Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 saat önce
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.

Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.

“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.

Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
Döküm
00:13Müzik
00:17Herkese merhaba.
00:19Bu bölümde Hazreti Peygamber'in çocukluğu ve gençlik yıllarına bir yolculuk gerçekleştireceğiz.
00:25İlk başlığımız Hazreti Peygamber'in kendisinin bahsetmesiyle öğrendiğimiz bir husus çobanlık yapması.
00:33Hazırsanız başlayalım.
00:36Bildiğimiz gibi dedesi Abdülmuttalib'in ölümünün ardından Hazreti Peygamber'in bakımını amcası Ebu Talip üstlenmişti.
00:45Ebu Talip'in evinin kalabalık olması ve ekonomik durumunun iyi olmaması sebebiyle
00:50Hazreti Peygamber 10 yaşlarındayken ev ekonomisine katkı sağlamak amacıyla çobanlık yapmıştır.
00:57Hazreti Peygamber ashabıyla sohbet ettiği bir ortamda hiçbir peygamber yoktur ki çobanlık yapmamış olsun diyerek bu bilgiyi bizzat kendisi aktarmıştır.
01:09Yanındakiler sen de mi ya Resulallah diye sorunca o da ilk gençlik yıllarında Mekkelilerin hayvanlarına çobanlık yaptığını ifade etmiştir.
01:19Bakıldığında şehir hayatında özellikle metropoller göz önüne alındığında donuk bir yaşamın,
01:27statik ilişkilerin ve kişiselleşen beklentilerin ön plana çıktığı görülür.
01:33Sürekli bir hedefin peşinde koşma ve neticede erozyona uğrayan değerler sistemi ve kaybolan kendisi için istediğini başkası için de isteyebilme
01:45duygusu.
01:46Bu hayatın kaçınılmaz bir neticesidir.
01:51Doğa ve diğer canlılarla iç içe olmak, ruhi ve zihni saflığı koruyabilme ve doğadan edinilen mükemmelliğin bilgisinin ruhlar üzerindeki etkisi
02:02sebebiyle aşkınlık duygusunu besleyen bir yaşamdır.
02:05Hazreti Peygamberin erken yaşlarından itibaren Mekke'nin yoğun ve insanın yaşam tarzını kuşatıcı atmosferinden uzak kalmasına yardımcı bir faaliyetle meşgul
02:17olması,
02:18delikodudan, gıybetten, gündelik hayatın insan ruhu, benliği ve kişiliği üzerindeki deforme edici etkisinden uzak kalması anlamına gelmektedir.
02:29Hazreti Peygamberin doğayla baş başa geçirdiği zaman dilimi bir taraftan doğanın güzelliklerini yaşamasına imkan verirken,
02:39diğer taraftan hayatın amacını sorgulama, kainatın düzeninin farkına varma olanağı sunmuştur.
02:47Tabiat ve tabi ki insan dışı bütün canlılar kendileriyle uğraşanları duygusal anlamda daha iyi bir insan haline getirmektedir.
02:58Günümüzde evcil hayvan beslenilmesi, bir takım hastalıkların tedavisinde evcil hayvanlardan yararlanılması da bu durumun bir kanıtıdır.
03:09Gelelim bu bölümdeki ikinci başlığımıza.
03:13Hazreti Peygamberin, peygamberlik öncesi hayatının belki de en fazla üzerinde durulan, aktarılan ve yorumlanan olayından,
03:24efsaneleştirilen bir yolculuktan bahsetmek istiyorum.
03:28Rivayetlere göre Hazreti Peygamber 9 ila 12 yaşlarındayken,
03:32amcası Ebu Talip ticaret maksadıyla Şam'a gitmek için hazırlık yapar.
03:36Amcasının yolculuk hazırlığından haberdar olan Hazreti Muhammed, vakit kaybetmeden onun yanına giderek,
03:44Ey amca, beni kime bırakıyorsun?
03:47Benim babam yok, anam yok der.
03:50Yeğeninin sözlerinden etkilenen Ebu Talip'in dilinden,
03:54Allah'a yemin olsun ki, onu da beraberinde götüreceğim.
03:59Ebediyen o benden ayrılmayacak, ben de ondan ayrılmayacağım şeklinde sözler dökülür.
04:07Ardından da yeğenini de yanına alarak, Suriye'ye gitmek için yola çıkar.
04:13Kervan, Busra şehrinde konakladığı sırada,
04:16bir bulutun kervanın içinden bir kişiyi sürekli gölge yaptığını gören Bahira adındaki rahip,
04:23kervan mensuplarını yemeğe davet eder.
04:26Yemeğe gelenler arasında aradığı şahsı göremeyen Bahira,
04:30geride kalan kimse olup olmadığını sorar.
04:33Kervanın başında, yükleri kontrol için bir çocuğun bırakıldığını öğrenince de,
04:39onun da sofraya davet edilmesini ister.
04:43Bir fırsatını bulduğunda da,
04:45Hz. Muhammed'i yalnız yakalayan Bahira,
04:48önceki bilgilerine dayanarak,
04:50Hz. Muhammed'den sorduğu soruya,
04:53Lat ve Uzza üzerine yemin etmesini ister.
04:55Hz. Muhammed, hiçbir şekilde adları geçenler üzerine yemin etmeyeceğini,
05:01çünkü onlardan nefret ettiği kadar hiçbir şeyden nefret etmediğini söyler.
05:08Bahira'nın Allah adına yemin etmesini istemesi üzerine ise,
05:12bu şekilde soracağı her soruya cevap vereceğini beyan eder.
05:16Sohbet sırasında Bahira,
05:19Hz. Muhammed'e uyku durumu başta olmak üzere,
05:21çeşitli gündelik işleri ve tercihlerine dair sorular sorar.
05:27Hz. Peygamber'in verdiği cevaplar,
05:30Bahira'nın son peygamberin sıfatlarına dair bilgileriyle örtüşmektedir.
05:35Soru safhasının ardından Bahira,
05:38son olarak Hz. Muhammed'in sırtına bakmış ve iki omzu arasındaki peygamberlik mührünü görmüştür.
05:46Hz. Muhammed'in kişisel özelliklerine dair zihnini netleştiren Bahira'nın,
05:51onun ailevi durumuna dair merak ettiği hususlar vardı.
05:56Sorularının cevabına sahip olan Ebu Talib'e dönerek,
05:59bu çocuk senin neyindir diye sordu.
06:02Ebu Talib'in,
06:04oğlumdur cevabını vermesi üzerine ise,
06:06bu senin oğlun değil,
06:08bu çocuğun babasının hayatta olmaması gerekir diyerek itirazda bulundu.
06:14Ebu Talib de,
06:15o kardeşimin oğludur diyerek cevabını düzeltti.
06:20Bahira'nın ikinci sorusu,
06:22babasına ne oldu şeklindeydi.
06:24Ebu Talib,
06:26annesi ona hamileyken öldü diye cevap verince,
06:30doğru söyledi.
06:31yeğenini hemen memleketine götür,
06:34onu Yahudilerden koru,
06:36Allah'a yemin olsun ki,
06:38Yahudiler onu görürler ve benim bildiğim şeyleri,
06:41onlar da öğrenirlerse,
06:44mutlaka ona bir kötülük yapmak isteyeceklerdir.
06:47çünkü şu kardeşinin oğlunun ileride büyük bir şanı olacak.
06:53hemen onu memleketine götür diye uyarıda bulundu.
06:57bunun üzerine Ebu Talib,
06:59Şam'da ticaret işlerini bitirir bitirmez,
07:01vakit kaybetmeden Mekke'ye geri döndü.
07:06kaynaklara yansıyan birinci rivayet bu şekilde.
07:09konunun daha iyi anlaşılması için,
07:13Bahira hakkındaki ikinci rivayete de değinmek istiyorum.
07:18buna göre de,
07:20Ebu Talib ve Hazreti Muhammed ile birlikte,
07:22Kureyş'in ileri gelenlerinin de içerisinde olduğu kervan,
07:26Bahira'nın olduğu yerde konakladı.
07:28kervanın arasında dolaşan Bahira,
07:31Hazreti Peygamberin elinden tutarak,
07:33işte bu çocuk,
07:34alemlerin efendisi,
07:37alemlerin Rabbinin elçisidir.
07:39Allah onu,
07:40alemlere rahmet olarak gönderecektir demiştir.
07:44Kureyş'in önde gelenlerinden bazıları,
07:47bu kanaate nasıl vardığını sorduklarındaysa,
07:51siz karşıdan gelirken,
07:53bütün ağaçlar ve taşlar ona secde ettiler.
07:56ağaçlar ve taşlar sadece peygambere secde ederler.
08:01ayrıca ben onu,
08:02omuz kıkırdağının altında,
08:05elma gibi olan peygamberlik mühründen de tanırım demiştir.
08:10Ardından Kureyş kervanına yemek hazırlayan Bahira,
08:13herkesi yemeğe davet etti.
08:15Hazreti Muhammed, yemek yenilecek yere kendisini gölgelendiren bir bulutun altında geldi.
08:20Topluluğa yaklaştığında,
08:23onların kendisinden önce ağacın gölgesinde oturduklarını gördü.
08:28Hazreti Peygamber oturunca,
08:30ağacın gölgesi onun üzerine yöneldi.
08:33Rahip,
08:34ağacın gölgesine bakın,
08:37onun üzerine yöneldi dedi.
08:39Sonrasında da,
08:40Ebu Talib'e,
08:42yeğenine bir kötülük gelmesini istemiyorsa,
08:45Mekke'ye geri dönmesi gerektiğini telkin etti.
08:48Bahira'nın sözlerinin ardından,
08:52yeğenini koruma refleksiyle hareket eden Ebu Talib,
08:55Ebu Bekir ve Bilal'i yanına yol arkadaşı olarak verip,
08:59yeğenini geri gönderdi.
09:02Konuyu bu şekilde özetledikten sonra,
09:05şimdi de kaynaklarda Bahira hadisesiyle alakalı geçen bu iki rivayeti değerlendirelim.
09:12Konuyu incelemeye,
09:13rivayetin baş aktörü konumundaki Bahira'dan başlayabiliriz.
09:17Bahira'nın kimliği,
09:20nereli olduğu,
09:21ailesi,
09:22eğitimi,
09:23nerelerde yaşadığı,
09:25veya dini inancı hakkındaki bilgiler,
09:27son derece kısıtlıdır.
09:29Esasen,
09:30dinler,
09:31peygamberler,
09:32peygamberlik hakkında bilgi sahibi olduğu aktarılan bir ismin,
09:37hayatına dair kaynaklarda daha fazla bilgi bulmak,
09:41makul bir beklentidir.
09:42İlaveten,
09:44Bahira'nın peygamber olacağını söylediği bir çocuğun izini sürmesi,
09:48ileriki yıllarda Mekke'ye gitmesi,
09:51en azından Şam'a giden Mekke kervanlarına onun hakkında sorular sorup,
09:57bilgi almaya çalışmasına dair rivayetler aramak da doğal bir yaklaşımdır.
10:03Bununla birlikte,
10:05Bahira'nın Hazreti Peygamber'le ilişkisi bu olayla kesilmiş,
10:09bundan sonraki yaşamlarında,
10:11ikili, bir daha, bir araya gelmedikleri gibi,
10:15birbirlerine dair bir atıfta da bulunmamışlardır.
10:20Rivayete,
10:22ismi geçenler üzerinden bakıldığında,
10:24odaklanılması gereken diğer isimler,
10:27Ebu Bekir ve Bilal'dir.
10:30Olayın gerçekleştiği sırada,
10:32Hazreti Peygamber'in 12 yaşında olduğu kabul edildiğinde,
10:36Hazreti Ebu Bekir'in de 10 yaşında olması düşünülür.
10:41Bilal ise ya doğmamış ya da daha kundakta bebektir.
10:46Hazreti Peygamber'den 2 yaş küçük olan Hazreti Ebu Bekir'in
10:50ve en iyi ihtimalle bebek olan Bilal'in,
10:55Hazreti Muhammed'e korunma olarak görevlendirilmesi mümkün değildir.
11:01Rivayette yer alan Hazreti Peygamber'in,
11:04Hazreti Ebu Bekir ve Bilal-i Habeşi nezaretinde Mekke'ye döndüğü bilgisi,
11:09bazı İslam bilginleri tarafından da yadırganmıştır.
11:13Örneğin, Zehebi konuya girişinde,
11:16eğer sahihse Hazreti Peygamber'in amcasıyla yolculuğu başlığını koyarak,
11:21olayın gerçekliğine dair şüpheleri olduğunu hissettirmiştir.
11:27Rivayeti değerlendirirken de,
11:29münker bir hadis olduğunu belirtip,
11:32Hazreti Ebu Bekir'in yaşının küçüklüğü,
11:34Bilal'in dünyaya dahi gelmemiş olduğunu ön plana çıkarmıştır.
11:38Ayrıca, eğer Hazreti Peygamber bir bulut tarafından gölgelendirilmekteyse,
11:44üzerine bir de ağacın dallarının,
11:47Hazreti Peygamber'i gölgelendirmesinin anlamsız olduğunu ifade etmiştir.
11:52İlaveten, konunun bir daha Mekkelilerin gündemine hiçbir şekilde gelmemesi de,
11:59Zehebi'nin işaret ettiği hususlardan biridir.
12:03Zehebi'nin vurguladığı bir diğer husus,
12:06Hazreti Peygamber'in hayatının sonraki döneminde,
12:09Mekke dışına yaptığı yolculuklardır.
12:14Rivayette analize muhtaç olan bir kısım da,
12:17Bahira'nın Ebu Talib'e telkinleridir.
12:19Bahira, Ebu Talib'e,
12:22yeğenine Yahudilerden bir zarar gelebileceğini söyleyerek,
12:26daha ileri gidilmemesi ve Mekke'ye geri dönülmesi yönünde uyarıda bulunmuştur.
12:33Ebu Talib de mallarını satıp Mekke'ye dönmüştür.
12:37Ancak dönemin siyasi ve demografik yapısı incelendiğinde,
12:41Kerva'nın hedefi olduğu ifade edilen,
12:44Dımeşk yani Şam bölgesinin,
12:46Doğu Roma hakimiyetinde olduğu ve bölgede Hristiyanların yoğunlukta olduğu görülmektedir.
12:52Bahira'nın uyardığı Yahudilerin ikamet ettikleri yerse,
12:57Filistin bölgesidir.
12:59Bu noktada dikkat çeken bir hususta,
13:02Bahira, Yahudilere karşı dikkatli olunması hususunda uyarılarda bulunurken,
13:07Hazreti Peygamberin peşinde olanların,
13:10Romalı Hristiyanlar olmasıdır.
13:12Aslında Hazreti Muhammed'in de içerisinde bulunduğu kervan,
13:16bu sıraya kadar Yahudilerin ikamet ettiği pek çok yerden geçmiştir.
13:20Bahira'nın sözlerinden,
13:22Busra'nın kuzeyindeki Yahudilerin,
13:25bu şehrin güneyindeki Yahudilerden,
13:27daha doğru bilgilere sahip olduğu anlaşılır.
13:30Ancak biliyoruz ki,
13:32Mekkeliler Hazreti Peygamber'e dair yardım talebi için,
13:36Yesrib'e gitmişler ve bunu yeterli görmüşlerdir.
13:40Bölgeyi tanıyan Mekkelilerin,
13:44Mekkelilerin, şehrin tüm sosyal ve dini yapısını derinden etkileyen bir konuda,
13:48en bilgiliye başvurmaları makul bir beklentidir.
13:52Onların Yesrib'i yeterli görmeleri,
13:56bölgedeki Yahudilerin bilgi düzeyinin diğer yerlerdekilerden hiç de eksik olmadığını ortaya koymaktadır.
14:05Ebu Talib'in mallarını satıp tek başına Mekke'ye dönmesi de,
14:10rivayetin gündeme getirilmesi gereken bir başka noktasıdır.
14:14Ebu Talib'in kervandan ayrı hareket etmesi,
14:18Mekkelilerin dikkatini çekmesi gereken bir hususken,
14:21hiç gündeme gelmemiş,
14:23kervanın diğer katılımcılarının nereye gittikleri,
14:26ürünlerini nerede sattıkları
14:28ve Mekke'ye ne zaman döndüklerine dair hiçbir bilgi kaydedilmemiştir.
14:34Rivayetlerde kervanın yolculuğu bu sırada son bulmuş
14:38ve tamamlanamamış bir hikayeye dönmüştür.
14:43Konuyu sorunlu hale getiren hususlardan birisi de
14:46Hz. Muhammed'in sonraki yıllardaki yaşantısıdır.
14:49Eğer Yahudilerden bir tehdit gelebileceği düşünülüyorsa
14:53ve böyle bir tehlikeden dolayı Ebu Talib yeğenini alıp Mekke'ye dönüyorsa,
14:59Hz. Muhammed'in bundan sonraki hayatında,
15:02özellikle de peygamber olana kadar,
15:06bırakın Mekke'nin dışına çıkmayı,
15:08evinden dışarı çıkmaması gerekirdi.
15:11Ancak Hz. Muhammed'in hayatına bakıldığında,
15:15ticaretle uğraşıp,
15:16insanlarla iç içe bir hayat sürdüğü
15:19ve çeşitli defalar Mekke'den dışarı çıktığı gibi,
15:23Suriye bölgesine gitmekten de çekinmediği görülüyor.
15:26İlaveten, hayatı tehlikede olan bir insanın yanına kimseyi yaklaştırmayacağı gibi,
15:33insanlarla ilişkisinde de sürekli bir bariyer inşa etmesi gerekir.
15:39Hz. Muhammed'in yaşantısına bakıldığında ise,
15:42ne insanlardan kaçtığı veya saklandığı,
15:46ne de araya mesafe koyduğunu söylemek mümkündür.
15:50Bahira anlatısına hakkında soru işaretlerine sebebiyet veren bir diğer husus,
15:56Hz. Peygamber'in hayatının herhangi bir döneminde,
16:00bu konuya dair hiçbir şekilde atıfta bulunmamış olmasıdır.
16:05Hz. Muhammed'in bu sırada yaşadığı kaydedilenlere,
16:08atıfta bulunabileceği pekçe kolay gerçekleşmiştir.
16:13Öncelikle ilk vahyin ardından evine gittiğinde eşine,
16:16zamanında Bahira'nın bahsettiği seçilmişlik bu olmalıdır demesi beklenir.
16:22Benzer şekilde Hz. Muhammed'in özellikle de Müslüman olmasını çok istediği,
16:28amcası Ebu Talib'in iman etmesi için elindeki en güçlü argümanı,
16:34amca bana niye inanmıyorsun, hatırlasana Bahira ne demişti,
16:38ve sen de mallarını satıp hemen Mekke'ye geri dönmüştün,
16:42o gün beni korumuştun, bugün niye inanmıyorsun diye kullanması beklenir.
16:49Ebu Talib'e gelince, böyle bir olaya şahit olduktan sonra,
16:53kabile şerefi üzerinden şekillenen bir toplumda,
16:57benim yeğenim seçilmiş kişi diye bir söylem geliştirip,
17:02Haşimoğullarına gurur vesilesi olacak bu olayı,
17:05Mekke'de anlatmaması pek mümkün görünmemektedir.
17:10İlaveten, Hz. Muhammed'in peygamber olarak görevlendirilmesinden sonra,
17:16Ebu Talib'in kabile asabiyeti sebebiyle yeğenini himaye etmesine rağmen,
17:22ona inanmaması, hatta vazgeçirmek için uğraşması,
17:27onun zihninde bu olaya dair bir iz olmadığını düşündürüyor.
17:32En azından, biliyorum Bahira da söylemişti ama,
17:35demesini beklemek gayet makuldür.
17:40Konu edindiğimiz olayda,
17:42Bahira'nın, Hz. Muhammed'in seçilmişliğinden,
17:45ortamdaki herkese bahsettiği aktarılır.
17:48Mekke gibi asırlar öncesinde yaşanan bir olayı dahi,
17:54üstünlük vesilesi için kullanma amacıyla,
17:57sözlü kültür içerisinde,
17:59nesilden nesile aktaran bir toplumda,
18:02böyle bir olayın unutulması hiçbir şekilde makul değildir.
18:07Kureyş'in bu olayı bilmemesi,
18:10Ebu Talib'in bu olayı hatırlatmaması,
18:13Hz. Muhammed'in bu olaya atıf yapmaması mümkün değildir.
18:17Açıkçası, bütün bu soru işaretleri,
18:21zihinlerde olayın gerçekliğiyle alakalı,
18:24bir takım şüphelere yol açmaktadır.
18:27Netice itibariyle,
18:29bu sırada yaşandığı kaydedilen olaya,
18:32bir daha ne Hz. Peygamber,
18:34ne Ebu Talib,
18:36ne de Hz. Ebu Bekir,
18:38hatta ne de olayın diğer şahitleri,
18:41atıfta bulunmuyor.
18:42Hz. Muhammed'in ilk vahyin ardından yaşadıkları,
18:45evine gitmesi,
18:47örtüsüne bürünmesi,
18:49sonrasında peygamberlik görevini içselleştirirken yaşadığı,
18:53duygusal ve psikolojik olaylar,
18:56Hz. Hatice'nin onu teskin etmesi,
18:59yaşananların ne anlama geldiğini anlamak için,
19:03varakaya gidilmesi ve diğer bütün süreçler göz önünde bulundurulduğunda,
19:09Bahir olayı anlamlı bir seyir takip etmiyor.
19:13Bahir olayı ve benzeri anlatıların,
19:16psikolojik ve sosyolojik açıdan en fazla zarar verme ihtimali olan isim,
19:22bizzat Hz. Peygamber'in kendisidir.
19:25Henüz peygamberlik vazifesiyle görevlendirilmemiş,
19:29tırnak içerisinde normal bir insanın,
19:33bir takım olağan dışılıklarla toplumun genelinden ayrılması,
19:37o kişiye yapılabilecek en büyük haksızlıklardan birisidir.
19:43Hem kendi zihni süreci,
19:45hem de toplumun ona yöneltebileceği negatif iddia ve ithamların,
19:50onun ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler bırakması kaçınılmazdır.
19:55Bu da, müstakbel peygamberin,
19:57özellikle peygamberlik iddiasının insanlar tarafından kabulünü güçleştirecek bir faktördür.
20:03Unutulmamalıdır ki,
20:06doğuştan peygamber olarak görevlendirilmek ve bu görevle birlikte sıradanlığın dışına çıkmak,
20:14muhatapların gözünde farklı algılanacakken,
20:18sıra dışı bir kimliğe sahip bir kişinin peygamberlik iddiasında bulunması,
20:23toplumunda olumsuz bir tezahüre yol açacaktır.
20:27Tarihsel süreçte,
20:29Müslümanların bir kısmı,
20:31İslam'a ve Hazreti Peygamberin hayatına dair rivayet edilen en küçük ayrıntıyı dahi kaydetme arzusunun içerisinde olmuşlardır.
20:41Duyulan her haberin yazıya aktarılması,
20:44geniş bir külliyatın kayıt altına alınması açısından son derece kıymetlidir.
20:49Bununla birlikte kayıt altına alınan bilginin kaynağı, doğruluğu, yanlışlığı veya hangi maksatla kayıt altına alındığı bir süre sonra anlamını yitirmiştir.
21:02Bunun neticesinde de kaynaklara aksettirilen her türlü haberin kesin bilgi olarak kabul edilmesi sonucu ortaya çıkmıştır.
21:11Sonuç olarak da özellikle bilgiyi kendi fikrini meşrulaştırmak için bir araç olarak görenler için her kayıt haklılık ispatı için bir
21:23delil niteliği kazanır.
21:25Bu sebepledir ki İslam ve Hazreti Peygamberin hayatına dair bilgi edinmek ve farkındalığını arttırmak isteyen bir kişinin muhatap olduğu bilginin
21:38senedi ne kadar şekil şartlarını sağlasa da içerik hususunda ihtiyatlı olması gerekir.
21:45Kaynaklarda yer alan bu olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinden ziyade odaklanılması gereken husus Hazreti Muhammed'in peygamberliğinin Bahira tarafından müjdelenmeye ihtiyacı olup
21:59olmadığıdır.
22:00Bahira rivayetinin kaynaklara sirayet etmesi rivayetin kaleme alındığı dönemde hem İslam hem de Hazreti Muhammed'in peygamberliğinin temellendirilmesi açısından anlamlı
22:14bir anlatı olduğu düşünülebilir.
22:16Bununla birlikte çağlar üstü bir pencereden bakıldığında İslam ve Hazreti Muhammed anlatılırken ve anlaşılmaya çalışılırken üzerinde ittifak edilen iki husus
22:29Kur'an'ın mükemmelliği ve Hazreti Muhammed'in şahsiyetiyken başka bir tamamlayıcıya gerek var mıdır diye düşünmek gerekir.
22:39Hazreti Peygamber ilk vahiy öncesi dönemde rüyasında gördüklerinin gerçek hayatta yaşandığını fark edince bu durumdan rahatsız oluyor.
22:51En büyük rahatsızlığı da bir kahine dönüşmesi.
22:55Ama ne ilginçtir ki Hazreti Muhammed kahinleri sevmezken hatta kahinlerden nefret ederken Müslümanlar onun peygamberliğini kahinlere onaylatmakta bir beis görmüyorlar.
23:10Hazreti Muhammed'in peygamberliğini bir rahibe veya bir kahine söyletmek her ne kadar rivayetin dolaşıma girdiği dönemin insanları için farklı
23:22bir anlam ifade etmiş olsa da
23:24son tahlilde Hazreti Peygamberi değil onun peygamber olacağını söyleyen rahibi veya kahini ve onların elindeki kitabı yüceltir.
23:35Bizzat Kur'an Hazreti İsa'nın ağzından Ahmet isimli bir peygamberi müjdelerken
23:41Bahira diye bir rahibin bu şekilde bir ön haberle gelecekten haber vermesi
23:48Hazreti Muhammed'i değil bilakis Bahira'yı ayrıcalıklıklar.
23:53Bahira olayı Hazreti Muhammed'i değil Bahira'yı yüceltirken
23:58Bahira'yı seçkin bir alim farklılıkları algılayan, sezen, tam tabiriyle kalp gözüyle gören bir bilgi haline getirmektedir.
24:10Alemlere rahmet olarak gönderildiği bizzat Kur'an'da ifade edilen,
24:16yaşam tarzıyla örnek insan olan Hazreti Muhammed'in bu tür bilgilerle yüceltilmeye çalışılması
24:22samimi duygularla dahi olsa sorunlu bir yaklaşımdır ki
24:27birçok alim de bu rivayetteki bir takım unsurların rivayetin gerçekliği hakkında şüphe uyandırdığını kaydetmiştir.
24:36Hayatı pek çok değişken barındıran bir insana seçilen bir olay üzerinden karakter veya hayat sabitesi kurgulanması
24:46öncelikli olarak her çağ ve coğrafyaya hitap eden bir hayatın anlamını daraltmaktadır.
24:53Bu tarz bir anlatı Hazreti Peygamber'e haksızlık olmasına ilave eden,
24:58tüm insanlığın zihninde Hazreti Muhammed hakkında yanlış ve hatalı bir yargı doğurduğu gibi
25:06Müslümanların peygamberleriyle kuracakları birliktelik ve özdeşlik duygusuna da zarar vermektedir.
25:15Sadece Hazreti Peygamber için değil, herkes ve her olay için geçerli ve makul yaklaşım,
25:23bütüncül bir bakış açısı çerçevesinde resmin tamamına hakim olduktan sonra hüküm vermektir.
25:30Hayatı en büyük örnekliği olan Hazreti Muhammed'i yüceltmek hedefiyle dahi olsa,
25:36gerçeklikten uzaklaşmak, olay kurgulamak, bilgi üretmek gereksizdir.
25:42Ne Hazreti Muhammed'in ne de İslam'ın kurgu ürünü bir yaklaşım neticesinde inşa edilen bir yüceltmeye ihtiyacı yoktur.
25:51Hangi amaçla olursa olsun gerçekle kurgu karıştırılmamalıdır.
25:58Kaynakları aksettirilen bilgileri okurken ve kullanırken,
26:02gerçekli efsaneyi doğru olan ile üretileni birbirinden ayırmak gerekir.
26:09Esasen efsanevi bilgiler ayıklandığında İslam peygamberi tam manasıyla ortaya çıkmaktadır.
26:20Evet, Bahir hadisesini bu şekilde açıkladıktan sonra bir başka konuya geçelim ve Hazreti Peygamber'in Ficar adı verilen savaşa katılmasından
26:32bahsedelim.
26:35Arap Yarımadası, şehirlerinde hayat büyük oranda ticaret üzerine kurgulanmıştı.
26:42Ticari faaliyetlerin sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için yılın belli dönemleri barışa ayrılmıştı.
26:50Savaş ve yağma faaliyetlerinin hoş karşılanmadığı bu zaman dilimlerine haram aylar denilmekteydi.
26:58Kabilelere göre değişiklik gösterebilse de bu zaman dilimleri peş peşe gelen Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıyla birlikte Recep ayıdır.
27:10Bu dört ay, hayatın normal seyrinde işlediği, insanların ticari faaliyetlerini yaptığı ve hac ibadetlerini yerine getirdikleri dönemlerdir.
27:22Yarımada için son derece önemli olan bu zaman dilimlerine herkesin saygı göstermesi beklenirdi.
27:29Bununla birlikte, kabile taassubu, açgözcülük, kural tanımazlık gibi sebeplerle
27:36Kimi zaman bu ayların saygınlığı göz ardı edilerek savaşlar meydana gelebiliyordu.
27:43Bu durum, bölge genelinde büyük bir skandal olarak görülüyordu.
27:48Her şeye rağmen örfi hukukun çiğnenerek,
27:51böylesine önemli zaman dilimlerinin ruhuna uygun olmayan savaşların yaşanması halinde,
27:57bunlar Ficar Savaşları olarak anılmaktaydı.
28:01Hazreti Peygamber'in 20 yaşındayken bu savaşlardan dördüncüsüne katıldığı kaydedilir.
28:08Hazreti Peygamber'in savaştaki rolü hakkında farklı bilgiler var ki,
28:13bu durumun temel sebebi,
28:15Hazreti Peygamber'in muharip olarak savaşa katılıp katılmadığı hususu üzerindeki görüşler çerçevesinde şekillenir.
28:23Bazı rivayetlerde,
28:24Hazreti Peygamber'in doğrudan muharip olarak savaşa katılmayıp,
28:27amcalarına ait eşyaların başında nöbet tutup,
28:31çevresine düşen okları toplayarak amcalarına verdiği nakledilir.
28:37Hazreti Peygamber'in savaştaki konumuna dair bir başka rivayet ise,
28:41onun muharip olarak savaşa katıldığı ve düşman üzerine ok attığı yönündedir.
28:47Savaştaki konumu her ne olursa olsun,
28:49üzerinde durulması gereken husus,
28:52Hazreti Muhammed'in toplumu ile birlikte hareket ettiğidir.
28:57Bu bölümdeki üçüncü başlığımız,
29:00Hazreti Peygamber'in ticari faaliyetleri olacak.
29:04Hazreti Peygamber,
29:06kumaş ve tahıl ticareti ile uğraşan amcası Ebu Talib'e yardım etmek suretiyle,
29:12ticaret hayatına başlamış ve amcasıyla birlikte,
29:16başta Arap Yarımadası'nın önemli ticaret merkezleri olmak üzere,
29:20pek çok yere seyahatler gerçekleştirmiştir.
29:24Amcasının yaşlanmasının ardındansa,
29:27kendisi ticarete devam etmiştir.
29:30Onun ticaret maksadıyla,
29:32Bahreyn'e, Yemen'e,
29:34ayrıca Yemen güzergahında bulunan Hubaşepanayır'ına,
29:39Doğu Arabistan bölgesinde kurulan Muşakkar ve Debağpanayır'larına,
29:44ve Habeşistan'a gittiğine dair rivayetler mevcuttur.
29:47Ticari faaliyetler,
29:49Hazreti Peygamber'e ekonomik kazanç elde etmesinin yanı sıra,
29:53Arap Yarımadası'nın farklı yerlerinde yaşayan insanları yakından tanıma,
29:58dillerini, dinlerini,
30:01siyasi, sosyal ve kültürel durumlarını öğrenme imkanı sağlamıştır.
30:06Ticari faaliyetler neticesinde elde ettiği tecrübi bilgi sayesinde,
30:11Hazreti Peygamber,
30:12Mekke dışındaki bölgeleri ve orada yaşayan insanları tanıma,
30:17ve onlar hakkında bilgi sahibi olma fırsatı elde etmiştir.
30:22Bu da kendisini bilgi ve görge anlamında geliştirmiştir.
30:27Ticaretin Hazreti Muhammed'e sağladığı bir diğer imtiyaz,
30:30söz söyleme becerisine sunduğu katkıdır.
30:33Neticede ticaret bir söz söyleme sanatıdır.
30:37İyi bir tacirin mahareti,
30:39spot cümleler,
30:41vurucu ve dikkat çekici ifadeler üzerinden
30:44en az kelimeyle en geniş çağrışımları uyandırıp,
30:48insanların önce dikkatini,
30:51sonra ilgisini çekebilmesidir.
30:54Hazreti Muhammed'in konuşma uslubu incelendiğinde,
30:57açık ve net ifadeler kullandığı,
31:00cümlelerinde gereksik sözcük kullanmayarak anlatım bozukluğuna sebebiyet vermediği,
31:07ve de az sözle çok şey ifade ederek konuştuğu görülür.
31:13Her ne kadar Hazreti Peygamber sözü ustalıkla kullanmasını ilahi bir lütuf olarak gösterse de,
31:20muhatabının anlayış seviyesine uygun sözcükler seçmesinde ve hitabetinin son derece düzgün olmasında,
31:29ticaret hayatında edindiği birikimin etkili olduğu söylenebilir.
31:33Ticaret aynı zamanda bir ikna işidir.
31:37Muhatabını tanıma, ihtiyaçlarını anlama ve uygun bir üslup ve tavırla onunla diyalog kurma sanatıdır.
31:47Hazreti Muhammed'in hayatında bu özelliğin de son derece gelişmiş olduğunu görmekteyiz.
31:53Her bir insanı ayrı bir birey olarak görmüş ve ona göre muamelede bulunmuştur.
32:00Ticaretin bir diğer olmazsa olmazı güvendir.
32:04Muhatapla kurulan ilişki güven temellidir.
32:08Tacir muhatabına güven duygusunu geçirebilmelidir.
32:12Aksi takdirde bir daha onunla bir ticaret gerçekleştiremez.
32:18Mekke toplumunda güvenilir kişi denilince akla gelen isim Hazreti Muhammed'di.
32:26Ona bu saygınlığı sağlayansa, sosyal hayat içerisindeki ilişkileriyle birlikte ticari faaliyetlerdeki dürüstlüğüdür.
32:37Diyelim ve son konu başlığımız olan hülful fudu ile geçelim.
32:45Hukuk doğru işletildiğinde insan yığınlarının topluma dönüşmesinin ve herkesin kendisini toplumun aynı oranda saygın ve eşit bir ferdi olarak görmesinin
33:01teminatıdır.
33:02Ancak hukukun olmadığı yerde insanlar yarınlara dair umutlarını kaybeder.
33:09Umudun olmadığı yerde önce çaresizlik duygusu hissedilir, sonrasında mecburi bir kabulleniş ve sonuçta hissiz bir vurdum duymazdık.
33:22Bu noktanın geri dönüşü olmaz.
33:24Artık yapılan her şey meşru görülürken hiçbir şekilde toplumsal bir reaksiyon sergilenmesi mümkün olmaz.
33:33Bir anlamda tepkisizlik toplumu inşa edilmiş olur.
33:37Gündelik hayatın akışında, asgari düzeyde bir gelenek hukuku dahi olsa belli bir standart yakalanabilirse toplumun bütün ilişkilerinde bir belirlilik ortaya
33:50çıkacak ve hayat herkes için daha öngörülebilir hale gelecektir.
33:57Mekke'de kabilecilik üzerine kurgulanan yapının sorunlu hale getirdiği en önemli alan hukuktu.
34:05Güçlü olanın haklı olduğu bu yapının kanıksanması, hükmü herkes tarafından kabul edilecek bir merci ve verilen hükmü icra edebilecek bir
34:17mekanizmanın kurulmasını engelliyordu.
34:21Bu durum normatif bir hukuk düzeninin oluşturulmasını imkansız kılıyordu.
34:27Netice itibariyle Mekke'de suç, ceza ve adalet gibi kavramlar anlamını yitirirken adli düzende işlevini kaybediyordu.
34:40Mekke'deki düzenin hiçbir şekilde sorgulanamamasının bir sebebi de bu hukuksuz yapıdır.
34:47İnsanların arzu hallerini arz edebilecekleri bir yapının eksikliği mecburi bir kabullenişe sebep oluyordu.
34:55Hukukun herkesin mutluluğu için değerli olduğunun en net örneği Mekke'dir.
35:04Mekke'de bir insanın kendisine karşı işlenildiğini iddia ettiği olumsuz bir davranışı şikayet edebileceği bir makam bulunmuyordu.
35:13Bunun neticesinde bir davranışın olumsuzluğuna kanaat getirilse bile herhangi bir kişiye gerçekleştirdiği fiilin karşılığında hukuki bir yaptırım uygulanamıyordu.
35:26Hukukun işlevini yerine getirebilmesi için davacı taraf, davalı taraf ihtilaf konusunu daha önceden belirlenen ilkeler ışığında hükme bağlayacak bir hakim
35:40ve de hakimin hükmünü uygulayacak bir otoriteye ihtiyaç vardır.
35:44Ancak Mekke'de bu sistem hiçbir zaman kurulmamıştır.
35:49Hukuka en yakın olaylar ancak aynı konuya dair fikir ayrılıklarının çözümünde kılıca başvurmadan bir karara varma isteği olduğunda ihtiyaç duyulan
36:01yaklaşımlardır.
36:02Burada da hakime değil, hükmünün herhangi bir bağlayıcılığı olmayan hakeme danışılırdı.
36:10Neticede karar bir tarafın lehine gözüküyorsa kaybettiğini düşünen taraf hakemin teklifini onaylamayabilirdi.
36:20Kısacası Mekke'de herkesin karşısında boyun eğdiği, otoritesini kabul ettiği veya hükmüne uyduğu bir güç kaynağı yoktu.
36:30Ve tabi ki otoritesizliğin bir sonucu olarak bu durum insanları gerçek fikirleri ne olursa olsun güçlüden yana tavır almaya itiyordu.
36:44Hukukun üstünlüğünün önemine işaret eden olaylardan birisi, Hazreti Muhammed 20'li yaşlarının başındayken yaşanmıştır.
36:53Rivayete göre ticaret için Mekke'ye gelen Yemen kökenli Zübeyt kabilesine mensup bir tüccar, mallarını Mekke'nin zengin tüccarlarından asbin
37:05va ile satar.
37:06Sattığı malların ücretini talep ettiğinde bugün git, yarın gel metoduyla karşılaşır.
37:13Yemenli tüccar içerisinde bulunduğu durumu bazı isimlerle paylaşıp yardım istese de aradığı desteği bulamaz.
37:22Zira hiç kimse bir yabancının hakları için Mekke'nin güçlü ve asil isimlerinden biri konumundaki asbin va ile karşısını almak
37:33istemez.
37:35Alacağını tahsil edemeyeceğini anlayan tüccar, son çare Kabe'nin hemen yanı başında bulunan Ebu Kubeys Tepesi'ne çıkar ve okuduğu
37:45bir şiirle Mekkelilerin çok saygı duyduğu atalarına atıf yaparak gururlarına dokunacak sözler söyler.
37:55Attıkları her adımın temelinde övülme arzusu yatan Mekkelilerin en fazla önem verdikleri hususlar gelenekleri, ataları ve gururlarıydı.
38:08Yemenli tacir de tam olarak Mekkelilerin bu zihin dünyasını hedef alır ve kısmen de olsa başarılı olur.
38:15Duyduklarından rahatsız olan Kureyş kabilesinden bazıları önde gelen isimlerle bir araya gelerek Mekke'nin saygın tüccarlarından Abdullah bin Cüda'nın
38:28evinde buluşurlar.
38:29Burada şehre dışarıdan gelenler için güven ortamının korunması, insanların Mekke ile ilişkilerini ve temelde ticaretin akışını korumaya yönelik olarak zulme
38:43uğrayanların haklarını alana kadar yanlarında olacaklarına dair anlaşırlar.
38:49Sonrasında da aldıkları kararı simgeleştirme maksadıyla Kabe'ye gidip vardıkları mutabakatı deklara ederler ve ellerini içerisine güzel koku konulan bir
39:02kaba batırıp Kabe'nin duvarına sürerler.
39:06Bu sebeple de Hilf-ül Mutayyebin olarak anılırlar.
39:11Mekke'nin sosyal sorumluluk sahibi, erdemli insanlarının bir araya geldiği bu organizasyon Hilf-ül Fudul olarak isimlendirilmiştir.
39:22Hazreti Muhammed hayatının ilerleyen yıllarında bu olayla ilgili olarak
39:28Ben Abdullah bin Cüda'nın evinde öyle bir anlaşma yapılırken hazır bulundum ki onu güzel ve kızıl develere değişmem.
39:38Ben İslami dönemde de böyle bir anlaşmaya çağrılsam derhal kabul ederim demiştir.
39:47Hazreti Peygamber'in bu hadisi İslam'ın ahlak, adalet, eşitlik, insanlık onuru gibi ilkelere verdiği öneme işaret ettiği gibi
39:57İslam'ın hiçbir şekilde kapalı devre bir sistem olmadığı, ilke temelinde uzlaşılması halinde
40:06Kimliklerden bağımsız olarak her türlü fikir, inanış ve yaşayışla irtibat kurabileceğini göstermektedir.
40:17Doğru sözlülük, dürüst olmak temel insani davranışlardır.
40:22İnsan özü itibariyle iyiye meyyeldir ve bu iyiyi koruyan herkes erdemli toplumun bir parçası olabilir.
40:32Hazreti Peygamber de hilful fudul üzerinden insanların aynı inanca sahip olmasalar bile
40:40Aynı ilkesel duruş etrafında bir araya gelebilmelerinin önemini ifade etmektedir.
40:48İnsanın hayatına yansıttığı erdemler aynı zamanda inancının da bir gereğidir.
40:55Müslüman doğru sözlü, adil, dürüst, bir başka Müslümanın elinden ve dilinden emin olduğu kişi olur ve bu karakteri yaşar.
41:07Ancak bu ilkeli duruş bir başka inancın mensubunda da bulunabilir.
41:13Çünkü bunlar zaten olması gerekenlerdir.
41:16Hazreti Peygamber'in hilful fudul övgüsü aynı atadan gelen insanların ten rengi, dil, milliyet ayrımı olmaksızın insanlık ailesinin fertlerinin ortak
41:31erdemler, ortak ilkeler etrafında buluşabileceğinin bir göstergesidir.
41:38Aslında en temel ilke çok açıktır.
41:43İyiliğin yanında olup kötülüğün karşısında durmak.
41:47Hazreti Peygamber toplumunun sorunları karşısında hiçbir zaman etkisiz ve ilgisiz bir duruş sergilememiş,
41:57bilakis tam tersine taşın altına elini koyup sorumluluk almaktan çekinmemiştir.
42:04Bir Müslümanın Resulullah'tan alacağı en önemli sünnetlerden birisi toplumun parçası olmak ve toplumsal olayların çözümüne katkı sunmaktır.
42:19Evet, bu bölümlükte bu kadar.
42:23Bir sonraki bölümde bahsedeceğimiz konularla birlikte Hazreti Peygamber'in peygamberlik öncesi dönemini tamamlayacağız.
42:31Hazreti Hatice ile evliliği ve Kabe hakemliği başlıklarına değineceğimiz bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Yorumlar

Önerilen