00:00Herkese selamlar, bu bölümde Lütfullah Kaleli'nin kaleme aldığı ve içinde açıkçası bayağı iddialı tezler barındıran
00:06Görünen Oki başlıklı metnine göz atıyoruz.
00:09Yazar diyor ki bazı bilgileri filtrelediğimizde karşımıza acı gerçekler çıkıyor.
00:14Gelin şimdi neymiş o gerçekler hep birlikte bakalım.
00:17Yazarın çıkış noktası işte tam olarak bu.
00:19Diyor ki etrafımızı sarmış olan bu bilgi kirliliğini bir süzgeçten geçirdiğimiz zaman
00:25karşımıza çıkan gerçekler pek de hoşumuza gidecek türden değil.
00:29Yani bir nevi bir sis perdesini aralayacağımızı iddia ediyor.
00:33Eee o zaman akla hemen şu soru geliyor.
00:36Peki neymiş bu acı gerçekler?
00:37Yazarın o meşhur süzgecinden geçen bilgiler bize tam olarak neyi gösteriyor?
00:42Hadi gelin yavaş yavaş konunun derinliklerine inelim.
00:45Yazar ilk iş olarak yaşanan olayların arkasında bir fail, bir güç olduğunu söylüyor.
00:51Ona göre pek çok gelişmenin arkasında gizli bir akıl var.
00:55Peki kim bu akıl? Neyin nesi? Gelin bakalım.
00:58Yazarın işaret ettiği o akıl bu. Küresel siyonist akıl.
01:02Yazar bu gücün sadece Rusya-Ukrayna savaşının arkasındaki planlayıcı olmadığını,
01:07aynı zamanda asıl hedefinin Türkiye olduğunu iddia ediyor.
01:10Nasıl mı? Sahte bayrak otorasyonlarıyla.
01:13Yani bilirsiniz bir tarafın kasten kendine zarar verip suçu başkasının üzerine atması gibi operasyonlarla Türkiye'yi hiç beklemediği bir anda
01:21hazırlıksız bir savaşa çekmek istiyorlarmış.
01:24Peki yazar bu kadar büyük bir iddiayı neye dayandırıyor?
01:28İşte bu noktada Türkiye'nin etrafında olup biten ve kendisine göre aslında hepsi birbiriyle bağlantılı olan bir dizi olayı kanıt
01:36olarak önümüze koyuyor.
01:38Gelin şimdi yazarın çirdiği bu desene daha yakından bakalım.
01:41Yazarın dikkat çektiği ilk yer Karadeniz, ona göre denizde başıboş dolaşan o serseri mayınlar var ya, işte onlar.
01:49Sonra Türk ticari gemilerini yapılan saldırılar, hatta kıyılarımıza vuran o kimliği belirsiz SİHA'lılar, İHA'lar, bunların hiçbiri tesadüf değilmiş.
01:58Hepsi daha büyük bir planın parçasıymış.
02:01Yazarın çizdiği bu tablo sadece kuzeyle sınırlı değil tabii.
02:05Desen güney ve doğu sınırlarımıza da devam ediyor.
02:08Yazar diyor ki bölücü unsurların İran sınırına yığılması ya da bölgedeki bazı önemli hedeflere yapılan saldırılar, bunlar da kesinlikle rastgele
02:17değil.
02:17Tam tersine tansiyonu bilinçli olarak yükseltmek için atılmış adımlar.
02:22Ve desenin bir diğer parçası da İran ve Körfez.
02:24Yazara göre İran'a yapılan saldırılar aslında bir nevi aldatmaca, bir yem.
02:29Asıl hedefin her an yön değiştirip Türkiye'nin şehirlerine dönebileceğini iddia ediyor.
02:34Yani onun iddiasına göre karşımızda çok katmanlı bir kuşatma stratejisi var.
02:39Kısacası yazarın ortaya koyduğu tüm bu parçaları birleştirdiğimizde karşımıza böyle bir tablo çıkıyor.
02:46Karadeniz'deki o mayınlar, gebilere saldırılar, sınırdaki hareketlilik, yazara göre bunların hiçbiri tesadüf değil.
02:53Hepsi Türkiye'yi hedef alan büyük bir provokasyonun, bir desenin parçası.
02:58Peki iyi de tüm bu olaylardan yazar nasıl bir sonuca varıyor?
03:02İşte metnin bu bölümünde modern savaşın doğasına dair oldukça hatta fazlasıyla karamsar bir tablo kiziliyor.
03:09Yazar diyor ki artık bildiğimiz, alıştığımız hiçbir kural geçerli değil.
03:14Bu tablo sanırım yazarın ne demek istediğini en net şekilde özetliyor.
03:18Ona göre o çok konuşulan savaş hukuku, insan hakları, uluslararası hukuk falan var ya bunların hepsi artık kağıt üzerinde kalmış
03:25birer hayal.
03:26Sahada gerçekte oyunu kuran tek bir şey var, güç, kudret ve ne yazık ki vahşet.
03:32Yazar bu fikrini desteklemek için de geçmişle bir bağlantı kuruyor.
03:36Diyor ki dün yaşananlar neyse bugün farklı coğrafyalarda yaşananlar da aslında ondan farksız.
03:42Hatta belki de bir adım daha ötesinde daha da kötüsü yaşanıyor.
03:46Ve ona göre bu durum savaşın artık tamamen kuralsızlaştığının en net kanıtı.
03:51Peki yazar bu kadar karanlık bir tablo çizdikten sonra ne öneriyor?
03:56İşte tam bu noktada gerçekten de çok radikal, bir o kadar da somut bir çözüm önerisiyle karşımıza çıkıyor.
04:03Ona göre bu tehditlerle başa çıkmanın tek bir yolu var, savunma anlayışımızı kökten değiştirmek.
04:08Yazarın önerdiği hayatta kalma stratejisi üç adımdan oluşuyor.
04:12Bir diyor İran'dan ders alalım, kritik savunma sanayimizi yerin altına taşıyalım.
04:16İki, tarihe bakalım 2. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın yaptığı gibi yeraltı fabrikaları kuralım.
04:22Ve üç, ki yazara göre bu bir Türk mecburiyeti, tüm hayati savunma ve yaşam destek sistemlerimizi en güçlü silahların bile
04:29delemeyeceği kadar derinlere inşa edelim.
04:32Yani bu yazarın gözünde bir seçenek değil, bir zorunluluk.
04:35Ve bahsettiği hazırlığın ölçeği gerçekten de akıl alacak gibi değil.
04:40Yani öyle birkaç yıllık bir plandan falan bahsetmiyor yazar.
04:43Ülkeyi 10 yıllar boyunca ayakta tutabilecek, hatta savaşı yerin altından devam ettirebilecek devasa bir altyapıdan söz ediyor.
04:51Şimdi, bütün bu tehdit senaryolarına ve yeraltı şehirleri planlarına bakınca metin çok karamsar bitecekmiş gibi duruyor değil mi?
04:58Ama hiç de öyle değil.
04:59Yazar tam tersine son bölümde Türkiye'nin gücüne ve potansiyeline olan sarsılmaz inancını anlatıyor.
05:05Yazar bu konuda oldukça iddialı.
05:07Ona göre, Türk ordusu sahip olduğu kapasiteyle, geliştirdiği yerli ve milli yazılımlarla zaten şu anda dünyanın en güçlü ilk beş
05:16ordusundan biri.
05:17Hatta bu inanç metnin temel dayanak noktalarından birini oluşturuyor.
05:21Ve Metin, işte bu gerçekten çok güçlü ve iddialı bir sözle bitiyor.
05:26Yazara göre, karşılaşılan ne kadar zorluk olursa olsun bunlar birer engel değil,
05:31aksine Türkiye'yi daha da yukarıya taşıyacak birer basamak.
05:34Kısacası, metnin son mesajı bu, bizim için yükselmenin sınırı yoktur.
05:39Tüm bu analizin sonunda, yazarın metninin tam merkezine koyduğu o soruyla baş başa kalıyoruz aslında.
05:45Etrafımızdaki onca belirsizlik ve yazarın anlattığı türden tehditler karşısında,
05:49ayakta kalmanın ve geleceği kazanmanın yolu gerçekten de her senaryoya karşı en hazırlıklı olmak mı?
05:55İşte bu soru üzerine düşünmeye değer.
05:58İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar