- 11 saat önce
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.
İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.
“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.
Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
İnsanlığa yön veren son peygamberin çağları aşan daveti, Ramazan ayının huzur veren ikliminde ekranlara taşınıyor.
Ülke TV, Ramazan ayı boyunca izleyicilerini anlamlı ve derinlikli bir yolculuğa davet ediyor. “Son Çağrı” programında, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı; ilim, hikmet ve sahih kaynaklar rehberliğinde ele alınıyor.
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Nurullah Yazar, akademik birikimi ve siyer alanındaki derin vukufiyetiyle Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını güvenilir kaynaklar ışığında anlatıyor. Program, yalnızca bir hayat hikâyesini değil; insanı insana emanet eden bir ahlak anlayışını, merhameti merkeze alan bir medeniyet tasavvurunu ve kıyamete kadar süren çağrıyı izleyiciyle buluşturuyor.
“Son Çağrı”, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatını bugüne seslenen ve yarına yol gösteren yönleriyle ele alarak, Ramazan boyunca gönülleri dirilten ve zihinleri aydınlatan bir içerik sunuyor.
Ramazan ayı boyunca her gün saat 16:45'te yayınlanacak olan “Son Çağrı”, Ülke TV ekranlarında izleyicisiyle buluşacak.
Kategori
📺
TV ve DiziDöküm
00:00Müzik
00:16Herkese merhaba.
00:18Bu bölümde sizlerle İslam davetinin genele yayılmasını ve Mekkelilerin,
00:24özellikle de Mekkeli elitlerin, kendilerini Mekke'nin asli unsuru kabul edenlerin İslam karşısındaki tutumunu konuşacağız.
00:33Hazırsanız başlayalım.
00:36Yüce Allah bildirdiği ayetlerle Hazreti Muhammed'in takip etmesi gereken yol haritasını çiziyordu.
00:43Bununla birlikte her gün gördükleri Kabe'nin bile ne zihinlerinde ne de gönüllerinde hiçbir anlam ifade etmediği,
00:52kalıplaşmış bir zihne sahip Mekkelilere tevhidin anlatılması için atılacak ilk adıma dair bir bilgilendirme gelmemişti.
01:02Neticede ilk adımın doğru atılması sonraki sürecin de gidişatını etkileyecekti.
01:08Bu noktada Yüce Allah bir kez daha devreye girerek son temsilcisinin atacağı ilk adımı belirlemişti.
01:16Bireysel davet yöntemiyle has daire içerisinde başlayan İslam tebliği,
01:23Yüce Allah'ın Hazreti Muhammed'e hitaben,
01:26sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah'a ortak koşanlara aldırış etme
01:32ve de en yakın akrabanı uyar vurgusuyla genele yayılmış ve nazil olan ayeti kerimelerin rehberliğinde
01:41İslam'ın serüveni yeni bir aşamaya geçmiştir.
01:45Allah'ın yönlendirmesiyle tebliği metodunu belirleyen Hazreti Muhammed,
01:50bundan sonra İslam'ı şahıs şahıs anlatmak yerine genel bir anlatım benimsemiş
01:55ve tüm Mekkelileri İslam'dan haberdar ederek İslam tebliğini aleni bir şekilde sürdürmüştür.
02:04Hazreti Muhammed'in İslam dininin içeriğini ilk olarak kendi kabilesi olan Haşimoğulların açıklaması
02:12ve İslam tebliğine yakın akrabalarından başlaması tebliğ sürecinin sağlıklı yürümesi için son derece önemliydi.
02:21Çünkü Mekke sosyolojisi, Hazreti Peygamber'in kabilesinin imanından önce desteğine ihtiyaç duymasını zorunlu kılıyordu.
02:31Mekke'nin kabile aidiyeti üzerine kurulu sosyal ilişkileri düşünüldüğünde,
02:37bir kişinin kabilesinin desteğini almasının ne derece önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.
02:45Hazreti Peygamber'in kabilesinin desteği ve himayesi olmadan İslam'ı tebliğ etmesi bir yana Mekke'de kalması dahi mümkün değildi.
02:56Böyle bir ortamda Mekke'deki kurulu düzen açısından tüm taşları yerinden oynatacak bir haberi, bir daveti,
03:05arkasında kabilesinin desteği olmadan ilan etmesi düşünülemezdi.
03:12Bu yüzden Hazreti Peygamber'in kendi kabilesinden başlaması gayet olağan bir durumdur.
03:18Hazreti Muhammed, İslam'ın içeriğini kabilesine açıklamak maksadıyla bir yemek organize eder.
03:26Tam İslam dinini tebliğ edeceği sırada amcası Ebu Leheb konuşmasına fırsat vermez ve ortamı geren sözler söyler.
03:36Bunun neticesinde Hazreti Peygamber bir şey söyleyemeden yemeğe katılanlar dağılır.
03:44Ebu Leheb'in tavrı Hazreti Muhammed'i üzmekle birlikte hedefinden saptırmadı.
03:51Birkaç gün sonra bir kez daha yakınlarını bir araya getirdi ve bu sefer peygamberliğini açıklayarak akrabalarını Allah'ın dinine davet
04:01etti.
04:02Söze Allah'a hamd ederek başlayan Hazreti Muhammed söylediklerini ilk kez akrabalarıyla paylaştığını vurgulayarak
04:11Allah'tan başka ibadet edilip yardım beklenecek ilah olmadığını, kendisinin Allah'ın elçisi olduğunu,
04:21yaşamın sadece bu dünyadan ibaret olmadığını, insanın yaptıklarının hesabını vereceği bir ahiret hayatının olduğunu,
04:30dünyadaki yaşamını iyilik üzerine kurgulayanların iyilik bulacağını, hayatını kişisel menfaatleri önceleyerek geçirenlerin ise kaybedenlerden olup cennetten mahrum kalacağını söyledi.
04:48Hazreti Muhammed'in peygamberliğini aleni bir şekilde ilan etmesiyle İslam'ın mahiyeti herkese açıklanmış,
04:58bir anlamda genel davet başlamış oluyordu.
05:02Hazreti Peygamber'in İslam davetinin ardından Haşimoğulları'nın reisi konumundaki Ebu Talip,
05:08atalarının dininden vazgeçmemekle beraber,
05:128 yaşından beri büyüttüğü ve her anına şahit olduğu yeğenini koruyup gözetmeye devam edeceğini söylemiştir.
05:21Ebu Leheb ise her zamanki olumsuz tutumunu sürdürerek,
05:26Hazreti Muhammed'e hakaretler savurarak onu engellemeye çalışmış ve söyledikleriyle akrabalarını ona karşı kışkırtmıştır.
05:36Ebu Talip bir kez daha söz almış ve sağ olduğu müddetçe yeğenini koruyacağını ifade ederek,
05:44Hazreti Muhammed'e yönelik desteğini yinelemiştir.
05:49Ebu Talip'in Hazreti Muhammed'den yana tavır takılması,
05:53kabilesinin diğer mensuplarının da İslam'a inanmasalar dahi ona destek olmalarına sebep olmuştur.
06:00Neticede iki yemek davetinin Hazreti Muhammed'e ashab olarak dönüşü olmadıysa da aradığı himaye ve desteği sağlamıştır.
06:12Akrabalarını İslam'ın içeriğine dair bilgilendiren Hazreti Muhammed'in ikinci hedef kitlesi diğer Mekkeliler olmuştur.
06:21Hazreti Muhammed'in bir peygamber olarak yapması gereken anlatmakla yetinmek değildi.
06:28O sadece bir anlatıcı veya aktarıcı değildi.
06:34Allah'ın onun için belirlediği rol bundan çok daha fazlasıydı.
06:39O bir uyarıcı, müjdeleyici ve aynı zamanda Hatem-ül Enbiya'ydı.
06:46Özellikle bu sonuncu vasıf üzerinde durulması gereken bir husustur.
06:52Eğer bir konuda son iseniz en iyi olmak zorundasınız.
06:56Hayatın içerisinde de bu böyledir.
07:00Örnek verelim.
07:01Atletizm'de bayrak yarışlarında son 100 metreyi her zaman en hızlı sprinter koşar.
07:08Son şut her zaman en iyi basketbolcunun elinden çıkar.
07:13Son penaltıda her zaman takımın en iyi oyuncusu topun başına geçer.
07:18Son konuşmayı her zaman en yetkin kişi yapar.
07:23Eğer insanlığın son peygamberiyseniz, bu ailenin en iyi üyesi, her hususta örnek gösterilen şahsiyeti olmak zorundasınız.
07:35Bu da ancak toplumun içerisine karışmak, toplumun bir parçası olmak ve toplumda kabul görmekle olur.
07:45Toplumun kabul göstermesinin birinci şartı da muhatabına güven duymasıdır.
07:51Hazreti Peygamber zengin, savaşçı veya şair olarak bilinmedi.
07:59Onun özelliği kitleleri arkasından sürükleyebilecek bir vasfa sahip olmaktı.
08:07Güvenilirlik.
08:09İnsanoğlu kendini teslim etmek için her zaman güven duygusu aramıştır.
08:16İş yerinde, aile hayatında, arkadaşlık ilişkilerinde her zaman aranan vasıf güven olmuştur.
08:26Hazreti Muhammed de bu vasfıyla toplumunda biliniyordu.
08:30Anlaşılan o da bu özelliğinin kitleleri ikna etmesi için yeterli olacağını düşünüyordu ki,
08:37İslam tebliğini umuma yayarken önce bu özelliğine vurgu yaptı.
08:44Hazreti Peygamber genel bir davetle Mekkelileri İslam'dan haberdar edeceği zaman,
08:50ilk vurgusunu kendisinin Muhammed-ül Emin olmasına yapmıştır.
08:55Çünkü güven, iknaya açılan kapıdır.
09:01Muhatabının kendisine doğruyu söyleyeceğine güvenen kişi,
09:06ikna edilebilir insandır.
09:08İkna, imanı getirir.
09:11İmansa, ibadet.
09:13Bu bir döngüdür aslında.
09:15İbadetle huzur bulan kalbin tatmini artar.
09:19Kalp tatmini oldukça,
09:21akıl ikna olur.
09:23Akıl ikna oldukça,
09:26insanın ibadet arzusu artar.
09:29Şehri ilgilendiren önemli bir konunun ilanı için,
09:32mekan olarak kullanılan Safa Tepesi'nde,
09:35Kureyşçileri gelenlerini toplayan Hazreti Peygamber,
09:39şayet size,
09:41şu dağın arkasında bir ordu var desem,
09:44bana inanır mısınız diye sorarak,
09:47o güne kadar ki sahip olduğu toplumsal imajı,
09:51ortaya koymuştur.
09:54Bu noktada,
09:55İslam tebliğinin ilk öznesinin,
09:58bizatihi Hazreti Peygamber olduğunu görmekteyiz.
10:02Hazreti Muhammed,
10:04İslam tebliğini genele yayarken,
10:07öncelikli olarak,
10:08toplumun kendisi hakkındaki kanaatini almıştır.
10:12Böylece,
10:14sözün kıymetini,
10:16söyleyenin değeriyle kuvvetlendirmeye çalışmıştır.
10:20Hazreti Muhammed'in bu metodu,
10:23onun İslam dinindeki yerini de ortaya koymaktadır.
10:27Hazreti Peygamber,
10:29vahiy sürecinin pasif bir iletkeni değil,
10:32bilakis aktif ve etken bir parçasıdır.
10:36Vahyin değer bulması için,
10:39kendisini,
10:41geçmişini,
10:43şahsiyetini,
10:44ve toplumdaki karşılığını ortaya koymuştur.
10:48Bu üslup,
10:49vahyin ve vahiy ile birlikte,
10:51Hazreti Peygamber'in konumunun,
10:53anlaşılması hususunda,
10:55son derece önemlidir.
10:57Hazreti Muhammed üzerinden,
10:58bir peygamber imajı ortaya koymak gerekirse,
11:02Hazreti Muhammed'i,
11:03salt bir iletişim unsuru olarak görmek,
11:05yaşanan her şeyi doğrudan ilahi iradeye bağlamak,
11:10peygamberin kişiliğini,
11:12şahsiyetini,
11:13karakterini,
11:14tercihlerini,
11:16ve en önemlisi,
11:19çabasını görmezden gelmek,
11:21ona yapılabilecek en büyük haksızlıktır.
11:24Hazreti Peygamber,
11:26bir peygamber olarak,
11:28ilk anda sordu,
11:30bana kim inanır sorusundan itibaren,
11:33vahyin insanlar tarafından kabulünün gerçekleşmesi için,
11:37aktif bir rol oynamış,
11:40bütün hayatını ortaya koymuş,
11:43yaşamını,
11:44bu ideal çerçevesinde,
11:47şekillendirmiştir.
11:48bir Müslümanın nasıl bir yaşantısının olması,
11:54hayata hangi pencereden bakması gerektiği,
11:57hayatında alan açması gereken hususlar,
12:01herhangi bir durumda takınması gereken tavır noktasında,
12:06en önemli örnek,
12:08Hazreti Muhammed'in hayatıdır.
12:10Kur'an,
12:11ilkeyi ortaya koyar,
12:13yol gösterir.
12:15Hazreti Muhammed de,
12:17bu ilkelerin uygulanabilir,
12:20gösterilen yolun gidilebilir olduğunu somutlaştırır.
12:24Bu sebepledir ki,
12:26İslam,
12:27Kur'an-ı Kerim ve,
12:29Hazreti Muhammed'in sünnetinin bütünüdür.
12:32Bir Müslüman,
12:34bu iki kaynağı,
12:36hiçbir şekilde birbirinden ayrı düşünmemelidir.
12:41İlaveten,
12:43Mekkelilerin,
12:44Hazreti Peygamber'in dürüstlüğü ve doğru sözlülüğüne olan bu şehadeti,
12:49Hazreti Peygamber'in hayat tarzını yaşamaya çalışan Müslümanlar için son derece önemlidir.
12:56Yüce Allah ile olan ilişkinin biçimlendirilmesinde,
13:00ibadetlerin,
13:01Allah'ın emir ve yasaklarının rolü ne kadar önemliyse,
13:05insanlarla kurulan sosyal ilişkinin biçimlendirilmesinde de,
13:10Hazreti Peygamber'in örnekliği o derece önemlidir.
13:15İnsani ilişkilerde Hazreti Peygamber'in yolundan gitme arzusundaki bir Müslümanın,
13:21uyması gereken ilk husus,
13:24hayatında hiçbir şekilde yalanı alan açmamasıdır.
13:28rehberinin doğru sözlülüğüyle bilindiği bir ümmetin parçası olmak isteyen de,
13:35aynı şekilde bilinmelidir.
13:38konumuza dönecek olursak,
13:40sormuş olduğu soruya Mekkelilerin,
13:43senin yalan söylediğini görmedik cevabıyla yaptıkları doğru sözlülük vurgusu,
13:49Hazreti Muhammed'e doğru yolda olduğunu düşündürmüş,
13:52ve,
13:52öyleyse ben büyük bir azaba uğrayacağınızı size haber veriyorum.
13:58Allah bana en yakın akrabamı uyarmamı emretti.
14:03Siz,
14:04Allah'tan başka ilah yoktur demedikçe,
14:07benim size ne dünyada ve ne de ahirette bir faydam dokunur diyerek,
14:13İslam'ı aleni bir şekilde tüm Mekkelilere tebliğ etmiştir.
14:18Ancak Mekkelilerden aldığı tepki,
14:21beklediği cevap değildi.
14:24Hazreti Muhammed sözlerini bitirir bitirmez,
14:27onu neredeyse adım adım takip eden amcası Ebu Leheb,
14:31bizi bunun için mi çağırdın diyerek,
14:34Hazreti Peygamber'e hakaret etmiştir.
14:36Böylece o,
14:38İslam'ın tebliğine ve Hazreti Muhammed'in peygamberliğine,
14:43açıkça karşı çıkıp tepki gösteren ilk kişi olmuştur.
14:49Yüce Allah da,
14:51peygamberine hakaret eden şahsı cevapsız bırakmamış,
14:55ve Tebbet suresini vahyetmiştir.
15:00Esasında Kur'an için önemli olan şahıs değil,
15:04davranıştır.
15:05Bu sebeple Kur'an'da insanlar üzerinden bir anlatım nadirattandır.
15:11Kur'an,
15:12doğru veya yanlış olarak nitelenen durumları,
15:16olaylar üzerinden gösterir.
15:18Olay üzerinden doğru davranışı takdir eder,
15:21veya yanlış davranışı eleştirir.
15:24Olayı bilen,
15:26övüleni de,
15:28yerileni de bilir.
15:29Ancak,
15:30şahsın kim olduğu bilgisi,
15:33tarihi bir bilgidir.
15:35Burada da önemli olan şahıs değildir.
15:38Gerçekleştirilen davranıştır.
15:41Vurgulanan iyi davranışı sergileyen herkes övülür,
15:44eleştirilen kötü davranışı sergileyen herkes yerilir.
15:49Ancak Ebu Leheb,
15:51bu durumun istisnasıdır.
15:52Tebbet suresi,
15:55Ebu Leheb'in kişiliksizliğini ortaya koymaktadır.
15:59Arap toplumunun temel dinamiği,
16:02kabile asabiyeti idi.
16:03Kabile asabiyeti,
16:05her şart ve koşulda,
16:07akrabanın yanında olmaktı.
16:09Ebu Leheb ise,
16:11yeğenine açıktan tepki gösterip,
16:14onu yalanlayarak,
16:15toplumunun en temel geleneğine dahi,
16:19saygı duymamıştır.
16:20Yeğeninin söylemlerinin,
16:23toplumsal statüsüne zarar vereceğinden,
16:26sonrasında dışlanacağından,
16:29ve ötekileştirileceğinden korkarak,
16:32yeğenine karşı,
16:33onun düşmanlarının yanında yer almıştır.
16:37Kur'an'da açıkça ismini geçirerek,
16:41Ebu Leheb'in yerini işaret etmiştir.
16:44Hazreti Peygamber'in,
16:46İslam tebliğinin ardından,
16:48Mekkeliler için,
16:49bir tercih süreci başlamıştı.
16:52Kendilerini,
16:53nerede konumlandıracaklardı?
16:56Davete uyup,
16:57kurtuluşa mı ereceklerdi?
16:59Yoksa,
17:01düşünmek,
17:02akletmek,
17:03ibret almak yerine,
17:05içerisinde bulundukları,
17:07hayatı sürdürmeye,
17:09devam mı edeceklerdi?
17:12İnsanoğlunun,
17:14en büyük arzularından birisi,
17:17kendisine inşa ettiği konfor alanında,
17:19dokunulmaz bir yaşam sürmektir.
17:23Bir taraftan,
17:24kendisini bu konfor alanına alarak,
17:26hayatını tanzim ettiğini iddia ederken,
17:30asıl gayesi,
17:31sınırlarını kendisinin belirlediği,
17:34çerçevenin içerisinde,
17:36sınırsız ve hesapsız bir yaşam sürmektir.
17:39Mekkelilerde,
17:41şehirlerinde,
17:42merkezinde Kabe'nin olduğu,
17:45çok tanrılı bir inanç sistemiyle destekledikleri,
17:48özgün bir ekonomik,
17:51dini ve kültürel yapı oluşturmuş,
17:54kendilerine özgü yasa ve kurumları olan insanlardı.
17:59Bu insanların zihninde İslam,
18:03asırlardır süren ve kabul görmüş bir düzenin yaşandığı şehirde,
18:08olağanlaşan inanç sistemi,
18:11kabile yapısı,
18:12sosyal düzen ve ekonomik sistem için,
18:15bir tehdit olarak algılandı.
18:18İslam dinini kabul,
18:20Mekkelilerin bütün yaşam tarzlarını,
18:22yeniden tasarlamalarını zaruri kılıyordu.
18:25Bu yeni yaşam biçimi ise,
18:28Mekkeli seçkin ve elit zümrenin işine gelmiyordu.
18:33Bu da onların,
18:34Hz. Muhammed'e ve getirdiği dine karşı çıkmalarının,
18:38ana eksenini oluşturuyordu.
18:40Mekke'nin toplumsal yapısı incelendiğinde,
18:42insanların hür, köle ve mevali olmak üzere,
18:47üç ana sınıfta tanımlandıkları görülmektedir.
18:50İlk bakışta ve düz bir mantıkla,
18:53Mekke'de en avantajlı,
18:55hatta tek avantajlı yaşam biçiminin,
18:58hürler sınıfına mensubiyetten geçtiği düşünülür.
19:01Ancak İslam'ın akıl, düşünme,
19:06tetkik ve sorgulamaya dair söylemleri,
19:09çok açık bir şekilde,
19:11Mekkeli hürlerin,
19:12aslında zannettikleri kadar,
19:15hür olmadıklarını ortaya koydu.
19:18Bu kişilerin hürlükleri,
19:20kendilerini hür kabul ettiren,
19:23sisteme köleliklerinden geliyordu.
19:26Sistemi beslemedikleri,
19:28sisteme hizmet etmedikleri,
19:31veya sistemi işlevsel hale getirmedikleri takdirde,
19:35hür olarak tanımlanmaları,
19:37ve elde ettikleri üstünlüğün,
19:39kendilerine sunduğu menfaatten istifade etmeleri,
19:43mümkün değildi.
19:45Diğer bir ifadeyle,
19:46Mekke'de asıl olan sistemdi.
19:48En özgür ve hür olan dahi,
19:51aslında sisteme mutlak itaat etmesi gereken,
19:54bir köle hüviyetindeydi.
19:56İslam, Mekkeli seçkinlerin kendilerini,
20:00hür ve özgür kabul ettikleri sistemi,
20:03sorgulamaya açtığı an,
20:04bu grup,
20:05görünmeyen efendilerine,
20:07köleliklerinin gereğini yerine getirdiler,
20:09ve,
20:10İslam'ı sistemin,
20:12diğer bir ifadeyle,
20:14efendilerinin,
20:15baş düşmanı olarak ilan ettiler.
20:17Mekkelilerin korumak istedikleri sistem,
20:20birkaç başlık altında incelenebilir.
20:23Birinci başlığımız,
20:25toplumsal düzeni,
20:26koruma refleksi.
20:28Hz. Muhammed'in topluma yönelik en önemli söylemi,
20:33insanların Allah'ın huzurunda eşit olmalarıydı.
20:36Allah için insanların ten renginin,
20:39veya taşıdığı kanın ifade ettiği bir ayrıcalık,
20:42söz konusu değildir.
20:44Onun için asıl olan,
20:46insanların,
20:47yani kullarının kendisini ne kadar tanıdığı,
20:50ve hayatlarını ne kadar onun peygamberleri aracılığıyla tebliğ ettiği,
20:57emir ve yasaklarına uygun olarak yaşadığıdır.
21:00Bu söylem,
21:02yerleşik düzenin sahip olduğu ahlaki kuralların sebebiyet verdiği,
21:07toplumsal sınıflaşma üzerine kurulu,
21:10Mekke toplum yapısını tartışmaya açmıştır.
21:14Allah'ın dininde,
21:15yaratılmışlık bağlamında eşit olma söylemi,
21:18ve toplum dinamiğinin temeline adalet ilkesini koymak,
21:23yerleşik sistemin savunucularının kabul etmekte zorlandığı hususlardı.
21:28Mekke'de düzenin üzerine bina edildiği başlıca unsurlar,
21:33asabiyet ve inanç sisteminin merkezinde yer alan putlardı.
21:38Bu açıdan bakıldığında,
21:41Mekkeli sistem savunucuları için,
21:43Hz. Muhammed'in en tehlikeli söylemleri,
21:47asabiyet yerine koyduğu ümmet bilinci,
21:50ve putperestliğin fayda vermeyeceğini söyleyerek,
21:54yeni inanç sistemini üzerine kurguladığı,
21:58tevhid inancı olmuştur.
22:00Ümmet, din kardeşliği bağlamında inşa edilen,
22:05ve herkesin eşit hak ve sorumluluklara sahip olduğu bir toplumsal yapıydı.
22:11Asalet ve şerefi,
22:13kan üzerinden bir aktarıma tabi tutan,
22:16ve bireyin değerini,
22:18aile veya kabile aidiyeti üzerinden tanımlayan,
22:22geleneksel Mekke toplumunda bu yapı,
22:25hiçbir anlam ifade etmiyordu.
22:27Müşriklerin ileri gelenleri,
22:30toplum içerisindeki statülerini kaybetmek istemiyorlardı.
22:33İslam'ın insanlar arasında fark gözetmeyen eşitlikçi yaklaşımı,
22:40sosyal tabakalar halinde yaşayan Araplar tarafından kabul edilemiyordu.
22:47Bununla birlikte,
22:48İslam, köle ile efendi arasında ayrım yapmıyordu.
22:52Mekkeli asiller,
22:54kölelerin kendilerinin dininden başka bir dine girmesini isyan olarak görüyorlar ve tahammül edemiyorlardı.
23:04Esasen,
23:06Hz. Muhammed'e en keskin tepkilerin,
23:09Mekke'nin toplum yapısının üzerine kurgulandığı,
23:12nesep veya kan değerliliği sisteminden en optimum düzeyde istifade eden Ümeyyeoğulları ve Mahzumoğullarına mensup isimlerden gelmesi anlaşılabilir bir durumdur.
23:26Bu kabilelerin mensupları için sistem tartışması,
23:30bir anlamda varlıklarının ve otoritelerinin sorgulanması anlamına geliyordu.
23:38Uzun mücadeleler sonucunda kurulan ve kendi menfaatlerine hizmet eden düzen,
23:44savunulması ve muhafaza edilmesi gereken en önemli değerdi.
23:50Başta Ebu Cehil olmak üzere,
23:53Mekke'de İslam'a düşmanlık yapan seçkinci grup,
23:56maddi refahlarını ve sosyal prestijlerini hissettikleri gerçeklik duygusunun önüne koyuyorlardı.
24:05Bu grup için tek gerçek, sahip olduklarını korumaktı.
24:10İslam'ın söylemleri ise bu konuda onları korkutuyordu.
24:15İslam, insanları düşünmeye ve böylece içerisinde bulundukları durumun farkına varmaya davet ediyordu.
24:23İslam'ın farkındalık söylemi,
24:27Mekke'nin kendini elit kabul eden zümresi için büyük bir tehditti.
24:32Hali hazırda kendi çıkarları doğrultusuna kurguladıkları yaşamı,
24:38bir şekilde kabullendirdikleri çaresiz çoğunluk,
24:43İslam'ın davetine icabet ederse,
24:45Mekke'deki sosyal düzende bir anda istenmeyen değişimler yaşanabilirdi.
24:53Mekkeliler,
24:54Kur'an'ın ifadelerini etkisizleştirme hedefiyle,
24:58''İstesek elbette bunun benzerini biz de söyleriz.''
25:02Bu eskilerin masallarından başka bir şey değil söylemini geliştirmişlerdi.
25:08Müşriklerin iddiasına cevap,
25:11''Kulumuza indirdiğimiz kitaptan dolayı bir şüphe içindeyseniz,
25:16onun benzeri bir sure de siz getirin.''
25:19ayetiyle verilerek,
25:20''Hukuk kuralları içerisinde yer alan,
25:23müddeyi iddiasını ispatla mükelleftir hükmüne uygun olarak,
25:28ispat yükümlülüğünün Mekkeli müşriklere ait olduğu hatırlatılmıştır.''
25:33Mekkeliler için toplumsal yapının korunması gereken alanlarından birisi de,
25:39anın olgusuna dönüşen geçmişin bilgisiydi.
25:43Mekkelilerin gözünde atalarından kendilerine tevarüs eden her şey doğruydu.
25:50Çünkü bu miras onlara saygınlık, imtiyaz ve para kazandırıyordu.
25:57Elde ettikleri onlara putperestliğin korunması gereken bir değer,
26:02atalarının dinini de en doğru din olarak kabul ettiriyordu.
26:08Bu yüzden İslam'a davet edilip,
26:11Allah'ın indirdiğine ve peygambere gelin denildiğinde onlar,
26:17''Babalarımızı üzerinde bulduğumuz din bize yeter.'' demişlerdir.
26:22Bunun üzerine Yüce Allah,
26:24''Peki ya babaları bir şey bilmiyor ve doğru yolu bulamamış olsalar da mı?''
26:31diye sorarak,
26:32söyledikleri söz üzerinde düşünmelerini sağlamaya çalışmıştır.
26:36Ancak düşünmek bir bilinç ve farkındalık işidir.
26:41Düşünmek için önce yaşanılanın sunduklarının farkında olmak gerekir.
26:48Mekkelilerin korumak istedikleri sistemin bir diğer ögesi,
26:52ticaret.
26:52Ticari bir faaliyet gerçekleştirebilmek için en önemli unsurlar,
26:57yol emniyeti, bölgesel istikrar ve güvendir.
27:03Bu üç unsurun zedelendiği durumlarda tacir,
27:06ürününü arz etmekten çekinir.
27:09Bu da piyasa dengelerinin bozulmasına yol açar.
27:12Neticede para istikrarı sever.
27:15Kuzey-Güney istikametinde ticaret yapan Mekkeliler,
27:19kurulan panayırlarda bölge halkını kendi beldelerine getirterek,
27:24alım-satım üzerinden gelir elde etmekteydiler.
27:28Bu anlamda Mekke ekonomisi dışa bağımlıydı.
27:32Bununla birlikte ticarette o kadar ileri gitmişlerdi ki,
27:37dini de bir ticaret unsuru haline getirmişlerdi.
27:40Putperest Arap kabilelerinin putlarını yüzlerce yıldır
27:45kutsal kabul edilen Kabe'ye koymalarına izin vererek,
27:49Kabe'yi bölgedeki her kabilenin inanç merkezi haline getirmişlerdi.
27:56Birçok siyasi organizasyonda piyasa şartları,
28:00yani hükümetler, yöneticiler tarafından belirlenirken,
28:04Mekke'de piyasa şartları yönetim kurallarını belirlemekteydi.
28:09Kutsal'ın mekanı Kabe'ye konulan putlar,
28:14yarımadanın her tarafından insanın inanç turizmi üzerinden Mekke'yle irtibatını sağlarken,
28:22tanrılarına ibadet etmek için Mekke'yi ziyaret edenler,
28:26bu şehre ekonomik katkı sunmaktaydı.
28:29Mekke'de yüzlerce put bulunmasının ana sebebi de buydu.
28:34Mekkeliler, Hazreti Muhammed'in çağrısına olumlu cevap verip,
28:39bir Allah'a inanmaları halinde,
28:42şehirlerine gelen yüzlerce farklı putperest grubun sağladığı,
28:47ekonomik katkıdan mahrum kalacaklarını düşünüyorlardı.
28:52Son tahlilde İslam'ın tevhid ilkesi,
28:56büyük bir emek neticesinde kurulan ticari düzenleri için en büyük tehditti.
29:04Mekke idaresi, siyasi sistem, sosyal düzen ve ekonomik yapı arasındaki uyuma dayalıdır.
29:12Uyumu sağlayan unsur putlardı.
29:15Din veya putlar, Kureyş'e imtiyaz sağlıyordu.
29:21Dini imtiyaz siyasi üstünlüğü, siyasi üstünlük de mali getiriyi sağlıyordu.
29:29Sistemin hareket ettirici parçası olan putlar olmadan,
29:33ne siyasi üstünlükten ne de ekonomik faydadan bahsedilemez.
29:38Putların denklemden çıkarılması demek,
29:42Kureyş'in sahip olduğu her şeyi kaybetmesi anlamına geliyordu.
29:47Sahip olunan güç, ekonomik ilişkiler ve diğerleri putlarla ilişkiliydi
29:53ve putları reddetmek, sahip olunan tüm imtiyazı reddetmek anlamına geliyordu.
30:00Bu durumun farkında olan Kureyş,
30:02yarım adadaki varlıklarının garantisi gördükleri putları her şeyin üzerinde tutuyordu.
30:07Hayata dair tercihlerini ve uygulamalarını belirlerken öncelikleri putlardı.
30:14Putların varlığına değer katan her şey kabul edilebilir görülürken,
30:19put inancına zarar verecek en ufak bir yönelimse tehdit olarak algılanıyordu.
30:26Mekke'de kurulan düzene hizmet edecek yüzlerce put,
30:31Mekkeliler için kabul edilebilir tanrılardı.
30:34Ancak sistemin işleyişini bozacak.
30:37Kurulan düzeni değiştirecek tek bir tanrı, onlar için en büyük düşman konumundaydı.
30:44Kureyş müşrikleri, putperestliğin yıkılmasıyla,
30:47bütün Arap kabileleri nezdinde elde etmiş oldukları dini üstünlüğün
30:52ve ticari menfaatlerin ellerinden gitmesinden korkuyorlardı.
30:56Zihinlerinde Hazreti Muhammed'in çağrısına uyumaları halinde,
31:00Kabe'ye koyup uluhiyet atfettikleri bütün tanrıları ve bu tanrıların şehre sağladıkları ekonomik katma değeri kaybedecekleri
31:10ve maddi zarara uğrayacakları fikri vardı.
31:14Gelelim üçüncü başlığımıza, kabile rekabeti.
31:18Mekke'de kabileler güçlerini yerleşik kabullenişlerden almaktaydı.
31:23Ayrıca var olan yapılanmanın doğal sonucu olarak her bir kabile sadece kendisine ayrılan alan içerisinde hareket edebiliyordu.
31:33Bu da kabilelerin zaman içerisinde Mekke'nin kurulu düzenini değiştirebilecek bir güce ulaşmasını engelliyordu.
31:43Yapının değişmesi Mekke'nin tamamını yeniden şekillendirecek bir etkiyle mümkündü.
31:49Mekke toplum yapısını yeniden şekillendirecek oranda büyük bir dış göç veya mülteci yakını,
31:57uygulanan ekonomi modelini işlevsizleştirecek bir durum,
32:01örneğin diğer kabilelerle yapılan anlaşmaların, ilafların bozulması veya şehre karşı gerçekleştirilebilecek askeri bir harekat gibi
32:12harici müdahalelerle Mekke'nin yapısı değiştirilebilirdi.
32:17Ancak bu tür bir yapı değişiminde sonucun nereye varacağı ve hangi kabilenin veya kabilelerin sürecin sonucunda karlı çıkaracağı
32:28kestirilemeyeceğinden en kötü düzen, düzensizlikten iyidir düsturuyla hareket edilir ve ortak bir refleks sergilenir.
32:37Bununla birlikte yapıyı değiştirme gücüne sahip iç kaynaklı bir etki ortaya çıktığında resim bir anda değişir.
32:46Dış etkinin sebep olacağı iç konsolidasyon bu sefer ortaya çıkmaz.
32:51Kabileler kendi konumlarına göre pozisyon alır.
32:55İç siyaset ve dengeler üzerinden konum alınarak tepkiler, kabuller, reddedişler ve çekinceler bu bağlamda belirlenir.
33:06İç etkinin toplumsal değişim ve dönüşümü sağlama gücü ne kadar güçlü olursa olsun bir dış etkiden daha fazladır.
33:15Hz. Muhammed'in peygamberlik söylemi, Mekke'de oyunun kurallarının yeniden belirlenmesine sebep olabilecek bir iç etkidir.
33:27Mekkelilerin peygamberlik fikrine bakışını göstermesi açısından Ebu Cehil'in tutumu önemli ipuçları vermektedir.
33:35İslam tebliğinin en büyük muhaliflerinden Ebu Cehil, kendisine Hz. Muhammed hakkında soru sorulduğunda, onun hakkında hüsn-i şehadette bulunup doğru
33:46sözlü bir insan olduğunu ifade etmekle birlikte,
33:49Hz. Muhammed'in kabilesini kastederek,
33:52''Biz onlarla şan ve şeref hususunda hep yarıştık. Onlar fakiri doyurdular, biz de doyurduk. Onlar yolda kalmış kimselere binek verdiler,
34:05biz de verdik. Onlar halka bağışta bulundular, biz de bulunduk.
34:10Sonunda aynı dereceye ulaşıp, burun buruna giden iki yarış atı durumuna geldiğimizde onlar,
34:18''İşte bizden, semadan kendisine vahiy gelen bir peygamber çıktı.'' dediler.
34:24Biz bunun dengini nereden bulup çıkaracağız?
34:27Allah'a and olsun ki, bu sebepten dolayı ona asla inanmayız demiştir.
34:34Anlaşılan o ki, Ebu Cehil, Hz. Muhammed'in sözlerini zihninde tartışıp, gerçekliğinin olup olmadığına veya olabilme ihtimalini düşünmeden,
34:47peygamberlik meselesini mahzumoğulları ile Haşimoğulları arasındaki rekabet çerçevesine değerlendirmiş
34:56ve Hz. Muhammed'in peygamberliğini kabul etmeyi, Haşimoğulları'nın üstünlüğünü kabul etmek olarak görmüştür.
35:06Peygamberlik olgusuna Ebu Cehil ile aynı perspektiften yaklaşan Ebu Süfyan da,
35:13Sakif kabilesi kadınlarının Abdümenaf oğullarından bir gence tabi olduğunu duymalarından utanması sebebiyle,
35:21Hz. Muhammed'in peygamberliğini kabul etmesinin mümkün olmadığını ifade etmiştir.
35:30Nesebe dayalı asillik düşüncesi de Mekkelilerin İslam muhalefetinin sebeplerinden bir diğeridir.
35:38Mekkelilere göre biri peygamber olacaksa, bu kişi ya Mekke'nin ya da Taif'in lideri olmalıydı.
35:47Mekkeliler bu düşünceleriyle bir taraftan yüce yaratıcının iradesini ipotek altına alma hadsizliğini sergilerken,
35:57diğer taraftan topluma yön vermeye dair rüçhan hakkını kendilerinde gördüklerini net bir şekilde ifade ediyorlardı.
36:06Kur'an bu konuya, bu Kur'an iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya dediler, ayetiyle işaret eder.
36:17Esasında bu düşünceleri onların peygamberliği liderlik olarak anladıklarını göstermektedir.
36:25Onlara göre peygamber zengin ya da güçlü bir kişi olmalıydı.
36:30Bu fikrin temelinde sözün kıymetini söyleyenin konumu ile ilişkilendirmeleri yakmaktaydı.
36:38Kur'an'ın çizdiği ilke merkezi hayat tarzını kabul etmeleri mümkün değilken,
36:43buna bir de söyleyenin kendilerinden olmaması eklenince,
36:48İslam'ı ve Hazreti Muhammed'in peygamberliğini kabul etmeleri tamamen imkansız hale geliyordu.
36:56Oğullarının çokluğu, mallarının fazlalığı, kendilerine göre sahip oldukları asalet,
37:03Mekkeli oligarkların zihinlerini esir alan ve açık görüşlü olmalarını engelleyen düşünce yapılarıydı.
37:12Özgürleştiremedikleri zihniyetleri onları gurur ve kibir kıskacına alırken,
37:17Hazreti Muhammed karşısında kıskançlık duygusu beslemeye itiyordu.
37:23Aslında kıskandıkları Hazreti Muhammed'in şahsı değildi.
37:27Kıskançlıkları peygamberlik vazifesinin kendilerine verilmemiş olmasıydı.
37:33Niye biz değil de o düşüncesi, diğer sebeplerle birlikte inkarlarının gerekçeleri arasındaydı.
37:42Allah'ın elçilerine verilenin benzeri bize de verilmedikçe,
37:46kesinlikle inanmayız sözleriyle içerisinde bulundukları psikolojiyi açığa vuruyorlardı.
37:52Mekkelilerin peygamberlik talebine cevap,
37:55Allah elçiliğini kime vereceğini çok iyi bilir cümlesiyle bizzat Allah tarafından verilmiştir.
38:02Mekkeli müşriklerin anlayamadıkları bir husus da,
38:06Hazreti Peygamber'in gündelik aktivitelerini sürdürmesi ve ekonomik faaliyetlerine devam etmesiydi.
38:12Mekkeliler bu nasıl peygamber yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor,
38:19ona bir melek indirilmeli ve kendisiyle birlikte o melek de uyarıcılık görevi yapmalı değil miydi?
38:26Veya ona bir hazine verilmeliydi ya da zahmetsizce yiyip içtiği bir bahçesi olmalıydı sözleriyle,
38:34çarşı pazarda gezip alışveriş yapan birinin peygamber olmasını yadırgıyorlardı.
38:39Kur'an ise, senden önce gönderdiğimiz peygamberler de hiç şüphesiz yemek yerler,
38:47çarşıda pazarda dolaşırlardı ayetiyle,
38:50Hazreti Muhammed'in gündelik hayatını sürdürmesinde bir beis olmadığını,
38:56kendi ihtiyaçlarını gidermesinin hayatın doğal seyrinde normal olduğunu ifade etmiştir.
39:03Mekkeliler, İslam'ı kabul edip, Hazreti Peygamber'in yönlendirmelerine göre hareket ettiklerinde,
39:11ellerinde tuttukları imtiyazı kaybedeceklerini düşünüyorlardı.
39:16Bu imtiyazın kaynağını teşkil eden putlar ve putlar üzerinden inşa edilen inanç sistemi,
39:23onlara hayatlarını üzerine kurguladıkları şan, şöhret ve para kazandırıyordu.
39:30Söylenenler ilgilerini çekse, zihin ve gönül dünyalarında iz düşümleri olsa dahi,
39:38İslam'la birlikte sahip olduklarını kaybedecekleri düşüncesi,
39:43onları Hazreti Peygamber ve İslam tebliğine karşı direnç göstermeye itiyordu.
39:50Bir hesapla hareket edip, kendilerini hayatı organize eden kişiler olarak konumlandırıyorlardı.
39:56Aslında bir nevi büyüklük taslıyorlardı.
40:01Bir anına bile hükmedemedikleri hayatın kontrolünü kendi ellerinde görüyorlardı.
40:09Kanık sanmış olan bu yaşam tarzında herkes rolünü benimsemiş ve konumuna uygun bir hayat sürerken,
40:17İslam işleyen mekanizmayı reddediyordu.
40:21İslam, sistemden beslenenler için sistemin kusursuz bir şekilde işlediği,
40:27herkesin rolünü oynadığı bir ortamda acaba sorusunu akla getiriyordu.
40:33Bu durum, sistemin lehine işleyenler için tehdit,
40:38sistemden rahatsız olanlar için bir umut niteliğindeydi
40:42ve umut, statikocular için en büyük korkudur.
40:47Değişimin başlangıcı, kurulan hayallerin hissettirdiği tatmin duygusudur.
40:54Hayal kurmak içinse önce düşünmek gerekir.
40:58İslam, akletmez misiniz, düşünmez misiniz veya ibret almaz mısınız sorularıyla
41:06insanları içerisinde bulundukları durumu sorgulamaya çağırmıştır.
41:11Çağrıya verilen olumlu cevapların artması,
41:14Mekkelilerin korku duygusunu beslemiş,
41:16korku katsayısı arttıkça,
41:19yeni dine karşı sergilenen reaksiyonun şiddeti de artmıştır.
41:25İslam karşıtı tepkilerin sonuçlarından birisi,
41:28İslamlaşamamaktır.
41:30Açıklayacak olursak,
41:34kendine bakmak yerine çevresinin bakışlarını önemseyen,
41:39attığı her adımda kendi yetenek ve yeterliliklerini göz önüne almak yerine,
41:46başkalarının söz ve tanımlamalarını önceleyen insanlar,
41:51maalesef zihinlerini çevrelerinden özgürleştirememişlerdir.
41:56Tam anlamıyla bir mahalle baskısı yaşayan bu insanlar için,
42:01kendilerinden önce çevrenin düşünceleri ve tercihleri gelir.
42:06İmkanları umursamadan,
42:09başkasının yaptığı düğünü yapma arzusu,
42:13ihtiyaçları göz önüne almadan,
42:15komşunun aldığı ev aletlerinden alma isteği,
42:19veya yaşlanınca dindarlaştı derler korkusu,
42:24bu zihniyetin tezahürüdür.
42:26Bu bakış açısının hareket noktası,
42:30insanlar ne der sorusudur.
42:34Fiilleri, diğer bir ifadeyle,
42:36hayatı insanlar ne der sorusuna göre şekillendirmek,
42:41yapılabilecek en büyük hatalardan birisidir.
42:45Bu yaşam tarzının sonu,
42:48mutsuzluktan başka bir kapıya açılmayacaktır.
42:52İslam tarihinde adımlarını,
42:55insanlar ne der sorusuna göre atan belki de ilk isim,
42:59Hazreti Peygamberin amcası,
43:02Ebu Talip'tir.
43:03Ebu Talip,
43:05Mekkelilerin kendisiyle alay edecekleri düşüncesiyle hareket edip,
43:10onlara karşı küçük düşmek istemediği için,
43:14Hazreti Peygamberin davetine olumlu cevap vermemiştir.
43:17Hazreti Peygamber,
43:20amcasının insanların tepkilerinden çekinerek,
43:25kelimenin tam manasıyla,
43:27göz göre göre Müslüman olmamasına çok üzülmüştür.
43:32Allah Teala da,
43:35Kuşkusuz sen istediğini hidayete erdiremezsin.
43:40Ama Allah,
43:41dilediğini hidayete erdirir,
43:43ve hidayete erecek olanları,
43:46en iyi o bilir ayetini nazil ederek,
43:50kendi aklını kullanmayan,
43:52düşünüp ibret almayan bir insanı,
43:55doğru yola davet etmenin,
43:57bir noktadan sonra,
43:59fayda vermeyeceğini ifade etmiştir.
44:03Zorla güzellik olmayacağı gibi,
44:06zorla imanda olmaz.
44:08Bir kişinin iman ettiğinin göstergesi,
44:11İslam'ın taleplerini yerine getirirken,
44:14bunların Allah ve Resulünün emirleri olduğuna,
44:17Allah'tan geldiğine,
44:19O'nun emirlerine itaat etmenin,
44:22insana, dünya ve ahiret mutluluğu sağlayacağına,
44:26kalbiyle inanması ve inancından asla şüphe duymamasıdır.
44:34Evet, bu bölümlükte bu kadar.
44:37İslam'ın serüvenine ve Hazreti Peygamber'in hayat yolculuğuna odaklandığımız programımızda,
44:44bizlere eşlik ettiğiniz için,
44:46hepinize teşekkür ederiz.
44:47Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
44:50Sağlıcakla kalın.
Yorumlar