Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 16 dakika önce
TARİHİ YAPILARIN İLGİNÇ ÖYKÜSÜ TARİHTE YÜRÜYEN ADAM’DA

Her köşesinde tarihten izler barından ülkemizin tarihi yapılarına dair bilgiler veren ve geçmişten günümüze uzanan öyküsünü anlatan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, izleyenlerini tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Ahmet Şahin Baykal'ın sunumuyla ekranlara gelen “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, tarihi yapıların yapılış amacı, yapıldığı dönem ve günümüzdeki son durumunu inceliyor ve izleyenleriyle paylaşıyor.

Tarihi sade bir dille anlatan ve sevdiren program “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri”, geçmişten günümüze bir bağ kurarak birçok döneme tanıklık etmiş tarihi yapılara dair önemli bilgiler aktarıyor ve yapıların çeşitli dönemlerdeki fotoğrafları ile günümüzdeki son durumunu ekranlara getiriyor. Tarihi yapıların inşa edildiği dönemin koşulları, o bölgeye verilen isim, günümüze dek uğradığı değişiklikler ve o dönemde yaşanmış hikayeler tarih meraklılarıyla buluşuyor.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış dört bir yanı tarih kokan Türkiye’nin, tarihi mirasını ve öyküsünü ekranlara taşıyan “Tarihte Yürüyen Adam; Vakıf Eserleri” her cumartesi saat 16:00’da Ülke TV ekranlarında…







Döküm
00:00Vakıf Katılım, tarihte yürüyen adamla vakıf eserlerimizi sunar.
00:58İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:28İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:30Bu vakıf eserini anlamak için nasıl bir işlev gördüğünü anlamaya çalışacağız.
01:34Gelin hep beraber camiyi, bu vakıf eserini birlikte gezelim.
01:54İstanbul'un yedi tepesi bugünkü tarihi yarımada bulunan tepelerdir.
01:59Aslında bazen soruyorum, hem öğrencilerime soruyorum hem de İstanbul'a dışarıdan gelen insanlara sorduğumda İstanbul'un yedi tepesini sayar mısınız
02:08dediğimde gerçekten bu konuda bir bilgi karmaşasının olduğunu, net bir şey olmadığını görüyoruz.
02:14Biz bugün tarihi yarımada da der saadetin aslında en uç köşesinde bulunuyoruz diyebiliriz.
02:21Ve bu en uç köşesinde Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii bulunmakta.
02:26Ve burası İstanbul'un altıncı tepesi.
02:28Peki Osmanlı Devleti İstanbul'u fethettikten sonra Fatih Sultan Mehmet'le beraber bu altı tepeye ne yapmıştır?
02:35Öncelikle şehrin askeri ve siyasi olarak fethinden sonra şunu net bir şekilde söyleyebiliriz.
02:43Özellikle mimari açıdan bu tepelere yapılan külliyeler, salatin camileriyle beraber şehir aslında bir nevi kimlik değiştirmiş ve yeni bir kimliğe
02:55kavuşmuştur diyebiliriz.
02:56İşte bunlardan bir tanesi Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı olan Mihrimah Sultan buraya altıncı tepeye bir külliye yaptırmıştır.
03:06Peki biz Mihrimah Sultan ismini nereden biliyoruz?
03:09Aynı isimle Üsküdar'da sahilde Üsküdar'a gelen gemiyle yaklaşan insanların ilk etapta görebileceği Mihrimah Sultan Camii'ni de biliyoruz.
03:20Peki bu iki cami arasında anlatılan bir hikaye mevcut.
03:23Bunu paylaşalım. Bu hikayenin gerçek olup olmamasının ötesinde hikayenin ve aslında tarih yazımının işlevini biraz konuşmamız gerekiyor.
03:35Çünkü bazı hikayeler şöyle yani yazıldığı veya kurgulandığı dönemin ötesinde adeta muhtemelen böyle değildir ama keşke böyle olsaydı diyebileceğimiz güzellikte
03:47kurgulanmış hikayeler oluyor.
03:49Dolayısıyla bu cami yani hem Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii ve hem de Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii aynı kişi yani banisi
03:58Kanuni Sultan Süleyman kızı adına yaptırıyor.
04:01Veya banisinin Mihrimah Sultan olduğunu biliyoruz ve ikisinin de mimarı Mimar Sinan.
04:06Dolayısıyla biz bu ikisi arasında kurulan bu hikaye üzerinden tarih yazımını nasıl anlamalıyız sorusuna bir cevap arıyoruz.
04:14Şimdi şöyle hikayeyi kısaca anlatalım.
04:17Tabii bu hikayenin altını çiziyorum.
04:19Gerçek olmadığını tekrar vurgulamak gerekiyor.
04:22Şundan dolayı çünkü bu çok aslında yakın bir dönemde uydurmayı burada çok olumsuz anlamda kullanmıyorum ama uydurulmuş bir hikaye.
04:30Yani bunun gerçeklikle doğrudan bir bağının olmadığını tekrar belirtelim.
04:35Mimar Sinan Kanuni Sultan Süleyman'ın kızına aşık olmuştur ve onu istemiştir.
04:40Fakat Kanuni bu aşka veya bu sevgiye veya bu evliliğe razı olmamıştır.
04:45Fakat Mimar Sinan bu aşkını ifade edebilmek için iki konum belirlemiş.
04:51Bunlardan bir tanesi Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii, diğeri de Edirnekapı'daki ve şu an içerisinde bulunduğumuz İstanbul'un 6. tepesinde bulunan
05:00Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii'dir.
05:03Şimdi bunları bu konumları belirlemiş ve Ekinoks tarihleri dediğimiz yani gece ve gündüz süresinin eşit olduğu tarihlerde
05:10Beyazıt'ta yüksek bir yerde bulunan bir kimsenin bu tarihlerde bir yerden güneşin doğuşunu izlerken öbür caminin kubbesinin altından veya minaresinden
05:22ayın battığını veya tam tersi bir hikaye anlatılır.
05:26Burada aslında bu kurgunun içerisinde iyi bir edebi üründür de bu kurgu.
05:31Onu da tekrar belirtelim.
05:32Muhtemelen bir edebiyat profesörü bu kurguyu yaptı ve bu edebiyat profesörü hala yaşıyor.
05:38Aslında bu dolayısıyla bu kurgunun kendisinin önemli bir şey olduğunu tekrar belirtelim.
05:43Mihrimah ismi bir tamlama gibi düşünün bunu.
05:46Farsçadan Türkçe'ye geçen Mihrumah yani Ay ve Güneş.
05:50Şimdi hem bu padişahın, sultanın, kızının ismi Mihrumah hem de Ay ve Güneş anlamına geliyor.
05:58Ve hikaye içerisinde bir nevi şunu söyleyebiliriz.
06:02Bu hikaye içerisinde Mimar Sinan'ın aşkı var.
06:05Fakat bu aşkı ifade etme biçimi olarak İstanbul'un bir ucuna yapmış olduğu bir cami ve külliye, öbür ucuna yapmış
06:13olduğu başka bir cami ve külliye.
06:14İkisinin de ismi Mihrumah yani Mihrumah sultan cami ve külliyeleri.
06:20Dolayısıyla burada birinden işte Güneş'in batışını izlerken öbür tarafta Ay'ın doğuşunu izliyorsunuz.
06:26Ve Ay ve Güneş birbirini tamamlayan ve deveran eden bir şekilde ifade ediliyor bu hikayede.
06:32Peki bu hikayenin gerçek olmadığını biz ifade ettik.
06:36Fakat bunun gerçek olmaması bu hikayenin önemsiz olduğu veya bu kurgunun işe yaramadığı anlamına gelmiyor.
06:44Peki bu hikaye neye yarar?
06:45Hemen şunu belirleyelim.
06:47Tarih yazımı oluşturulan bu hikayeler, bu efsaneler aslında tarih böyleydi demek için değil.
06:54Aslında bunu üreten kişi veya kişiler veya toplumun kendisi bir nevi tarihi aktarırken bize bir kurgu içerisinde aktarabilmenin,
07:05bir edebi ürün içerisinde aktarabilmenin de önemini vurgulayarak ve aslında bunu üretebilecek entelektüel bir zevke sahip bir topluma da bir
07:15işaret etmekliği bakımından
07:17tarih yazımının önemini ben bu hikaye ve hem Üsküdar'daki Mihrimah Sultan hem de Edirnekapı'daki Mihrimah Sultan camilerinde, bu külliyelerde bunun
07:28önemini görüyorum.
07:28Çünkü bizler bir hedefe, bir anlama odaklanırken onu aynı zamanda bir yere insanların düşünce biçimini, duygularını bir yerden başka bir
07:39yere aktarmak ve onu ulaştırmak da istiyoruz.
07:42Burada bize yardımcı olacak olan kelime mübalağa.
07:46Mübalağa kelimesi yine dilimize Arapçadan geçen, Türkçe'de çok kullandığımız abartı anlamında ve işte akıl bali dediğimizdeki o bali,
07:56bulu dediğimizdeki o erme ve ergenlik çağını kasteden kelime de buradan türüyor.
08:01Peki mübalağa nedir?
08:03Bizler bazen hikayelerle, anlatım biçimleriyle, edebiyatla anlatmak istediğimizi abartarak bir yerden başka bir yere ulaştırmaya da çalışırız.
08:14Çünkü belaga ulaşmak demek.
08:17Burada bu hikayeyle beraber aslında bir toplumun düşünce biçimini, bir vakıf eseri üzerinden,
08:23hem Kanuni Sultan Süleyman dönemine, hem o dönemdeki uzunca süren bir sultanlık dönemi söz konusu, bir hükmetme dönemi söz konusu,
08:33hem de bu kadar büyük ve şaheser diyebileceğimiz, hem mimari açıdan yeni bir şey denediği,
08:40Edirnekapı Mihriman Sultan'dan bahsediyorum,
08:43bu ikisini birleştiren ve bunu da ilginç kılacak bir kurgu içerisinde bize aktaran bir hikayenin kendisi şu işlevi görüyor.
08:52Burada mübalaga hikayenin kurgunun kendisinde.
08:56Fakat gördüğü işlev şu, bizler 1565 yılında tamamlanan, mimarı Mimar Sinan olan,
09:03204 tane penceresi olan, içerideki ışık yüzmeleriyle aslında başka bir dünyaya açılan bir vakıf eserinden bahsediyoruz.
09:11Bu vakıf eseri kubbesi açısından aslında büyük bir yere tekabül ediyor.
09:15Şimdi bu kadar büyük bir kubbeyi burada yapmak,
09:18Süleymaniye ile aslında Edirne'ye uzanan yolun tam ortasında enteresan bir deneme diyebileceğimiz,
09:26Mimar Sinan'ın da ilginç bir denemesi olarak,
09:28Edirnekapı, Mihriman Sultan Camii'nin bu mimari açıdan da güzelliğini,
09:34dönemin anlam dünyasını bize aktaran bir hikaye olmaklığı bakımından,
09:39aslında hem tarih yazımının hem bu hikayelerin nasıl bir işlev gördüğünü bize aktaran çok güzel bir örnek.
09:47Yani çok yakın bir dönemde uydurulmuş bir hikayenin bizi 1560'lı yıllara götürmesi,
09:54kanuni devrine götürmesi, orada Mimar Sinan'ın büyüklüğünü,
09:57yani Mimar Sinan o kadar büyük bir dehaydı ki topografyayı kullanabilen,
10:03bir cami yapmak, bir vakıf eseri yapmak istediğinde bölgeyi dikkate alan,
10:08hem örneğin bu cami fefkani usulde yapılmış, her taraftan görülmesi istelen,
10:13bir tarafta dükkanlar var, öbür tarafta Sıbyan Mektebi ve medreseleriyle yapmış olması,
10:19Mimar Sinan'ın dehasını anlatabilmek için hikayenin şu kısmı çok güzel bir kurgu gibi geliyor bana.
10:24O da şu, bir tarafta güneş ve ay ve bunun Mihrimah Sultan,
10:30aslında tam ismiyle Mihrumah dediğimiz bu sultanın ismiyle,
10:34ismiyle Ay ve Güneş'i, Farsçadaki anlamlarıyla Ay ve Güneş'i,
10:39iki vakıf eseri üzerinden Mimar Sinan muhtemelen böyle bir şeyi hesaplayabilirdi.
10:43Bu derece büyük bir mimardı diyebilmek için,
10:47bence oluşturulmuş en güzel kurgulardan, hikayelerden bir tanesidir.
10:51Fakat şunu da hemen belirtelim,
10:52bizler bu hikayelerin gerçek olup olmamasının ötesinde bunlar bize ne tür bir anlam ifade ediyoru belki burada aramalıyız.
11:01Çünkü bir vakıf eseri, bir mekanın kendisi aslında oluştuğu dönemle toplum içerisinde doğrudan ve aynı anda var olmak gibi
11:11ciddi bir enteresan bir düzleme sahip.
11:14Yani bir mekan toplumla aynı anda var olur.
11:17Fakat bu varlık düzeyi, yani bir camiyi düşündüğünüzde o caminin müdavimi olarak namaz kılan insanlar,
11:24oraya devam eden müminler yoksa aslında o mekanın da bir varlık anlamında işlevi kalmıyor.
11:30Fakat mekanın kendisi bu tür hikayelerle, bu tür kurgularla, bu tür tarih anlatımlarıyla adeta mekan olma özelliğini,
11:41o hüviyetini koruyan ve aslında bununla beraber de varlığını devam ettiren.
11:47Ve fakat bütün bunlarla beraber aynı zamanda toplumun da burada şekillenmesini sağlayan
11:53ve bu şekillenmeyle beraber topluma enteresan bir varlık düzeyi de katan bir noktaya tekabül ediyor.
12:00Aslında şunu ifade etmeye çalışıyorum.
12:02Yani bir taşların üst üste konmasından ibaret olmadığını, bir vakıf eserinin toplumun hizmetine sunulduğunu,
12:09fakat o vakıf eserinin bir şekilde sadakayı cariye dediğimiz, o cerah, yecri, o cariye olması,
12:19sadakayı cariyedeki o cariye akan ve devam eden anlamına geliyor.
12:22Vakıf olma özelliğini devam ettirmesi için toplumun da oranın vakıf eseri olduğunu bilmesi
12:28ve onu kullanmaya devam etmesi gerekiyor.
12:31Dolayısıyla toplum ve mekanı aynı anda var kılabilen bu tür hikayelerin kendisi,
12:38tarihin işlevi de burada devreye giriyor.
12:41Peki şu soruyu sorarak geriye doğru ilerleyelim.
12:44Yani toplum bu tür hikayeler, menkıbeler, rivayetler olmaksızın vakıf eseri olmaklığını sürdürebilir mi?
12:51Hiç şüphesiz sürdürebilir fakat bu tür hikayeler, bu tür menkıbeler, bu tür rivayetlerin kendisi aslında bir mekana,
13:00mekan olma özelliğini katmakla beraber orayı yeniden anlamlandırma ve orayı adeta yeniden canlandırma gibi bir özelliğe de sahip oluyor.
13:11Dolayısıyla bizler bir mekan hakkında, örneğin bizim diğer camilerimizde Hızır kapısı vardır veya işte Hızır köşesi vardır.
13:19Yani orada Hızır Aleyhisselam'ın yaşayan bir insan olarak gelip orada namaz kıldığına inanırız.
13:26Ve dolayısıyla bu özelliği aslında o mekanın hem devamlılığını hem sürekliliğini de sağlayan enteresan bir işlev görüyor.
13:35Ve bu hikayelerin, menkıbelerin kendisi özellikle vakıf eserlerinde bizim geçmişteki müminlerden ve inananlardan özellikle vakıf eserleri için söylüyorum.
13:44Tevarüs ettiğimiz bu mekanları bizden sonrakilere aktarırken sadece örneğin dokunduğumuz bu sütunların kendisini değil,
13:52aynı zamanda bu hikayeleri de biz aktararak hem fizik dünyasında yani işte dokunabildiğimiz, hissedebildiğimiz
14:00ve aynı zamanda bu dokunmakla beraber gönül dünyamızda, anlam dünyamızdaki yerini de aktarabilmemiz için,
14:08onlara ulaştırabilmemiz için bu tür hikayeler, anlatılan efsaneler, menkıbeler ki bu hikayeler gerçek olmak zorunda da değil,
14:17az önce de ifade ettim, önemlidir.
14:19Ve bu mekanın kendisini bu anlamda önemli kılan özelliklerden bir tanesi ve bu birikimi aktarmak aslında başlı başına önemli olaylardan
14:30bir tanesidir diye düşünüyorum.
14:32Gelin caminin avlusuna giren üç kapısı var.
14:35Bir kapısında caminin teknik ve mimari özelliklerini konuşmaya devam edelim.
15:04Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii 1565 yılında yaptırılıyor.
15:08Ve Bani'si aslında Kanuni Sultan Süleyman Mihrimah Sultan adına yaptırıyor.
15:12Ve bunu çağların en büyük mimarı ve ustası Mimar Sinan'a yaptırıyor.
15:17Şimdi bu caminin önemli özelliklerinden bir tanesi Mimar Sinan'ın burada yeni bir şey denemesi.
15:23Bunlardan bir tanesi bu kadar büyük bir kubbeyi dikdörtgen bir yapı üzerine inşa etmesi.
15:28Fakat bu bölümde vaktimiz yeterse onları göstermek istiyorum.
15:32Taşıyıcı ayakların bir nevi duvarlarla saklandığı bir cami.
15:37Fakat içeriye girmeden önce hem biraz işin felsefesini hem biraz tarihsel altyapısını ve bu bölgenin tarihini de burada paylaşmak istiyorum.
15:45Şu an son cemaat mahfilindeyiz.
15:47Son cemaat mahfiliyle beraber aslında güzel bir iç avlu var.
15:50Bugün de çok güzel çiçeklerle burada süslenmiş harika bir yer.
15:54Hemen arkamızda ise Edirnekapı var.
15:56Peki bu Edirnekapı hem bu bölgeye ismini vermiş, bu semte ismini vermiş.
16:01Hem de semtin bu tarafında kalan kısma Karagümrük deniyor.
16:07Karagümrük'e de ismini veren bir kapı var orada.
16:10Anlatılan bilgilere göre, bize aktarılan bilgilere göre Fatih Sultan Mehmet'in şehre girdiği kapı burada tam olarak arkamızda kalan Edirnekapı.
16:20Şimdi burası İstanbul'un Edirne'ye bakan, daha doğrusu Rumeli'ye bakan tarafı ve aslında surlarla çevrili olduğunu düşündüğünüzde,
16:28o dönemi hayal ettiğinizde burası İstanbul'un tırnak içerisinde sonu diyebileceğimiz bir yer.
16:34Ve burada bir Edirnekapı var.
16:35Bu Edirnekapı, tabi bugünkü gümrükleri düşünelim.
16:40Gümrük her halükarda dışarıdan İstanbul'a gelecek olan her türlü ticaret malı, herhangi bir kimsenin geçebileceği kapılar bunlar.
16:49Bu kapıdan içeriye girdiği taraf, tabi karadan karagümrük olması.
16:54Bu anlamda bu tarafa karagümrük denmesinin sebebi de bu kapıdan kapının kendisinin, işlevinin bir nevi gümrük olarak da kullanılması.
17:04Fatih Sultan Mehmet'in içeriye girdiği, at üstünde meşhur o tasviri bilirsiniz.
17:09Yanında Akşemseddin hocası da tasvir edilmiştir orada.
17:12Fatih Sultan Mehmet atın üstündedir.
17:14Tasvir edildiği kapı burasıdır.
17:15Hatta az daha ileride surların devamında Cüneyt Arkın'ın işte Karamurat filmlerini çektiği ve o aslında birçok vücudunda birçok yeri
17:24de sakatladığı filmlerin çekildiği yerler de aslında bir kısmı surların burasında.
17:28Şunu ifade etmek istiyorum.
17:30İstanbul bugünkü gördüğümüz düzlemde bir şehir değil.
17:34Tarihi yarımada İstanbul'un Müslümanlar öncesindeki haliyle ve sonrasında Fatih Sultan Mehmet'in 1453'te fethetmesiyle bir dönüşüm yaşıyor.
17:45Fakat temelde İstanbul dediğimiz yer tarihi yarımada'nın kendisi ve aslında çok küçük bir yer.
17:50Bugünkü sınırlarıyla hayal ettiğimizde başka bir dünya görüyoruz.
17:53Fakat şunu hemen ifade edelim.
17:55Bu surların kapıları var.
17:56Bu kapılardan İstanbul'un içine giriliyor ve burası Edirne'ye bakan taraf ve Edirne kapısı olarak biliniyor ve kara gümrük
18:04denmesi.
18:04Buraya Edirne Kapı Mihrimah Sultan Camii denmesi de o kapıdan mülhem ve orası üzerinden bir isimlendirme.
18:11Yani bu cami örneğin bir vakıf eseri ve bir külliye olarak inşa ettiriliyor.
18:16Bununla beraber Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii de bir vakıf eseri ve bir külliye olarak inşa ettiriliyor.
18:23Burada hemen şu an caminin kıble yönüne baktığımızda sağ tarafta medrese var.
18:28Burada yol çalışmalarından dolayı bir kısmı bugüne ulaşmamış olsa da dükkanlar mevcut.
18:34Sıbyan Mektebi mevcut ve burada bu küçük odalar var.
18:37Ve biz aslında bu küçük odalarla birlikte İstanbul'a dışarıdan gelen misafirlerin kalabilecekleri yerlerden bir tanesi olarak bu vakıf eserlerini,
18:46bu külliyeleri ve medreselerin kendisini işaret edebiliriz.
18:50Bununla beraber İstanbul'da özellikle 1700'lü yıllardan itibaren Orta Asya'dan gelen bir şekilde dervişlerin,
18:59özellikle Özbekistan'dan, Afganistan'dan vesaire yerlerden gelen dervişlerin konaklayabileceği tekkelerin olduğunu
19:07ve bunlarla beraber camilerin belli müştemilatında kalan yerlerde de konakladıklarını ve bir aslında bugünkü anlamıyla bir network sağlayabilecek vakıf eserlerinin
19:17olduğunu biliyoruz.
19:19Burada işlev gören iki tane unsur var.
19:22Bir tanesi medreseler.
19:23Bu medreseler aslında bugünkü anlamda Osmanlı toprakları içerisinde kalan illerin ve bu Osmanlı toprakları içerisinde kalan illerdeki ulemanın birbiriyle bağlantısını
19:34bu tür medreseler sağlıyor.
19:36Çünkü İstanbul payitaht.
19:39İstanbul'a gelen, İstanbul'u bir şekilde ziyaret eden ulema buradaki ulemayla irtibat sağlıyor.
19:46Bununla beraber şöyle bir bilgi de bizde mevcut.
19:50Orta Asya'dan veya başka yerlerden, Balkanlardan, hacca gidecek olan kervanların bir şekilde İstanbul'da toplandığını biliyoruz.
19:59Hatta yani bunlar bazen Orta Asya'dan gelen İstanbul'a geliyor, aslında güzergahını değiştiriyor.
20:05Oradan gelen bir kervanda aslında bir nevi yolda satabileceği kendi ürünlerini de alıyor veya İstanbul'a gelip bunları takas ediyor.
20:14Buradan yola çıkıyor.
20:15Bir nevi tırnak içerisinde bunu ifade etmek istiyorum.
20:18Bir nevi kutsallığın da olduğu bir bölge burası.
20:21Çünkü hem payitaht hem de hilafetin merkezi.
20:23Dolayısıyla camiler, vakıf eserleri 17. yüzyıl için söyleyecek olursak tekkelerin kendisi İstanbul'un merkezi bir konumda olmaklığının aslında hem avantajını
20:35yaşıyor hem bir yerde bu kültürel dokudan besleniyor.
20:38Ve bununla beraber de aslında yeni ve tırnak içerisinde bir üst kültür oluşuyor İstanbul'da.
20:46Ve böyle bir medresenin, bir vakıf eserinin çağrışımlarıyla İstanbul'un nasıl bir merkezi konumda olduğunu Edirnekapı, Mihrimah Sultan Camii üzerinden
20:57anlamaya çalışıyoruz.
20:58Ve bize çağrıştırdığı şeylerden bir tanesi de şu.
21:00Hem İstanbul'u askeri ve politik olarak fethedeceksiniz.
21:04Hem de tüm tepelerine, bu Yeditepe'nin hepsine salatin camiler, vakıf eserleri ve külliyeler inşa edeceksiniz.
21:11Bununla beraber İstanbul artık adeta bir merkez haline gelecek ve bu merkez olmakla birlikte kendisini içeriden besleyen bir hava, bir
21:22merkezi hüviyete sahip olacak.
21:25Bu aslında Osmanlıların Fatih Sultan Mehmet'le beraber inşa etmeye çalıştığı ve sonrasında hemen 2. Beyazıt'la beraber kenar mahallelerin
21:35içerisinde bulunan bazı kiliselerin tekke camisine çevrilmesi.
21:39Ve onunla beraber sonrasında ise bizim gördüğümüz inanılmaz bir büyüklük.
21:46Kanuni Sultan Süleyman dönemi ve 2. Beyazıt dönemini tekrar hatırlayalım.
21:50Doğu Roma için ne kadar önemli meydan varsa 2. Beyazıt döneminde bu meydanlar bir şekilde meydan hüviyetini koruyarak etrafına medreseler,
21:59camiler, hanlar, hamamlar yapılmış.
22:01Ve o meydan meydan olmakla beraber aslında yeni bir işlevi de barındırıyor ama o meydanları yok etmiyor Osmanlı.
22:09Dolayısıyla bu Edirnekapı Mihrimah Sultan'ın da özelliklerinden bir tanesi.
22:14Sonraki dönemde yapılmış olmasıyla birlikte saray içerisinden hanedanın bir kadın üyesi tarafından yapılan güzel salatin camilerden bir tanesidir.
22:24Fakat burada hemen enteresan bir bilgiyi de verelim.
22:27O bilgi de şu normalde salatin camileri yani padişahların ailesi, eşi, valide sultanlar veya şehzadeler veya işte kızları tarafından yapılan
22:39camilerde çift minare bulunur.
22:41Fakat bu camide enteresan bir şekilde tek minare bulunuyor.
22:45Burada bu medrese ve İstanbul'daki bu vakıf kültürü üzerinden az önce paylaştıklarımızla beraber aslında bu programın başında ifade etmeye çalıştığım
22:55hikayelerin, menkıbelerin ve bu kıssaların tarihi yaşatması üzerinden
23:01ve o işlevi görmüş olduğu işlevi tekrar anlatmak için tek minare yapılmış olmasının ardında bir anlam arayan toplumun o anlamı
23:11nasıl bir noktaya taşıdığını ifade etmek istiyorum.
23:14O da şu az önce bahsettiğim aslında gerçek olmayan Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı gerçek olmayan şey şu Mimar Sinan
23:21'ın ona olan aşkı gerçek değil ve o hikaye tamamen bir kurgu olduğunu vurgulamıştım.
23:26Ve bununla beraber buranın tek bir minareyle yapılmış olması ise yine Mimar Sinan'ın burada bir yalnızlığı, bir aşktaki o
23:33yalnızlığı ve tek olmaklığı ifade eden bir yoruma rastlıyoruz biz metinlerde, söyleşilerde.
23:40Fakat bunun yine gerçek olmadığını ifade etmek gerekiyor.
23:43Çünkü aslında bizler alışıla gelmişin dışında bir şey gördüğümüzde bunu anlamlandırmaya çalışırız.
23:50Bu bir vakıf eseri de olabilir, bir sanat eseri de olabilir.
23:53Alışıla gelmişin dışındaysa ona bir anlam yüklemeye çalışırız.
23:57Şimdi anlam orada var ve biz onu anlamaya mı çalışıyoruz yoksa orada yok ve ona bir anlam yüklemeye mi çalışıyoruz?
24:04Bu önemli bir ayrım fakat detaylara girmeyeceğim.
24:07Ama şunu belirleyelim bu tür camilerde işte Mihrumah, Üsküdar'daki Mihrumah Sultan Camii, Edirnekapı'daki Mihrumah Sultan Camii, işte Güneş ve Ay.
24:16Burada Mimar Sinan'ın dehasını konuşturduğunu düşündüğümüz bir hikaye ve tek minareli olması ise bu tür hikayeleri, kıssaları, menkıbeleri doğurması,
24:27buna bir şekilde ulaşması da hakikaten enteresan bir durum.
24:33Ama dediğim gibi bir anlamlandırma çabası toplumun bu tür mekanları, bu tür hikayeleri anlatabileceği ve bunları aktarabileceği,
24:43bu yani var olan üst üste konulan taşların ötesinde bize bir şeyler anlatıyor.
24:48Ve dolayısıyla bu işlevin kendisi, yani tarih yazıcılığında tarihin aktarılma biçimi olarak bize anlatılan bu hikayelerin kendisinin de önemli olduğunu
24:58vurgulamak gerekiyor.
24:59Tabii şunu da hemen ifade edelim bu bölüm bitmeden.
25:03Bu caminin başından tabii çok badireler atlatılıyor.
25:061700'lü yıllardaki meşhur depremde ciddi hasarlar alıyor.
25:11Minareden bahsettik, minare benim yaptığım araştırmalarda okuyabildiğim kadarıyla 3 ya da 4 sefer yıkılıyor.
25:17Minarenin tırnak içinde orijinal olmadığını, sonradan her restorasyonda tekrardan bir şekilde belli bir kısmın yapıldığını vurgulamak gerekiyor.
25:26Cami ciddi hasarlar alıyor.
25:27Bunun ardında şöyle bir şey söz konusu.
25:30Mimar Sinan'ın aslında büyük bir deha olduğunu gösteren şeylerden bir tanesi de denemekten korkmuyor.
25:36Aslında dehaların en büyük özelliklerinden bir tanesinin bu olduğunu da söylesek yanılıyor olmayız.
25:41Çünkü yeni bir şeyi yapmaktan korkmazsanız böyle güzellikler de ortaya çıkmıyor.
25:45Şimdi yeni bir şeyden kastımız şu.
25:48Büyük bir kubbeyi oturtmak istiyor.
25:50Taşıyıcı ayakların saklıyor duvarlarla.
25:53Fakat içerisinin de Mimar Sinan'ın en büyük özelliklerinden bir tanesi oydu.
25:56İçerideki o ışığın dağılmasını, ışığın nereye ne kadar düşeceğini hesaplaması da önemli bir şey.
26:03Dehaların yeni bir şeyi denerken aslında çekinmemeleri.
26:06Tabii ciddi bir tecrübe ve bir bilgi üzerine yeni bir şey deniyorlar.
26:10Mimar Sinan'ın onlardan bir tanesi ve burada o büyük kubbeyi taşıyan ayakları duvarlarla kapatmak istiyor.
26:16Fakat içeriye ışık girebilmesi için de iki yüzün üzerinde pencere açıyor.
26:21Bir sonraki bölümde caminin içerisine geçtiğimizde o pencereleri de özellikle göstermek istiyorum.
26:25Fakat bu da 1700'lü yıllarda, 1800'lü yıllarda İstanbul'da ciddi depremler oluyor.
26:31Ve bu depremlerden nasibini alan bir cami.
26:34Yani bunu özellikle vurgulamak gerekiyor.
26:36Bu cami gerçekten çok ciddi hasar alan camilerden bir tanesi.
26:40Ve en son 99 depreminde de ciddi bir hasar aldığını biliyoruz.
26:45Ve sonrasında tekrar bir tadilattan geçiyor.
26:48Minarenin özelliğini bahsettik.
26:50Fakat burada Mimar Sinan'ın yeni bir şey denemiş olması,
26:54diğer Sinan camilerine nazaran çok daha fazla hasar aldığını da özellikle belirtelim.
27:00Burada medreseler hala aktif olarak kullanılmakta.
27:03Caminin avlusu dışarıdan içeriye giren 3 bahçe kapısı ve burada avluya giren 2 tane kapısıyla birlikte.
27:11Avlu gerçekten yine Sinan cami olmaklığını bu son cemaat mahfilinde ve sonrasındaki uzantıda biz görebiliyoruz.
27:19Bu bölümü bitirmeden özellikle bu şadırvanı da tekrar göstermek istiyorum.
27:24Biraz da uzaktan bakalım buna.
27:26Hem kubbe yapısı hem dışarıdaki sütunlarla beraber içeride bir yine havuz söz konusu.
27:31Caminin iç avlusunda harika bir şekilde camiyi tamamlayan güzel bir burada şadırvan görmekteyiz.
27:41Bu cami gerçekten Mimar Sinan'ın camisi olduğunu bana birkaç yönden hissettiriyor.
27:48Yani burayı hiç bilmeseydim, daha önce hiç gelmemiş olsaydım dışarıdan bakıp veya bunun bir şekilde sanal ortamda fotoğraflarını veya çizimlerini
27:58görmüş olsaydım Sinan camisi olup olmadığını anlayabileceğim belli noktalar var.
28:04Yani bu programlar sayesinde sizler de Mimar Sinan'ın yapmış olduğu şeyleri görebiliyorsunuz.
28:09Aslında şöyle söyleyebiliriz bir tanesi sadelik ve bu sadelik aslında çok kıymetli.
28:15Mimar Sinan'ın camilerinde kullanmış olduğu bu sadelik önemli.
28:19Bununla beraber bu iç avlu, son cemaat mahfili içeride de görecek olduğumuz yine pencerelerin içeriye ışık vermesi bakımından aslında çok
28:29kıymetli.
28:30Mimar Sinan camilerinden bir tanesi olduğunu da anladığımız bir örnek.
28:36Programlarımızın tekrarını ülketv.com'dan ve YouTube hesaplarından takip edebilirsiniz.
28:41İstanbul'a, vakıf eserlerine ve kendinize iyi bakın.
29:28İzlediğiniz için teşekkür ederim.
29:41İzlediğiniz için teşekkür ederim.
30:02İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar

Önerilen