Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 7 dakika önce
TARİHİ YAPILARIN İLGİNÇ ÖYKÜSÜ TARİHTE YÜRÜYEN ADAM’DA

Her köşesinde tarihten izler barından ülkemizin tarihi yapılarına dair bilgiler veren ve geçmişten günümüze uzanan öyküsünü anlatan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, izleyenlerini tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Ahmet Şahin Baykal'ın sunumuyla ekranlara gelen “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, tarihi yapıların yapılış amacı, yapıldığı dönem ve günümüzdeki son durumunu inceliyor ve izleyenleriyle paylaşıyor.

Tarihi sade bir dille anlatan ve sevdiren program “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, geçmişten günümüze bir bağ kurarak birçok döneme tanıklık etmiş tarihi yapılara dair önemli bilgiler aktarıyor ve yapıların çeşitli dönemlerdeki fotoğrafları ile günümüzdeki son durumunu ekranlara getiriyor. Tarihi yapıların inşa edildiği dönemin koşulları, o bölgeye verilen isim, günümüze dek uğradığı değişiklikler ve o dönemde yaşanmış hikayeler tarih meraklılarıyla buluşuyor.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış dört bir yanı tarih kokan Türkiye’nin, tarihi mirasını ve öyküsünü ekranlara taşıyan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri” her cumartesi saat 16:00’da Ülke TV ekranlarında…







Döküm
00:00Vakıf Katılım, tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimizi sunar.
00:58İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:08Tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimiz programında bu hafta İstanbul'un Fatih semtinde Hırka-ı Şerif Camii'ndeyiz.
01:16Bu hafta İstanbul'daki kutsal emanetleri, iki Hırka-ı Şerif'i ve bununla beraber Hırka-ı Şerif Camii'ni, Hırka-ı
01:25Şerif'in buraya getirilmesini hep birlikte konuşacağız.
01:28Bu hafta bu caminin üç tane büyük kapısı var ve bu üç kapının girişini hem şu an bulunduğumuz ve yukarıda
01:37Nem Suresinden bir ayeti kerime ile
01:40İnnehu min Süleymane ve İnnehu Bismillahirrahmanirrahim ayeti yazılı.
01:44Öbür tarafta ise yine bir hadisi şerifin yazılı olduğu diğer kapıda bunları konuşarak başlayacağız.
01:50Çünkü burası aslında 1850'de inşa edilmiş olmasına rağmen 1600'lü yılların başında yani 17. yüzyıldan itibaren Hırka-ı Şerif'e
02:02ev sahipliği yapmış.
02:03Bu emaneti İstanbul'da burada muhafaza edildiğini biz biliyoruz.
02:09Dolayısıyla bizler bugün hem Hırka-ı Şerif Camii'nin mimari açıdan, sanat tarihi açısından, diğer camilerden farkını
02:17hem de bir kutsal emanet olarak Hırka-ı Şerif'in buraya getirilme serüvenini birlikte anlamaya çalışacağız.
02:26Şimdi bu güzel büyük taç kapıdan sonra diğer kapıya doğru ilerlerken bizler hikayemize şöyle başlayalım.
02:34Hz. Peygamber'in birden fazla hırkası vardı fakat Hz. Peygamber'i burada tanımlarla başlayalım.
02:40Önce sahabe-i kiram ve tabi'in arasındaki temel farkı anlatarak Veysel Karani'nin veya diğer bir adıyla Üveysel Karani
02:49'nin kim olduğunu konuşmamız gerekiyor.
02:51Çünkü bu ayrımı yaptıktan sonra bu Hırka'nın buraya geliş serüveni Üveysiler yani Veysel Karani Hazretlerinin
02:59kendi soyu değil ama kardeşinin soyundan bu Hırka-ı Şerif'i muhafaza etmesini birlikte konuşmaya ve anlamaya çalışacağız.
03:07Gelin hep birlikte bu camiyi birlikte gezmeye ve anlamaya başlayalım.
03:26Bizim İslam tarihinde sahabe-i kiramı kendisinden sonra gelen yani sahabeden sonra gelen bütün nesillerden ayıran
03:35en önemli özellik sahabe-i kiramın Hz. Peygamber'e inanmış ve Hz. Peygamber'i gören veya Hz. Peygamber'in kendisini
03:43gördüğü topluluğun tamamına verilen isimdir.
03:46Sahabe aslında Arapça'da arkadaş demek.
03:49Sahabe-i kiram Kur'an'ın öğrencisiydi ve ilmin talebesiydi.
03:54Onunla beraber Hz. Peygamber'e şahitlik etmiş olmaları, vahyin inişine, nüzuluna şahitlik etmiş olmaları
04:01onları diğer bütün jenerasyonlardan, diğer bütün nesillerden ayıran en önemli özelliktir.
04:08Burada niçin sahabe tanımını özellikle veriyorum?
04:11Çünkü tabi'in demek Hz. Peygamber'i görmemiş veya Hz. Peygamber'in kendisini görmediği,
04:17aynı dönemde bile yaşamış olsa bu canlı ilişkiye şahit olmamaları onları tabi'in neslinden yapıyor.
04:25Burada ilk jenerasyona, ilk nesle biz sahabe-i kiram diyoruz ve bunların dindeki konumu
04:30Kur'an-ı Kerim'le sabit, kendileri övülmüş ve Hz. Peygamber'e yakın arkadaşlık etmiş olan
04:36bütün bu güzide insanlara sahabe diyoruz.
04:38Fakat Hz. Peygamber'i görmeyen ama ona iman eden, hem onun çağında yaşamış olsun
04:44hem de sonraki neslin tamamına da biz tabi'in diyoruz.
04:48Daha sonrasında gelene ise tebe-i tabi'in diyoruz.
04:51Burada tabi'inin büyüklerinden Üveys el-Karani.
04:55Üveys el-Karani bizim dilimizdeki ismiyle Veysel Karani Hazretleri burada aslında bu caminin
05:03hikayesindeki en önemli isimlerden bir tanesi.
05:06Niçin? Üveys el-Karani Hz. Peygamber'i görmek istemektedir.
05:10İnanmış, zahid, dünyaya müstahni yani dünyadan ciddi anlamda bir beklentisi olmayan
05:17zahidane bir hayat yaşamış ve ömrünü İslam'ın bu derinlikli ve güzel mesajına adamış bir şahsiyettir.
05:26Yaşlı bir annesi vardır ve o annesine bakmaktadır.
05:29Bir gün annesinden izin alıp Hz. Peygamber'i görmek istediği için
05:33Hz. Peygamber'i görmeye gitmiştir.
05:35Annesi hastadır ve gidip hemen dönmesini telkin etmiştir.
05:39Üveysel Karani yani Veysel Karani Hazretleri yola çıkmış.
05:43Kendisi Yemen'de yaşayan, o bölgede yaşayan bir zattır.
05:47Hücre-i Saadet'e yani Hz. Peygamber'in yaşadığı bölgeye ve eve gittiğinde
05:51Hz. Peygamber'in evde olmadığı kendisine söylenmiş.
05:55Dolayısıyla annesinin telkini üzerine orada çok fazla beklemeden tekrar annesinin yanına dönmüştür.
06:02Aslında Hz. Peygamber'i görme iştiyakı ve arzusu kendisinin neredeyse bütün kalbini kaplayan önemli bir hadisedir onun için.
06:12Biz bu kadar ki kısımdan sonra yani Hz. Peygamber'i gerçekten görmeyi çok isteyen bir zat olduğunu nereden biliyoruz?
06:19Hz. Peygamber'in daha sonrasında bir vasiyetle kendi hırkasını ona hediye olarak göndermesinden biliyoruz.
06:27Sonrasında kendisi annesinin vefatından sonra Küfe'ye taşınmış.
06:32Hz. Ömer döneminde bu vasiyet gerçekleştirilecektir.
06:35Bir rivayete göre Hz. Ömer ve Hz. Ali'nin birlikte Üveysel Karani'ye Hz. Peygamber'in kendisine gönderdiği bu hırkayı
06:44götürmüş ve hediye olarak vermişlerdir.
06:47Üveysel Karani Hazretleri yani Veysel Karani Hazretleri aslında Küfe'den de çıkıp bugünkü Anadolu'nun bir kısmını dolaşmış bir zattır.
06:55Burada kendisinin tasavvuf tarihi içerisinde önemli bir şahsiyet olmasından dolayı yani buradaki özellikle belirtmek istediğim şey şu.
07:04Hz. Peygamber'i bizzat görmeyip fakat onun maneviyatından tefeyyüz etmiş, ondan feyizlenmiş bir zat olmasından dolayı
07:12tasavvuf literatüründe üveysi olmaklık yani bir beşer olarak Mürşid-i Kamil'le bir şekilde mülaki olmadan fakat ondan istifade edenler
07:23bu anlamda yetişmiş zatlara da bizler üveysi diyoruz tasavvuf tarihinde.
07:27Burada bu ismin kendisi bile bu tabiinin büyüklerinden Veysel Karani Hazretlerinden gelmektedir.
07:33Burada bu hırkayı şerifin, Hz. Peygamber'den kendisine hediye olarak gelmiş olan bu hırkanın hem önemi hem tarihsel süreç içerisinde günümüze
07:43kadar gelmesi
07:44ve bugün burada muhafaza ediliyor olması hem bu camiye hem bu bölgeye bir bereket kazandırması açısından çok önemlidir.
07:53Peki hırka buraya nasıl geldi? Gelin biraz da bunu konuşalım.
07:57Takvimler 1600'lü yılların başını gösteriyor.
08:00Osmanlı padişahlarından, sultanlarından Sultan 1. Ahmet bizim Ayasofya'nın tam karşısında bulunan Sultan Ahmet Camii'ni İngilizce literatürdeki adıyla The
08:11Blue Mosque yani Mavi Camii olarak meşhur olan o caminin aslında bahanesi o camiyi yaptıran kişi Sultan 1. Ahmet'tir.
08:18Burada Veysel Karani Hazretlerinin bir evlilik yapmadığı, çocuklarının olmadığını bildiğimiz için bu gelenek kendisinin yani o hırkayı şerif kardeşi üzerinden
08:30ve kardeşinin çocukları üzerinden bir şekilde muhafaza edildiğini biz biliyoruz.
08:34Burada bir koruyucu bir aile yani bir muhafız aile olarak üveysiler, bir üveysi şeyhi de denmekte bunlara.
08:42Ailenin en büyük erkek üyesi bu hırkayı şerifi korur ve devam ettirir.
08:481600'lü yıllara kadar sebebinin ne olduğunu bilmediğimiz bir şekilde bu aile üveysiler bugünkü Kuşadası'na yani Batı Anadolu'ya
08:58kadar yolculuk yapmış ve Kuşadası'nda bir şekilde tarımla uğraşan aslında 16. yüzyılın başında kendilerinin bir şekilde sipahi olduğunu, tarımla
09:09uğraşan ve onlarla bir şekilde ilişki içerisinde olduğunu bildiğimiz bir aile.
09:13Sultan I. Ahmet'in bir fermanı, bir mektubu üzerine hem hırkayı şerifi hem de kendilerini İstanbul'da istihdam etmek istediklerini buraya
09:22göndermek istediğini biz biliyoruz.
09:2417. yüzyılın başında üveysiler bir şekilde İstanbul'a gelir ve burada ilk etapta Çorlulu Ali Paşa'nın kendilerine yaptırdığı küçük
09:35bir bina vardır, küçük bir hücre vardır.
09:37Şu an caminin biz kıble yönündeyiz. Bu kıble yönünün tam aksine öbür tarafta bulunan birazdan göstereceğimiz o binada kalmışlardır ve
09:46senenin bazı tarihlerinde özellikle Ramazan ayında hırkayı şerifin bir şekilde halkın ziyaretine açıldığını ve ondan sonra halkın düzenli olarak bu
09:57hırkayı şerifi ziyaret ettiğini biz biliyoruz.
10:01Takvimler 1600'lü yılların devamındadır. Fakat sonrasında Sultan Abdülmecit 1847 yılında buraya bir cami yaptırmak istediğini ve şu anki hırkayı
10:15şerif camiini yaptırdığını biliyoruz.
10:17Tabi bu serüven sadece Sultan Abdülmecit'le birlikte olmuyor.
10:21Dediğimiz gibi Sultan I. Ahmet'in aileyi buraya davet etmesi ve hırkayı şerifi buraya getirmesi, sonrasında Çorlulu Ali Paşa'nın
10:29yaptırmış olduğu hücre, daha sonrasında bu cami ve devamındaki müştemilatın tamamında Osmanlı padişahlarından 2. Abdülhamid'e kadar ki öncesinde 2.
10:40Mahmud'un da burada ciddi katkıları olduğunu biz biliyoruz.
10:43Şimdi bu caminin yaptırılma amacı hem bu küçük noktada insanların ziyaretgah olarak kullandığı ve hırkayı şerifi ziyaret etmek istemesi aslında
10:54ciddi bir yer tutuyor İstanbul'un halk kültüründe.
10:58Dolayısıyla burada büyük bir cami yapılmasının ardında ise böyle bir durum söz konusudur.
11:03Aslında şunu da hemen belirtelim. İstanbul'da halk inanışı diyebileceğimiz bir noktanın üzerine çıkmış bir şey.
11:12Çünkü az önce de bahsettiğimiz üzere İstanbul'da 2 tane hırka vardır.
11:16Hz. Peygamber'e ait bir tanesi hırkayı saadettir.
11:19Bu hırkayı saadet bugünkü Topkapı Sarayı'ndadır. Hırkayı Şerif ise buradadır.
11:25Hırkayı saadet Hz. Peygamber'in huzurunda Kâb'ın okumuş olduğu bir şiirin üzerine Hz. Peygamber'in şiiri çok beğenmesi ve
11:35onun üzerine üzerindeki hırkayı çıkarıp Kâb'a hediye ettiği o hırka hırkayı saadettir.
11:42Yavuz Sultan Selim döneminde doğuya yapılan seferler sonucunda kutsal emanetlerle birlikte bugünkü Topkapı Sarayı'na gelen hırka hırkayı saadettir.
11:52İkinci hırka ise Hz. Peygamber'in vasiyeti üzerine vefatından sonra Üveysel Karani'ye hediye olarak gönderilen hırkayı şeriftir.
12:02Burada şunu da hemen belirtelim.
12:05Diğer bu avlunun güzel ve büyük taç kapıları 3 tane birinden giriş yaptık az önce.
12:10Diğerlerine doğru giderken kutsal emanetlerin buraya gelmesine bir şekilde bundan da bahsetmek istiyorum.
12:17Çünkü İstanbul bir şekilde merkezi bir konuma doğal olarak zaten sahipti.
12:23Bütün İslam ümmetinin bir şekilde fethetmek istediği hem Hz. Peygamber'in hadisine binaen hem de coğrafi ve siyasi konumundan dolayı
12:33insanların göz bebeği konumunda olan
12:36ve Doğu Roma İmparatorluğu'nun da merkezi olmakla birlikte bir şekilde ele alınmak istenen ve orada bir hüküm, bir kültürün
12:43devamı olmakla birlikte sürdürülmek isteniyordu.
12:46İstanbul'un merkezi konum olması Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethetmesiyle artık İstanbul Osmanlıların yani Türk İslam sentezinin
12:56burada bir şehir olarak merkezi konuma sahip olmasının siyasi anlamda tekrar merkezi bir gösterge olarak varlığını sürdürmüştür.
13:06Fakat merkez dediğimizde sadece siyasi, politik bir merkezi anlamamak gerekiyor.
13:11Burada en temel unsur kültürel anlamda da bir merkeziyet olması gerekiyor, dini hayat anlamında da bir merkeziyet olması gerekiyor.
13:20Şimdi bunu özellikle şunun için vurguluyorum.
13:24Politik olarak yani siyasi ve hüküm anlamında, hükmetme anlamında İstanbul fethedildikten sonra merkezi konuma geldi zaten.
13:32Çünkü payitaht olarak burası var oldu ve bu varlığını Fatih Sultan Mehmed dönemine borçtu.
13:39İkinci Beyazıt döneminde ise bugün periferi dediğimiz, daha doğrusu o gün için periferi dediğimiz,
13:44tekke camilerinin birçok kiliseden camiye çevrilen bu unsurların aslında İstanbul'un kenar mahallelerini de bir şekilde kültürel hayatın içine katması,
13:55İstanbul'daki merkeziyeti güçlendirmiştir.
13:58Fakat Yavuz Sultan Selim'in kutsal emanetleri Topkapı Sarayı'na getirmiş olması ise,
14:03hem dini hem de bu anlamda kültürel merkezi olmaklığını büyük bir oranda tamamlamıştır.
14:10Bunu şöyle ifade edebiliriz.
14:12Topkapı Sarayı'nın üç tane kapısı vardır.
14:14Topkapı Sarayı aslında Sultan'ın bir yerde konakladığı, evi mesabesinde olan bir yerdir.
14:20Üç tane kapısı Bab-ı Hümayun, Bab-ı Selam ve Bab-ı Saade.
14:24Bab-ı Saade ise kutsal emanetlerin içerisinde muhafaza edildiği, hırka-ı saadetin de bulunduğu bölümdür.
14:31Şimdi kutsal emanetlerin Topkapı Sarayı'na gelmiş olması demek,
14:35Topkapı Sarayı'nı sadece Sultan'ın konakladığı bir yer olmaktan çıkarıp,
14:40bütün İslam ümmetini ilgilendiren, hem sembolik, hem dini, hem kültürel,
14:45hem de siyasi anlamda bir merkez olmaklığını da gösteriyor.
14:49Fakat şunu hemen ifade edelim, Topkapı Sarayı'nda bir hırkanın muhafaza ediliyor olması,
14:55ki orada bunlara özel önem de hiç şüphesiz verilmiş ve bugüne kadar da devam etmiştir bu önem,
15:00insanların ziyaret edebileceği bir durumdan tabii ki daha uzakta.
15:04Bununla beraber 1847 yılında inşa ettirilen bu caminin bulunduğu bölgede,
15:11şu an tam olarak arkamızda görmüş olduğunuz bu hücrede,
15:14aslında hem Hırka-ı Şerif muhafaza edilmiş,
15:17hem de halkın ziyaret edebileceği bir durum da söz konusu.
15:22Tabii burası insanlara yetmemeye başladığında,
15:261847'de başlanan inşaat 1851'e kadar devam etmiş
15:31ve yaklaşık olarak 5 yıl boyunca buradan Hırka-ı Şerif,
15:36yine Fatih'te Yavuz Selim Camii'nde muhafaza edilmiştir.
15:40Bunun da aslında sembolik bir önemi olduğunu tekrar vurgulamak gerekiyor.
15:43Çünkü İstanbul'a kutsal emanetlerin getirilmesine vesile olan ve bunu başaran Yavuz Sultan Selim'di.
15:51Dolayısıyla Hırka-ı Şerif'in 5 yıl kadar muhafaza edildiği,
15:55caminin inşaatının bittiği sürece kadar olan bu dönemde Hırka-ı Şerif,
16:00Yavuz Sultan Selim Camii'nde muhafaza edilmiştir.
16:03Şimdi tüm bunları şunun için anlattım.
16:05Hz. Peygamber'in bir vasiyeti üzerine Hırkasını bir tabiinden bir zat,
16:10ona hediye olarak göndermesi,
16:13hem bu camiye ismini vermiş,
16:15hem İstanbul'un dini ve kültürel hayatında,
16:18hem halk inanışı, hem de bir kültür boyutuyla ne kadar etkilediğini görmüş oluyoruz.
16:24Çünkü bizim ümmet olarak Hz. Peygamber'e olan sevgimizi gösterdiğimiz,
16:29en önemli göstergelerden bir tanesidir.
16:31Hırka-ı Şerif veya Hırka-ı Saadet.
16:33Çünkü bizler sevgimizi, yani bizden tarihi süreç olarak 1400 yıl önce yaşamış,
16:39Hz. Peygamber'in hem şahs-ı manevisine, o hakikat-ı Muhammediye'ye,
16:44hem de onun hatırasına hürmeten göstermiş olduğumuz en güzel saygıda,
16:49bir nevi bunları muhafaza etmek ve buralarda korumak diyebiliriz.
16:54Gelin hep birlikte caminin az önce bahsettiğim büyük taç kapılarından kalan iki tanesini birlikte incelemeye devam edelim.
17:22Caminin üç tane büyük, aslında avluya açılan üç büyük kapısının olduğunu belirttik.
17:29Şu an diğer bir kapıda, ikinci kapıdayız.
17:31Yukarıda yine bir levha içerisinde Gala aleyhisselam yazmaktadır.
17:36Burada Hz. Peygamber'in bir hadis-i şerifi söz konusu bu kapının üzerinde.
17:40Caminin içerisinde birazdan Kazasker Mustafa Efendi'yi,
17:44ki Sultan Abdülmecid'in de bir hattat olduğunu,
17:47aslında biraz da batılı tarzda sanatla ilgilendiğini biliyoruz.
17:51Fakat had üzerinden Hırka-ı Şerif Camii'ni özellikle konuşmak gerekiyor.
17:55Ondan dolayı bu kapıların üzerindeki yazıları özellikle göstermek istedim.
17:58Burada hadis-i şerif olarak Bismillahirrahmanirrahim,
18:02Miftahü kullü babin, Sadaka Resulullah.
18:05Burada Besmele'nin, Besmele-i Şerif'in her kapının anahtarı olduğunu ifade eden bir hadis-i şerif söz konusu.
18:13Şimdi bununla beraber bir önceki kapıda yine Nem Suresinin 30. ayeti kerimesi bulunuyordu.
18:22O da İnnehu min Süleymane ve İnnehu Bismillahirrahmanirrahim.
18:25Orada da Besmele vurgusu vardı.
18:28Bu kapıda da yine bir hadis-i şerif o ayeti kerimeydi.
18:31Bu ise bir hadis-i şerif olarak yine Besmele'nin vurgulandığı bir levha olarak bu kapıda bulunmakta.
18:39Son kapıyı inceleyerek caminin içerisini birlikte gezmeye devam edelim.
19:05Özellikle size caminin mimari açısından göstermek istediğim bir diğer kapısı da burası.
19:11Burada yine bir hadis-i şerif söz konusu.
19:14Yukarıda levhayı görmek biraz daha zor ama özellikle göstermek istiyorum.
19:18Yukarıda yine bir levha söz konusu.
19:20من علمة ان السلاتة او ان السلاتة عَلَيْهِ حَقٌ وَاجِبٌ دَخَ لَلْ جَنَّةِ
19:27Yani kim, her kim namazın kendisine Allah'ın bir hakkı ve bir farz olduğunu bilirse cennete girer.
19:35Burada diğer iki kapıda Besmele vurgusu, burada ise namaz vurgusunun olduğu bir levhayı görmekteyiz.
19:41Gelin geç kalmadan caminin içerisindeki hem levhaları hem had eserlerini hem de İstanbul'da bir benzerinin olmadığını bildiğimiz sekiz köşeli bir
19:53camiyi birlikte incelemeye devam edelim.
20:13Aslında sadece Ramazan aylarında hususen insanların ziyaretine açılan hırka-ı şerif şu an çıktığımız merdivenlerde bir usule tabi olarak aslında
20:25bir gelenek halini de almış bir biçimde insanların ziyaretine açılmakta ve insanlar hırka-ı şerifi burada ziyaret etmektiler.
20:32Şu an bu kapının ardında birkaç tane daha kapı olmakla beraber bu koridor namaz kılınan mihrabın tam üstünde hırka-ı
20:41şerif orada bulunmakta ve insanlar Ramazan ayında buradan geçerek ziyaret etmekte.
20:46Bunun da bir usulü var, kadınların girdiği kapı, erkeklerin girdiği kapı şeklinde ilerlemekte ve arka taraftan dolandıktan sonra da şu
20:54an tam karşı tarafımızda bulunan bölüme doğru ilerleyelim ve size onu gösterelim.
21:21Hırka-ı şerif normal zamanda halka açık değil.
21:24Burada hem görevli arkadaşlarımızı zorlamamak adına hem de bu tür kutsal emanetlerin muhafazası açısından hem görevlileri zorlamamak gerekiyor hem de
21:34böyle bir istekte bulunmamak gerekiyor.
21:36Çünkü telefonla çektiğiniz fotoğrafın flaşı bile hırkaya zarar verebilir.
21:41Dolayısıyla bizler evet iyi bir niyetle, hüsnü niyetle hırka-ı şerifi ziyaret etmek isteyebiliriz fakat bunun ardında hem görevli arkadaşlar
21:51hem de zorluk çıkarmamak açısından bir de bununla beraber hırkaya zarar vermemek açısından buna dikkat etmemiz gerekiyor.
21:59Şimdi diğer kapıda ziyaretten sonra insanların çıktığı merdivenlere kadar sizi birlikte götüreceğiz.
22:04Fakat burada muhafız ailesi, bunu özellikle belirtmek istiyorum bir fotoğrafı var burada hırka-ı şerifin.
22:10Muhafız koruyucu demek burada üveysi ailesinin, üveysi şeyhlerinin hırka-ı şerifi muhafaza etmiş olmalarından dolayı, korumuş olmalarından dolayı da kendilerine
22:20muhafız ailesi dendiğini özellikle belirtelim.
22:22Evet şu an caminin üst tarafındayız. Bu yapı Sultan Abdülmecit döneminde yapılan bu caminin aslında hem Balyan ailesinin diğer camilerdeki
22:31özellikleri süsleme açısından da barok dönemini andıran ve o dönemin özelliklerini taşıyor.
22:36Fakat hırka-ı şerif için özellikle mimari açıdan yani sekizgen bir yapıya sahip olması ve hırka-ı şerifin üst bir
22:45noktada muhafaza ediliyor olması da bu camiyi diğer İstanbul, Fatih'teki diğer camilerden de ayıran en önemli özelliklerdendir diyebiliriz.
22:55Az önce bizim çıktığımız merdivenlerden koridordaki diğer kapılardan geçerek ziyaret ediliyor hırka-ı şerif ve oradan dönüldükten sonra,
23:03tabi bunlar Ramazan ayında özellikle belirtelim, tekrar bu merdivenlerden çıkış sağlanıyor ve burada ziyaret gerçekleşmiş oluyor.
23:11Gelin hep birlikte caminin içerisindeki diğer levhaları birlikte konuşmaya devam edelim.
23:46İstanbul'da Fatih semtinde bulunan hırka-ı şerif camisine girdiğinizde aslında hem maneviyat anlamında çok değerli bir yere girdiğinizi hissediyorsunuz,
23:55hem de sanat tarihi açısından içerideki bu pencereleri ve üzerindeki o yarım pencerelerle beraber hakikaten mimari açıdan ve sanat tarihi
24:04açısından da farklı bir yere girdiğimizi hissediyoruz.
24:07Burada bu camiyi diğer camilerden ayıran hiç şüphesiz manevi anlamdaki en büyük özellik hırka-ı şerife ev sahipliği yapmış olması.
24:16İsmini Üveysel Karani, bizim dilimizdeki adıyla Veysel Karani Hazretlerine hediye edilen bu hırkadan alan bu camidir.
24:25Bu manevi açıdan farklı olduğu özellik.
24:27Yine bu caminin camiye has, nevi şahsına münhasır diyebileceğimiz bir özellik de sekizgen olması.
24:34Bunun bir başka örneğini biz Kubbetü-s-Sahra'dan, Kudüs'ten hatırlıyoruz.
24:38Onun da yine oktagon şekilde yani sekizgen bir şekilde inşa edildiğini biliyoruz.
24:42Merkezi bir kubbe içerisinde yine Nur suresinden bir ayeti kerimenin yazılı olduğunu biliyoruz.
24:48Fakat küçük yarım kubbelerle desteklenmemiş, sade ve merkezi bir kubbenin sekizgen duvar üstüne inşa edilmiş olması.
24:57Büyük pencereler söz konusu gerçekten bu caminin içerisine girdiğimizde hem aydınlık olması,
25:02hem de biraz daha böyle diğer camilerdeki bizim işte kare planlı veya dikdörtgen planlı camilerden farklı olarak
25:11bir şekilde sekizgen olmasından dolayı yine kendisini özel hissettiren, farklı hissettiren camilerden bir tanesi.
25:18Burada hem minberin kendisi hem de mihrabın ve vaaz kürsüsünü özellikle göstermek istiyorum.
25:26Bunlar da özel bir mermer işlemesi üzerine yapılmış.
25:29Mermerden yapılan bu minber, mihrab ve vaaz kürsüsünün kendisi de bir başka örneğini hatırlamıyorum.
25:37Çünkü bizler klasik Osmanlı döneminin camilerine baktığımız zaman,
25:41Salahat'in camilerine baktığımız zaman mermer örneklerini görüyoruz.
25:44Fakat bunların büyük bir kısmı beyaz mermerlerden yapılıyor.
25:48Burada renk tonu açısından da camiye uyum açısından da gerçekten farklı ve güzel yapılmış.
25:53Bütün bu süslemelerin detaylarına baktığımız zaman camideki kalem işi süslemeler, duvarlardaki süslemeleri incelediğimizde de
26:01yine Sultan Abdülmecit döneminde Balyan ailesinin yapmış olduğu diğer camiler,
26:06bunlara Teşvikiye Camii, Dolmabahçe Camii, yine Beşiktaş'ta Mecidiye Camiilerini ilk akla gelenler,
26:13oradaki süslemelerle aynı özelliklere sahip, C ve S şeklinde keskin hatların dışında daha geçişli bir motif olarak
26:22yine barok döneminin özelliklerini taşıyan süslemeler mevcut.
26:26Burada özellikle bu kısımları göstermek istiyorum.
26:29Vaaz kürsüsü de yine gerçekten işlemesiyle ve estetik açıdan çok güzel bir örneği.
26:36Bununla bir başka örneğini ben şahsen hatırlamıyorum.
26:38Çünkü başka bir yerde olduğuna dair ki bu süslemeler, bu vaaz kürsüsü çok kıymetli.
26:43Bununla beraber şunu da belirtelim.
26:45Bu camiyi yine diğer camilerden ayıran özelliklerden bir tanesi Sultan Abdülmecit'in ki hattat olduğunu biliyoruz.
26:53İcazetini de hattat kazasker Mustafa İzzet Efendi'den aldığını biliyoruz.
26:57Mustafa İzzet Efendi'den kendisinin bu anlamda icazet aldığı kişi olduğunu biliyoruz.
27:02Her ikisinin hatları söz konusu burada.
27:04Orijinal hatlar var.
27:05Burada Sultan Abdülmecit'e ait hatların şöyle söyleyelim cami levhaları dediğimiz.
27:11Lafzatullah, Hazreti Peygamber'in ismi Muhammed Aleyhisselam,
27:15Çihari Yari Güzin dediğimiz Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali'nin isimleri.
27:21Ve tam arkada yine Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin'in bu cami levhaları olarak
27:26bizim cami kültüründe ve sanat tarihinde yer etmiş olunan bu levhaların kendisi Sultan Abdülmecit tarafından yazıldığı bilinmekte ve orijinal levhalardır.
27:36Diğer yazıların, levhaların büyük bir kısmı ise Kazasker Mustafa İzzet Efendi tarafından yazılmış,
27:42Celî Sülüs olarak yazılmış hatlardır.
27:45Burada hemen vaaz kürsüsünün üstünde bir levha var.
27:49Onu özellikle göstermek istiyorum.
27:55Burada yine Ya Hazreti, işte bizim müezzin mahfilinde Ya Bilal-i Habeşi, Ya Hazreti Bilal-i Habeşi yazar.
28:02Burada da vaaz kürsüsünde Hırka-i Şerif camiine çok güzel yine bu anlamı tamamlayan bir hat eserinin olduğunu özellikle size
28:10göstermek istiyorum.
28:11Yukarıdaki levhalarda ise hemen hemen hepsinde okuyabildiğim kadarıyla namaz vurgusu bulunan ayet-i kerimelerden yazılmış ve seçilmiş.
28:22Ayetler söz konusu bu sekiz köşenin her birinin üstünde bu ayetler seçilmiş ve bunlar buraya yazılmıştır.
28:30Mesela şuradakini okuyalım.
28:33Şimdi burada onlar ki namazı ikame ederler diye başlayan bir ayet-i kerime.
28:39Ve burada Ya Büneyye, Aqim-i Salate, ey oğul namazını kıl şeklinde başlayan yine Kur'an-ı Kerim'in başka
28:47bir ayeti.
28:47Ve burada Aqim-i Salate diye başlayan yine namazın kılınmasıyla alakalı.
28:52Yine burada bizim klasik camilerde yani Osmanlı Salatin camilerinde, erken dönem camilerin avluya giriş kapısının yani cümle kapısının genelde üstünde
29:01bulunan
29:01farklı camilerde ama farklı kapılarda ve girişlerde bulunan bir ayet-i kerime.
29:06Şüphesiz ki namaz müminlere belli vakitlerde farz kılındı.
29:10İnne Salate kânet alel-menine kitaben mevkûta şeklinde ayet-i kerimenin orada yazılı olduğunu görmekteyiz.
29:18Burada caminin içerisi hakikaten bir ferahlık uyandırıyor.
29:22Hem Balyan ailesinin burada bir mimari açıdan dokunmuş olduğunu, bu süslemelerin yine bizim Osmanlı'nın batıyla bir şekilde entegrasyonunun başladığı,
29:33hem siyasette hem sanatta bu etkileşimin izlerini gördüğümüz ki bu camide Çorlulu Ali Paşa'dan tutalım,
29:41Sultan Abdülmecit'e, ondan ikinci Mahmut'a bir şekilde bu camiye katkıları ki Sultan Abdülmecit bahanesidir.
29:48Osmanlı'nın o döneminde, tanzimat döneminde aslında bir şekilde modernleşme çabalarının olduğu bir süreçte Hırkay-ı Şerif'e bu şekilde
29:58bir önem verilmesi,
29:59burada bu caminin yapılması da aslında iki kutuplu diyebileceğimiz dünya işlerinde yapılması gerekeni yaptıklarına inanıp,
30:07sonrasında aslında manevi olarak da, halkın ihtiyacı olarak da bu Hırkay-ı Şerif'i muhafaza ve onun için hususen ki
30:15üst bölümde az önce göstermiş olduğumuz
30:17o koridordan ziyaret edilebilecek bir biçimde bir caminin inşa ettirilmiş olması da önemlidir diye düşünüyorum.
30:24Bugün İstanbul'da tarihte çıktığımız bu yolculukta yolumuz Üveysel Karani Hazretlerinden başlayıp Hırkay-ı Şerif'le birlikte Hırkay-ı Şerif Camii
30:33'ne düştü.
30:341850'li yıllardaydık. Bugün hem Hırkay-ı Şerif'in yolculuğu, buralara kadar gelmesini,
30:40hem bu caminin dışarıdan görünümü ve içeriden aslında sekizgen bir yapıya sahip olmasının ne kadar da kendine özgün olduğunu anlamaya
30:49çalıştığımız bir yolculuk oldu.
30:50Bu yolculukta bizler bir şekilde Hazreti Peygamber'e ve ondan gelen emanete hürmeten hem bu camiyi hem Hırka'nın bugüne
31:00kadar gelmiş olduğu,
31:01Hırka-ı Şerif'in bugüne kadar gelmiş olduğu serüveni incelemeye ve anlamaya çalıştık.
31:06Sizler de yolunuz bu taraflara düşerse Ramazan ayında özellikle Hırka-ı Şerif'i ziyaret etmenizi öneririz.
31:13Programlarımızın tekrarını izlemek isterseniz ülketv.com'dan ve YouTube hesaplarından takip edip oradan izleyebilirsiniz.
31:20İstanbul'a, kutsal emanetlere ve vakıf eserlerine güzel bakmanız dileğiyle. Hoşçakalın.
31:47İzlediğiniz için teşekkür ederim.
32:29İzlediğiniz için teşekkür ederim.
32:38Vakıf Katılım tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimizi sundu.

Önerilen