Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 16 saat önce
Prof. Dr. Fuat Gürdoğan tarafından kaleme alınan bu yazı, Türkiye’deki verimli tarım arazilerinin planlama hataları ve yanlış arazi kullanımı neticesinde sessizce yok oluşunu ele almaktadır. Yazar, küçük ölçekli hobi bahçesi tartışmalarının aksine, asıl büyük kaybın Çukurova Uluslararası Havalimanı gibi devasa projelerin en bereketli topraklar üzerine inşa edilmesinden kaynaklandığını vurgulamaktadır. Kanuni düzenlemelerin uygulama aşamasındaki yetersizliğine dikkat çekilerek, gıda güvenliğinin bir milli güvenlik meselesi olduğu hatırlatılmaktadır. Metinde, kalkınma ve sanayileşme adımlarının tarım alanlarını feda etmeden, alternatif alanlar üzerinden yürütülmesi gerektiği savunulmaktadır. Nihayetinde, toprağın betonlaşmasının gelecekteki üretim kapasitemizi ve ekonomik bağımsızlığımızı doğrudan tehdit ettiği ifade edilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Türkiye'nin tarım arazilerini kaybettiğini hepimiz biliyoruz değil mi?
00:03Ama bu kayıp sandığımız gibi gürültüyle patırtıyla olmuyor.
00:07Hani bir sabah uyanıp da tarlaların yerinde devasa binalar görmek gibi bir şey değil bu.
00:12Çok daha sessiz, çok daha sinsi bir süreç işliyor.
00:16İşte bu anlatıda o sessizliğin ardındaki mekanizmayı hep birlikte deşifre edeceğiz.
00:22Bakın kaynaktaki şu tespit aslında bütün hikayeyi özetliyor.
00:26Sorun gözümüzün önünde bir anda patlak veren bir felaket değil.
00:30Hayır, bu yavaş yavaş biz gündelik hayatın koşturmacası içindeyken sinsice ilerleyen bir kriz.
00:37Ve işte tam da bu yüzden çok ama çok daha tehlikeli.
00:41Çünkü tehlikenin ta kendisi bu sessizlik.
00:44Öyle değil mi?
00:45Gürültü koparan bir soruna karşı hemen birleşir, bir çözüm ararsınız.
00:49Ama sessizce, adım adım ilerleyen bir kaybı fark edip durdurmak işte bu çok daha zor.
00:55Gelin şimdi bu sessizliğin ardında yatan o büyük süreci mercek altına alalım.
01:01Peki nasıl oluyor bu?
01:02Yani binlerce yıllık verimli bir toprak parçası kimsenin ruhu bile duymadan nasıl bir anda buharlaşabiliyor?
01:09Cevap basit aslında.
01:11Genellikle gözlerden uzak kapalı kapılar ardında masa başlarında alınan o bürokratik kararlarda gizli.
01:17İşte süreç bu kadar mekanik, bu kadar basit görünüyor.
01:21Bir karar alınıyor, plan değişiyor, imzalar atılıyor ve hop kocaman bir ova hayatımızdan çıkıyor.
01:28Hem de sonsuza dek.
01:29Ve bu dört basit adımın sonunda.
01:32Unutmayın sadece bir ova değil, gelecekte soframıza gelecek ekmeğin bir parçası da geri dönülmez bir şekilde yok oluyor.
01:38Peki, bütün bu büyük resim arka planda dönerken biz kamuoyu olarak genellikle neyi konuşuyoruz?
01:45Hani haberlerde, sosyal medyada karşımıza ne çıkıyor?
01:49Genellikle çok daha küçük, çok daha farklı bir konu.
01:52Evet, hobi bahçeleri.
01:54Tabii ki buradaki denetimsizlikler, usulsüzlükler bir sorun.
01:58Kimse aksını iddia etmiyor.
02:00Ama asıl mesele bu mu gerçekten?
02:02Yoksa bu tartışma, buzdağının görünmeyen o devasa kısmını gizleyen bir sis perdesi mi?
02:09Hadi gelin, şimdi o sis perdesini bir aralayalım.
02:13Dikkatimizi küçük bireysel tartışmalardan alıp, asıl büyük, kurumsal ve çoğu zaman görünmez olan kararlara çevirelim.
02:21Çünkü toprağı asıl yok eden motor işte tam da burada çalışıyor.
02:25Bakın, tablo bu kadar net aslında.
02:27Bizim enerjimiz, dikkatimiz, medyanın ilgisi, o görünür soruna, yani hobi bahçelerine odaklanmışken,
02:34asıl hikaye, gerçek sorun başlığı altında sessiz sedasız yaşanıyor.
02:39Milyonlarca insanı etkileyen devasal planlar, sessizce atılan imzalar.
02:44Peki bu anlattıklarım havada kalmasın, değil mi?
02:46Bunu somutlaştırmak için, hadi gelin Türkiye'nin kalbine gidelim.
02:50En bereketli topraklarından birine, Çukurova'ya.
02:53Bu sessiz sürecin nasıl işlediğini canlı bir örnek üzerinden görelim.
02:57Ah Çukurova!
02:58Yani burası sadece bir coğrafi bölge değil, biliyorsunuz.
03:02Türkiye'nin ekmek teknesi, adeta kileri, gıda ambarı.
03:06Yılda birden fazla ürün alabileceğiniz, eşi benzeri az bulunur bir verimlilik.
03:11Peki biz bu bereketli ovanın, bu gıda deposunun tam ortasına ne yapmayı tercih ettik?
03:17Bir havalimanı.
03:18Rakam ortada, tam 7600 dekar.
03:22Dile kolay ve bakın bu herhangi bir toprak değil, bu birinci sınıf sulu tarım arazisi, yani en kıymetlisi ve artık
03:30sonsuza dek üretimden çıktı.
03:32Bu sadece bir rakamdan ibaret değil.
03:35Kaynaktaki ifade durumu o kadar güzel özetliyor ki, bu adeta bir bölgenin üretim damarına vurulmuş bir neşter.
03:42Öyle rastgele bir yara değil, planlı, soğukkanlı, cerrahi bir müdahale.
03:47Peki, ülkenin can damarına böyle bir neşter vurulurken, bu nasıl meşrulaştırıldı?
03:53Gerekçe neydi?
03:55Gerekçe, her zaman olduğu gibi sihirli, kimsenin itiraz edemeyeceği bir kelimeydi.
04:01Zorunluluk.
04:02Bu kelimeler size de tanıdık geliyor değil mi?
04:04Yatırım dedik, kalkınma dedik, bölgeye nefes aldıracak dedik.
04:09Ama bir dakika, bu büyük vaatlerin gölgesinde asıl nefesi kesilen kim oldu?
04:14Bizi besleyen toprağın kendisi.
04:17Bunun ne kadar farkındayız?
04:19İşte tam bu noktada, akla o can alıcı soru geliyor.
04:23Madem bu bir zorunluluktu, madem bu kadar önemli bir ihtiyaçtı, neden?
04:28Ama neden bu zorunluluk hep en verimli, en kıymetli tarım arazilerine denk geliyor?
04:34Gerçekten başka yer yok muydu?
04:36Yoksa alternatif arama zahmetine girilmedi mi?
04:39Ve işin en tuhaf yanı ne biliyor musunuz?
04:42Bizim aslında kağıt üzerinde toprağı koruyan, sapasağlam bir kanunumuz var.
04:485403 sayılı kanun.
04:50Ama işte mesele de bu.
04:51Kanun var, kağıt üzerinde çok güçlü ama uygulamada, işte o büyük projeler söz konusu olduğunda onu uygulayacak irade çoğu zaman
05:00ortada olmuyor.
05:00Yani kanun var ama irade yok.
05:03Şimdi gelin konuyu ait olduğu yere, yani en tepeye taşıyalım.
05:08Çünkü bu mesele sadece bir tarım, çevre ya da şehir planlama meselesi değil.
05:13Hayır, çok daha ötesi.
05:15Bu doğrudan doğruya bir milli güvenlik meselesi.
05:19Artık şunu çok net anlamamız gerekiyor.
05:22Toprak ve su.
05:23Bunlar artık sadece tarımın konusu değil, sadece çiftçinin tarlası, köylünün suyu değil.
05:28Bunlar doğrudan doğruya bir ülkenin güvenlik meselesi.
05:32Tıpkı ordusu gibi, tıpkı sınırları gibi.
05:35Ve şu söz, meselenin ciddiyetini adeta bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor.
05:40Toprağını koruyamayan bir ülke, yarın sınırlarını korumakta da zorlanır.
05:44Neden mi?
05:45Çünkü açlık asla sınır tanımaz.
05:48Gıda bağımsızlığını kaybederseniz, yarın başka hangi bağımsızlığınızı koruyabilirsiniz ki?
05:53Açlık ne diplomasi dinler, ne de sınır tanır.
05:56Peki tamam, durum bu kadar vahimse çözüm ne?
05:59Bütün yatırımları, bütün projeleri durduralım mı?
06:02Hayır, tabii ki hayır.
06:03Mesele bu değil.
06:04Çözüm, kolaycılığı bir kenara bırakıp, gerçek bir planlama aklını, bir vizyonu devreye sokmakta.
06:09Yani bizi sürekli sıkıştırdıkları o yatırım mı, tarım mı, ikile mi var ya, işte bu yanlış bir soru.
06:17Aslında bu bir ikilem bile değil.
06:19Doğru soru şu, hem toprağımızı koruyacak, hem de kalkınmayı sağlayacak o aklı, o zekayı nasıl devreye sokabiliriz?
06:28Elbette, dümdüz, verimli bir ovanın ortasına bir havalimanı, bir fabrika kurmak en kolayı.
06:34Bu kolaycılık, vizyon gerektirmez.
06:36Ama gerçek planlama, asıl devlet aklı, zoru başarmaktır.
06:41Alternatifi bulmaktır.
06:42Çorak bir araziyi değerli kılmaktır.
06:45Ve o bereketli ovalı, geleceğe, çocuklarımıza, torunlarımıza bir miras olarak bırakabilmektir.
06:51Ve bitirirken şunu bil an bile aklımızdan çıkarmayalım.
06:54Bugün o planlama masalarında atılan her imza, feda edilen her bir karış verimli toprak,
07:00yarın hepimizin sofrasındaki ekmeğin biraz daha küçülmesi demek.
07:04Gıdamızın biraz daha pahalı olması demek.
07:06Sahi, bu gerçeği unutmak gibi bir lüksümüz olabilir mi?
Yorumlar

Önerilen