Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 7 saat önce
Bu makale, Amerika Birleşik Devletleri ve Barzani ailesinin desteğiyle, terör örgütü lideri Mazlum Kobani'nin uluslararası diplomatik platformlarda meşrulaştırılma çabalarını eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, iktidar medyasının aksine YPG/SDG'nin saf dışı bırakılmadığını, aksine Münih Güvenlik Konferansı gibi üst düzey görüşmelerde Suriye resmi heyetlerine dahil edilerek statü kazandığını savunmaktadır. Özellikle ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yapılan görüşmeler ve Senatör Graham’ın faaliyetleri, bölgede Türkiye’nin aleyhine işleyen bir sürecin kanıtı olarak sunulmaktadır. Kaynak, Suriye'nin geleceğine dair planlanan "öz yönetim" modelinin aslında özerklik hedeflerinden vazgeçilmediğini gösterdiğini iddia etmektedir. Ankara'nın bu kritik gelişmelere karşı sessiz kalması veya tepkisizliği, makalenin temel sorgulama noktasını oluşturmaktadır. Sonuç olarak yazı, müttefik görünen güçlerin Türkiye'nin güvenlik kaygılarını göz ardı ederek terör örgütü unsurlarıyla stratejik ortaklıklarını sürdürdüğünü vurgulamaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, Amerika'nın Suriye'deki son hamleleri hakkında ortalıkta dolaşan birbiriyle taban tabanı zıt iki hikaye var.
00:09Bir yanda bir ihanet anlatısı, diğer yanda ise ince ince işlenmiş bir strateji.
00:15Gelin bu karmaşık meseleye birlikte bakalım.
00:18Şimdi ilk senaryo yani resmi anlatı diyor ki, Amerika sonunda Türkiye'nin taleplerine boyun eğdi ve YPG'yi yani SDG
00:26'yi kaderine terk etti.
00:27Ama bu analizin dayandığı kaynaklar perde arkasında bambaşka bir oyunun döndüğünü iddia ediyor.
00:33Hatta YPG'nin dünya sahnesinde metodik bir şekilde yükseltildiğini söylüyor.
00:38Peki bu YPG satıldı algısının arkasında yatan olaylar zincirine?
00:43Gelin birlikte inceleyelim.
00:45Analizimizde ilk durağımız Dohuk'taki bir güvenlik forumu.
00:50Burası önemli çünkü ev sahibi Türkiye'nin müttefiki olarak görülen barzaniler ve işte tam da burada yaşanan bir sürpriz bütün
00:59hikayenin akışını değiştiriyor.
01:01Bakın takvimler 18 Kasım'ı gösteriyor.
01:04Mekan 6. Orta Doğu Barış ve Güvenlik Forumu.
01:07Tarih ve mekan neden bu kadar önemli?
01:10Çünkü birazdan sahneye hiç beklenmedik bir isim çıkacak.
01:14Konuşan kişi Türkiye'nin kırmızı bültenle aradığı mazlum Kobani'den başkası değil.
01:19Ama ilginç olan şu ki karşımızda bir militan yok.
01:23Aksine takım elbisesini giymiş, kravatını takmış bir devlet adamı gibi sahneye çıkıyor ve Rojava yönetiminin siyasi olarak tanınması için çağrı
01:32yapıyor.
01:32Peki Ankara'nın tepkisi ne oldu dersiniz?
01:35İşte burası gerçekten çok ilginç.
01:38Beklenen o sert tepki gelmediği gibi bu olaydan sadece 10 gün sonra Mesut Barzani Ankara'da ağırlandı.
01:44Analize göre Türkiye'den bu kadar kritik bir olaya karşı kamuoyuna yansıyan güçlü bir tepkinin gelmemesi oldukça manidar.
01:53Ama durun, hepsi bu kadar değil, hikaye sadece duhak ile sınırlı kalmıyor.
01:58Şimdi rotamızı Almanya'ya çeviriyoruz çok daha yüksek profilli uluslararası bir konferansa.
02:03Münih Güvenlik Konferansı'ndayız ve burada SDG komutanı Mazlum Kobani, kimlerle aynı masada dersiniz?
02:10Üst düzey Amerikalı ve Suriyeli diplomatlarla.
02:13Hem de resmi bir toplantıda.
02:15Bu adım, Kobani'nin uluslararası alanda meşrulaştırılması yolunda atılmış, devasal bir adım olarak yorumlanıyor.
02:22İşte işin tuhaflaştığı bir diğer nokta.
02:25Konferansın resmi programına bakıyoruz.
02:27Suriye'nin geleceğinin konuşulacağı çok kritik bir panel var.
02:31Ve bu panelde konuşmacı olarak Türk temsilciler görünüyor.
02:34Peki onlara ne oldu?
02:36Önce programda bir değişiklik oldu.
02:38Sonra panel saati geldiğinde Türkiye'den hiç kimse ortada yoktu.
02:42Ve en tuhafı ne biliyor musunuz?
02:44Bu durumla ilgili tek bir resmi açıklama bile yapılmadı.
02:48Acaba bu son anda verilmiş diplomatik bir tepki miydi, bir protesto muydu?
02:52Yoksa perde arkasında bizim bilmediğimiz çok daha farklı bir şeyler mi dönüyordu?
02:58Bu kritik toplantıdaki bu kadar bariz bir yokluğun sebebi hala bir soru işareti.
03:04Peki, tüm bu olaylar yaşanırken perde arkasında ipleri kimler tutuyor?
03:09Bu noktada işler biraz daha karmaşık bir hal alıyor.
03:12Bu sözler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a ait, daha bir ay önce ABD'li senatör Lindsey Graham'ın açıklamaları sorulduğunda,
03:22Türkiye'nin resmi pozisyonunu bu şekilde özetlemiş, yani Graham'ın etkisini pek de önemsemediklerini belirtmişti.
03:30Peki, Fidan'ın etkisini küçümsediği o senatör ne yaptı dersiniz?
03:34Çok ilginç bir hamleyle, CDG'nin resmen tanınmasını ve Suriye hükümetine yaptırımlar uygulanmasını içeren Kürtleri Koruma Yasası adlı bir yasa
03:43tasarısını ABD senatosuna sundu.
03:46Ve Graham'ın hamleleri bununla da bitmiyor.
03:48Hatırlayın Münih Konferansı, işte o konferansta Neçirvan Barzani ile de bir araya geldi ve hem Irak'taki hem de Suriye'deki Kürt
03:57haklarının korunmasına yönelik kilit hedefler üzerinde anlaştıklarına kamuoyuna duyurdular.
04:01Bütün bunlar bizi asıl ve en kritik soruya getiriyor.
04:05SDG gerçekte ne istiyor?
04:07Çünkü bu hedefin resmi hikayede anlatılandan çok daha farklı olduğu iddia ediliyor.
04:13Analizde çok kritik bir ayrıma dikkat çekiliyor.
04:16Kobani, özerklilik kelimesini pek kullanmıyor.
04:19Onun yerine sürekli öz yönetimden bahsediyor.
04:22Yani burada biz ayrılıp kendi devletimizi kuracağız gibi bir iddia yok,
04:27daha ziyade biz mevcut devletin içinde kendi yapılarımızı koruyarak var olacağız diyorlar.
04:33Peki bu öz yönetim planı tam olarak ne içeriyor?
04:36Üç temel adımı var.
04:38Birincisi SDG'nin Suriye ordusuna entegre edilmesi.
04:42İkincisi her Kürt vilayetinde SDG tugaylarının kurulması.
04:47Ve üçüncüsü ki en önemlisi bu, yerel askeri, güvenlik ve idari yapıların olduğu gibi korunması.
04:54Yani sakın yanlış anlaşılmasın.
04:56Bu bir teslimiyet planı değil.
04:58Kendi şartlarıyla bir entegrasyon stratejisi.
05:01Zaten bunu Dizzat Kobani'nin kendisi de doğruluyor.
05:04Münih'teki gibi uluslararası temasların Rojava için yeni bir diplomatik başlangıç olduğunu söylüyor.
05:10Yani bu toplantılara bir son değil, tam tersine uzun vadeli bir hedefe giden yolda yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyor.
05:18İşte tüm bu parçaları birleştirdiğimizde bu analiz bizi gerçekten çok düşündürücü ve bir o kadar da rahatsız edici bazı son
05:25sorularla baş başa bırakıyor.
05:27Şöyle bir düşünün.
05:29Duhok'taki o sürpriz çıkıştan, Münih'teki o resmi toplantıya kadar uzanan sürece bakın.
05:35Bir terörist lider olarak görülen birini bu kadar planlı, bu kadar metodik bir şekilde dünya sahnesine taşıyanlar gerçekten YPG'yi
05:44satmış olabilir mi?
05:46Bu soru ABD'nin ihanet ettiği varsayımını temelden sarsıyor.
05:51Ve işte bu analizin bizi bıraktığı o son kışkırtıcı düşünce.
05:56Tüm bu yaşananlardan sonra artık o kadar da imkansız görünmeyen bir senaryo.
06:01Yarın bir Suriye heyeti Türkiye'ye gelse ve o heyetin içinde mazlum Kobani de olsa o zaman ne olacak?
Yorumlar

Önerilen