Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 12 saat önce
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.

Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.

“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.

Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
Döküm
00:13Müzik
00:16Herkese merhaba.
00:19Son çağrının bu bölümüne Hazreti Peygamber'in Beni Müstalik gazvesiyle başlayıp,
00:24sahabenin Hazreti Peygamber'e duyduğu sevgi ve gösterdiği saygıya dair örnekler vereceğiz.
00:31Ardından da İslam tarihinin en vahim, en fazla ibret alınması gereken hususlarından birine değinip,
00:38çok önemli bir kavramı anlamaya çalışacağız.
00:42Hazırsanız Beni Müstalik gazvesiyle başlayalım.
00:47Hendek Savaşı ve sonrasında yaşananlar, beraberinde Müslümanların kendilerini konumlandırmaları
00:55ve bölgedeki güç dengelerini yeniden yorumlamalarını zorunlu kılmıştır.
01:01Yaşananlar sonucunda Mekkeli müşriklerin ve onlarla birlikte hareket eden grupların,
01:06bir daha Medine üzerine yürüme ihtimallerinin oldukça zayıfladığı,
01:11herkes tarafından kabul edilen bir gerçek oldu.
01:15Bundan sonra yeni bir stratejik plan çerçevesinde politika değişimine gidilerek,
01:22özellikle Mekke bağlamında, bekleyen ve şartlar çerçevesinde konumlanan,
01:29nispeten edilgen bir stratejiyi benimsemek yerine,
01:33daha etken bir hareket tarzına geçilmesi gerektiği anlaşıldı.
01:39Tünelin sonundaki ışığa ulaşıldığında görülecek yerin neresi olduğu,
01:44herkesin zihninde malumken, malumun ilanı için atılması gereken birkaç adım daha vardı.
01:53Bu bağlamda, öncelikle yol üzerindeki muhtemel engellerin ortadan kaldırılması gerekiyordu.
02:00Hazreti Peygamber, Huza kabilesinin bir kolu olan Müstalik kabilesinin at ve silah temin ederek Medine'ye saldıracağını öğrenince,
02:11istihbari bilginin güvenirliğini teyit ettirmek için bir çalışma başlattı.
02:18Yapılan tahkikatın ardından bilginin doğruluğu kesinleşince,
02:22yeni stratejinin ilk somut adımını atmak için aranan sebep ortaya çıkmış oldu.
02:30Hazreti Peygamber,
02:32Mekkelilerle işbirliği halindeki Müstalik oğullarının Medine'ye yönelik saldırı girişimini engellemek
02:39ve aynı zamanda Mekke yolunu muhtemel bir silahlı dirençten arındırmak amacıyla,
02:45yaklaşık 700 kişilik bir grupla harekete geçti.
02:49Bu gazveyi öncekilerden ayıran en önemli husus,
02:53İslam toplumu içerisinde bozguncu fikirleriyle bilinenlerin de bu sefere katılma konusunda istekli davranmalarıdır.
03:03Kaybetme ihtimalinin düşük, buna karşılık maddi kazanç elde etme ihtimalinin ise çok yüksek olması,
03:11bu grubun katılım şevkini arttıran en önemli motivasyon unsuru olmuştur.
03:17Müslümanların kararlı bir şekilde yola çıktıkları haberi,
03:21Beni Müstalik ve müttefikleri arasında büyük bir telaşa sebebiyet verdi.
03:27Nasıl bir yol izleneceği hususunda duyulan tereddüt,
03:31ittifak içi çatlağa kaynaklık etti.
03:34Neticede başlangıçta Beni Müstalik ile birlikte hareket eden,
03:39muhtemelen de her şartta destek verecekleri vaadinde bulunan kabilelerin hepsi evlerine dönmeyi tercih edip,
03:49müttefiklerini yalnız bıraktılar.
03:51Bu tablo İslam'ın sözün değeri ve söze sadakat konusundaki vurgusunu yeniden hatırlatmaktadır.
04:02Nitekim sözünde durmamak,
04:05İslam düşüncesinde münafıklığın alametlerinden biri olarak kabul edilmiştir.
04:11Bunun temel nedeni sözleriyle muhataplarını manipüle eden,
04:17duygularını harekete geçirip aklını devre dışı bırakmaya çalışan
04:22ve böylece sağlıklı düşünme süreçlerin sekteye uğratan insanların her zaman olacağıdır.
04:30Kimi zaman güzel ve övücü sözlerle,
04:36kimi zaman bir başkasına karşı tahrik edici ifadelerle,
04:42kimi zaman da bilmiyorum, duyuyoruz, öyle söylüyorlar tarzı,
04:49pasif ve edilgen bir dil kullanılarak,
04:52insanların birbiri hakkındaki düşünceleri bulandırılmaya çalışılır.
04:57Böyle bir durumla karşı karşıya kalıp sonrasında pişman olmak istemeyen bir insanın,
05:05Allah Resulü'nün Müslüman,
05:08aynı delikten iki kere sokulmaz hadisi şerifini doğru anlaması ve hayatına rehber edilmesi gerekir.
05:17Evet biz konumuza dönelim.
05:20Neticede Müslümanlar ile Müstalikoğulları,
05:23Müreysi Kuyusu yakınlarında karşı karşıya geldiler
05:27ve Müslümanlar kısa sürede rakiplerini bozguna uğrattı.
05:32Yaklaşık 700 kişilik Müstalikoğulları'ndan 10 kişi etkisiz hale getirilirken,
05:38geri kalanlar esir alındı.
05:40Savaşın ekonomik açıdan en olumlu sonuçlarından birisi,
05:455000 koyun ve 2000 kadar devenin Müslümanların eline geçmesiydi.
05:50Ancak ekonomiden çok daha önemli bir gelişme sosyal ilişkilerde yaşandı.
05:57Hazreti Peygamber'in Beni Müstalik kabilesi lideri Haris'in kızı Cüveyriye ile evlenmesi üzerine,
06:03esir alınanların tamamı Müslümanlarca serbest bırakıldı.
06:08Müslümanların Hazreti Peygamber ile kurdukları samimi ilişki
06:13ve sırf peygamberlerini memnun etme düşüncesiyle yaptıkları hareket,
06:19Müstalikoğulları'nın zihninde makez buldu.
06:23Bu gelişme başta kabile reisi Haris bin Ebu Dırar olmak üzere,
06:27Müstalikoğulları'nın tamamının İslamiyet'i kabul etmesinde etkili oldu.
06:32Kabilenin tamamının İslam'ı kabulü Hazreti Peygamber tarafından memnuniyetle karşılanmış,
06:39kabilenin iç dinamiklerinde değişikliğe gitmeyerek kabile reisinin konumuna dokunmamıştır.
06:49Müstalikoğulları gazvesi bu yönüyle sorunsuz bir şekilde tamamlanırken,
06:54dönüş yolunda yaşanan bir olay,
06:57münafıkların zehirli fikirlerini yaymak için fırsat olmuştur.
07:01Muhacirlerle Ensar arasında gerçek anlamda sudan bir sebeple yaşanan tartışma,
07:09araya girenlerin teskiniyle tatlıya bağlandı.
07:13Ancak Müslümanlar arasında yaşanan gerginlikten istifade etmek isteyen Abdullah bin Übey,
07:19muhacirler aleyhindeki kışkırtıcı söylemleriyle Ensar'ın aklını karıştırmaya çalıştı.
07:26Ona göre Mekkeliler Medine'ye sığınmışlardı.
07:32Medineliler kendilerine sığınanlara evlerini açmışlar,
07:36mallarını paylaşmışlar, ihtiyaçlarını karşılamışlardı.
07:41Dahası onlar için savaşmış ve hayatlarını kaybetmişlerdi.
07:46Buna karşılık Mekkeliler ise güç sahibi olunca kendilerine yapılan iyilikleri unutmuşlardı.
07:56Ona göre bu durum karşılıksız bırakılmamalıydı ve bir şekilde cevabı verilmeliydi.
08:02Hz. Peygamber'in büyük bir titizlikle ve adeta ilmek ilmek inşa ettiği ümmet fikrini
08:12temelinden sarsmaya yönelik bu söylemler kulaktan kulağa yayılınca
08:18muhacirler Abdullah bin Übey hakkında sert ve kesin bir hüküm verilmesini talep ettiler.
08:25Ensars'a isnat edilen sözleri tasvip etmemekle birlikte meselenin büyütülmemesi gerektiğini düşünüyor
08:34ve konunun bir özürle kapatılmasının daha isabetli olacağı kanaatini taşıyordu.
08:42Konuyu araştıran Hz. Peygamber, Abdullah bin Übey'i çağırarak sözlerin gerçekliğini öğrenmek istedi.
08:49Abdullah bin Übey ise topyekun bir inkar içerisinde isnat edilen sözleri hiçbir şekilde dillendirmediğine dair yemin etti.
09:02Her ne kadar Müslümanlar arasında fikir ayrılığı yaşanıp çatışma ortamı oluşturma amacıyla
09:10daha önce de çeşitli girişimlerde bulunmuş olsa da
09:14Hz. Peygamber, toplumun algı dünyasında kendisine inananları sebepsiz yere cezalandırdığı yönünde bir fikrin gelişmemesi için
09:25onun faaliyetleri karşısında bir kez daha sessiz kalmayı tercih etti.
09:32Bununla birlikte süreci tamamen kendi haline bırakmanın, söylentileri sona erdirmeye yetmeyeceğinin farkındaydı.
09:41Bu nedenle Müslümanları neredeyse dinlenmeye fırsat vermeden sürekli hareket halinde tuttu.
09:49Yolculuğun en meşakkatli vakti olan gün ortasında hareket edilmesi,
09:55güzergahın uzatılması ve yorgunluğun arttırılmasıyla
10:00insanların durup konuşmaya dahi mecal bulamayacakları bir tempo oluşturuldu.
10:07Böylece mesele soğutuldu ve gündemden düşürüldü.
10:10Bu strateji kısa vadede amacına ulaştı.
10:15Ancak münafıkların durmaya niyeti yoktu.
10:18Hicretin ardından geçen yıllar değerlendirildiğinde,
10:22Müslümanların önce Mekkeli müşriklere karşı elde ettikleri askeri başarılarla güç kazandıkları,
10:29ardından Medine'de iç karışıklık çıkarmaya çalışan Yahudi grupları etkisiz hale getirdikleri
10:36ve nihayet kendilerine saldırı hazırlığında olan çevre kabileler karşısında da
10:44caydırıcı bir güç oldukları görülmektedir.
10:48Artık Müslümanlar, kendi yurtları ve hakimiyet alanları olan,
10:53kendilerine engel olmak isteyen hangi grup olursa olsun,
10:57karşılarına çıkan ve hakkını savunan,
11:01daha açık ifadeyle Arap Yarımadası'nın her yerinde operasyon yapma kabiliyetine sahip bir güç haline gelmişti.
11:12Elde edilen kazanımlar, Müslümanlara özgüven açılırken,
11:16Müslümanların güçlenmesini istemeyen grupları da endişeye sevk ediyordu.
11:21Yaşananlar açıkça göstermişti ki,
11:26Müslümanların silahlı bir mücadele ile etkisiz hale getirilmesi mümkün değildi.
11:32Başka bir strateji geliştirilmeliydi.
11:36Aranan stratejinin adı akıl oyunlarıydı.
11:41Müslümanların zihnine girmek,
11:44acabalar üzerinden Hazreti Peygamber'le ilişkilerini ve güven bağlarını zayıflatmak gerekiyordu.
11:53Tam anlamıyla insanların zihnine nifak tohumları ekmek temel hedefti.
12:01Esasen münafık,
12:03insan zihnine bıraktığı soru ve söylemlerle ayrımcılık, ötekileştirme ve düşmanlık, kin ve nefret tohumları eken kişiye denir.
12:17Kendi kurgusuna gerçeklik süsü vererek çevresini bir senaryoya inandıran münafık,
12:24böylece bireysel veya ideolojik menfaat devşirmeye çalışır.
12:30Müslümanların birliğine zarar vermek için kurgulanacak akıl oyununa zemin olacak olay,
12:37Beni Müstelik gazvesi dönüşünde yaşandı.
12:42Açıkçası, başlangıçta kimsenin dikkatini çekmeyen,
12:47üzerinde dahi durulmayan bir olay,
12:51maksatlı sorular ve yönlendirici yorumlarla büyütülmüş ve insanlara yorumlattırılmıştır.
13:00Böylece, bir anda Medine'de olumsuz bir hava estirilmiştir.
13:06Hazreti Peygamber'in Medine'ye gelişinin ardından çıkarları zedelenen bir grup,
13:12Kur'an-ı Kerim'in ifadelerine ve Hazreti Peygamber'in şahsiyetine ve yaşantısına dair söyleyecek söz bulamayınca,
13:21ailesi üzerinden onu yıpratmayı,
13:25toplum nezdindeki güvenirliğini sarsmayı hedeflemiştir.
13:29Bu hedefleri doğrultusunda Beni Müstelik gazvesinden döndükten sonra,
13:36Hazreti Ayşe hakkında başlatılan çirkin dedikodularla,
13:40Müslümanlar arasına nifak sokularak,
13:43Müslümanların sağladığı toplumsal barış ortamına zarar vermek istenmiştir.
13:49Hazreti Peygamber, Müstelik oğulları gazvesine hanıma Hazreti Ayşe'ye de götürmüştü.
13:56Dönüş yolunda bahsettiğimiz üzere,
13:59gazve sonrası yaşanan gerginliğin etkilerini azaltma kastıyla,
14:04oğlanın dışında bir süratle hareket ediliyordu.
14:08Beklenilmedik zamanlarda hareket edilip,
14:11gücün bittiği noktada kısa molalar veriliyordu.
14:13İstirahat edildiği bir sırada,
14:16Hazreti Ayşe bir ihtiyacını gidermek için,
14:19Hevdeç adı verilen mahfelinden çıkıp,
14:22ordugahtan uzaklaştı.
14:24Geri döndüğünde,
14:26evlendiği zaman annesi tarafından hediye edilen
14:29ve kendisi için manevi değeri yüksek olan,
14:33akikten yapılmış kıymetli bir gerdanlığını düşürdüğünü fark etti.
14:40Onu aramak için tekrar yerinden ayrıldı.
14:42Ani hareket emri verildiğinden,
14:45muhtemelen toplanma telaşı sebebiyle,
14:49Hazreti Ayşe'nin yokluğunun farkına varılamadı
14:53ve onsuz bir şekilde yola devam edildi.
14:58Kamp yerine geldiğinde hareket edildiğini anlayan Hazreti Ayşe,
15:03yokluğunun fark edilmesinin ardından,
15:06kendisini almak için geri dönüleceği düşüncesiyle,
15:10bir ağacın altında beklemeye başladı.
15:13Bekleme duygusunun zamanı yavaşlatıcı etkisi Hazreti Ayşe'yi de etkileyince,
15:18uyku hali kaçınılmaz oldu.
15:22Arkadan gelebilecek herhangi bir tehdide karşı görevlendirilen,
15:26Safvan bin Muattal adlı sahabi,
15:29beklemekte olan Hazreti Ayşe'yi görünce,
15:31devesini onun hizmetine verdi ve kafileye yetiştirdi.
15:38Başlangıçta kimse tarafından önemsenmeyen bu hadise,
15:42zihni fesada odaklanmış münafıkların reisi,
15:46Abdullah bin Übey tarafından istismar edildi.
15:50Hazreti Ayşe ile Safvan hakkında ortaya atılan iftiralar,
15:56bir ailenin bütünlüğünü,
15:59bir evliliğin izzetini
16:01ve eşler arasındaki güven bağını hedef alan bilinçli bir saldırıydı.
16:07Bu tutum,
16:09İslam ve Hazreti Peygamber karşıtlarının
16:12hangi seviyeye düştüğünü göstermesi bakımından son derece ibretliktir.
16:18Zira bir toplumun en temel kurumu ailedir.
16:24Aile bütünlüğünü hedef alan her türlü faaliyet,
16:28hem dini hem de kültürel açıdan en ağır tahribatlardan biri olarak görülmüş
16:35ve daima şiddetle reddedilmiştir.
16:42Hazreti Ayşe savaştan döndükten sonra,
16:44bir ay kadar hasta yattığından konuşulanlardan haberdar değildi.
16:51Kendisine atılan iftirayı,
16:53tesadüfen öğrenen Hazreti Ayşe,
16:56Hazreti Peygamberden izin alarak babasının evine gitti.
17:02Annesi tarafından teskin edilmeye çalışıldıysa da,
17:06yaşadıklarının psikolojik ağırlığı,
17:09bir kez daha hastalanmasına sebep oldu.
17:13Abdullah bin Übey,
17:15insanların konuşmayı en sevdiği konular arasında yer alan,
17:19bir başkasının aile hayatı,
17:22ailevi sorunları ve mutsuzluğunu,
17:26Müslümanların gündemine sunmuştu.
17:28Bir grup Müslüman olması gereken duruşu sergilemeyi başaramamış ve nifak tohumlarını yeşertmişti.
17:38Gelinen nokta karşısında Hazreti Peygamber de şaşırmıştı.
17:43Sorunun çözümü için,
17:44bu bir iftiradır diyerek,
17:47Müslümanlardan konuyu kapatmalarının istenmesi bir seçenekti.
17:51Ancak zihinleri tamamen ikna etmeden,
17:57sadece komutlarla gerçekleştirilecek bir konu kapama girişiminin,
18:02ilerleyen süreçte,
18:04daha büyük bir kaosa yol açacağı,
18:07ve toplumsal bağlara zarar vermek için,
18:10fırsat kollayanlara malzeme olacağı kesindi.
18:16Hazreti Muhammed bu nazik konunun çözümü hususunda,
18:20ilk olarak aile bireyleriyle istişarelerde bulundu.
18:25Üsame bin Zeyd, Ümmü Eymen ve Zeynep bin Ticahş,
18:30güzel ve olumlu ifadelerle,
18:33Hazreti Ayşe lehine hüsnü şehadette bulundular.
18:37Hazreti Ali ise,
18:39konuyu Hazreti Ayşe bağlamında ele almak yerine,
18:43olgu bazlı yaklaşarak bir değerlendirmede bulundu,
18:46ve Hazreti Peygamber'in konumunu merkeze alan bir yaklaşım sergiledi.
18:53Konunun sürekli olarak gündemde tutulması,
18:57bazı Müslümanların aklını bulandırdı,
19:00ve iftiraya ortak olmalarına sebep oldu.
19:04Hazreti Peygamber,
19:05son derece hassaslaşan konuyu,
19:08mescitte Müslümanların gündemine getirdi.
19:11Minber'e çıkarak,
19:13hem eşi Ayşe'nin,
19:15hem de Safva'nın safiyetine dair sözler söyledi.
19:19Konuşulanların iftira olduğunu ifade ederek,
19:22gereği hususunda Müslümanların görüşüne başvurdu.
19:26Dönüş yolunda Ensar ile muhacir arasında yaşanan gerilimin bir benzeri,
19:31Ensar'ın iki ana kolu,
19:33Evs ve Hazret arasında yaşandı.
19:35Her ne kadar isim zikredilmese de,
19:39mescitteki herkes,
19:41yaşananların sorumluluğunun,
19:43Abdullah bin Übe'ye ait olduğunu biliyordu.
19:46İslam öncesi çekişmenin zihinlerde tazeliğini koruduğu bir dönemde,
19:52rakip kabileye karşı avantaj sağlama düşüncesiyle hareket eden bazı evsliler,
19:59sorumluların cezalandırılması yönünde görüş belirttiler.
20:03Ceza talebinin adalet beklentisinden değil,
20:06kabile taassubundan kaynaklandığının farkında olan hazretçiler ise,
20:12kimliği bilinen,
20:13ancak ismi zikredilmeyen sorumlunun,
20:17cezalandırılma talebinin altında,
20:20kabile şerefi fikri olduğunu söyleyerek,
20:24evslileri fırsatçılıkla itham ettiler.
20:28Hazreti Peygamber,
20:30tansiyonun yükselmesi ve Müslümanların bütünlüğüne zarar verecek bir hale gelmesi nedeniyle,
20:37olayı muallakta bırakmayı tercih etti.
20:41Hazreti Ebu Bekir'in evine giden Hazreti Peygamber,
20:44her ne kadar eşine olan güveni tam olsa da,
20:47''Aişe, senin hakkında bana şunları şunları söylediler,
20:54eğer sen masumsan Allah bunu ortaya çıkaracak,
20:58seni bu iftiradan arındıracaktır.
21:01Eğer bir günaha bulaştıysan,
21:04Allah'tan af dile,
21:06tevbe et,
21:07çünkü kulu suçunu itiraf ederek Allah'a tevbe ederse,
21:12o bağışlar demiştir.''
21:14Hazreti Muhammed'in sözlerine karşılık olarak Hazreti Ayşe ise,
21:19çaresizliğini beyan ederek,
21:21Hazreti Peygamber'in tavrından,
21:24duyduklarının doğruluğuna kanaat getirdiğini anladığını,
21:29suçsuz olduğunu söylese dahi inanmayacağını,
21:33bilakis işlemediği bir fiili üstlense buna inanacağını,
21:39bu durumda yapabileceği tek şeyin,
21:42Hazreti Yusuf'un babası Hazreti Yakup'a ait,
21:47artık bana düşen güzelce sabretmektir.
21:51Anlattığınız karşısında yardım edecek olan ancak Allah'tır demek olduğunu ifade etmiştir.
21:59Yüce Allah Resulüne ve onun İslam tebliğine karşı,
22:05kimin samimi,
22:07kimin şüpheli,
22:09kimin ise art niyetli olduğunun açıklığa kavuşması için,
22:15konunun bir süre Medine'nin gündeminde kalmasına izin vermiştir.
22:19Bir aylık samimiyet testinin ardından nazil olan ayet-i kerimelerle,
22:25Hazreti Ayşe üzerinden son peygamberine ve son dinine saldırmaya çalışanlara gerekli cevap verilmiştir.
22:34Bu ayetlerde yapılan dedikoduların tamamen asılsız ve iftira oldu.
22:41ve Hazreti Ayşe'nin masumiyeti bildirilmiştir.
22:46Kur'an-ı Kerim,
22:48Hazreti Ayşe'nin masumiyetini ilan ederken,
22:52bunu işittiğiniz zaman,
22:55mümin erkekler ve kadınların birbiri hakkında,
22:59hüsnü zan beslemeleri ve bu apaçık bir iftiradır demeleri gerekmez miydi?
23:06Bu iddialarına dört şahit getirseler ya,
23:10bu sayıda şahit getiremiyorlarsa onlar,
23:15Allah nezdinde yalancıların ta kendileridir.
23:19Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti hep sizinle olmasaydı,
23:28içine daldığınız günah yüzünden size büyük bir azap gelecekti.
23:34Çünkü siz iftirayı dilden dile yayıyor,
23:39hakkında bilgi sahibi olmadığınız bir şeyi ağızlarınızla söylüyorsunuz.
23:46Bunu da önemsiz sanıyorsunuz.
23:50Halbuki Allah katında o büyük bir şeydir.
23:55O kulağınıza geldiğinde bunu konuşmak bize yakışmaz.
24:00Fe subhanallah, bu apaçık bir iftiradır deseydiniz ya,
24:05eğer gerçek müminlerseniz,
24:10Allah size bir daha asla böyle bir şey yapmamanızı öğütlüyor buyurarak,
24:17Müslümanlara da büyük bir ders vermiştir.
24:21Bu hadisede yaşananlarla Hucurat Suresi'nde sözün değerinin söyleyenin kimliğiyle ilişkilendirildiği,
24:34Ey iman edenler!
24:36Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için,
24:43yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın ayet-i kerimesi birlikte düşünüldüğünde,
24:54bir Müslümanın duydukları ve okudukları hakkında yorum yapmadan önce nelere dikkat etmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.
25:06Özellikle de iyi niyetli, temiz yürekliymiş gibi görünüp,
25:13her şeyin doğrusunu, akla, adalete ve vicdana uygun olanını yapmaya çalışıyormuş izlenimi verirken,
25:24esasında başka bir amaç güden,
25:27alttan alta fesat çıkartıp haset tohumları atmaya çalışan,
25:34yaptıkları yüzlerine vurulduğunda ise,
25:36ne dedim ki ben şimdi, kötü bir şey yapmadım ki diyerek,
25:41tam tabiriyle masumu oynayıp safa yatan insanlara karşı dikkatli olunması gerekir.
25:51Son devir Türk Edebiyatı'nda daha çok mizah ve hicivleriyle tanınan şair Halil Nihat Boztepe'nin de dediği gibi,
26:00Ervab-ı haset, sureti haktan görünürler,
26:06meyleyleme her bende,
26:09ne derlerse desinler.
26:11Evet, Uhud Savaşı öncesinde ve sırasında yaşananlar ile iftira hadisesi bir arada değerlendirildiğinde,
26:22Medine dönemi ile birlikte,
26:24inananlar ve inanmayanlara ilave eden,
26:30inandığını söylediği halde,
26:32bu inançta samimi olmayanların oluşturduğu,
26:37üçüncü bir toplumsal sınıfın varlığından bahsedilebilir.
26:44Tabi ki kalplerde olanı sadece Allah'ın bilmesi hasebiyle,
26:48özellikle beyanın esas kabul edildiği hususlarda,
26:53kimse tanımlanamayacağı gibi,
26:56yargılanamaz ve inançlarında samimiyet testi yapılamaz.
27:01Bununla birlikte,
27:03münafık olarak isimlendirilen bu gruba dair söylenilebilecek husus,
27:09hal, hareket ve tavırlarıyla,
27:13İslam, Hazreti Peygamber ve dini değerler hakkında,
27:18insanların zihinlerinde soru işaretleri oluşturmaya çalışmaları sebebiyle,
27:25İslam'ın her bir ferdin zihninde,
27:29temel değer olarak yerleştirmeye çalıştığı,
27:32biz fikrine zarar vererek nifak tohumu ekmeye çalıştıklarıdır.
27:40Amaçlarına ulaşmaya çalışırken,
27:43insanların en masum duygularını hedef almaktan çekinmeyen bu grup,
27:49muhataplarını aldatma girişimlerini,
27:51birden çok kılıf bulmakta oldukça mahirdirler.
27:57Ancak bu yaşam tarzı,
27:59bir insanın tercih edebileceği en kötü yöntemdir.
28:05İnandığın gibi yaşamak,
28:08yaşadığın gibi inanmak,
28:11insanı duruş sahibi yaparken,
28:14bir hedefe ulaşma gayesiyle dahi olsa,
28:18olmadığı gibi görünmeye,
28:20veya inanmadığı bir şeye,
28:23inandığını söyleyerek,
28:25muhataplarını ikna etmeye çalışmak,
28:27kurgusal bir yaşam inşa etmektir.
28:31Bir süre sonra bu yaşam tarzı,
28:33kurgusal olmaktan çıkıp,
28:36gerçeklik kazanacaktır.
28:38Bu da,
28:39insanı hayatın her alanında,
28:42ikircikli bir karakter haline getirecektir.
28:47Artık ilkeler bir kenara bırakılıp,
28:50çıkarlar devreye girecektir.
28:52Çıkar odaklı olmak,
28:54insanı öngörülemez kılacağı gibi,
28:58yalnızlık ve başarısızlığa mahkum edecektir.
29:03Hz. Peygamber,
29:05nifak hareketleriyle,
29:07İslam toplumunun arasındaki bağları zayıflatmaya çalışanlara,
29:11söylem haklılığı kazandırmama düşüncesiyle,
29:15ciddi bir eylem gerçekleştirmemiş veya gerçekleştirememiştir.
29:23Müdafıklar karşısına uygulayacağı herhangi bir olumsuz tutum,
29:28Hz. Peygamber ve de İslami kurallar hakkında,
29:31tartışmalara yol açabilme potansiyeline sahiptir.
29:36Muhammed kendisine inananları cezalandırıyor söylemi,
29:40veya İslam dininde nokta nokta nokta şeklinde yayılacak bir algının yönetilmesi çok zor olacağı gibi,
29:50doğru bilginin, toplum tarafından bilinirliğinin sağlanması da mümkün olmayacaktır.
29:58Böyle bir durumda insanlar cezalandırılanın münafık olduğuna,
30:04İslam'a zarar verme amacında olduğuna,
30:07aslında Hz. Peygamber'in sözlerine inanmadığına bakmaksızın,
30:13İslam'ı ve Hz. Peygamber'i suçlayacaktır.
30:18Klasik insan tavrı da budur.
30:20Arka plana bakmaksızın, doğrudan kendilerine anlatılan,
30:26bir anlamda kurgulanan üzerinden hüküm vermek.
30:30Çünkü bu yaklaşım düşünmeyi gerektirmediği ve beyni zorlamadığı için çok kolaydır.
30:38İnanılanın yanlış olduğu ispat edildiğinde,
30:42hiçbir şekilde pişmanlık veya özür içermeyen,
30:47böyle olduğunu nereden bilebilirdim cümlesiyle konu kapatılır.
30:53Son derece zeki ve bir o kadar da öngörü sahibi olan Hz. Peygamber,
31:01İslam hakkında yanlış bir imaja sebebiyet verecek bir tutumdan,
31:04her zaman uzak durmuş,
31:07atacağı adımlar da son derece seçici ve dikkatli davranmıştır.
31:13İslam hakkında her zaman net olmuş ve olumsuz yorumlanabilecek bir izlenim vermekten kaçınmıştır.
31:23Sırf bu sebeple cezalandırılmayı hak ettikleri halde,
31:29münafıklara bir ceza verilmemiş,
31:32bir anlamda yaptıkları yanlarına kar kalmıştır.
31:39Programımızın bu noktasında bahsettiğimiz hususla alakalı olduğunu düşündüğüm bir kavramı konuşmak istiyorum.
31:48Hep bahsettiğimiz üzere insan aklını kullanabilme yetisiyle diğer canlılardan ayrılmaktadır.
31:57Ancak bu aklı hangi yönde kullanacağı çok önemlidir.
32:03İyiye, güzele, medeniyete katkı sunmaya yönlendirildiğinde bir nimet halini alan akıl,
32:11kötülüğü planlamak için kullanıldığında ise bencilliği besleyici bir tehlike ve medeniyet olgusunun en büyük düşmanı haline dönüşebilmektedir.
32:24İnsanın aklını kullanmasına yön veren değerlerden birisi,
32:29insanoğlunun ortak paydası ve mahiyet itibariyle onu diğer canlı türlerinden ayıran en önemli özelliği olan ahlaktır.
32:41Ahlak olgusu insanların bir arada yaşayabilmeleri için son derece önemlidir.
32:49İnsan, aklını kullanarak bencillik duygusunu ve kişisel arzularını tatmin için,
32:56hürriyet ve özgürlük kavramlarını başkalarına zarar verecek şekilde tanımlayıp,
33:03kullanma arzusuyla öngörülmesi imkansız onlarca yola başvurabilir.
33:12Esasen hak ihlali olarak değerlendirilebilecek bu davranış biçimi,
33:17bireyin kendisine de zarar verebilecek bir yaklaşımdır.
33:22Toplum olma duygusunun önündeki engellerden birisini teşkil eden kavram manipülasyonları,
33:29insanın bencil duygularının bir sonucudur.
33:33Kendini özgürleştirme düşüncesiyle hareket ederken,
33:38bir başkasının yaşam alanını daralttığını düşünmeyen veya düşünmek istemeyen insan için ahlak,
33:45hukuk ve din ile birlikte özgürlüklerin sınırlarını belirleyen ana unsurlardandır.
33:53Ahlak kavramı, insanın diğer insanlar başta olmak üzere,
33:58dünya üzerindeki bütün paydaşlarıyla kurduğu ilişki bağlamında değerlendirilebilir.
34:07Bu bağlamda insanın tabiat ve hayvanlar aleminin üyeleriyle ilişkisi de ahlak kapsamında değerlendirilir.
34:16Ahlakın, hayatın her alanını kapsaması ve kümülatif bir davranış biçimi olması hasebiyle,
34:25insanın sosyal, ekonomik veya siyasal herhangi bir davranışını bir diğerinden kopuk şekilde değerlendirmek mümkün değildir.
34:37İnsan davranışları bir bütün olarak değerlendirilir ve alan bazlı bir ahlakilik değerlendirmesi mümkün değildir.
34:48Ahlak bir insanın karakteridir.
34:51Bu anlamda bir insan ya iyi ahlaklı ya da kötü ahlaklı olarak tanımlanır.
34:59Ahlak konusunda kaleme alınan eserler incelendiğinde insanın üç gücü olduğundan bahsedildiği görülür.
35:09Bunlar arzu, öfke ve düşünmedir.
35:14Aklını arzu ve öfkesinin önüne koyabilen, aklıyla hareket etmeyi başaran, arzu ve öfkesinin esiri olmayan kişi, ahlaklı bir birey olarak
35:28değerlendirilebilir.
35:31İnsanın tabiatında iyilik ve kötülüğün kaynakları olan kabiliyetleri bir arada bulunmaktadır.
35:37Bu çift kutuplu benlik, insana her türlü davranışı sergileme özgürlüğü vermektedir.
35:44İnsanın sorumluluğu da buradan ortaya çıkmaktadır.
35:50Yapabilme kabiliyetine sahip davranışlar arasından hangisini seçeceği, fazıl bir yaşam mı, rezil bir yaşam mı süreceği ve hayatını hangi yöne
36:04doğru yönlendireceği insanın elindedir.
36:07İnsan, ahlaklı bir yaşamı, insanların kendisini iyi olarak nitelemesi için değil, fazıl bir şahsiyet için tercih etmelidir.
36:20Diğer bir ifadeyle, ahlakın amacı iyi görünmek değil, içsel bir iyilik inşa etmektir.
36:30Ahlak, insanın sahip olduğu güç ve otoriteyi, heva ve heveslerini dizginleyip adaletli bir şekilde kullanmasıdır.
36:41Bu bağlamda ahlak ile adalet arasında önemli bir bağın olduğu söylenebilir.
36:48Kur'an-ı Kerim'de bir topluluğa duyduğunuz kin sizi adil davranmamaya içmesin.
36:58Adaletli olun emri, insanın sinir, kızgınlık ve tepkisellikle ahlaklı bir tutum sergilemekten uzaklaşıp adaletsizleşebileceğini vurgulamakta ve insanı böyle bir yanlışa
37:16düşmemesi hususunda uyarmaktadır.
37:19İnsana düşen görev, diğer bir ifadeyle, insanca tavır, sahip olduğu gücü ki bu güç kişinin içerisinde bulunduğu durum ve muhatabına
37:32göre her şey olabilir.
37:34Örnek verelim, bir öğretmenin öğrencisine karşı not gücü, daha dinç ve sağlıklı bir kişinin sahip olduğu kas gücü,
37:43bir üst makamın sahip olduğu otorite gücü gibi, hangi gerekçeyle olursa olsun doğruluk, dürüstlük ve ilkesellik bağlamında kullanılmasıdır.
37:59Bazı durumlarda insan hayatın içerisinde her şeye gücünün yettiği,
38:04hayata yön verip akıntının yönünü değiştirebileceği düşüncesiyle hareket edebilmekte,
38:12sonrasında da bu yönde söylemler geliştirip eylem gerçekleştirebilmektedir.
38:20Bununla birlikte insan, hayatın içerisinde kendi gücünü aşan bir durumla karşı karşıya kalıp,
38:28çaresiz hissettiği anlar yaşayabilmektedir.
38:31Eğer insan, hayatın içerisinde kendini doğru tanımlayabilirse,
38:39yaratılışına uygun bir tavır sergileyebilecektir.
38:42Ancak, aksine bir hareket tarzı benimseyip,
38:47olayları kendi lehine gördüğü yöne çevirmek için,
38:50bir takım söylemler geliştirmeyi,
38:53veya karakterinden tavizler vermeyi tercih ederse,
38:58hayat, sadece kendisi için değil,
39:02toplum için de daha zorlu bir yola girecektir.
39:07Yine ahlak bağlamında,
39:09insan için dört ana faziletin varlığı kabul edilmektedir.
39:14Bunlar,
39:15hikmet,
39:16şecaat,
39:18iffet,
39:19hikmet ve adalettir.
39:22Hikmet,
39:24düşünme gücünün bir faziletidir.
39:26Zeka ve hatırlama,
39:29hikmet içerisinde değerlendirilen alt faziletlerdir.
39:34Şecaat,
39:36öfke,
39:36yani gazap kuvvetinin,
39:38kontrol altında tutulabilmesiyle ortaya çıkan bir fazilettir.
39:43İffet,
39:46arzu,
39:47yani şehvet kuvvetinin kontrol edilmesinden doğar.
39:52Adalet ise,
39:54ilk üç gücün,
39:56insan karakter ve kişiliğinde dengeli bir şekilde yer almasıyla kazanılır.
40:03Bir halin fazilet olarak görülebilmesi için,
40:07onun insanın nefsinde içselleşmiş bir şekilde yer alması gerekir.
40:15Faziletleri içselleştiren ve hayat tarzına faziletler üzerinden çekil veren bir insan,
40:21aynı zamanda ahlaklı olarak değerlendirilir.
40:25Ancak burada üzerinde durulması gereken en temel husus,
40:29insanın yaşam tarzı çerçevesinde şekillenen davranışlarının hesapsızca,
40:35herhangi bir menfaat ve çıkar beklentisi veya bir zorlama olmaksızın gerçekleşmesi gereksinimidir.
40:45Bir davranışın fazilet kapsamında görülmesi,
40:49onun yerleşik yatkınlıkla gerçekleşmesiyle elintilidir.
40:54Bu açıdan bakıldığında ortam gereği gerçekleştirilen bir davranış iyilik olarak görülmez.
41:03Bir menfaat beklentisiyle gerçekleştirilen yardım, cömertlik göstergesi değildir.
41:11Zorla nefsini kötülükten alıkoyan kişi, faziletli bir kişi olarak görülüp fazıl olarak nitelendirilmez.
41:22Ahlak ve faziletten bahsedebilmek için insanda irade hürriyetinin bulunduğunu kabul etmek gerekir.
41:31İslam, insanın hemcinslerine ve diğer canlılara karşı gerçekleştirdiği kötülüklerden asıl etkilenenin insanın kendisi olduğunu ifade eder.
41:44Kötülük önce onu işleyene zarar verir.
41:49Her bir kötülük, insanın kendisini değerli ve şerefli kılan güzel hasletlerden uzaklaşması ve iyi duygularını kaybetmesi anlamına gelmektedir.
42:05Ahlaklı davranışlarda da aynı durum geçerlidir.
42:08İnsanın ahlaktan uzaklaşması veya özgür iradeye dayanmayan sebeplerle ahlaki davranışlar sergilemesinden en çok zarar görecek olan bizzat kendisidir.
42:24İslam dini, bir fiilin ahlakiliğini o fiilin neliğiyle birlikte gerçekleştiren kişinin niyetine bağlamıştır.
42:33Hazreti Peygamberin, ameller niyetlere göredir sözü bu duruma işaret etmektedir.
42:41İnsanoğlunun sahip olduğu değerler sisteminin en önemli unsurlarından olan ahlak,
42:48utanma duygusunun getirdiği duyarlılık ile insan davranışlarında erdemli bir yapının ortaya çıkmasına imkan sağlamaktadır.
42:59Esasen Hazreti Peygamberin hayal etmediğin takdirde dilediğini yap ifadesi insanın fiillerini gerçekleştirirken
43:11hem benliğine hem de topluma karşı sahip olması gereken sorumluluğa atıfta bulunmaktadır.
43:19Kur'an-ı Kerim'in ilkinden ayetleri incelendiğinde Allah'ın insanları İslam'ın özü olan tevhid ilkesine çağırarak
43:27bir iman anlayışı oturtmasıyla eş zamanlı olarak insanlara,
43:33özellikle de toplumun daha fazla yardım ve ilgiye muhtaç olan kesimlere olan,
43:39yoksullara, kimsesizlere, fakirlere, zayıflara ve hastalara şefkat ve merhamet gösterilmesi gerektiğini emrettiği görülmektedir.
43:53Şefkat ve merhamet ancak insanın kendisine davranılmasını istediği gibi
43:59muhataplarına davranılmasıyla ortaya çıkacak hasretlerdir.
44:04Bu da ancak ahlak anlayışı yerleşmiş bireylerin gerçekleştirebileceği bir yaşam tarzıdır.
44:12Kur'an-ı Kerim'de geçmiş peygamberlerin hayatlarından verilen örnekler,
44:18birçok alanda olduğu gibi ahlak hususunda da insanlar için örnekler içermektedir.
44:25Bir Müslüman için Kur'an'daki örneklerden çıkarılacak ibretler ile
44:30Hazreti Peygamber'in hayatından alınacak dersler,
44:34ahlaki fiillerin belirlenmesi açısından önem arz etmektedir.
44:41Bu bağlamda Hazreti Peygamber'in İslam öncesi dönemde lakabının
44:46güvenilir kişi anlamında emin olması Müslümanlar için son derece önemlidir.
44:53Ayrıca peygamberlikten sonraki süreçte ona inanmayan,
44:58yananlayan, baskı uygulayan, fiziki müdahaleleriyle eziyet eden insanların
45:05şehir dışına çıkarken kıymetli eşyalarını Hazreti Peygamber'e emanet etmeleri
45:11ona olan güven duygusunu açıkça göstermektedir.
45:17Hazreti Peygamber de ikamet ettiği Mekke şehrini terk etmek zorunda kaldığında
45:23şehirden ayrılırken kendisine emanet edilen kıymetli eşyaların
45:29sahiplerine ulaştırılmasını sağlayarak dürüstlük örnekliği sergilemiştir.
45:35Evet, bu bölümlükte bu kadar.
45:37Yüce Allah'ın hakkı tanımaları, gerçeği görmeleri ve doğru yolu seçmeleri için
45:44Mekkelilere son bir şans verdiği bir olayı konuşacağımız
45:48bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
45:51Sağlıcakla kalın.
46:14İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar

Önerilen