00:00Herkese merhaba. Bugün oldukça iddialı bir metni, Mehmet Edip Ören'in Türkiye siyasetine dair çok sert eleştiriler getirdiği
00:07Kripto Oyunlar ve Kayıp Yıllar başlıklı yazısını mercek altına alıyoruz.
00:12Gelin bu çarpıcı analizin katmanlarını birlikte aralayalım.
00:16Yazar analizine işte bu cümleyle başlıyor.
00:18Çok gündelik hepimizin kullandığı bir kelime olan aynen üzerinden aslında ne kadar büyük bir soruna, toplumdaki özgün fikir eksikliğine parmak
00:25basıyor.
00:26Bu metnin genelindeki o eleştirel tonu anlamamız için harika bir giriş.
00:30Peki bu yolculukta bizi neler bekliyor?
00:33Önce yazarın bu toplumsal teşhisiyle başlayacağız şu meşhur aynen meselesi, sonra en can alıcı iddiasına kripto muhalefet teorisine dalacağız.
00:43Ardından çok tartışma yaratacak Türk açılımı argümanını, ekonomideki vaatleri ve en sonunda da geleceğe dair o karamsar uyarısını masaya yatıracağız.
00:51İlk durağımız yazarın basit bir kelime üzerinden nasıl olup da bu kadar kapsamlı bir toplumsal eleştiri inşa ettiği, aynen kelimesi
00:59neden bu kadar önemliymiş gelin bakalım.
01:01Yani yazar için aynen demek aslında söylediklerine katılıyorum demek değil.
01:06Daha çok benim bu konuda söyleyecek yeni özgün hiçbir şeyim yok demenin bir yolu.
01:12Bunu bir nevi düşünsel bir tembellik, bir kapasite beyanı olarak görüyor ve bu tespit onu siyasi eleştirilerinin de temelini oluşturuyor
01:21aslında.
01:22Ve şimdi metnin belki de en çok ses getirecek, en iddialı kısmına geliyoruz.
01:27Yazarın ana muhalefet partisine yönelik o meşhur kripto teorisi.
01:32Bu iddialar bildiğimiz siyasi denklemleri altüst etme potansiyeline sahip.
01:37Yazar lafını hiç sakınmıyor ve muhalefet liderleri için oldukça aşağılayıcı bulabileceğimiz lakaplar kullanıyor.
01:45İşte ilki bu.
01:46Bu ifade yazarın temel tezinin yani muhalefetin gizliden gizliye iktidarın işine yaradığı iddiasının tam merkezinde duruyor.
01:54Ve görüyorsunuz bu kripto teorisi sadece şimdiki liderlikle sınırlı değil.
02:00Yazar bunu geçmişe de uygulayarak bir sistem sorunu olduğunu, bir devamlılık olduğunu iddia ediyor.
02:05Yani ona göre mesele kişiler değil, sistemin kendisi.
02:09Peki bu ağır ithamların altını neyle dolduruyor?
02:12İşte yazarın kanıt olarak sunduğu bazı olaylar bunlar.
02:16Seçim sonrası iktidarla kurulan diyalog, Hatay'daki aday krizi, İmamoğlu'nun adaylığının erkenden ilan edilmesi,
02:24yazar tü bu adımları siyasi bir acemilik olarak değil, bilinçli bir sabotaj eylemi olarak okuyor.
02:29Muhalefet eleştirisinden sonra yazar rotayı çok daha hassas, çok daha tartışmalı bir alana, etnik temsil ve haklar meselesine çeviriyor.
02:38Buradaki iddiaları gerçekten çok keskin ve kışkırtıcı.
02:42Karşımızda bir sayı var, 370.
02:46Yazar, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki Kürt kökenli milletvekili sayısının bu olduğunu iddia ediyor.
02:51Bu sayı birazdan göreceğimiz argümanının kilit taşı olacak.
02:55İşte bu 370 sayısını verdikten hemen sonra yazar o can alıcı soruyu soruyor.
03:01Aslında bir soru sormaktan çok kendi tezini ortaya koyuyor.
03:05Nüfusun çoğunluğunu oluşturan Türklerin siyasi arenada mağdur edildiğini savunuyor.
03:10Yazarın tezi sadece meclisteki vekil sayısıyla sınırlı değil,
03:13ekonomik yatırımlardan biyokrasideki önemli görevlere kadar pek çok alanda bir orantısızlık olduğunu
03:18ve bunun Türkler aleyhine işlediğini iddia ediyor.
03:21Çözüm önerisi ise bu durumu tersine çevirecek bir Türk açılımı.
03:25Siyasetin bu hararetli sularından şimdi bir de ekonomi cephesine,
03:28özellikle de hükümetin doğalgaz vaatlerine yönelik eleştirilere bir bakalım.
03:32Yazar burada bir verilen sözler ve yapılanlar karşılaştırması yapıyor.
03:37Her şey yazarın aktardığına göre bu büyük müjdeyle, bu iddialı vaatle başlıyor.
03:42Türkiye'nin artık enerji ithal eden değil, ihraç eden bir ülke olduğu söylemi.
03:47Ve sonra bu büyük vaadi destekleyen ikinci hamle geliyor.
03:51Seçim öncesi halka verilen bedava doğalgaz sözü.
03:55Yazar bu adımla beklentinin nasıl tavan yaptırıldığını hatırlatıyor.
03:59Bu kadar büyük laflardan, bu kadar iddialı vaatlerden sonra,
04:03yazar Anadolu'nun o samimi sorusunu soruyor.
04:06Tek bir kelimeyle, ne oldu?
04:08Yani ne oldu?
04:10İşte ne oldu sorusunun cevabı.
04:12Yazar, madem biz enerji ihraç eden bir ülke olduk,
04:15o zaman neden 2045 gibi çok uzun bir vadeyle yeni bir ithalat anlaşması imzaladık diye sorarak,
04:21o büyük anlatıyla bu gerçeği çarpıştırıyor.
04:24Ve işte tüm bu doğalgaz hikayesinin sonunda,
04:27yazarın vardığı nokta bu.
04:28Hissiyatını, hayal kırıklığını ve öfkesini bu soruyla özetliyor.
04:32Halkın kandırıldığını düşündüğünü çok net bir şekilde ifade ediyor.
04:36Ve geldik son bölüme.
04:37Şimdiye kadarki tüm eleştirilerini bir araya getiren yazar,
04:40ülkenin geleceğiyle ilgili oldukça karanlık, oldukça endişe verici bir tablo çiziyor.
04:45İşte bu cümle, belki de yazarın tüm analizinin özeti.
04:49Ona göre, siyasi sistem bir aldatmacadan ibaret.
04:53Muhalefete verilen oyların bile,
04:55dolaylı yoldan iktidarı güçlendirdiğini, onu ayakta tuttuğunu savunuyor.
04:59Yani, oyunun kendisi sorunlu diyor.
05:01Bu tablo aslında yazarın karamsarlığını çok net bir şekilde ortaya koyuyor.
05:06Bakın, başarısızlık hanesinde sadece iktidar veya kripto dediği muhalefet yok.
05:11Birleşemediğini düşündüğü Türk milliyetçilerini de ekliyor.
05:14Ve tüm bu başarısızlıkların faturasının ne olduğuna bakın,
05:17sıradan vatandaş için kaybolan yıllar ve bir hanedanlık riski.
05:21Ve işte, yazarın son ve en net uyarısı bu.
05:25Önümüzdeki 5 yılın da kaybedileceğini,
05:27ama bu seferki kaybın telafisinin öncekiler gibi kolay,
05:31hatta mümkün olmayabileceğini söylüyor.
05:34Bu, gerçekten de çok ağır bir öngörü.
05:37Biz de bu derinlemesini analizi,
05:39yazarın bize miras bıraktığı o büyük soruyla noktalayalım.
05:42Eğer siyasetin her köşesi bir aldatmaca,
05:45bir komplo ise,
05:46peki o zaman ileriye dönük yol nedir,
05:49çıkış nerede?
05:50Yazarın bu karamsar tablosu üzerine düşünmeye değer bir soru.
Yorumlar