00:00Türkiye'nin yakın tarihini en çok sarsan olaylardan biri 15 Temmuz darbe girişimi.
00:05İşte bu olayın tam merkezindeki isimlerden biri eski tümgeneral Mehmet Dişli.
00:10Mahkemede yaptığı savunma var ya resmen tarihin bilinen akışına meydan okuyor.
00:15Gelin şimdi Dişli'nin o çok konuşulan ifadesinin satır aralarına birlikte bakalım.
00:20İşte savunmanın belki de en kilit, en can alıcı cümlesi bu.
00:24Düşünün mahkeme salonundasınız ve Mehmet Dişli dönemin genelkurmay başkanı Hulusi Akar'a dönüp aynen böyle soruyor.
00:31Bu tek bir soru aslında davanın bütün düğümünü, bütün çatışmasını özetliyor.
00:35Ve Dişli savunmasını tam da bu eksen üzerine kuruyor.
00:39Evet ilk bölüm Dişli'nin savunmasının temel taşı kafana silah dayadın mı?
00:44İşte zıtlaşma tam olarak burada başlıyor.
00:47Bir tarafta resmi anlatı var diyor ki Dişli Akar'ın kafasına silah dayadı ve onu rehin aldı.
00:54Diğer tarafta ise Mehmet Dişli var.
00:56O da diyor ki bu tamamen bir kurgu, standart bir yalan ve bu yalandan en çok faydayı gören de Hulusi
01:03Akar'ın ta kendisi.
01:05Gördüğünüz gibi arada devasa bir fark var.
01:08Dişli savunmasında öyle bir şey yapıyor ki herhalde mahkeme tarihinde pek görülmemiştir.
01:14İddianın mantıksızlığını kanıtlamak için gidip bir yapay zekaya danıştığını söylüyor.
01:19Evet yanlış duymadınız yapay zekaya.
01:21Bu hamle bile tek başına davanın ne kadar tuhaf, ne kadar sıra dışı bir yolda ilerlediğini gösteriyor.
01:27Peki yapay zeka ne cevap vermiş dersiniz?
01:31Tek kelimeyle özetlemiş durumu.
01:33Ne mantıklı ne de rasyonel.
01:35Dişli de bu cevabı alıp mahkemeye sunuyor işte.
01:37Diyor ki bakın bir makine bile bu senaryonun ne kadar akıl dışı olduğunu anlıyor.
01:42Böylece suçlamanın temelden çürük olduğunu iddia ediyor.
01:45Gelelim ikinci bölüme.
01:46Konumuz bu defa medya ve dişlinin kabataş yalanı olarak nitelendirdiği iddialar.
01:51Dişli medyaya karşı çok net ve sert suçlamalar yöneltiyor.
01:56Diyor ki benim daha resmi ifadem bile alınmamışken hakkımda inanılmaz bir karalama kamparyası, vahşi bir medya saldırısı başladı.
02:04Özellikle de gazeteci Abdulkadir Selvi hedefine koyuyor.
02:08Selvi'nin yazdıklarını kamuoyunun bildiği o meşhur kabataş yalanına benzetiyor.
02:13Hatta daha da ileri gidip süzme FETÖ'cü dediği Tuncay Opçin ile Selvi arasında bir iftira ortaklığı olduğundan bahsediyor.
02:20Dişlinin medyaya karşı biriken öfkesi savunmasında işte bu tek cümlede patlıyor.
02:27Bu sözler sadece bir öfke değil aynı zamanda hissettiği çaresizliğin ve isyanın da bir ifadesi aslında.
02:33Peki en kritik suçlama yani FETÖ üyeliği iddiası bu nereden çıktı?
02:38Dişli savunmasının bu kısmında bu suçlamanın kaynağına iniyor ve tek bir adresi tek bir kişiyi işaret ediyor.
02:46Dişli'ye göre bütün meselenin başlangıcı işte bu.
02:49Emekli askeri hakim Zeki Üçok'un hazırladığı iddia edilen bir fişleme yani bir nevi profilleme listesi.
02:57Diyor ki benim terör örgütü üyesi diye damgalanmamın o FETÖ çuvalına atılmamın sebebi somut deliller değil işte bu liste.
03:07Ve o listenin içindeki çelişki de tam olarak burada.
03:11Bakın Zeki Üçok'un iddiası ne?
03:13Dişli askeri lisedeyken takibe alındı yani takipli personeldi.
03:18Mehmet Dişli'nin cevabı ise çok net bir saniye ben sivil lise mezunuyum.
03:23Hayatımda ne askeri lise okudum ne de tek bir gün soruşturma geçirdim.
03:27Yani Dişli argümanının tam merkezine kendisine göre bariz bir maddi hatayı koyuyor.
03:33Ve Dişli'nin Zeki Üçok'a olan öfkesi mahkeme salonunda bu sorularla adeta patlıyor.
03:39Bu sadece bir savunma değil aynı zamanda çok sert bir hesap sorma.
03:44İşte tam bu noktada savunmada ipler kopuyor.
03:47Bu sözlerden sonra Dişli mahkeme salonunda gözyaşlarına hakim olamıyor ve bir süre savunmasına devam edemiyor.
03:53Yıllardır biriken o yükün suçlamaların ağırlığının patladığı an bu olsa gerek hatta duruşmaya ara verilmek zorunda kalınıyor.
04:00Şimdi savunmanın belki de en inanılmaz en absürt kısmına geliyoruz.
04:04Dişli kendisine açılan bir tazminat davasını anlatıyor ve bu dava üzerinden aslında bütün sistemin işleyişini nasıl eleştirdiğini göreceğiz.
04:13Dinleyin gerçekten çok şaşıracaksınız.
04:15Olayın akışı şöyle bakın ne kadar ilginç.
04:18Birinci adım Merzifon'daki hava üssü 15 Temmuz'dan tam 2 ay önce bakıma alınıyor ve kapatılıyor.
04:24İkinci adım 15 Temmuz darbe girişimi oluyor ve üçüncü adım yani en inanılmazı devlet Mehmet Dişli'den o tarihte zaten kapalı
04:33olan Merzifon üstünden havalanmayan uçaklar harcanmayan yakıt ve kullanılmayan mühimmat için tazminat istiyor.
04:39Dişli de bunu davanın mantıkla bağdaşmadığının en somut kanıtı budur diye sunuyor.
04:45Bu tazminat davası için Dişli'nin kullandığı kelime çok ama çok ağır.
04:49Haraç.
04:50Diyor ki dilim varmıyor söylemeye ama bakanlık bizden resmen haraç istiyor.
04:55Bu kelimeyi seçmesi devletin kurumlarının kendisine adil davranmadığına dahil inancını ve ne kadar köşeye sıkışmış hissettiğini gösteriyor.
05:03Gelelim darbenin kalbindeki o gizemli yapıya yurtta suh konseyi.
05:08Kimdi bu konseyin üyeleri neden hala tam olarak aydınlatılamadı?
05:12Dişli'nin bu konudaki iddiaları çok dikkat çekici.
05:15İşte Dişli'nin savunmasındaki en kritik mantık silsilelerinden biri bu.
05:20Diyor ki bakın ortada Hulusi Akar'ın adının konsey başkanı olarak geçtiği bir belge var ama bu belgeye kimse dokunmuyor
05:26görmezden geliniyor.
05:27Ama diyor benim ismimin yanında sadece devam yazan bir görevlendirme listesi benim konsey üyesi olduğuma dair en büyük kanıt sayılıyor.
05:35İşte bu duruma çifte standart diyor ve delillerin seçilerek kullanıldığını iddia ediyor.
05:39Bakın Dişli böyle bir konsey yoktu demiyor.
05:42Tam tersine evet bir konsey vardı diyor.
05:45Ama asıl iddiası şu bu konseyin gerçek üyelerinin kim olduğunun ortaya çıkarılması ya kasten ya da bilinçsizce engellendi.
05:53Bu da aslında darbenin arkasındaki asıl karar vericilerin perdelendiği imasını taşıyor.
05:58Ve şimdi geliyoruz son bölüme belki de Dişli'nin en çarpıcı iddiasına.
06:03Ona göre tutuklanmasının hatta 15 Temmuz'un kendisinin arkasında yatan asıl sebep bambaşka.
06:09Şu zamanlamaya bir bakar mısınız?
06:112016'nın başlarında Dişli'nin başında olduğu daire Türk Silahlı Kuvvetleri'nin geleceğine yön verecek devasa bir stratejik proje hazırlıyor.
06:20TSK 2033.
06:21Projenin Cumhurbaşkanı'na sunulacağı tarih ne?
06:2418 Temmuz 2016.
06:26Peki darbe ne zaman oluyor?
06:28Sunumdan sadece 3 gün önce 15 Temmuz'da.
06:31Ve darbeden hemen sonra ne oluyor?
06:33O projeyi hazırlayan daire tamamen kapatılıyor, içindeki herkes de tutuklanıyor.
06:37Dişli'ye göre bu zamanlama bir tesadüf olamaz.
06:40Yani Dişli'nin teorisi şu.
06:4315 Temmuz'un temel nedenlerinden biri basit bir yönetim ele geçirme çabası değil.
06:48Asıl hedef TSK'nın geleceğini şekillendirecek bu stratejik modernizasyon projelerini ve bu projeleri yürüten ekibi,
06:56yani kendilerini tamamen ortadan kaldırmaktı.
06:59Bu darbenin amacına dair bildiğimiz her şeyi sorgulatan bir iddia.
07:03Mehmet Dişli'nin savunması.
07:05Gördüğünüz gibi baştan sona suçlamalarla, duygusal anlarla ve en önemlisi de resmi tarih anlatısına kafa tutan iddialarla dolu.
07:12Cevaplardan çok yeni sorular üretiyor.
07:15Peki sizce tek bir kişinin mahkeme kürsüsünden anlattıkları bir toplumun zihnine kazınmış tarihi olayın algısını değiştirmeye yetebilir mi?
07:23İşte bu sorunun cevabını sanırım zaman gösterecek.
07:26İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar