Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 11 saat önce
Ülke TV, Ramazan ayına özel hazırladığı programla İslam ilim geleneğinin temel eserlerinden biri olan İmam Birgivî’nin “Tarîkat-ı Muhammediyye ve Sîret-i Ahmediyye” adlı eserini ekranlara taşıyor.

Ülke TV, Ramazan ayına özel hazırladığı programla İslam ilim geleneğinin temel eserlerinden biri olan İmam Birgivî’nin “Tarîkat-ı Muhammediyye ve Sîret-i Ahmediyye” adlı eserini ekranlara taşıyor.

Asırlardır İslam dünyasında önemli bir başvuru kaynağı olarak kabul edilen eser, Ramazan ayı boyunca sahih ilmin rehberliğinde izleyiciyle buluşacak. Programda, Eski Konya Müftüsü Ahmet Poçanoğlu; Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde uzun yıllar sürdürdüğü vaizlik ve müftülük görevlerinden gelen ilmî birikimi ve tecrübesiyle eseri ele alacak.

Ahmet Poçanoğlu, İslami ilimlerin önemli isimlerinden Fatih Sultan Mehmet Camii Müderrisi Muhammet Emin Saraç’tan aldığı icazetle, Tarîkat-ı Muhammediyye’yi sahih kaynaklar çerçevesinde ve geleneksel ilim anlayışı doğrultusunda izleyiciye aktaracak.

Programda, İslam’ın sahih kaynaklara dayanan yolu, peygamber ahlakı,

İman, ibadet ve gönül terbiyesi, hurafeden uzak, sağlam ilim geleneği içinde değerlendirilecek.

İmam Birgivî’nin yüzyılları aşan çağrısı, günümüz insanına anlaşılır ve güvenilir bir üslupla yeniden hatırlatılacak.

Ramazan ayı boyunca her gün yayınlanacak program, hayatına istikamet arayan izleyiciler için Muhammedî yolun ölçüsünü Ülke TV ekranlarına taşıyacak.
Döküm
00:00Vakıf Katılım, Hazreti Muhammed'in yolunu sunar.
00:51İzlediğiniz için teşekkür ederim.
01:00Ve salaten ve selamen ala Resulillah ve ala alihi ve sahbihi ecba'in.
01:07Muhterem seyirciler, bugün kalbin afetlerinin, kötülenmiş ahlakın otuzuncusu olan ve kaynağı da şeytan olan, şeytandan olan acelecilikten bahsedeceğim.
01:27Acelecilik kalpte meydana gelen bir duygudur ki, kişiyi istediğini bir an önce elde etmeye,
01:35onu kalbine bir böyle bir düşünce gelir gelmez, daha tefekkür etmeden, düşünmeden bir işe yönelmeye, bir iş hakkında karar vermeye.
01:49veya yaptığı işin her noktasını tam hakkını vermeden süratle tamamlamaya sevk eder.
02:00Aceleciliğin zıt anlamlısı teenni, ki teenni Rahman'dandır.
02:08Acele etmeden, yerli yerinde hareket etmek demektir.
02:14Aceleciliğin, yukarıda ifade ettiğimiz birinci kısmının zıt anlamlısı,
02:22sabırla birlikte, sabrederek bir şeyin olmasını, olgunlaşmasını beklemek.
02:30Aceleciliğin ikinci kısmının zıt anlamlısı ise,
02:34o işin doğruluğu ortaya çıkıncaya kadar sabrederek beklemek.
02:39Aceleciliğin üçüncü kısmının zıt anlamlısı ise,
02:44yaptığı işin her bölümünün hakkını tam olarak vermek suretiyle,
02:52yavaş yavaş, aynı zamanda sabır ile, yani biraz önce söylediğim gibi,
02:57teenni ile hareket etmektir.
02:59Allah Celle Celaluhu buyuruyor ki,
03:03insan aceleci olarak yaratılmıştır.
03:07Size ayetlerimi göstereceğim.
03:09Benden acele istemeyin.
03:11Demek ki Allah bize ayetlerini gösterecek.
03:14İnsan o yaratılmış olduğu fıtratından dolayı acelecilik eder, acele eder.
03:20Ama Allah-u Teala diyor ki, acele etmeyin.
03:23Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurur.
03:26İnsanın kişinin güzel siması, teenni sahibi olması, yani mutedil olması işlerinin hakkını vermesi,
03:38nübüvvetin, peygamberliğin 24 bölümünden bir bölümdür.
03:44Demek ki peygamberlerin ahlakıdır teenni.
03:48Aceleciliğin afetlerine gelince hayırlı amellerden insanı uzaklaştırır.
03:56Gevşeklik gösterip hayırlı amellerden uzaklaşmak,
04:00istenilen şeyin elde edilememesi,
04:03murada ulaşamamak, kavuşamamak demektir.
04:06Mesela kişi hayır içerisinde bir makam ister, elde etmek için acele ederse,
04:15buna kısa zamanda maksuduna, muradına ulaşamayınca,
04:20acelecilik, bezginlik göstermesine, ümitsizliğe düşmesine
04:25ya da aşırı çaba gösterdiğinden dolayı yorgunluğa vesile olur.
04:31Ve insan ne yapar? Muradından, maksadından uzaklaşır.
04:37Ya da kişi dua ederek Allah Celle Celaluhu'den bir yardım ister,
04:44o duasının kabul edilmesinde acele eder.
04:49Duanın kabul edilişini göremeyince dua etmeyi terk eder.
04:55Bu sefer yine maksadından mahrum kalır.
04:58Yine acele etmek insanı takvadan uzaklaştırır, veradan uzaklaştırır.
05:04Yani haramlara dikkat etmekten, farzlara sımsıkı sarılmaktan,
05:11şüpheli şeylerden uzaklaşmaktan insanı uzaklaştırır.
05:16Aceleciliğin afetlerinin ikincisi ise takva ve verayı terk etmektir.
05:23Zira takva ve veranın aslı, aradığı şeyin tam olarak araştırmak ve iyice incelemektir.
05:34Yani takvanın aslı, insanın bir şeyi tam olarak araştırması, incelemesi ve ona göre hareket etmesidir.
05:41İncelemeden, düşünmeden, zararlı bir işe acele ile başlanması ve tahammül edemeyeceği bir musibetin başına gelmesi sonucu,
05:55bu sefer insan kendi aleyhine bedduada bulunmaya başlar.
06:00Bedduasının yerine gelmesi aceleciliğin ikinci afetidir.
06:07Allah-u Teala buyuruyor ki, bakın, insan hayrı işlediği gibi şerri de ister.
06:14İnsan pek acelecidir.
06:16Bu sebeple acelecilik insanın kendine veya sevdiklerine beddua etmesine sebep olur ki,
06:24bu gerçekten terk edilmesi gereken kötü bir ahlaktır.
06:27Veya başkasına beddua eder.
06:30Şöyle ki, bir insan kendisine zulmetmiştir.
06:34O da intikamını ve ondan hakkını almakta veya ona beddua etmekte acele eder.
06:41Onun duası da kabul olur.
06:44Bazen de intikam ve beddua etmekte haddi aşmak suretiyle günaha girer.
06:50Bu davranışının neticesinde kişideki niyet ve ihlasın kaybı ayağını acelecilik,
06:58kişideki ihlasın kaybolmasına sebep olur.
07:03Sonra acelecilik, ibadette noksanlık, ibadetin noksan kalması, hatta boşa gitmesidir.
07:11Acele eden kimse çoğu zaman namazın rükû ve secdelerini, namazın tesbihlerini,
07:20namazın zikirlerini, namazda kıraati eksik yapar.
07:26Bir zikri başka bir zikrin yerine yapar.
07:29Bazen de daha önce yapmak suretiyle fiillerinde ve sözlerde imama muhalefet edip uyumsuzluk gösterir.
07:39Yani ondan, imamdan daha önce veya daha sonra.
07:41Bazen de tadili erkanı yerine getirmez.
07:46Kur'an-ı Kerim kıraatini acelesinden dolayı kıraat ederken,
07:51Kur'an-ı Kerim okurken tecvid esaslarına riayet etmez.
07:57Namazını bozacak şekilde, hatalı bir şekilde okur.
08:01Bu sebeple acelecilik şeytandan ve kötü ahlaktandır.
08:08Bundan ne yapmak gerekir?
08:09Beri olmak, uzak olmak gerekir.
08:12Kalbin afetlerinin otuz dördüncüsü de geciktirme, tehir etme, sonraya bırakmadır.
08:20Bilhassa bu dünya için, dünyayla ilgili işlerimizde de vardır, böyle olur.
08:27Ama bilhassa ahiretle ilgili işler hakkında gerçekten de hayırlı bir işi daha sonraya yapmak üzere tehir etmek kalbin afetlerinden kötülenmiş
08:40bir huydur.
08:40Bunun zıt anlamlısı ise, musara, mübadere ve müsabaka.
08:48Yani hayırlı bir iş için ne yapmak gerekir?
08:52Çabuk davranmak, acele etmek, onu geciktirmemek, onu ertelememek gerekir.
08:58Allah-u Teala buyuruyor ki, bakın onlar Allah'a ve ahiret gününe inanırlar.
09:06İyiliği emreder, kötülükten nehyederler.
09:09Hayırlı işler de birbirleriyle yarışıp koşuşurlar.
09:15İşte bunlar salih insanlardır.
09:18Yani bunlar salih insanların ta kendisidir de diyebiliriz.
09:22Rabbinizin mağfiretine, bağışına ve takva sahipleri için hazırlamış olup geliştiği gökler ve yer kadar olan cennete koşunuz.
09:33Cennet için ne yapınız?
09:34Yarışınız.
09:35Bakın, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bize bir hutbe okuyarak buyurdu ki,
09:44Ey insanlar, ölmeden önce Allah Celle Celaluhu'ne tevbe ediniz.
09:51Meşguliyete düşmeden önce salih amel işlemekte acele ediniz.
09:58Rabbinizle irtibatınızı, onu çokça zikrederek, çokça anarak irtibatınızı sağlamlaştırınız.
10:06Gizli ve aşikar hallerde sadaka vermeyi hem gizli hem açık çoğaltınız.
10:13Eğer böyle yaparsanız, zıklandırılırsınız.
10:18Eğer böyle yaparsanız, yardım edilirsiniz ve Allah sizin noksanlarınızı ne yapar?
10:25Kapatır.
10:25Yine bakın, bir başka hadis-i şerifte, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdu ki,
10:34Yoksa sizler, salih amelleri işlemek için azdıran, saptıran zenginliği mi bekliyorsunuz?
10:42Hali değerlendirmek önemli.
10:45İbadeti unutturan fakirliği mi bekliyorsunuz?
10:48Güç ve kuvvetinizi bozan hastalığı mı bekliyorsunuz?
10:52Aklı zayıf düşüren yaşlılığı mı bekliyorsunuz?
10:57Kefen ve benzeri defin işlerine ve ahirete hazırlanmayı gerektiren ölümü veya deccali mi bekliyorsunuz?
11:06Deccal ne zaman, deccalin ne zaman çıkacağı bilinmeyen fakat beklenen bir şeydir.
11:12Yoksa kıyameti mi bekliyorsunuz?
11:15Kıyamet ise daha şiddetli ve acıdır.
11:18O halde anı değerlendirmek, vakti değerlendirmek mümin nedir?
11:23Vaktin evladı, vaktin çocuğudur.
11:25Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bir adama öğüt vererek şöyle buyurdu.
11:34Beş şey gelmeden önce şu beş şeyin kıymetini bilin, onu ganimet olarak değerlendirin.
11:41Bir tanesi yaşlanmadan önce gençliğin kıymetini bilin, hastalanmadan önce sağlığın kıymetini bilin.
11:51Çünkü bunlar hep insan içindir.
11:53Fakirleşmeden önce zenginliğin kıymetini bilin.
11:58Çok meşguliyete işlerin çoğalmasından önce boş zamanın kıymetini bilin.
12:04Ölmeden önce hayatı ganimet bilin, bilip değerlendirin.
12:10Hayatı ganimet bilip hazırlanın.
12:13Demek ki hayatı ganimet bilmek, zamanı değerlendirmek müminin ahlakı mümin nedir?
12:22Vaktini değerlendiren vaktin evladıdır.
12:26Sonra kabalık ve katı kaplilikten bahsedeceğim.
12:31Yani kötü ahlakın, kalbin afetlerinin otuz beşincisi katı kapliliktir.
12:39Cenab-ı Hak buyuruyor ki,
12:41Şayet sen kaba ve katı kapli olsaydın ey Habibim,
12:47hiç şüphesiz onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi.
12:51Yani bu peygamberimizin en önemli özelliğidir.
12:54Merhametli, şefkatli, rahim bir peygamber.
12:58Kabalık ve katı kapliliğin zıt anlamlısı lin, yani yumuşak ahlaklılık, rıfk, şefkat sahibi olmak,
13:08rikkat, incelik, ince kalplilik, nezaket, zerafet, başkalarına dokunan eza ve sıkıntıdan dolayı üzülmek.
13:17Bu sebeple ayrıca rahmet ve şefkat de bunun zıt anlamlısı, yani katı kapliliğin zıt anlamlısıdır.
13:26Rahmet ve şefkat, maksat ve niyetini hoşlanılmayan şeyleri insanlardan gidermeye gayret sarf etmektir.
13:36Hoşlanmayan şeyleri insanlardan uzaklaştırmaya gayret etmektir.
13:41Resulullah Efendimiz şöyle buyuruyor, bu çok duydunuz ama hiç unutmamamız gereken ana kural,
13:50merhamet etmeyene merhamet olunmaz.
13:54Bu sebeple merhametli olmak, şefkatli olmak Müslüman'ın en önemli özelliklerinden bir tanesidir.
14:01Çünkü bizim peygamberimiz çok merhametli bir peygamberdir.
14:06Bizim Rabbimiz rahimdir, rahmandır, merhametlerin en merhametlisidir.
14:12Bakın Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyuruyor,
14:18rahmet, acıma hissi ancak şekavet sahibi, yani bedbaht, katı katlı olanlardan çıkarıp alınır.
14:30Demek ki katı kalplilik ve merhameti kaybetmez sebebidir ki Allah bizi katı kalpli olmaktan uzak eylesin,
14:39bizi rıfk sahibi, merhamet sahibi eylesin, nezaket ve zarif insanlardan eylesin.
14:47Şimdi kalbin afetlerinin 36.si olan haya azlığından, hayasızlıktan bahsedeceğim.
15:00Haya azlığının zıt anlamlısı hayalı olmak, yani afif, iffetli olmak.
15:07Haya, yani kötülükleri işlemek korkusuyla, haya sahibi ne yapar?
15:15Kötülükleri işlemek korkusuyla kendini kontrol altında tutar.
15:20Biz ona haya sahibi, iffetli diyoruz.
15:24Bakın Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor ki,
15:28Allah Celle Celaluhu'den hakkıyla haya ediniz.
15:33Biz de dedik ki, Allah'ın Resulü, hamdolsun bizler Allah'tan hakkıyla haya ederiz dedik.
15:40Bunun üzerine Peygamberimiz, hakkıyla haya etmek öyle değil.
15:44İşte şöyledir, Allah'tan hakkıyla haya etmek, baş ve üzerindeki azaları, karın ve etrafındaki azaları koruman,
15:55yani onları haramdan koruman, ölümü, kabirdeki çürümeyi hatırlaman,
16:03ahireti isteyen, dünyanın süsünü terk edip ahireti dünyaya tercih eden kim böyle yaparsa,
16:11Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur.
16:13Demek ki, Allah'tan hakkıyla haya etmeyi Resulullah Efendimiz bize tarif ediyor ve sonra diyor ki,
16:21en bir başka hadis-i şerifinde,
16:24Haya imandandır, iman ise cennettedir.
16:29Çirkin söz konuşmak, hayasızlık, cefadır, cefadadır, cefadandır.
16:35Cefa ise cehennemdedir buyuruyor.
16:37Yine bakın, Resulullah Efendimiz buyurdu ki,
16:41Çirkin söz, bir kimsede bulunursa,
16:45kesinlikle onu çirkinleştirir.
16:47Yani hayasızlık, aslında insanın kendisini çirkinleştirir.
16:53Haya insan için bir süstür.
16:55Haya kimde bulunursa, kesinlikle onu ne yapar?
16:59Güzelleştirir, güzel yapar.
17:02Hayanın en faziletlisi, Allah'tan utanmaktır.
17:06Sonra da günah ve kerih olan hususlarda,
17:14insanlardan utanmaktır, insanlardan haya etmektir.
17:20İyiliği emredip, kötülüğü yasaklama konusunda,
17:26misvak kullanmak konusunda,
17:28efendim, sarık sarıp sarığın o taylasanını uzatmak konusunda,
17:34elbiseyi yerlere sürünmeyecek şekilde kısat tutmak konusunda,
17:40yamalı elbise giymek konusunda,
17:43yanlayak yürümek, efendim, merkebe binmek veya buna benzer ya da yemekten sonra kapları temizlemek,
17:54parmakları yalamak, sofraya düşen veya yere düşen yiyeceği alıp yememek,
18:04selamı utandığından dolayı sessizce alıp vermek,
18:08müezzillik ve imamlık yapmak gibi sünnetleri,
18:13insanlardan haya ederek, utanarak, bu haya değildir,
18:18terk etmek,
18:19kötülenmiş bir davranıştır.
18:21Zira, bu şekilde davranışlarda bulunmak,
18:26dinde korkaklık, zayıflık, riya ve kibirdir.
18:32bir dinin emirlerini yerine getirme konusunda mümin, müslüman,
18:37kınayanın, kınamasından korkmaz.
18:40Şayet bunları yapmak,
18:42haya olarak parz edilse bile,
18:45insanlardan haya etmek olur ki,
18:47asıl olan Allah ve Resulüne karşı haya sahibi olmak.
18:54Ama böyle yaparsak,
18:56yani bunları yapmaz isek,
18:57biz Allah'ın emrettiği şeyleri ya da sünnet olan şeyleri yapmamış olur isek,
19:02Allah'a ve Resulüne karşı hayasızlık ve küstahlık yapmış oluruz ki,
19:09halbuki Allah Celle Celaluhu ve Allah'ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem,
19:15haya edilmeye, utanılmaya insanlardan daha layıktır.
19:19O halde, ilahi emirleri, sünnetleri terk ederek,
19:24yaratıcısından, rızık verenden, kurtarıcısından haya etmeyenin,
19:32medihlerini, övgülerini, hoşnutluklarını ve faydalarını umarak,
19:37aciz mahlukattan,
19:39yani insanlardan haya edenin,
19:42insanların ayıplamasından kaçıp,
19:44şefaatten mahrum olarak can yakıcı azaba yakalanan hali gerçekten nice olur,
19:54felaket olur.
19:55Böyle bir durumdan Allah'a sığınırız.
19:59Bundan sonra ki devam eden dersimizde,
20:02Tarikat-ı Muhammediye derslerinin musibetlerin 37.si,
20:10musibetlere sabretmeyip,
20:13feryat edip,
20:14şikayet etmektir.
20:16Şimdi sizlere,
20:17musibetlere sabretmeyip,
20:20feryat edip,
20:22şikayet etmenin,
20:24kalbin afetlerinden olduğu,
20:27kötü ahlakın,
20:29tezahürlerinden olduğunu izah edeceğim.
20:32Bu insanın şunu unutmamamız gerekir ki,
20:36insan imtihan halindedir.
20:39Bazen iyi günleri olur,
20:41bazen sıkıntılı günleri olur.
20:43Bu musibetlere tahammül etmek gerekir.
20:48Tahammül etmeyip,
20:50veya fiille, sözle,
20:52sızlanarak bunu göstermek,
20:54feryat etmek doğru değildir.
20:57Feryat etmenin zıt anlamlısı ise,
21:00sabırdır.
21:00Sabır güzeldir gerçekten.
21:03Sabır,
21:04nefsin sabırsızlık göstererek,
21:07insanı,
21:08şeyden,
21:11feryadı figan etmesinden,
21:13alakoymasıdır.
21:14Allah Celle Celaluhu buyuruyor ki,
21:17muhakkak ki,
21:18sabredenlere,
21:20ecirleri,
21:21mükafatları,
21:22hesapsızca verilecektir.
21:24Allah bizi sabredenlerden eylesin.
21:27Yine bakın,
21:28Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem,
21:30Efendimiz,
21:31kim,
21:33malı ve canı konusunda,
21:34bir musibete uğrar da,
21:36bunu gizleyip,
21:38kimseye şikayet etmez ise,
21:41Allah Celle Celaluhu'nun,
21:43mağfiretini,
21:43affını hak eder.
21:44Şimdi insanlar,
21:46bir musibete uğradıkları zaman,
21:48adeta,
21:49büyük,
21:52korkunç bir şekilde ilan ediyorlar ki,
21:54bu hoş olmayan bir davranıştır.
21:57Yine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem,
21:59Efendimiz buyuruyor ki,
22:01iman iki kısımdır.
22:04Birisi sabır,
22:06diğeri ise şükürdür.
22:08Allah bizi sabredenlerden ve şükredenlerden eylesin.
22:13Sabrın en üstünü,
22:15musibetin geldiği ilk anda gösterilen,
22:18daha o satmenin geldiği ilk anda gösterilen sabırdır.
22:23Yine Resulullah Efendimiz buyuruyor ki,
22:26sabır,
22:27musibetin geldiği ilk andakidir.
22:30Yani,
22:31o hakikaten güzel olan sabırdır ki,
22:33Allah bize sabrı cemil,
22:35hepimize sabrı cemil,
22:36o güzel,
22:37sabrı nasip eylesin.
22:39Sabır,
22:39her ibadetin ve günahlardan sakınmanın aslıdır.
22:44Yani,
22:44insan sabrederek,
22:46günahları,
22:48günahlardan uzak durur.
22:50İnsan sabrederek,
22:51ibadetini teenni ile eksiksiz bir şekilde yapar.
22:56Şimdi geldiğimiz,
22:58kitabımızda geldiğimiz konu,
23:00küfranı nimet.
23:02Yani,
23:03nankörlük.
23:04Kalbin 38. hastalığı,
23:08ahlakın kötülüğü,
23:10bakın,
23:10zemmedilmiş tarafı.
23:12Resulullah Efendimiz,
23:13Cenab-ı Hak buyuruyor ki,
23:15ayet-i kerimede,
23:15Allah,
23:17Allah güvenen ve huzur içinde olan bir şehri misal verir ki,
23:23o şehrin halkının rızkı,
23:26her taraftan bol bol gelirdi.
23:28Fakat,
23:29Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler de,
23:32yapmakta oldukları şeylerden dolayı,
23:35Allah onlara,
23:36açlık ve korku elbisesini giydirdi,
23:40tattırdı.
23:41Küfranı nimetin zıttı,
23:44şükürdür.
23:45Şükür,
23:47nimete bir karşılık olarak,
23:49nimet vereni tazim etmek,
23:51ululamak,
23:52saygı duymak,
23:54yüceltmektir.
23:56Bu davranış,
23:57nimet verenin,
23:58hoş,
24:00nutsuzluğunu önler.
24:01Allah bizden,
24:03şükredenden razı olur.
24:04Şükür,
24:06nimeti bilmektir,
24:08nimet vereni bilmektir.
24:09Rabbimiz buyuruyor ki,
24:11bakın,
24:12لَيْنْ شَكَرْتُمْ لَيَزِيدَنَّكُمْ
24:14Şayet şükrederseniz,
24:17ben de size nimetimi arttırırım.
24:20Bakın yine,
24:21şayet şükreder ve iman ederseniz,
24:24Allah size niye azab etsin?
24:26Kurtuluş vesilemizdir.
24:29Resulullah Efendimiz buyuruyor ki,
24:33yiyip de şükreden,
24:36sabredip de oruç tutanla aynı derecededir.
24:39Demek ki,
24:40yiyip de şükretmek,
24:42sabredip de oruç tutan arasında ne vardır?
24:46Fazilet bakımından aynılık vardır.
24:48Yine Resulullah Efendimiz buyuruyor ki,
24:52aza şükretmeyen,
24:53çoğa da şükretmez.
24:55Aza şükretmeyen,
24:57hani çoğu da bulamaz.
24:59İnsanlara teşekkür etmeyen,
25:01teşekkür etmeyi bir alışkanlık,
25:03bir ahlak haline getirmeyen,
25:05Allah'a da şükretmez.
25:07Bu sebeple,
25:09insanlara küçük iyiliklerden dolayı teşekkür etmek,
25:12Allah'a şükretmenin alameti ve işaretidir.
25:15Allah-u Teala'nın verdiği nimetlerden bahsetmek,
25:19tahdis etmek,
25:21şükrün ifadesidir.
25:22Allah'ın verdiği nimetleri gözden kaçırmak,
25:28onu anlatmaktan vazgeçmek, terk etmek ise nankörlüktür.
25:33Cemaat rahmettir,
25:36ayrılıkta azaptır buyuruyor Resulullah Efendimiz.
25:40Yine,
25:41kalbin afetlerinin 30.sü,
25:4539.sü,
25:47istediği şey olmayınca,
25:50feryadı figan etmek,
25:51öfkelenmektir.
25:52Bu öfkelenme,
25:54Allah Celle Celaluhu'nun takdir ettiğinden,
25:59başkasını arzu etmekten dolayıdır.
26:01Kendisi için,
26:03bir de insan,
26:04kendisi için faydalı olanı ve zararlı olanı bilmeden,
26:09Allah'ın takdir ettiğinden başka bir şey,
26:11kendisi için daha iyi,
26:13daha uygun,
26:14daha faydalı olduğunu zannederek,
26:17Allah'ın takdir etmiş olduğu şeye karşı çıkar,
26:21sızlanır,
26:23feryat eder.
26:24Bunun rızası ise,
26:26bunun zıt anlamlısı ise rızadır.
26:29Rıza,
26:31kazandığı ve kaybettiği şeylere karşı,
26:34Allah Celle Celaluhu'nun her takdir ettiğinde,
26:38hayır ve hikmet vardır,
26:40düşüncesini bozmayıp,
26:42beraberinde nefsi hoş tutmak,
26:45ve Allah'a teslim olmaktır.
26:47Teslim olmak ise,
26:49Allah Celle Celaluhu'nun emrine boyun eğmek,
26:53itaat etmek,
26:56tabiatına,
26:57kendi mizaç ve nefsin meylettiği şeye uymayan hususlarda da,
27:05itiraz etmeyi terk etmektir.
27:07Bakın,
27:08Resulullah Efendimiz buyuruyor ki,
27:10kim,
27:12Allah Celle Celaluhu'nun katındaki mertebesini öğrenmek isterse,
27:19Allah'ın onun yanındaki mertebesine,
27:22yani,
27:22Allah'a verdiği değere baksın.
27:25Çünkü kul,
27:28Allah Celle Celaluhu'yu,
27:30nasıl bir yere,
27:31nasıl bir mertebeye koyarsa,
27:34Allah da onu öyle bir yere koyar.
27:37O halde,
27:38şerler ve günahlar,
27:40kaza olunmuş şeylerdir.
27:42Küfre rıza,
27:44küfürdür.
27:45Günaha rıza,
27:46günahtır.
27:47Bunları da hiç,
27:48aklımızdan çıkarmayalım.
27:50Bir düstur olarak,
27:52bir usul olarak,
27:53daima,
27:54kulağımıza küpe olsun.
27:56Kalbin afetlerinin kırkıncısı,
27:58talik,
27:59bağlanma.
28:00Yani,
28:00bünyenin dengesini sağlayacak şeyleri,
28:03Allah-u Teala'ya değil de,
28:06başka şeylere bağlamak.
28:08Talik'in zıt anlamlısı,
28:11tevekkül.
28:12Tevekkül,
28:14bedenin dengesini sağlayacak şeyleri,
28:17Allah'a havale etmek,
28:19ondan beklemek.
28:20Bakın,
28:21bir şeyle,
28:23tevekkül etmek,
28:24tamamıyla sahibine,
28:26yani bir işi,
28:27tamamıyla Allah'a havale etmek,
28:29onun vekaletine itimat etmek ve güvenmektir.
28:33ama şunu unutmayalım ki,
28:36sebeplere sarılmak,
28:38gayret etmek,
28:39çalışmak,
28:40tevekküle zarar vermez.
28:42Rabbimiz buyuruyor ki,
28:44o halde rızkı Allah katında arayın,
28:47ona kulluk edin,
28:49ona şükredin,
28:51ona döndürüleceksiniz.
28:52O sebeple,
28:54Allah bizi,
28:55hakikaten,
28:57tevekkül eden,
28:58takva sahibi olanlardan eylesin.
29:00Eğer biz Allah'a tevekkül eder isek,
29:03Allah bize bir çıkış yolu verir,
29:06ve ummadığımız,
29:07beklemediğimiz yerden bize rızık verir.
29:09Cenab-ı Hak bizi,
29:11mütevekkil kimselerden,
29:13ve her işini Allah'a havale eden kimselerden eylesin.
29:17Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.
Yorumlar

Önerilen