Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 22 saat önce
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.

Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.

“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.

Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
Döküm
00:14Müzik
00:16Herkese merhaba.
00:18Hazreti Peygamber'in hayatını ve İslam'ın serüvenini konuştuğumuz programımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
00:25Bu bölümde sizlerle ilk olarak Kur'an-ı Kerim'de atıf yapılan Hazreti Peygamber'in de kınayarak bahsettiği bir kavramı ele
00:33alacağız.
00:34Ardından da Mekke tarihinin belki de en önemli olaylarından birisine değinip yaşananların Mekke, Mekkelilere etkisi ve tabi ki Arap Yarımadası
00:46'ndaki yansımalarını değerlendireceğiz.
00:48Hazırsanız başlayalım.
00:51İslam öncesi Mekke toplumu genel bir ifade biçimi içerisinde cahiliye toplumu olarak isimlendirilir.
01:00Negatif anlamlar yüklenen bu tanımlama birçok insanın zihninde topyekun bir olumsuzluğu çağrıştırır.
01:07Ancak önceki bölümlerde bahsettiğimiz hususlardan da anlaşılacağı üzere Mekkeliler en azından kelimenin zihinlerdeki ilk çağrışımı çerçevesinde bir tanımlamayla sıfatlandırılabilecek bir
01:20yapıda değillerdi.
01:22Aksine uluslararası anlaşmalar yapabilecek seviyede siyasi kabiliyete sahiptiler ve bu kabiliyetlerini çok uluslu ticaret organize edebilecek bir düzen kurmada mahirce
01:36kullanıyorlardı.
01:37Bu sebeple yanlış bir tanımlama yapıp hatalı sonuçlara varmamak için Mekkelilerin Kur'an'ın eleştirisine hangi bağlamda muhatap olduklarını doğru
01:49tespit etmek önem kazanmaktadır.
01:53Cahiliye ve cehalet kavramlarının kökeni olan cehl kelimesi nefsin bilgiden mahrum olması, gerçeğin dışında bir şeye inanma ve de bir
02:06konuda yapılması gerekenin veya gerçeğin tam tersini yapma anlamına gelir.
02:12Kelimenin İslam öncesi Arap edebiyatındaki kullanımına örnek olarak ünlü yedi askıdan birinin şairi olan cahiliye dönemi şairi Amr bin Külsüm
02:23'ün
02:23Sakın kimse bize karşı cahillik etmeye kalkmasın.
02:28Çünkü biz cahillikte bütün cahillerden daha baskın çıkarız mısraları örnek verilebilir.
02:36Amr bin Külsüm'ün mısralarında cahillik, şiddet, saldırganlık ve barbarlık anlamında kullanılmıştır.
02:46Bu bağlamda cahil, azgın, arzularının esiri, hayvani içgüdülerini takip eden, vahşi, şiddet taraftarı ve aceleci bir karaktere sahip insan olarak
03:00tanımlanır.
03:01Konumuz açısından cahiliye ifadesini doğru anlamak için bakılması gereken yer,
03:07Kur'an-ı Kerim'in ifadeleri, Hazreti Peygamber'in sözleri ve dönemin şahitlerinin anlattıklarıdır.
03:15Çünkü cahiliye kavramı Kur'ani bir tanımlamadır.
03:20Kur'an-ı Kerim'in çeşitli ayetlerinde cahiliye düşüncesi, cahiliye devri ve cahiliye taassubu ifadelerine yer verilerek,
03:29İslam öncesi dönemin hakim hayat tarzı ve İslam öncesi Mekkelilerin karakterini yansıtan ve İslam'ın reddettiği kültür dünyası cahiliye olarak
03:41isimlendirilmiştir.
03:44İslam'ın neyi reddettiğini ve hangi davranışları eleştirdiğini netleştiren,
03:50İslam öncesi dönemde yaşadıkları hayatı cahiliye olarak tanımladıktan sonra,
03:56nasıl bir hayat sürdüklerini anlatan Cafer bin Ebu Talib'in sözleridir.
04:01Yeri geldiğinde detaylı bir şekilde bahsedeceğim ancak,
04:05burada da konu bütünlüğünü sağlama amacıyla kısaca değinmek istiyorum.
04:09Mekke'de müşriklerin baskısından bunalan Müslümanlardan bir kısmı,
04:13Risaletin 5. ve 6. yılında, iki ayrı kafile halinde Habeşistan'a hicret etmişti.
04:20Hazreti Peygamber'in amcasının oğlu olan Cafer de hicret edenler arasındaydı.
04:27Mekkeliler önlem almadıkları takdirde, hali hazırda bir iç mesele olan İslam'ın,
04:33Mekke dışında da bilinen ve daha da önemlisi, kabul gören bir hususa dönüşme ihtimalini fark ettiklerinde,
04:41kendileri açısından istenmeyen bir durumun yaşanmaması için,
04:46Habeşistan'a sığınan Müslümanların iade edilmesi talebiyle Habeş Necaşisi'ne başvurdular.
04:52İade talebini değerlendiren Habeş Necaşisi,
04:56Mekke'de yaşananların mahiyetini daha iyi anlamak için,
05:00her iki tarafın da dinlenmesi gerektiğini söyleyerek,
05:04Müslümanlara niçin ülkesine geldiklerini sorunca,
05:07Müslümanların sözcülüğünü yapan Cafer, geliş sebeplerini anlatmıştır.
05:12Bu noktanın konumuz açısından önemi,
05:16Cafer bin Ebu Talib'in konuşması sırasında cahiliyeden bahsetmesidir.
05:22Müslümanların sözcülüğünü yapan Cafer, kendisine söz verildiğinde,
05:27Ey hükümdar! Biz cahiliye topluluğuyduk.
05:30Putlara tapar, ölü hayvanların etini yer, çirkin işler yapar,
05:35akraba ilişkilerine değer vermez, komşuya ve bize sığınana kötülük eder.
05:41Güçlülerimiz, zayıflarımızı ezerdi.
05:44İşte biz bu haldeyken, Allah bize içimizden soyunu bildiğimiz,
05:50doğruluğu, güvenirliği ve iffeti herkese malum bir peygamber gönderdi.
05:57Bu peygamber bizi Allah'a, tevhid inancına ve ona ibadet etmeye davet etti.
06:04Bizim ve atalarımızın Allah'ın dışında tapmış olduğumuz taşlardan ve putlardan kurtulmamızı öğütledi.
06:11Kötü işleri, kan dökmeyi, yetim malı yemeyi ve masum kadınlara iftira atmayı da yasakladı demiştir.
06:21Dönemin canlı şahidi Cafer bin Ebu Talib'in sözleri,
06:25nasıl bir toplum yapısıyla karşı karşıya olduğumuzu net bir şekilde ortaya koymakta.
06:30İlk olarak ifade etmeliyiz ki, İslam öncesi dönemde bir kişinin saygınlığı,
06:37toplumu içerisindeki statüsü seçkin veya elit olarak görülmesi veya yardımsever ve cesur olarak tanınması her şeyden önemli görülüyordu.
06:48Bakıldığında bu hasletlere sahip olma arzusu anlamlı görülebilir.
06:54Ancak, asıl mesele bu sıfatlara verilen önem sebebiyle onları elde etme araçlarının değersizleştirilmesidir.
07:05Mekke'de insanları motive eden husus, şeref kazanmak, statüs sahibi olmak ve başkaları tarafından övülmekti.
07:15Böyle olunca da odaklanılan nokta, hedefe ulaşmak olurken,
07:20hedefe ulaştıran yolun nasıl olduğu hiçbir şekilde önemsenmiyordu.
07:25Konumuz bağlamında söyleyebileceğimiz bir diğer husus,
07:29İslam öncesi Mekke toplumunun en temel özelliklerinden birisinin,
07:35yaşanılan hayata ve bu hayat içerisinde biçilen role tepkisizlik olduğudur.
07:41Sade ve düz bir bakışla, toplumun düşünce yapısının aynılaşması,
07:47ilk dönemlerde gelişme ve büyüme olarak hissedilir.
07:51Ancak zaman içerisinde aynı olanın çoğalması yıkıcı bir etkiye dönüşmektedir.
07:59Yaşanan hayat anlamlı olmaktan çıkıp yıkıcı bir kimliğe bürünür.
08:06İnsanlar arası iletişim sadece kümülatif bir durum haline gelir.
08:11Neticede yaşam sahip olunan fikirleri aşılayan bir otopropaganda haline gelir.
08:18Coğrafi koşulların dış dünyadan tecrit ederek dış etkilere kapattığı Mekke'de
08:26ne zaman ve niçin başladığı dahi hatırlanmayan inanç, dil, kültür ve günlük yaşam biçimleri,
08:35geçmişin alışkanlıklarının ve öğrenilmişliklerinin etkisinde tırnak içerisinde saf bir hale gelmişti.
08:43Bu uzun geçmiş ve geleneklere bağlı yaşam Mekkeliler için şehirdeki her türlü olayı olağan kılmış ve sorgulamayı bıraktırmıştır.
08:54Şehirde yaşananlara tepkisizlik ve kabulleniş Mekke toplumunun cehaletle anılmasını doğurmuştur.
09:02Mekkeliler için niçin sorusunun bir anlamı yoktur.
09:06Bu soruya verilebilecek tek cevap babalarımızdan böyle gördük şeklindeydi.
09:12Bu işleyiş ve anlamlandırma Mekke oligarşisi için korunması gereken en büyük idealken,
09:19şehrin ezilenleri için çaresizliğin sebep olduğu mecburi bir kabullenişti.
09:25Bir parantez açmak gerekirse,
09:28İslam'ın insanlara ilk hitabı olan oku emrindeki vurgu,
09:32bu cehaletin ortadan kalkmasına yol açacak iki ana etmen olan
09:37düşünmek ve sorgulamak fiillerinedir.
09:42Cahiliye kavramıyla anlatılan Mekke'nin bir diğer toplumsal özelliği,
09:47hayatın merkezine hazzı koymaları ve hedonist bir yaşam sürmeleridir.
09:53Cahiliye Araplarının gözünde hayat, bu dünyada yaşadıklarından ibaretti
09:59ve ölmeden önce hayatın bütün lezzetlerini tatmak,
10:03arzu ve hevesler doğrultusunda bir yaşam sürmek
10:06ve güçlü olmak için her şeyi yapmak gerekiyordu.
10:10Bu inanış, Mekkelilerin büyük oranda hesap verme duygularını kaybetmesine,
10:16bunun neticesinde de fiillerin sadece maddi karşılığını hesap etmelerine yol açmıştı.
10:23Doğal olarak bu tür bir hayat anlamlandırması,
10:27maddi unsurların önem kazanıp,
10:30duygu, düşünce ve his algılarının körelmesine,
10:35duygu dünyasının pratik hayata yansımaları olan
10:40adalet, merhamet, dürüstlük, yardımlaşma gibi kavramların
10:46önem kaybedip, bencillik ve stokçuluk gibi hasletlerin değerli görülmesine sebep olur.
10:55Bahsettiğimiz hususlar ışığında, bir cahiliye tanımlaması yaptığımızda,
11:00cahiliye kavramıyla kastedilenin bir dönem değil,
11:05İslam'ın uygun görmediği inanç, kültür, tutum, zihniyet ve yaşam biçimi olduğu anlaşılmaktadır.
11:15İnsanları ötekileştiren, yargılayan, yabancılaştıran,
11:21meslek, memleket, cinsiyet ve yaş üzerinden geliştirilen her türlü tutumun
11:28bu hayat tarzının söyleme olduğu rahatlıkla söylenebilir.
11:35Cahiliyenin bir dönem değil, bir zihniyet olduğunun en önemli göstergelerinden birisi de
11:42Hazreti Peygamber'in bu konuya yaptığı atıftır.
11:46Hazreti Peygamber,
11:49Ümmetimde cahiliye adetlerinden kalma,
11:52dört şey vardır ki, bunları kolaylıkla terk edemezler.
11:57Bunlar,
12:11Konunun açıklığa kavuşması için cahilliğin neler olabileceğine dair bir beyin fırtınası yapalım.
12:18Kelimenin kökeni, sözlük ve terim anlamı,
12:23Kur'an ayetleri ve Hazreti Peygamber'in hadisleri düşünüldüğünde,
12:28insanın kendini diğer insanlardan üstün görmesi cahilliktir.
12:34Kızgınlık anında iradesine hakim olamayıp, düşünmeden hareket etmek cahilliktir.
12:41Hakikati bırakıp, keyfi arzuların peşinden koşmak cahilliktir.
12:48Hayata sadece kendi doğruları penceresinden bakmak cahilliktir.
12:54Kendi konfor alanına sığınıp, başkasının derdine duyarsız kalmak cahilliktir.
13:01Dinlemek yerine yargılamak, sözü söyleyenin kimliğine göre doğru veya yanlış olarak nitelemek cahilliktir.
13:12Irkçılık, ayrımcılık, herhangi bir insana şiddet, hayvanlara eziyet cahilliktir.
13:20Doğayı kirletmek, ona zarar vermek ve ürettiklerini hoyratça tüketmek cahilliktir.
13:28Yapılan her davranıştan maddi bir karşılık beklemek, maddi imkanın bolluğunu üstünlük ve seçkinlik olarak görmek cahilliktir.
13:40İnanç başta olmak üzere, akla gelebilecek her şeyi güç devşirmek ve ayrıcalıklı olmak için kullanmak cahilliktir.
13:51Bir başkasının inancını hafife alarak onunla alay etmek cahilliktir.
13:56Bir gün hesap vereceğini düşünmeden arzu ve isteklerin kölesi olmak cahilliktir.
14:03Yaptığı zorbalığı övünç kaynağı olarak görüp bunu sosyal medyada paylaşmak cahilliktir.
14:11Etkileşim sağlayıp takipçi sayısını arttırma hedefiyle,
14:15trafikte veya sosyal hayatta insanların hayatlarını tehlikeye atacak derecede zorbalık ve şiddeti sıradanlaştırmak cahilliktir.
14:26Kimliklerin gizlenip sözün sorumluluğunun üstlenilmediği mecralarda insanların değerleriyle alay etmek cahilliktir.
14:36Trend topik olmak için her şeyi yapmak, her değeri aşağılamak, her konuyu espri malzemesi yapmak cahilliktir.
14:45Cahiliye zihniyeti insanın kendisini mükemmel ve eşsiz görmesidir.
14:50Kimseden öğreneceği bir şey olmadığını düşünmesi, kendini hesaba çekme ihtiyacı hissetmemesidir.
14:58Cahiliye insanın kendini konumlandırma biçimiyle doğrudan alakalı olduğundan insanın kendini, hayatı, dünyayı, diğer insanları, diğer canlıları ve doğayı nasıl gördüğü
15:14onun zihniyetini ortaya koymaktadır.
15:17Özetle, insana, topluma veya doğaya dair zihniyetin ben merkezci bir şekilde inşa edilmesi,
15:26Kibir, kendini beğenme, bencillik, gurur, ötekileştirme, toplumsal hafıza olan büyüklerin karşı karşıya bırakıldığı yaşçılık,
15:38İslam'ın tasvip etmediği yaklaşımlardır ve Kur'an-ı Kerim'de eleştirilen bütün tutum ve davranışlar cahiliyeyi temsil eder.
15:47Kur'an-ı Kerim ve hadis literatürü incelendiğinde, cahiliye kavramıyla kastedilenin, İslam'ın dışladığı ve eleştirdiği hayat tarzı,
15:58insanın kendini gerçekleştirmesi, toplum olabilmesi ve medeniyet inşa edebilmesinin önündeki engeller ve İslam'ın uygun görmediği inanç, kültür, tutum ve
16:11yaşam biçimi olduğu görülür.
16:13Kısacası, İslam'ın dışladığı her şey cahiliye zihniyetinin özelliğidir.
16:19Bu anlamda benzeri zihin yapısına sahip, benzeri davranış biçimlerini sergileyen herkes, cahiliyenin takipçisi konumundadır.
16:29Günümüzde partizanca tutum, ideolojik yaklaşım, holiganizm ve eleştirel zihniyet yerine, haklılık ispatı çabası bu zihniyetin gün yüzüne çıktığı alanlardır.
16:41Bu noktadan hareketle, insan her çağ ve dönemde cahil olabilir.
16:46Düşünmeyi bırakan, tepkisizleşen, içerisinde bulunduğu şartları kabullenen, kendisine sunulan hayatı yaşayan herkes, bu grubun bir üyesidir.
16:57Esasında, sahip olduğunu korumak, değişimi engellemek, gücü ve otoriteyi sistemleştirerek, sabit hale getirip, statüko inşa etmek, insanın cahil tarafının göstergesidir
17:13ki,
17:14cehaletin ne olduğunun anlaşılması, cehaletin herhangi bir dönemde kendini tekrar etmesini ve ortaya çıkmasını engellemek için son derece önemlidir.
17:27Bunun için, trend olmak yerine değerli olmayı, fenomen olmak yerine örnek insan olmayı tercih etmek gerekir.
17:37Neticede, Hazreti Peygamberin ifadesiyle,
17:48Cahiliye, insanın Allah'tan, hakikatten, adaletten ve insani değerlerden kopuşunu tanımlar ve insanın her devirde cahillerden olması mümkündür.
18:00Dönem, çağ veya teknolojik ilerleme insanın cahiliye yelken açmasının önünde engel değildir.
18:10Zihniyet değişmedikçe, insanoğlu fiillerini sorgulamadıkça, en önemlisi hakikati göz ardı etmeye devam ettikçe,
18:19Cahiliye her devirde yeni bir şekle bürünerek varlığını sürdürür.
18:25Cahiliyenin kıskacına düşmek istenmiyorsa, sorulması gereken soru,
18:29Benim hayatımda modern cahiliye putları var mı?
18:35Herkesin cevabı kendi vicdanında saklı.
18:38Konuştuğumuz hususlar, aklı selim ile bakıldığında makul görülecektir.
18:44Bununla birlikte, bütün bunları bilmenin anlamı ne diye bir soru da akla gelebilir.
18:51Cahiliyeyi anlamanın iki sonucundan bahsedebiliriz.
18:55Birincisi, cehaletin ne olduğunun anlaşılması ve cehaletin herhangi bir dönemde kendini tekrar etmesini ve ortaya çıkmasını engellemek.
19:05Çünkü insanın bu yöne meyyel bir tarafı vardır.
19:10Sahip olduğunu korumak, değişimi engellemek, gücü ve otoriteyi sistemleştirerek sabit hale getirip statüko inşa etmek,
19:21ki batıda devleti ifade etmek için kullanılan state, stat gibi kelimeler de aynı kökten gelir ve insanın mevcut durumu sabitleme
19:32arzusudur.
19:32İkinci sonuç ise, bir dönem olarak İslam öncesi toplumu bilmek,
19:38Kur'an'ın ve tabi ki doğal olarak İslam'ın yaptığı değişimi, dönüşümü göstermesi açısından son derece önemlidir.
19:48İslam nasıl bir topluma hitap etti?
19:52İnsanları nereden aldı?
19:55Nereye getirdi?
19:57Konu buraya gelmişken, ben de bir soru sormak isterim.
20:02Hangisi daha zordur?
20:04Cahil olmak mı?
20:07Cahille muhatap olmak mı?
20:09Bu soruyu soruyorum, çünkü Hazreti Peygamber kendisini dinleme zahmetine dahi girmeyen,
20:18anlamaya çalışmayan, sadece karşı çıkıp ötekileştiren bir grup karşısında vakarını korkmak,
20:27hiçbir şekilde çizgisini kaybetmemek, anlatmaya, muhatap olmaya devam etmek zorundaydı.
20:34Çünkü üstlendiği görevin başarıyla tamamlanması, cahil insanların aydınlanma yaşamasını sağlamayla mümkün iken,
20:43hiçbir şekilde, siz bilirsiniz, ne haliniz varsa görün deme lüksü yoktu.
20:50Bu sebeple, Hazreti Muhammed'in peygamberlik yıllarında yaşadıkları karşısında sergilediği tavrı tanımlamak,
20:59hiç de kolay değildir.
21:02Özetle, cahiliye, aklın, bilimin, bilginin değersiz, güçlü, zengin ve asil kabul edilenlerin daima haklı görülmesi,
21:15adaletin ve insan haklarının önemsenmemesi,
21:18insanların yaşama, özel hayatın gizliliği, din ve vicdan hürriyeti, düşünce ve kanaat hürriyeti gibi temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasıdır.
21:32Bu tanımlama üzerinden günümüz dünyasının bilgi ve cehalet arasındaki konumunun değerlendirilmesini sizlere bırakıyorum.
21:41Güncel cehalet örneklerinden bahsederek konuyu günümüze getirdik.
21:47Hazır güncelden bahsetmişken, sorun teşkil eden bir hususa daha değinmek istiyorum.
21:54Günümüz dünyası çok hızlı ve sert bir şekilde ötekisizleşme eğilimine girdi.
22:02Kendi gibi olmayan herkese karşı tahammül sınırlarının olabildiğince geri çekildiği ve daraltıldığı bir zaman diliminde yaşıyoruz.
22:12Herkes aynısıyla olmak ve ötekinden mümkün olduğunca uzaklaşmak istiyor.
22:20Ancak hayatın içerisinde var olan her şeyin tek tipleştirilmesi arzusu,
22:26bir süre sonra insanın kendi sesini dahi duyamaması ve kendi eliyle bir öz yıkıma sürüklenmesini de beraberinde getiriyor.
22:37Sürekli olarak aynı olana maruz kalmak, insanın algılarını körelten, bilgisini eskiten ve nihayetinde varlığını tüketen bir durumdur.
22:49İnsanların ötekisizleşme veya bir diğer ifadeyle aynılaşma arzusunu anlayabiliyorum.
22:56Ötekinin insanın kendini sorgulamasına sebep olan varlığı rahatsız edicidir.
23:03Bu sebeple insan ötekinden olabildiğince uzaklaşır, kendi gibi olanlarla bir arada olmak ister.
23:11Oturacağı mekanı buna göre seçer ki ötekiyle olabildiğince az muhatap olsun.
23:19Böylece sesini duymadığı, cismini görmediği bir kitlenin varlığının da olamayacağına inanır.
23:26Yaşadığımız dijital çağda insanın bu değirmenine su taşır.
23:33Dijital dünyanın renkli ve hareketli evrenine hapsolan insan, onlarca hatta yüzlerce içerik seyrederken aslında birbirinin kopyası tek bir içerik seyrettiğinin
23:46farkında bile değildir.
23:47Yüzlerce arkadaş teklifinin hepsi aynı özellikteki insanlar olur.
23:55Neticede insan sürekli olarak kendi fikirlerini duyduğu, yüzlerce farklı görünen, aynı içerikten sadece kendi sesini duyduğu
24:06bir otopropagandaya maruz kalır ve kendisini içerisinden çıkamayacağı bir ben döngüsünün merkezinde bulur.
24:17Nihayetinde hapsolduğu yankı odasında, gözü kör, kulağı sağır olurken, zihni ve kalbi de mühürlenir.
24:27Günümüzde herkes ötekini kovduğu bir düzen inşa etme gayretinde.
24:34Bunu yaparken kullandığı kavramlara kendi penceresinden anlamlar yükleyerek,
24:40kendisinin durduğu yerden nasıl anlaşılıyorsa öyle anlaşılmasını istiyor.
24:46Bu duruma en güzel örnek özgürlük kavramı.
24:51Kendi arzu, heva ve hevesi doğrultusunda yaşadığı hayata özgürlük şemsiyesiyle dokunulmazlık kazandırmaya çalışmak sıkça kullanılan bir yöntem haline geldi.
25:04Benzer şekilde güzellik algısıyla insanları birbirinin kopyası haline getirmek
25:10ve farklı olma, aynı görünmeme özgürlüğünü kısıtlama,
25:16aynı şekilde moda kavramıyla tek tip giyinmeyi özendirme bu hususta sayılabilecek örnekler arasındadır.
25:25Hasılı, hayatı pürüzsüz, tartışmasız, sorgusuz ve sualsiz yaşama düşüncesi.
25:32Çok açık ve net söylemek gerekir ki bu hayat tarzı sürdürülebilir değildir.
25:38Bu yaşam tarzının en büyük düşmanı da bilgidir.
25:44İnsanın kendini sorgulaması için öncelikle bilmesi gerekir.
25:49Çünkü bilgi dönüştürücüdür.
25:53İnsan zihninde bir bilinç meydana getirir.
25:56Bilinçli davranan insan önceden biçimlendirilmiş, dışarıdan dikte edilmiş ifade ve davranış kalıplarından özgürleşir.
26:08Cevaplamakta zorlandığım bir sorudur.
26:11İnsanoğlunun talebi özgürlük müdür, hesapsızlık mı?
26:16Yani insan fiillerini özgürce yapmak mı istiyor,
26:21yoksa yaptıklarının sorumluluğunu mu üstlenmek istemiyor?
26:25Özgürlük söylemi bir medeniyet değeri mi,
26:30yoksa arzular ve hırslar etrafında şekillendirilmek istenen bir hayatın koruma kalkanı mı?
26:36Laf aramızda cevaplanması zor sorular.
26:40Daha zoruysa verilen cevapların kabul edilmesi.
26:46Bu zor sorulara belki bir başka zamanda değiniriz ancak cevaplayabileceğimiz bir soru var.
26:52Dinin özgürlükle ilişkisi nasıldır?
26:57Hiç dolandırmadan söyleyeyim.
26:59Din, kuralsızlığın kaotikliğinden insanı kurtarır.
27:04Hayatı düzenler ve sistematikleştirir.
27:07İnsanı özgür kılan da bu düzendir.
27:11Dini inancı sayesinde insan, her şeye gücünün yeteceğini düşündüğü bir varlığa bağlanarak,
27:18kendini güçlü ve değerli hisseder.
27:22Uğradığı bir haksızlığı anlatabileceği, sorunlarına çözüm üretebilecek yüce bir kudrete bağlılık,
27:30insanı psikolojik açıdan rahatlatır.
27:33İnsan, gücünü aşan konularda hakkını şaşmayan bir adalet terazisine sahip,
27:41her insana eşit mesafede hakkın ve adaletin sahibi yüce yaratıcıya havale edebilmenin huzurunu yaşarken,
27:51adaletin tecelli edeceği günün sahibine güvenmenin rahatlığına sahiptir.
27:58Evet, cahiliye başlığıyla açtığımız konumuzu burada kapatıp yeni bir konuya geçelim.
28:04Bir olayı aktarmak, onun doğru anlaşılması için yeterli olmayabilir.
28:09Çünkü hiçbir an, kendisini ortaya çıkaran süreçten bağımsız anlaşılamaz.
28:16Süreç aktarılmadan, gerekçeler temellendirilmeden, sadece aktarılmak istenene odaklanmak,
28:24verilen bilginin bağlamından kopmasına sebep olabilir.
28:28Bu kopuş da yanlış anlamaya açık bir durum ortaya çıkarabilir.
28:33Böyle bir durumla karşı karşıya kalmamak için, konumuza geçmeden önce,
28:38olaylar silsilesinin ilk adımına gidelim ve süreç nasıl başlamış onu görelim.
28:46Güney Arabistan'da kurulan ve tarihi milattan öncesine uzanan Himyeriler Devleti'nin tarihinde,
28:53Züyü Nuvaz'ın kral olması önemli bir dönüm noktasını teşkil etmiştir.
28:57Züyü Nuvaz, Yahudiliği benimsedikten sonra, inancını zorla yaymaya çalışmıştır.
29:04Teklifine olumsuz cevap veren Necranlı Hristiyanları da,
29:07Uhdut adı verilen ateş çukurlarında canlı canlı yakmıştır.
29:13Buruç suresinde bu olaya işaret edildiği kabul edilir.
29:16Katliamdan kurtulan bir kişinin yapılanları Hristiyan Habeş hükümdarına haber vermesi üzerine,
29:23Habeş-Aksum Krallığı'na bağlı Eryat Kumandası'ndaki ordu,
29:27yapılan zulmü sonlandırmak için Yemen'e gelmiş
29:30ve Hazreti Peygamber'in doğumundan yaklaşık 45 yıl önce,
29:35Züyü Nuvaz'ı öldürerek Himyerilere son vermiştir.
29:39Bu tarihten itibaren Yemen'de yaklaşık 55 yıl sürecek olan Habeş hakimiyeti başlamıştır.
29:46Bu değişim, Mekke'yi yakından ilgilendiren gelişmelerin ilk aşaması olmuştur.
29:53Yemen'e gelen orduda bulunan Ebrehe isimli bir komutan,
29:56bir süre sonra yaşanan bir tartışmanın ardından Eryat'ı öldürerek idareyi ele geçirmiştir.
30:03Sonrasında da Habeş Necaşisi'ne tabiyetini bildirip,
30:07bölgeyi onun adına yönetmeye başlamıştır.
30:10Ebrehe, Kabe'nin Arapların nezdindeki değerini öğrenip,
30:14Yarımada'daki ticari sistemin merkezinde inancı sembolize eden bir yapının olduğunu anlayınca,
30:23benzerliğin kabulü gerektireceği düşüncesinden hareketle,
30:27ikamet ettiği sana da altın ve mücevherlerle süslediği büyük bir mabet inşa ettirmiştir.
30:35İnşaatın tamamlanmasının ardından da umumi bir çağrıya çıkarak,
30:41mabedi ziyaret etmeleri için Arapları buraya davet etmiştir.
30:46Ancak onun bu çağrısı Araplar nezdinde karşılık bulmadı.
30:50Üzerine bu girişimi kendi kutsallarına karşı saygısızlık olarak gören bir kişinin takındığı tavırda eklenince,
30:59sinirlenen Ebrehe, Habeş Necaşi'sinden izin ve destek aldıktan sonra,
31:05fillerle takviye ettiği ordusuyla Kabe'yi yıkmak için yola çıktı.
31:10Ebrehe'nin zihninde Kabe'yi yıkıp onun sahip olduğu kutsiyeti,
31:14kendi yaptığı mekana yüklemek vardı.
31:17Böylece ticaret organizasyonuna hakim olarak Mekke yerine sanayi,
31:23Arap Yarımadası'nın yeni dini, ticari ve siyasi merkezi haline getirmeyi hedefliyordu.
31:32Ebrehe'nin zihin dünyasını,
31:34Hazreti Muhammed'in dedesi Abdülmuttalip'le olan diyaloğu açığa vurmaktadır.
31:38Mekke yakınlarına kadar gelen Ebrehe, bölgede otlayan develere el koymuştu.
31:43Gasp edilen develer arasında, Abdülmuttalip'in de yaklaşık 200 devesi bulunuyordu.
31:51Ebrehe'nin karargahına giden Abdülmuttalip, el konulan develerinin iadesini talep etti.
31:59Ebrehe, onun Kabe'ye dokunulmaması için ricacı olmak maksadıyla yanına geldiğini düşündüğünü söyleyerek,
32:07develerin iadesi talebine şaşırdığını ifade etmiştir.
32:11Abdülmuttalip ise, kendisinin sadece develerin sahibi olduğunu,
32:17Kabe'nin muhafazasının Allah'a ait olduğunu ve evi korumanın sahibi tarafından gerçekleştirileceğini söyleyerek,
32:27bir anlamda Ebrehe'ye son bir uyarıda bulunmuştur.
32:31Abdülmuttalip'in, Kabe'nin sahibi olduğu vurgusu, bir inanç göstergesi olduğu kadar stratejik bir akıl oyunu olarak da görülebilir.
32:41Silahlı bir direncin, Ebrehe karşısındaki anlamsızlığının farkında olan Abdülmuttalip,
32:48Kabe'nin sahibine atıf yaparak, kutsiyeti gündeme getirmiştir.
32:53Bununla birlikte, Arap Yarımadası'nda son derece derin anlamı ve karşılığı olan ifadeler,
33:00Ebrehe'nin zihin dünyasında karşılık bulmamıştır.
33:05Abdülmuttalip'in sözlerine anlam veremeyen Ebrehe, develeri iade etmekle yetinmiştir.
33:11Bu diyalog sırasında Ebrehe'nin orduyu niçin kurduğu, Mekke'ye niçin geldiği, hedefinin ne olduğu ortaya çıkmıştır.
33:20Ebrehe, Mekke'ye geldiğinde şehrin sakinleriyle bir derdi olmadığını,
33:26Mekke'ye ve Mekkelilere zarar vermeyeceğini, onlarla ilgilenmediğini,
33:31amacının sadece Kabe'ye yıkmak olduğunu, eğer engel olmaya kalkışmazlarsa,
33:38kendilerine dokunmayacağını açıkça ifade etmiştir.
33:43Mekke'ye dönen Abdülmuttalip, Kabe'ye gidip Allah'a dua etmiştir.
33:48Ardından da Ebrehe'nin niyetini Mekkelilere bildirerek,
33:52şehrin dışına çıkıp dağlara ve vadilere çekilmeleri tavsiyesinde bulunmuştur.
33:57Ertesi gün, Kabe'ye yıkma düşüncesiyle hücum emri veren Ebrehe,
34:03M eline ulaşamadan, deniz tarafından gelen kuşların gaga ve ayaklarında taşıdıkları
34:09nohut ve mercimek büyüklüğündeki taşları atması sonucu helak olmuştur.
34:14Kendisi de isabet eden bir taşla ağır bir şekilde yaralanmış,
34:18sağ kurtulan askerlerince sanaya götürüldüyse de, bir müddet sonra acılar içerisinde ölmüştür.
34:27Kur'an-ı Kerim'in 105. suresi olan Fil suresinde bu olaydan bahsedilmektedir.
34:34Rabbin Fil ordusuna ne yaptı görmedin mi?
34:38Onların planlarını boşa çıkarmadı mı?
34:42Onların üzerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar yağdıran sürü sürü kuşlar salmadı mı?
34:49Sonuçta Allah onları yenilip ezilmiş ekine çevirdi.
34:55Yaşananların Mekkelilerin zihnindeki etki gücü,
34:58Kur'an-ı Kerim'in Fil suresinde bu olayı hatırlatarak toplumsal hafızaya atıf yapmasından anlaşılabilir.
35:06İslam'ın yayılışını engellemek için her türlü yolu deneyen Mekkelilere,
35:12Kabe'yi yıkıp evlerini yok etme planları yapan Ebrehe'nin
35:16ve fillerle desteklediği ordusunun akıbeti hatırlatılarak
35:21her türlü planı yapıp istedikleri yöntemi deneseler de
35:25sonlarının farklı olmayacağı uyarısında bulunulmuştur.
35:30Ebrehe'nin ordusunun helak olup hedefine ulaşamamasının ardından
35:36Arap Yarımadası'nda Kureyş'in saygınlığı artarken
35:40Mekkelilerin gözünde de Abdülmuttalib'in konumu güçlenmiştir.
35:45Arap Yarımadası'na bu olaya fil vakası,
35:48meydana geldiği yıla da fil yılı denilmiştir.
35:51Belirli bir takvimleri olmadığı için
35:55tarihlerin tespitinde önemli olayları esas alan Araplar
35:58bu olaydan itibaren zaman hesaplarını fil yılında,
36:03fil yılından önce veya fil yılından sonra şeklinde yapmışlardır.
36:11Fil vakası bağlamında bir hususa daha işaret etmek istiyorum.
36:16Ebrehe'nin yıkmaya geldiği, savaş açtığı Kabe'nin binası değildir.
36:24Ebrehe, Kabe'nin kutsiyetine savaş açmıştır.
36:28O gün için bu kutsiyet, tevhid inancının tek temsilcisi ve hatırlatıcısıydı.
36:35Putperestliğin bölgeye kök salmaya başlamasının ardından
36:38anlamını kaybetmeyen tek şey Kabe'nin kutsiyetiydi.
36:43Bu kutsiyete sahip çıkıp koruyabilecek bir inanan bulunmuyordu.
36:48Evin sahibi de kendi evinin kutsiyetini kendisi korumuştur.
36:54Bu olayın odak noktası doğru anlaşılmalıdır.
36:58Ebabiller vasıtasıyla korunan Kabe'nin binası değildir.
37:02Korunan evin sahibinin adıdır.
37:06Çünkü Ebrehe, Kabe'nin binasına değil,
37:10Allah'ın isminin insanlar için ifade ettiği yüceliğe savaş açmıştır.
37:16Diğer bir ifadeyle,
37:18Fil vakasında Allah'ın müdahalesinin temel sebebi,
37:22Kabe'nin tevhidi hatırlatan nesne olması
37:25ve Allah'ın ismini, dinini ve hakkı savunabilecek bir topluluğun olmayışıdır.
37:34Fil vakasının nasıl gerçekleştiğini anlattıktan sonra,
37:38şimdi de Mekke ve Arap Yarımadası'ndaki yansımalarına değinelim.
37:44Dünyada mevcut düzeni değiştiren,
37:48oyunun yeni kurallarla yeniden başlamasına sebep olan ana unsur,
37:52savaşlardır.
37:53Orta çağda bir devletin veya bir coğrafyanın kaderinin,
37:57bir savaşla değiştiği görülür.
38:00Günümüz dünya düzeninde,
38:022. Dünya Savaşı'nın etkisi,
38:05inkar edilemez bir gerçekliktir.
38:08Fil vakası da,
38:09Arap Yarımadası'nda yeni bir düzen inşa etmiştir.
38:12Mekkeliler yaşananları,
38:14yeni bir sosyal düzen kurmak için,
38:17kendi çıkarları doğrultusunda yorumlatmıştır.
38:21Başta hac olmak üzere,
38:22inançla ilgili konular yeniden formüle edilmiştir.
38:26Böylece Kureyş,
38:27Arap Yarımadası'nın imtiyazlılar sınıfı haline gelmiştir.
38:31Ebrehe'nin ordusunun,
38:33Allah tarafından hezimete uğratılmasının ardından,
38:36her ne kadar sürece hiçbir müdahalesi olmasa da,
38:41Kureyş,
38:42bu durumu bir fırsata çevirerek,
38:44imajını daha da güçlendirmiştir.
38:47Arap Yarımadası'nda Kureyş kadar güçlü,
38:50büyük,
38:50hatta daha etkin kabileler vardı.
38:53Ancak onlar,
38:55Kabe'nin ehli olmalarına,
38:57fil vakasının insanlar üzerindeki etki gücü de eklenince,
39:01rakipsiz bir güce dönüşmüşlerdi.
39:03Her ne kadar sürece hiçbir müdahalesi olmasa da,
39:08yaşananları kendisi için bir fırsata çeviren Kureyş,
39:12zihinlerde dokunulmaz,
39:14ilahi korumaya sahip bir zümre
39:16ve tartışılmaz bir güç haline gelmiştir.
39:21Arap Yarımadası'ndaki algı,
39:23Kureyş'in tanrısı tarafından yalnız bırakılmadığı
39:26ve düşmanlarına karşı korunduğu şeklindeydi.
39:30Buradan çıkarılan sonuç,
39:32Kureyş'e düşmanlık etmenin,
39:34Allah'a düşmanlık etmek ile eş anlama geldiğidir.
39:38Bakıldığında Ebrehe,
39:40Mekke'ye gelirken yol üzerinde,
39:42önce Menatput'unun,
39:43sonra da Latput'unun yanından geçmiş,
39:46ama her ikisi de bir şey yapmamıştı.
39:49Ama Allah,
39:50Ebrehe'nin ordusunu,
39:52haremine sokmamıştı.
39:54Bu durum,
39:55Allah'ın Kureyş'i koruyup,
39:57düşmanlarını öldürdüğü şeklinde yorumlandı.
40:00Fil vakası,
40:02Kabe'nin saygınlığını iyice arttırırken,
40:05doğal olarak mekan şeref bulunca,
40:08o mekanın sakinleri de ayrıcalıklı hale gelmişti.
40:13Mekke'liler,
40:17Mekke'liler,
40:19Allah'ın evinin komşuları,
40:20ve Allah'ın halkı olarak görülmeye başlanmıştı.
40:24Mekke'liler,
40:25Allah'ın evinin komşuları,
40:27ve Allah'ın halkı olarak görülmeye başlanmıştı.
40:31Bu dönemden sonra,
40:32Kureyş'e karşı gelmek,
40:34onlarla mücadeleye girmek,
40:36Allah'ın gazabını kazanmak için yeterli olarak görülmeye başlandı.
40:40Bu inanış,
40:42Kureyş'e birçok imtiyaz kazandırdı.
40:44Kureyş,
40:45bir taraftan özgürce ticaret yapıp zenginleşirken,
40:48diğer taraftan da,
40:50bir panteona çevirerek,
40:52yarımadanın ortak dini merkezi haline getirdiği,
40:55Kabe'yi ziyarete dair,
40:57yeni kurallar ihdas etti.
40:59Bu kuralların hepsi,
41:01Kureyş'i diğer kabilelerden daha zengin,
41:04ve daha seçkin kılmaya yönelikti.
41:08Kureyş,
41:09ilaflar üzerinden ekonomik güç ve saygınlık kazanmış,
41:13engin öngörü sahibi insanlar olarak kabul edilmeye başlanmış,
41:17ve Hicaz'ın liderliğini üstlenmişti.
41:20Sahip oldukları imtiyazlı durum,
41:23Fil Vakası'nın ardından,
41:25Kabe'nin ilahi anlamının değer kazanmasıyla birlikte katlandı.
41:30Fil Vakası,
41:31Kureyş'i Arap Yarımadası'nda siyaset,
41:35iktisat ve ilahiyat alanlarını kontrolüne alan,
41:38hem zengin,
41:40hem lider,
41:41hem de kutsalın,
41:43temsilcisi haline getiriyordu.
41:45Bu saatten sonra Kureyş,
41:47hayatın her alanında söz sahibi,
41:50alternatifsiz ve karşı konulamaz bir topluluk olarak görülmeye başlandı.
41:58Muhataplarının zihnindeki imajını menfaatleri doğrultusunda kullanan Kureyş,
42:04görmüş olduğu saygıyı,
42:06kendisi için bir imtiyaz aracı ve gelir kaynağı görerek,
42:10Mekke, Kabe ve Hac ile ilgili bir takım,
42:15tek taraflı düzenlemelere gitmek suretiyle,
42:18kendilerini ayrıcalıklı bir konuma yükseltmeye çalıştı.
42:23Bu düzenlemelerin hepsi,
42:25Kureyş'e ayrıcalık ve para kazandırıyordu.
42:28Neticede de,
42:29Hums kurumu kurularak,
42:31Kureyş ve müttefikleri,
42:32Ah Mesih,
42:33onların dışında kalanlar ise,
42:36hil kabul edilmeye başlanmıştır.
42:38Kendilerini Allah'ın sevgili kulları,
42:41Allah'ın evinin idarecileri,
42:44bakıcıları ve ataları İbrahim'in dininin gerçek müntesipleri olarak gören Ah Mesih'lerle,
42:51hil arasındaki farkı görmek için,
42:54hac ibadetine bakılabilir.
42:56Ah Mesih kabul edilen Kureyş'liler,
42:59vakfe için Arafat'a ve Mina vadisine gitmezlerdi.
43:03Çünkü Arafat ve Mina,
43:05harem sınırları dışındaydı.
43:07Vakfe'yi hil mensupları yapmalıydı.
43:10Hil mensupları Mekke'ye geldiklerinde,
43:13yanlarında yiyecek getiremezlerdi.
43:16Yiyecek ihtiyaçlarını buradan karşılamaları gerekirdi.
43:20Yine Kabe'de yapılacak ilk tavaf,
43:23daha önce hiç giyilmemiş yeni bir elbiseyle yapılmalıydı.
43:27Bu elbise tavaf bittikten sonra,
43:30mübarek mahalle kalması gerektiğinden,
43:33oraya bırakılırdı.
43:34Eğer bir hil mensubunun yanında,
43:38hiç kullanılmamış bir elbisesi yoksa,
43:41ya bir Ah Mesih'den elbise kiralamalıydı,
43:44ya da Kabe'yi çıplak tavaf etmek zorundaydı.
43:49Kısacası Mekke'ye dışarıdan gelenler,
43:51buraya maddi bir katkıda bulunmak zorundaydı.
43:55Kureyş,
43:56fil vakasında yaşananları kendi çıkarı doğrultusunda yorumlayıp,
44:01önemli imtiyazlar elde etmiş olsa da,
44:03üzerinde durulması gereken ana nokta,
44:06insanların önemli konulara bakış açısındaki değişim olmalıdır.
44:11Fil vakasından sonra,
44:13Arap Yarımadası'nda Kureyş'in dininin,
44:15Allah'ın en sevdiği din olduğu düşünülmeye başlanmıştı.
44:19Kureyş'in kendi çıkarları doğrultusunda inşa ettiği sistemde,
44:23saygınlık,
44:24Kureyş'in kabul ettiği değerlere atfediliyordu.
44:28Bu durum,
44:29ileriki yıllarda,
44:31Hazreti Muhammed'in geniş kitlelere ulaşmasında,
44:35önemli bir etken olacaktı.
44:38Evet,
44:39ana hatlarıyla,
44:41Mekke'yi,
44:42Mekkelileri,
44:44dönemin dini,
44:45sosyal ve ekonomik yapısını tanıdıktan sonra,
44:49önümüzdeki bölümden itibaren artık,
44:51Hazreti Peygamber'in yaşam serüvenine,
44:54tam anlamıyla giriş yapabiliriz.
44:56Önümüzdeki bölümde,
44:58Hazreti Muhammed'in doğumu ile birlikte,
45:01insan karakteri üzerindeki en önemli ve belirleyici dönem olan,
45:05çocukluk yıllarına odaklanacağız.
45:08Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
45:10Sağlıcakla kalın.
Yorumlar

Önerilen