Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 18 saat önce
Yazar Özcan Pehlivanoğlu, Türk siyasetindeki "aldatıldım" söylemini sert bir dille eleştirerek, devlet yönetiminde bilgi, liyakat ve tarih bilincinin hayati önemini vurgulamaktadır. Osmanlı'dan günümüze uzanan süreçte dış güçlerin ve cemaat yapılanmalarının ülke üzerindeki etkilerini hatırlatan metin, politik hataların birer kandırılma bahanesiyle geçiştirilemeyeceğini savunmaktadır. Özellikle milli ve manevi meselelerde uyanık olunması gerektiğini belirten yazar, geçmişteki diplomatik ve askeri yanlışların bedelini gelecek nesillerin ödediğine dikkat çekmektedir. Okuyucuyu sorgulayıcı bir tefekkür sürecine davet eden yazı, gerçek bir yurtseverliğin samimiyet ve derin bir stratejik farkındalık gerektirdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, toplumun ve yöneticilerin tarihsel hatalardan ders çıkararak güç odaklarına karşı daha dirençli ve donanımlı olması hedeflenmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Siyasette o kadar sık duyuyoruz ki artık kanıksadık, aldatıldım.
00:05Peki bu laf gerçekten ne anlama geliyor? Sadece bir mazeret mi yoksa altında çok daha hani derler ya derin mevzular
00:12mı var?
00:12İşte bugün yazar Özcan Pehlivanoğlu'nun bu konuya nasıl baktığını inceleyeceğiz. Hazırsanız hadi dalalım konuya.
00:19İşte o meşhur laf. Aldatıldım ya da kandırıldım.
00:23Yazar diyor ki bu son zamanlarda resmen bir moda oldu. Hani bir hata yaparsın özür dilersin ya. Bu öyle değil.
00:31Bu bir savunma kalkanı gibi.
00:33Peki bu cümlenin bu kadar sık duyulması bize ne anlatıyor acaba?
00:38Yazarın ana fikri tam da bu noktada devreye giriyor. Diyor ki bu aldatıldım lafını tek tek olaylar olarak görmeyin.
00:46Bu aslında çok daha köklü, kronik bir sorunun hatta bir yetersizliğin sinyali.
00:52Yani bir nevi alışkanlık olmuş, belki de bir yetkinlik eksikliğini örtbas etme çabası.
00:57O zaman ilk bölümle başlayalım.
01:00Yazarın bu aldatılma modası dediği şeyin tam olarak ne olduğuna, problemi nasıl ortaya koyduğuna bir bakalım.
01:07Çünkü her şeyin temeli burası.
01:09Şimdi yazar analizine başlamadan önce bir çıta koyuyor ortaya.
01:13Liderlik için bir standart belirliyor.
01:15Diyor ki özellikle bizim gibi yani Türkiye gibi böylesine kritik bir coğrafyada bir ülkeyi yönetiyorsanız dört şey şart.
01:23Bilgi, liyakat, ehliyet ve cesaret.
01:26Bütün argümanını da işte bu standartın üzerine kuruyor.
01:29İşte işin bam teli de burada.
01:32Yazar bu saydığımız nitelikler eksik olduğunda ne olur onu söylüyor.
01:36Diyor ki bu eksiklikler kaçınılmaz olarak bir kandırılma döngüsü yaratır.
01:41Ve bunun sonuçları da bütün ülke için, millet için çok ağır olur.
01:44Yani bu bir kerelik bir hata değil, o nitelikleri olmayınca yaşanması adeta mukadder bir sonuç.
01:51Peki yazar bu iddiasını neye dayandırıyor?
01:54İşte şimdi ikinci bölüme yani kanıtlara geçiyoruz.
01:57Yazar bu aldatılma meselesinin dünkü çocuk olmadığını, tarihimizde sürekli tekrar eden bir desen olduğunu göstermek için vaka dosyalarını açıyor.
02:06Ve ilk dosyamız Balkan Savaşları.
02:09Yazar için bu, liderliğin nasıl trajik bir şekilde yanlış bilgilendirildiğinin, nasıl gafil avlandığının en acı örneklerinden biri.
02:17Şimdi yazarın anlattığına bir bakın.
02:20Olaydaki trajediye bakar mısınız?
02:22Dönemin Dışişleri Bakanı Nora Duncan Efendi çıkıyor ve savaş falan imkansız diyor.
02:27Ama sadece günler sonra Balkan Savaşı patlıyor.
02:30Yazarın altını çizdiği asıl nokta ne biliyor musunuz?
02:33Bizimkiler savaş olmaz derken İngiliz basını çoktan bir ay önceden savaş muhabirlerini bölgeye göndermiş bile.
02:40İşte yazar aradaki vizyon farkı bu diyor.
02:43Bu basit bir öngörüsüzlük değil.
02:45Bu dünyada ne olup bittiğini okuyamamak ve dolayısıyla aldatılmaya sonuna kadar açık olmak demek.
02:51E sonucunu da biliyoruz maalesef o korkunç toprak ve can kaybıları.
02:55Yazar burada bir parantez açıyor ve diyor ki tarihi öyle üstünkörü bilmekle olmaz.
03:01Mesela Halid-i Bağdadi kimdir? Mustafa Sabri kimdir?
03:04Bu gibi figürleri onların düşünce yapılarını derinini anlamazsanız bugünkü bazı olayların bazı söylemlerin kökenini de anlayamazsınız.
03:12Ve kökenini anlamadığınız bir şeye karşı da kandırılmaya her zaman açıksınızdır.
03:17İşte yazarın kurduğu bir başka çarpıcı bağlantı.
03:20Tarihe bakıyor, Osmanlı döneminde İngiliz, Fransız, Rus elçileri neredeyse bakan atamalarına karışıyor.
03:28Sonra bugüne geliyor ve soruyor.
03:30Peki bundan çok da uzak olmayan bir zamanda Türkiye'nin tepe yönetimiyle dönemin Amerikan Dışişleri Bakanı Tillerson arasında yapılan 3
03:39saat 15 dakikalık o kritik görüşmenin neden tek bir satır bile resmi kaydı yok?
03:45Yazar bu iki durum arasında bir paralellik olup olmadığını düşünmemizi istiyor.
03:49Vaka dosyalarından bir başka örnek daha geliyor.
03:53Kenan Evren dönemi.
03:54Amerikalı bir generalin sadece sözlü vaadine, bir sözüne güvenerek Yunanistan'ın NATO'nun askeri kanadına dönmesine yeşil ışık yakılması.
04:03Yazar diyor ki o gün verilen o söze inanıldı ama sonra ne oldu?
04:07Türkiye'nin karşısına yıllarca süren Yunan vetoları çıktı.
04:11İşte size bir kandırıldık vakası daha diyor.
04:14Peki tarihten bu kadar örnek yeter.
04:16Şimdi direksiyonu gününüze kırıyoruz ve yazarın bu tarihsel merceği alıp yakın dönem politikalarını nasıl incelediğine bakıyoruz.
04:25Ve yazar o can alıcı soruyu soruyor.
04:27Şimdi sayıcan politikaları düşünün bunların hepsi basitçe ama biz aldatıldık diyerek açıklanabilir mi?
04:33Bu kadar kolay mı?
04:34Bakın yazar hangi konuları listeliyor.
04:38PKK ile yapılan o meşhur müzakereler, Büyük Orta Doğu Projesi yani BOP'ta eş başkanlık rolünün kabul edilmesi,
04:45FETÖ ile bir dönem kurulan siyasi ortaklık,
04:48Peşmerge'nin Türkiye topraklarından geçişine izin verilmesi,
04:51Avrupa Birliği ile yapılan ve hep tek taraflı olduğu söylenen Gümrük Birliği Anlaşması,
04:56Koşulsuz AB Üyeliği Hedefi ve ülkenin en değerli varlıklarının yabancılara satılması.
05:02Yazar diyor ki bu listenin her bir maddesi kandırıldıktan çok daha fazlasını gerektiren,
05:07sorgulaması gereken devasa kararlar ve ona göre hepsi de kendi tezini doğruluyor.
05:13Ve tüm bu örneklerden sonra yazar artık dayanamıyor ve adeta isyan ediyor.
05:18Diyor ki tarih boyunca aldatılmaktan ve kandırılmaktan sizi bilmem ama ben bıktım.
05:23Aslında bu sadece onun değil belki de pek çoğumuzun içinden geçen bir cümlenin dışa vurumu.
05:30İyi de tamam durum bu.
05:32Peki çözüm ne?
05:33Bu kısır döngü nasıl kırılacak?
05:35İşte son bölüme geldik.
05:37Yazarın bu derde karşı önerdiği panzeyre bakacağız şimdi.
05:41Yazarın reçetesi dört adımdan oluşuyor.
05:44Bakın ne diyor?
05:451. Bilginin peşine düşeceksin.
05:47Tarihi olanı biteni gerçekten öğreneceksin.
05:502. Güçlünün değil haklının doğrunun yanındadır.
05:533. Gerçekten yerli ve milli olacaksın.
05:57Lafta değil.
05:58Ve 4. Belki de en zoru.
06:00Milli gibi görülen ama aslında olmayanları ayırt edip onları denklem dışı bırakacaksın.
06:06Aslında bu çağrı sadece yöneticilere değil, hepimize.
06:09Her bir vatandaşa.
06:10Yazarın uyarısı ise çok net ve biraz da ürkütücü.
06:14Diyor ki, eğer bu adımları atmazsak, bu zihniyeti değiştirmezsek, bugünkü aldatılmaların çok ağır faturasını, biz değil, çocuklarımız, torunlarımız ödeyecek.
06:25Ve yazar, finalde topu bize atıyor.
06:27O can alıcı soruyu hepimizin zihnine bırakıyor.
06:30Bilgiyle donanmış, tarihinden ders almış bir millet, bu aldatılma döngüsünü en sonunda nasıl kırabilir?
06:36Cevabı hep birlikte düşünmemiz gereken bir soru bu.
06:39Bu derinlemesini analizi bizimle takit ettiğiniz için teşekkürler.
Yorumlar

Önerilen