Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 ay önce
Prof. Dr. Ata Atun bu makalesinde, Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün Kıbrıs’taki etkisizliğini ve adadaki tarihi gerçekleri göz ardı eden tutumunu eleştirmektedir. Yazar, 1964 ile 1974 yılları arasında Kıbrıslı Türklerin uğradığı insanlık dışı saldırıların ve ambargoların BM gözetimi altında yaşandığını vurgulamaktadır. BM temsilcilerinin iddialarının aksine, adadaki asıl huzur ortamının ancak 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında sağlandığı savunulmaktadır. Kaynak, uluslararası misyonun Türk toplumuna yönelik katliamlara seyirci kaldığını belirterek bu gücün adadaki varlığının sorgulanması gerektiğini ifade eder. Sonuç olarak, BM’nin başarısız bir sembol haline geldiği ve misyonunun artık sadece ara bölgeyle sınırlandırılması gerektiği önerilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs'taki barış gücü misyonu tam 62 yıldır devam ediyor, dile kolay.
00:06Peki bu görev gerçekten bir başarı öyküsü mü yoksa madalyonun bir de öteki yüzü, yani göz ardı edilen gerçekler mi
00:13var?
00:13İşte Prof. Dr. Atatun'un analizine dayanarak bu çok uzun görevin ardındaki o tartışmalı tarihe ve farklı bakış açılarına gelin
00:21yakından bakalım.
00:22Her şey aslında BM özel temsilcisi Kasim Diagne'nin bu çok net ifadesiyle başlıyor.
00:28Başardık diyorlar 62 yıldır barışı koruyoruz, resmi görüş bu.
00:33Yani misyonun adadaki toplumlar arası çatışmayı önlediği ve barışı başarıyla koruduğu söyleniyor.
00:39Hikayenin resmi başlangıç noktası tam da burası.
00:43Ama işte tam bu noktada yazar çok kritik bir soru ortaya atıyor, peki tarihi kayıtlarda aynı şeyi mi söylüyor?
00:50Bu başarı hikayesi gerçeklerle ne kadar örtüşüyor?
00:53Bu analiz tam da bu sorunun peşine düşüyor ve o resmi anlatıya adeta meydan okuyor.
00:58Gelin önce işin resmi tarafına bir bakalım.
01:02Yani BM'nin kendi bakış açısına bu 62 yıllık misyonun temel amacı neydi, gerekçesi neydi?
01:08Önce onu bir anlayalım.
01:09Düşünsenize 62 yıl.
01:11Bu gerçekten çok uzun bir süre.
01:13Hatta bu görev Birleşmiş Milletler'in en uzun soluklu barış gücü operasyonlarından biri.
01:18Bu süre bile tek başına misyonun ne kadar köklü olduğunu ve adanın modern tarihinin nasıl da ayrılmaz bir parçası hale
01:25geldiğini gösteriyor.
01:26Peki amaç neydi?
01:28Aslında kağıt üzerinde her şey çok net.
01:31İki toplum arasında bir nevi tampon bölge oluşturmak, çatışmaların yeniden alevlenmesinin önüne geçmek.
01:37Yani temel hedef barışı korumaktı.
01:40Bu kadar basit.
01:41Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne.
01:43Yazarın bu resmi hikayeyi nasıl temelden sarstığını bir görelim.
01:47Profesör Atun diyor ki, BM'nin bu kendi kendine yaptığı değerlendirme aslında büyük hatalarla dolu ve en önemlisi tarihi gerçeklerin
01:55çok ama çok önemli bir kısmını görmezden geliyor.
01:59Yazarın ana tezi aslında şu, 62 yıldır barış var demek, çok büyük bir şeyi yok saymak demek.
02:04Neyi mi?
02:05Tam da BM güçleri adadayken, Kıbrıslı Türklerin 10 yıl boyunca yaşadığı o korkunç acıları, o şiddet dolu dönemi tamamen unutturuyor.
02:13Peki ne oldu o 10 yılda?
02:14Yazarın BM misyonunun en büyük başarısızlığı olarak gördüğü o 1964-1974 arası dönemde Kıbrıslı Türkler tam olarak ne yaşadı?
02:24Yazarın gözünden olayların akışına bir bakalım.
02:271960'da ortak bir cumhuriyet kuruluyor, her şey güzel başlayacak gibi ama sadece 3 yıl sonra 1963'de Kıbrıslı Türklere yönelik saldırılar
02:36patlak veriyor.
02:37Hemen ardından 1964'de BM barış gücü adaya geliyor ve 10 yıl sonra 1974'de de Türkiye'nin barış harekatı gerçekleşiyor.
02:47İşte yazarın tüm argümanı bu kronoloji üzerine kurulu.
02:51Yazar o 10 yılı anlatırken gerçekten çok somut, çok ağır iddialar ortaya koyuyor.
02:56Bunlar öyle sıradan siyasi anlaşmazlıklar falan değil, bakın nelerden bahsediyor.
03:00Savunmasız Türk köylerine yapılan silahlı saldırılar, evlerin yağmalanması, yakılması, hayvanların, tahılların çalınması,
03:07Üstüne bir de ağır bir ekonomik ambargo.
03:09Yetmiyor, Türk köylerinin suyu, elektriği kesiliyor ve devlet işlerinden tamamen dışlanıyorlar.
03:14Yani günlük hayatı felç eden ağır bir insani baskıdan söz ediyor.
03:18Ve işte belki de en çarpıcı iddia bu rakam, %3.
03:23Yazar diyor ki, Kıbrıslı Türkler adanın sadece %3'lük bir alanına hapsedildi.
03:29Düşünün adanın kurucu ortağı olan bir toplum, kendi vatanının toprağının sadece bu kadarcık bir kısmına sıkıştırılıyor.
03:36Tecridin boyutunu anlatmak için daha iyi bir rakam olamazdı herhalde.
03:41İşte yazarın anlatımında tam bir zıtlık görüyoruz burada.
03:44Bir tarafta BM'nin resmi görevi var, biz barışı korumak, çatışmayı önlemek için buradayız.
03:49Diğer tarafta ise yazarın aktardığı gerçeklik var, BM güçleri katliamları sadece izledi, Türkleri korumakta başarısız oldu,
03:57hatta hatta şiddet olayları yaşanırken, plajlarda güneşlenirken görüldükleri bile iddia ediliyor.
04:03Yani tam bir eylemsizlik ve kayıtsızlık suçlaması.
04:06Yazar, o dönem yaşananların ne kadar vahim olduğunu anlatmak için bugünle çok çarpıcı, hatta epey provokatif bir bağlantı kuruyor.
04:15Diyor ki, o dönem Kıbrıslı Türklerin yaşadıkları, bugün Gazze'de yaşananların aynısıydı.
04:21Bu benzetme, onun bakış açısını ne kadar sert ve iddialarını ne kadar ciddi olduğunu ortaya koyuyor.
04:27Peki, yazara göre bu 10 yıllık kanlı dönem nasıl bitti?
04:31Adaya gerçek barış nasıl geldi?
04:33İşte şimdi anlatının kilit noktasına, o dönüm noktasına geliyoruz.
04:38Ve işte yazarın belki de en çok tartışma yaratan tezi burada karşımıza çıkıyor.
04:42Diyor ki, adaya barışı Birleşmiş Milletler falan getirmedi.
04:46Barış ancak ve ancak Türkiye'nin 1974'teki askeri müdahalesinden sonra geldi.
04:52Bu iddia, barışın sebebini de, zamanlamasını da tamamen bambaşka bir yere oturtuyor.
04:57Hatta bunu kendi kelimeleriyle o kadar net söylüyor ki,
05:01adaya barış diyor, Türkiye'nin Mutlu Barış Harekatı'nı yapmasından sonra geldi.
05:05O günden beri de kimsenin burnu bile kanamadı.
05:08Ona göre kalıcı istikrarın ve çatışmasızlığın tek sebebi bu.
05:12Peki, tüm bu tarihsel analizden sonra yazar bugün için nasıl bir sonuca ulaşıyor?
05:18BME'nin adadaki rolünü günümüzde nasıl değerlendiriyor?
05:21Sonuç çok net.
05:23Yazara göre bu 62 yıllık misyon bir başarı hikayesi falan değil.
05:26Tam tersine bu bir başarısızlığın ve çözümsüzlüğün sembolü.
05:30Yani BME'nin adadaki varlığı aslında sorunun çözülemediğinin ve misyonun hedefine ulaşamadığının en büyük kanıtı.
05:37Ve doğal olarak bu analizin sonunda bir de çağrı yapıyor.
05:40Artık BME barış gücünün adadaki görevine devam edip etmemesi gerektiğinin tartışılmasını istiyor.
05:46Hatta rolünün temelden sorgulanması gerektiğini, zamanı geldiğinde de adadan tamamen ayrılması gerektiğini savunuyor.
05:53Ve böylece yazarın bu analizi bizi şu kocaman soruyla baş başa bırakıyor.
05:5762 yılın sonunda BME misyonu gerçekten bir barış güvencesi mi yoksa aslında bir başarısızlık sembolü mü?
06:04Bir tarafta biz 62 yıldır barışı koruduk diyen resmi bir ses,
06:08diğer tarafta ise bu anlatıyı kökünden reddeden,
06:10acılarla dolu bir 10 yılı hatırlatan ve barışın tanımını bambaşka bir yere koyan bir karşı tez var.
06:15Bu iki zıt bakış açısı ortadayken karar size kalmış.
Yorumlar

Önerilen