00:00Herkese merhaba.
00:01Biliyor musunuz bazen en büyük devrimler öyle meclislerde yasa değişiklikleriyle falan olmaz.
00:07Sessizce kimsenin fark etmediği kelimelerin yer değiştirmesiyle başlar.
00:12İşte bugün kağıt üzerinde barış vaat eden bir devlet raporunun kelimeleri nasıl bir siyasi silaha dönüştürdüğüne
00:19ve bir ülkenin geleceğini yeniden yazma potansiyeline sahip olduğuna bakacağız.
00:23Hadi gelin bu metnin katmanlarının arasına dalalım ve bakalım içinde neler gizli.
00:27Elimizde Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu var.
00:31Şimdi resmi amacına baktığınızda her şey çok net.
00:34Yıllardır devam eden bir terör sorununu ve çatışmayı bitirmek.
00:38Ama işte bu sadece buzdağının görünen yüzü.
00:41Analizde tam bu noktada devreye giriyor ve o kritik soruyu soruyor.
00:45Bu metin gerçekten sadece bir güvenlik sorununu çözmek için mi yazıldı?
00:50Yoksa aslında farkında bile olmadan bir devletin temel kodlarını yeniden yazan gizli bir taslak mı?
00:56İşte bu sorunun cevabı bugünkü çözümlememizin tam da kalbinde yer alıyor.
01:01Peki gelin önce bir raporun görünen yüzüne yani dışarıdan nasıl göründüğüne bakalım.
01:07Metni şöyle bir elinize aldığınızda her şey olması gerektiği gibi duruyor.
01:11Oldukça teknik, tamamen barış odaklı, bir güvenlik sorununa çözüm bulmaya çalışan bir dil var karşınızda.
01:17Mesela bakın ne diyor raporda?
01:20Terörü bitireceğiz, örgütü silahsızlandıracağız, hatta üniter devleti koruyacağız, anayasaya sonuna kadar saygılı olacağız diyor.
01:28Kulağa harika geliyor değil mi?
01:30Ama işte analiste göre asıl tehlike, bu çok tanıdık, hepimizin bildiği kelimelerin arkasına saklanan ve anlamı yavaş yavaş kaydırılan o
01:39yeni kavramlarda yatıyor.
01:40İşte şimdi analizin en can alıcı noktasına geliyoruz.
01:45Çünkü bu analize göre raporun asıl dönüştürücü gücü önerdiği politikalarda veya yasalarda falan değil, hayır asıl güç kelimelerde.
01:53O özenle seçilmiş yepyeni bir siyasi dilin ta kendisinde gizli.
01:58Ve bu yeni dilin merkezinde çok ilginç bir kavram var, kardeşlik hukuku.
02:03Şimdi kardeşlik falan deyince akla böyle sıcak, samimi, duygusal bir şey geliyor değil mi?
02:08Ama analize göre durum hiç de öyle değil.
02:11Bu ifade aslında vatandaşlık kavramının kendisini temelden değiştirmek için kullanılan çok stratejik, politik bir araç.
02:19İşte bakın, kavramsal değişim tam olarak bu.
02:23Bir yanda devletin kuruluş felsefesinde yer alan, ortak bir egemenliğe dayanan, bütünleşmiş millet fikri var.
02:29Diğer yanda ise raporun önerdiği yepyeni bir çerçeve, etnik kimlikler arasında bir tür denge ve müzakere.
02:36Yani anlayacağınız tek bir siyasi özne yerine birden fazla öznenin olduğu ve aralarında pazarlık yapılan bir yapıya geçiş öneriliyor.
02:45Fark gerçekten çok büyük.
02:48Bu yeni dilin içinde öyle bir ifade var ki, analiste göre işte bu bardağı taşıran son damla, her şeyi değiştiren
02:55o kritik kırılma noktası.
02:57Öyle bir ifade düşünün ki, bütün bir raporun hatta bütün bir siyasi sürecin yönünü tek başına değiştirme gücüne sahip.
03:04Şimdi size soruyorum, şöyle bir düşünün, on binlerce insanın ölümünden sorumlu tutulan bir örgütün liderini resmi bir devlet raporunda tanımlamak
03:14için kullanılan ve bütün siyasi denklemi altist eden o iki kelimelik ifade ne olabilir?
03:19İşte cevap, kurucu lider.
03:22Yani devletin yıllardır terör örgücü elebaşı dediği bir kişi, birdenbire resmi bir raporda kurucu lider oluveriyor.
03:31Ve analize göre bu basit bir kelime seçimi falan değil.
03:35Bu çok daha derin bir anlama sahip.
03:37Peki ama bu iki kelime neden bu kadar sarsıcı?
03:41Gelin birlikte bakalım.
03:42Kurucu dediğinizde aklınıza ne gelir?
03:44Bir şeyi inşa eden, yaratan, meşru bir başlangıç yapan biri değil mi?
03:48Lider ise zaten başlı başına siyasi bir temsil gücü demektir.
03:52E şimdi bu ikisini birleştirdiğinizde ne oluyor?
03:54Karşınızda bir suçlu değil, bir halkı temsil eden, tarihsel bir rolü olan meşru bir siyasi aktör beliriyor.
04:01İşte bu, kelimelerle yapılan sembolik bir normalleştirme operasyonudur.
04:05Analist de zaten bu durumu o kadar çarpıcı bir şekilde özetliyor ki,
04:09diyor ki bu bir kelime meselesi değil, siyasal hafızanın yeniden yazımıdır.
04:14Düşünsenize, siyasi hafızanın yani hepimizin ortak belleğinin yeniden yazılması.
04:20Gerçekten de insanı derinden düşündürüyor.
04:23Peki, tamam. Bir kelime değişti diyelim.
04:25Bu tek başına bir devleti nasıl değiştirebilir ki?
04:27İşte şimdi analistin o büyük domino etkisi teorisine geliyoruz.
04:32Buradaki zekice hamle şu.
04:34Rapor çıkıp da, hadi şu yasayı değiştirelim demiyor.
04:37Çok daha derinden, çok daha kurnazca bir şey yapıyor.
04:40Yasanın kendisini değil, yasanın üzerine oturduğu o temel kavramları.
04:44Yani binanın kolonlarını, temelini değiştiriyor.
04:47Ve siz temeli oynatırsanız, o bina er ya da geç sarsılır.
04:51Peki, bu domino taşları nasıl bir bir devriliyor?
04:54Bakın, süreç şöyle işliyor.
04:56Önce, siyasi birliği kimlikler dengesi diye yeniden tanımlıyorsunuz.
05:00Bu tanım, doğal olarak kimlik temelli talepleri meşru hale getiriyor.
05:04E bu meşruiyeti gören başka gruplar ne yapıyor?
05:06Onlar da biz de tanınmak istiyoruz diye ortaya çıkıyor.
05:09Ve sonuç, o en baştaki tek ve bölünmez egemenlik ilkesi yavaş yavaş zamanla aşınıp gidiyor.
05:16İşte analizin ana tezi de tam olarak bu.
05:19Ve bu alıntı her şeyi özetliyor aslında.
05:22Devletler bazen anayasa değişikliğiyle değil, kavram değişikliğiyle dönüşürler.
05:27Yani o büyük, gürültülü değişimleri beklemeye gerek yok.
05:31Bazen en büyük dönüşümler, en sessiz kelime oyunlarıyla başlar.
05:35Peki, tüm bu anlattıklarımızdan ne çıkarmalıyız?
05:38Artık sona yaklaşıyoruz.
05:39Gelin analistin son uyarısına kulak verelim ve bu işin neden tek bir rapordan ibaret olmadığını anlayalım.
05:46Analistin uyarısı çok net.
05:48Diyor ki, gerçek ve kalıcı bir barış istiyorsanız altın bir kural vardır.
05:51O da suç ile siyasi temsil arasındaki çizginin asla ama asla bulanıklaşmaması gerektiğidir.
05:57Çünkü o çizgiyi sildiğiniz an, çatışmayı yaratan aktörleri meşrulaştırdığınız an,
06:01elinizde kalan şey barış değil, bambaşka bir şey olur.
06:04Ve geldik, bütün bu analizimizi belki de tek bir cümlede özetleyen o son vurucu söze.
06:10Bazen bir devleti sarsan şey, yüksek sesli cümleler değil, sessizce yer değiştirilen kelimelerdir.
06:17Unutmamak lazım, en büyük fırtınalar bazen en sessiz fısıltılarla başlar.
06:22Bugün gördük ki, kelimeler aslında görünmez mimarlar gibi.
06:26Dünyamızı, algımızı, gerçekliğimizi tuğla tuğla inşa ediyorlar.
06:30Peki, tüm bunlardan sonra, şimdi durup kendimize sormamız gereken asıl soru şu.
06:36Sizin dünyanızı, sizin gerçekliğinizi kimin kelimeleri şekillendiriyor?
06:42Vakit ayırdığınız için teşekkürler.
Yorumlar