Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 5 saat önce
Yazar Prof. Dr. Harun Demirkaya, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu "Şark Meselesi" ekseninde, terörle mücadele ve yeni çözüm arayışlarını eleştirel bir bakış açısıyla analiz etmektedir. Metinde, 2026 yılında yayınlanan bir komisyon raporunun içeriği incelenerek, silah bırakma şartı ve hukuksal düzenlemelerin arkasındaki muhtemel risklere dikkat çekilmektedir. Özellikle raporun Atatürk ve Türk Milleti gibi temel kavramlara yer vermemesi, üniter devlet yapısının zayıflatılması ve bir federasyon modeline kapı aralanması hususunda ciddi uyarılar yapılmaktadır. Terör örgütü elebaşının söylemleri üzerinden, sürecin Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit eden bir demokratik konfederalizm projesine evrilme tehlikesi vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, demokratikleşme adımlarının terör odağından bağımsız atılması gerektiği ve ulusal beka için anayasal ilkelerden taviz verilmemesi savunulmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, bugün Şubat 2026'da yayınlanan ve Türkiye'de terörü bitirip kalıcı bir barış getirmeyi vaat eden yeni bir meclis raporunu masaya
00:08yatırıyoruz.
00:09Rapor kağıt üzerinde oldukça yapıcı hedefler sunuyor ama aynı zamanda bazı çevrelerde çok ciddi tartışmaları da beraberinde getirdi.
00:16Peki bu raporun asıl amacı ne ve bu eleştirilerin arkasında tam olarak ne yatıyor?
00:21Gelin hep birlikte bu konunun derinliklerine inelim.
00:24Rapor kamuoyuna duyurulduğu andan itibaren ortalıkta işte tam da bu soru dönmeye başladı.
00:30Özellikle Profesör Harun Demirkaya gibi bazı analistler raporun çizdiği bu yol haritasının aslında Türkiye'nin varoluşsal temelleri için büyük bir
00:38tehvit oluşturduğunu söylüyor.
00:40Peki Demirkaya'yı bu kadar endişelendiren şey ne? Gelin onun argümanlarına daha yakından bakalım.
00:46Profesör Demirkaya'nın eleştirilerini tam olarak anlayabilmek için onun bütün analizini üzerine kurduğu tarihsel bir merceğe bakmamız gerekiyor.
00:53Kendisi bu kavrama şark meselesi diyor.
00:56Peki nedir bu şark meselesi?
00:58Demirkaya'ya göre bu Türklerin bölgedeki etkisini ve varlığını tamamen bitirmeye yönelik yüzlerce yıldır devam eden hiç durmayan bir politika.
01:07İşte bu kavram onun 2026 raporuna dair bütün analizinin de aslında anahtarını oluşturuyor.
01:14Demirkaya bu meselenin öyle dün başlamadığını göstermek için de bize bu zaman çizelgesini sunuyor.
01:20Diyor ki Haçlı seferlerinden tutun, Osmanlı'daki azınlık isyanlarına, oradan da 1920'deki sevrandaşmasına kadar uzanan bütün bu olaylar aslında aynı büyük
01:29hedefin farklı sahneleriydi.
01:31Ve ona göre bu büyük plan Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmasıyla en azından o dönem için boşa
01:37çıkarıldı.
01:38İşte Demirkaya'nın en temel tezi de bu.
01:41Yani bu tarihsel mücadelenin aslında hiç bitmediğini, sadece şekil ve yöntem değiştirdiğini iddia ediyor.
01:47Bu bakış açısı da bizi doğrudan onun 2026 raporuna yönelik sert eleştirilerinin kalbine getiriyor.
01:54Şimdi gelin işin somut kısmına geçelim.
01:56Demirkaya, raporu eline aldığında ilk olarak metnin diline, yani seçilen ve seçilmeyen kelimelere odaklanıyor.
02:03Bakın bu tablo, yazarın eleştirisinin özünü çok iyi anlatıyor.
02:08Diyor ki, raporda anayasal bir tanım olan Türk ulusu ifadesi veya kurucu lider Mustafa Kemal Atatürk'ün adı hiç geçmiyor.
02:17Bunların yerine ne var?
02:18Halkların kardeşliği gibi daha muğlak ifadeler veya sürekli Türk, Kürt, Arap gibi çoklu etnik kimliklere yapılan vurgular var.
02:27Demirkaya'nın sorduğu soru da tam olarak bu.
02:30Bu bilinçli bir tercih mi? Ayrı ayrı etnik gruplara bu kadar vurgu yapmak, ülkeyi tek bir ulus olarak değil de
02:37sanki bir topluluklar konfederasyonu gibi yeniden tanımlama amacı mı taşıyor?
02:42Yazarın analizi sadece kelimelerle sınırlı değil tabii.
02:46Asıl meselenin, raporun getirdiği önerilerin, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel anayasal ilkeleriyle, yani kırmızı çizgileriyle çeliştiğini iddia ederek tartışmayı çok daha
02:56derin bir boyuta taşıyor.
02:57Öncelikle yazarın işaret ettiği gibi, rapor toplumu sürekli etnik ve mezhepsel kimlikler üzerinden tanımlayan bir dil kullanıyor.
03:05Yani toplum, farklı kesimlerin bir araya geldiği bir mozaik olarak resmediliyor.
03:10İşte tam bu noktada Demirkaya, raporun bu çoklu kimlik vurgusunun karşısına anayasanın 66. maddesini koyuyor.
03:17Anayasa, etnik kökenin ne olursa olsun, vatandaşlık bağıyla bağlıysan Türksün derken, raporun sürekli farklı kimlikleri sayması arasında temel bir çelişki
03:26olduğunu savunuyor.
03:28İşte yazarın hukuki argümanının kalbi tam da bu karşıtlık dağıtıyor.
03:32Demirkaya'ya göre bu anayasal çelişki öyle teorik bir tartışma olarak kalmaz.
03:37Bu yolun sonunun etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden maalesef parçalanmış olan Lübnan, Irak ya da Yugoslavia gibi ülkelerin trajik
03:45kaderine benzeyebileceği konusunda çok ciddi bir uyarıda bulunuyor.
03:49Raporda dikkat çeken bir diğer ifade de müşterek hukuk.
03:52Yazar bu ifadenin de masum olmayabileceğini düşünüyor.
03:55Acaba bu terim, anayasadaki eşit vatandaşlık ilkesi yerine etnik temelli farklı hukuki statüler getirmeyi hedefleyen PKK'nın eşit vatandaşlık projesine
04:05bir kapı aralamak için mi kullanılıyor diye soruyor.
04:08İşte bütün bu endişeler bir araya geldiğinde, Demirkaya, raporun önerilerinin ülkeyi adım adım nasıl bir sona götürebileceğine dair bir kaygan
04:16zemin senaryosu ortaya koyuyor.
04:18Yazarın korktuğu senaryo işte bu dört adımda özetleniyor.
04:21Ona göre her şey raporda masumca önerilen yerel yönetimlerin güçlendirilmesiyle başlıyor ama bu adımın zamanla özelliğe, ardından üniter yapıyı tamamen
04:30ortadan kaldıracak federal bir sisteme ve en sonunda da ülkenin bölünmesine kadar gidebilecek bir süreci tetiklemesinden endişe ediyor.
04:38Kısacası Demirkaya'nın vardığı sonuç çok net.
04:41Bu rapor bir barış planından ziyade Türkiye'nin üniter devlet yapısını temelden değiştirmeyi hedefleyen potansiyel bir anayasa taslığadır.
04:49Yazar analizinin sonuna doğru konuyu artık teknik bir tartışma olmaktan çıkarıp çok daha ciddi bir zemine taşıyor ve bunu bir
04:57beka sorunu yani bir ulusal varoluş meselesi olarak adlandırıyor.
05:01Bu en ağır iddiasını yani sürecin görünen yüzünün arkasında başka bir niyet olduğu iddiasını desteklemek içinse yazar doğrudan hapisteki PKK
05:12lideri Abdullah Öcalan'ın sözlerine referans veriyor.
05:14Demirkaya'ya göre Öcalan'a atfedilen bu sözler her şeyi açıklıyor.
05:19Asıl hedefin barış içinde bir arada yaşamak değil mevcut devlet yapısını dönüştürerek devleti kürtleştirmek olduğunu söylüyor.
05:27Bu alıntıyı da kendi tezinin en net kanıtı olarak sunuyor.
05:31Yazar bu korkularının sadece bir teori olmadığını yanı başımızda bir örneği olduğunu da söylüyor ve Suriye'nin kuzeyinde kurulan demokratik
05:39konfederalizm modeline işaret ediyor.
05:41Bu yapının Türkiye içinde istenen modelin bir laboratuori olduğunu ve endişe verici bir emsal teşkil ettiğini savunuyor.
05:47O zaman Profesör Demirkaya'nın analizini şöyle bir toparlayalım.
05:50Ona göre bu raporun gizli hedefleri var ve bu hedefler Türkiye'yi çok uluslu, federal bir yapıya dönüştürmeyi amaçlıyor.
05:57İşte bu durumun kendisi bir beka sorunudur diyor.
05:59Fakat burada çok önemli bir ayrım yapıyor.
06:02Kendisi demokratik reformlara karşı değil.
06:04Tam tersine gerçek bir demokratikleşmenin şart olduğunu ama bunun terör örgütleriyle pazarlık masasında değil, onlardan tamamen bağımsız bir şekilde yapılması
06:12gerektiğini söylüyor.
06:13Profesör Demirkaya'nın bu detaylı analizi günün sonunda bizi gerçekten de çok temel ve zor bir soruyla yüzleştiriyor.
06:20Bir ülke, barışa ulaşma hedefiyle kendi kuruluş ilkelerini ve üniter yapısını koruma hassasiyeti arasındaki o ince dengeyi nasıl kurabilir?
06:28Bu hepimizin üzerinde düşünmesi gereken oldukça karmaşık bir soru.
Yorumlar

Önerilen