Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 23 saat önce
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.

Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.

“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.

Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
Döküm
00:13Müzik
00:17Herkese merhaba.
00:18Hazreti Peygamber'in yaşam serüvenini öğrenip,
00:22hayatımıza dair dersler çıkarmaya çalıştığımız programımıza hoş geldiniz.
00:26Bu bölümde sizlerle Hazreti Peygamber'in Hazreti Hatice ile evliliğine,
00:33köle olarak katıldığı bir ailede sevgiyi tanıyıp samimiyeti gören Zeyd bin Harise'ye
00:38ve Hazreti Peygamber'in Mekkeliler nezdindeki konumunun en net şekilde anlaşılacağı
00:44Kabe hakemliği olayına değinip bir takım değerler üzerine konuşacağız.
00:49İlk olarak insan hayatının en önemli anlarından birine gidelim
00:52ve Hazreti Peygamber'in evliliğinden bahsedelim.
00:56Hazreti Peygamber'le Hazreti Hatice'nin tanışması ticaret vesilesiyle olmuştur.
01:03Ebu Talip, Mekke'nin saygın sermayedarlarından olan Hüveylid'in kızı Hatice'den
01:08Şam'a gidecek kervanda yeğenine iş vermesini talep etmiştir.
01:12Mekkeli tacirlerin genel prensiplerine uygun olarak Hazreti Hatice ticari faaliyetlerde iki yolu tercih ederdi.
01:21Bunlar ya ücreti mukabilinde birisiyle anlaşıp malların onun vasıtasıyla müşteriyle buluşturmak
01:28yahut güvenebileceği kişilerle sermaye ortaklığı kurmaktı.
01:34Mekke toplumunda saygın bir şahsiyet olan Ebu Talip'in önerisini dikkate alan Hatice,
01:40doğru sözlülüğü, ahlakı ve tabii ki güvenirliğiyle tanınan Hazreti Muhammed'e
01:46mallarını satması halinde gelirden pay vermeyi teklif etmiştir.
01:52Anlaşma teklifine olumlu yaklaşan Hazreti Peygamber,
01:55Hazreti Hatice'nin yardımcısı Meysel'e ile birlikte ticaret maksadıyla bu sıraya gitmiştir.
02:01Yapılan ticari faaliyetler sonucunda normalin çok üzerinde bir kar elde edilerek Mekke'ye dönülmüş.
02:09Mekke toplumunda zekası, iffeti ve güzelliğiyle bilinen Hazreti Hatice,
02:16Tahir'e lakabıyla anılmaktaydı.
02:19İlk olarak Ebu Hale ile onun ölümü üzerine de Atik bin Abid ile iki evlilik gerçekleştirmiş,
02:26her iki evlilikten de çocukları dünyaya gelmişti.
02:30İkinci eşinin ölümünden sonra kendisini çocuklarına ve ticari faaliyetlerine veren Hatice,
02:37gelen evlilik tekliflerinin hepsini bu defteri kapattığını ifade ederek geri çevirmiştir.
02:43Ancak Meysel'e, seyahat boyunca yaşananları anlatıp,
02:48Hazreti Muhammed'in karakterinden övgüyle bahsedince genç iş ortağı ilgisini çekmiştir.
02:55İkilinin ticari ortaklığı bir süre daha devam etmiş,
03:00bu süreçte Hazreti Hatice düzenli olarak yardımcısı Meysel eden onunla ilgili bilgiler edinmiştir.
03:08Ortak sürdürülen ticari faaliyetler,
03:11ekonomik katma değerin ötesinde iki tarafın birbirini tanıması ve yakınlaşmasını sağladı.
03:18Muhatabı hakkında bilgi toplayan ve aracılar üzerinden niyetini öğrenen Hazreti Hatice,
03:24Hazreti Muhammed'e evlilik teklif etti.
03:26Evlilik teklifine olumlu yaklaşan Hazreti Peygamber,
03:30konuyu aile büyüklerine açtı.
03:32Ailesinin onayı çıktıktan sonra,
03:35Peygamberimiz amcaları Ebu Talip ve Hamza ile birlikte,
03:39gelin adayının ailesiyle görüşmek üzere harekete geçti.
03:43Hazreti Hatice'nin babası,
03:45daha önce öldüğünden amcası Amr bin Esed ile görüştüler.
03:49Bu sırada Ebu Talip'in dilinden dökülen sözcükler,
03:54Haşimoğulları'nın Mekke'deki konumu hakkında fikir sahibi olunmasına yardımcı olmaktadır.
04:01Konuşmasını Allah'a hamd ederek başlayan Ebu Talip,
04:04kendilerinin Kabe'nin hizmetlerini yerine getirmeleri hasebiyle,
04:09Mekke'de üstün bir konumda olduklarını belirterek,
04:12Yeğeni Muhammed'in de toplum içerisinde akıl ve fazilet bakımından seçkin olduğunu,
04:19önemli olanın servet fazlalığı değil,
04:23erdemli bir yaşam olduğunu belirtmiştir.
04:26Amr'ın da yeğeni hakkında söylediği övücü ifadelerin ardından,
04:31çiftin nikahı kıyılmıştır.
04:33Neticede ticaret,
04:35Hazreti Muhammed'in bilgisine ve görgüsüne olumlu katkı sağlamakla birlikte,
04:39hayatına çok daha büyük bir anlam kazandırmıştır.
04:44Evlilik gerçekleştiğinde Hazreti Peygamber 25 yaşındayken,
04:48Hazreti Hatice'nin yaşı hakkında farklı rivayetler bulunmaktadır.
04:52Onun 40 yaşında olduğuna dair rivayet daha yaygın olsa da,
04:5628 yaşında olduğuna dair rivayet de göz ardı edilmemelidir.
05:02Hazreti Peygamber ile Hazreti Hatice'nin evliliğinden,
05:05Kasım ve Abdullah isimli iki erkek ve Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma isimli
05:13dört kız çocukları dünyaya gelmiştir.
05:17Hazreti Muhammed'in ilk çocuğu Kasım'a nispetle,
05:20Ebul Kasım künyesiyle anılmıştır.
05:23Bazı kaynaklarda,
05:25Hazreti Peygamber'in Tayyip ve Tahir adlı iki çocuğunun daha olduğu kaydedilmektedir.
05:30Ancak genel kabul gören görüşe göre, Tayyip ve Tahir, Abdullah'ın lakaplarıdır.
05:38Hazreti Muhammed'in erkek çocukları küçük yaşta vefat etmiş,
05:41kızları peygamberlik dönemine ulaşıp Müslüman olmuştur.
05:46Bir kısa bilgi,
05:48İslam öncesi dönemde,
05:50Akika adı verilen ve çocuğun doğumunun ilk günlerinde bir şükran ifadesi olarak kesilen kurban,
05:58sadece erkek çocukları için kesilmekteydi.
06:01Hazreti Peygamber ise,
06:03kız çocukları için de Akika kurbanı keserek,
06:07evlatlar arasında ayrım yapılmaması gerektiği hususunda,
06:11örnek bir davranış sergilemiştir.
06:14İlk konumuzu bu şekilde tamamladıktan sonra,
06:17şimdi de ikinci konumuz olan Zeyd bin Harise'den bahsedelim.
06:23Zeyd, hür statüsünde dünyaya gelmiş,
06:27ancak annesinin yanından kaçırılarak,
06:30Ukaspan'a yerinde köle olarak,
06:32Hazreti Hatice'nin yeğenine satılmış,
06:35yeğeni de onu halası Hazreti Hatice'ye,
06:37Hazreti Hatice de evliliğin ardından Hazreti Muhammed'e hediye etmiştir.
06:44Yıllar sonra Zeyd'in kabilesinden,
06:46hac için Mekke'ye gelenler kendisini tanımış,
06:50ve her yerde oğlunu arayan Harise'ye,
06:53onun Mekke'de olduğunu haber vermişlerdir.
06:58Vakit kaybetmeden Mekke'ye gelen Harise,
07:01Hazreti Muhammed'den oğlunu kendisine vermesini istemiş,
07:05ve bunun karşılığında ne kadar para isterse vermeyi teklif etmiştir.
07:11Aldığı teklif karşısında Hazreti Peygamber,
07:15isterse ailesiyle dönebileceğini ifade ederek,
07:18özgürlüğünü tamamen Zeyd'in kendi iradesine bırakmıştır.
07:23Bu tavır, o dönemde bir köle sahibinin sergilemesi beklenmeyecek derecede erdemli,
07:32özgürlükçü ve insan onuruna saygılı bir davranıştır,
07:36ve Hazreti Peygamber'in bu yaklaşımı,
07:39insan ilişkilerinde zorlama değil,
07:42rızaya dayalı bir bağ kurma anlayışının örneğidir.
07:47Bu anlayış, Zeyd'in tercihi üzerinde etkili olmuş,
07:51ve babasının tüm ısrarlarına rağmen,
07:54Hazreti Peygamber'in yanında kalmayı tercih etmiştir.
07:59Bakıldığında, Zeyd'in Hazreti Peygamber ile kalma tercihi,
08:04Mekke'nin katı kabileci ve sınıfsal yapısına bir meydan okumadır.
08:09Çünkü bir kölenin, özgür ve soylu ailesine dönmek yerine,
08:16efendisiyle kalmayı tercih etmesi,
08:19toplumsal değer yargılarını kökten sarsıcı niteliktedir.
08:24Zeyd'in özgürlüğünü ve ailesini tercih etmemesi,
08:30köle statüsünde dahi olsa,
08:32Hazreti Peygamber'in yanında kalması,
08:35Hazreti Peygamber'in insana bakışını göstermesi açısından son derece önemliyken,
08:42bir Müslümanın hangi ırktan, hangi statüden, hangi gelir düzeyinden olursa olsun,
08:50muhatabına karşı takınacağı tavrı gösteren en önemli örneklerden biridir.
08:56Zeyd bin Harise'nin ailesinin yanına dönmek yerine,
09:00Mekke'de Hazreti Peygamber'in yanında kalmayı tercih etmesi,
09:04Hazreti Peygamber'in kişiliğini tanıma açısından önemli ipuçları taşımaktadır.
09:10Bu tercih, çok derin bir insani ve ahlaki durumu temsil eder.
09:17Zeyd'in tercihi, Hazreti Peygamber'in çevresindekilerle kurduğu ilişkilerin,
09:23sevgi, merhamet ve güven temellerine dayandığını gösterir.
09:28Zeyd, köle olarak geldiği bir evde, hiçbir zaman dışlanmamış,
09:35aksine bir aile üyesi gibi görülmüştür.
09:38Bu, o dönemin toplumsal yapısında son derece sıra dışı bir durumdur.
09:44Dolayısıyla Zeyd'in kararı, zorunluluktan değil, gönüllülükten doğan bir bağlılıktır.
09:53Bu olaydan sonra Hazreti Peygamber, Zeyd'le birlikte Kabe'ye giderek,
09:57onu azat etmiş ve oğlu olduğunu ilan etmiştir.
10:01Zeyd, Zeyd, Medine döneminde evlatlıkların öz babalarının adıyla anılmasını emreden,
10:08Ahzab suresinin ilgili ayeti nazil olana kadar, Zeyd bin Muhammed olarak anılmıştır.
10:15Sırada bu bölümün son başlığı var.
10:19Hazreti Peygamber'in Kabe hakemliği.
10:24Hazreti Peygamber, 35 yaşındayken zamanın yıkıcı etkisi ve doğal sebeplerle zarar gören
10:31ve tavanı bulunmadığından sunulan kıymetli eşyaların çalındığı Kabe'nin tamiri gündeme geldi.
10:38Mekkeliler, Mısır'dan Yemen'e giderken cidde yakınlarında karaya oturan bir Bizans gemisinin enkazını satın aldılar
10:47ve Kabe'nin tamirinde kullanmak üzere Mekke'ye getirdiler.
10:52Gemide bulunan Bakum isimli Rum kökenli ustayla da inşaatın yapımı için anlaştılar.
10:59Bir inşaatın kas gücü kadar mali yönü de önemlidir.
11:05Mekkeliler de inşaat için her kabileden gücü nispetinde maddi destek istedi.
11:13Ancak bu noktada Kabe'yi yeniden inşa ederken harcanacak paranın niteliği meselesi gündeme geldi.
11:20Kabe'nin tamirine ve tadilatına mali katkı sunmak isteyenlerin dikkat etmesi gereken ilk ve en önemli husus
11:31paranın haksızlıkla ve insanları kandırarak kazanılmış olmamasıydı.
11:38Diğer bir ifadeyle toplanacak paranın fuhuş, tefecilik veya gasp gibi haksız bir kazançla elde edilmemiş olmasını şart koştular.
11:50Mekkelilerin paranın kaynağını meşru veya helal ve gayrimeşru veya haram olarak ayırmaları
12:00zihinlerinde kazanç yöntemlerinin doğruluğuna dair soru işaretleri olduğunun ispatı niteliğindedir.
12:08Buna rağmen meşru görmediği kazanç kapılarını aralaması insanın en büyük açmazının somutlaşmış halidir.
12:20Maddi imkanları arttırmak için her yol mübah görülebilirim.
12:27Yanlış olduğu bilindiği halde sırf ekonomik menfaat elde etmek için haksız kazanca göz yumulur mu?
12:37Haram ve helal, doğru ve yanlış kavramları herkesin zihninde vardır.
12:45Önemli ve zor olan yanlışı bilip ondan uzaklaşabilecek cesaret erdemini gösterebilmektir.
12:55Kumarın, sanal bahisin kötü olduğunu herkes biliyor.
13:00Aslında kumardan kimsenin fayda görmediğini ve görmeyeceğini herkes bildiği halde
13:08hayır diyebilme cesaretini göstermekte zayıflık sergilenebiliyor.
13:14Bu zayıflık da iki şekilde kendini gösteriyor.
13:17Ya hiçbir şekilde hayır diyememe ya da kendi içerisinde bir tasnifle durum değerlendirmesi yaparak yapılanın kötü olmadığını savunma.
13:29Daha açık bir ifadeyle söyleyecek olursak, doğrudan sonucu etki etme imkanının olmadığı durumlarda yapılan eylemi meşrulaştırma girişimi.
13:42Yaptıkları hususunda bir takım sıkıntıları olsa da bu hayatı devam ettirmeleri insanı doğru yola iletecek bir inancın olmaması halinde
13:53arzuların akla ve doğru olana galip geleceği hususunda ibretlik bir örnektir.
14:03Laf aramızda insanoğlu, işin içerisinde kendi menfaati olduğunda, zihnini meşrulaştırma noktasında son derece mahir bir candı.
14:14Neyse biz konumuza dönelim.
14:16İnşaat başlayacağı zaman Kabe'nin kutsiyeti ve ruhaniyetinden çekinen Mekkeliler başlarına bir şey geleceğinden korktuklarından ilk kazmayı vurma hususunda tereddüt
14:31göstermişlerdir.
14:32Neticede yaklaşık 35 yıl önce Ebrehe Kabe'yi yıkmaya gelmişti ve Allah evini ebabillerle koruyarak Ebrehe'nin ordusunu helak etmişti.
14:46Benzeri bir durumun yaşanma ihtimali Mekkelileri korkuttuğundan bir tedirginlik duyuyorlar ve tam anlamıyla ayakları geri gidiyor.
14:59Bu noktada Mekkelilerin ayrımını yapamadıkları şey amellerin niyetlere göre olduğudur.
15:06Bir fiili işlerken Yüce Allah'ın nazarında önemli olan husus kişinin bunu hangi niyetle yaptığıdır.
15:17Niyet halis ve hedef Allah'ın rızasını kazanmaksa insanın korkacağı bir şey yoktur.
15:25Bununla birlikte niyette samimiyet yoksa insanın o fiilden kazanacağı bir şey yoktur.
15:32Ma'un suresinde geçen vay halini o namaz kılanların, onlar namazlarının özünden uzaktırlar.
15:42Halka gösteriş yaparlar mealindeki eleştiriyle verilmek istenen mesaj tam olarak budur.
15:50İbadetlerde ilk bakılan husus şekil şartlarıdır.
15:54Ancak en az şekil şartı kadar hatta belki de daha fazla önem verilmesi gereken husus öz ve içeriktir.
16:04İkinci bir ajandada yazan farklı niyetleri gerçekleştirmek için ihlas, samimiyet ve takvadan uzak bir şekilde gerçekleştirilen ibadetin insana kazandıracağı hiçbir
16:19şey yoktur.
16:21Hazreti Peygamberin Allah'ı görüyormuşçasına ibadet etmek şeklinde ifade ettiği husus burada anlam kazanmaktadır.
16:31Hasılı birileri görsün diye kılınan namazın, fotoğraflar eşliğinde dağıtılan yardımın veya küfür, hakaret ve agresiflikten alıkoymayan orucun Allah katında anlam
16:48ve değerini bir kez daha düşünmek gerekir.
16:51Bir şekilde ilk kazma vurulsa da Mekkeliler bir süre beklemeyi tercih etmiş, kötü bir şey olmadığını görünce Kabe'nin inşaatına
17:01devam etmişlerdir.
17:03İnşaat Hacer-ül Esved'e gelinceye kadar sorunsuz devam etmiş, sıra cennetten geldiğine inanılan bu taşa gelince tartışma başlamıştır.
17:13Tartışmanın odak noktası Hacer-ül Esved'i yerine koyma şerefinin kime ait olacağı ve kimin toplumun gözünde ayrıcalıklı bir konuma
17:25sahip olacağı hususundaydı.
17:28Hacer-ül Esved'i yerine koyma arzusu, nesiller boyunca bunun üzerinden kendini anlatmak, daha fazla övülmek ve daha fazla saygı
17:40görmek fikrinden kaynaklanmaktadır.
17:41Her kabile bu durumun farkında olduğundan, ben anlatamayacaksam kimse anlatmasın, ben gururlanamayacaksam kimse gururlanmasın düşüncesi inşaatı durma noktasına getirmiştir.
17:58Hatta tartışma öyle bir boyuta gelmiştir ki, kılıçlar çekilmiş, insanlar kabilelerine saygınlık kazandırmak için ölmeyi göze almıştır.
18:12Varlıklarının ve Mekke'de rahat hareket edebilmelerinin, kabilelerinin adının diğer insanlar nezdinde ifade ettiği anlama bağlı olduğunun,
18:24kabileleri yoksa kendilerinin de olmadığının bilinciyle hareket eden Mekkeliler,
18:30Hacer-i Lesved'i yerine koyma şerefini kabilelerine kazandırmak için ölmeyi veya öldürmeyi göze almıştır.
18:41Sorunun içerisinden çıkılamayacak bir hale geldiğinin ve herkese zarar verecek boyutlarda bir iç savaşa dönüşme ihtimalinin artması üzerine,
18:52Kabe'nin haremine ilk gelen şahsın hakemliğine başvurulması hususunda anlaşmaya vırıldı.
18:58Kabe'ye ilk gelen Hazreti Muhammed olmuş ve bu durum Mekkelilerce memnuniyetle karşılanmıştır.
19:07Mekkeliler, adalet ve hakkaniyet sınırları içerisinde hüküm vereceğine inandıkları için,
19:13gelenin Hazreti Peygamber olmasını sevinç ve memnuniyetle karşılamışlardır.
19:19Burada gözden kaçırılmaması gereken husus, Hazreti Peygamber'in de bir kabileye mensup olduğudur.
19:29Ancak hiç kimse onun kabile taassubuyla konuya yaklaşıp buna göre hüküm vereceğini düşünmüyor.
19:39Hazreti Peygamber'in bu fiili bir daha anlatmayacak olması da üzerinde durulması gereken bir konu.
19:48Hazreti Peygamber'in yolunda yürüyen bir Müslüman, yaptığı iyilikleri arkasında bırakmayı bilen kişidir.
19:57Geçmişi konuşmak, geçmişi hatırlatmak, hele ki geçmişi övünme aracı haline getirmek,
20:06Müslüman'ın yapacağı bir durum değildir.
20:09Neticede zerre miktarınca iyilik de, zerre miktarınca kötülük de kayıt altına alınıyor
20:17ve günü geldiğinde zaten insan tüm bunlarla birlikte tartıya çıkacak.
20:25Asıl mesele o gün konuşabilecek bir geçmişe sahip olmaktır.
20:33Kısacası, ahlak ve doğruluk üzerine hayatını kurgulayan,
20:38ilerleyen süreçte bu yaptığıyla övünmeyecek, gururlanmayacak,
20:43toplumsal bir güç ve ayrıcalık için bunu kullanmayacak birinin gelmesi herkesi mutlu etmiştir.
20:51Mekkelilerin sevinmesinin asli sebebi,
20:55Hazreti Peygamber'in herhangi bir olayı müstakil olarak ele alıp kendi bağlamında değerlendiren karakteriydi.
21:03Bir hakemde olması gereken karakter neyse,
21:07verilmesi gereken en uygun hüküm neyse,
21:11onu vereceğinden herkes emindi.
21:14Çünkü hakemleri Muhammed-ül Emin yani güvenilir Muhammed'di.
21:20Bu noktada küçük bir parantez açmak istiyorum.
21:27Gücün haklılık ile doğru orantıda olduğu bir zaman diliminde,
21:32kabile taassubunun doğruluğun önüne geçtiği,
21:36ilişkilerin menfaat devşirme odaklı olduğu bir şehirde,
21:40bir kişinin güven duygusuyla ilişkilendirilmesi,
21:44kan dökülmesinin göze alındığı bir atmosferde,
21:48adının, kılıçların kınına sokulmasını sağlaması,
21:54bu zamanda babana bile güvenmeyeceksin.
21:57Bayran değil, seyran değil, nereden çıktı bu ilgi şeklinde?
22:01Her şeye şüpheyle yaklaşılan
22:03ve her şeyin altında bir bit yeniğinin arandığı bir zaman diliminde,
22:08güven kavramını anlamak kolay değildir.
22:13Güven duymak,
22:15güven duyulan bir ortamda yaşamak,
22:18büyük bir nimettir.
22:20Çünkü,
22:21güvenin olmadığı yerde,
22:24şüphe ortaya çıkar.
22:26Şüphenin olduğu yerde,
22:28insanlar,
22:28kendileri
22:29olamazlar.
22:30Fikirlerini,
22:32düşüncelerini açıklamaktan kaçınırlar.
22:36Bunun sonucunda da,
22:38yapay ilişkilerin hakim olduğu,
22:40herkesin yüzünde ve zihninde bir maskeyle gezdiği,
22:45sözlerin filtrelendiği bir durum ortaya çıkar.
22:49Bu yapı,
22:50toplum için son derece tehlikelidir.
22:53Çünkü,
22:55güvensizlikten kaynaklanan bir ortamda fikirlerin filtrelenmesi,
23:00hem övgünün,
23:01hem de eleştirinin yersiz ve orantısız gerçekleşmesine sebep olur.
23:09Bu da,
23:10toplumun anlaşabilmesinin,
23:12ortak bir zeminde buluşmasının,
23:15önündeki en aşılmaz engeldir.
23:19Bu yapı,
23:20yani güvensiz ortam neticesinde de,
23:23toplumsal ilişkiler,
23:25durağan,
23:26statik bir yapı kazanır.
23:29Kendisini Müslüman ve mümin olarak tanımlayan bir kişinin,
23:34kendisine sorması gereken ilk soru,
23:37çevresiyle kurduğu güven ilişkisidir.
23:41Unutmayalım ki,
23:43Hazreti Peygamber,
23:44Müslüman,
23:46diğer Müslümanların,
23:47dilinden ve elinden zarar görmediği kimsedir.
23:51Mümin de,
23:52insanların canları ve malları hususunda,
23:56kendilerine zarar vermeyeceğinden,
23:59emin oldukları kimsedir buyurmuştur.
24:02Kendisine Hazreti Peygamber'e örnek alan,
24:05veya almaya çalışan bir insanın,
24:08yapması gerekenlerin başında,
24:11çevresiyle arasında,
24:13güven ilişkisi kurmak gelmektedir.
24:15Evet,
24:18konuya dönecek olursak,
24:21Mekkeliler,
24:22Hazreti Peygamber yanlarına gelince,
24:25yaşananları kendisine anlatmış,
24:28ve onu hakem tayin ettiklerini söylemişlerdir.
24:33Bunun üzerine Hazreti Peygamber,
24:34yere serdiği bir örtünün üzerine,
24:36Hacer-ül Esved'i yerleştirmiş,
24:38ve her kabileden bir kişinin,
24:41örtünün bir ucundan tutmasını istemiştir.
24:45Taşın konulacağı yere getirilip,
24:48konulacağı yüksekliğe çıkarılmasının ardından da,
24:51Hacer-ül Esved'i alarak yerine,
24:54bizzat yerleştirmiştir.
24:57Hazreti Muhammed'in ürettiği çözüm,
24:59Mekkelilerin hoşuna gitmiş,
25:01ve onayını almıştır.
25:03Neticede bütün kabileler,
25:05bu olayın bir parçası haline gelirken,
25:08kabile asabiyyetini,
25:09hayatında alan açmayan bir kişi,
25:11sorunu çözmüş oluyordu.
25:14Kimse bu olayı sohbetlerde kullanmayacak,
25:17hiçbir kabile şeref yarışında,
25:19Hacer-ül Esved üzerinden öne geçemeyecekti.
25:24Kabe hakemliği,
25:25toplum içerisinde Hazreti Peygamber'in saygınlığını arttırmıştır.
25:30Bundan sonra Hazreti Peygamber,
25:32ne zaman bir ortama girse,
25:34insanlar ayağa kalkmış,
25:36ve ona saygı göstermişlerdir.
25:40Daha önce bahsettiğimiz hülfül fudule katılımı,
25:44ve Kabe hakemliği göstermektedir ki,
25:47Hazreti Peygamber,
25:48toplumunun bir parçasıydı,
25:51ve sosyal içerikli olaylarda,
25:54rol alıp yeri geldiğinde,
25:56şehrini veya toplumunu ilgilendiren hususlarda,
26:00sorumluluk almaktan çekinmemişti.
26:04Hazreti Muhammed toplumuyla,
26:06başta inanç ve yaşam tarzı olmak üzere,
26:09pek çok konuda ayrışsa da,
26:12sosyal sorunlara aynı pencereden bakıp,
26:15ortak çözümler üretmekten geri durmamıştır.
26:20Onun bu tarzı,
26:21toplum olmak için,
26:23inanç birlikteliğinin bir ön koşul olmadığını göstermektedir.
26:28Unutulmamalıdır ki,
26:30inanç birlikteliği başka,
26:33sosyal sorunlar karşısında,
26:35ortak çözümler üretebilmek,
26:38başkadır.
26:40Bu noktada,
26:42sizlerle önemli gördüğüm bir hususu konuşmak istiyorum.
26:46Hakikati konuşmak,
26:48gerçeğe uygun bilgi vermek,
26:51dürüst ve güvenilir olmak,
26:54vaadine sadakat göstermek,
26:56ve sözün hem objektif gerçeğe,
27:00hem de sözü söyleyenin zihnindeki bilgiye uygunluğu anlamlarına gelen doğruluk,
27:06insanın zihninden geçen ve kalbinin hissettiğiyle dilinden dökülenlerin aynı olmasıdır.
27:16Kur'an-ı Kerim'de doğru sözlü olmanın önemi,
27:20ey iman edenler,
27:22Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki,
27:29Allah sizin işlerinizi düzelsin ve günahlarınızı bağışlasın.
27:34Kim Allah'a ve Resulüne itaat ederse,
27:38muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır ayetiyle vurgulanırken,
27:43Hazreti Peygamber de doğruluğun önemini,
27:47doğruluktan ayrılmayın.
27:49Çünkü doğruluk,
27:51insanı iyiliğe,
27:53iyilik de cennete götürür.
27:55Kişi devamlı doğru söyler ve doğruluktan ayrılmazsa,
28:01Allah katında doğru olarak tescillenir.
28:06Yalandan sakının.
28:08Çünkü yalan insanı kötülüğe,
28:11kötülük de cehenneme götürür.
28:14Kişi devamlı yalan söyler,
28:16yalan peşinden koşarsa,
28:18Allah katında yalancı olarak tescillenir.
28:22Hadisiyle hatırlatmıştır.
28:23Yüce Allah'ın verdiğiniz sözü yerine getirin emri.
28:30Hazreti Muhammed'in yalancılığı,
28:33münafıklığın göstergeleri arasında saymasıyla birlikte düşünüldüğünde,
28:37bir Müslümanın doğru olmaya göstermesi gereken dikkat ortaya çıkmaktadır.
28:43Doğru sözlü olanın Kur'an'ın ifadesiyle hiçbir korkusu yoktur.
28:50Esasen doğru sözlü olmak kişinin kendisiyle barışık,
28:56tutarlı, özgüven sahibi ve ruh sağlığının düzgün olduğunun bir göstergesidir.
29:03İnsanları aldatmak,
29:06olunmayan bir kişi gibi görünmek,
29:10yapılamayacak veya yapılmayacak bir şeyi yapacak gibi davranmak,
29:16doğrulukla bağdaşmayan tutumlardır.
29:18Bir Müslüman, Yüce Allah'ın,
29:22Ey iman edenler!
29:24Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?
29:27Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz,
29:31Allah katında büyük gazap gerektiren bir iştir uyarısını dikkate alarak hareket etmeli
29:36ve söylem, eylem uyumunu kendisi için vazgeçilmez bir erdem görmelidir.
29:45Söylem, eylem birlikteliğini karakter haline getiren kişi,
29:50diğer bir ifadeyle,
29:52her türlü söz, fiil ve davranışında doğruluk prensibiyle hareket eden kişi,
29:59dürüst olarak isimlendirilir.
30:01Hazreti Muhammed de,
30:03Kulun kalbi doğru oluncaya kadar imanı dosdoğru olmaz.
30:08Dili doğru oluncaya kadar da kalbi dosdoğru olmaz hadisiyle,
30:14söylem, eylem birlikteliğinin, kişinin imanının bir göstergesi olduğunu ifade etmiştir.
30:22Doğru sözlü olmak ve dürüstlük,
30:24bir insanın sahip olması gereken en önemli erdemlerin başında gelir.
30:30Çünkü insan, doğruluk ve dürüstlükten uzaklaştığında,
30:36diğer bütün erdemlerden de uzaklaşmaya başlar.
30:40Temele bu iki erdem koyulduğunda,
30:44yardımlaşma, temizlik, sevgi, saygı ve benzeri erdemler de beraberinde gelmektedir.
30:51Bununla birlikte, insan doğruluktan uzaklaştığında,
30:56sevgi ve saygı bir anda ortadan kaybolabiliyor.
31:00Bu sebeple insanın, sonucun aleyhine bir durum ortaya çıkaracağını bilse bile,
31:07doğruluktan uzaklaşmaması,
31:09dürüstlüğü hayatında bir düstur haline getirmesi gerekir.
31:13İnsan, bir taraftan yaşamın zorunlu getirisi olan,
31:18üretim ve tüketim çarkının içerisinde hayatını sürdürmek için gerekli olan,
31:23ekonomik hacmi inşa etmelidir.
31:26Diğer taraftan da,
31:28ebedi hayatta mutlu olmak ve ödüllendirilmek için,
31:33yüce yaratıcının kendisinden beklediği ilkesel duruşu sergilemelidir.
31:39Bu anlayış, insanı madde ve mana arasında çift boyutlu bir varlık haline getirmektedir.
31:48Esasen, dünyayı yaşanılabilir ve keyif alınan bir alan haline getiren de,
31:56bu çift boyutlu düzeni insanlar için arzu edilen bir yaşam tarzı haline getirmekten geçmektedir.
32:05Bununla birlikte, gücün ekonomik üstünlükle sağlandığı bir zaman diliminde,
32:13ekonomik getirisi olan her bir husus,
32:16hedefler doğrultusunda manipüle edilmeye çalışılmaktadır.
32:21Bu noktada en fazla hedef alınanlar,
32:25toplumların inançları, değer yargıları, kültürleri ve yaşam biçimleridir.
32:34Unutulmamalıdır ki, ürüne para ödemiyorsanız, ürün sizsinizdir.
32:40Günümüzde de, tüketim kültürü sofrasının ana servisi,
32:46bizzat insanın kendisi haline gelmiş durumdadır.
32:49İnsanlık ailesinin her bir ferdi,
32:54kendisine sunulan hayatı bilinçsizce yaşayıp,
32:58sınırsız tüketen,
33:00her bir tüketmeden sonra yeniden şekillendirilerek,
33:05bir başka tüketime hazırlanan bir ürün olarak görülmeye başlanmıştır.
33:11Gerçekliklerden uzaklaştırılarak,
33:15kurguların gerçekliğin anlam kazandığı bir zaman diliminde,
33:19insan, sahte olduğunu bildiği hayatın sahteliğini unutma arzusuyla,
33:25sürekli olarak kurgusal mutlulukların arayışına girmektedir.
33:30Bir video oyununda elde edilen sahte başarılar,
33:35kurgusal gerçeklikle yapılan seyahatler,
33:39dijital ortamlarda karşılıklı etkileşimden uzak bir şekilde gerçekleştirilen sohbetler,
33:46insanların mutluluk vasıtaları haline gelmektedir.
33:51Bu tür bir yaşam algısında insanın hayatını,
33:55çağın gereksinimleri olarak gösterilen ve olmazsa olmaz olarak düşündürtülen,
34:03her türlü şeyi karşılayabilecek şekilde sürdürmesini sağlayacak,
34:07maddi araçlara ulaşım amaç haline gelmektedir.
34:13Maddi unsurlara ulaşımın birinci hedef haline getirilmesi,
34:17insanın tüm konsantrasyonunu ekonomik getirisi olan hususlara odaklamasına sebep vermektedir.
34:26İlaveten, insanın ekonomik getiri sağlayan çalışma zamanlarının dışında kalan süreyi,
34:33vücudunu yeniden çalışmaya hazır hale getirmek için geçirmesi,
34:38tüm bir yaşamın ekonomik faaliyetlerin kontrolüne girmesi anlamına gelmektedir.
34:44Daha çok çalışma, daha çok ekonomik getiri, daha çok ekonomik getiri,
34:52daha rahat bir yaşam döngüsü üzülerek söylemeliyiz ki,
34:57adalet, mutluluk, huzur, vefa, samimiyet, sadakat ve güven gibi insanı değerlerle kültürel hafızanın korunmasına yönelik faaliyetlerin,
35:11insanın öncelikleri arasında ikincil planda kalmasına sebebiyet vermektedir.
35:19Her bir ferdi asgari müşterekte birleştirebilecek bir değerler manzumesi oluşturmak,
35:26toplum olma yolunda atılabilecek en önemli adımlardandır.
35:31İnsanın değerinin toplum kurallarına uyumu çerçevesinde tespit edilmesi,
35:38hiçbir ferdin ötekileştirilmemesi, dışlanmaması,
35:45ayrımcılığa tabi tutulmaksızın kendisini değerli hissederek toplum ile bağını kuvvetlendirecek bir düzenin tesisi,
35:55birlikte hareket edebilme, dünyaya aynı pencereden bakabilme kabiliyetinin arttırılması açısından önemlidir.
36:05Bir milletin asırlar boyunca ürettiği ve bir birikim sonucu toplum hayatının parçası haline getirdiği değerlerin,
36:14insan yığınlarının toplum olarak adlandırılması adına önemi açıkken,
36:19Modernizm, değişim, çağa ayak uydurma kılıflarıyla kişisel anlayışın ön plana çıkarılması
36:27veya grup menfaatinin egemen kılınması gibi hedeflerle yozlaştırılması,
36:34erozyona uğratılması, hafife alınması ve kıymetsizleştirilmesi,
36:41bir milletin kültür emperyalizmini açık hale getirilmesidir.
36:46Hayatın her alanında olduğu gibi, yaşam tarzı da boşluk kabul etmez.
36:53Kendi geleneklerinden, tarihinden, kültüründen beslenmeyen bir yaşam tarzının,
37:01kültürel olarak sömürülmesi kaçınılmaz bir sondur.
37:06Bilinçsiz bir şekilde yaşanan değişim ve dönüşüm neticesinde,
37:11kimyasal bir başkalaşım ortaya çıkarak,
37:15toplumun bir daha asli hüviyetine dönmesi mümkün olmayacaktır.
37:20İyi ve kötüyü, iradesiyle seçme özgürlüğüne sahip olan insan,
37:26yeryüzünün daha güzel veya yaşanamaz bir yer haline gelmesinde,
37:31en önemli role sahiptir.
37:34İnsandan beklenen Allah'ın sıfatlarını içselleştirmesidir.
37:41Bunu yapabilmesi halinde, başta yaratıcısı olmak üzere,
37:46hem cinsleri, diğer canlılar, doğa ve evren ile daha sağlıklı bir ilişki kuracaktır.
37:54İslam inancında Allah, her bir insanla ayrı ayrı sözleşmiştir.
38:02Bu sözleşmede insanın sorumluluğu, kendinin bilincinde olması,
38:07yaratılışına uygun hareket edip,
38:10medeniyet inşa ederek dünyayı mamur kılması
38:14ve sahip olduklarını kendisine veren Allah'ı tanıyıp,
38:19bilerek kulluğunun bir göstergesi olan ibadetleri yerine getirmesidir.
38:25İnsanın medenilik düzeyi, hırslarını, ihtiraslarını,
38:31arzularını ve şehvetlerini kontrol edebilmesiyle doğru orantılıdır.
38:36Bu noktada belirleyici husus da,
38:39söylem, eylem birlikteliğidir.
38:42Erdemlilik sadece sözle olabilecek bir durum değildir.
38:49Bunun, kişinin tavırlarına, yaşantısında ve duruşunda bir yansımasının olmasını beklemek,
38:57makul bir yaklaşımdır.
39:00Müslüman, hayatını dini veya dünyevi diye bir ayrım üzerine kurgulamaz.
39:07Müslümanın tüm fiilleri hem dinidir, hem de dünyevidir.
39:12Çünkü Müslümanın, yaradanla olan ilişkisini şekillendiren hususlardan birisi de,
39:19hemcinsleri ve dünya ile kurduğu ilişkidir.
39:24Üzerinde kul hakkı olan birinin,
39:27yaratıcıya karşı kulluk vazifesini,
39:29tam ve eksiksiz yaptığı söylenemez.
39:33Unutulmamalıdır ki,
39:36insan, sadece ibadet olarak gördüğü dini fiilleri yerine getirmek suretiyle,
39:44Allah'a hakkıyla kul olamaz.
39:48Yeryüzünde Allah'ın halifesi görevini üstlenen insanın,
39:52Allah Teala'ya karşı kulluk vazifesinin başında,
39:56dünya üzerinde Allah tarafından kurulmuş olan düzeni korumak gelir.
40:00Allah'ın düzeninin temelinde,
40:04insan haklarını koruma,
40:06adaleti tesis etme,
40:08iyiliği yayma ve
40:10kötülüğü engellemenin yanı sıra,
40:13dünyanın kaynaklarını israf etmeme,
40:17sere gazlarıyla ozon tabakasına zarar vermeme,
40:21gökyüzünü bir metal çöplüğüne dönüştürmeme de vardır.
40:25Bu sebeple dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan ve ilahi kanunlara aykırı olan bir olay,
40:33Müslüman'ın gündeminde yer etmek zorundadır.
40:38Kısacası Müslüman'ın haksızlık kim tarafından yapılırsa yapılsın,
40:45bunu görmedim, duymadım ve de bilmiyorum deme lüksü yoktur.
40:53Bilakis, Müslüman her türlü kötülük,
40:57istismar ve fuhşiyatın karşısında konumlanmak
41:02ve bu konularda çözüm üretmekle mükelleftir.
41:07Bu tavır hem insani hem de İslami bir zorunluluktur.
41:14Çünkü İslam tebliği,
41:16Müslüman'ın dünyayla kurduğu ilişkide gizlidir.
41:19Dünyada iyiliği yayıp kötülüğü engelleme hususunda
41:24sorumluluk almak,
41:26İslam'ın geniş kitlelere ulaşmasının en etkili yoludur.
41:32Hayata dair,
41:33hukukun üstünlüğüne dair,
41:36insan haklarına dair alınacak tavır,
41:39İslam için en güzel tanıtım faaliyetidir.
41:43Hz. Peygamber'in İslam öncesi hayatı,
41:47bize onun toplumun bir parçası olduğunu,
41:51Mekke'yi ilgilendiren konulara müdahil olup,
41:54bu konuların çözümünde rol aldığını göstermektedir.
41:58Hz. Peygamber yeri geldiğinde şehrini
42:01veya toplumunu ilgilendiren hususlarda,
42:04sorumluluk alıp sosyal içerikli problemlerin çözümünde
42:09hayatın bir parçası olmaktan geri durmamıştır.
42:14Çünkü Hz. Peygamber,
42:17bir toplumun sosyal sorunlara aynı pencereden bakıp,
42:21ortak çözümler üretmesinin toplum olmak için öneminin farkındaydı.
42:28Bu sebeple de inanç birlikteliği olmadığı,
42:33hatta temel öğreti ve kabulleri tamamen farklı olan bir toplumun parçası olmaktan çekinmemiştir.
42:41Peygamberlik öncesi dönemde yaşananlar,
42:44Hz. Peygamber'in son derece önemli bir sünnetine işaret etmektedir.
42:50Hz. Muhammed, Mekke'nin sosyal yapısında bilinen, sevilen ve sözü dinlenilen bir keşiydi.
43:00Toplum tarafından iyi bilinmek,
43:03duruşuyla, bilgisiyle, kararlarıyla ve insani ilişkileriyle iyi bilinmek,
43:11bir Müslümanın takip etmesi gereken sünnettir.
43:14Günümüzde taciz, tecavüz, ırkçılık ve ayrımcılık gibi hususların çözüm bekleyen ortak insani sorunlar olduğu düşünüldüğünde,
43:27bu tür sorunların çözümüne katkı sunmak,
43:30bir Müslümanın Hz. Peygamber'den örnek alması gereken sünnettir.
43:36Hz. Muhammed, mutlu bir evlilik yapmış, çocuk sahibi olmuş,
43:43toplumda hatırı sayılır bir itibar kazanmış,
43:46ekonomik anlamda sıkıntısı olmayan bir insandı.
43:50Esasen bu standartlarda bir yaşam,
43:53ortalama bir insanın hayalini kurduğu, kabul edilebilir bir yaşam tarzıydı.
43:59Ancak, Hz. Peygamber'in özellikle 35 yaşından sonra vaktinin önemli bir kısmını toplumdan uzak bir dağın tepesinde,
44:11bir insanın ancak sığacağı bir mağarada geçirmesinden,
44:16Hz. Muhammed'in zihnini netleştiremediği, gönlünü tatmin etmekte zorlandığı bir takım hususların olduğu anlaşılıyor.
44:26Hz. Peygamber'in, cahiliye, toplumunun inancı ve sosyal yapısına uyumlu bir karaktere sahip olmaması,
44:35onun toplumdan uzak bir yaşam sürmesinin gerekçeleri arasında gösterilebilir.
44:41Ancak ortada daha derinlikli ve yapısal bir sorun olduğu açıktır.
44:47Hz. Muhammed'in toplumdan izole olup, kendini dinleme ve yenilenme dönemleri vardı.
44:56Özellikle Ramazan ayını bu izolasyona vesile kılıyordu.
45:01Aslında bu tercihini dedesinden öğrendiği söylenebilir.
45:05Abdülmuttalib'in ömrünün son yıllarında, özellikle Ramazan ayında,
45:10Hira Dağı'ndaki bir mağaraya çekildiği bilinmektedir.
45:13Hz. Muhammed de, çocukluk yıllarında dedesinden gördüğü bu uygulamayı kendi hayatına tatbik etmiştir.
45:21Şehrin keşmekeşinin bakış açısını daralttığı, kabullenişlerin hayatı durağanlaştırdığı bir ortamda,
45:29şehre yukarıdan bakarak açıyı genişletip, resmin tamamına hakim olma,
45:36ruhunu dinginleştirip hayatı sadeleştirme arayışı neticesinde,
45:41dingin ve arınmış bir zihniyet orta yaşın olgunluğunu getiriyordu.
45:48Evet, bu bölümlükte bu kadar.
45:52Dünya tarihinin son büyük kırılmasına,
45:55insanlık için kum saatinin son kez başa alındığı olaya değineceğimiz,
46:00bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Yorumlar

Önerilen