Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Sunulan köşe yazısı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Avrupa Birliği mekanizmalarını Türkiye’ye karşı bir baskı aracı olarak kullanma stratejisinin uğradığı başarısızlığı ele almaktadır. Özellikle Fransız Yargıtayı tarafından verilen ve mülkiyet meselelerini bireyler üzerinden suç haline getirme çabalarını reddeden karar, Rum liderliğinin Avrupa nezdinde ciddi bir itibar ve güven kaybı yaşamasına neden olmuştur. Yazar, bu hukuki gelişmenin GKRY’nin siyasi propagandalarını zayıflattığını ve Kıbrıs meselesindeki mülkiyet tartışmalarının kişileri hedef alarak değil, ancak kapsamlı bir uzlaşıyla çözülebileceğini vurgulamaktadır. Bu durum, Rum tarafının AB içindeki moral üstünlüğünü sarsarken, uluslararası mekanizmaların bir sindirme yöntemi olarak kullanılamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Sonuç olarak kaynak, hukukun siyasi emellere alet edilmesinin Avrupa yargısında karşılık bulmadığını ve Rum yönetiminin bu tutumuyla yalnızlaştığını savunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese selamlar. Bugün çok ilginç bir konuya bakıyoruz.
00:04Fransa'dan gelen tek bir mahkeme kararının Kıbrıs meselesinde yıllardır süre gelen bir stratejiyi nasıl kökünden sarstığını ve Avrupa Birliği içindeki dengeleri nasıl değiştirdiğini mercek altına alacağız.
00:16O zaman hadi başlayalım. Şimdi genelde büyük siyasi değişimler deyince aklımıza ne gelir? Liderler zirveleri, büyük anlaşmalar değil mi?
00:23Peki ya size desem ki bazen bir hakimin tokmağını indirmesi bütün bu siyasi denklemi baştan yazabilir.
00:30İşte bu analizde tam da bunu, yani bir yardı kararının uluslararası ilişkileri nasıl yeniden şekillendirebildiğini göreceğiz.
00:38İşte her şey tam da bu olayla başlıyor. Avrupa'nın en üst düzey yargı organlarından birinin verdiği net bir red kararı.
00:47Bu öyle sıradan kapanıp iden bir dava dosyası değil. Çok çok daha fazlası.
00:52İlk olarak Fransa'dan gelen o sinyale bir bakalım. Yani bu karar neden sadece bir çağıt parçası değil de güçlü bir siyasi mesaj?
00:59Şöyle düşünelim, bu dava aslında tek bir kişi hakkında değil. İşin özü Kıbrıs'taki mülkiyet meselesini alıp tek tek insanlar üzerinden bir suç haline getirme stratejisi.
01:09İşte bu karar bu stratejinin Avrupa'da artık prim yapmadığını adeta ilan ediyor.
01:13Peki, bahsettiğimiz bu strateji neydi tam olarak ve neden bu kadar önemliydi?
01:20Şimdi bunu anlamak için gelin biraz geri çekilelim ve büyük resme, yani Güney Kıbrıs Rum yönetiminin Avrupa Birliği'nin nasıl bir baskı aracı olarak kullandığına bakalım.
01:30Çünkü o Fransız mahkemesinin kararı işte tam da bu stratejinin kalbine inen bir darbe oldu.
01:37Bakın, bu karşılaştırma çok önemli. Kaynak makalenin altını çizdiği bir şey var.
01:42Güney Kıbrıs Rum yönetimi, AB üyeliğini meşru bir şekilde hak aramak için bir zemin olarak kullanmak yerine,
01:49bunu daha çok karşı tarafı köşeye sıkıştırmak için siyasi bir silah, yani bir baskı aracı olarak kullanmayı tercih etmiş.
01:55Olay, adalet arayışından çıkıp tamamen bir siyasi manevraya dönüşmüş durumda.
02:00Ve üçüncü durağımız yargı duvarı.
02:02Peki, bu strateji neden gitti de Fransa'da bir yargı duvarına tosladı?
02:06Yani, mahkeme neden bir dakika bu yaya kadar dedi?
02:09Gelin şimdi o kararın gerekçelerine daha yakından bakalım.
02:13Mahkemenin gerekçeleri aslında o kadar net ki.
02:16Üç sağlam sütün üzerine kurulu.
02:17Birincisi, diyorlar ki elinizde somut bir kanıt yok, sadece iddialar var.
02:22İkincisi, ve bu çok kritik, mahkeme diyor ki bu davanın amacı hukuki değil, tamamen siyasi.
02:29Ve son olarak üçüncüsü, bu olayların geçtiği yer bizim yargı alanımızın dışında.
02:34İşte bu üç madde, o tutuklama kararının altındaki bütün yasal zemini resmen çekip alıyor.
02:40Tamam, hukuki bir yenilgi aldılar ama asıl hikaye burada başlıyor.
02:44Yani işin siyasi sonuçları, güven ve prestij kaybı, uzun vadeli etkiler işte tam da bu noktada kendini gösteriyor.
02:51Bu karar Güney Kıbrıs Rum yönetimi için herhalde daha kötü bir zamanda gelemezdi.
02:57Düşünsenize tam da AB dönem başkanlığı öncesi, bütün üyeleri Türkiye'ye karşı bir araya getirmeye çalışırken pat diye böyle bir karar çıkıyor.
03:05Bu durum kendi diplomatik elini zayıflatmakla kalmıyor, aynı zamanda Avrupa nezdindeki hukuki güvenilirliğini de sorgulanır hale getiriyor.
03:12Yani siyasi baskı kurayım derken kendi prestijinden oluyor.
03:16Ve işte bu alıntı aslında algıdaki o büyük değişimi tek bir cümlede özetliyor.
03:22Artık hak arayan bir devlet olarak değil, siyasi baskı aracı üreten bir aktör olarak görülmeye başlanıyorlar.
03:29Strateji tamamen geri tepmiş durumda.
03:32Kaynak bu hukuki yaklaşımın adını net bir şekilde koyuyor.
03:35Buna adalet arayışı demiyor, sindirme yöntemi diyor.
03:38Yani bireyleri hedef alarak korku yaratmak ve siyasi gerilimi tırmandırmak.
03:43Ve bu yöntemin en büyük zararı ne biliyor musunuz?
03:45Gerçek bir çözüm için gereken o diyalog atmosferini tamamen zehirlemesi.
03:49Ve geldik son bölüme.
03:51Peki, madem bu hukuki baskı stratejisi işlemiyor, hatta tam tersine prestij kaybettiriyor, o zaman çözüm nerede?
03:58İleriye dönük yol haritası ne olmalı?
04:00Alternatif nerede gizli?
04:02Kaynak metinde bizi tam olarak bu can alıcı soruyla baş başa bırakıyor aslında.
04:06Eğer çözüm mahşeme koridorlarında değilse o zaman nerede?
04:10Metin bize farklı bir kapıyı işaret ediyor.
04:13Buradan çıkarılacak ders çok net aslında.
04:14Bu tür baskı taktiklerinin bir son kullanma tarihi var.
04:18Eninde sonunda sizi yalnız bırakır.
04:20Çünkü hukuku propaganda diliyle yönetemezsiniz.
04:22Bir noktada duvar olur, karşınıza dikilir.
04:25Ve bu da bizi bu analizden çıkaracağımız nihai sonuca getiriyor.
04:29Kıbrıs meselesinde kalıcı bir çözüm olacaksa,
04:31bu bireylere hedef alan hukuki sindirme yöntemleriyle değil,
04:35ancak ve ancak masada kapsamlı, adil ve her iki tarafın da kabul edeceği siyasi bir anlaşmayla mümkün olabilir.
04:42Ve akıllarda şu soru kalıyor.
04:45Siyasi diyalog, yıllardır kökleşmiş bu hukuki taktiklerin gerçekten yerini alabilir mi?
04:50İşte bu üzerinde düşünmeye değer bir soru.
Yorumlar

Önerilen