Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 22 saat önce
Erol Sunat'ın bu kaleme aldığı yazı, 1 Nisan vesilesiyle toplumumuzun mizahla olan çelişkili ilişkisini ve gülmeye olan hasretini derinlemesine irdeliyor. Yazar, şakaların kırıcı olmaması gerektiğini vurgularken, günlük hayatın zorlukları ve ekonomik sıkıntılar karşısında her şeyin adeta trajikomik bir şakaya dönüştüğünü ifade ediyor. Türk kültüründeki hoşgörü mirasına rağmen insanların asık suratlı bir yapıya bürünmesini eleştiren metin, neşelenmenin bir ayıp olarak görülmemesi gerektiğini savunuyor. Metinde, hayatın içindeki sahte aldanışlar ve geçim derdi gibi ciddi meseleler, 1 Nisan'ın şakacı ruhuyla harmanlanarak sunuluyor. Sonuç olarak yazar, tüm olumsuzluklara rağmen birbirimize karşı anlayışlı olmayı ve bir tebessümü esirgememeyi içtenlikle temenni ediyor.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:001 Nisan, hani o şakaların, kahkahaların havada uçuştuğu gün var ya, işte bugün konumuz o.
00:06Ama bir durup düşünelim, bugün gerçekten de adının hakkını veriyor mu, herkesi gülümsetebiliyor mu?
00:13Hadi gelin, bu işin aslını bir deşelim bakalım.
00:16Şimdi, kağıt üstünde 1 Nisan dediğimiz şey aslında çok güzel bir fikir.
00:20Yani insanlar birbirine tatlı tatlı takılıyor, zekice espriler patlatıyor ve en önemlisi her köşe başında bir gülümseme var olması lazım
00:28en azından.
00:29Bütün dünyanın kutladığı neşeli bir gelenek sonuçta.
00:32İyi ama, bizde durum gerçekten böyle mi işliyor?
00:36Yani bu neşe dolu gün bizim buralarda aynı heyecanla, aynı coşkuyla karşılanıyor mu?
00:42İşte asıl sormamız gereken soru bu.
00:44Ve bizim de bugün peşine düştüğümüz soru tam olarak bu.
00:48O zaman önce şöyle genel bir resme bakalım, bizim ruh halimiz nasıl, toplum olarak gülmeye, neşeye ne kadar yer var
00:56hayatımızda?
00:57Yani şöyle bir etrafınıza baktığınızda pek de cömert sayılmayız bu konuda değil mi?
01:02Ya şu laflar size de çok tanıdık gelmiyor mu?
01:05Asık suratlı, suratı bir karış, hatta yüzü sirke satıyor.
01:09Düşününce bunlar bizim genel modumuzu anlatan, aslında ne kadar ciddi, hatta gergin olduğumuzu gösteren laflar.
01:16Sanki hepimiz çatmaya hazırız, gerilmiş bir yay gibiyiz, her an bir patlama olacak gibi.
01:22İşte ideal olanla, gerçekte olan arasındaki o koca uçurum burada kendini çok net gösteriyor.
01:29Hayalimizdeki o kahkahalar var ya, onların yerine maalesef asık suratlar almış durumda.
01:35Neşenin yerine efkar basmış, o ince esprilerin yerini de iğneli, can yakan laflar.
01:40Ve işin ilginci, bu durumun kültürel bir kökü de var.
01:44Hani derler ya, çok gülen iyi olmaz.
01:47Ya da öyle vara yoğa gülen adamı sevmem ben.
01:51İşte bu laflar aslında kahkahaya karşı içimize ne kadar işlemiş bir şüphe olduğunu gösteriyor.
01:56Sanki gülmek, ayıp bir şey, olumsuz bir şeymiş gibi kodlanmış zihinlerimizi.
02:01Hadi bir de dinlediğimiz müziklere bakalım.
02:04Müzik zevkimiz bile bu durumu o kadar güzel özetliyor ki,
02:07yılın neredeyse her günü ağıtlar, damar şarkılar, iç yakan uzun havalar.
02:12Yani Müslüm babasız, Orhan babasız, Ferdi babasız günü geçmeyen bir milletin yüzü neyle gülsün ki?
02:19Sanki neşe bize yasaklanmış, haram kılınmış gibi bir halimiz var.
02:24Peki, tamam, madem genel modumuz bu kadar düşük, bu kadar somurtkanız.
02:29Şaka yapmaya kalkınca ne oluyor dersiniz?
02:31Heh, işte işlerin karıştığı, daha da ilginç bir hal aldığı yer tam da burası.
02:36Bizim kültürümüzde eşek şakası diye bir tabir var bilirsiniz.
02:40Hani o dozu kaçmış, sınırları aşan, hatta bazen fizikselleşen,
02:45karşısındakini güldürmek ne kelime, kalbini kırıp ömür boyu üzen şakalar.
02:49İşte tam da bu yüzden birçoğumuz için şaka dendiğinde akla neşe değil, bir endişe,
02:55bir acaba ne olacak şimdi hissi geliyor.
02:57Eee sonuç ne oluyor?
02:58Bu ayarı kaçmış, tadı tuzu olmayan şakalar yüzünden, insanlar bir nisandan resmen nefret eder hale geldi.
03:06Hatta o gün sırf birisi kötü bir şaka yapacak diye, bulunduğu yerden kalkan, ortamı terk eden insanlar tanıyorum.
03:13Neden?
03:13Çünkü geçmişte yenen bir kazık, o kalpte ömür boyu geçmeyen bir kırgınlık bırakıyor.
03:18Halbuki atalarımız ne kadar güzel söylemiş.
03:21Şakanın en güzeli, tadında bırakılanı.
03:24Yani karşındakini incitmeyeceksin, kalbini kırmayacaksın.
03:28İşte o zaman geriye hoş bir anı, tatlı bir tebessüm kalır.
03:31Buradaki sihirli kelime, kilit nokta tam olarak bu, incitmemek.
03:36Bir de şu var, ben şakayı çok severim diyenlerin bile aslında şaka kaldırma kapasitesinin ne kadar düşük olduğunu hiç fark
03:43ettiniz mi?
03:44Şöyle bir durup düşünün, çevrenizde kendisine şaka yapıldığında gerçekten gülebilen, bozulmayan kaç kişi var?
03:51Bir elin parmaklarını geçmez, iddiaya girerim.
03:54Şimdi isterseniz konuyu biraz daha derinleştirelim.
03:57Belki de bizim bir nisan şakalarına falan hiç tahammülümüzün kalmamasının asıl sebebi,
04:03hayatın ta kendisinin zaten bize yeterince ağır bir şaka yapıyor olmasıdır.
04:08Ne dersiniz?
04:09Bakın eskiler ne kadar müthiş bir laf etmiş, bir kahkaha yarım kilo pirzola yerine geçer.
04:15Bir düşünsenize, kahkaha o kadar değerli ki neredeyse bir öğün yemekle eş değer tutulmuş, o kadar besleyici görülmüş.
04:23Ama gelin görün ki burada kocaman bir ama var.
04:28Ve işte o acı gerçek.
04:30Bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor.
04:33Bugün bir kalem pirzolanın fiyatını gördükten sonra insanın gülesi falan gelmiyor.
04:38Aksine ağlayası giriyor.
04:40Gülmek artık resmen bir lüks oldu.
04:43Yani hayatın bize her gün yaptığı şakalar zaten belli.
04:47Aldığımız maaş başlı başına komik.
04:50Üstüne gelen su faturası, doğalgaz faturası.
04:53Ve tabii ki geldik şakaların şahına kira.
04:56E şimdi bu kadar ağır şakanın altında ezilirken,
04:59kimin kalkıp da bir nisanda şaka yapacak ya da şaka kaldıracak hali kalır ki?
05:04Peki, iyi de bu kadar karamsar bir tablo çizdik.
05:08Hiç mi umut yok?
05:09Olmaz olur mu?
05:10Var tabii ki.
05:11Çünkü bütün bu ciddiyetin, bütün bu asık suratlılığın altında aslında derin bir özlem yatıyor.
05:17İşte bütün meselenin özü, kalbi tam da burası.
05:20Bu kadar ciddiyetin kol gezdiği topraklarda,
05:23biz aslında küçücük bir tebessüme, içten bir gülümsemeye hasretiz.
05:28En çok ama en çok ihtiyacımız olan şey bu.
05:31Hem şunu da unutmayalım.
05:33Bizler Nasreddin Hoca'nın o kıvrak zekasının,
05:36Mevlana'nın o eşsiz hoşgörüsünün çocuklarıyız.
05:39Yani mizah da anlayış da aslında bu toprakların hamurunda var.
05:44Sadece sanki üzerine biraz toz konmuş, hepsi o.
05:47E madem böyle bir zenginliğimiz var elimizde,
05:51öyleyse neden olmasın?
05:52Neden birbirimizden ufacık bir tebessümü esirgeyelim?
05:55Neden bir Nisan'ı o kırıcı, o sevimsiz şakaların günü yapmak yerine,
06:00içten bir gülümseme için bir bahane, bir vesile haline getirmeyelim?
06:04O zaman gelin, bu sene bir Nisan'a bambaşka bir niyetle başlayalım.
06:09Belki de o kırıcı şakaları falan bir kenara bırakıp,
06:12sadece birbirimize içten bir merhaba, sıçacık bir tebessüm hediye etmeliyiz.
06:17Kim bilir, belki de en büyük ihtiyacımız budur.
06:20Ve herkes için dileğimiz o güzel temenni olsun,
06:23hoş gelmişsin bir Nisan, gülümsesin her insan.
Yorumlar

Önerilen