00:00Merhaba, bugün Şubat 2026'da yayınlanan ve Türkiye'de terörü bitirip kalıcı bir barış getirmeyi vaat eden yeni bir meclis raporunu masaya
00:08yatırıyoruz.
00:09Rapor kağıt üzerinde oldukça yapıcı hedefler sunuyor ama aynı zamanda bazı çevrelerde çok ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi.
00:16Peki bu raporun asıl amacı ne ve bu eleştirilerin arkasında tam olarak ne yatıyor?
00:21Gelin hep birlikte bu konunun derinliklerine inelim.
00:24Rapor kamuoyuna duyurulduğu andan itibaren ortalıkta işte tam da bu soru dönmeye başladı.
00:30Özellikle Profesör Harun Demirkaya gibi bazı analistler raporun çizdiği bu yol haritasının aslında Türkiye'nin varoluşsal temelleri için büyük bir
00:38tehvit oluşturduğunu söylüyor.
00:40Peki Demirkaya'yı bu kadar endişelendiren şey ne? Gelin onun argümanlarına daha yakından bakalım.
00:46Profesör Demirkaya'nın eleştirilerini tam olarak anlayabilmek için onun bütün analizini üzerine kurduğu tarihsel bir merceğe bakmamız gerekiyor.
00:53Kendisi bu kavrama şark meselesi diyor.
00:56Peki nedir bu şark meselesi?
00:58Demirkaya'ya göre bu Türklerin bölgedeki etkisini ve varlığını tamamen bitirmeye yönelik yüzlerce yıldır devam eden hiç durmayan bir politika.
01:07İşte bu kavram onun 2026 raporuna dair bütün analizinin de aslında anahtarını oluşturuyor.
01:14Demirkaya bu meselenin öyle dün başlamadığını göstermek için de bize bu zaman çizelgesini sunuyor.
01:20Diyor ki Haçlı seferlerinden tutun, Osmanlı'daki azınlık isyanlarına, oradan da 1920'deki sevrandaşmasına kadar uzanan bütün bu olaylar aslında aynı büyük
01:29hedefin farklı sahneleriydi.
01:31Ve ona göre bu büyük plan Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmasıyla en azından o dönem için boşa
01:37çıkarıldı.
01:38İşte Demirkaya'nın en temel tezi de bu.
01:41Yani bu tarihsel mücadelenin aslında hiç bitmediğini, sadece şekil ve yöntem değiştirdiğini iddia ediyor.
01:47Bu bakış açısı da bizi doğrudan onun 2026 raporuna yönelik sert eleştirilerinin kalbine getiriyor.
01:54Şimdi gelin işin somut kısmına geçelim.
01:56Demirkaya, raporu eline aldığında ilk olarak metnin diline, yani seçilen ve seçilmeyen kelimelere odaklanıyor.
02:03Bakın bu tablo, yazarın eleştirisinin özünü çok iyi anlatıyor.
02:08Diyor ki, raporda anayasal bir tanım olan Türk ulusu ifadesi veya kurucu lider Mustafa Kemal Atatürk'ün adı hiç geçmiyor.
02:17Bunların yerine ne var?
02:18Halkların kardeşliği gibi daha muğlak ifadeler veya sürekli Türk, Kürt, Arap gibi çoklu etnik kimliklere yapılan vurgular var.
02:27Demirkaya'nın sorduğu soru da tam olarak bu.
02:30Bu bilinçli bir tercih mi? Ayrı ayrı etnik gruplara bu kadar vurgu yapmak, ülkeyi tek bir ulus olarak değil de
02:37sanki bir topluluklar konfederasyonu gibi yeniden tanımlama amacı mı taşıyor?
02:42Yazarın analizi sadece kelimelerle sınırlı değil tabii.
02:46Asıl meselenin, raporun getirdiği önerilerin, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel anayasal ilkeleriyle, yani kırmızı çizgileriyle çeliştiğini iddia ederek tartışmayı çok daha
02:56derin bir boyuta taşıyor.
02:57Öncelikle yazarın işaret ettiği gibi, rapor toplumu sürekli etnik ve mezhepsel kimlikler üzerinden tanımlayan bir dil kullanıyor.
03:05Yani toplum, farklı kesimlerin bir araya geldiği bir mozaik olarak resmediliyor.
03:10İşte tam bu noktada Demirkaya, raporun bu çoklu kimlik vurgusunun karşısına anayasanın 66. maddesini koyuyor.
03:17Anayasa, etnik kökenin ne olursa olsun, vatandaşlık bağıyla bağlıysan Türksün derken, raporun sürekli farklı kimlikleri sayması arasında temel bir çelişki
03:26olduğunu savunuyor.
03:28İşte yazarın hukuki argümanının kalbi tam da bu karşıtlık dağıtıyor.
03:32Demirkaya'ya göre bu anayasal çelişki öyle teorik bir tartışma olarak kalmaz.
03:37Bu yolun sonunun etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden maalesef parçalanmış olan Lübnan, Irak ya da Yugoslavia gibi ülkelerin trajik
03:45kaderine benzeyebileceği konusunda çok ciddi bir uyarıda bulunuyor.
03:49Raporda dikkat çeken bir diğer ifade de müşterek hukuk.
03:52Yazar bu ifadenin de masum olmayabileceğini düşünüyor.
03:55Acaba bu terim, anayasadaki eşit vatandaşlık ilkesi yerine etnik temelli farklı hukuki statüler getirmeyi hedefleyen PKK'nın eşit vatandaşlık projesine
04:05bir kapı aralamak için mi kullanılıyor diye soruyor.
04:08İşte bütün bu endişeler bir araya geldiğinde, Demirkaya, raporun önerilerinin ülkeyi adım adım nasıl bir sona götürebileceğine dair bir kaygan
04:16zemin senaryosu ortaya koyuyor.
04:18Yazarın korktuğu senaryo işte bu dört adımda özetleniyor.
04:21Ona göre her şey raporda masumca önerilen yerel yönetimlerin güçlendirilmesiyle başlıyor ama bu adımın zamanla özelliğe, ardından üniter yapıyı tamamen
04:30ortadan kaldıracak federal bir sisteme ve en sonunda da ülkenin bölünmesine kadar gidebilecek bir süreci tetiklemesinden endişe ediyor.
04:38Kısacası Demirkaya'nın vardığı sonuç çok net.
04:41Bu rapor bir barış planından ziyade Türkiye'nin üniter devlet yapısını temelden değiştirmeyi hedefleyen potansiyel bir anayasa taslığadır.
04:49Yazar analizinin sonuna doğru konuyu artık teknik bir tartışma olmaktan çıkarıp çok daha ciddi bir zemine taşıyor ve bunu bir
04:57beka sorunu yani bir ulusal varoluş meselesi olarak adlandırıyor.
05:01Bu en ağır iddiasını yani sürecin görünen yüzünün arkasında başka bir niyet olduğu iddiasını desteklemek içinse yazar doğrudan hapisteki PKK
05:12lideri Abdullah Öcalan'ın sözlerine referans veriyor.
05:14Demirkaya'ya göre Öcalan'a atfedilen bu sözler her şeyi açıklıyor.
05:19Asıl hedefin barış içinde bir arada yaşamak değil mevcut devlet yapısını dönüştürerek devleti kürtleştirmek olduğunu söylüyor.
05:27Bu alıntıyı da kendi tezinin en net kanıtı olarak sunuyor.
05:31Yazar bu korkularının sadece bir teori olmadığını yanı başımızda bir örneği olduğunu da söylüyor ve Suriye'nin kuzeyinde kurulan demokratik
05:39konfederalizm modeline işaret ediyor.
05:41Bu yapının Türkiye içinde istenen modelin bir laboratuori olduğunu ve endişe verici bir emsal teşkil ettiğini savunuyor.
05:47O zaman Profesör Demirkaya'nın analizini şöyle bir toparlayalım.
05:50Ona göre bu raporun gizli hedefleri var ve bu hedefler Türkiye'yi çok uluslu, federal bir yapıya dönüştürmeyi amaçlıyor.
05:57İşte bu durumun kendisi bir beka sorunudur diyor.
05:59Fakat burada çok önemli bir ayrım yapıyor.
06:02Kendisi demokratik reformlara karşı değil.
06:04Tam tersine gerçek bir demokratikleşmenin şart olduğunu ama bunun terör örgütleriyle pazarlık masasında değil, onlardan tamamen bağımsız bir şekilde yapılması
06:12gerektiğini söylüyor.
06:13Profesör Demirkaya'nın bu detaylı analizi günün sonunda bizi gerçekten de çok temel ve zor bir soruyla yüzleştiriyor.
06:20Bir ülke, barışa ulaşma hedefiyle kendi kuruluş ilkelerini ve üniter yapısını koruma hassasiyeti arasındaki o ince dengeyi nasıl kurabilir?
06:28Bu hepimizin üzerinde düşünmesi gereken oldukça karmaşık bir soru.
Yorumlar