Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 14 saat önce
Bu köşe yazısı, emekli Tuğgeneral Celalettin Bacanlı’nın hükümetin yürüttüğü yeni çözüm sürecine yönelik sert eleştirilerini ve bu tavrı nedeniyle karşılaştığı idari kısıtlamaları ele almaktadır. Bacanlı, "terörsüz Türkiye" projesinin ülkeyi parçalamaya yönelik bir Sevr tehdidi olduğunu savunarak Anıtkabir gibi sembolik alanlarda protesto eylemleri gerçekleştirmiştir. Bu muhalif duruşunun ardından orduevlerine girişinin yasaklanması ve sosyal medyadaki paylaşımlarının engellenmesi, askeri makamların ifade özgürlüğüne yönelik baskısı olarak nitelendirilmektedir. Yazar, terör örgütü sempatizanlarının taleplerine gösterilen müsamaha ile vatansever emekli subaylara uygulanan bu yaptırımlar arasındaki çelişkiye dikkat çekmektedir. Sonuç olarak kaynak, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki disiplin anlayışının siyasi eleştirileri susturmak için bir araç olarak kullanıldığına dair ciddi bir sitemi yansıtmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Düşünün bir, ülkenin en saygın generallerinden biri bir gün çıkıp kendi ordusuna karşı sesini yükseltiyor.
00:07Ne olur peki? İşte bugün emekli bir generalin o cüretkar protestosunu, onu bu yola iten sebepleri ve tabii ki ödediği
00:15bedeli masaya yatıracağız.
00:17Hadi gelin bu gerçekten çarpıcı hikayenin detaylarına birlikte bakalım.
00:21İşte her şey aslında bu soruyla başlıyor.
00:24Düşünsenize, kariyeri madalyalarla dolu, herkesin saygı duyduğu bir komutan bir gün geliyor ve bir zamanlar evi gibi gördüğü kendi ordu
00:32evine alınmıyor.
00:33Neden?
00:35İşte bu sorunun cevabı var ya, bizi alıp Türkiye'nin en hassas konularından birinin tam da ortasına bırakacak.
00:42Evet, hikayemiz gerçekten de deklenmedik bir yasakla başlıyor.
00:46Gelin önce şu işin merkezindeki ismi ve karşılaştığı o inanılmaz durumu bir tanıyalım.
00:51Bakın, olayın özeti aslında bu kadar basit gibi görünüyor.
00:55Emekli Tuğ General Celaleddin Bacanlı bir gün her zaman gittiği ordu evine gidiyor ama kapıdan geri çevriliyor.
01:02Niye? Çünkü hakkında bir yasaklama kararı var.
01:05Tabii bu sadece basit bir yasak değil, çok net bir mesaj.
01:09Peki ama neden?
01:11Şimdi bu yasağı tam olarak anlayabilmek için filmi biraz geri sarmamız lazım.
01:16Bütün bu olayı başlatan o eyleme, o protestoya gitmemiz gerekiyor.
01:20Ve her şey çok ama çok sembolik bir yerde Anıtkabir'de başlıyor.
01:25İşte General Bacanlı'nın protestosunun kalbinde bu slogan yatıyor.
01:29Üzerindeki tişörtte aynen bu yazıyor.
01:32Sözde terörsüz Türkiye'ye hayır.
01:34Bu var ya, öyle sıradan bir cümle falan değil.
01:37Hükümetin o dönemki politikasına karşı herkesin gözü önünde yapılmış inanılmaz sert ve direkt bir eleştiri.
01:43Ve şunu da söylemek lazım, Bacanlı'nın bu çıkışı öyle anlık bir şey değil.
01:47Bakın 27 Aralık'ta Anıtkabir'deki törenle başlıyor her şey.
01:50Yetmiyor, aynı gün bir video çekip eleştirilerini sosyal medyadan paylaşıyor.
01:55Ertesi gün ise aynı tişörtle bu kez Büyük Atatürk koşusuna katılıyor.
01:58Yani protestosunu çok daha geniş kitlelere ulaştırıyor.
02:01Anlayacağınız bu son derece bilinçli ve planlı bir eylem.
02:04Peki Bacanlı neden bu kadar sert?
02:07Protestosunu bakım nasıl tarihi bir zemine oturtuyor.
02:10Diyor ki, Atatürk sevri yırtıp attı ve Lozan'la Türkiye'nin tapusunu aldı.
02:15Sevrin geri gelmesine izin veremeyiz.
02:17Yani aslında o günlerde yaşanan siyasi süreci bizim ulusal hafızamızdaki en büyük travmalardan biri olan Sevr Anlaşması'na benzetiyor.
02:26Onun gözünde bu basit bir politika eleştirisi falan değil.
02:29Bu ülkenin kurucu senedi olan Lozan'ı yani ulusal egemenliği koruma mücadelesi.
02:34İyi de bir generali bu kadar sert bir tepki vermeye iten o siyasi iklim neydi?
02:40İşte şimdi Bacanlı'nın bu eylemlerini tetikleyen o daha geniş arka plana yani işin bağlamına bakmamız gerekiyor.
02:48Bütün bu tartışmaların odağında o dönemde terörsüz Türkiye diye adlandırılan bir süreç var.
02:54Bu neydi?
02:55Hükümetin terör sorununa kalıcı bir çözüm bulmak amacıyla başlattığı bir girişimdi.
03:00Ama tabii bu süreç toplumun farklı kesimlerinde çok ama çok farklı yorumlanıyordu.
03:05İşte kutuplaşmanın ne kadar keskinleştiğini tam da bu noktada görüyoruz.
03:10Bakın bir tarafta ne var?
03:12Dem partili siyasetçilerin çıkıp terör örgütü liderine Nelson Mandela'ya benzetmesi gibi açıklamalar.
03:18Diğer tarafta ise general Bacanlı gibi isimlerin çok ciddi endişeleri.
03:22Onlar için bu yeni süreç yıllar önceki çözüm sürecinin adeta bir kopyası.
03:27Ve hatırlarsanız o süreçte terör örgütünün yeniden güçlendiğini ve bunun sonucunda yüzlence askerin şehit olduğunu savunuyorlar.
03:35Dolayısıyla aynı hataların tekrar edilmesinden korkuyorlar.
03:39Peki tüm bu olanlardan sonra general Bacanlı'nın başına neler geldi?
03:44Şimdi o protestonun ardından yaşananlara yani işin yankılarına dönelim.
03:49Çünkü bu yankılar hem resmi hem de gayri resmi yollarla geldi.
03:53Sonuçları adeta bir domino etkisi gibi.
03:56Adım adım geldi.
03:57İlk derme ordu evine giriş yasağı.
04:00Hemen ardından protesto videosu harp okulundan devrelerinin olduğu WhatsApp grubundan siliniyor.
04:06Ve belki de en dikkat çekici olanı ne biliyor musunuz?
04:09Bu videoyu silme talebinin kendi sınıf arkadaşı olan dönemin genel kurmay başkanından geldiği iddiası.
04:15Bu da baskının ne kadar kişisel bir boyuta ulaştığını gözler önüne seriyor.
04:19Peki Bacanlı bütün bu baskılar karşısında ne yaptı?
04:23Geri adım mı attı?
04:24Sessiz mi kaldı?
04:25Hiç de değil.
04:26Tam aksine tepkisini o kadar net ve ilkeli bir şekilde ortaya koydu ki...
04:31İşte generalin yasağa verdiği ilk tepki bu kadar net.
04:35Ordu evine girip girmemek hiç umrumda değil, vız gelir tırıs gider.
04:39Bu sözler aslında her şeyi anlatıyor.
04:42Mesele onun için bir mekana girip girmemek değil, çok daha derin bir şey.
04:46Bu yasağı kişisel bir kayıp olarak görmüyor, bir prensip ihlali olarak görüyor.
04:51Ve bunu da çok açık belli ediyor.
04:53Ve işte geldik duruşunun belki de en can alıcı noktasına.
04:57Bu sözler çok önemli.
04:59Emekli askerler görevdekilerin kapı kulu, emir eri veya askerleri değiller.
05:04Bizler sadece Mustafa Kemal'in askerleriyiz.
05:07Aslında Bacanlı burada emekli askerlerin kimliğini ve kime sadık olduklarını yeniden tanımlıyor.
05:12Diyor ki bizim bağlılığımız mevcut komuta kademesine değil, doğrudan Cumhuriyet'in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkelerinedir.
05:20Bu gerçekten çok güçlü bir ifade.
05:22General bu tepkisini sadece böyle sert sözlerle bırakmıyor tabii.
05:26Bu yasağı etik dışı ve orantısız bir girişim olarak nitelendiriyor ve mücadeleyi yasal zemine taşıyacağını söylüyor.
05:34Yani anayasal ifade özgürlüğü hakkını sonuna kadar savunacağının altını çiziyor.
05:40Peki bütün bu anlattıklarımız neden önemli?
05:42Neden bu olay sadece bir emekli generalle ordu yönetimi arasındaki bir anlaşmazlıktan çok daha fazlası?
05:49İşte Bacanlı'ya göre bu olay aslında çok daha büyük bir sorunun sadece bir belirtisi.
05:55Bacanlı'nın argümanı temelde şu.
05:58Askeri liderlik benim gibi bir emekli askerin eleştirileriyle uğraşacağına asıl işine odaklanmalı.
06:04Ve bakın neleri sıralıyor.
06:06Libya Genelkurmay Başkanı'nın hayatını kaybettiği o uçak kazası var.
06:10Askeri okullardaki disiplin sorunları var.
06:12Bir şehit annesine kamuoyu önünde yapılan o kötü muamele var.
06:15Ve bir de TSK'ya yönelik iftiralara karşı sessiz kalındığı iddiası var.
06:20Yani diyor ki bu kadar önemli konu varken siz enerjinizi yanlış yere harcıyorsunuz.
06:25Ve işte tüm bu hikaye bizi bu temel soruyla baş başa bırakıyor.
06:29Bir askerin vatanı için sesini yükseltme görevi ne zaman biter?
06:33Üniformasını çıkardığında sorumluluğu da biter mi?
06:35O emre itaate dayalı askeri kültürle anayasal bir hak olan ifade özgürlüğü arasındaki o ince çizgi nereden çekilmeli?
06:43Bu soruların cevabı sadece bir generalin değil aslında bir ülkenin de karşı karşıya olduğu bir ikilemi gösteriyor.
06:50Cevabı bulmak da sanırım biraz size kalmış.
Yorumlar

Önerilen