Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 12 saat önce
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.

Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.

“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.

Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
Döküm
00:13Müzik
00:17Herkese merhaba.
00:19İslam'ın serüvenine, Hazreti Peygamber'in hayatına odaklandığımız son çağrı programına hoş geldiniz.
00:25Sefalar getirdiniz.
00:26Bu bölümde sizlerle ilk olarak bir olguyu konuşmak istiyorum.
00:31Konu başlığını vermeyeceğim.
00:33Çünkü konuşmaya başlayınca zaten hangi konudan bahsettiğimi anlayacaksınız.
00:38Hadi başlayalım.
00:40Mekke'deki 13 yılın ardından Medine'ye gerçekleştirilen hicretle birlikte
00:45Müslümanlar İslam'ın öğretilerini uygulayabilecekleri,
00:49kendilerinin şekillendirebilecekleri,
00:52rengini verebilecekleri bir yaşam alanına kavuşma imkanı bulmuşlardı.
00:57Bir diğer deyişle, hicretin ardından Müslümanlar bulundukları bölgede egemen güç haline gelmişlerdi.
01:05Bunun sonucunda İslam toplumu,
01:07Hazreti Peygamber'in önderliğinde eğitim, ekonomi ve askeri alanlarda gerçekleştirilen pratik uygulamalarla
01:15siyasi bir organizma halini almıştı.
01:19Medine ile birlikte inançlarını hayatlarına yansıtma imkanına kavuşan Müslümanlar,
01:24tam olarak özgüven sahibi olmuşlardı.
01:2813 yıllık Mekke sürecinin ardından,
01:31Müslümanlar cephesinde hayat,
01:33belki de hiç olmadığı kadar yolunda seyrederken,
01:38iki grubun kurmuş oldukları sistem zarar görüyordu.
01:41Mekkeli Müşrikler ve Medineli Yahudiler.
01:46İki grup da yaşananlardan hiç mutlu değildi,
01:49çünkü sadece kendi mutluluğunu önemseyen,
01:53hayatı biz ve diğerleri mantığıyla yaşayıp,
01:56coğrafya, etnisite, din, mezhep, ten rengi veya ekonomi üzerinden
02:02sürekli kompartımanlaştırmaya çalışan gruplarca,
02:06İslam'ın insan paydası üzerine kurduğu hayat,
02:10her zaman bir tehdit olarak görülmüştür.
02:13Her ne kadar yaşanan olayların bir çoğunda,
02:17ayrı hareket etmiş gibi gözükseler de,
02:20hem Yahudiler, hem de Müşrikler,
02:23Müslümanları yok edilmesi gereken ortak düşman olarak kabul edip,
02:27bazen gizli, bazen de açıktan ittifaklar kurmaktan çekinmemişlerdir.
02:32İslam'ın insan, eşitlik, adalet ve özgürlük merkezli sosyal hayat ilkeleri,
02:40hem Müşriklerin hem de Yahudilerin konfor alanını bozuyordu.
02:46Hedef, tüm insanlığın huzur ve mutluluğu olunca,
02:50kendini insanlık ailesinin üstün ferdi görenler,
02:54seçkin ve ayrıcalıklı olduğunu düşünenler,
02:57bu yolda yürüyenlerle her türlü mücadeleyi ve bu mücadelede her türlü yola başvurmayı meşru kabul etmişlerdir.
03:06Zihnini kategoriler üzerinden şekillendirenler için,
03:11önlerindeki en büyük engeli inşa eden Müslümanların,
03:15bir şekilde sahneden çekilmesini sağlamak gerekiyordu.
03:20Mekke yılları boyunca sürdürülen baskı, zulüm, eziyet ve boykot çare olmamıştı.
03:27Yeni bir gerekçe bulunmalı ve Müslümanlara karşı kullanılmalıydı.
03:32İşte tam bu noktada Müslümanların kendi alanlarını koruma ve düzeni tesis etme çabaları aranan fırsat oldu.
03:42Müslümanlar kendi iç düzenlerini kurduktan sonra elbette bu düzeni korumaya yönelik adımlar da atacaklardı.
03:50Atılan adımlardan birisi de Yüce Allah tarafından hakimiyet alanının korunabilmesi,
03:56sınır emniyetinin sağlanması ve saldırılara karşı koyabilme maksadıyla Müslümanlara izin verilmesinin ardından oluşturulan sınır devriyeleriydi.
04:09Bu sınır devriyeleri sayesinde Müslümanlar hakimiyet alanlarının sınırlarını çiziyorlardı.
04:16Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için 2024 yılına dair birkaç veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
04:242024 yılında 36 ülkede taraflarından en az birinin devlet olduğu toplam 61 çatışma kaydedildi.
04:35Bu rakam 1946'dan beri, diğer bir ifadeyle, 2. Dünya Savaşı'ndan beri kaydedilen en yüksek sayıya işaret ediyor.
04:45Ve bu olaylarda en az 233 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.
04:512024 yılında dünya genelinde savunma harcamalarının toplam 2 trilyon 700 milyar dolara ulaştığı kaydedilmiştir.
05:01Şiddet ekonomisi ise yaklaşık 20 trilyon dolara ulaşmış durumda.
05:08Pek çok araştırmacıya göre insanlık modern, tabi bu kadar savaş ve çatışmanın içerisinde ne kadar modern olunur o da ayrı
05:17bir tartışma konusu ama
05:18modern çağın en yoğun çatışma döneminden geçmekte.
05:23Anlayacağınız üzülerek ifade etmek gerekir ki, savaş olgusu, insanlık tarihinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda.
05:32Hal böyle olunca, İslam'ın da bu konuda söyleyecek sözü olması gayet doğaldır.
05:37Hac suresinin 39. ayet-i kerimesinde geçen, saldırıya uğrayanlara zulme maruz kaldıkları için savaş izni verildi ifadesi,
05:49İslam'ın bu konuya bakışını netleştirmektedir.
05:53Ayetten anlaşılan, Allah'ın Müslümanlara, mallarına, canlarına, ırz ve namuslarına saldırıda bulunanlara karşı,
06:03kendilerini koruma ve savunma hakkı verdiğidir.
06:07Yani ayet, yapısal bir duruma işaret etmektedir.
06:11Bu ayetle birlikte Müslümanlar, yeryüzünde zulüm ve fesat yayanlarla mücadele etme konusunda,
06:17mütekabiliyet esasıyla hareket edip, anlayacakları dilden cevap verme iznine kavuşmuşlardır.
06:25Bu çerçevede, mücadele içerisinde olunan grup barış yanlısı bir tavır takınırsa,
06:30Müslüman'ın da barıştan yana olması gerektiği,
06:33Eğer barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a güven.
06:39O her şey işitendir ve bilendir ayetiyle ifade edilmiş
06:44ve Müslümanların güvenliklerini hangi şartlar altında silahla ya da suhle sağlayacakları açıklığa kavuşturulmuştur.
06:54İslam'ın temel hedefi, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmaktır.
07:02Bu hedeflere ulaşmanın birincil yolu,
07:05yeryüzünde var olan düzenin korunması düşüncesinden yola çıkıp,
07:10insan insan, insan diğer canlılar ve de insan doğa ilişkisinde medeniyet temelli hareket etmektir.
07:18Aslında bütün tanımlarından öte siyaset, sorunları çatışmasızlıkla çözme kabiliyetidir.
07:26Çatışmasızlık hedefinde en önemli husus,
07:30ilkelerin nereden çıkarılacağı ve hangi değerlere yaslanılacağıdır.
07:35İslam medeniyetinde ilkeler Kur'an-ı Kerim'in yönlendirmesi ve Hazreti Peygamber'in örnekliği çerçevesinde belirlenirken,
07:45adalet, eşitlik, dürüstlük, merhamet ve hoşgörü gibi değerler de medeniyetin olmazsa olmaz ilkeleri olarak kabul edilmiştir.
07:55Bununla birlikte,
07:58oyunu kuralına göre oynamayan,
08:01dünyanın düzenini bozan,
08:03yeryüzünü sömüren,
08:05insanoğlunu köleleştiren zihniyetler karşısında,
08:09düşmanın silahıyla silahlanma ilkesiyle hareket edip,
08:13adalet başta olmak üzere,
08:15insani erdemler ve insanca yaşam ile insanlar arasına set çekenlere gerekli müdahalede bulunmak,
08:23silahla gelene aynı şekilde cevap vermek mahfuz bir hak olarak Müslümanlara verilmiştir.
08:32Bu açıdan bakıldığında silahlı mücadele kötülüğü bir hayat tarzı ve yaşam biçimi haline getirmiş.
08:40İnsanların insanlığını sömürmeyi hak olarak görecek kadar iyilikten,
08:46insanlıktan uzaklaşmış kişileri iyilikle buluşturmak ve silahla adaleti ortadan kaldıran,
08:53silahla insan hayatını zorlaştıranlara karşı adaleti tesis etmek için veya adaleti işletmek için başvurulabilecek bir yoldur.
09:04Ancak bu yolda da Müslümanların uyması gereken ilkeler vardır.
09:08Bu ilkelere göre savaşta dahi çocuklara, kadınlara, yaşlılara, din adamlarına ve ibadet edenlere dokunulmaz.
09:19Gıda ihtiyacını karşılamak haricinde kimsenin hayvanları öldürülemez.
09:25Kimsenin ekinine veya gıdasına zarar verilmez.
09:29Diğer bir ifadeyle hiçbir canlıya zarar verilmeyeceği gibi doğaya da zarar verilmez.
09:37Tam da bu noktada yani İslam'ın savaşa dair koyduğu ilkelere değinmişken bir hususu net bir şekilde ifade etmek istiyorum.
09:46İslam'ı savaş olgusunun merkezine yerleştirmek,
09:51Müslümanları sürekli olarak yeryüzünde silahlı mücadele arayışı içerisinde gibi göstermeye çalışmak,
09:58hiçbir şekilde kabul edilemez bir yaklaşımdır.
10:02Ancak bundan daha büyük sorun, tırnak içerisinde ifade edeyim,
10:06yüzleşme adı altında objektiflik söylemleriyle Müslümanların tarihini savaş üzerinden okumaktır.
10:15Bu tür bir yaklaşım İslam'a, Müslümanlara ve Müslümanların ürettiği medeniyete yapılabilecek en büyük haksızlıktır.
10:25Tarihi sürece baktığımızda art niyetli isimlerin beyhude bir şekilde
10:31İslam ile savaş veya Hazreti Muhammed ile savaş arasında organik bir bağ kurma çabası içerisinde olduğu görülmektedir.
10:40Günümüzde de İslam'ın şiddetin daha açık bir ifadeyle terörün kaynağı olarak gösterilmeye çalışıldığına şahit oluyoruz.
10:49Hatırı sayılır bir kitle bu ithama inanırken maalesef İslam çatısı altında olduğunu ifade eden azım sanmayacak bir grup da
10:59tasdikler vaziyette söylemler dillendirmekte ve bir anlamda biz de size hak veriyoruz.
11:06Bu durumdan hiç de memnun değiliz ama ne yapalım tavrı geliştirmekteler.
11:12İsminin barış kökünden geldiği bir dinin şiddet ve sertlikle ilişkilendirilmesindeki çelişkinin giderilmesi gerekmektedir.
11:20Bu da ancak İslam dininin emir ve yasaklarının gerekçelerinin doğru anlaşılması
11:27ve bu dinin peygamberinin doğru tanınmasıyla gerçekleşebilir.
11:32Günümüzde insanların İslam algısının şekillenmesinde büyük oranda pay sahibi olan
11:38görsel dünya ve bu dünyadan elde edilen verilerin yorumlanmasıdır.
11:44Bununla birlikte sunulanların ne kadarının kurgu, ne kadarının gerçek olduğunu,
11:51yorumların ne kadarının objektif olduğunu, ne kadarınınsa itham ve karalama içerdiğini bilmek
11:59ancak doğru bilgiye ulaşılabilecek bir zihin açıklığıyla gerçekleşebilir.
12:05İslam'ın düşman, hasım ve muhalif olarak gösterilmesinin gerekçeleri iyi araştırılmalıdır.
12:12Bu tanımlamaların kimler tarafından yapıldığı, bu tanımlamaları temellendirmek
12:18için kullanılan argümanların gerçekliğinin ortaya konulabilmesi son derece önemlidir.
12:25Teoride İslam'ın barış ve sevgiyle ilişkilendirilmesi maalesef yeterli gelmemekte.
12:32Özellikle terör ve şiddet faaliyetlerine İslam'la meşruiyet kazandırmaya çalışanların
12:38söylemleri ve eylemleriyle bu faaliyetleri kendi birlikteliklerini sağlama adına kullananların
12:45manipülasyonları, teorik söylemleri gölgelemektedir.
12:50Bahse konu olan faaliyetlere İslam'ı kendi varlıkları, gelenekleri, inançları, yaşam
12:57biçimleri ve menfaatleri için tehdit olarak gören İslam dışı grupların eylem, söylem
13:03ve manipülasyonları da eklenince hem içeriden hem de dışarıdan kuşatılan bir din ortaya
13:11çıkmaktadır.
13:12İslam'a ve Hazreti Peygamber'e dair olumsuz tanımlamalar pek çok soru ve sorunu ortaya
13:18koymaktadır.
13:19Sadece birkaç tanesine örnek verelim.
13:22İslam dinini şiddet ve terörizmle ilişkilendirip evrensel kabul edilen değer ve erdemlerden
13:30uzak göstermeye çalışmak, dünyadaki her dört insandan birinin bir şekilde insanlık
13:39için tehdit ve tehlike olduğunun düşünüldüğü anlamına gelmektedir.
13:43Peki, Doğu Türkistan'dan Batı Avrupa'ya, Kuzey Amerika'dan Uzak Doğu'ya, Güney
13:51Amerika'dan Afrika'ya kadar dünyanın her tarafında inananı olan bir dinin kendisini
13:59şiddet, baskı, ayrımcılık üzerine bina etmesi mümkün müdür?
14:04Şiddeti ve ayrımcılığı destekleyen ve teşvik eden bir inancın, geçen 1400 yılı
14:12aşkın sürede marjinalleşmesi gerekmez miydi?
14:17Açıkça söyleyelim, İslam hem kendisini Müslüman kabul eden bir grup tarafından, hem de
14:25İslam karşıtlığı üzerinden çıkar sağlama çabası içerisinde olan bir başka grup
14:32grup tarafından amaçlarına uygun bir şekilde suistimal edilmektedir.
14:37Bu durumdan en fazla zarar görenlerse, samimi Müslümanlardır.
14:43Yapılması gereken, İslam dinine samimiyetle bağlı olan Müslümanlarla, İslam'ı kişisel
14:51arzuları, siyasi amaçları, ekonomik beklentilerini gerçekleştirmek için araç olarak
14:58kullananlar, İslam ve Hazreti Muhammed'i anlamlandıramayan aşırıcılar ve de hedeflerini
15:05gerçekleştirmek için korkudan beslenen teröristler arasında ayrım yapmaktır.
15:11Art niyetli tanımlamalar ve yaklaşımlar bir kenara bırakıldığında ve İslam'ın özüne
15:18dair objektif bir yaklaşım sergilendiğinde, İslam'ın barış dini olduğu görülecektir.
15:26İslam'ın barış dini olarak nitelendirilmesinin temelinde insanlığa, doğaya, hayvanlara ve
15:34medeniyete bakışı vardır.
15:35İslam dini, yeryüzünü ve yeryüzünün bir parçası olan tüm varlıkları, Allah'ın
15:44mükemmelliğinin bir tezahürü olarak gördüğünden değerli ve kıymetli kabul eder.
15:50Allah tarafından kurulmuş olan düzenin korunması için, Allah tarafından sorumlu kılınan
15:57insanoğlunun yaşama dair her türlü hakkı kutsal kabul edilmiştir.
16:03Tüm insanlığa yaratılmış olma hususiyeti sebebiyle değer atfeden İslam, insanlar arasında
16:10din, dil, ırk veya cinsiyet ayrımını net bir dille reddeder.
16:16Kur'an-ı Kerim'de bu hususa, ey insanlar, birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve
16:23kabilelere ayırdık.
16:25Allah katında en değerli olanınız, ona karşı gelmekten en çok sakınanınızdır
16:31ifadesiyle vurgu yapar.
16:34Hazreti Peygamber de Allah nezdinde değerli olmanın, onun emir ve yasaklarına uygun bir
16:40hayat yaşamaktan geçtiğini ifade etmiştir.
16:44Hazreti Peygamber'in hazırlamış olduğu silahlı birliklerin temel görevi, Müslümanların
16:50hakim oldukları coğrafyanın sınırlarını çizmek ve belirlenen sınırlar içerisinde
16:55hakimiyetin ve meşruiyetin kabulünü sağlayarak sınır emniyetini temin etmekti.
17:02Çünkü Müslümanlar artık kendi topraklarında yaşıyorlardı.
17:06Müslümanların rahatı, İslam'ın ilkelerinin kitlelerce yaşanabilmesi ancak Müslümanların
17:14kendilerine ait kabul ettikleri coğrafyanın diğer gruplarca da kabul edilmesini sağlamakla
17:20mümkündü.
17:22Nasıl ki günümüzde bir ülkenin siyasi varlığı ancak diğer ülkelerin onu meşru kabul etmesiyle
17:30geçerlilik kazanıyorsa, 14 asır önce de durum pek farklı değildi aslında.
17:36Bu açıdan bakıldığında Müslümanların askeri devriye faaliyetleri bir egemenlik ilanıydı.
17:43Hazreti Peygamber, sınır emniyeti ve Müslümanların egemenlik alanındaki bölgelerin
17:50kontrolünü çıkardığı askeri birliklerle sağlamıştır.
17:54Eğer birliği kendisi komuta ediyorsa bu operasyona gazve, tayin ettiği bir sahabi
18:01komuta ediyorsa seriye adı verilmiştir.
18:05Gazve, bir şeye niyet etmek, bir şeyi başarmaya kastetmek anlamına gelir.
18:13Hazreti Peygamber'in gazvesi denildiğinde literal olarak savaş anlaşılmaktadır.
18:20Ancak gazve, hakkın yayılmasını engellemek için oluşturulan bariyerin yıkılması faaliyetidir.
18:27Hazreti Peygamber'in katılmış olduğu silahlı seferlere gazve denilmesinin sebebi de budur.
18:34Hazreti Peygamber, İslam'ın yayılmasının önündeki engelleri kaldırma niyetiyle hareket etmiştir.
18:41Müslümanlar özelindeyse gittikleri yolun, hayatlarını üzerine inşa ettikleri olguların anlaşılması için bir zorunluluktur.
18:52Müslümanların hakimiyet alanlarını oluşturmaları ve varlıklarını kabul ettirmeleri kendileri dışındaki tüm gruplarca tepkiyle karşılandı.
19:04Hazreti Peygamber, bundan sonraki süreçte vefatına kadar mütemadiyen İslam'a ve Müslümanlara karşı gerçekleştirilen saldırılar karşısında tedbir almak zorunda kaldı.
19:19Hazreti Peygamber, hayatının her anında bilgi sahibi olmaya önem vermiştir.
19:26Özellikle Müslümanları tehdit eden durumlarda ashabını bir bilinmezle karşı karşıya bırakmamak için,
19:34tehdit unsuru hakkında istihbarat son derece kıymetli görülmüştür.
19:39Müslümanlar özellikle Medine dışına çıkacakları zaman aldıkları istihbarata göre hareket etmişlerdir.
19:46Bunun neticesinde tüm seriye ve gazvelerde bilinçli adımlar atılmış ve doğrudan hedef gözetilerek hareket edilmiştir.
19:56Hazreti Peygamber, savaş olgusunu düşmanı yanıltma, hazırlıksız yakalama ve de en hızlı şekilde ve karşılıklı olarak en az can kaybıyla
20:07mağlup etme düşüncesi çerçevesinde anlamlandırmış
20:11ve bu anlayış doğrultusunda savaş stratejidir demiştir.
20:16Düşmanın hedefinin ne olduğu, askeri kapasitesinin sınırları, teçhizat varlığı gibi hususlarda elde edilen bilgiler neticesinde
20:25karşı hamlenin nasıl olması gerektiği hususunda strateji belirlenmiştir.
20:31Düşmanın durumu ve ordunun geçeceği coğrafyayı tanıma amacıyla keşif faaliyetlerinde bulunulması,
20:39elçiler göndererek düşmanı tanıma faaliyeti ve asılsız haberlerle düşmanın şevk ve inancını kırma Müslümanlarca gerçekleştirilen faaliyetlerden bazılarıydı.
20:50İlk seriye ve gazveler Müslümanların kendi topraklarını koruyabileceklerini göstermek,
20:57coğrafyayı tanımak ve bölgede oturan kabilelerin Mekkelilerle olan irtibat durumunu ve İslam'a bakışlarını tespit etmek amacıyla düzenlenmiştir.
21:09Ayrıca bu faaliyetler ittifak anlaşmaları yaparak hem Medine'nin güvenliğini tesis etmeyi,
21:16hem de Suriye ticaret yolunu kontrol altına alarak Mekkelileri ticari bir ablukayı alarak ekonomik bir darboğaza sürüklemeyi hedeflemiştir.
21:28Gerçekleştirilen devriye faaliyetleriyle Medine'nin sınırları belirlenirken,
21:34Hazreti Peygamber'in katıldığı seferlerde imzaladığı anlaşmalarla Kureyş'in siyasi etkinliği zayıflatılmıştır.
21:44Siyasi ittifaklar kurarak Mekke ekonomisine ağır bir darbe indirme hedefiyle yürürlüğe konulan Kureyş'in can damarını kesme stratejisi gayet etkili
21:55bir yöntemdi.
21:57Hazreti Peygamber doğrudan Mekke'nin ticari faaliyetlerini hedef alıyordu.
22:02Böylece bir taraftan Mekke'yi ekonomik bir krizin içerisine sürüklerken,
22:08diğer taraftan bağlantı yollarını keserek şehri dış dünyadan izole etmeyi hedefliyordu.
22:18Hazreti Peygamber'in gönderdiği seriyelerden birisi de Abdullah bin Caş komutasında gerçekleştirilmiştir.
22:27Hazreti Peygamber hicretten yaklaşık 17 ay sonra halasının oğlu Abdullah bin Caş'ya kapalı bir zarf vererek
22:35yanındaki 7 veya 8 kişilik bir muhacir grubuyla birlikte nereye gidileceğini söylemeden
22:42Necid yolunu takip ederek iki gece yol almasını ve ardından kendisine verdiği mektubu açmasını emretti.
22:52Hazreti Peygamber'in emrine uygun hareket eden Abdullah iki günün ardından mektubu açtığında
22:58Taif Mekke arasındaki Batlı Nahle'ye kadar ilerlemelerinin ve Yemen tarafından gelecek
23:05Kureyş kervanını gözetlemelerinin emredildiğini gördü.
23:11Batlı Nahle'ye ulaşan Müslümanlar İbnül Hadrami öncülüğündeki Mekke kervanıyla karşılaştılar.
23:17Müzakerelerin ardından kervanı durdurma kararı aldılar.
23:22Çıkan çatışmada kervanın başındaki Amr bin Hadrami hayatını kaybederken iki Mekkeli esir alındı.
23:30Batlı Nahle seriyyesi Müslümanların hiç beklenilmeyen yerlerde dahi operasyon yapabileceğinin
23:37Yarımada'nın her tarafında Mekkelilerin teyakkuz halinde olması gerektiğinin ispatı niteliğindedir.
23:45Ancak olayın gerçekleştiği gün Müslümanlar aleyhine büyük bir propagandanın fitilini ateşledi.
23:53Arap Yarımadası'nın genelinde bir yıl iki kısma taksim edilirdi.
23:58Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarını içerisine alan kısma Haram Aylar adı verilirdi.
24:07Bu ayların en önemli işlevi ateşkes zamanı olmalarıdır.
24:12Genel bir sükunet dönemi olan bu zaman diliminde panayırlar düzenlenir ve ticari faaliyetler gerçekleştirilirdi.
24:19Halkın nefes alıp rahat etmesine, ticaret ve ibadet hayatlarını özgürce gerçekleştirmesine ve de iktisadi hayatın güvenli bir şekilde devamına vesile
24:31olduğundan herkesin menfaatine görülen bu uygulamaya büyük bir anlam yüklenir ve korunması için çaba gösterilirdi.
24:42Batlı Nahle'den sonra Kureyş, Müslümanların haram aylara saygı göstermediği propagandasını yaparak İslam'ı herkes için ortak bir tehdit olarak göstermeye
24:52çalıştı.
24:53Hazreti Peygamber ve Müslümanların haram aylara saygı göstermediğine yönelik bu propaganda, bölgede İslam aleyhtarı bir kitle organizasyonu için imkan doğmasını
25:05sağladı.
25:07Müslümanların haram aylara saygı göstermediği iddiası, Arap Yarımadası'na karşılık bulabilme ihtimali yüksek bir propagandaydı.
25:15Bölgenin genel kabullerinden birine karşı gerçekleştirilen hürmetsizlik iddiası, o ana kadar Mekkelilerin İslam ve Hazreti Muhammed hakkındaki söylemlerini bir iç
25:27iş olarak görenlerin zihninde İslam'a dair olumsuz bir fikir oluşmasına kaynaklık edecek mahiyettedir.
25:35Bu noktada Müslümanlar içinde bir zihin karmaşasının olduğu, durumun ayetle açıklığa kavuşturulmasından anlaşılabilir.
25:43Kur'an-ı Kerim, yapılanın yanlış olduğunu ifade etmekle birlikte, bunun cari durum göz önünde bulundurulduğunda süreç içerisinde yaşananların bir
25:56sonucu olarak görülmesi gerektiğini,
25:58olayların bu hale gelmesinin asıl sorumlusunun Kureyş olduğunu ifade etmektedir.
26:05Kur'an'ın ifadeleri Müslümanlar için bir referans kaynağıydı, ancak gayrimüslim grup için Kur'an'ın ne dediğinin bir anlamı
26:14yoktu.
26:15Bu sebeple Kureyş'in İslam aleyhtarı propagandası yarımada da taban bulma olasılığına sahipti.
26:22Bununla birlikte çok geçmeden gerçekleşen bir olay, bölgenin dikkatini tamamen başka bir yöne çevirmiş ve yaşanan bu münferit olay bir
26:32anda gündemden düşmüştür.
26:35Şimdi de bu olaya değinelim ve Mekkelilerle Müslümanlar arasındaki hicret sonrası ilk yüzleşmeye geçelim.
26:45Müslümanlar kendi bölgelerinin sınırlarını çizmeye çalışırken, hicretten yaklaşık iki yıl sonra,
26:52Ebu Süfyan'ın idaresinde Suriye'ye giden bin develik ve elli bin dinar sermayeyle hazırlanan Mekke kervanının hakimiyet alanlarından geçtiği
27:03haberi Medine'ye ulaştı.
27:06Kervanda hicret sırasında Müslümanların yanlarını alamadıkları ve Mekkelilerce yağmalanan mallar da vardı.
27:13Yapılan istişarenin ardından Hazreti Peygamber, Müslümanların egemenlik sahasından geçen ve içerisinde kendi sermayeleri de olan kervana el koymak üzere harekete
27:25geçti.
27:26Müslümanlar haklı olarak bu faaliyetleri engelleme yoluna gittiler çünkü hiçbir siyasal yapının kendi toprakları üzerinden izinsiz gerçekleştirilen faaliyetlere göz yumması
27:40beklenemez.
27:41Hazreti Peygamber, kervanın geçişine engelleme doğrultusuna karar alınca,
27:48Kimin yanında hayvanı varsa hemen binsin ve bizimle gelsin demiştir.
27:52Kureyş kervanının büyüklük, güzergah ve korunma bilgilerine ulaşılmasının ardından vakit kaybedilmeden Medine'den hareket edilmesi,
28:02Müslümanların planlı ve tam teşekkülü bir silahlı faaliyet içerisinde olmadığını göstermektedir.
28:0874'ü muhacir, kalanı ensar olmak üzere yaklaşık 305 kişiden oluşan Müslümanlar da sancaktör olarak Musab bin Umeyr,
28:19Hazreti Ali ve Saad bin Muaz tayin edildi.
28:23Müslümanların yanında 70 deve ve 2 at bulunuyordu.
28:28Mekkelilerin son yıllarda hazırladıkları en büyük kervan olması
28:33ve kervanın ekonomik değerine yapılan atıf, Müslümanların maddi kaygılarla hareket ettiğine dair bir algının oluşmasına yol açmaktadır.
28:43Ancak, Müslümanların Mekke kervanını engelleme girişimini bir saldırı olarak okumak,
28:50şartların anlaşılamadığının veya anlaşılmak istenmediğinin göstergesidir.
28:56Halihazırda Müslümanlarla Kureyş arasında cari bir durumun var olduğunu görmek gerekir.
29:03Müslümanlar nezdinde kervandan elde edilecek ekonomik faydanın anlamı,
29:09Kureyş'e vurulacak psikolojik darbenin yanında hiçbir anlam ifade etmiyordu.
29:16Müslümanların kervanı hedef almasının gerekçesi,
29:20ekonomik büyüklüğü değil, sahiplerinin Kureyş olmasıdır.
29:25Müslümanların radarına sadece Kureyş kervanlarının takılmasının sebebi,
29:31kendi hakimiyet sahalarında Kureyş'in her türlü faaliyetini engelleme çabasıdır.
29:39Müslümanların kendilerine ait kabul ettikleri bir bölge vardı
29:43ve bu sınırlar içerisinden Kureyş'in geçmesini ve bir şekilde kazanç elde etmesini istemiyorlardı.
29:51İlaveten göz önünde bulundurulması gereken bir diğer husus da,
29:56Arap Yarımadası'nda ticaret yapan tek kabilenin Kureyş olmadığıdır.
30:02Ancak Müslümanların hedef aldığı tek grup Kureyş'ti.
30:06Diğer kabilelerin kervanlarına yönelik bir engelleme girişiminin olmaması,
30:11Müslümanların Kureyş'e hedef aldıklarını ve bu kabileye yönelik bir abluka girişimi içerisinde olduklarını göstermektedir.
30:20Müslümanlar kervana doğru hareket edeceği zaman bir müşrik Hazreti Peygamber'in yanına gelerek,
30:26Müslümanlara katılma arzusunu iletmiştir.
30:30Hazreti Muhammed bu talep karşısında muhatabına,
30:33Allah'ın birliğine ve kendisinin peygamberliğine inanıp inanmadığını sormuştur.
30:40Aldığı olumsuz cevap karşısında tutumu olumsuz olmuş
30:43ve Müslümanların yanında bir müşriğin olmasına müsaade etmemiştir.
30:48İleriki yıllarda farklı fıkhi tartışmalara konu olsa da,
30:53Hazreti Peygamber'in yaklaşımının ana gerekçesi,
30:56Müslümanların homojenliğini bozmak istememesidir.
31:01Aynı hedefe kanalizi olmuş bir topluluğun içerisinde,
31:05istenmeyen bir durumla karşılaşılması halinde,
31:08tutum değiştirebilecek ve Müslümanların zihninde soru işaretleri oluşturabilecek bir kişiyi istememiştir.
31:17Müslümanların faaliyetlerinden haberdar olan Ebu Sufyan,
31:21vakit kaybetmeksizin Mekke'ye haber göndererek,
31:25kervanın takip edildiğini ve tehdit altında olduğunu iletti.
31:30Hızlı hareket etmedikleri takdirde,
31:33paralarını, mallarını, varlıklarını,
31:36daha da önemlisi,
31:38fil vakasının kendilerine sağladığı dokunulmazlıklarını ve itibarlarını kaybedeceklerini anlayan Kureyş mensupları,
31:48Darun Nedve'de organize edilen bir toplantıyla atılacak adımları müzakere ettiler.
31:54Yapılan müzakerelerin ardından,
31:56özelde kervanı korumak,
31:58genelde ise Müslümanları etkisiz hale getirip,
32:02Suriye ticaret güzergahının güvenliğini temin etmek amacıyla,
32:06silahlı bir birlik gönderilmesi hususunda uzlaşma sağlandı.
32:12Durumun ciddiyeti Mekkelilerin hızlı hareket etmelerini mecbur kılıyordu.
32:16Vakit kaybetmeden hazırlıklar tamamlanarak,
32:20Mekke'deki her aileden en az bir kişinin yer aldığı yaklaşık bin kişilik bir grup halinde kervana doğru yola çıkıldı.
32:29Mekkeliler açısından kervanın korunması bir gövde gösterisi anlamı taşıyordu.
32:35Bu da hazırlıkların nispeten daha rahat olması anlamına geliyordu.
32:40Bir anlamda yapılanlar yol üzerindeki kabileler için hazırlanmış bir geçit töreni mahiyetindeydi.
32:47Bu sırada kervanın başında olan Ebu Süfyan,
32:50alternatif yollara yönelip az kullanılan sahil yolunu takip etmek suretiyle,
32:57Müslümanlarla karşılaşmadan ilerlemeyi başardı.
33:01Sonrasında da yeni bir mesaj göndererek,
33:04kervanı kurtardığını,
33:06ilave koruma gereksiniminin ortadan kalktığını
33:09ve Müslümanlarla karşılaşmaya gerek kalmadığını haber verdi.
33:15Alınan haber, Mekkeliler arasında ihtilaf yaşanmasına sebebiyet verdi.
33:20Bir grup, Mekke'den ayrılma gerekçelerinin kervanın güvenliği olduğunu
33:24ve bunun sağlanması üzerine daha ileriye gitmeye gerek olmadığını ifade etti.
33:30Ancak özellikle Ebu Cehil'in başını çektiği diğer bir grupsa,
33:34kervan güvende olsa dahi yollarına devam etmeleri gerektiğini
33:39ve ilerleyişlerini Kureyş'in gövde gösterisine çevirmeleri gerektiğini savundu.
33:45Ebu Cehil'in Bedir'e varıp orada şarap içmeden,
33:50cariyelerin müzik icralarını dinlemeden,
33:53Muhammed'i yendiğimizi duyurup yaymak üzere çevrede yaşayan Araplara,
33:59keseceğimiz develerle ziyafetler vermeden dönmeyeceğiz ifadelerini içeren,
34:05tazyik ve tahrik cümleleri sebebiyle Hazreti Ömer'in kabilesi Adiyoğulları
34:11ve Hazreti Peygamber'in annesinin kabilesi Zühreoğulları hariç
34:15diğer kabileler geri dönmek yerine ilerlemeyi tercih ettiler.
34:21Hazreti Peygamber, kervanın güzergahı hakkında bilgi toplamak üzere
34:25Zübeyir bin Avvam ve Hazreti Ali ile Sa'd bin Ebu Vakkas'ı görevlendirdi.
34:31İstihbarat ekibi, Bedir kuyuları yakınında ele geçirdikleri düşman birliği mensuplarını
34:37sorgulamak üzere Hazreti Peygamber'e getirdiler.
34:41Düşmanın sayısal varlığını öğrenmek isteyen Hazreti Peygamber,
34:45sorduğu sorulara net cevaplar alamayınca konuya başka bir açıdan yaklaştı.
34:52Kureyş'in günlük gıda tüketimini soran Hazreti Muhammed,
34:56bir gün dokuz, diğer gün on deve kesildiğini öğrenince,
35:01aradığı cevabı da bulmuş oluyordu.
35:04Bir devenin ortalama yüz kişinin günlük gıda ihtiyacını karşıladığı ön bilgisini kullanınca,
35:12basit bir matematik hesabıyla,
35:14Kureyş'in dokuz yüz ila bin kişi arası bir kuvvetle yaklaşmakta olduğu sonucuna ulaştı.
35:22Kervan, Müslümanların topraklarını terk etmişti,
35:26ancak bu sefer daha sorunlu bir durum ortaya çıkmıştı.
35:31Kervanın durdurulmasını haber alan Mekkeliler,
35:35yaklaşık bin kişilik iyi teçhiz edilmiş bir orduyla Müslümanların topraklarına girmişti.
35:43Dahası, kervan güvenli bir şekilde Mekke'ye ulaşmasına rağmen,
35:48geri dönmeyip Müslümanların üzerine yürümeye devam etmişlerdi.
35:53Ne var ki Müslümanların hazırlıklarını kervanı hedef alma düşüncesi doğrultusunda gerçekleştirdiklerinden,
36:01gerek kervanı durdurmaya gidenlerin sayısı,
36:04gerekse de teçhizatları bir savaş hazırlığı yapılmadığının göstergesiydi.
36:11Müslümanlar hazırlıklarını bir savaşa göre yapmadıkları için çok zor bir durumla karşı karşıya kalmışlardı.
36:21Yetersiz teçhizat, silahlı bir mücadeleye girmekten imtina edilmesi için makul bir gerekçe olsa da,
36:28geri dönmeleri halinde hicretin ardından çizmeye çalıştıkları,
36:34egemenlik sınırları doğrultusunda gerçekleştirdikleri bütün faaliyetler anlamsız hale gelecekti.
36:41Yetersiz sayıdaki binek hayvanı, mesafenin uzunluğu ve Ramazan ayının girmesiyle oruç ibadeti eklenince,
36:50Müslümanların içerisinde bulundukları şartlar iyice ağrılaştı.
36:55Bu noktada Hazreti Peygamber'in seferilikle ilgili bildirdiği hükümler,
37:00bir nebze olsun şartların iyileşmesine vesile oldu.
37:03Hazreti Peygamber, değişen şartlar karşısında Müslümanlarla durum değerlendirmesi yaparak görüşlerini aldı.
37:12Hazırlıklarını kervanı durdurma üzerine yapan Müslümanlar,
37:15Kureyş ordusuyla karşılaşma ihtimali belirdiğinde bir nebze tereddüt gösterdiler.
37:23Buna rağmen Mekkeli Müslümanlar açıkça desteklerini ifade ettiler.
37:28Hazreti Peygamber'in gözü ise Medine'li Müslümanların üzerindeydi.
37:33Hicret öncesinde verilen birlikte hareket etme ve herhangi bir saldırı durumunda ailelerini koruyacakları gibi,
37:41Hazreti Peygamber'i de koruyacaklarına dair söz Medine sınırlarını kapsıyor ve bir saldırıya mütekabiliyete bağlanıyordu.
37:51Cari durum ise tamamen farklıydı.
37:54Hali hazırda bir koruma durumundan ziyade çatışma ihtimali dolmuştu.
37:59Böyle bir ortamda Ensar'ın nasıl bir tavır takınacağı gidişat açısından son derece önemliydi.
38:07Ensar'ın tutumunu kıymetli kılan bir diğer husus, Müslümanların yaklaşık dörtte üçlük kısmını oluşturmalarıydı.
38:14En açık ifadesiyle, Ensar'ın desteği olmadan sadece muhacirlerle Mekkelilerin karşısına çıkma ihtimali yoktu.
38:25Hazreti Peygamber'in asıl öğrenmek istediği hususun Ensar'ın görüşü olduğunu anlayan Sa'd bin Muaz,
38:34Sanırım bizim fikrimizi merak ediyorsun ya Resulallah diyerek sözü aldı.
38:38Kendisini peygamber olarak kabul ettiklerini, sözüne güvendiklerini ifade ederek,
38:44her ne karar alırsa alsın Medine'li Müslümanlar olarak uyacaklarını deklara etti.
38:52Sa'd bin Muaz'ın topyekun destek belirten sözleri,
38:57Hazreti Muhammed'in içini rahatlatarak yüzünü güldürdü.
39:00Adeta yüreğine su serpti.
39:04Evet, maalesef bu bölümlükte süremizin sonuna geldik.
39:09Hak ile batılın ayrıldığı, Müslümanlar için bir varoluş mücadelesine sahne olan,
39:15Hazreti Peygamber'in,
39:18Allah'ım eğer bu müminler topluluğunun hezimetini dilemişsen,
39:22o zaman bugünden sonra sana ibadet edilmeyecek demektir diyerek,
39:27olası bir istenmeyen sonuçta,
39:30İslam için dönüşü olmayan bir yola girileceğinden korktuğu,
39:34Bedir Savaşı'nda yaşananları konuşacağımız,
39:37bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
39:40Sağlıcakla kalın.
Yorumlar

Önerilen