültürlerini tanıma,
21:47tecrübe paylaşma ve ümmet bilincini canlı tutma imkanı bulurlar.
21:53Bu yönüyle hac yalnızca bireysel bir ibadet değil,
21:59aynı zamanda küresel bir bilinç ve kardeşlik buluşmasıdır.
22:05İnsanoğlunun temel hedefi nedir?
22:08Var olmak mı yoksa var kalmak mı?
22:12Bakıldığında var olmak bir tercih değil, kaçınılmaz bir mecburiyettir.
22:17Var kalmak ise yegane hedef.
22:22Çünkü insan kontrol çılgını bir varlıktır.
22:26Her konunun karar merciği olup her şeyi kontrol etmek ister.
22:32Kontrol edemediği karşısında gergin ve sinirli bir tavır takınır.
22:38İnsanın en fazla zorlandığı, çözüm aradığı, aklının sınırlarını zorladığı,
22:46bilimin ve teknolojinin bütün imkanlarını kullanıp kontrol altına almak istediği gerçekliğin adıysa ölümdür.
22:57Ölümü kontrol edememe insan zihnini o kadar esir alır ki hayatını bilimin ışığında yaşadığını iddia eden insan,
23:07adı mitolojilerde veya efsanelerde geçen meçhul bir bitkiyi veya su pınarını bulmak için tüm varlığını harcamaktan çekinmediği gibi,
23:20bu uğurda en sarp dağlara tırmanıp, en derin çukurlara inip bin bir zahmete katlanır.
23:29Her yolu denemesine rağmen aradığına ulaşamadığında ise gençlik aşıları, estetik müdahaleler ve anti-aging ürünleriyle en azından zamanın izlerini silmeye,
23:45yine aynaların gösterdiği hakikati saklamaya çalışır.
23:52Herkesin olduğu gibi elbette İslam'ın da ölüm gerçekliğine dair söyleyecek bir sözü var.
24:01Ölüm, Yüce Allah'ın insanlığı yok etme yöntemi değil, bilakis sonsuz kılma aracıdır.
24:07Diğer bir ifadeyle, varlık aleminin yegane sahibi olan Allah, ölümü insan için bir son değil, sonsuzluğa ulaşabilmek için bir araç
24:19kılmıştır.
24:20Çünkü sonsuzluk ancak sonluluk bilinciyle anlam kazanır.
24:27Sonsuzluğun ne olduğu ancak ölümün varlığıyla anlaşılır.
24:32İnsanoğluna sonsuzluğu verebilmenin yolu, sonsuzluğun değerini ortaya koyan yegane gerçeklik olan ölümden geçer.
24:43Bu sebeple ölüm, İslam düşüncesinde bir son değil, yeni ve daha anlamlı bir başlangıçtır.
24:52Din, insana hayatı çift boyutlu yaşaması gerektiğini hatırlatır.
24:57Bu bağlamda, inanan insan için yaşamı boyunca gerçekleştirdiği fiillerin hukuki sorumluluğu kadar uhrevi sorumluluğu da önemlidir.
25:10Ölümü bir son değil, yeni ve daha mutlu bir yaşama geçiş olarak gören inanan insan için,
25:17fiillerinin, yaratıcının düzenlemelerine uygunluğu son derece önemlidir.
25:23Bu bağlamda inanan insan, dünya nimetlerini amaç haline getirip elde etmek için her yolu mübah kabul etmez.
25:34Sorumluluk şuuruyla hareket ederek hayatını insan hakları, adalet, eşitlik ve davranışlarda ahlakilik gibi ilkeler üzerine kurgular.
25:46İşte Hazreti Peygamber'in veda haccı esnasında irad ettiği ve daha sonra veda hutbesi adıyla kayda geçirilen hitabı,
25:56tam da bu hakikatleri veciz bir şekilde ortaya koymaktadır.
26:01İnsan onuru, can ve mal dokunulmazlığı, adalet, emanet bilinci ve kardeşlik gibi temel ilkeleri
26:12ihtifa eden bu hutbe, İslam'ın insana ve hayata bakışını özetleyen evrensel bir bildirge niteliğindedir.
26:21Bu yönüyle veda hutbesi yalnızca tarihi bir metin değil, her çağda insanlığa yol gösteren ahlaki bir manifestodur.
26:33Veda hutbesi literal olarak bakıldığında tevhid, Allah'a itaat, emanete riayet, rivanın yasaklanması,
26:45can, mal ve ırz dokunulmazlığı, kan davalarının kaldırılması,
26:51cahiliye dönemine ait bazı uygulamaların ilgası ile kısas ve mirasla ilgili hukuki konuların işlendiği bir metindir.
27:00Ancak hutbenin anlam dünyasına nüfuz edildiğinde çok daha derin ve üzerinde düşünülmesi gereken bir muhtevaya sahip olduğu açıkça görülür.
27:14Açıklamak gerekirse, her veda aynı zamanda yeni bir başlangıcı açılan kapıdır.
27:22Veda hutbesi Hz. Adem ile başlayıp Hz. Muhammed ile son bulan peygamberler silsilesinde bir peygamberin insanlığa son hitabıdır.
27:37Bu hutbe, bir peygamberin Allah'ın emir ve yasaklarını, insanın yeryüzündeki konumunu,
27:47yaratıcı ile yaratılan arasındaki ilişkiyi ve insanların birbirlerine karşı sorumluluklarını son kez topluca hatırlattığı evrensel bir bildiridir.
28:01Bu saatten itibaren yeni bir döneme geçilmiştir.
28:07Veda hutbesi ilk vahiy ile girilen yoldaki son uyarı levhasıdır.
28:15Bundan sonra insanoğlu Allah tarafından bir peygamber aracılığıyla uyarılmayacaktır.
28:23Hz. Peygamber'in veda hutbesinde insanlığa miras bıraktığı Kur'an ve sünnet bu yolda pusula görevi görecektir.
28:34İnsan pusulanın yönlendirmesine uyarsa sırat-ı müstakimden yani doğru yoldan ayrılmayacak ve hedefine ulaşacaktır.
28:46Yüce Allah'ın kendisini, ilkelerini ve insanlardan beklentilerini bildirmesi Hira'da oku emriyle başlamış,
28:59Hz. Peygamber'in vefatına kadar devam eden uzun bir süreçte aşama aşama tamamlanmıştır.
29:07Bu süreç adeta parça parça işlenen bir bütün gibidir.
29:12İlk vahiy insanın konumunu ve sorumluluğunu öğretmiş, devam eden vahiylerle inanç, ahlak, hukuk ve sosyal hayat inşa edilmiştir.
29:26Veda hutbesi ise bu büyük bütünün tamamlandığı anı temsil eder.
29:33Bu noktada veda hutbesi Müslümanlar açısından resmin tamamını gördükleri zamandır.
29:41Veda haccı ile birlikte değerlendirildiğinde veda hutbesi Hz. Peygamber'in İslam'ın tüm öğretilerini somutlaştırmasıdır.
29:53Artık Müslümanların Hz. Peygamber'den İslam'a ve insanın İslam'la yaşama biçimine dair görmedikleri, duymadıkları, öğrenmedikleri bir husus kalmamıştır.
30:07Bundan sonrası Müslümanların hafızasına, emanete sahip çıkma duygusuna ve en önemlisi peygamberlerine saygı ve inançlarına bağlılıklarına kalmıştır.
30:23Hz. Peygamber veda hutbesinde Allah'a ortak koşulmamasını, cana kıyılmamasını, zinadan uzak durulmasını, hırsızlığın yasaklanmasını açıkça ifade ederek,
30:37dinin korumayı hedeflediği temel değerleri vurgulamıştır.
30:41Bu ifadelerle aklın, dinin, canın, neslin ve malın korunması esasını merkeze alan bütüncül bir hayat anlayışı ortaya koymuştur.
30:56Hutbe sırasında Hz. Peygamber bir anlamda İslam'ın hayat manifestosunu son kez toplu bir şekilde dile getirmiştir.
31:07Veda hutbesi, Hz. Peygamber'in Müslümanların zihnini temizlemesi ve İslam'ın nasıl bir din olduğunu, hangi içeriğe sahip olduğunu tüm
31:22insanlığa bildirmesidir.
31:24Veda hutbesinde Hz. Peygamber'in en açık ifadesiyle bütün insanlığın aynı özden yaratıldığını önceleyerek,
31:36insanlık onur ve değeri bakımından herkesin eşit olduğunu, insanca muamele edilmeyi, kimliğine, kişiliğine ve farklılığına saygı gösterilmesini hak ettiğini vurgulamıştır.
31:52İslam inancına göre bütün insanlık ortak bir atadan gelmektedir.
32:00Bu sebeple hiçbir insanın bir diğerine soy, makam, mevki veya ekonomi temelli bir üstünlük kurması kabul edilemez.
32:13Aynı şekilde toplum içerisinde ayrıcalıklı bir seçkinler sınıfı oluşturulması da İslam'ın temel ilkeleriyle bağdaşmaz.
32:26Hz. Peygamber veda hutbesinde bütün insanların ortak bir atadan geldiğini ifade ederek bu gerçeği hatırlatmış ve insana sırf insan olması
32:39hasebiyle değer verilmesi gerektiğini öğütlemiştir.
32:44Bakıldığında sevgi, anlayış, tevazu, hoşgörü, samimiyet ve güven duygularının egemen olduğu bir dünyada yaşamak herkesin hakkıdır.
32:57Ten rengi, pasaport, din veya mezhep üzerinden bir farklılık, ayrımcılık ve ötekileştirme İslam düşüncesiyle bağdaşmaz.
33:08Çünkü İslam'da her canlı Allah'ın varlığının bir tecellisi olarak değerlidir.
33:15Bu nedenle yaratılanı yaratandan ötürü sevmek bir Müslüman için ahlaki bir ilke değil, imanın doğal bir sonucudur.
33:27Hz. Peygamber'in veda hutbesinde dile getirdiği temel mesajlardan biri de insanın herhangi bir özelliği sebebiyle aşağılanamayacağıdır.
33:40İnsanın kökeni, görünüşü, sosyal statüsü ya da maddi imkanları onun değerini belirleyen ölçütler değildir.
33:52Bu nedenle İslam'da bir kimsenin ikinci sınıf insan muamelesi görmesi, dışlanması ya da hor görülmesi hiçbir şekilde meşru kabul edilmez.
34:05Ne var ki insan, çoğu zaman karşısındakini çok sınırlı bir gözlem üzerinden değerlendirme eğilimindedir.
34:14Bazen bir bakış, bazen söylenen tek bir cümle, bazen de dış görünüş.
34:22İnsan hakkında hüküm vermek için yeterli görülür.
34:25Oysa bu yüzeysel yaklaşım, bireyleri kalıplara hapsetmekte ve sağlıklı bir toplumsal ilişkinin kurulmasını engellemektedir.
34:36İnsanlar, muhataplarını tanımadan tanımlamakta, anlamadan hüküm vermektedir.
34:44Bu önyargılı tutum ise toplumda ayrışmayı, dışlamayı ve adaletsizliği derinleştirmektedir.
34:54Oysa bir insanın gerçek değeri ahlaki ilkelerle kurduğu ilişki üzerinden anlaşılır.
35:02Adalet duygusu, doğruluk, dürüstlük, güvenilirlik ve merhamet gibi erdemlerin hayata yansıması insanın karakterini belirler.
35:16Bu değerleri içselleştiren bireyler ancak topluma katkı sunabilir ve insanlık için anlamlı bir varlık haline gelebilir.
35:28Veda hutbesinden çıkarılabilecek bir diğer evrensel ilke ise,
35:33dini, dili, ırkı, cinsiyeti veya ten rengi ne olursa olsun,
35:39her insanın, canının, onurunun ve malının dokunulmaz olduğudur.
35:46İnsan, ruh ve bedenden oluşan bir bütündür ve her iki yönüyle de korunmaya muhtaçtır.
35:54İslam'ın emir ve yasaklarının temelinde insanın canını, malını, aklını, neslini, şerefini ve haysiyetini muhafaza etme amacı bulunmaktadır.
36:07Bu bağlamda insan hayatı kutsaldır.
36:10Dünyanın herhangi bir yerindeki bir insan, bir başka coğrafyadaki insandan daha az değerli değildir.
36:22Hiçbir insan ne tıbben, ne fiziken, ne de ruhen deney konusu da değildir.
36:29Böyle bir yaklaşımın hiçbir şekilde mazereti, özrü, açıklaması veya telafisi olamaz.
36:40Bu düşünceye sahip bir kişinin insanlığa söyleyebileceği hiçbir söz, katabileceği hiçbir değer yoktur.
36:50Çok net bir şekilde ifade etmek gerekir ki, insanlık ailesi, Adem ve Havva'nın çocukları olmaları hasebiyle birdir.
37:02Bu össel birlik, insanlar arası her türlü ayrımı ortadan kaldırmalıdır.
37:09İnsanlık, eğer ortak bir medeniyet faydasında buluşmak istiyorsa, bir diğer anlamda, dünya barışının bir söylem olmaktan çıkıp, gerçek bir olgu
37:23halini alması hedefleniyorsa,
37:26temel hareket noktası herkesi insan faydasına görmek olmalıdır.
37:32Hangi etnik kökene mensup olduğuna, hangi coğrafyada doğduğuna, hangi dili konuştuğuna, hangi cinsiyetle yaratıldığına,
37:44teninin rengine veya maddi imkanlarının boyutlarına bakılmaksızın herkesi insan olarak görebilmek.
37:53Bu husus Kur'an-ı Kerim'de,
37:55Ey insanlar, şüphe yok ki biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve
38:06kabilelere ayırdık ayetiyle vurgulanmıştır.
38:10Hazreti Peygamber de veda hutbesinde bu ilkeyi pekiştirerek şöyle buyurmuştur.
38:17Ey insanlar, Rabbiniz birdir, babanız da birdir.
38:23Zira hepiniz Adem'in çocuklarısınız.
38:27Adem ise topraktandır.
38:29Allah katında en değerli olanınız, ona en çok saygı göstereninizdir.
38:36Arap'ın Arap olmayana,
38:38Arap olmayanın Araba, Allah'a saygı ölçüsü dışında başka bir üstünlüğü yoktur.
38:47Bu ifadeler, insanın değerinin soy, ırk veya aidiyetle değil, ahlaki duruş ve sorumluluk bilinciyle ölçüldüğünü açıkça ortaya koymaktadır.
39:01Hazreti Peygamber'in insan ortak paydasına yaptığı güçlü vurguya rağmen üzülerek söylemeliyiz ki ırkçılık maalesef günümüzün en önemli sorunlarından biridir.
39:14Bir insan hakir görüleceği zaman kökenine ve milliyetine atıf yapılması,
39:20hangi sebeple olursa olsun tanımlamalarda ten renginin kullanılması hem ayrımcılık hem de ırkçılıktır.
39:29İnsanca tavır, herkesin bir diğerinin ötekisi olduğunun bilinciyle,
39:36her ne şart altında olursa olunsun, kimseyi ötekileştirmemektir.
39:42Kendini bilen insan, muhatabı kim olursa olsun, hiçbir şekilde onu kötü bir sıfatla tanımlamamalı,
39:51kendisinin tanımlanmasını istemediği sıfatları bir başkası için kullanmamalıdır.
39:59Ne yazık ki günümüzde özellikle kimliklerin gizlenip sözün sorumluluğunun üstlenilmediği mecralarda insanlarla alay etmenin normal görüldüğü,
40:13tahkir cümlelerinin ucuzladığı bir durumla karşı karşıyayız.
40:18Bu yaklaşım, bir taraftan insanları çift karakterli bir kişiliğe büründürürken,
40:24diğer taraftan toplumsal bağların zayıflamasına sebebiyet vermektedir.
40:30Hayatın gerçek değer ölçütü, insanların hangi kökenden geldiği değil, topluma ne kattığıdır.
40:38Allah tarafından yaratılma bağlamında eşit olan insanların birbirine karşı ayrımcı söylemlerini asla tasvip etmeyen Hazreti Peygamber,
40:49ırkçılık karşıtı söylemini eylemleriyle de desteklemiştir.
40:56Fars kökenli Selman'ın tavsiyesiyle şehrini müdafaa etmiştir.
41:00Benzer şekilde bir köleyken İslam ile özgürlüğünü kazanan Habeşistan kökenli Bilal'i müezzini yaparken,
41:10Mekke şehrine girdikten sonra onu yeryüzünün en kutsal mekanı olan Kabe'nin üzerine çıkararak ezan okutmuştur.
41:21Bütün bu örnekler göstermektedir ki İslam, ırkı, kökeni veya statüyü değil,
41:31insanın ahlakını, emeğini ve sorumluluk bilincini esas alan bir medeniyet tasavvuruna sahiptir.
41:40Bu anlayış yalnızca geçmişte değil, bugün de insanlığın ihtiyaç duyduğu en temel ahlaki ilkelerden biridir.
41:49Hazreti Peygamber'in veda hutbesinde vurguladığı evrensel ilkelerden biri de aile hayatına dairdir ve eşlerin birbirlerine emanet olduğunu hatırlatır.
42:01İslam, kadın ve erkek arasında cinsiyet temelli bir üstünlük anlayışını reddeder.
42:08Her iki cinsiyeti de insan olmaları bakımından eşit kabul eder.
42:13Bu bağlamda İslam, evlilik ilişkisini eşler arası bir tahakküm, hiyerarşi veya astüst ilişkisi değil,
42:23karşılıklı sorumluluk ve dayanışmaya dayalı bir dostluk ilişkisi olarak görmüştür.
42:31Kadın ve erkek ilişkisi tamamlayıcı bir mahiyet taşır.
42:36Eşler birbirlerinin rakibi değil, ahlaki, ruhsal ve biyolojik anlamda tamamlayıcısıdırlar.
42:46Aile hayatında sevgi, samimiyet, fedakarlık ve karşılıksızlık esastır.
42:54Bu nedenle, sağlıklı bir aile yapısının oluşabilmesi için eşlerin birbirlerinin mutluluğuna alan açması
43:03ve ortak bir hayat bilinci geliştirmesi büyük önem taşır.
43:09Veda hutbesinde değinilen ve tüm insanlık açısından dikkatle odaklanılması gereken diğer bir hususta,
43:18İslam'ın cinsiyetçi bir anlayışı kesin biçimde reddetmesidir.
43:25İslam'a göre insanın değeri cinsiyetiyle değil, taşıdığı ahlaki sorumluluk ve bilinçle ölçülür.
43:34Allah katında insanın değeri kadın ya da erkek olmasına göre değişmez.
43:40Nitekim Kur'an'ın ortaya koyduğu temel ilke de budur.
43:44Hazreti Peygamber'in, Ey insanlar! Hepiniz Adem'in çocuklarısınız ifadesi,
43:52insanlığın ortak kökenine ve eşitliğine yapılan açık bir vurgudur.
43:58Bu ifade, aynı zamanda insan farklılıklarının bir üstünlük değil,
44:04bir zenginlik ve çeşitlilik göstergesi olduğunu ortaya koymaktadır.
44:10İnsanlar arasındaki farklılıklar, kendini geliştirme, başkasını anlama ve birlikte yaşama kültürünü güçlendirme imkanı sunar.
44:21Ancak bu farklılıklar, üstünlük iddiasına dönüştürüldüğünde ayrımcılık ve tahakküm ortaya çıkar.
44:30Bu noktada tercih tamamen insana aittir.
44:35Ya farklılıklar bir zenginlik olarak görülür, ya da ayrıştırmanın aracı haline getirilir.
44:43Hz. Peygamber'in hayatına bakıldığında, cinsiyetin bir değer ölçütü olarak görülmediği rahatlıkla söylenebilir.
44:54Hatta Hz. Peygamber'in hayatında iz bırakan kişiler arasında,
44:59kadınların azım sanmayacak sayıda olduğunu ifade etmek, hiç de yanlış bir söylem olmaz.
45:06Çocukluk yıllarında dadısı Ümmü Eymen, amcasının eşi Fatıma, gençlik ve olgunluk dönemlerinde ise Hz. Hatice'nin yeri son derece özeldir.
45:19Özellikle Hz. Hatice'nin vefatı, Hz. Peygamber'in hayatında derin bir kırılma noktası olarak kabul edilmiştir.
45:27Bu durum, kadının İslam'daki yerinin sözle değil, bizzat yaşantıyla ortaya konduğunu göstermektedir.
45:39Veda hutbesi bağlamında ifade edilmesi gereken bir husus da, günümüzde de gündemi fazlasıyla işgal eden şiddet konusudur.
45:50Günümüzde şiddet çoğu zaman yalnızca fiziksel boyutuyla ele alınmakta.
45:55Oysa psikolojik, ekonomik, duygusal ve cinsel şiddet de en az fiziksel şiddet kadar yıkıcıdır.
46:04Eşler arası güven bağını sarsacak, sevgi ve saygı duygularını zedeleyecek,
46:09nihayetinde aile birlikteliğine zarar verecek bir davranışın,
46:14aile mefhumuna son derece büyük önem veren İslam tarafından onaylanması asla mümkün değildir.
46:23Evet, bu bölümlükte bu kadar.
46:26Kur'an-ı Kerim'in öğretilerini Hazreti Peygamber'in hayatıyla somutlaştıran bir ömür duasıyla sağlıcakla kalın.
Yorumlar