00:00Merhaba! Siyasette bazen kulağa o kadar hoş gelen fikirler ortaya atılır ki insanın hemen inanası gelir değil mi?
00:07İşte bugün onlardan birini, Kıbrıs'ın geleceğine dair sunulan bir öneriyi mercek altına alıyoruz.
00:13Ama bunu yaparçan bir siyasi analistin oldukça sert ve gerçekçi gözlüklerini takacağız.
00:18Gelin bakalım bu parlak öneri neden bir hayal ve hatta balon siyaseti olarak görülüyor?
00:24Öneri aslında son derece net ve basit.
00:27Evet, karşımızda Büyükelçi Konstantinos Kolyas var ve diyor ki
00:31Türk askeri gitsin, garantörlük kalksın, Kıbrıs birleşsin.
00:35Şöyle bir ilk duyuşta barışçıl, umut dolu, harika bir tablo.
00:39Ama gerçekten bu kadar basit olabilir mi?
00:43İşte can alıcı soru da tam burada devreye giriyor.
00:46Acaba bu hepimizin arzuladığı o güzel rüya mı?
00:49Yoksa analistimizin uyardığı gibi ayakları yere basmayan tehlikeli bir yanılsama mı?
00:54Hadi bu gerilimin içine biraz daha yakından bakalım.
00:57Analistimize göre bu teksif öyle somut adımları olan bir strateji belgesi gibi değil, daha çok bir diplomatik temenni gibi duruyor.
01:05Hatta kendisi biraz daha ileri gidip buna bir hayal gücü egzersizi diyor.
01:09Yani anlayacağınız ortada sağlam bir plandan çok güzel bir dilek var.
01:13Ve işte tam bu noktada analizin kalbine geliyoruz.
01:17O meşhur balon benzetmesi.
01:19Yazar diyor ki bu vizyon tıpkı bir balon gibi.
01:22Çok çekici, rengarenk, havada süzülmesini izlemek keyifli ama işte o ama çok önemli bir sorunu var.
01:29İpini elinizden kaçırdığınız anda uçar gider.
01:32Neden?
01:32Çünkü yere sağlam basmıyor.
01:34İşte biz de analizin geri kalanında bu balon siyasetinin ne anlama geldiğini göreceğiz.
01:39Peki bu güzelin balonu bir anlığını unutup işin en sert en somut kısmına yani güvenliğe gelelim.
01:46Analist eleştirisinin tam merkezine işte bu konuyu oturtuyor.
01:49Her şey iyi, güzel de bu yeni düzende güvenliği kim sağlayacak?
01:53Soru çok açık ve net.
01:55Garantiler ortadan kalktığında olası bir kriz anında Kıbrıs'ı kim ve ne koruyacak?
02:00Yazar aslında bu soruyu sorarak bize diyor ki
02:03Bir saniye durun, romantik hayalleri bir kenara bırakın ve şu en temel, en zorlu soruya bir cevap verin.
02:09Bu soruya verilecek o bildik cevabı yazar da tahmin ediyor tabii ki.
02:12Uluslararası toplum ama dikkat bunu bilerek tırnak içinde söylüyor.
02:17Çünkü ona göre bu iki kelimenin arkası aslında kocaman bir boşluk ve belirsizlikten ibaret.
02:22Peki yazarın gözünde ne demek bu uluslararası toplum?
02:26Tanımı oldukça keskin hatta biraz da iğnelici.
02:29Herkesin adını bildiği ama işler sarpa sarınca ortalıkta görünmeyen o meşhur kalabalık.
02:35İşte bu cümle analistin bütün güvenlik endişesinin özeti aslında.
02:39İyi de uluslararası toplum soyut bir kavram diyelim.
02:41Peki ya somut müttefikler? Onların garantileri daha gerçekçi olamaz mı?
02:45Analistimiz şimdi tam da bu noktaya parmak basıyor ve beklentilerle gerçekleri fena halde çarpıştırıyor.
02:52Bakın şimdi, analist hayallerle gerçekleri bir masanın iki ucuna oturtuyor resmen.
02:56Masanın bir tarafında ne var? Pembe beklentiler.
02:59Müttefikler hemen askeri destek gönderir, Avrupa Birliği ya da Amerika duruma doğrudan müdahale eder.
03:03Hadi en kötü ihtimalle Yuranistan tek başına savunur.
03:06Kulağına kadar güven verici geliyor değil mi?
03:08Ama sonra analist masanın diğer ucuna o soğuk gerçekleri bir bir diziyor ve diyor ki,
03:13o beklenen destek askeri olmaz, en fazla diplomatik bir kınama olur.
03:16Büyük güçler kendi çıkarları tehlikeye girmedikçe kılını kıpırdatmaz.
03:20Ve şunu unutmayın, hiçbir ülke Türkiye gibi bölgesel bir güçle tek başına askeri bir kapışmaya girmez.
03:25İşte yazarın realizm dediği şey tam olarak bu tablo.
03:28Aslında bütün bu anlattıklarımız çok temel bir ilkeye dayanıyor.
03:32Uluslararası politika bir dostluk kulübü ya da bir yardım derneği değildir.
03:36Burası her oyuncunun kendi çıkarlarını maksimize etmeye çalıştığı dev bir satranç tahtasıdır.
03:42Analiste göre bu basit kuralı unutanlar oyunu daha en başından kaybetmiş sayılır.
03:46Ve bu ilke bizi yazarın belki de en can alıcı uyarısına getiriyor.
03:50Diyor ki, uluslararası ilişkiler tarihindeki en pahalıya mal olan yanılgılardan biri,
03:56başkaları gelir bizi kurtarır inancıdır.
03:59Bu söz aslında bütün bu analizi tek bir cümlede özetliyor değil mi?
04:03Yani kaderinizi başkalarının insafına bırakmayın, faturası çok ağır olur.
04:08Peki, tamam.
04:10Bütün bu sert eleştiriler, patlayan balonlar, çıkar savaşları günün sonunda elimizde ne kalıyor?
04:16Gelin şimdi analizin vardığı sonuca, yani hayaller dünyasından gerçekler dünyasına nasıl ineceğimize bir bakalım.
04:23Yazarın son sözü oldukça net.
04:26Diyor ki, tarih bize şunu defalarca göstermiştir.
04:29O güzelim parlak balonlar uçar gider ama yerdeki o ağır hatta bazen sevimsiz gerçekler var ya, işte onlar kalıcıdır.
04:38Hayaller ilham verebilir evet ama politikalar ancak ve ancak sahadaki gerçekler üzerine kurulursa ayakta kalabilir.
04:44Ve bu ders sadece Kıbrıs için de geçerli değil.
04:47Peki bu gerçekçi olmak pratikte ne demek?
04:50İşte analistin reçetesi.
04:513 basit adım.
04:531. Duygularla, umutlarla değil, masadaki güç dengesiyle hareket etmek.
04:572. Keşke şöyle olsa diye değil, durum bu diyerek müzakereye oturmak.
05:02Ve 3. Kalıcı bir çözümün mevcut güç yapılarını görmezden gelerek değil, tam tersi onları denklemin bir parçası kabul ederek bulunabileceğini
05:10anlamak.
05:11Kısacası hayallerle değil, gerçeklerle dans etmeyi öğrenmek.
05:15Ve analist son noktayı koyarken topu bize atıyor ve ortaya oldukça kışkırtıcı bir soru bırakıyor.
05:22Doğu Akdeniz gibi bu kadar karmaşık bir coğrafyada romantik ve idealist yaklaşımların ömrü gerçekten de bir gazete manşeti kadar kısa
05:30mıdır?
05:31Bu sadece Kıbrıs'la ilgili bir soru değil aslında.
05:34İdealizm ve realizm arasındaki o bitmeyen kavga üzerine düşünmemiz için hepimize bir davet.
05:39Siz ne dersiniz?
Yorumlar