Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu makale, Türkiye’nin güvenliğini ve geleceğini salt iyi niyetli söylemler yerine stratejik bir gerçekçilik üzerinden değerlendirmektedir. Yazar, akıl ve iradenin ancak somut güç dengeleri ve dış müdahaleler doğru okunduğunda bir anlam ifade edeceğini savunmaktadır. Türk milliyetçiliğinin halktan kopuk bir hamaset değil, küresel projelerden bağımsız bir toplumculuk olması gerektiği vurgulanmaktadır. Güncel "terörsüz Türkiye" söylemleri, ABD ve İsrail’in bölgedeki stratejik çıkarları ve dayattıkları güvenlik mimarisi bağlamında eleştirel bir süzgeçten geçirilmektedir. Sonuç olarak, gerçek barışın başkalarının çizdiği haritalarla değil, devletin kendi egemenlik ve tam bağımsızlık iradesini sahaya yansıtmasıyla mümkün olduğu belirtilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Bir ülkeyi yönetirken sadece iyi niyet yeterli olur mu?
00:04Yoksa sahadaki acımasız gerçekler mi her şeyi belirler?
00:07İşte bugün Özgür Çelik'in analizi üzerinden tam da bu sorunun peşine düşüyoruz.
00:12İdealizm mi yoksa gerçekçilik mi kazanır?
00:15İşte bütün meselenin düğümlendiği yer burası.
00:18Sadece daha iyi bir dünya istemekle gemi yürüyor mu?
00:21Yoksa tarih dediğimiz şey gücü elinde tutanın, şartları doğru okuyanın yazdığı bir hikaye mi?
00:28Yazar bizi tam da bu ikilemle yüzleştiriyor.
00:31Bakın bir tarafta idealizm var.
00:33Hani deriz ya akıl, irade, medeniyet bunlar saf ve güzel hedefler.
00:38Ama yazar diyor ki bir de madalyonun öbür yüzü var.
00:41Gerçekçilik.
00:42Orada o akıl dediğimiz şey güce göre şekillenir.
00:46İradeniz içinde bulunduğunuz şartlara bağlıdır.
00:48Medeniyet ise öyle kendiliğinden gelmez.
00:52Sürekli bir mücadelenin ürünüdür.
00:53Kısacası sadece iyi niyetle yala çıkmak pek de bir işe yaramıyor.
00:58İşte yazarın masal dediği şey de tam olarak bu.
01:01Eğer bir hedefiniz var ama sahadaki güç dengelerini, tarihsel gerçekleri, yani oyunun kurallarını görmezden geliyorsanız,
01:08o zaman elinizdeki şey artık bir politik olmaktan çıkar, sadece güzel bir hikayeye, bir masala dönüşür.
01:14Peki tamam, teori bu.
01:16Ama pratikte nasıl işliyor bu gerçekçi akıl?
01:19Tarihte işe yaradığı olmuş mu?
01:21Hadi gelin birkaç somut örneğe bakalım.
01:24Bu sözü hepimiz biliyoruz değil mi?
01:26Okul duvarlarından, kitaplardan.
01:28İlk bakışta ne kadar coşlu bir slogan gibi duruyor.
01:32Ama yazar diyor ki, hayır bu bir slogan değil, bu o günün şartlarında yapılmış, buz gibi bir stratejik analizdi.
01:39Yani ortada bir umut, nutku yok.
01:42Tam tersine, işgal altındaki bir ülkenin elinde ne var, karşısında kim var, bunu bütün çıplaklığıyla gören, tartan, biçen bir aklın ürünü var.
01:52Bu bir durum tespitiydi.
01:54Yazarın analizine göre başarının formülü işte bu kadar netti.
01:581- Dışarıdan kim ne yapıyor bunu doğru okuyacaksın.
02:012- Kendi gücünü ve rakibin gücünü iyi bileceksin.
02:033- Sabırla doğru anı bekleyeceksin.
02:07Yani mesele hamaset değil, strateji.
02:09Ve bu formül sadece bize özgü de değil sanmayın.
02:12Japonya'nın modelleşme hamlesine bakın.
02:15Savaş sonrası Almanya'nın küllerinden doğuşuna bakın.
02:18Ya da günümüzdeki Çin'in küresel bir güce dönüşmesine.
02:21Yazar, hepsinin temelinde aynı şeyin yaptığını söylüyor.
02:25Hayallere dalmak yerine, dünyayı olduğu gibi görmek ve adımlarını ona göre atmak.
02:29Peki şimdi bu gerçekçi bakış açısını alıp milliyetçilik kavramının kendisine uygularsak karşımıza ne çıkar?
02:37Yazarın tanımı çok net.
02:38Gerçek milliyetçilik, birilerini dışlamak, ötekileştirmek değil, tam tersine o ülkedeki herkesi ama istisnasız herkesi kucaklamaktır.
02:48Eğer bir söylem bölmeye ayırmaya başlıyorsa bilin ki o artık ruhundan kopmuş demektir.
02:54Ve burada karşımıza iki farklı yol çıkıyor.
02:57Bir yanda halkın içinden gelen, gücünü toplumdan alan bir milliyetçilik var.
03:02Diğer yanda ise halktan kopuk, sadece hamasi sloganlara sıkışmış, içi boş bir milliyetçilik.
03:08Yazarın uyarısı da tam bu noktada.
03:10Bu ikincisi, er ya da geç, başkalarının elinde bir aparata dönüşür.
03:15Buraya kadar teoriden ve tarihten bahsettik.
03:18Gelin şimdi bütün bu çerçeveyi alıp günümüzden çok sıcak, çok somut bir konuya uygulayalım.
03:23Terörsüz Türkiye söylemine.
03:25Terörsüz Türkiye.
03:27Şimdi, kim istemez ki?
03:29Kulağına kadar harika geliyor değil mi?
03:31Herkesin ortak hayali bu.
03:33Ama işte o gerçekçi bakış açısı burada devreye giriyor ve o parlak sloganın arkasındaki can alıcı soruları sormamızı istiyor.
03:40Peki, terörsüz ama kimin için?
03:42Ve daha da önemlisi hangi güvenlik mimarisi içinde?
03:45Yani bu oyunun kurallarını kim yazıyor?
03:48Yazarın dile getirdiği endişeler de tam bu soruların cevabında yatıyor.
03:52Acaba bu politika bizi farkında olmadan bir ABD-İsrail güvenlik çemberine mi dahil ediyor?
03:58Egemenliğimiz başkalarının oluruna mı bağlanıyor?
04:01Bölgedeki çatışmaların aslında ne kadar planlı olduğunu gözden mi kaçırıyoruz?
04:05Ve en tehlikelisi sadece bugünü kurtarma hesabıyla ülkenin geleceğini pazarlık masasına mı koyuyoruz?
04:12Çünkü yazarın altını çizdiği acı bir gerçek var.
04:16Amerikan dış politikasında dostluklar, ideolojiler değil, sadece ve sadece kendi çıkarları vardır.
04:23Geri kalan herkes, yani müttefikler, aktörler, gruplar, onlar bu satranç tahtasında sadece o çıkarlara hizmet eden birer araçtır.
04:32Peki o zaman barışın önündeki asıl engel ne?
04:35Bakın yazarın tespiti çok önemli.
04:37Sorun halklarda değil, diyor.
04:40Sorun o bölgeye dışarıdan dayatılan güvenlik planlarında, o jeopolitik projelerde, yani oyunu kuranlarda.
04:48Peki tüm bu analizden sonra elimizde ne kalıyor, nereye varmalıyız?
04:52Yazar argümanını çok güçlü bir çağrıyla sonlandırıyor.
04:55Özetle, gerçek bir ulusal politika, kulağa hoş gelen masallara inanarak değil, sahadaki güç dinamiklerini, yani somut gerçekleri okuyarak yapılır.
05:04Bu kadar basit.
05:04Yani terörsüz Türkiye hedefine, başkalarının kurduğu oyunda bir rol kaparak değil, ancak ve ancak kendi oyununu kurarak, kendi güvenlik stratejini oluşturarak ulaşılabilir.
05:16Eğer bu yapılmazsa ne olur?
05:18İşte o zaman yazarın şu müthiş tespitiyle karşı karşıya kalırız.
05:22En parlak akıl sadece bir temenniye dönüşür.
05:25O çelik gibi irade ise, başkalarının yazdığı bir hikayede küçücük bir dipnot olmaktan öteye gidemez.
05:31Ve sonunda bütün bu analiz bizi tek bir soruya getiriyor.
05:36Bir millet olarak kendi hikayemizi mi yazıyoruz, yoksa farkında olmadan başkasının hikayesinde bir karakter mi oluyoruz?
05:42Yazarın analizine göre, bu sorunun cevabı ne kadar iyi niyetli olduğumuzda değil, gerçekleri ne kadar net görebildiğimizde saklı.
Yorumlar

Önerilen