00:00Merhaba, bugün oldukça ilginç hatta biraz kışkırtıcı bir konuya dalıyoruz.
00:04Türkiye'de siyaseti takip ediyorsanız komplo teorileri size hiç de yabancı gelmiyordur.
00:08İşte bugün o teorilerden birinin Mehmet Özkendirici'nin kaleminden çıkan
00:12şapı kaynatsan olur mu şeker analizinin derinliklerine ineceğiz.
00:16Gelin bakalım bu oldukça karmaşık görünen dünya görüşünün arkasında neler var?
00:20Şifrelerini beraber çözelim.
00:22İşte yazarın ortaya attığı ilk soru bu.
00:24Şapı kaynatsan olur mu şeker?
00:26Basit gibi duruyor değil mi?
00:27Ama aslında değil.
00:28Bu soru yazarın bütün dünya görüşünün anahtarı.
00:32Hani o özü neyse odur ya da soy neyse kader odur dediğimiz inanç var ya
00:36işte tam da bunun üzerine kuruyor her şeyi.
00:39Bütün analiz bu sorunun etrafında dönecek.
00:42Yani meselenin temeli bu atasözü.
00:44Diyor ki bir şeyin hamuru mayası neyse onu ne yaparsan yap değiştiremezsin.
00:49Yazar da tam olarak bu fikri alıp siyasetten tutumda etnik kökenlere
00:52hatta ülkeler arası ilişkilere kadar her şeye uyguluyor.
00:55Bütün argümanlarını, bütün teorisini işte bu temel üzerine inşa ediyor.
01:00Oldukça sağlam bir iddia.
01:01Peki bu epey katmanlı düşünceyi nasıl ele alacağız?
01:05İşte yol haritamız bu şekilde.
01:06Önce atasözünün kendisine sonra içerideki düşmanlara
01:10oradan da büyük Orta Doğu komprosuna bakacağız.
01:13Sonra komşularla olan çatışmalar, bir kuklalar dünyası
01:16ve en sonunda da yazarın son uyarısıyla bitireceğiz.
01:19Hadi başlayalım.
01:20Evet, ilk durağımız iç düşmanlar, dış bayraklar.
01:24Yazar analizine çok yakın bir yerden, nevruz kutlamalarından başlıyor
01:28ama onun için bu kutlamalar sıradan bir etkinlik değil.
01:31Hayır, ona göre bu çok daha derin bir komplonun sahneye konduğu bir vitrin adeta.
01:37Bakın, teorisini nasıl somutlaştırdığına,
01:39hemen bir siyasi figürün, sırrı sakıkın sözlerine alıntılıyor,
01:43babamız Ermeni.
01:44İşte bu cümle, yazarın anlatısında her şeyi başlatan,
01:48o domino taşlarından ilkini deviren cümle.
01:51Buradan yola çıkarak bütün bir komplo ağı kuracak.
01:54Ve hemen ardından kendi sorusunu patlatıyor.
01:56Babanız Ermeni ise, ananız Yahudi İzrail mi?
01:59Neden mi böyle bir soru soruyor?
02:01Çünkü bu sözleri, aynı kutlamalarda,
02:04yazarın PKK'lılar olarak tanımladığı kişilerin açtığı bir İzrail bayrağı ile doğrudan bağlıyor.
02:10İki olayı alıp, tek bir potada eritiyor.
02:12Yani yazarın Nevruz'da gördükleri bunlar.
02:15Bir yanda dalgalanan İsrail bayrakları,
02:18diğer yanda atılan sloganlar,
02:20öldürülen militanların posterleri
02:22ve bütün bunları gören siyasetçilerin barış söylemlerini de saf dillik olarak nitelendiriyor.
02:27Onun gözünde bunların hiçbiri tesadüf değil.
02:31Ayrı ayrı olaylar hiç değil.
02:32Hepsi tek bir merkezden yönetilen,
02:35Türkiye'ye karşı kurulmuş bir cephenin parçaları.
02:37İşte şimdi işler daha da büyüyor.
02:40Yazar bu yerel gibi görünen olayları alıyor
02:43ve bunu devasa bir küresel stratejiye,
02:46o meşhur Büyük Orta Doğu projesine bağlıyor.
02:49Hadi gelin bu bağlantıyı nasıl kurduğuna bir bakalım.
02:52Yazarın iddiası şu,
02:54Amerika'nın Kuzey Irak'taki Kürt gruplara verdiği silahların
02:57görünenin ötesinde bir amacı var.
02:59Ona göre bu silahlar sadece oradaki yerel bir çatışma için falan değil,
03:04hayır, çok daha büyük, çok daha sinsi bir Amerikan planının parçası.
03:08Peki neymiş bu plan?
03:10Yazarın anlattığı Büyük Orta Doğu projesi tam olarak şu şekilde işliyor.
03:151- Amerika, Kuzey Irak'taki Kürt grupları tepeden tırnağa silahlandırıyor.
03:192- Asıl amaç, bölgedeki Türkiye dahil bütün ülkeleri küçük küçük parçalara ayırmak.
03:24Ve üçüncü, yani son adım, bu parçalanmış, güçsüzleştirilmiş devletçikleri İsrail'e küçük lokmalar halinde servis etmek.
03:33Teori bu.
03:33Konu yerel olaylardan küresel komplolara gelince,
03:37yazar bu defada namluyu Türkiye'nin dış politikasına çeviriyor,
03:41özellikle de İran-İsrail geriliminde alınan tutumu masaya yatırıyor ve sert bir şekilde eleştiriyor.
03:47Bakın burada resmi tutumla yazarın bakış açısı arasındaki fark ne kadar net.
03:51Bir tarafta, Dışişleri Bakanlığı İran'ın saldırısını kınıyor,
03:54yazar ise diyor ki,
03:56Durun bir dakika, İran sadece komşularından gelen saldırılara cevap veriyordu.
04:00Yine Türkiye'nin müttefik olduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler var.
04:04Hükümet bunları Müslüman ülkeler olarak görürken,
04:07yazar bunlar Amerika'nın maşasından başka bir şey değil diyor.
04:10Tam bir 180 derece fark var anlayacağınız.
04:12İran'ın tavrını savunmak için de çok basit bir analoji kullanıyor.
04:17Komşularınız size taş, kurşun atarken siz onlara gül mü atarsınız?
04:23Yani diyor ki,
04:24İran'ın yaptığı saldırganlık değil,
04:26tamamen bir meşru müdafaa, zorunlu bir karşılıktı.
04:30İşte bu noktadan sonra yazar teorisini bütün dünyaya yayıyor.
04:34Artık mesele sadece Orta Doğu değil, bir kuklalar dünyası.
04:37Ona göre dünya sahnesinde izlediğimiz hiçbir şey gerçek değil.
04:41Liderlerin aldığı kararlar, attığı adımlar,
04:44bunların hepsi ipleri başkalarının elinde olan bir kukla tiyatrosundan ibaret.
04:48Şimdi burada ilginç bir detay var.
04:50Yazar İran rejiminin ne kadar acımasız olduğunun farkında,
04:53hani saçı göründü diye linç edilen kadınlardan falan bahsediyor.
04:56Ama diyor ki,
04:57evet bu çok kötü bir şey ama şu an daha büyük bir tehdit var.
05:00Cowboy Trump ve Amerika.
05:02Yani önceliği bu daha büyük gördüğü dış tehditle mücadeleye veriyor.
05:06İçerideki sorunlar bu büyük kavganın yanında ikinci planda kalmalı diyor özetle.
05:10Ve bu düşüncesini şu cümleyle özetliyor aslında.
05:13Şantajla tehditle ülke liderlerinin kuklalaştırıldığı günler yaşıyoruz.
05:17Yani ona göre direksiyonda liderler falan yok,
05:19perde arkasında bütün bu büyük çatışmayı organize eden kuklacılar var.
05:23Peki ya İran'dan atılıp Türkiye topraklarına düşen füzeler,
05:27yazar buna ne diyor?
05:28Kaza filan demiyor kesinlikle.
05:30Onun için bu füzeler,
05:32Türkiye'yi büyük bir savaşın içine çekmek için bilinçli olarak kurulmuş bir fare kapanındaki peynir.
05:37Yani kasıtlı, hesaplanmış bir provokasyon.
05:41Ve analizinin sonuna gelirken yazar tonunu daha da sertleştiriyor.
05:46Artık sırada son uyarı var.
05:48Türkiye'ye yönelik varoluşsal bir tehdit.
05:52Uyarı çok net.
05:53Atacağımız her yanlış adım sınır mayınlarından bin beter.
05:57Yani diyor ki dış politikada yapılacak tek bir hata bile felaketle sonuçlanabilir
06:01ve bunun geri dönüşü olmaz.
06:04Neyden korkuyor teki?
06:05İşte bundan.
06:06Üçüncü bir dünya savaşından.
06:08Ve bu savaşın Türkiye topraklarını tam anlamıyla bir kan gölüne çevireceğinden endişe ediyor.
06:14Bu bakış açısına göre artık mesele siyasi çıkarlar falan değil.
06:18Mevzu bahis olan şey ülkenin, milletin bekası.
06:21Tam bir varuluşsal tehdit.
06:23Ve son sözüyle bütün bu komple teorisini tek bir cümleye sığdırıyor.
06:27Diyor ki burada Koniler, Hanslar yerine Ahmetler, Mehmetler ölsün diyenler karşısında net tavrımızı almalıyız.
06:33Yani potansiyel bir savaşı yabancı güçlerin bizim çocuklarımız ölmesin, Türkler ölsün dediği bir plan olarak görüyor
06:39ve buna karşı durulması gerektiğini söylüyor.
06:42İşte Mehmet Özkendirci'nin dünya görüşünü adım adım incelemiş olduk.
06:47Bayağı karmaşık ve bir o kadar da tartışmalı değil mi?
06:50Peki en başa dönelim.
06:51Her şeyin soy ve kaderle açıklandığı, dünyanın biz ve onlar diye ikiye ayrıldığı bu bakış açısı
06:58günümüzün bu kadar belirsiz, bu kadar çalkantılı dünyasında aslında ne tür siyasi korkuları yansıtıyor?
07:05Bu soru sanırım hepimizin üzerine biraz düşünmesi gereken bir soru.
Yorumlar