- 11 saat önce
Ülke TV, Ramazan ayına özel hazırladığı programla İslam ilim geleneğinin temel eserlerinden biri olan İmam Birgivî’nin “Tarîkat-ı Muhammediyye ve Sîret-i Ahmediyye” adlı eserini ekranlara taşıyor.
Ülke TV, Ramazan ayına özel hazırladığı programla İslam ilim geleneğinin temel eserlerinden biri olan İmam Birgivî’nin “Tarîkat-ı Muhammediyye ve Sîret-i Ahmediyye” adlı eserini ekranlara taşıyor.
Asırlardır İslam dünyasında önemli bir başvuru kaynağı olarak kabul edilen eser, Ramazan ayı boyunca sahih ilmin rehberliğinde izleyiciyle buluşacak. Programda, Eski Konya Müftüsü Ahmet Poçanoğlu; Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde uzun yıllar sürdürdüğü vaizlik ve müftülük görevlerinden gelen ilmî birikimi ve tecrübesiyle eseri ele alacak.
Ahmet Poçanoğlu, İslami ilimlerin önemli isimlerinden Fatih Sultan Mehmet Camii Müderrisi Muhammet Emin Saraç’tan aldığı icazetle, Tarîkat-ı Muhammediyye’yi sahih kaynaklar çerçevesinde ve geleneksel ilim anlayışı doğrultusunda izleyiciye aktaracak.
Programda, İslam’ın sahih kaynaklara dayanan yolu, peygamber ahlakı,
İman, ibadet ve gönül terbiyesi, hurafeden uzak, sağlam ilim geleneği içinde değerlendirilecek.
İmam Birgivî’nin yüzyılları aşan çağrısı, günümüz insanına anlaşılır ve güvenilir bir üslupla yeniden hatırlatılacak.
Ramazan ayı boyunca her gün yayınlanacak program, hayatına istikamet arayan izleyiciler için Muhammedî yolun ölçüsünü Ülke TV ekranlarına taşıyacak.
Ülke TV, Ramazan ayına özel hazırladığı programla İslam ilim geleneğinin temel eserlerinden biri olan İmam Birgivî’nin “Tarîkat-ı Muhammediyye ve Sîret-i Ahmediyye” adlı eserini ekranlara taşıyor.
Asırlardır İslam dünyasında önemli bir başvuru kaynağı olarak kabul edilen eser, Ramazan ayı boyunca sahih ilmin rehberliğinde izleyiciyle buluşacak. Programda, Eski Konya Müftüsü Ahmet Poçanoğlu; Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde uzun yıllar sürdürdüğü vaizlik ve müftülük görevlerinden gelen ilmî birikimi ve tecrübesiyle eseri ele alacak.
Ahmet Poçanoğlu, İslami ilimlerin önemli isimlerinden Fatih Sultan Mehmet Camii Müderrisi Muhammet Emin Saraç’tan aldığı icazetle, Tarîkat-ı Muhammediyye’yi sahih kaynaklar çerçevesinde ve geleneksel ilim anlayışı doğrultusunda izleyiciye aktaracak.
Programda, İslam’ın sahih kaynaklara dayanan yolu, peygamber ahlakı,
İman, ibadet ve gönül terbiyesi, hurafeden uzak, sağlam ilim geleneği içinde değerlendirilecek.
İmam Birgivî’nin yüzyılları aşan çağrısı, günümüz insanına anlaşılır ve güvenilir bir üslupla yeniden hatırlatılacak.
Ramazan ayı boyunca her gün yayınlanacak program, hayatına istikamet arayan izleyiciler için Muhammedî yolun ölçüsünü Ülke TV ekranlarına taşıyacak.
Kategori
📺
TV ve DiziDöküm
00:00Vakıf Katılım, Hazreti Muhammed'in yolunu sunar.
00:47İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:00Ve alâ âlihi ve sahbihi ecma'in.
01:03Muhterem seyirciler, bugün asıl olan emri bil maruf mi nehri anil münker,
01:09yani iyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek olduğu halde bunun tersini yapmak.
01:15Kötülüğü emredip iyiliği yasaklamak.
01:21Bu özellikle nifak münafıkların alametidir.
01:26Allah Celle Celaluhu şöyle buyururlar.
01:31Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir.
01:35Onlar birbirlerinin dostudur.
01:37Onlar kötülüğü emreder ve iyiliği de yasaklarlar.
01:41Yine mesela zulmü emretmek ve zalimlerin zulümlerine sözle yardımcı olmak da buna dahildir.
01:50Bunun zıttı olan iyiliği emretmek ve kötülüğü yasaklamak ise bir zarara uğramadan yerine getirilmesine imkan bulduğu zaman
02:00farzı ayın değil ama farzı kifayeder.
02:04Bunu toplumda mutlaka yapan kimselerin bulunması şarttır.
02:09Hiç kimse bunu emri bil maruf nehyanil münkeri yerine getirmez ise o toplum günahkar olur.
02:16Yine bakın Cenab-ı Hak buyuruyor ki sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü de yasaklayan nehyeden bir topluluk bulunsun.
02:30İşte onlar kurtuluşa erenlerdir buyuruyor Ali İmran suresinde.
02:35Ebu Sayin'in Hudri'den, Resulullah Efendimiz'den şöyle işittim diyor.
02:41Sizden hem her kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin.
02:47Buna güç yetiremezse diliyle değiştirsin.
02:52Buna da güç yetiremezse kalbiyle buz etsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.
02:59Ama imana delalettir.
03:01Şimdi öyle oldu ki insanlar kötülük veya çirkin, haram işi gördüğü zaman buz etmek yerine onu ne yapmaktadırlar?
03:11Alkışlamaktadırlar.
03:12Bu hadis-i şerif iyiliği emretmek ve kötülüğü yasaklamanın her şahıs üzerine gereken bir vacip olduğuna delildir.
03:23Ama alimlerin bu konudaki görüşü şu şekildedir.
03:27Fetva da buna göre verilmiştir.
03:30Ortada bir karmaşa olmaması için özellikle kötülüğü el ile yani güç kullanarak değiştirmek yöneticiler ve hüküm icra edenler, hakimler üzerine,
03:44kötü kadılar üzerine.
03:46Kötülüğü dil ile nasihat ederek değiştirmeye çalışmak alimler üzerine.
03:53Kötülüğü kalben buğz ederek değiştirmeye çalışmak, ondan uzak durmak ise halk üzerine vaciptir demişlerdir.
04:01İmamız Ebu Hanife'den nakledilen görüş de bu doğrulsudadır.
04:06İmam Ebu Hanife der ki, bir kimse yöneticinin izni olmadan başkasının kullanmaya elverişli veya olsun veya olmasın,
04:20mesela elindeki çalgı aletini kırarsa bu aletin kıymetini ödemesi onun üzerine vaciptir.
04:29Yani herkes kendi anladığı şekilde emri bil maruf nehyanil müker yapması doğru değildir sözüne bir hüküm olarak, delil olarak getirilmektedir.
04:43Aşağıdaki hadis-i şerifte de ifade edildiği üzere iyiliği emredip kötülüğü yasaklayan kişinin emrettiği şeyi yapan ve yasakladığı şeyden de
04:54sakınan olması şart değildir.
04:56Evet, bu kötülük kötülüktür. Bizler dedik ki Allah'ın Resulü, bütünüyle amel etmedikçe iyiliği emretmeyelim mi?
05:06Bütününden sakınmadıkça kötülüğü yasaklamayalım mı diye sorduk.
05:11Resulullah Efendimiz dedi ki, hayır, hepsiyle amel etmeseniz bile iyiliği emretmeniz, bütününden sakınmasanız bile kötülüğü yasaklamanız gereklidir.
05:24Şunu, şu bir kuraldır. Yani bir şeyi bütünüyle elde edilemezse tamamen terk edilmez.
05:32Yani bütünü elde etmedik diye tamamen bunu terk etmek ne değildir? Doğru değildir.
05:37Yine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, ya Resulullah dediler, şöyle peygamberimize dediler ki,
05:45Ey Allah'ın Resulü, bir köy halkı içinde salihler olduğu halde onlar helak edilir mi diye sordular.
05:53Resulullah Efendimiz evet buyurdu. Ona tekrar dediler ki, neden ey Allah'ın Resulü dediler.
06:00Resulullah Efendimiz şöyle dedi, Allah Celle Celaluhu'ya karşı işlenen isyanları, günahları hafif görüp,
06:08bunlara karşı sessiz kalmalarından neme lazım demelerinden dolayı içinde salih insanlar olduğu halde bir köyün halkı helak edilir buyurdu.
06:20İyiliği emretmek ve kötülüğü yasaklamak cihattan daha ısrarla emredilmiş olup, cihattan daha da üstündür.
06:29Çünkü öldürülme tehlikesi kalmadıysa veya düşmana zarar vermeme kesinlik kazandığında cihat efendim caiz değildir.
06:42Hakkıyla bildiği, hakkıyla iyiliği emretmek ve kötülüğü yasaklamak ise her zaman gereklidir.
06:48Ve bu yolda iyiliği emredip insanlardan kötülüğü nehyeden kimseler öldürülürler ise onlar şehit olarak şehit olmuş kimselerdir.
07:02Bakın Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz la ilahe illallah sözü küçümsenmedikçe söyleyenlere fayda verir.
07:13Ve onlardan azabı ve musibeti geri çevirir buyurdu.
07:17Resulullah'ın ashabı dediler ki Allah'ın Resulü la ilahe illallah sözünün küçümsenmesi ne demektir dedi dediler.
07:26Resulullah Efendimiz şöyle cevap verdi.
07:29Kulun insanın Allah Celle Celaluhu'ya karşı işlenen günah ve isyanlara bakıp da onları reddedip mani olmamaya çalışması tevhidi la
07:41ilahe illallah'ı küçümsemektir dedi.
07:43Yine bakın Resulullah Efendimiz şöyle buyurdu.
07:47Şehitlerin efendisi Hazreti Hamza'dır.
07:52Bir de zalim bir hükümdarın önüne dikilip iyiliği emredip kötülükten yasaklayan ve bundan dolayı da öldürülen kimsenin şehitliği Hazreti Hamza
08:06'nın şehitliği gibidir dedi.
08:08Yine Resulullah Efendimiz cihadın en faziletlerinden bir tanesi zalim bir sultanın ya da zalim bir yöneticinin yanında hak ve doğru
08:19olanı söylemektir buyurdu.
08:22Yine bakın bir başka hadis-i şerifte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdu ki
08:28Allah Celle Celaluhu benden önce herhangi bir ümmete bir peygamber gönderdiyse muhakkak ki o peygamberin ümmeti içinde yardımcıları,
08:39onun sünnetine uyan ve emirlerini yerine getiren ashabı da olmuştur.
08:44O peygamberlerden sonra ardından öyle insanlar geldiler ki yapmadıklarını söylerler ve emrolundukları şeyleri yaparlar ama
08:58kim onlara kötülüklerini gidermeye çalışarak yani o yapmadıkları şeyleri söyleyenlere kötülüklerini gidermeye çalışarak eliyle cihad ederse o kimse mümindir.
09:12Kim onlara diliyle tebliğ ederse, cihad ederse o kimse mümindir.
09:16Kim onlara kalbiyle buğz ederek cihad ederse o da mümindir.
09:21Bunun ötesinde ise hardal tanesi kadar bir iman belirtisi bile yoktur der Resulullah Efendimiz.
09:29Bu sebeple yaptıklarını, insanın yaptığı güzellikleri iyilik olarak insanlara tavsiye etmesi,
09:38iyiliği emretmenin, kötülükten nehyetmenin en güzel üslubudur.
09:43Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz,
09:46İsrailoğulları günaha daldıkları zaman alimleri onları bundan vazgeçirmeye çalıştılar.
09:52Fakat onlar günah işlemekten vazgeçmediler.
09:56Bunun üzerine alimler onların oturdukları meclislerde oturup onlarla beraber yiyip içtiler, onlarla konuştular.
10:03Allah da onların kalplerini, onlarla sohbet ettiler.
10:06Onların kalplerini birbirine benzetti ve onları Hazreti Davud ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle,
10:14onlara kötülüğü yasaklamadıkları için lanet etti.
10:20Bunun sebebi söz dinlememeleri ve haddi aşmalarıdır.
10:24Maide Suresi 78. Ayet-i Kerime'de Allah böyle buyurmuş onların lanetlendiğini bize anlatmış, aktarmıştır.
10:34Resulullah Efendimiz şöyle yaslanarak otururken doğruldu da sonra şöyle dedi.
10:40Hayır, öyle değil. Nefsim kudretinde, kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki o günahkarları zulümden ve günahtan men edip
10:53batıldan hakka çevirmedikleri müddetçe o lanetten de asla kurtulamazlar buyurdu.
11:00Bu haddi şerif günah ve kötülük işleyenleri sadece nehyetmenin günahtan çıkmaya yetmediğine,
11:09bilakis bunun yanı sıra onlara buğz edip kızmak, onlardan ayrılmak ve günahtan uzaklaşmıyorlarsa oturdukları mecliste oturmamak gerektiğine açıkça delalet etmekte,
11:23açıkça bize bunu göstermektedir.
11:25Yine dilin afetlerinden bir tanesi, yerli yersiz ve kaba bir şekilde konuşmaktır.
11:34Kaba ve sert bir şekilde konuşmak, bilhassa bir topluluk içinde edep perdesini yıkarak yerli yersiz konuşmak dilin afetlerindendir.
11:46Kaba ve sertlik göstermenin yeri bizim kendi aramızda değildir.
11:53Bu kaba ve sertlik göstermenin yeri kafirlerin, bitatçıların ve zalimlerin olduğu yerler ve meclislerdir.
12:02Ama biz bir arada bulunduğumuz zaman daha şefkatli ve yumuşak olmalıyız.
12:10Ama şefkatin ve yumuşak olmanın fayda vermediği zamanlarda, özellikle kötülükten yasaklama zamanlarında sertlik göstermek, kabalık göstermek gerekir.
12:24Allah Celle Celaluhu buyuruyor ki bakın, ey peygamber, ey peygamber kafirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara sert davran.
12:36Yine bakın bir başka ayet-i kerimede, kafirler savaş anında sizde bir sertlik bulsunlar.
12:44Yine sakın onlara Allah'ın dinini tatbik etme hususunda sizi bir acıma duygusu kaplamasın.
12:56Yani bu konuda sert olmayı Allah bize emretmektedir.
13:01Bunların dışında güzel bir insanla konuşup tebessüm göstermek, güler yüzlü olmak hep müstehaptır.
13:11Bakın, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur.
13:19Ben dedim ki, sahabeden bir tanesi diyor ki, ben dedim ki, ya Resulallah bana cenneti gerekli kılacak bir şey anlatır
13:28mısın, söyler misin dedim.
13:29Resulullah Efendimiz dedi ki, sana cenneti kazandıracak şey yemek yedirmen, selamı yayman ve güzel konuşmandır buyurdu.
13:43Demek ki bunlar güzel konuşmak insana cenneti kazandırmaktadır.
13:47Yine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, cennette öyle köşkler vardır ki, dışı içinden, içi de dışından görünür buyurdu.
13:59Bunun üzerine sahabeden birisi dedi ki, ey Allah'ın Resulü dedi, bu evler, bu köşkler kimler içindir diye sordu da,
14:09bunun üzerine Resulullah sözünü güzelleştiren, güzel söz söyleyen, yemek yediren, insanlar uyurken kalkıp namaz kılan kimseler içindir buyurdu ki,
14:22gerçekten güzel söz söylemek, cennette köşk sahibi olmak demektir.
14:27Yine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Müslüman kardeşinin yüzüne karşı tebessüm göstermen senin için sadakadır.
14:38Gerçekten tebessüm nedir? Sadaka vermek gibi bir güzellik, bir sevaptır.
14:44Yine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, güler yüzlü bir şekilde insanlara selam vermen de sadakadır.
14:53O halde tebessümü yaygınlaştırmak, güler yüzlü olmak, insan için sadaka vermek, bizzat cebinden çıkarıp dirheminden, dinarından, parasından vermek gibidir.
15:06Bu sebeple günlük hayatımızda güler yüzlü olmak, insanlara umut, insanlara güzellik aşılar, onları bedbillikten, onları ümitsizlikten uzaklaştırır.
15:18Bu sebeple tebessüm etmek suretiyle, birbirimize tebessüm etmek suretiyle sadakalarımızı, sevaplarımızı çoğaltalım inşallah.
15:29Diğer bir husus, bu dilin afetlerinden bir tanesi de, insanların ayıplarını araştırmak.
15:40Buna biz tecessüs, hani casusluk etmeye benzer.
15:44Yani Müslümanların ayıplarını, kusurlarını etraflıca araştırmaktır.
15:51Cenab-ı Hak buyuruyor ki,
15:55Tecessüs etmeyiniz.
15:56Yani gizlice, gizli kusurları, gizlenmiş kusurları araştırmayınız.
16:02Bir gün Resulullah Efendimiz şöyle hitap etti.
16:05Yani ayıp ve kusurları araştıranlara,
16:09ey dilleriyle Müslüman olup da kalplerine iman girmeyen kimseler diye,
16:13ayıpladı o tür insanları ve dedi ki,
16:18İnsanların gıybetini etmeyiniz.
16:21Onların arkasından konuşmayınız.
16:23İnsanların ayıp ve kusurlarını araştırmayınız.
16:27Çünkü her kim, Müslüman kardeşinin ayıp ve kusurlarını araştırırsa,
16:32Allah da onun ayıp ve kusurlarını ortaya çıkarır.
16:36Allah Celle Celaluhu,
16:39her kimin ayıp ve kusurlarını ortaya çıkarırsa,
16:43onu evinin içinde de olsa insanlar arasında rezil rüsva eder.
16:46Demek ki böyle yapmak,
16:49imandan uzak olmak,
16:50imanın kalbe yerleşmemesi demek,
16:53insanların ayıp ve kusurlarını ortaya çıkarmak.
16:56Bu sebeple insanların ayıplarını ortaya çıkarmamak,
17:02bu konuda dikkat etmek,
17:05imanın kamil olmasına,
17:07imanın kalbe yerleşmesine sebeptir.
17:10Sonra edepli olmanın özelliklerinden bir tanesi,
17:18ya da dilin afetlerinden bir tanesi,
17:21özellikle şu anda biz afet olanı,
17:24kötü ahlak olanı anlatıyoruz.
17:28Alimlerin yanında cahillerin söze başlaması.
17:32Gerçekten topluluklarda şunu görüyoruz,
17:35insanlar o kadar çok konuşuyorlar ki,
17:37bilsinler bilmesinler.
17:40Hatta yanında bu konunun uzmanları,
17:43profesörleri olduğu halde,
17:45hocanın yanında,
17:47herkes,
17:48profesörün yanında,
17:50o konunun uzmanının yanında,
17:52herkes hiçbir şey okumadan,
17:54hani toplumumuzda şöyle bir hal var,
17:57bundan kurtulmak lazım.
17:59İnsanlar okumadan alim,
18:02yazmadan katip olmak istiyorlar.
18:04Bu hal, bu durum dilin afetlerindendir.
18:08Bundan uzak olmak gerekir.
18:11Bakın, şöyle denilmiştir,
18:15alimin, alimin cahil üzerindeki,
18:18hocanın da talebesi üzerindeki hakkını sordum da,
18:24büyüklerden birisine sordum da,
18:26şöyle dedi,
18:27her ikisi de birdir.
18:29Alimin cahil,
18:31hocanın da talebesi üzerindeki hakları,
18:34ondan önce söze başlamaması,
18:37ondan ayrılsa bile onun yerine oturmaması,
18:41onun sözüne itiraz etmemesi,
18:44ve yürürken onun önüne geçmemesidir.
18:47Bu ilme, bilgiye saygıdır, hürmettir.
18:51Talim-i Mütallim isimli kitapta der ki,
18:55öğrencinin hocasının önünde yürümemesi,
18:59hocasının yerine oturmaması,
19:02hocasının izni olmadan,
19:04onun huzurunda söze başlamaması,
19:08hocasının yanında çok konuşmaması,
19:11hocasına bıkıllık verecek derecede soru sormaması,
19:15hocanın yanına girmek için uygun vakti beklemesi,
19:21hocasının kapısının önünde sabrederek,
19:25ona hocasının izin vermesini ya da dışarı çıkmasını beklemesi,
19:31ilim sahibine, alime gösterilecek saygı sınıfındadır,
19:36sınıfındandır, saygının şeklidir,
19:39tezahürüdür diye talim-i mütallimde okuyoruz.
19:43Özet olarak, talebe hocasının hoşnutluğunu ister ve öfkesinden çekilir,
19:50Allah'a isyan olmayan şeylerde de onun emirlerini yerine getirir.
19:56Gerçekten de birçok fetva kitabında,
20:00kişinin ilim açısından, kendisinden daha üstün olan birisine,
20:06ona tebliğ edip kendisini ondan üstün görmesi,
20:10ona bazı ifadeler kullanarak hitap etmesinin mekruh olduğu açıkça zikredilmiş.
20:19Terbiyeye, yani hocasına, talebenin bazı şeyleri iyiliği emretmek gibi bir durumla karşı karşıya kalması mekruh olarak görülmüştür.
20:30Yine, dilin afetlerinden bir tanesi ezan ve kamet okunurken konuşmaktır.
20:38Ulema, fukaha demişlerdir ki,
20:41ezan ve kamet esnasında kişinin işlerini bırakıp konuşmasına son vermesi,
20:47hatta mescidin dışındaysa,
20:50Kur'an okumayı da bırakarak ezan ve kameti dinlemesi,
20:54kendisine bu vakitte yani ezanı ve kameti dinlerken verilen selama gelince,
21:05bunu şöyle, yani mümkünse kalben selam vermesi veya daha sonra selamına karşılık vermesi,
21:15yani ezan ve kameti okunurken ezan ve kameti tekrar etmekle meşgul olması müstahaptır.
21:23Bu konuda yani özellikle dikkat etmek, ezana icabet etmek gerekir.
21:30Yine namaz kılarken de konuşmak dilin afetlerindendir.
21:34Namazda Kur'an kıraat edildiği için ve dışındaki,
21:39bunu Kur'an kıraatinin dışındaki sözler söylemek,
21:43bir de Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden rivayet edilen duaların dışında,
21:51işte tahiyyat gibi duaların dışında sözler söylemek yasaklanmıştır.
21:58Bakın biz kitaplara baktığımız zaman şunu görüyoruz,
22:03kişi namaz kılan veya Kur'an okuyan birine selam verdiğinde,
22:09yani o selam verilene kalbiyle karşılık verebilir denilmiştir.
22:16Ya da kişi namaz kılarken dilini başka şeyle meşgul etmediği gibi,
22:23efendim konuşmadığı gibi kalbini de meşgul etmemeli denilmiş.
22:29Namazı bitirdikten sonra ne yapar?
22:32Selam verene karşılık verir denilmiştir.
22:35Yine bu dilin afetlerinden görünen zamanımızda da dikkat etmemiz gereken hususlardan bir tanesi de,
22:44hutbe esnasında konuşmak.
22:47Hutbe esnasında velev ki,
22:49mesela Sübhanallah demek,
22:52Allahümme salli ala seyyidina Muhammed demek,
22:55iyiliği emretmek ve benzeri sebeplerden dolayı dahi olsa,
22:59konuşmak dilin afetlerindendir.
23:02Bakın Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle dedi,
23:07Cuma günü imam hutbe okurken,
23:10arkadaşına konuştuğu zaman sus dersen,
23:14sen de boş söz konuşmuş olursun.
23:17Demek ki bu konuda dikkatli olmak,
23:20hatta zamanımızda dua ederken insanların amin diyerek ellerini kaldırması da hutbe anında doğru görülmemiş,
23:31kötü olarak kabul edilmiş.
23:33Bu sebeple bunlara dikkat etmek gerekir.
23:37Dilin afetlerinden bir tanesi de,
23:41Müslümana beddua etmek.
23:42Bir Müslümana özellikle bilhassa,
23:46mesela işte küfür üzere olması için beddua etmek ki bu en çirki de budur.
23:52Bazı alimlere göre bu şekilde demek,
23:56kişinin kendisinin küfre girmesine sebep olur.
24:01Bundan dolayı beddua ederken etmemek şarttır.
24:05Beddua ederken bile ne yapmak lazım?
24:09Hakikaten kendimizi tehlikeye düşürmemek lazım.
24:14Ama mesela bir başkası, bir Müslümana beddua ederse adam,
24:20mesela zulmünden dolayı değilse,
24:23zalimliğinden dolayı değilse,
24:25bir Müslümana beddua etmek doğru olmaz.
24:29Ama adam zulm ederse,
24:32beddua etmemek onu Allah'a havale etmek gerekir ama,
24:35o zaman o zalimin zulmüne beddua etmek şey görülmüştür,
24:43mumah görülmüştür.
24:44Ama şuna dikkat etmek gerekir,
24:46caiz olmasına rağmen en iyisi şudur,
24:50bir Müslümana asla beddua etmemek,
24:53buna dilimizi alıştırmamak en güzeli budur.
24:57Ancak kafir ve zalime efendim özellikle onlara dua etmek caiz değildir.
25:07Yani onların işlerinin rast gelmesi için dua etmek caiz değildir.
25:12Çünkü kafir ve zalime dua etmek,
25:16onun zulmüne ve küfrüne rıza göstermek demektir.
25:21Ama onların ıslahına,
25:24salih amel işlemelerine,
25:26zulmü terk etmeleri için dua etmek,
25:30caiz görülmüştür,
25:32doğru görülmüştür.
25:34Peki,
25:35geldiğimiz noktada bir de,
25:37Kur'an okurken konuşmak konusundan bahsedeceğim.
25:43Kur'an'ı dinlemek ve okunurken susmak vaciptir.
25:47Allah Celle Celaluhu buyuruyor ki,
25:51Kur'an okunduğu zaman onu dinleyiniz ve susunuz ki,
25:56merhamet olunasınız.
25:58Bu ayette muteber olan,
26:01lafzın umumiliği ve mutlaklığıdır.
26:04Yani özel bir sebepten dolayı,
26:06efendim ve mukayyet kayıtlı oluşu değildir.
26:10Nitekim,
26:11usul ilminde de böyle söylenmiştir.
26:14Ulema şöyle demişlerdir,
26:16İnsanların kendi işleri, güçleriyle meşgul olduğu esnada,
26:21birisi Kur'an okur ise,
26:24Kur'an'ın dinlenmemesi ve susulmamasının günahı,
26:29okuyanın üzerinedir.
26:30O halde,
26:31okuyanın da,
26:32Kur'an okuma konusunda dikkat etmesi gerekir.
26:35Kim Kur'an okumaya başladıktan sonra,
26:38başka bir okunmaya başladıktan sonra,
26:41bir işe başlarsa,
26:43bu yüzden de,
26:44dinleme ve susma hükmüne,
26:46riayet etmez görünmesi sebebiyle,
26:51günaha girmiş olur.
26:54Bakın,
26:54biz kitaplarda şunu görüyoruz,
26:57Kur'an okunduğu esnada,
27:00sesli olarak selam vermek de,
27:03hoş görülmemiştir,
27:05mekruh görülmüştür.
27:06Yine ilim müzakeresi esnasında da,
27:10bir yerde ilmi bir faaliyet çalışma yapılıyor,
27:14ders anlatılıyor ise,
27:16ilim müzakeresini dinleyenlerden birine,
27:20selam vermek nedir?
27:22Doğru görülmemiştir.
27:24Bu sebeple,
27:25eğer bir selam veren olur ise,
27:28onun selam vermesi,
27:30doğru görülmemiştir.
27:31Aynen bunun gibi,
27:33ezan ve kâmet okunurken,
27:35okuyana ve dinleyene,
27:37selam verilmez.
27:38Sahih olan görüşe göre,
27:40bu esnada,
27:41selama karşılık da verilmez.
27:43Biz fıkıh kitaplarında,
27:46şöyle görüyoruz,
27:49şunu görüyoruz,
27:49Kur'an okurken de,
27:51ilim müzakere edilirken,
27:52selama karşılık vermek,
27:55vacip midir yoksa,
27:57konuşulmayacak mıdır,
27:58cevap verilmeyecek midir diye tartışılmış.
28:02Bu esnada,
28:04selama karşılık vermek,
28:07efendim vacip değildir.
28:09Kalben selam verebilir.
28:11Hutbe esnasında da,
28:13selama karşılık vermek,
28:15caiz değildir denilmiştir.
28:18Pekala,
28:19bir de,
28:20Müslümanları ayıplamak,
28:21Müslümana kötü lakab takmak,
28:24dilin afetlerindendir.
28:26Müslümanı tarif etmek gibi,
28:28zorunluluk olmadan,
28:29kötü bir lakab takmak,
28:31onu kötü lakabıyla anmak,
28:33caiz değildir.
28:34Ama,
28:35güzel lakab takmak,
28:36caizdir.
28:37Bakın,
28:37Allah Celle Celaluhu buyuruyor ki,
28:39birbirinizi kötü,
28:41birbirinize kötü at takmayın.
28:43İman ettikten sonra,
28:45fasıklıkla anılmak ne kötüdür.
28:47Günahlarına tevbe etmeyenler yok mu?
28:50İşte onlar zalimlerdir.
28:51Bu sebeple,
28:53insanlara kötü lakab takmamalıyız.
28:56Bu konuda,
28:58çünkü kötü lakab takmak,
29:00insanları kötü lakapla anmak,
29:01insanı ayıplı hale getirmek,
29:05toplumu ayıplı insanlardan teşekkül eder hale getirmek,
29:10toplumu ayıplamak,
29:12ayıplı hale getirmek demektir ki,
29:14bu konuda asıl olan insanın asaleti,
29:17zerafeti ve izzetidir.
29:19İslam şerefli bir dindir.
29:22Bu sebeple,
29:23insanın şerefini ortadan kaldıracak,
29:26çirkin şeylerden uzak durmak gerekir.
29:30Ve Allah bizi,
29:32insanları kötü lakaplarla anan,
29:36kimselerden eylemesin.
29:37Allah'ın selamı ve rahmeti,
29:40hepinizin üzerine olsun.
29:41Allah'a emanet olun.
Yorumlar