00:00Türkiye'nin ulusal kimliğini, anayasasını ve siyasetini doğrudan etkileyen son derece hassas bir konuyu konuşacağız bugün.
00:07Dil meselesi etrafında şekillenen ve aslında bir milletin kendini nasıl tanımladığına dair o büyük soruyu gündeme getiren bu tartışmanın derinliklerine
00:16gelin hep birlikte bakalım.
00:17Ve her şey aslında bu basit ama bir o kadar da kafa karıştırıcı soruyla başlıyor.
00:22Bir yanda üst düzey bir yetkili kesinlikle pazarlık yok diyor, diğer yanda ise siyasetin koridorlarında bir pazarlığın tam ortasında olunduğu
00:32konuşuluyor.
00:33İşte bu çelişki bizim de bu konuyu incelemeye başlayacağımız nokta.
00:37Evet ilk durağımız tam olarak bu. Bir pazarlık sorunu var mı yok mu?
00:41Bir tarafta devletin en yetkili ağızlarından yapılan net inkarlar, diğer tarafta ise özellikle dil hapları konusunda giderek yükselen siyasi ve
00:50toplumsal beklentiler.
00:51Bu iki zıt kutup arasındaki gerilimi biraz daha yakından inceleyelim.
00:56Bakın tablo ne kadar net aslında.
00:58Sol tarafta Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in taviz yok, pazarlık yok diyen kesin tavrını görüyorsunuz.
01:05Sağ tarafta ise DEM Parti'den Pervin Bulda'nın bir entegrasyon sürecindeyiz ve bunun başlangıcı ana dil haklarıdır diyen bambaşka bir
01:14anlatı sınar.
01:14Yani aynı anda hem pazarlık yok deniyor hem de bir beklenti ve süreçten bahsediliyor.
01:20Peki bu güncel çatışmanın kökleri ne kadar derinde?
01:23İşte bunu anlamak için şimdi zamanda biraz geriye gitmemiz gerekiyor.
01:27Çünkü bu tartışmayı gerçekten anlamak istiyorsak bugünkü politikalardan sıyrılıp Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine o anayasal temellere inmemiz şart.
01:36Zaten bugünkü bütün siyasi duruşlar da aslında o temellerin nasıl yorumlandığına dayanıyor.
01:40İşte Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e atfedilen bu söz meselenin neden bu kadar hayati olduğunu aslında tek başına
01:49özetliyor.
01:50Onun için dil basit bir iletişim aracı değil, milli bilinci uyandıran, bir topluluğu millet yapan ve hatta egemenliği belirleyen ana
02:00unsur.
02:00Balkanlar'daki toprak kaybını bile oradaki dil kurumlarının faaliyetlerine bağlaması devletin bu konudaki tarihsel hassasiyetinin ne kadar derin olduğunu bize gösteriyor.
02:11Ve tabii ki bu tarihsel bakış açısı bugünkü yasal çerçeveyi de doğrudan şekillendirmiş durumda.
02:18Anayasanın ilk ve değiştirilemez maddeleriyle korunan, üniter yani tek merkezden yönetilen devlet yapısı,
02:24yine anayasanın üçüncü maddesiyle belirlenen tek resmi dilin Türkçe olması
02:29ve eğitim kanunundaki o çok net madde Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak Türkçeden başka bir dil öğretilemez.
02:37Bütün tartışmalar işte bu yasal temel etrafında dönüyor.
02:40Peki bu sağlam hukuki zemin üzerinde siyaset nasıl bir yol izledi?
02:45Özellikle de Türkiye'yi 20 yılı aşkın bir süredir yöneten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu hassas konudaki duruşu zaman
02:53içinde nasıl bir değişim gösterdi?
02:55Gelin bu 30 yıllık yolculuğa bir bakalım.
02:58Bu zaman çizergesi gerçekten de çok çarpıcı bir evrimi gösteriyor.
03:0290'larda resmi ideolojiye yönelik sert eleştiriler getiren bir siyasetçiden 2008'de Statiko'nun en katı savunucularından birine
03:09ve hemen bir yıl sonra 2009'da Kürtçe bir kanal açılışıyla tekrar daha uzlaşmacı bir dile dönen bir lider portresi görüyoruz.
03:18Bu inişler ve çıkışlar aslında Türkiye'nin siyasi iklimindeki dalgalanmaları da yansıtıyor.
03:23Şu iki ifadeye yan yana bakınca aradaki dönüşümün ne kadar keskin olduğu çok daha net anlaşılıyor.
03:301993'te ırkçı olarak tanımladığı ve yanlış bulduğu bir teze karşı çıkarken 2008'de Türkçeden başka resmi dil olamaz diyerek bambaşka bir
03:39noktaya gelmesi gerçekten de üzerinde düşünmeye değer.
03:43Ama tabii ki bu tartışmada tek ses Erdoğan değil.
03:46Gelin şimdi siyaset sahnesindeki diğer önemli aktörlerin ne dediğine bakalım.
03:50Evet siyaset sahnesi bu konuda oldukça hareketli ve birbiriyle rekabet eden hatta çatışan çok güçlü görüşler var.
03:57Peki kim nerede duruyor?
03:59Bu tablo aslında siyasi yelpazedeki konumları çok güzel özetliyor.
04:03Bir uçta MHP'nin tavizsiz bir şekilde savunduğu tek millet, tek devlet, tek dil ilkesi var.
04:10Diğer uçta ise DEM Parti'nin ana dilde eğitim için anayasal güvence talebini görüyoruz.
04:15Arada ise İYİ Parti kendini üniter yapının savunucusu olarak konumlandırırken ana muhalefet partisi CHP konuyu daha çok bir demokrasi ve
04:24bütünlük meselesi olarak ele alıyor.
04:26İşte bu MHP lideri Devlet Bahçeli'nin sözleri.
04:29Bölünmez bütünlüğü her şeyin üzerinde tutan klasik milliyetçi duruşun en net ifadesi bu aslında.
04:35Bunun tam karşısında ise DEM Parti'nin bu açıklaması yer alıyor.
04:38Onlar için gerçek barışa ve istikrara giden yol tam tersine ülkedeki çeşitliliği tanımaktan ve bu hakları yasal güvence altına olmaktan
04:47geçiyor.
04:48Ve burada da İYİ Parti'nin duruşunu görüyoruz.
04:51Müsavat Dervişoğlu'nun bu sorusu tartışmayı Cumhuriyet'in kurucu karakterini değiştirme ve ortak yaratma girişimlerine karşı bir savunma olarak çerçevelediklerini
05:00gösteriyor.
05:01İşte bu tarihsel ve siyasi gerilimler çok yakın zamanda yaşanan bir olayla tekrar gün yüzüne çıktı.
05:07Bütün bu birikmiş gerilim yakın zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden çıkan bir raporla bir anda yeniden alevlendi ve bütün
05:15dikkatleri üzerine çekti.
05:17Mesele neydi? Meclisin bir raporunda geçen ve ilk bakışta masum görülebilecek Türk-Kürt-Arap ifadesi.
05:23İşte bu ifade bazı çevreler tarafından anayasada tanımlanan o tek ve bölünmez Türk milleti kavramına bir meydan okumu olarak algılandı
05:31ve bir anda fırtına koptu.
05:33Ve tabii ki iki farklı yorum hemen karşı karşıya geldi. Bir anda Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, endişeye mahal yok, raporumuz
05:41üniter yapıyı zaten teyit ediyor diyerek eleştirileri yersiz buluyor.
05:44Diğer yanda ise eleştirmenler diyor ki, peki madem öyle, neden raporda üniter yapıdan bahsedilirken anayasanın temel taşı olan Türk milleti
05:52ifadesi özellikle kullanılmadı?
05:54Gördüğünüz gibi bu sadece bir kelime tartışması değil, arkasında milletin nasıl tanımlandığına dair devasa bir anlam mücadelesi var.
06:00Bu analizi yaparken temel aldığımız kaynak metnin yazarı Müyesser Yıldız ise tartışmayı oldukça keskin bir yorumla noktalıyor ve bir siyasi
06:09partinin duruşunu Cumhuriyet'in kurucusuna yönelik sembolik bir bağlılık eylemiyle kıyaslıyor.
06:15Ve bütün bu konuştuklarımız bizi nihayetinde tek bir büyük soruya getiriyor.
06:20Türkiye, ikinci yüzyılına adım atarken birlik ve çeşitlilik arasındaki bu son derece hassas ilişkiyi nasıl tanımlayacak?
06:28Aslında bugün gördüğümüz bu dil tartışması tam da bu sorunun yani Türkiye Cumhuriyeti'nin gelecekteki kimliğinin ne olacağı sorusunun bir
06:36yansıması.
Yorumlar