- 2 hafta önce
TARİHİ YAPILARIN İLGİNÇ ÖYKÜSÜ TARİHTE YÜRÜYEN ADAM’DA
Her köşesinde tarihten izler barından ülkemizin tarihi yapılarına dair bilgiler veren ve geçmişten günümüze uzanan öyküsünü anlatan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, izleyenlerini tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Ahmet Şahin Baykal'ın sunumuyla ekranlara gelen “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, tarihi yapıların yapılış amacı, yapıldığı dönem ve günümüzdeki son durumunu inceliyor ve izleyenleriyle paylaşıyor.
Tarihi sade bir dille anlatan ve sevdiren program “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, geçmişten günümüze bir bağ kurarak birçok döneme tanıklık etmiş tarihi yapılara dair önemli bilgiler aktarıyor ve yapıların çeşitli dönemlerdeki fotoğrafları ile günümüzdeki son durumunu ekranlara getiriyor. Tarihi yapıların inşa edildiği dönemin koşulları, o bölgeye verilen isim, günümüze dek uğradığı değişiklikler ve o dönemde yaşanmış hikayeler tarih meraklılarıyla buluşuyor.
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış dört bir yanı tarih kokan Türkiye’nin, tarihi mirasını ve öyküsünü ekranlara taşıyan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri” her cumartesi saat 16:00’da Ülke TV ekranlarında…
Her köşesinde tarihten izler barından ülkemizin tarihi yapılarına dair bilgiler veren ve geçmişten günümüze uzanan öyküsünü anlatan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, izleyenlerini tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Ahmet Şahin Baykal'ın sunumuyla ekranlara gelen “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, tarihi yapıların yapılış amacı, yapıldığı dönem ve günümüzdeki son durumunu inceliyor ve izleyenleriyle paylaşıyor.
Tarihi sade bir dille anlatan ve sevdiren program “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, geçmişten günümüze bir bağ kurarak birçok döneme tanıklık etmiş tarihi yapılara dair önemli bilgiler aktarıyor ve yapıların çeşitli dönemlerdeki fotoğrafları ile günümüzdeki son durumunu ekranlara getiriyor. Tarihi yapıların inşa edildiği dönemin koşulları, o bölgeye verilen isim, günümüze dek uğradığı değişiklikler ve o dönemde yaşanmış hikayeler tarih meraklılarıyla buluşuyor.
Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış dört bir yanı tarih kokan Türkiye’nin, tarihi mirasını ve öyküsünü ekranlara taşıyan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri” her cumartesi saat 16:00’da Ülke TV ekranlarında…
Kategori
📺
TV ve DiziDöküm
00:00Vakıf Katılım, tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimizi sunar.
00:30İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:00İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:30Tarihin kendisini birlikte anlamaya çalışalım.
01:33Yolculuğumuza son cemaat mahfilinden başlayarak devam edelim.
01:38Son cemaat mahfili aslında klasik Osmanlı mimarisinin bir parçası.
02:01Buralar caminin dışında avluyla bir geçiş güzergahı olarak düşünülebilen ve bunun için aslında tasarlanan caminin bölümlerinden bir tanesidir.
02:12Fakat burada çok önemli noktalardan bir tanesi de şudur.
02:15Mimar yani tek başına buranın müstakil bir parça olmaklığını unutmadan burada sanat eserini de konuşturmaktadır.
02:23Fakat Hadım İbrahim Paşa camiinde çok önemli bir noktaya temas etmek istiyorum.
02:29Normalde diğer camilerde çok fazla örneğini görmediğimiz klasik Türk Çinilerinin birkaç tane örneği var.
02:36Bu Çiniler çok kıymetlidir.
02:38Fakat hem burada kitabeleri üzerinde ne yazmakta hem de bu eşsiz Çinilerin güzelliklerini hep birlikte tanımaya, anlamaya çalışalım.
02:47Burada şunu söyleyelim.
02:48Daha önceki programlarda defaten biz şunu söylemiştik.
02:52Camilerde seçilen kitabeler, had sanatları, Çin'i örnekleri öyle lalet tayin belli belirsiz bir şekilde veya belli belirsiz bir amaçla elbette seçilmiyordu.
03:03Bunların kendisinin de bir mesajı vardı.
03:06Çünkü mekanın varoluşu biraz da burada yazılan yazılar ve kitabeler üzerinden devam etmekteydi.
03:13Aslında bu şuna tekabül ediyor.
03:14Taşın tek başına bir dili yoktu.
03:16Taşın üstlerine konulan bu kitabeler biraz da taşı konuşturmaya yönelik kitabelerdi.
03:22Burada şu an birinci sırada ilk gördüğümüz aslında estetik olarak da müthiş görünen, şu anda yağmurlu bir havada olmasına rağmen parlaklığı gerçekten gözlerimize alan bir Çin'i söz konusu.
03:34Üzerinde yazan ayet, selamu aleykum bima sabartum diye başlayan, aslında bizim diğer camilerden de çok fazla örneğini gördüğümüz, çok fazla kullanına gelen bir ayet mevcut.
03:47Burada daha önce de söylemiştik.
03:49Caminin girişinde selamla başlayan ayetlerin seçiminde aslında şu söz konusuydu.
03:55Camiye ibadet etmeye gelen müminin selamlanması söz konusuydu.
04:00Burada bu ayetlerin elbette cennetle ilişkisi de söz konusudur.
04:05Fakat bu bir klasik olarak kullanılan, aslında klasikleşmiş birçok camide de kullanına gelen bir ayet.
04:12Fakat onun hemen üzerinde müsenna yani simetrik bir şekilde kullanılmış ve orada alt tarafta yazılı olan bir hat var.
04:22Bu istif yani klasik diyebileceğimiz bir şey fakat çok fazla örneğini görmediğimiz bir örnek bu.
04:27Ve alt tarafta ya şafi ve ya muhni isimleri yazılmakta.
04:32Burada şunu ifade edelim.
04:33Cenab-ı Hakk'ın isimleri klasik İslam düşüncesinde hep yorumlana gelmiş.
04:40Allah'ı tanıma üzerine yani marifetullah için Cenab-ı Hakk'ın bu isimleri hep yorumlanmış ve bizlere anlatılmıştır.
04:48İslam düşünce geleneğinde hem sufilerin kitaplarında, tasavvuf geleneğinde hem kelamcıların tartıştığı konular arasında hem de diğer İslami ilimler içerisinde Cenab-ı Hakk'ın isimleri hep bizlere açıklanmış, yorumlanmış ve onun üzerinden marifeti yani Cenab-ı Hakk'a dair olan bilgiyi nasıl anlamamız gerektiğine dair bir dünya eser, literatür oluşmuş durumda.
05:13Burada bir camide bir kitabe olarak yani aslında bir camide bizim için bir kitaptır, bir vakıf eseri bizim için tarihi anlamamızda önemli noktalardan bir tanesidir deyip
05:25buradaki bu istifin, bu estetik gerçekten harikulade bir yazı stiliyle yazılmış olan, müsenna dediğimiz yani simetrik şekilde yazılmış olan Cenab-ı Hakk'ın iki tane ismi mevcut.
05:37Birincisi ya şafi, diğeri de ya muhni. Burada aslında bu ikisine dair de kısaca bir açıklama yapma ihtiyacı hissediyorum.
05:46Çünkü kışın geldiği şu günlerde aslında biraz daha hem grip hem çeşitli şekilde soğuk algınlığı üzerinden çok fazla hastalanıyoruz.
05:55Ben buradan yola çıkarak Cenab-ı Hakk'ın şafi ismi üzerinden modern öncesi dönemlerde nasıl anlaşılmıştı, bugün nasıl anlaşılmakta diye aslında bir dikotomi üzerinden açıklamaya çalışacağım.
06:07Bizler bugün hastalandığımızda hastaneye gideriz. Klasik isimleri şifahaneydi.
06:13Aslında şifanın şafi isminin sahibi olan Allah'tan geldiğini biz biliyoruz.
06:19Fakat modern öncesi dönemlerde elbette bugünkü anlamda olmasa da tıp mevcuttu.
06:25Tıbbın geldiği yere de biz elbette bir teşekkür borçluyuz.
06:28Fakat burada şifanın kendisinin Cenab-ı Hak'tan geldiğini unutmayan bir bilince sahip olan kişiye biz mümin diyoruz.
06:37Bu çok önemli bir nokta.
06:38Çünkü şifanın kendisinin ilaçtan bilmemek, onun aslında metafizikle hatta daha ötesiyle yani gayb alemiyle olan ilişkisini unutmadan hastaneye gidecekse, şifahaneye gidecekse bile şifanın şafi isminin tecellisi olarak o ilaçta o doktorda tecelli ettiğini unutmayan kişiye biz mümin diyoruz.
07:01Burada yani şafi isminin seçilmiş olması bir bakıma şunu da ifade etmiş olmakta.
07:08İbadetin kendisi şifadır.
07:10Klasik İslam düşüncesinde ibadetin birden fazla anlamı ve yorumu vardı.
07:15Belli seviyelerin üstünde yani sufi gelenek içerisinde ibadetin kendisi hiçbir zaman maksat olmamış, ibadetin dönüştürücü bir etkisi vardır ve Cenab-ı Hak'ka yani marifet bilgisine, marifetullaha giden yolda ibadetin kendisi bir araçtır.
07:34Bununla birlikte şafi isminin klasik dönemde henüz algıları, inançları, anlama düzeyi bozulmamış insan için önemli bir noktaya tecelli ediyordu.
07:44Yani biz hastalandığımızda kışın kendisini hissettirmeye başladığı şu dönemde hastalandığımızda şifayı nereden istediğimize dikkat edelim.
07:55Bu önemli bir nokta.
07:56Yani bir inanç noktasında önemli bir ayrıma tekabül eden bir noktayı göstermeye çalışıyorum.
08:02Çünkü bizler hayatımızı belli anlam düzeyleri üzerinden yaşamaya ve onunla birlikte algılamaya çalışıyoruz.
08:10Cenab-ı Hakk'ın bir ismi üzerinden bir mabedi, bir vakıf eserini ve hatta kendimizi anlama yolculuğunda bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.
08:20Çünkü bugün maddi dünya üzerinde kapitalizmin veya sistemin kendisinin bizi sadece bu bedenden ibaret olduğumuzu varsaymasının sonucunda şifanın kendisini yani o tedavi edici gücün kendisini o maddede aramaktayız.
08:37Fakat klasik İslam düşüncesinde böyle bir şeyin mümkün olmadığını, alimlerin hayata böyle bakmadığını biz bilmekteyiz.
08:46Bu aslında beraberinde birçok şeyi getirmekte.
08:49Yani Cenab-ı Hakk'ın bir ismini üzerinden bir yorum yani bir tefsir, bir tevil mekanizması çalıştırıp bizim bugün hayatımızda sadece maddi taraf üzerinden bakmak.
09:02Burada maddi taraftan kastım şu.
09:04İnsan iki mütemmim cüzden oluşmaktadır diyebiliriz.
09:08Bunun birincisi beden yani görünen kısmımız.
09:11İkincisi ruh yani görünmeyen kısmımız.
09:13Biz bugün çoğunlukla görünen kısmımıza hizmet etmekteyiz.
09:19Ve dolayısıyla hayatı okuduğumuz yer tamamen madde düzlemi ve materyalistik bir düzlem üzerinden hayatı okumaktayız.
09:27Fakat klasik henüz algıları ve dünya görüşü bozulmamış insanları dinlediğimizde şunu keşfetmekteyiz.
09:36Şifanın kendisi Allah'tan hatta derdin kendisi de Allah'tan gelmektedir.
09:40Burada şunu da ifade edelim.
09:43Bazı klasik tasavvuf öğretilerinde onların derinlikli olarak işlendiği yerlerde birbirlerine dervişlerin şu şekilde dua ettiğini ben metinlerde okumuştum.
09:55Allah derdini arttırsın şeklinde.
09:57Çünkü o dertle beraber, hastalıkla beraber senin yaratanın, senin yaratanla olan ilişkinin tazelendiğine dair de en temelde bizim gördüğümüz bir okumakta.
10:09Aslında bugünkü dünya üzerinden, bugünkü metafizik düzlemi unuttuğumuz, gayb düzlemini unuttuğumuz yerden bunu anlamak çok zor.
10:16Fakat derdin arttığında derdi vereni hatırlamak babından hastalığın kendisi, şifanın kendisi, şafi olan yani burada şifayı yaratan ve onu sana sunan Cenab-ı Hak'la olan ilişkinin belirlenme noktasında çok önemli bir yere temas ettiğini söylemek istedim bugün.
10:35Bununla beraber az önce görmüş olduğunuz bu müthiş istif yani çok güzel, estetik olarak da gerçekten iyi şekilde hazırlanmış bu Çin'i, müthiş bir Türk sanatları örneği yani 16. yüzyıldan kaldığını bildiğimiz gerçekten güzide örneklerin sergilendiği son cemaat mahfilindeyiz.
10:55Bununla beraber ya Şafii ismiyle beraber ya Muhni ismi söz konusu.
10:59Burada yazılı olan iki tane isim var ve simetrik şekilde yazılmış bu Çin'i üzerinde.
11:04Eşsiz bir örneği bulunan burada Türk Çin'ilerinin gerçekten kendine has, nevi şahsına münhasır diyebileceğimiz güzel örnekleri var.
11:12Fakat orada seçilen ikinci yani Cenab-ı Hakk'ın diğer ismi de Ya Muhni'dir.
11:17Ya Muhni en temelde zengin eden, zenginleştirici anlamına gelen yani dilediğini zenginleştiren, dilediğini zengin kılan anlamlarına gelmekte Ya Muhni.
11:29Ghani ismi de var fakat burada Muhni ismi tercih edilmiş.
11:32Şunu da ifade edelim burada bu isimler az önce de söylediğimiz gibi öyle belli belirsiz yani anlamsız bir şekilde tercih edilmiş değil.
11:40Fakat ben bu iki isim üzerinden bugün bir vakıf eserinde Hadım İbrahim Paşa Camii'nde İstanbul'un Silivri kapısında hatta bu semtede ismini veren bu kapının hemen yamacında biraz bu tefsir işlerini,
11:55Cenab-ı Hakk'ın isimlerinin yorumlanması noktasındaki önemini vurgulayacağım.
12:00Şimdi Ya Muhni ismi üzerinden yola çıkacak olursak şöyle bir soru soracak olursam ben şayet bugün genç kardeşlerime,
12:07bugün üniversite okuyan veya lisede bulunan genç kardeşlerime şöyle bir soru soracak olursam nasıl bir cevap alacağımı 3 aşağı 5 yukarı hepimiz tahmin edebiliriz.
12:16Zenginlik nedir? Bu çok önemli bir sorudur. Yani zenginlik nedir?
12:21Şimdi tanım klasik ismiyle Had hem tanım yani efradını cami, ahiyarını mani yani kendisini kapsayan,
12:29kendisinin kapsaması gerektiği bütün unsurları taşıyan fakat kendisini ilgilendirmeyen bütün o dış unsurları da dışarıda bırakan bir şeydir tanım.
12:38Zenginliği tanımlayacak olursak bu arada Had hem sınır hem tanım demektir.
12:43Zenginliği tanımlayacak olursak, genç kardeşlerime soracak olursak zenginlik nedir?
12:48Bugünkü dünyada, bugünün dünyasında şu kış aylarında 21. yüzyılda teknolojinin geldiği bu noktada çok muhtemelen şöyle cevaplar duyacak olursunuz.
12:59Milyoner olmak zenginlik ölçüsüdür, filanca arabaya binmek zenginlik ölçüsüdür veya filanca yerde bir evde oturmak, bir yalıda oturmak zenginlik ölçüsüdür şeklinde algılanabilir.
13:11Ben az önce modern öncesi dönem için insanların algılarının bozulmasından bahsetmiştim.
13:18Yani biz klasik dönemde birisine zenginlik nedir diye soracak olsaydık ve bu bir kimseyi bir mümin, bir Müslüman olarak kabul ettiğimiz bir düzlemden bahsediyorum.
13:27Bize çok büyük ihtimalle zenginliği şu şekilde tanımlayacaktı.
13:32Zekat vermekle mükellef olan kişi zengindir.
13:35Şimdi bugünün dünyasında hayata baktığımız yerin inanan bir insan olarak bir vakıf eserini bizden yani 1500'lü yılların ortasında yapılmış bir vakıf eserinde bir yola çıktık, yolculuğa çıktık.
13:49Yolumuz Silivri Kapı'nın hemen yanında Hadım İbrahim Paşa Camii'ne düştü.
13:54Şurada yazılı olan Ya Muhni ismi üzerinden bu yolculuğumuzu sürdürmekteyiz.
13:59Ve aslında şu soruyu soruyoruz, algılarımız ne kadar değişti, zenginlik nedir, zenginliğin ölçüsünün para birimi, maddiyat olduğunu düşünecek olursak büyük ihtimalle yanılırız diye düşünüyorum.
14:14Burada asıl zenginliğin klasik düşünce içerisinde Müslüman dünyada şöyle bir yere tekabül ettiğini biraz daha belirtmem gerekiyor.
14:23Çünkü zekat vermekle mükellef olan kişinin zengin olduğunu biz, klasik tanım buydu çünkü bir insan zekat vermekle mükellefse yani zengindi.
14:34Fakat bugün bu zenginliğin bu şekilde algılanmadığını, hayatı biraz daha farklı okuduğumuzu, bununla birlikte algılarımızın değiştiğini,
14:43fakat bu algılarımıza bir vakıf eserinde, vakıf eserinin son cemaat mahfilinde,
14:50Hadım İbrahim Paşa Camii'nin şurasında yani son cemaat mahfilinde üzerinde yazılma bulunan Cenab-ı Hakk'ın Ya Muhni ismi bu algılarımızı değiştirmemize yetecektir diye düşünüyorum.
15:00En azından algılarımıza dur diyebilecek olan bir vakıf eserinin bahçesindeyiz bugün.
15:06Aslında tarihte yolculuk yapmak, tarihte yürümek, bir vakıf eserini anlama çabası biraz da bize, kendimizi,
15:14hayata bizden öncekilerin nasıl baktıklarını anlama çabası olarak değerlendirecek olursak,
15:20bu program sanırım amacına ulaşacaktır diye düşünüyorum.
15:24Hadım İbrahim Paşa Camii'nin son cemaat mahfilinde bulunan, aslında kendisiyle has başka Çin'i örnekleri de mevcut.
15:31Ve burada şu an tam olarak arkamda görmüş olduğunuz bir hadisi şerifin bir bölümü.
15:37Burada münafığın cami içerisinde bir kuşun kafesteki haline benzetilmesiyle alakalı bir hadisin yarım bir bölümü.
15:46Bu hadisin aslında öncesi de mümin ya da sonrasında müminin suyun içerisindeki balığa benzetilmesi.
15:52Fakat münafığın ise cami içerisinde kafesin içerisindeki kuşa benzetilmesine dair Hazreti Peygamber'in burada bir hadisi şerifi yazılıdır.
16:03Şimdi bu hadisten yola çıkacak olursak, bizden bir vakıf eserini, bir camiyi, bir mescidi anlama çabası içerisinde olduğumuzda,
16:12en temelde toplumu var eden, kültürün temel dinamikleri içerisinde bulunan, bir Müslümanın temel kaynağı olarak kabul ettiği,
16:21Kur'an ve Hazreti Peygamber'in hayatı, sünneti ve hadisleri olarak yola çıktığımızda,
16:26aslında bu şu an tam olarak arkamda müthiş estetik olarak yazılmış bir Çin'i üzerinden de biz yola çıkabiliriz.
16:32Bu hadisi şerifte Hazreti Peygamber, münafığın cami içerisinde, kafes içerisindeki bir kuşa benzetmesi manidardır.
16:40Bunu şunun için söylüyorum, aynı zamanda mümini bir balığın su içerisindeki haline benzetmesi.
16:46Bu biraz aslında gözlem yaptığımızda anlayabileceğimiz bir noktaya tekabül etmekte.
16:51Çünkü bir balık suyun içerisinde sessizce hareket eder ve aslında balığın var olabilmesi için o suyun şartlarına ihtiyacı vardır.
17:02Yani bir balık su dışına çıktığında yaşayamaz.
17:05Yani bir mümin ibadet mekanı dışına çıktığında yaşayamaz.
17:10Çünkü dolayısıyla yeryüzünün mescit kılındığını düşündüğümüzde bu hadis aslında çok daha geniş anlamları ihtiva ettiğini biz görmekteyiz.
17:18Fakat burada münafığın kafesteki kuşa benzetilmesi, mescit içerisindeyken kafesteki kuşa benzetilmesinin ardında ise şöyle bir şey söz konusudur.
17:28Burada dikkat ederseniz kafir ya da herhangi bir şekilde inanmayan demiyor, münafık diyor.
17:35Münafık ise inanmadığı halde inanıyormuş gibi görünen, aslında iki yüzlü diyebileceğimiz, Müslümanların yanında onlardanmış gibi görünen,
17:45hatta bir başka hadis-i şerifte münafık en zor gelen hadisin sabah ve yatsı namazları olduğu,
17:51dolayısıyla insanın içinden gelmeden yapamayacağı, kılamayacağı o namazların iki yüzlü,
17:57yani münafıklara ağır geleceğini de Hazreti Peygamber bize bildiriyordu.
18:01Fakat burada bunun yazılı olması, yani müminin cami içerisine girdiğinde bir huşu içerisinde,
18:09orada o caminin var olma, var kılınma sebebiyle bütünleşip aslında büyük bir amaca matuf yapıldığını hatırlaması
18:19ve orada yaratıcısıyla buluşması üzerinden bir hadisi şerif seçilmiş.
18:24Klasik Çin'i, 16. yüzyıl, aslında Türk Çinlilerinin en güzel örneklerini sergileyen Hadım İbrahim Paşa Camii'nin son cemaat mahfilinde
18:33biz şu üç tane Çin'i, ki birazdan öbür tarafa geçeceğiz,
18:38oradaki Çinliler üzerinden de bir yolculuğa çıktığımızda,
18:42sade de görünse, Mimar Sinan'ın en sade eserlerinden bir tanesi bile olsa,
18:46bizi tarihte, marifette, maneviyatta, hayata bakış noktasında nasıl bir yolculuğa çıkardığını görmekteyiz.
18:55Aslında vakıf eserlerinin bugünkü dünya için, modern insan için bir durak olması,
19:02durup kendimizi düşünmek, kendimize dair bir tefekkür etmek,
19:05bunun üzerinde bir teemmülde bulunmak, bir tezekkürde, yani bir zikir halinde,
19:11yani bir hatırlama ya da tahattur halinde olmanın duraklarından bir tanesi olduğunu da
19:16biz bir vakıf eserinde durduğumuzda görmekteyiz.
19:20Hadım İbrahim Paşa Camii'ni, yani İstanbul'un Silivri Kapısı'nda,
19:24aslında klasik Osmanlı, İstanbul dediğimizde, klasik şehrin kapılarından bir tanesidir Silivri Kapı.
19:30Onun hemen yamacında, bu caminin güzel bahçesi içerisinde,
19:35güzel, yağmurlu bir günde biz bir yolculuğa çıktık,
19:38gelin Son Cemaat Mahfilinin diğer kısmında bu yolculuğa devam edelim.
20:08Hadım İbrahim Paşa Camii'nin Cemaat Mahfilinde sizin dikkatinizi çok küçük bir şeye çekmek istiyorum.
20:201551 yılında yapılmış Mimar Sinan'ın en sade eserlerinden bir tanesindeyiz.
20:25Aslında programlarımız boyunca ben her seferinde şunu özellikle vurguladım.
20:31Mekanın oluş, varoluş köküyle aynı yerden gelmek diye üzerinden hep anlattım.
20:36Yani bir mekanı var eden toplumdur, toplumu var eden mekandır.
20:41Bunların birbirine zaman önceliği söz konusu yoktur.
20:44Şimdi dikkatinizi buraya çekmemin sebebi, çok yakın dönemde buraya bir hadisi şerif asılmış.
20:50Şimdi burada kul din kardeşine yardımcı olduğu sürece Allah da onun yardımcısı olur.
20:55Burada bir hadisi şerifle aslında günümüzde bir vakıf eserinin, vakıf olmaklığını,
21:01tarihin bir noktasında bizim bugünkü dünyaya, dünya içerisindeki algılarımıza, değiştirmemize veya onu çek etmemize, revize etmemize, biraz daha tazelememize yardımcı olacak bir hadisi şerifin çok yakın dönemde buraya asılmasıyla alakalı.
21:17Elbette daha estetik yazılabilinir, daha uygun bir had sanatıyla yazılabilinirdi.
21:22Fakat burada hem modern dönem için hem de modern öncesi dönemde bir caminin var olması,
21:30caminin taşları üzerine yazılan kitabelerle kendilerini güncellemesi noktasında hadislerin, ayetlerin, Cenab-ı Hakk'ın isimlerinin yazılmasını önemsemiştik.
21:41Ve bunların aslında bizlere bir şeyler söylediğini hep vurgulamıştık.
21:45Burada arkamda görmüş olduğunuz, buraya asılmış olan kul din kardeşine yardımcı olduğu sürece Allah da ona yardımcı olur hadisinin aslında önemli bir şeye temas ettiğini de ben vurgulamak istiyorum.
21:59Burada inanan insanlar için bu dünyada yapıp ettikleri veya yapmayıp etmettikleri,
22:05yani hem kendilerine zorunlu olan burada farzları düşünebilirsiniz, güzellikleri düşünebilirsiniz, iyilikleri düşünebilirsiniz, hem de kaçındıkları haramları düşünebilirsiniz.
22:15Bir müminin, inanan bir insanın aslında her yaptığı, aksiyon aldığı, hareketle geçtiği her noktada kendisine bağladığı daha ulvi bir hedef vardır.
22:27Burada küçük bir iyilik bile olsa din kardeşine veya bu dünyadaki insanlara hizmet etme noktasında yapıp ettiklerinin en temelde Allah'la olan ilişkisini hatırlatan bir hadisi şerif var.
22:40Ve bu 1551 yılında yapılmış olan, aslında Kanuni döneminde vezirlik yapmış, Kanuni'nin kız kardeşiyle evli olan bir vezirin, bir sadrazamın,
22:50üçüncü vezirlik seviyesine çıkmış kadar büyük bir devlet adamının yaptırmış olduğu,
22:55Mimar Sinan'ın en sade eserlerinden bir tanesi olan, aslında yüzyılları sari bir vakıf eseri, bir hadisi şerifle hem güncelliğini korumakta,
23:04hem Müslümanların algı düzeylerini, hem anlayışlarını, hayata bakışlarını tazeleyen bir uğrak noktasıdır.
23:12Aslında günde beş sefer bu camiye gelen insanlar bu tazelemeyi, imani tazelemeyi birlikte yaşıyorlar ve bu vakıf eserinde aslında bunu hep birlikte görmekteler.
23:23Burada şunu tekrar vurgulayalım, taşların kendisinin bir dili yok, taşları yapan ustanın bir dili var.
23:29Burada Mimar Sinan'ın ufkunu da biz görmekteyiz.
23:32Onunla beraber aslında sadece Mimar Sinan'ı değil, bu camiyi yaptıran o dünyayı, o anlam dünyasını hep birlikte biz görmekteyiz.
23:42Şimdi son cemaat mahfilinde bulunan aslında başka Çin'i örnekleri de mevcut.
23:48Bu Çin'iler az önce sol tarafta bulunan diğer Çin'ilere benzemekle beraber yine hem estetik olarak yazılmış,
23:55burada selamun aleyküm diye başlayan bir ayet-i kerime söz konusu.
24:00Bu ayet-i kerimeyi aslında biz diğer camilerden de tanımaktayız.
24:04Bu kıymetli bir şey yine az önce vurguladığım gibi caminin girişinde selamlamayla alakalı bu selamın cennetle olan ilişkisi düşünüldüğünde bu ayetler belli bilirsiz bir şekilde tercih edilmemiş diye vurgulamıştık.
24:20Burada yine diğer camilerden de hatırlayacağımız bir ayet-i kerime mevcut.
24:24Fakat hemen üzerinde yine kendisine has bir şekilde yapılmış olan aslında çok kıymetli iki tane Cenab-ı Hakk'ın iki tane ismi mevcut.
24:35Ya Hannan, Ya Mennan isimleri burada yazılıdır.
24:40Gördüğünüz şekilde büyük güzel bir yuvarlak, bir daire şeklinde Ya Hannan ve Ya Mennan isimleri burada yazılı bir şekilde duruyor.
24:49Güzel bir Çin'i örneği fakat az önce son cemaat mahfilinin öbür kısmında Ya Şafi ve Ya Mennan yazılıydı.
24:57Burada Ya Hannan ve Ya Mennan yazılıdır.
25:01Bu isimlerin biraz açmak gerekirse Ya Hannan yine iki isimde şefkatle, merhametle en fazla şefkat sahibi olan en merhametli zat olarak Cenab-ı Hakk'ın isimlerinden iki tanesidir.
25:16Ya Hannan ve Ya Mennan isimleri Cenab-ı Hakk'ın Kur'an-ı Kerim'de geçen 99 ismi ve aynı zamanda sıfatı, hadis-i şeriflerdeki bunların yorumları, İslam düşünce geleneğinde her zaman yorumlana gelmiş, tefsir ve tevil edilmiş, bunlar üzerine ciddi anlamda literatür inşa edildiğini biz bilmekteyiz.
25:34Şu an arkamda görmüş olduğunuz aslında burada güzel bir şekilde Çin'iye işlenmiş, taşa adeta bir ruhun işlenmesinin bir motivasyonuyla yapılmış bir Çin'i söz konusu.
25:47Bu Çin'i Hadım İbrahim Paşa Camii'ne giren insanların ilk etapta gördükleri en estetik unsurlar diyebiliriz.
25:54Buradaki Çin'iler aslında taşın kendisine güzel bir ruh katmakta.
25:59Bu ruh sadece içeriye girildiğinde estetik bir algıyı değiştirmekle kalmıyor.
26:05Çünkü bugünkü kelimemiz de estetik olsun.
26:08Madem ki konu buraya geldi o zaman estetiği de algılayalım.
26:11Estetik kelimesi en temelde doğal olarak bizim duygu yoluyla kavradığımız şeye biz estetik diyoruz.
26:19Bugün güzellik olarak çevrilen hatta güzelliğin de ötesinde anlamları bulunan estetik kelimesi biraz da duygu yoluyla algılayabildiğimiz, duyularımızla algılayabildiğimiz noktaya biz estetik diyoruz.
26:33Caminin girişinde ciddi bir estetik vurgusu söz konusudur.
26:37Bu Çin'iler aslında bizi bir dünyaya almakta.
26:42Hem üzerinde yazılmış bulunan hadisi şerif ve ayetlerde selam vurgusu müminin cami içerisindeki hali, münafığın cami içerisindeki halini düşündüğümüzde aslında bizi bir dünya içerisine alıyor.
26:55Ayetin selamla ilişkisi, selamın cennetle ilişkisi bağlamında bir vakıf eseri olarak Hadım İbrahim Paşa camiine girdiğimizde aslında adeta tabiri caizse dünyamızı değiştirip başka bir dünyaya yolculuk yapmaktayız.
27:13Bu çok kıymetli.
27:14Yani burada tarihte yürüdüğümüzde bir vakıf eserine yolumuz düştüğünde biz dünyalar arasında adeta tabiri caizse bunları metafor olarak söylüyorum dünyamızı değiştiriyoruz.
27:26Burada bu yolculuk esnasında ister birer binek olarak düşünün isterseniz bize hız katacak ve bizim aslında biraz daha buradaki anlam dünyası arasındaki değişiklikte bize yardımcı olacak unsurlar olarak da algılayacak olursak
27:44Bu Çiniler üzerinde yazılı bulunan Hadis-i Şerif ve Ayet-i Kerime ve hemen üstündeki Cenab-ı Hakk'ın öbür tarafta Ya Şafi Ya Muhli bu tarafta Ya Hannan Ya Mennan isimleriyle birlikte biz bir vakıf eserine bir tarihe bir anlam dünyası içerisine girmiş bulunmaktayız.
28:051551 yılında yapılmış bulunan aslında bu cami bizlere bir durak noktası olmakta.
28:11Gelin hep beraber Mimar Sinan'a burayı yaptıran Kanuni'nin vezirlerinden 3. vezirlik seviyesine kadar çıkmış olan Hadım İbrahim Paşa'nın hem kabri başında hem de büyük çoğunluğu 1750'li yıllardan kalma yani 18. yüzyıldan kalma şu an arka tarafta bulunan haziresini hep birlikte görmeye çalışalım.
28:41Osmanlı döneminde önemli devlet işleri görmüş aslında Bosna'dan devşirme olarak İstanbul'a gelmiş.
29:06Burada Enderun'da yetişmiş vezirlerden bir tanesidir.
29:10Kanuni'nin kız kardeşiyle evlidir ve sonrasında vezirliğe kadar yükselecektir.
29:14Burada Hadım İbrahim Paşa caminin tek minareli olmasının sebebi de bir paşa tarafından yapılmasıydı.
29:21Bu anekdotu aslında birçok programda söyledim fakat burada da tekrar etmemde bir mahsur yok diye düşünüyorum.
29:27Hanedan yani sultanın ailesinden birisinin yani padişahın kendisi ya da eşi valide sultanlar ya da kızlarının çocuklarının yaptırdıkları şehzadelerin yaptırdıkları camilere biz salatin cami diyoruz ve çoğunlukla iki minareden müteşekkildir.
29:46Yani sonrasında paşaların yaptırmış olduğu camiler ise tek minarelidir.
29:51Bunun aslında ardında şöyle bir şey yatmaktadır.
29:54Biz sonrasında herhangi bir boşanma olayı da olabileceği için yani aileden ayrılma ihtimali bulunan bu paşaların yaptırdığı camiler sultanın yaptırdığı camilerden ayrılmakta.
30:05Fakat burada ardımda görmüş olduğunuz üstü açık halde bulunan kabri ile beraber Hadım İbrahim Paşa Osmanlı'da önemli hizmetlerde bulunmuş birçok vakıf eseri üretmiş.
30:16Bimar Sinan'a yaptırmış olduğu bu cami hala ayaktadır.
30:19Biz Hadım İbrahim Paşa'nın hem vakıf eserleriyle hem de bu camiyle beraber aslında toplum içerisinde hala varlığını sürdüren tarihin önemli fikirlerinden bir tanesi olmaklığıyla beraber
30:31Osmanlı'da hem devlete hem topluma hizmet etmiş Aslen Bosnalı olan Enderun'da yetişmiş bir vezir olarak hatırlamaktayız.
30:39Bugün burada caminin bahçesinde Silivri kapının hemen yanında bu semtede ismini veren bu Silivri kapının hemen yanında
30:46Hadım İbrahim Paşa caminin haziresinde onun kabri başında kendisini anmış bulunmaktayız.
30:52Vakıf eserleri olarak bir yolculuğa çıktığımızda karşımıza çıkan İstanbul'un Ender vakıf eserlerinden bir tanesi olan
30:59aslında Bimar Sinan'ın özellikle vurguladığım çok sade bir halde yaptığı, sade bir şekilde inşa ettiği Hadım İbrahim Paşa camiinde yolculuğumuz buraya düştü.
31:10Ve bugün buradan tarihi kendimizi ve aslında üstündeki kitabelerle beraber marifete dair yani Cenab-ı Hakk'ın bilgisine dair bir yolculuğa çıktık.
31:20Bu yolculukta bugün Hadım İbrahim Paşa camiini bir vakıf eseri olarak, bir vakıf kültürünün devamı olarak toplumun hem kendisini hem mekanını var etmesi
31:31ve bunları sürdürmesi bakımından bu yolculuğumuzda geldiğimiz nokta Hadım İbrahim Paşa camiiydi.
31:38Kabri başında hem kendisini andık hem yaşadığı dönemi anlamaya çalıştık hem de onunla beraber inşa edilen bu kültürde bir yolculuğa çıktık.
31:46Bir sonraki programda aslında Hadım İbrahim Paşa caminin Mimar Sinan tarafından niçin bu kadar sade üretildi, niçin sade bir şekilde inşa ettiğini hep birlikte anlamaya çalışacağız.
31:58Çünkü bazı camileri vakıf eserlerini anlamak için gerçekten ömür yetmiyor.
32:02Burada çok sade de görünse bu sadeliğin ardındaki o ihtişamı, caminin bahçesinin bize neler söylediğini, silivri kapının hemen yan tarafında bulunan orada bir gürz var.
32:13O gürzü, caminin içindeki detayları hep birlikte anlamaya çalışacağız.
32:18Yolculuğumuzu bu haftalık burada sonlandırmak mecburiyetindeyiz.
32:23Müthiş yağmurlu bir günde rahmetin üzerimize bu şekilde yağdığı, ihtiyaç duyduğumuz suyun bize Cenab-ı Hak'tan geldiğini unutmadan İstanbul'a, vakıf eserlerine ve kendinize ve bu güzide şehre iyi bakmanız dileğiyle.
32:43İzlediğiniz için teşekkür ederim.
33:13İzlediğiniz için teşekkür ederim.
33:43Vakıf Katılım tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimizi sundu.
33:55Sundu
33:56İzlediğiniz için teşekkür ederim.
İlk yorumu siz yapın