Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 6 saat önce
Bu köşe yazısı, deneyimli yargı muhabiri Alican Uludağ’ın ani bir şekilde gözaltına alınması ve ardından tutuklanması sürecini mercek altına almaktadır. Yazar, Uludağ'ın mesleki dürüstlüğünü ve yargı dünyasındaki kritik gelişmeleri bildirme konusundaki kararlılığını vurgulayarak, bu hukuki sürecin aslında bir gazetecilik susturma operasyonu olduğunu savunmaktadır. Tutuklama gerekçesi olarak sunulan iddiaların temelsizliği üzerinde durulurken, asıl nedenin Adalet Bakanlığı ve yüksek yargıdaki güç odaklarına yönelik kulis haberleri olduğu ileri sürülmektedir. Metin, Uludağ’ın cezaevinden gönderdiği mesajlarla basın özgürlüğünün içinde bulunduğu zorlu durumu ve mesleğini yapmaya devam etme iradesini yansıtmaktadır. Sonuç olarak kaynak, Türkiye'deki güncel hukuk ve medya ilişkilerini kişisel bir tanıklık ve eleştirel bir bakış açısıyla özetlemektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Bu analizde Müyesser Yıldız'ın bir makalesinden yola çıkarak oldukça çarpıcı bir konuyu ele alacağız.
00:05Türkiye'nin önde gelen gazetecilerinden birinin bir anda tutuklanması ve bu tutuklamanın ardındaki o büyük soru işaretleri.
00:13Hikayenin merkezinde işte bu soru var.
00:16Düşünün Ankara'nın en iyi adliye muhabirlerinden biri olan Ali Can Uludağ bir sabah evinden olunuyor ve tutuklanıyor.
00:23Resmi gerekçe ne mi? Sosyal medya paylaşımları.
00:26Peki, acaba gerçek hikaye bu kadar basit mi?
00:29İşte şimdi bu sorunun peşine düşüyoruz.
00:32Analizimize kaynaklık eden makalenin yazarı Müyesser Yıldız, Ali Can Uludağ için çok net bir ifade kullanıyor.
00:39Ankara'nın hatta Türkiye'nin en iyi yargı muhabiri.
00:42Bu tanım aslında bize çok şey anlatıyor.
00:44Yani yargı kulislerindeki haberleriyle tanınan, işini ne kadar ciddiye aldığı bilinen oldukça saygın bir isimden bahsediyoruz.
00:52Peki, gelin olayın en başına gidelim.
00:54Uludağ'ın tutuklanmasına giden yolda resmi olarak neler yaşandı?
00:57Devletin ortaya koyduğu gerekçeler, yani iddianamedeki suçlamalar neydi?
01:01İlk önce bir buna bakalım.
01:02Şimdi, Uludağ hakkında ilk başta 3 ayrı suçtan soruşturma başlatılıyor.
01:07Cumhurbaşkanına hakaret, yanıltıcı bilgiyi yayma ve devlet kurumlarını aşağılama.
01:13Ama bakın ne oluyor.
01:14Mahkeme bu suçlamalardan sadece birini, yani Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasını tutuklama için yeterli buluyor.
01:22Diğer ikisi ise düşürülüyor.
01:23İşte davanın en kritik detaylarından biri tam da burada.
01:28Makalenin yazarına göre mahkemenin yanıtıcı bilgi yayma suçlamasına düşürmesi ne anlama geliyor biliyor musunuz?
01:34Aslında bir nevi Uludağ'ın yaptığı haberlerin yanıltıcı olmadığını, yani gazetecilik faaliyeti kapsamında olduğunu dolaylı yoldan kabul etmiş oluyor.
01:42Bu davanın geri kalanını anlamamız için gerçekten de çok önemli bir nokta.
01:47E peki madem diğer suçlamalar düştü, o zaman mahkeme neden Uludağ'ı serbest bırakmak yerine tutuklu yargılamayı seçti?
01:54İşte öne sürdükleri resmi gerekçeler.
01:57Kaçma şüphesi, delilleri karartma riski ve tanıklara baskı yapma ihtimali.
02:01Bu üç gerekçeyi lütfen aklınızda tutun çünkü hikayenin düğümü tam da burada çözülecek.
02:06Şimdi geliyoruz işin en can alıcı kısmına.
02:09Kaynak makale, mahkemenin sunduğu bu resmi gerekçelerin aslında ne kadar tutarlı olduğunu sorguluyor.
02:15Peki bu iddiaların altı gerçekten dolu mu?
02:19Mahkemenin iddialarıyla gerçekler arasındaki fark burada iyice açılıyor.
02:23Kaçma riski var deniyor ama Uludağ bir sınır kapısında falan yakalanmıyor ki.
02:28Evinde ailesinin göz önünde gözaltına alınıyor.
02:30Delilleri yok edebilir diyorlar.
02:32Yahu delil dedikleri şey zaten kamuya açık, herkesin görebildiği ve hala da yayında olan 22 tane tweet.
02:38En ilginçi de tanıklara baskı iddiası.
02:41Herkese açık bir sosyal medya paylaşımının tanığı kim olabilir ki?
02:44Yani görüyorsunuz resmi gerekçeler pek de sağlam bir zemine oturmuyor gibi.
02:48Doğal olarak eğer resmi gerekçeler bu kadar zayıfsa insanın aklına şu soru geliyor.
02:53O zaman bu tutuklamanın ardındaki asıl sebep ne olabilir?
02:57İşte makale tam da bu noktada dikkatleri Uludağ'ın tutuklanmasından hemen önce yaptığı iki kritik habere çekiyor.
03:04İşte resmiyette konuşulmayan ama asıl sebep olabileceği düşünülen o iki olay.
03:09Birincisi yeni Adalet Bakanı'nın atamak istediği bir danışmanın Cumhurbaşkanlığı tarafından veto edildiği iddiası.
03:16İkincisi ise belki de daha da önemlisi tutuklanmasından sadece bir gün önce yayınladığı bir haber.
03:22Bu haber de Anayasa Mahkemesi'ndeki koltuklar için yürütülen perde arkası güç mücadelelerini anlatıyordu.
03:29Anlayacağınız her ikisi de devletin en tepesindeki hassas dengelere dokunan haberlerdi.
03:35Peki, bütün bu olan biten hakkında hikayenin merkezindeki isim yani Ali Can Uludağ'ın kendisi ne düşünüyor?
03:43Gelin şimdi de o dağımızı ona çevirelim ve onun kendi perspektifine, kendi sözlerine kulak verelim.
03:49Uludağ mahkemedeki savunmasında meselenin aslında tweetler olmadığını söylüyor.
03:54Ona göre asıl amaç kendisini Ankara'daki adliye koridorlarından yani haber kaynaklarından koparmak.
04:00Bütün bu davanın kendisini susturmak için kurgulandığına inandığını açıkça ifade ediyor.
04:05Cezaevinden gönderdiği mesaj ise çok daha çarpıcı ve bence daha derin bir anlam taşıyor.
04:11Tutuklanmasının sadece kendisine yönelik bir hamle olmadığını aslında tüm gazetecilere bir gözdağı olduğunu savunuyor.
04:18Yani eğer eleştirel habercilik yapmaya devam ederseniz sonunuz böyle olur mesajının verilmek istendiğini söylüyor.
04:25Tam hikayenin sonuna geldik, her şey anlaşıldı derken Müyesser Yıldız'ın makalesi bize ileriye dönük akılda kalıcı bir gizem bırakıyor.
04:34Yani aslında hikaye burada bitmiyor, aksine yeni bir merak konusu doğuyor.
04:39Meğer Ali Can Uludağ tutuklanmadan çok kısa bir süre önce makalenin yazarıyla yaptığı sohbette yeni Adalet Bakanı'na sormak istediği
04:463 tane çok ama çok önemli sorusu olduğunu söylemiş.
04:50İşte şu an herkesin aklındaki soru bu.
04:53Ali Can Uludağ'ın Adalet Bakanı'na yönelteceği o 3 kritik soru neydi?
04:58Belki de bu soruların içeriği bu davanın ardındaki asıl nedeni anlamamız için bize gereken anahtarın ta kendisidir.
05:05Ve bu analizi Uludağ'ın Cezalvi'nden gelen işte bu kararlı mesajıyla bitiriyoruz.
05:10Bu sözler onun gazetecilik yapma arzusunun kırılmadığını ve mücadelesinin devam edeceğini gösteriyor.
05:16O 3 sorunun cevabını ve gazeteciliğin geleceğini sanırım hepimiz merakla bekliyor olacağız.
Yorumlar

Önerilen