Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 saat önce
Roza Kurban’ın bu araştırması, Putin döneminde Rusya'nın Tatar Türklerine yönelik uyguladığı sistematik asimilasyon ve baskı politikalarını ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır. Yazar, federal yapının zayıflatılması, Latin alfabesinin yasaklanması ve eğitim sistemindeki kısıtlamalar aracılığıyla Tatar kimliğinin nasıl yok edilmek istendiğini açıklamaktadır. Makalede, bölgedeki ekonomik sömürü biyolojik soykırım, kültürel mirasın tahribatı ise kültürel soykırım kavramlarıyla nitelendirilerek yerel yöneticilerin bu süreçteki rolü eleştirilmektedir. Ayrıca, bağımsızlık yanlısı milliyetçi figürlerin maruz kaldığı hukuki baskılar ve toplumsal hayatta Türk topluluklarına yönelik uygulanan ayrımcılık çarpıcı örneklerle sunulmaktadır. Kaynak, Tataristan’ın özerkliğini yitirerek tamamen merkezi Rus yönetimine bağlanma sürecini tarihsel bir perspektifle özetlemektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugünkü çalışmamızda oldukça ilginç bir konuya, yazar Roza Kurban'ın metni üzerinden bir bakış atıyoruz.
00:07Konumuz, 2000 yılından sonra Rusya'da Tatar olmak ne demek?
00:11Yazarın perspektifinden bir halkın kimliğini korumak için verdiği mücadeleyi anlamaya çalışacağız.
00:17Gelin başlayalım.
00:18Peki bu hikayenin başlangıç noktası ne?
00:21Yazara göre her şey aslında tam olarak bu sloganda gizli.
00:24Tek devlet, tek millet, tek dil, tek din.
00:27Vladimir Putin yönetiminin, Rusya gibi devasa ve çok çeşitli bir federasyona getirdiği merkezileştirme politikasını bundan daha iyi özetleyen bir şey
00:34olamazdı, diyor yazar.
00:35Yani bu ifade, 2000'li yıllarda başlayan yepyeni bir dönemin adeta parolası haline gelmiş.
00:41Evet, şimdi ilk bölümümüze girelim Putin'in Rusya'sı ve getirdiği yeni politika.
00:46Burada yazarın ana tezine odaklanacağız.
00:48Yani 2000 yılı bir milat ve bu tarihten sonra başlayan merkezileşme dönemi Moskova ile etnik cumhuriyetler arasındaki o hassas dengeyi
00:57nasıl temelinden sarstı?
00:59İşte bu sorunun cevabını arayacağız.
01:01İşte yazarın ortaya koyduğu temel iddiada bu, diyor ki bu yeni politikanın tek bir büyük amacı vardı.
01:07Bütün federasyon genelinde Rus devletinin, Rus milletinin, Rus dilinin ve tabi ki Hristiyan dininin mutlak egemerliğini sağlamak.
01:15Bu aslında birazdan göreceğimiz bütün o adımların, bütün o spesifik örneklerin nedenini açıklayan ana çerçeve.
01:22Peki bu merkeziyetçi politika kağıt üzerinde kalmadı tabi ki.
01:26Şimdi gelin yazarın anlattıklarına göre bu politikanın siyasi ve idari alanda nasıl hayata geçirildiğine yani özelliğin nasıl zayıflatıldığına bakalım.
01:35Yazar burada çok bilinen bir stratejiden bahsediyor.
01:38Parçala ve yönet.
01:40Peki bu nasıl yapıldı?
01:42En çarpıcı örnek olarak 2002 yılındaki nüfus sayımını gösteriyor.
01:46Düşünün bu sayımda Tatarlar tek bir halk olarak değil, tam 45 farklı etnik gruba bölünmüş olarak kaydediliyor.
01:53Yazarın iddiası bunun tek bir Tatar kimliğini zayıflatmak için yapıldığı yönünde.
01:58Üstüne bir de pasaportlardan o meşhur millethanesinin kaldırılması eklenince yazara göre resim tamamlanıyor.
02:05Herkesi tek bir Rusya vatandaşı kimliği altında toplama çabası.
02:09Tabi iş sadece kimlik politikalarıyla bitmiyor.
02:12İdari adımlar da peş peşe geliyor.
02:14Mesela Kaylakmet'ne göre bütün Rusya Federasyonu 7 dev federe idari bölgeye ayrılıyor.
02:20Neden?
02:21Çünkü merkezden kontrolü kolaylaştırmak için.
02:24Ama belki de en önemlisi şu.
02:26Artık bölgesel cumhurbaşkanları, valiler seçilmiyor.
02:29Seçimler iptal ediliyor ve bu liderler doğrudan Moskova tarafından atanıyor.
02:34Hatta iş o noktaya varıyor ki 2015'ten sonra Tataristan gibi yerlerin liderlerinin cumhurbaşkanı ünvanını kullanması bile yasaklanıyor.
02:42Bu yazar için çok güçlü bir sembolik adım.
02:45Siyasi ve idari merkezileşme tamam.
02:48Peki ya kültür?
02:49Şimdi de yazarın gözünden bu değişimlerin doğrudan kimliğin kalbine yani dile ve kültüre nasıl yöneldiğine bakalım.
02:56Bu zaman çizelgesine baktığımızda yazarın dikkat çektiği şey adımların ne kadar hızlı ve peş peşe geldiği.
03:03Bakın 2002'de Tataristan'ın Latin alfabesine geçme girişimi bir kanunla yasaklanıyor.
03:085 yıl sonra 2007'de eğitim kanunlarından milli bileşen maddesi çıkarılıyor.
03:13Bu ne demek?
03:14Artık okullarda yerel etnik kültürlerin müfredatta yer alması zorunlu değil demek.
03:19Ve hemen ardından 2009'da üniversiteye giriş sınavları sadece ve sadece Rusça yapılmaya başlanıyor.
03:26Yazar için bunların hepsi Tatar kültürünü ve diline hedef alan çok net adımlar.
03:31Semboller üzerinden yürütülen mücadeleye bir başka ilginç örnek 30 Ağustos tarihi.
03:36Bu tarih Tatarlar için çok önemli 1990'daki bağımsızlık ilanını simgeleyen Cumhuriyet Bayrağı.
03:41Yazar diyor ki 2005 yılında kazanın 1000. kuruluş yıl dönümü kutlamaları için tam da bu tarih seçildi.
03:46Ve o günden sonra 30 Ağustos şehir günü olarak kutlanmaya başlandı.
03:50Yani yazarın yorumuna göre bir bağımsızlık gününün hafızası bir şehir günü kutlamasıyla bilinçli olarak örtülmek, unutturulmak istendi.
03:58Peki bütün bu politikaların sahadaki yani gerçek hayattaki karşılığı ne oldu?
04:03İşte size yazardan tek bir rakam 698.
04:07Kaynak metne göre o 2007'deki eğitim yasası değişikliğinden sonra 2014'e gelindiğinde Tataristan'da kapatılan Tatar okulu sayısı tam olarak bu.
04:18698.
04:19Bu rakam yazar için ana dilde eğitimin nasıl sistematik bir şekilde ortadan kaldırıldığının en somut kanıtı.
04:25Ve değişim sadece ilk ve ortaokullarda değil üniversitelerde nasibini almış.
04:30Yazarın anlattığına göre Kazan Federal Üniversitesi kurulurken yapılan yeniden yapılandırmayla doğrudan Tatar dili ve tarihine odaklanan o meşhur Tatar filolojisi
04:39ve tarihi fakültesi adeta dağıtılmış.
04:42Bölümleri alınıp farklı farklı enstitelerin içine serpiştirilmiş.
04:46Yazarın yorumu şu bu alandaki akademik bütünlük ve odak bilinçli olarak bozuldu.
04:50Şimdiye kadar yasalardan, kararnamelerden, politikalardan bahsettik ama bütün bunların bir de insani boyutu var değil mi?
04:58Kaynak metinde tam bu noktada vites yükseltiyor ve işin insani bedeline baskı boyutuna odaklanıyor.
05:05Gelin şimdi bu kısma bakalım.
05:06Ve evet şimdi de metnin en ağır, en ciddi iddiasına geliyoruz.
05:10Yazar argümanını daha net anlatabilmek için kendi tanımladığı bir çerçeve sunuyor ve 3 farklı soykırım türünden bahsediyor.
05:18Fiziksel olanı zaten biliyoruz ama diğer ikisi önemli.
05:21Yazarın tanımına göre biyolojik soykırım bir halkı zor ekonomik koşullar yaratarak yok etmeye çalışmak.
05:28Kültürel soykırım ise bir halkı dilinden, tarihinden yani kimliğini oluşturan her şeyden mahrum bırakmak.
05:35Peki yazar bu çok ağır iddiaları neye dayandırıyor?
05:38İşte gerekçeleri.
05:39Biyolojik soykırım iddiasını, Tataristan'ın milli gelirinin %85'inin Moskova'ya gitmesine, bunun sonucunda bölgede artan işsizliğe, alkolizme ve özellikle
05:49gençlerin geleceklerine başka yerlerde aramak için göç etmesine bağlıyor.
05:53Kültürel soykırım iddiasının arkasındaysa az önce konuştuğumuz şeyler var.
05:57Yüzlerce okulun kapatılması, dildeki kısıtlamalar, hatta tarihi binaların yıkılması.
06:02Peki bu politikalara karşı sesini yükseltenlere ne oluyor?
06:06Yazar onların da susturulduğunu iddia ediyor.
06:09Bunun için kullanılan yasal aracın ise Rusya Ceza Kanunu'nun meşhur 282. maddesi olduğunu söylüyor.
06:16Yani milletler ve dinler arası düşmanlığı körükleme maddesi.
06:20Bu madde kullanılarak aktivistlerin hedef alındığını, Rafis Kaşapov gibi isimlerin bu yüzden hapis yattığını anlatıyor.
06:27Yazar, tüm bu büyük politikaların, kanunların bir insanın, bir çocuğun hayatına nasıl dokunabildiğini,
06:33hatta nasıl mahvedebildiğini göstermek için çok trajik, çok kişisel bir hikaye paylaşıyor.
06:38Bu, 2010 yılında hayatına son veren 10 yaşındaki Tatar öğrenci Seyyed Fehreddinov'un hikayesi.
06:44Geride bıraktığı mektupta kaynak metnini aktardığına göre şöyle bir cümle var.
06:49Yaşananlardan dolayı kendinin son aylarda yaşlandığını yazmıştır.
06:5210 yaşında bir çocuk, yaşadıklarından dolayı yaşlandığını söylüyor.
06:57Yazar için bu cümle, o soyut politikaların bir çocuğun ruhunda ne kadar derin ve somut bir yara açabileceğinin en acık
07:04kanıtı.
07:04Peki, tüm bunları alt alta koyduğumuzda, yani bütün bu politikalar, olaylar, yaşananlar biriktiğinde,
07:11yazarın gözünden Tatar kültürü için gelecekte ne var, ufukta ne görünüyor?
07:16Yazarın çizdiği tabloya göre, Tatar kimliğinin geleceği dört büyük tehditle karşı karşıya.
07:22Birincisi, ana dilde eğitimin neredeyse tamamen ortadan kalkması.
07:27İkincisi, kendi tarihlerini kendi anlatılarıyla yazma imkanının silinmesi.
07:32Üçüncüsü, siyasi özelliğini artık filen bitmiş olması.
07:36Ve son olarak, tüm bunları savunacak entelektüel ve aktivist kesim üzerindeki yoğun baskı.
07:41Ve sonunda, yazarın metni aslında hepimizi tek bir büyük soruyla baş başa bırakıyor.
07:46Belki de en temel soruyla.
07:49Bir halk, dilini ve tarihini kaybederken kimliğini gerçekten koruyabilir mi?
07:53İşte bu sadece Tatarlar için değil, herkes için üzerinde uzun uzun düşünmeye değer bir soru.
08:01İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar

Önerilen