00:00Hadi gelin bugün siyasi yorumcu Yağmur Tunalı'nın milli kimlik ve ülkedeki bölünmeler üzerine yazdığı
00:05oldukça güçlü ve bir o kadar da tartışmaya açık argümanlar içeren bir makalesini derinlemesini inceleyelim.
00:12Yazar söze başlarken adeta bir feyyatla soruyor bu soruyu.
00:16Bu aslında bütün makalenin tonunu belirleyen, derin bir endişeyi yansıtan bir başlangıç,
00:22tehlike altında olduğunu düşündüğü bir millet için bir uyarı niteliğinde.
00:25Peki bu endişenin kaynağı ne?
00:27İşte yazarın ilk ve temel tezi de burada ortaya çıkıyor,
00:31milletin hem içeriden hem de dışarıdan bir kuşatma altında olduğu fikri.
00:36Yazarın çizdiği tablo oldukça net.
00:39Dışarıda dost kalmamış, içeride ise sürekli birileri birliği bozmaya çalışıyor.
00:44Tam bir kuşatılmışlık hali yani.
00:46Ama yazar diyor ki bu his aslında yeni bir şey değil.
00:49Kökleri çok daha derinde, batının tarihsel tavrında yatıyor.
00:53Bunu anlatmak için de İlber Ortaylı'dan çok çarpıcı bir örnek veriyor.
00:57İşte bu. Bu anekdot yazarın tezini o kadar güzel özetliyor ki,
01:01yani ne kadar haklı olursanız olun, masanın diğer tarafında her zaman
01:05ama siz Viyana kapılarına dayanmıştınız diyen tarihsel bir hafıza var diyor.
01:10Peki bu kuşatılmışlık hissi günümüz siyasetine nasıl yansıyor?
01:14Yazar burada konuyu çok ilginç bir yere dilin kendisine getiriyor.
01:18Yani bizzat kullandığımız kelimelerin gücüne ve tehlikesine.
01:23Yazarın mercek altına aldığı ilk kelime halklar.
01:26Ona göre bu kelime masum değil.
01:29Millet gibi birleştirici bir kavram yerine insanları adeta kutulara koyan,
01:34onları birbirinden ayıran ve hatta aralarına düşmanlık tohumları eken politik bir araç.
01:39Bakın bu karşılaştırma yazarın ne demek istediğini çok net gösteriyor.
01:45Solda halkların kardeşliği gibi kulağa hoş gelen ama yazara göre ayrıştıran ifadeler var.
01:51Sağda ise yazarın savunduğu tek bir millet gibi kapsayıcı ve birleştirici olduğunu düşündüğü kavramlar.
01:58Ve yazarın iddiası oldukça cesur.
02:00Diyor ki bu dil sadece bir partinin tekelinde değil, dem partiden iktidara hatta ana muhalefet CHP'ye kadar geniş bir
02:08yelpazede kullanılıyor.
02:10Yani sorun ona göre çok daha sistemik.
02:13Şimdi yazar bu dil analizini alıp Türkiye siyasetinin en hassas konularından birini uyguluyor.
02:19Kürt meselesini.
02:21Yazar en başından Kürt meselesi diye bir tanımı reddediyor.
02:25Bunun asıl sorun olan ve kendisinin kangrenleşmiş terör olarak adlandırdığı şeyi gizlemek için kullanılan bir ifade olduğunu savunuyor.
02:34Bu iddiasını kanıtlamak için de bir vaka incelemesine girişiyor.
02:38Yani etnik mağduriyet söyleminin nasıl adım adım örüldüğünü göstermeye çalışıyor.
02:43Önce Ahmet Özel'in kızının sözü geliyor.
02:46Babam Kürt olduğu için bunlar başına geliyor.
02:49Hemen ardından da Özel'in kendisi aynı soruyu soruyor.
02:52Kürt olmasam bu cezayı verirler miydi?
02:54Gördüğünüz gibi iddia net.
02:56Yaşananların sebebi etnik köken.
02:58İşte tam bu noktada yazar frene basıyor ve soruyor.
03:01Peki bu anlatı neden sorgulanmıyor?
03:04Ve kendi karşı tezini masaya koyuyor.
03:06Yazarın karşı argümanı şöyle.
03:08Birincisi Ahmet Özel aslında süreç boyunca yalnız bırakılmadığı ciddi destek gördü.
03:13İkincisi sadece o değil, Ekrem İmamoğlu gibi iktidarla ters düşen başka isimler de hedef alınıyor.
03:19Öyle hissediyor yazar.
03:20Asıl mesele etnik kimlik değil, iktidarı seçimde yenmiş olmak.
03:24Ve bu gerçeğin üstünü örten söylemi de fikir kılıklı propaganda yalanları olarak netelen diyor.
03:29Peki eğer yazarın teşhisi buysa, yani ortada bir propaganda yalanı varsa, o zaman çözüm ne?
03:36Yazarın savunduğu tarihi hakikat nedir?
03:39Yazarın tezinin bel kemiğini oluşturan iddialar bunlar.
03:43Diyor ki, Türkiye'de kimseye etnik kökeni yüzünden farklı davranılmaz.
03:47Asıl düşman hem Türklerin hem de Kürtlerin ortak düşmanı olan PKK'dır.
03:52Hatta PKK herkesten çok Kürtlerin canını yakmıştır.
03:56Ve en önemlisi, halklar arasında yani Türkler ve Kürtler arasında köklü bir düşmanlık yoktur.
04:02Gördüğünüz gibi yazar, sorunun eksenini tamamen etnik kimlikten alıp terör meselesine kaydırıyor.
04:09Tüm bu karamsar tabloya rağmen, yazar makaleyi bir umutsuzlukla bitirmiyor.
04:13Aksine oldukça şaşırtıcı ve umut dolu bir kapı aralıyor.
04:17Yazarın şu sözleri çok manidar, böyle süreceği zannedilir, sürmez.
04:21Bu memleket sürprizdir, bir anla çok şey değişir.
04:25Yani milletin o direncine, her an her şeyi değiştirebilecek potansiyeline bir inanç var burada.
04:31Peki bu değişim nasıl olacak?
04:33İşte, yazarın son tezi, bir sessiz çoğunluk var.
04:37Şimdilik sessiz olabilirler ama bu sessizliğin bir anda mevcut gidişata karşı dev bir öfkeye dönüşme potansiyeli taşıdığını söylüyor.
04:46Böylece Yağmur Tunalı'nın ülkeleki bölünmüşlük ve birlik üzerine kurduğu argümanları adım adım incelemiş olduk.
04:52Yazarın bu analizi bizi de sonunda şu kışkırtıcı soruyla baş başa bırakıyor.
04:57Peki, sessiz bir çoğunluğu uyandırmak için ne gerekir?
Yorumlar