Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 gün önce
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.

Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.

“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.

Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
Döküm
00:13Müzik
00:17Herkese merhaba.
00:19Son çağrının bu bölümünde de Hazreti Peygamber'in ilmek ilmek işleyip
00:23rengini verdiği Yesrip'teki faaliyetlerini konuşmaya devam edeceğiz.
00:27Bahsedeceğimiz ilk konu her Müslümanın üzerinde düşünmesi ve adımlarını atarken zihninin bir köşesinde bulundurması gereken bir husus.
00:37Hazırsanız başlayalım.
00:38Hazreti Peygamber, kabilecilik ve asabiyet etrafında şekillenen kısır kabile çekişmelerinin içerisinden çıkılamaz bir sosyal girdap olduğunun farkındaydı.
00:49Bununla birlikte birey olarak yaşamanın imkansız olduğu bir coğrafyada grup aidiyeti ve birliktelik şuuru psikolojik ve sosyolojik bir olgu olarak
01:01göz ardı edilemez bir gerçeklikti.
01:05Bu dipsiz kuyudan çıkmanın yolu var olan kabulleri revize ederek insanları üst bir hedef etrafında birleştirmekten geçiyordu.
01:14Arap toplumunun hassasiyetlerini ve kültürel kodlarını çok iyi bilen Hazreti Muhammed de kabilecilik ve asabiyet etrafında şekillenen birliktelik hukukunun İslam
01:27süzgeçinden geçmiş yeni versiyonunu oluşturdu.
01:30Hazreti Peygamber, hicretin ardından bir arada yaşamaya başlayan ancak birbirlerine dair herhangi bir fikri olmayan iki grubun muhataplarını nasıl tanımlayacaklarını
01:43belirleyerek herhangi bir kafa karışıklığının yaşanmasını,
01:47ayrıca da iki grup arasında misafir, ev sahibi gibi bir bakış açısının gelişmesinin önüne geçmiştir.
01:55İki grubun birbirini tanımalarını olanak sağlama hedefiyle mekanın inşasının ardından Müslümanların birbirine bakışını şekillendirmek için Mekkeli Müslümanlarla Yesripli Müslümanlar arasında
02:11bir kardeşleştirmeye gidilmiştir.
02:14Hazreti Muhammed'in bu uygulaması iki grubu birbirine yaklaştırmış ve ortak iş yapmalarına imkan sağlamıştır.
02:23Hazreti Peygamber Müslümanları birbiriyle kardeş ilan ederken benzer karakter ve hayat tarzı olan isimleri bir araya getirmeye çalışmıştır.
02:34Bu sebeple Müslümanları yaklaşık altı ay süreyle gözlemlemiş ve her iki taraf arasında ortak vasıflar bulunmasına özen göstermiştir.
02:46Kardeşleştirmenin en önemli sonuçlarından birisi iktisadi bir buhranın önüne geçmesidir.
02:52Hicret muhacirler için bir taraftan sosyal özgürlüğe açılan kapı anlamına gelirken diğer taraftan bu kapıdan geçiş iktisadi yoksulluğu kabullenmekti.
03:04Gayrimenkullerini zaten geride bırakan Mekkeli Müslümanlar hicret ederken yanlarına sadece develerine yükleyebildikleri kadar varlıklarını alabilmişlerdi ki bunlar gittikleri yerde temel
03:19ihtiyaç olan barınma ve erzak temini için dahi yeterli değildi.
03:25Başta boykot yılları olmak üzere Mekke'de yaşadıkları ötekileştirme ve tecrit sebebiyle kıymetli olan her şeylerini elden çıkarmışlardı.
03:37Kendilerine kalanların ekonomik bir değeri yoktu.
03:41Temel insani ihtiyaçların karşılanamamasının yol açacağı sosyal buhranın farkında olan Hazreti Peygamber ilk olarak asgari ihtiyaçların karşılanması yönünde adımlar attı.
03:55İslam kardeşliği üzerinden Mekkeli Müslümanlarla Yesribli Müslümanların sosyal statüleri eşitleniyordu.
04:03Artık kan bağını merkeze alan kabile anlayışı tamamen geride kalıyordu ve manevi temelli sosyal bir olgu olarak ümmet fikri ortaya
04:14çıkıyordu.
04:15Bu saatten sonra her iki grup içinde tek tanımlayıcı kimlik İslam haline gelirken İslam çatısı altında toplanan Müslümanlar olarak eşit
04:27hak ve sorumluluklara sahip oluyorlardı.
04:31İnsanların hayalleri, hedefleri, gelecek planları veya kariyer planlamaları farklı olabilir ve herkes kendi planlamasını yapmakta özgürdür.
04:43Ancak aynı coğrafyayı paylaşan, aynı atmosferi soluyan insanlar arasında ahlak kuralları, insana, doğaya ve diğer canlılara bakış hususunda asgari bir
04:57birliktelik, toplumsal huzur ve mutluluk açısından değerlidir.
05:01Hz. Peygamber, Müslümanları din kardeşliği üzerinden birleştirmiştir.
05:07Böylece İslam üzerinden bir toplumsal ahlak ve toplumsal refleks geliştirilmesini hedeflemiştir.
05:15Hz. Muhammed'in eşit hak ve sorumluluğa sahip, herkesin aynı oranda söz hakkına sahip olduğu inanç birlikteliğine dayalı toplum modeli,
05:26Müslümanları şehrin en organize ve en güçlü grubu haline getirmiştir.
05:33Gruba yeni dahil olan bir üyeye karşı, toplumun tüm fertlerinin ayrım gözetmeden veya eskiye atıf yapmadan yaklaşmasıyla sağlanan dayanışma ruhu,
05:46Müslümanları coğrafyadaki diğer tüm gruplara karşı güçlü ve üstün kılmıştır.
05:52İlerleyen yıllarda karşı karşıya kalınan her türlü zorluğun üstesinden gelinmesinde
05:59ve karşıt grupların etkisizleştirilmesinde, Müslümanlar arasındaki bağın kuvvetlendirilmesi
06:07ve Müslümanların tek vücut olması yönünde atılan adımlar önemli bir faktördür.
06:15Günümüzde de ten rengi, etnik kimliği, coğrafyası farklı milyarlarca insan,
06:22Hazret Peygamber'in bu uygulamasını örnek almaktadır.
06:27Bununla birlikte 1400 yılı aşkın İslam tarihine,
06:32ama daha da önemlisi günümüz Müslümanlarına bakınca,
06:36Hazret Peygamber'in ensar ve muhazir kardeşleştirmesinin üzülerek ifade etmeliyim ki,
06:42Müslümanlar tarafından bir defaya mahsus bir kardeşleştirme olarak algılandığı izlenimi doğuyor.
06:50Hazret Peygamber, Müslüman, Müslümanın kardeşidir.
06:55Müslüman, elinden ve dilinden emin olunandır.
06:59Müslümanlar tarağın dişleri gibi eşittir buyururken,
07:04bugün Müslümanların hakkında en çok konuştuğu, eleştirdiği, ötekileştirdiği, ayrıştırdığı insanların
07:13yine Müslümanlar olduğunu söylemek yanlışlanması zor bir ifadedir.
07:18En acısıysa, bir başka Müslüman hakkında yargılayıcı ve itham edici bir dil fütursuzca kullanılırken,
07:27konu zülfiyara dokunacak hususlara geldiğinde etrafından dolanmanın,
07:34karşı karşıya gelmekten imtina etmenin,
07:37hatta o konuları gündeme dahi almamanın üzerinde düşünülmesi gerekir.
07:43Hele ki, olguların, kendilerini o olgunun yılmaz bekçisi olarak gösteren insanlar üzerinden tanımlandığı günümüzde,
07:52bu tavır İslam'a ve Allah Resulü'nün yaklaşımına haksızlıktır.
07:58İslam şemsiyesi altında birleşmek yerine, küçük gruplara aidiyetin önemsenmesi,
08:05bu aidiyetler üzerinden bir kategorizasyon geliştirilmesi ve de iş ve işlemler yürütülürken,
08:12aidiyetlerin öncelenmesi de, Müslümanların Allah'ın huzuruna çıkmadan önce cevaplama zaruretinde olduğu hususlardır.
08:22İnsanoğlunun muhatabını tanımlama biçimlerinden birisi de,
08:26sahip olduğu özellikleri üzerinden onu sıfatlandırmaktır.
08:30Yapılan meslek, fiziksel özellik, yaşam tarzı veya inanç üzerinden bir tanımlama gerçekleştirilebilir.
08:39Benim üzerinde duracağım tanımlama ifadesi, dindar.
08:44Öncelikle, din ile dindarlığın birbirinden farklı olgular olduğu bilinmelidir.
08:51Din, insanın Allah'la, hem cinsleriyle, diğer canlılarla, doğayla, evrenle, bilgiyle,
09:01kısacası varlıkla ilişkilerini düzenleyen ilahi kaynaklı öğretiler olup hakikatin bilgisidir.
09:09Dindarlık ise, bu öğretilerin insan tarafından anlaşılan ve insan eliyle bireysel ve toplumsal hayata yansıyan yönüdür.
09:21Din olgusu tamamen ilahi kaynaklı iken,
09:25dindarlık içerisinde insanın zihinsel, duygusal ve kültürel birikimini barındırarak bireysel bir şekil alır.
09:35Bu bağlamda din olgu iken, dindarlık onun anlamlandırılmasıdır.
09:42Bu anlamlandırma içerisinde, psikolojik ve sosyolojik etkenler,
09:48anlamlandırma hataları ve eksik uygulamalar göz önünde bulundurulduğunda,
09:53din ile dindarlık birbirinden tamamen ayrılmaktadır.
09:57İhlas, samimiyet, fedakarlık, korku ve ümit gibi dinin temelini oluşturan duygular,
10:07dindarlığın tamamlayıcısıdır.
10:10İhlaslı ve samimi dindarlığın süreklilik kazanması,
10:15sergilenen her tutum ve davranışın doğru bilgiye dayanmasıyla mümkün olur.
10:21İslam'da insanın neye inandığını, neden inandığını, yaptığı ibadetin ne anlama geldiğini bilmesi esastır.
10:32İslam, ancak dinin bilinçli ve güzel bir biçimde yaşanmasını istemektedir.
10:38Ayrıca gerçek anlamda dindarlık için bilginin yanında bilgiyi doğru kullanma.
10:46Farkındalık, estetik, incelik ve yücelik de gereklidir.
10:52Bilişsel düzeyde varlığı ve varoluşu anlamlandıramayan,
10:58insanın anlam arayışına cevap veremeyen bir dindarlık mümkün değildir.
11:03Bilinçli bir dindarlık için önce bir olgu olarak dinin doğru anlaşılması gerekmektedir.
11:11Dini değerlerin, bireysel ve toplumsal karşılıklarının neler olduğu
11:16ve dinin nasıl bir dünya hedeflediği iyi anlaşılmalıdır.
11:22İnsanoğlunun bir yaşam amacı vardır.
11:24Bu amaç, yaşam biçimiyle, insanlar arası ilişkileriyle,
11:30duruşuyla ve ürettiği bilgiyle hayata değer katmaktır.
11:35Bu amaç doğrultusunda insan, sürekli olarak öğrenerek,
11:40kendini geliştirmeli ve öğrendiklerini hayatına uygulayarak olgunlaşmalıdır.
11:47Rahman suresindeki, o her an yaratma halindedir ayetiyle.
11:54Hazreti Peygamberin, iki günü birbirine eşit olan,
11:59zarardadır hadisi şerifinin ifade ettiği anlam tam olarak budur.
12:04İnsan, kendini geliştirmek için sürekli çaba göstermelidir.
12:09Bu bağlamda dindar bir insan, insanlara samimiyetle yaklaşır.
12:16Kendisine yapılan iyiliğin kıymetini bilir.
12:20Kendini geliştirmek için çalışır.
12:24Bilginin peşinden koşar.
12:26Sorumluluk sahibidir.
12:29Hayata değer katan somut çıktılar üretir.
12:33Hayata anlam katan soyut değerleri korur.
12:39Kur'an-ı Kerim'in pek çok yerinde insana düşünmesi ve aklını kullanması tavsiye edilir.
12:46Bunun sebebi, bilgi ve akıl olmaksızın Allah'ın yapılmasını veya uzak durulmasını istediği durumların gerekçesinin
12:56anlaşılamayacak, anlaşılamadığı için de anlatılamayacak olmasıdır.
13:03Bir diğer sebep, insanı sorumlu bir varlık haline getirenin bilgi ve akıl sahibi olmasıdır.
13:14Bilinçli bir dindarlık ancak bu ikisiyle gerçekleşir.
13:19İnancını tanıyan, ibadetlerinin anlamının farkında olan insan,
13:25sahip olduklarının hayata kattığı anlamların farkına varır.
13:29Günümüzde yapılan en büyük hatalardan biri,
13:34din, dindar ve dindar görünenlerin birbirine karıştırılmasıdır.
13:41Dindar olarak bilinenlerin hata ve yanlışları genelleştirilerek,
13:46dindarlığa yöneltilebilmekte,
13:49dindarlık algılarına yöneltilebilecek eleştiriler de,
13:53bir müddet sonra dinin kendisine yöneltilebilmektedir.
13:59Böylece din, hem dindar geçinenlerden,
14:03hem de dine cephe alanlardan olmak üzere,
14:06iki cepheden darbe almaktadır.
14:09Bu darbelerden biri hem bilgisizlikten,
14:12hem samimiyetsizlikten,
14:15diğeri ise hem cehaletten,
14:18hem inkardan kaynaklanmaktadır.
14:20Bu noktada Hazreti Ali'nin,
14:25siz hakkı ve hakikati adamlara göre tanımlamayın.
14:30Adamları hakka ve hakikate göre tanımlayınız sözü,
14:34önemli bir referans noktasıdır.
14:38Unutulmamalıdır ki,
14:39baki hakikatler,
14:41fani şahsiyetler üzerine bina edilemez.
14:44şahıslar üzerinden dindarlık anlamlandırılamayacağı gibi,
14:50bu tür bir okuma,
14:52en az dindarlığı istismar edenlerinki kadar büyük bir yanılgıdır.
14:57Düşünmeden,
14:59tartışmadan ve de anlamadan,
15:02kesin inançlar üzerinden bir konuyu kabul veya red,
15:06günümüz insanının ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda.
15:10Her konuyu hap şeklinde ele alma arzusu,
15:14din mevzusunda da geçerli.
15:16Sebebini bilmeden kabul,
15:19hikmetini anlamadan red,
15:21süreci göz ardı edip sonuca odaklanma,
15:25sorumluluk almama adına başkalarının görüşlerine referans verme,
15:30günümüzde her konuda olduğu gibi,
15:33ne yazık ki dini konularda da insanın çıkış
15:36veya kaçış noktası haline gelmiş durumda.
15:40İslam,
15:41insandan aklını kullanarak beyin fonksiyonlarını aktifleştirmesini ister.
15:48Aklını kullanmayan,
15:49beyninin sınırlarını zorlamayan,
15:52bilginin peşinden koşmayan,
15:55ibret alıp,
15:56doğru çıkarımlarda bulunmayan bir insanın,
15:59herhangi bir konuda olduğu gibi,
16:02din konusunda da doğru bir sonuca ulaşma ihtimali yoktur.
16:09Evet,
16:11bu ara bilginin ardından,
16:12gelelim yeni başlığımıza
16:14ve bir sosyal mutabakat deklarasyonu olarak isimlendirebileceğimiz,
16:20Medine Sözleşmesi'nden bahsedelim.
16:22Medine Sözleşmesi,
16:27Hazreti Muhammed,
16:28kardeşleştirme ile Müslümanlar arasında iç sorunların yaşanmasının önüne geçmiş
16:33ve iç güvenlik sorununu çözüme kavuşturmuştu.
16:38Ancak bu işlem tek başına Müslümanların güvenliğinin tesisi için yeterli değildi.
16:43Yeni mekanda Müslümanlar hem etnik hem de dini açıdan farklı gruplarla birlikte yaşamaya başlamışlardı.
16:53Müslümanlarla birlikte Yahudiler ve Müşrik Araplar da şehrin demografik yapısında önemli bir gruptu.
17:01Müslümanların kendi güvenlikleri için bu gruplarla bir şekilde iletişime geçmesi
17:06ve ortak bir zeminde buluşması gerekiyordu.
17:09Hazreti Muhammed'in başkanlığında gerçekleştirilen görüşmelerde
17:14şehirdeki her bir grup taleplerini dile getirdi ve bu talepler metne yansıtıldı.
17:22Böylece hangi etnik, kimlik veya dini inanca sahip olursa olsun
17:26şehirde ikamet eden herkesin onay vereceği bir metin oluşturuldu.
17:33Hicret öncesi yapıya bakıldığında Yesrib'in bir şehir olarak tanımlanması zordur.
17:39Yesrib, her bir kabilenin kendi iç işleyişine sahip olduğu heterojen bir yapıdır
17:46ve aralarındaki bağ inorganik olup her an kopmaya ve dağılmaya müsaittir.
17:53Hazreti Peygamber bu düzenin İslam'a ve kurulmak istenen sisteme zarar vereceğinin farkındaydı.
18:00Çünkü dağınıklığı toparlamanın, heterojenliği homojenleştirmenin,
18:06aradaki bağı organik hale getirmenin yolu,
18:10farklılıkların birbirini tanıması,
18:13herkesin kendi doğrusunu yaşaması,
18:16aynı zamanda mekanı paylaştığı diğer insanların
18:20kendi doğrularını yaşamalarına saygı duymasından geçer.
18:25Bu bağlamda Yesrib'de ikamet eden farklı grupların
18:30kendilerini şehre ait hissetmelerini sağlama amacıyla
18:34hukuki bir geçerliliği olup yaptırım gücüne sahip
18:39bağlayıcı bir anlaşma veya sözleşme hazırlanması kararlaştırıldı.
18:45Hazreti Peygamber'in başkanlığında
18:47Enes Bin Mali'nin evinde gerçekleştirilen görüşmelerde
18:51şehirdeki her bir grup taleplerini dile getirdi
18:56ve bu talepler metne yansıtıldı.
18:59Böylece hangi etnik kimlik veya dini inanca sahip olursa olsun
19:04şehirde ikamet eden herkesin onay vereceği bir metin oluşturuldu.
19:09Hukuk, sosyal hayat, birlikte yaşama, dış ilişkiler ve savunma prosedürleri hususlarında
19:16düzenlemeler içeren sözleşme
19:18farklı grupları bir araya getiren bir sosyal mutabakat metnidir.
19:23Sözleşmeye göre
19:24Her bir grup kendi inancını yaşayabilme, öğrenebilme ve öğretebilme hakkına sahip olacaktı.
19:33Burada grubun büyüklüğünün enemi yoktu.
19:36İster bir kişi, isterse bin kişi olsun
19:40herkes inancını ve doğrusunu yaşama hakkına sahipti.
19:45Her grup kendi doğrusunu yaşarken
19:48bir diğerinin doğru kabul ettiğine müdahalede bulunmayacaktı.
19:52Bu anlamda hazırlanan metin
19:55tam olarak bir toplumsal uzlaşı metni hüviyetine sahipti.
20:01Bu anlaşma şehre aidiyetin temeli alındı.
20:05İsteyenin inancını yaşayabileceği,
20:08inancın kişisel bir kabulleniş ve yaşayış olduğunun bilinciyle hareket edilip
20:14kimseyi herhangi bir inancı benimsemeye zorlamadan
20:18asgari müştereklerde buluşan bir vatandaşlık sözleşmesidir.
20:23İlerleyen süreçte Müslümanlarca Medine Sözleşmesi olarak da isimlendirilecek bu uzlaşı metni,
20:29farklı anlayışların insan olma paydasında bir araya gelebileceğinin,
20:35konuşabileceğinin,
20:37asgari müştereklerin belirlenerek,
20:40bölgesel aidiyet üzerinden toplum olunabileceğinin ispatı niteliğindedir.
20:46İnsanların farklı inançlara sahip olması,
20:50farklı uygulamalara maruz bırakılmalarını meşrulaştırmaz.
20:56İnsanların benzer inançlara, ideolojilere sahip olması,
21:01yapmış oldukları bir hatanın mazur gösterilmesini sağlamaz.
21:06Toplumu oluşturan unsurlar çeşitli açılardan birbirlerinden farklı olsalar dahi,
21:11asgari müşterekler belirlenebilir,
21:15ortak değerler üzerinde anlaşılabilir ve böylece toplumsal şeşitlilikten yararlanılarak,
21:23kişisel menfaat peşinde koşanların faaliyetlerinin önüne geçilip,
21:29toplumun huzur ve mutluluğu tesis edilebilir.
21:33Bakıldığında atılan imzaların İslam açısından son derece önemli bir yönü vardır.
21:41Varılan anlaşma gereği,
21:43Yesrip'teki gruplar arasında yaşanabilecek görüş ayrılıklarında,
21:48son karar merciği Hazreti Peygamber oluyordu.
21:52Böylece Hazreti Peygamber sadece Müslümanların değil,
21:58aynı zamanda Yesrip'te yaşayan Yahudilerin ve Medine Sözleşmesi'ne taraf olan
22:05müşrik Arap kabilelerinin de üzerinde siyasi bir otorite kazanıyordu.
22:11Bu durum İslam dininin, hukuki ve sosyal varlığının diğer gruplar tarafından tanındığı anlamına geliyordu.
22:20Artık İslam, insanların gözünde meşru bir olguydu.
22:26Hazreti Peygamber'in tebliği hakkında bilgi almak isteyenlerin çekinmelerini gerektirecek nedenler ortadan kalkıyordu.
22:35Yesrip'te imzalanan sözleşmeyle,
22:39Mekkeli Yesripli,
22:42Muhacir Ensar,
22:44Müslüman gayrimüslim kimlikleri,
22:47eşit hak ve sorumluluk bağlamında tek bir çatı altında birleştiriliyordu.
22:54Hazreti Peygamber yaşadığı şehri hukuk kurallarına göre organize ediyordu.
23:01Toplumsal kural ve ilişkilerin kanun olarak da görülebilecek kurallara bağlayarak
23:06sıfırdan inşa ettiği şehrinde kimlik, statü veya inanç üzerinden bir kompartımanlaşmanın önüne geçiyordu.
23:18Günümüzde değişen hayat anlayışıyla birlikte savaş, çatışma, kıtlık, ekonomik zorluk, çevre felaketi,
23:27eğitim, seyahat ve hayaller gibi sebeplerle
23:31dünya giderek artan bir insan hareketliliğine sahne olmaktadır.
23:36Bahse konu olan sebepler,
23:38insanları metropol adı verilen büyük şehirlerde
23:42kalabalıklar içerisinde yaşamaya yönlendirmiştir.
23:46Bunun sonucunda dünyanın pek çok yerindeki metropol şehirlerde
23:51farklı din, dil, ırk, ülke, kültür, inanç, mezhep, grup ve ekonomik düzeye sahip insanlar
24:00birbirleriyle ortak bir yaşamı paylaşmak zorunda kalmışlardır.
24:05Ancak farklılıkların aynı alanı paylaşma zorunluluğu
24:08beraberinde bir takım zorlukları getirmiştir.
24:12Bunun başında da ötekiyle kurulacak sosyal ilişkinin sınırlarının belirlenmesi gelmektedir.
24:21Sosyal hayat, insanlara karşılıklı sorumluluklar yüklemektedir.
24:27Toplum içerisinde yaşayan insanın çevresine saygı duyması,
24:31sınırlarının farkında olması gerekir.
24:35Bu amaç doğrultusunda insanın mottosu,
24:38kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa,
24:43muhataplarına öyle davranmak olmalıdır.
24:47Siyasi çekişmeler,
24:48Farklılıklara tahammülsüzlük,
24:51ötekileştirme,
24:53hoşgörüsüzlük,
24:54birlikte yaşam kültürünün kök salmasının önündeki en büyük engellerdir.
25:00Bununla birlikte,
25:02küresel dünyanın tanımlanmasının merkezinde
25:05medeniyet temelli bir çatışma tezinin yer alması,
25:09terörist faaliyetlerin dinle sıfatlanması,
25:13insanların renk ve kökenlerine göre tasnifi,
25:16gelişmiş ülkelerin kalkınma ve yeniden inşa süreçlerinde etkin olarak kullanılan grupların maruz kaldığı yabancı düşmanlığı,
25:28ırkçılık, ayrımcılık ve ötekileştirmeye ilave eden,
25:32asimilasyon ve entegrasyon politikaları bu grupların öteki olarak ilan edilmelerine sebep olmuştur.
25:40Toplumların kendi içlerinde ötekiler inşasıysa,
25:45huzur ve güven ortamının zedelenmesi,
25:48neticede de insanların birbirine samimiyet yerine,
25:53şüpheyle yaklaşması sonucunu ortaya çıkarmıştır.
25:57Şüphe ve güven eksikliği insanı yalnızlığa sürüklemiş,
26:02çevresiyle paylaşımlarda bulunmayan veya bulunamayan insan,
26:08sanal gerçeklikler programlayarak kendini sosyalleştirmeye çalışmıştır.
26:15İnşa edilen bu sanal dünyanın tedirgin bir ruh haline sahip insana,
26:20İronik bir ifadeyle sağladığı avantaj,
26:25kendisi olmadan, kimliğini değiştirerek fikir ve görüş beyan etme imkanıdır.
26:32Ancak bu imkan,
26:34maalesef insanı çift karakterli bir zihin yapısına büründürmüştür.
26:40Gerçek hayatta tepkisiz, fikirsiz ve kimliksiz yaşayan insan,
26:44kurgusal sanal kimliğine büründüğünde muhatabına karşı saygısız, tahammülsüz,
26:52hatta düşmanca bir üslup sergileyebilmektedir.
26:57Bu da toplumu oluşturan her bir grubun sanal ortamda dahi olsa,
27:02birbirine karşı saldırganlaşmasına yol açmaktadır.
27:07Buradaki en büyük tehdit,
27:09sanal ortamda yaşananların zaman içerisinde real hayata yansıyabilme ihtimalidir.
27:16Bu ihtimal ise,
27:17birlikte yaşama imkanını ortadan kaldıracağı gibi,
27:22bir toplum için çok ağır ve geri dönülemez acıların yaşanmasına sebep olacaktır.
27:30Gidişatın yeryüzündeki insan varlığını tehdit ettiğinin farkına varıldığında,
27:35çok geç kalınmaması adına,
27:39farklılıkların zenginlik sayılıp,
27:41daha çeşitli ve zengin bir medeniyet inşası için
27:45araç haline getirildiği bir yaklaşımın benimsenmesi gerekmektedir.
27:51Bu da ancak,
27:53birlikte yaşama kültürünün tesis edilmesiyle mümkündür.
27:56Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Peygamber'in hadisi şeriflerinden hareketle,
28:01İslam dininin birlikte yaşama konusunda ortaya koyduğu ilkelerin,
28:07insanın hak ve menfaatlerini korumaya,
28:10barış ve huzuru sağlamaya,
28:13insan hayatını her türlü olumsuz etkilerden korumaya yönelik olduğu
28:17ve insan onur ve şahsiyetiyle uyum içerisinde olduğu görülmektedir.
28:24Bu ilkelerden birkaç başlık halinde verecek olursak,
28:27bütün insanlığın aynı özden yaratıldığı göz önünde bulundurularak,
28:34insanlık onur ve değeri bakımından herkesin eşit olduğu ve insanca muamele edilmeyi,
28:41kimliğine, kişiliğine ve farklılığına saygı gösterilmesini hak ettiği unutulmamalıdır.
28:48Bir insanın herhangi bir özelliğinden dolayı ikinci sınıf insan muamelesi görmesi,
28:54aşağılanması, küçümsenmesi, ayrımcılığa uğraması mazur görülemez.
29:00Bir başka ilke,
29:02dini, dili, ırkı, ten rengi,
29:07cinsiyeti ne olursa olsun,
29:09her insanın canı, haysiyeti ve malı dokunulmazdır.
29:15Her insanın özel hayatının gizliliğine saygı duyulmalı,
29:20her ne sebeple olursa olsun,
29:23insanların namus, şeref ve iffetine el ve dil uzatılmamalıdır.
29:30İnsanlar arasında cinsiyet temelli bir yaklaşım,
29:34hiçbir suretle kabul edilemez.
29:39Şiddet kimden gelirse gelsin,
29:42reddedilmesi gereken bir olgudur,
29:44ve kadına karşı her türlü şiddet önlenmelidir.
29:49Bir diğer ilke,
29:51Allah tarafından bahşedilebilecek en değerli emanet olan çocuklar,
29:57cinsiyet ayrımcılığı başta olmak üzere,
30:01bedenen ve ruhen,
30:02her türlü şiddet ve istismardan korunmalıdır.
30:07Bir tarafta İslam medeniyetinin ortaya koyduğu ilkeler,
30:13diğer tarafta yeni tip koronavirüse,
30:16yani Covid-19'a karşı geliştirilecek aşı ve ilaçların,
30:21öncelikli olarak Afrika'da denenmesi gerektiğini utanmadan söyleyenler,
30:26veya barış gücü olarak gittikleri ülkede,
30:31acemi askerlerin tırnak içerisinde kan görmeye alışması için savunmasız insanları gözlerini dahi kırpmadan öldürenler.
30:44Üzerine konuşup yorum yapmaya bile gerek olmayacak kadar açık bir durum.
30:49Konuyu son bir örnekle kapatalım.
30:53Derler ki,
30:56zamanında Bursa'yı ziyaret etmek isteyen batılı bir nüfus idarecisi,
31:01Bursa nüfus idarecisine,
31:03şehrinizde kaç Rum var,
31:05kaç Müslüman var,
31:06hangi mezhepten kaç kişi yaşıyor,
31:10istatistikleriniz ne diye sorar.
31:11Bursa nüfus müdürü,
31:15Efendim, biz böyle lüzumsuz işlerle uğraşmayız diye cevap verir.
31:22Evet,
31:24Yesrib'in yeniden şekillendirilmesi sürecinde bahsedeceğimiz bir diğer başlık,
31:29ekonomik faaliyetlere yönelik.
31:33Paranın kontrolünü ele alıp ona yön vermeden,
31:36toplumu yönetmenin zorluğunun farkında olan Hazreti Peygamber,
31:41Mekkeli tüccar kökenlerinin de etkisiyle,
31:44hemen Mescid-i Nebevi'nin doğu tarafında bir pazar alanı oluşturur.
31:49Bu yakınlığın iki sebebinden bahsedilebilir.
31:52Birinci sebep,
31:55ticari hayatın heyecanı içerisinde insanın arzularını ön plana çıkartıp,
32:01Allah'ın emrettiği adalet ilkesini unutmamasıdır.
32:05İkinci sebep ise,
32:07ticaret için gerekli olan insan yoğunluğunun camide olmasıdır.
32:12Pazar yeri belirlenmesinin de iki sebebinden bahsedilebilir.
32:17Birinci sebep,
32:19muhacirlerin anladığı ve yapabildiği işin ticaret olması
32:22ve ticaretin dışında geçimlerini sağlayabilecekleri bir imkandan yoksun olmalarıdır.
32:30Kardeşleştirmenin ardından,
32:32Yesrib'lü Müslümanların faaliyetlerine Mekkelileri ortak kılmak da bir seçenek olarak düşünülebilirdi.
32:38Ancak böyle bir tercih,
32:41şehrin ekonomik hacmini genişletmeyeceğinden,
32:44Müslümanların refahına da katkı sunmayacaktı.
32:47Pazar yeri,
32:48yeni bir iş sahası anlamına geldiği gibi,
32:51aynı zamanda Müslümanların kontrolündeki paranın miktarını arttıracağından,
32:57ekonomik bir kalkınma anlamına geliyordu.
33:00İkinci sebep,
33:02sosyal bir din olarak İslam'ın,
33:04özellikle ticari hayata dair düzenlemelerinin uygulaması,
33:08uygulanabileceği bir mekan gereksinimidir.
33:11İslam'ın satıcı, alıcı ve ürün hakkındaki düzenlemelerinin pratik uygulaması için,
33:19Yesrib pazarı pilot bölge konumundadır.
33:22Yesrib pazarı,
33:25Hazreti Muhammed'in atalarından aldığı genler,
33:28aktif ticaret hayatında elde ettiği tecrübe,
33:31ve İslam'ın ilkelerini bir araya getirerek ortaya koyduğu,
33:36ticaretin İslami kurallarını somutlaştırmak için bulunmaz bir fırsattı.
33:42Ticaretin düzenlenmesine dair yürürlüğe konulan ilk kural,
33:47pazardaki alım-satım işlemlerini vergiden muaf tutmak oldu.
33:53Uygulamanın ana fikri,
33:55nakit hacmini büyüterek,
33:57iktisadi büyümeyi desteklemek hedefiydi.
34:00Hazreti Peygamber'in ticaret hayatının usul ve esaslarına dair düzenlemeleri arasında,
34:05yasakladığı bir takım uygulamalar mevcuttur.
34:09Kara borsacılık,
34:10stokçuluk,
34:11spekülatif söylem ve eylemler,
34:14alıcılar arası rekabeti kızıştırmak için fiyat arttırma,
34:18satıcı ile alıcı arasında pazarlık devam ederken,
34:22fiyat teklif etme,
34:24piyasa koşullarını bilmeyen satıcının malını önden satın alma,
34:29ve mülkiyete geçmemiş veya üretim süreci tamamlanmamış ürünün satışı,
34:35ve bir ürünün gerçek değerinin pazarda belirleneceği fikrinden hareketle,
34:41malın pazar dışında satılması gibi faaliyetler yasaklanmıştır.
34:46Böylece hem satıcının hem de alıcının haklarının korunmasını hedeflemiştir.
34:54Hazreti Peygamber'in düzenlemeleri bunlarla sınırlı kalmadı.
34:59Ticari sözleşmelerin ana çerçevesini oluşturacak ilkeleri belirledi.
35:04Bu bağlamda Hazreti Peygamber günümüzde içeriden öğrenenlerin ticareti olarak isimlendirilen,
35:12kamu ile paylaşılmamış bilgileri kullanarak veya bu bilgileri üçüncü şahıslarla paylaşarak,
35:20piyasadan haksız kazanç elde etmeyi yasaklamıştır.
35:24Ürünün, malın tüm özelliklerinin açık bir şekilde tüketiciye bildirilmesi,
35:31alıcının ürünün tüm özelliklerini incelemesine imkan sağlanmasını emretmiştir.
35:38Tüketiciye cayma hakkı vererek, tüketici hakları lehine bir düzenlemeyi yürürlüğe sokmuştur.
35:45Ayrıca ürüne veya mala dair netleştirilmeyip,
35:51zamana ve gelişmelere bırakılan kapalı hususların,
35:55ileride alıcı ile satıcı arasında anlaşmazlık sebebi olabileceği öngörüsünde bulunarak,
36:03alım-satım işlemine konu olan ürünün veya malın,
36:07cinsinin ve miktarının net olmasını ve ürüne veya mala dair tüm hususların sözleşmeyle kayıt altına alınmasını önemsemiştir.
36:19Hazreti Peygamber, piyasada güven ve istikrarı bozup,
36:24toplumsal birlikteliği zedeleyebilecek olasılıkların önünü kapatırken,
36:29fiyatları belirleyen Allah'tır açıklamasıyla,
36:34kar marjı ve fiyat standartizasyonu hususunda herhangi bir düzenleme getirmeyerek,
36:42cari duruma dair dengelenmeyi piyasa şartlarına bırakmıştır.
36:47Bu uygulamanın arkasında, hayatın her alanında olduğu gibi,
36:53ticari faaliyetlerin sürdürülmesinde de ana ilkeleri belirleyip,
36:59ilkelerin işletilme sürecini toplumun inisiyatifine bırakma düşüncesinin olduğu söylenebilir.
37:06Böylece, değişen şartlar, teknolojik gelişmeler, doğal afet, pandemi veya savaş gibi
37:15üretim kapasitesini ve çeşitliliğini etkileyip,
37:18ticari faaliyetler üzerinde doğrudan değişiklik sebebi olma gücüne sahip unsurlarla,
37:25insan kaynaklı, stokçuluk, spekülasyon, manipülasyon gibi toplum memnuniyetsizliğine kaynaklık edecek
37:34sorunların sorumluluğundan kaçmanın ve İslam'a mal edilmesinin önüne geçilmiştir.
37:41Bir takım iktisatçılar tarafından, ticari faaliyetlerin ana belirleyicisi olan tüccarların söz sahibi olduğu ekonomi sistemlerinde,
37:52rasyonel iktisadi hayatın kuralları uygulandığından,
37:56piyasanın yön verdiği bir ekonomi sisteminin sorunları çözmede sınırsız alternatif sahibi olduğu değerlendirilmektedir.
38:04Bu bakış açısıyla yaklaşıldığında, henüz 7. yüzyılın ilk çeyreğinde,
38:12piyasa şartlarının fiyatları belirlemesine imkan veren iktisadi yaklaşımın benimsenmesinin,
38:20serbest piyasa ekonomisinin bir örneği olduğu ve son derece ileri görüşçü bir yaklaşım sergilendiği rahatlıkla ifade edilebilir.
38:30Hz. Peygamber'in gündelik rutininde pazar ziyareti önemli bir yer tutar.
38:38Çünkü bir toplumun ahlakının, toplumsal değişimin ve dönüşümünün izlerinin aranabileceği
38:46ve en iyi gözlemlenebileceği mekan toplu halde bulunulan yerlerdir.
38:53Bu tür mekanlar, toplum yapısının izlerinin sürülebileceği yerler olduğu gibi,
38:59topluma erişilebilecek, yön ve şekil verilebilecek yerlerdir.
39:04Pazara yön veren, diğer bir deyişle toplumun nabzına hakim olan sosyal yapıya yön verir.
39:12Hz. Peygamber de bu durumu çok iyi bildiğinden,
39:16pazara rutin ziyaretlerde bulunarak, kurmak istediği toplum yapısını gözlemleyip,
39:23ticaretin yeni kurallarının uygulanıp uygulanmadığını denetliyordu.
39:29Hz. Peygamber, inşa ettiği toplumun fikri altyapısını insanlara ulaştırdığı mescitten çıkınca,
39:37pazara uğrar ve teorinin pratikle buluşmasını gözlemlerdi.
39:41Hz. Peygamber, pazar teftişi sırasında, hileli mal ve tekelleşme hususunda son derece hassastı.
39:50Bir seferinde, pazarda hileli mal satan bir tacire,
39:55bizi aldatan bizden değildir buyurarak,
39:59dünyevi kazanç elde etme hedefiyle hareket edip,
40:02her gün yüz yüze baktığı insanları kandırmaya çalışanların,
40:07İslam toplumunun parçası olamayacağını açıkça ifade etmiştir.
40:13Toplumun, ana dinamiğinin güven olduğunun bilinciyle hareket eden Hz. Peygamber,
40:20bir toplumda güven duygusu zedelendiğinde,
40:24insanlar arası ilişkinin saflığının kalmayacağının bilincindeydi.
40:28Duyulan tereddütler, çıkar ilişkilerine sebep olur
40:32ve sonuçta ortaya çıkan kırılgan yapığı,
40:36bir müddet sonra toplumsal huzursuzlukla sonuçlanır.
40:41Hz. Peygamber'in kurmak için ömrünün her anını harcadığı toplumsal düzende,
40:49ana ilkeler, güven, dürüstlük, doğruluk, adalet ve samimiyettir.
40:57Medeniyete ve insanlığa katkı sunma iddiasında olan bir insanın,
41:01Hz. Peygamber'in ortaya koyduğu bu evrensel ilkelere,
41:05hayatında ne kadar alan açtığını iyi düşünmesi gerekir.
41:10Hz. Peygamber, önce Müslümanlar arasında tesis ettiği kardeşlikle onları birleştirdi.
41:17Ayetteki ifadesiyle,
41:18Allah'ın ipine sarılmalarını sağladı.
41:22Sonra Medine Sözleşmesi'yle şehirde ilkeler üzerinden bir birliktelik tesis ederek,
41:29çıkar manipülasyonlarının önüne geçti.
41:33Daha sonra da pazar yeri organize ederek ekonomik faaliyetleri düzenledi.
41:39Sosyal hayatın içerisinde etkin,
41:42koyduğu ilkelerle herkesin mutluluğunu sağlamaya yönelik adımlar atan Hz. Muhammed,
41:48işte tam da bu noktada Yahudilerin tepkisini çekti ve bir kez daha anlaşıldı ki,
41:55her sistem ondan beslenenlerce muhafaza edilmesi gereken en değerli olgu olarak görülür
42:03ve değişime en fazla direnenler,
42:07mevcut sistemden en fazla istifade edenlerdir.
42:11Evet, biz süremizin sonuna geldik.
42:14Ancak Hz. Peygamber'in yaptıklarını anlatmayı bitiremedik.
42:18Kaldığımız yerden devam etmek üzere.
42:21Kendinize çok iyi bakın, sağlıcakla kalın.
Yorumlar

Önerilen