00:00Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs'taki barış gücü misyonu tam 62 yıldır devam ediyor, dile kolay.
00:06Peki bu görev gerçekten bir başarı öyküsü mü yoksa madalyonun bir de öteki yüzü, yani göz ardı edilen gerçekler mi
00:13var?
00:13İşte Prof. Dr. Atatun'un analizine dayanarak bu çok uzun görevin ardındaki o tartışmalı tarihe ve farklı bakış açılarına gelin
00:21yakından bakalım.
00:22Her şey aslında BM özel temsilcisi Kasim Diagne'nin bu çok net ifadesiyle başlıyor.
00:28Başardık diyorlar 62 yıldır barışı koruyoruz, resmi görüş bu.
00:33Yani misyonun adadaki toplumlar arası çatışmayı önlediği ve barışı başarıyla koruduğu söyleniyor.
00:39Hikayenin resmi başlangıç noktası tam da burası.
00:43Ama işte tam bu noktada yazar çok kritik bir soru ortaya atıyor, peki tarihi kayıtlarda aynı şeyi mi söylüyor?
00:50Bu başarı hikayesi gerçeklerle ne kadar örtüşüyor?
00:53Bu analiz tam da bu sorunun peşine düşüyor ve o resmi anlatıya adeta meydan okuyor.
00:58Gelin önce işin resmi tarafına bir bakalım.
01:02Yani BM'nin kendi bakış açısına bu 62 yıllık misyonun temel amacı neydi, gerekçesi neydi?
01:08Önce onu bir anlayalım.
01:09Düşünsenize 62 yıl.
01:11Bu gerçekten çok uzun bir süre.
01:13Hatta bu görev Birleşmiş Milletler'in en uzun soluklu barış gücü operasyonlarından biri.
01:18Bu süre bile tek başına misyonun ne kadar köklü olduğunu ve adanın modern tarihinin nasıl da ayrılmaz bir parçası hale
01:25geldiğini gösteriyor.
01:26Peki amaç neydi?
01:28Aslında kağıt üzerinde her şey çok net.
01:31İki toplum arasında bir nevi tampon bölge oluşturmak, çatışmaların yeniden alevlenmesinin önüne geçmek.
01:37Yani temel hedef barışı korumaktı.
01:40Bu kadar basit.
01:41Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne.
01:43Yazarın bu resmi hikayeyi nasıl temelden sarstığını bir görelim.
01:47Profesör Atun diyor ki, BM'nin bu kendi kendine yaptığı değerlendirme aslında büyük hatalarla dolu ve en önemlisi tarihi gerçeklerin
01:55çok ama çok önemli bir kısmını görmezden geliyor.
01:59Yazarın ana tezi aslında şu, 62 yıldır barış var demek, çok büyük bir şeyi yok saymak demek.
02:04Neyi mi?
02:05Tam da BM güçleri adadayken, Kıbrıslı Türklerin 10 yıl boyunca yaşadığı o korkunç acıları, o şiddet dolu dönemi tamamen unutturuyor.
02:13Peki ne oldu o 10 yılda?
02:14Yazarın BM misyonunun en büyük başarısızlığı olarak gördüğü o 1964-1974 arası dönemde Kıbrıslı Türkler tam olarak ne yaşadı?
02:24Yazarın gözünden olayların akışına bir bakalım.
02:271960'da ortak bir cumhuriyet kuruluyor, her şey güzel başlayacak gibi ama sadece 3 yıl sonra 1963'de Kıbrıslı Türklere yönelik saldırılar
02:36patlak veriyor.
02:37Hemen ardından 1964'de BM barış gücü adaya geliyor ve 10 yıl sonra 1974'de de Türkiye'nin barış harekatı gerçekleşiyor.
02:47İşte yazarın tüm argümanı bu kronoloji üzerine kurulu.
02:51Yazar o 10 yılı anlatırken gerçekten çok somut, çok ağır iddialar ortaya koyuyor.
02:56Bunlar öyle sıradan siyasi anlaşmazlıklar falan değil, bakın nelerden bahsediyor.
03:00Savunmasız Türk köylerine yapılan silahlı saldırılar, evlerin yağmalanması, yakılması, hayvanların, tahılların çalınması,
03:07Üstüne bir de ağır bir ekonomik ambargo.
03:09Yetmiyor, Türk köylerinin suyu, elektriği kesiliyor ve devlet işlerinden tamamen dışlanıyorlar.
03:14Yani günlük hayatı felç eden ağır bir insani baskıdan söz ediyor.
03:18Ve işte belki de en çarpıcı iddia bu rakam, %3.
03:23Yazar diyor ki, Kıbrıslı Türkler adanın sadece %3'lük bir alanına hapsedildi.
03:29Düşünün adanın kurucu ortağı olan bir toplum, kendi vatanının toprağının sadece bu kadarcık bir kısmına sıkıştırılıyor.
03:36Tecridin boyutunu anlatmak için daha iyi bir rakam olamazdı herhalde.
03:41İşte yazarın anlatımında tam bir zıtlık görüyoruz burada.
03:44Bir tarafta BM'nin resmi görevi var, biz barışı korumak, çatışmayı önlemek için buradayız.
03:49Diğer tarafta ise yazarın aktardığı gerçeklik var, BM güçleri katliamları sadece izledi, Türkleri korumakta başarısız oldu,
03:57hatta hatta şiddet olayları yaşanırken, plajlarda güneşlenirken görüldükleri bile iddia ediliyor.
04:03Yani tam bir eylemsizlik ve kayıtsızlık suçlaması.
04:06Yazar, o dönem yaşananların ne kadar vahim olduğunu anlatmak için bugünle çok çarpıcı, hatta epey provokatif bir bağlantı kuruyor.
04:15Diyor ki, o dönem Kıbrıslı Türklerin yaşadıkları, bugün Gazze'de yaşananların aynısıydı.
04:21Bu benzetme, onun bakış açısını ne kadar sert ve iddialarını ne kadar ciddi olduğunu ortaya koyuyor.
04:27Peki, yazara göre bu 10 yıllık kanlı dönem nasıl bitti?
04:31Adaya gerçek barış nasıl geldi?
04:33İşte şimdi anlatının kilit noktasına, o dönüm noktasına geliyoruz.
04:38Ve işte yazarın belki de en çok tartışma yaratan tezi burada karşımıza çıkıyor.
04:42Diyor ki, adaya barışı Birleşmiş Milletler falan getirmedi.
04:46Barış ancak ve ancak Türkiye'nin 1974'teki askeri müdahalesinden sonra geldi.
04:52Bu iddia, barışın sebebini de, zamanlamasını da tamamen bambaşka bir yere oturtuyor.
04:57Hatta bunu kendi kelimeleriyle o kadar net söylüyor ki,
05:01adaya barış diyor, Türkiye'nin Mutlu Barış Harekatı'nı yapmasından sonra geldi.
05:05O günden beri de kimsenin burnu bile kanamadı.
05:08Ona göre kalıcı istikrarın ve çatışmasızlığın tek sebebi bu.
05:12Peki, tüm bu tarihsel analizden sonra yazar bugün için nasıl bir sonuca ulaşıyor?
05:18BME'nin adadaki rolünü günümüzde nasıl değerlendiriyor?
05:21Sonuç çok net.
05:23Yazara göre bu 62 yıllık misyon bir başarı hikayesi falan değil.
05:26Tam tersine bu bir başarısızlığın ve çözümsüzlüğün sembolü.
05:30Yani BME'nin adadaki varlığı aslında sorunun çözülemediğinin ve misyonun hedefine ulaşamadığının en büyük kanıtı.
05:37Ve doğal olarak bu analizin sonunda bir de çağrı yapıyor.
05:40Artık BME barış gücünün adadaki görevine devam edip etmemesi gerektiğinin tartışılmasını istiyor.
05:46Hatta rolünün temelden sorgulanması gerektiğini, zamanı geldiğinde de adadan tamamen ayrılması gerektiğini savunuyor.
05:53Ve böylece yazarın bu analizi bizi şu kocaman soruyla baş başa bırakıyor.
05:5762 yılın sonunda BME misyonu gerçekten bir barış güvencesi mi yoksa aslında bir başarısızlık sembolü mü?
06:04Bir tarafta biz 62 yıldır barışı koruduk diyen resmi bir ses,
06:08diğer tarafta ise bu anlatıyı kökünden reddeden,
06:10acılarla dolu bir 10 yılı hatırlatan ve barışın tanımını bambaşka bir yere koyan bir karşı tez var.
06:15Bu iki zıt bakış açısı ortadayken karar size kalmış.
Yorumlar