00:00Hemen konuya girelim.
00:01Bugün Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yaşanan, hakikaten son derece karmaşık ve epey tartışılan bir süreci,
00:08Serdar Sertçeliğin o çok konuşulan ifadesini masaya yatırıyoruz.
00:12Karşımızda öyle sıradan bir mahkeme tutanağı yok.
00:15İddialar, yalanlamalar ve kuppas suçlamalarıyla dolu adeta devasa bir yapboz var.
00:20Amacımız kesinlikle taraf tutmadan, sadece belgelere yansıyan gerçekleri alıp bu karmaşık ağı adım adım sizinle birlikte çözmek.
00:27Bu devasa mahkeme salonu iddialarını en net haliyle anlayabilmek için süreci 5 başlığa ayırıyoruz.
00:351. Gizli Tanık Kürsüde
00:362. Sahte Telefon İddiası
00:393. Hedefteki Siyasiler ve Gazeteciler
00:414. Savcı ve Tanık Gerginliği
00:445. Macaristan İfadeleri Tartışması
00:46Vakit Kaybetmeden Başlayalım.
00:481. Bölüm Gizli Tanık Kürsüde
00:51Bugünkü incelememizin merkezindeki isme ve mahkeme salonundaki o atmosfere şöyle bir yakından bakalım.
00:56Şimdi buradaki asıl ilginç detay, kürsüdeki kişinin kimliği.
01:01M7 kodlu gizli tanık.
01:03Bu, Serdar Sertçeliğin davadaki resmi hukuki tanımı aslında.
01:08Düşünün, bir gizli tanığın kimliğinin açığa çıkması ve ardından kürsüye geçip o inanılmaz iddialarda bulunması.
01:15Bu, davanın seyrini baştan aşağı değiştiren ağırlığı gerçekten çok yüksek bir an.
01:20Sertçeli kürsüye çıkıyor ve hem sanıkların hem de devlet yetkililerinin adının geçtiği adeta nefes kesen bir ifade maratonuna başlıyor.
01:292. Bölüm Sahte Telefon İddiası
01:31İşte bu kısım, mahkeme salonlarındaki o klasik, onun sözüne karşı bunun sözü durumunu harika bir şekilde özetliyor.
01:39Ortada devasa bir çelişki var bakın.
01:42Bir tarafta, Sertçeliğe ait olduğu öne sürülen, içinde adeta bir bilgiseli, bir sürü e-posta ve mesaj barındıran bir telefon
01:50var.
01:50Ama durun misaliye, diğer tarafta ise bizzat Dışişleri Bakanlığı kanalıyla Macaristan'dan gelen çok net, resmi bir yazı duruyor.
01:58Bu yazı ne diyor biliyor musunuz?
02:00Söz konusu mesajların atıldığı tarihte, Sertçeliğe Macaristan'da bir cezaevindeydi ve cep telefonu kullanma imkanı falan yoktu.
02:09İnanılmaz değil mi?
02:10Salondaki o gerginliği hissedebilmeniz için Sertçeliğ'in tam da bu noktadaki isyanlığına kulak verelim.
02:15Kendi adıyla devlet kurumlarına gönderilen o 14 sayfalık e-postalara karşı aynen şöyle diyor.
02:21Ben istihbarat başkanı mıyım? Bu kadar bilgi trafiği bana nereden gelir? İstihbarat başkanı bile bu kadarını bilmiyordur.
02:27Yani aslında demek istiyor ki benim böyle devasa bir istihbarat ağına sahip olmam imkansız.
02:32Bu kumpası ancak emniyetin içinden birileri kurgulamış olabilir.
02:363. Bölüm Hedefteki Siyasiler ve Gazeteciler
02:39Peki bu sahte olduğu iddia edilen telefondaki mesajlar tam olarak kimlere hedef alıyordu?
02:44Komplonun ölçeğine şöyle bir baktığımızda inanın hedeflerin büyüklüğü dudak uçuklatıyor.
02:49Sıradan isimlerden bahsetmiyoruz burada.
02:51Sertçeliğin iddialarına göre bu mesajlar kesinlikle rastgele atılmamış.
02:55Örneğin MHP lideri Devlet Bahçeli'nin geçmişteki bazı siyasi söylemlerinin intikamı alınmak istenmiş.
03:01Aynı şekilde polislerin tutuklanması sürecinde yer alan Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili Veysel Kaçmaz
03:07ve süreci yakından takip eden tanınmış gazeteciler de bu sahte telefon üzerinden adeta bir iftira sarmalına çekilmek istenmiş.
03:14Burada ifadeden çıkan çok şaşırtıcı ve spesifik bir detay daha var.
03:18Sertçelik diyor ki, benim dönemin komşube müdürüyle yaptığım orijinal telefon görüşmelerinin hiçbirinde
03:24eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın ismi dahi geçmedi.
03:28Ama her nasılsa bu meşhur buluntu telefondaki yazışmalara Sayın Koca'nın ismi sonradan eklenivermiş.
03:35Tanık bu detayı üstüne basa basa anlatıyor.
03:37Çünkü delillerin zaman içinde ne kadar açıkça manipüle edildiğini kanıtlamak istiyor.
03:45Mahkemeler, sadece kanıtların değil, sinirlerinde çarpıştığı yerlerdir değil mi?
03:50İşte geriliminin zirve yaptığı o an.
03:53Sertçeliğin avukatı ve davanın sanığı Bora Kaplan, duruşma savcısı Mustafa Kaya'nın hitap şekline çok sert bir itirazda bulunuyor.
04:00İddiaları şu, savcı sanık polislerden bahsederken Sayın Müdürler ifadesini kullandı.
04:06Savunma makamına göre bu, basit bir nezaket falan değil.
04:09Savcının tarafsızlığını yitirdiğinin, polisleri resmen kayırdığının çok net bir kanıtı.
04:14Hatta işi o kadar ileri götürüyorlar ki, savcının davadan çekilmesini talep ediyorlar.
04:19Savcı Mustafa Kaya'nın bu ağır iddiaya yanıtıysa çok gecikmiyor.
04:23Oldukça net bir şekilde, bu ifadeyi kullandığını kesinlikle hatırlamadığını,
04:28ama hani bir anlığına ağzından çıkmış olsa bile, bunun altında bir niyet aranmaması gerektiğini,
04:35tamamen bir dil süçmesi olabileceğini söylüyor.
04:37Tabii bir yandan da mahkemeye şunu hatırlatıyor.
04:40Yasal mevzuatta böyle bir durum, savcının reddi için geçerli bir hukuki zemin oluşturmaz.
04:45Ve işte mahkeme salonundaki o müthiş kırılma anı.
04:49Gerçeklerin ortaya çıktığı saniye.
04:51O kadar yoğun tartışmanın ardından,
04:53SGBiz, yani mahkemedeki o ses ve görüntü kayıt sistemi inceleniyor.
04:57Sonuç ne mi?
04:57Savcının sayın müdürler falan demediği,
05:00tamamen tarafsız ve hukuki bir şekilde sanık polisler dediği kabak gibi ortaya çıkıyor.
05:05E tabii bu gerçek yüzlerine çarpılınca Bora Kaplan cephesinden bir özür geliyor.
05:09Kaplan, özür dileriz, yanlış duymuşuz, ağzımız yandıya, yoğurdu üfleyerek yiyoruz diyerek
05:15bu gergin, biraz da absürt tartışmaya o kendine ağız üslubuyla son noktayı koyuyor.
05:20Beşinci ve son bölüm.
05:22Macaristan ifadeleri tartışması.
05:24Şimdi tanık sertçeliğin, Türkiye'ye getirilmeden önce Macaristan'da gözaltındayken verdiği ifadelere gelelim.
05:30Burada gerçekten çok temel bir hukuki zıtlaşma var.
05:34Savcı, haklı olarak, hakikati aramak adına bu ifadeleri mahkemede resmi bir delil olarak kullanmak istiyor ve tanığı bu yönde sıkıştırıyor.
05:42Fakat sertçelik adeta çileden çıkıyor.
05:45Türkiye'deki polis baskısından kaçtığını, eğer iade edilirse, tabiri caizse, eleğe çevrileceğinden korktuğunu,
05:52o yüzden oradaki ifadesinin tamamen bir kurgu olduğunu söylüyor.
05:56Yani sırf sığınma hakkı koparabilmek için avukatların yönlendirmesiyle yazılmış taktiksel bir metinden ibaret diyor.
06:03Düşünebiliyor musunuz?
06:05İki tarafın o kağıt parçasına bakış açısı taban tabana zıt.
06:08Yani bütün bunları toparlarsak buradaki en can alıcı nokta şu.
06:13Sertçelik savunmasını mahkeme heyetinin tam gözlerinin içine bakarak adeta onlara meydan okuyan bu sert soruyla bitiriyor.
06:20Tüm bu sahte delilleri kurgulayanların, koskoca siyasilere ve yargı mensuplarına iftira atan o karanlık elinin devlet tarafından bulunmasını istiyor.
06:29Ve sözlerini şu tüyler ürpertici uyarıyla noktalıyor.
06:32Eğer bunu yapanlar kaçarsa sorumlusu siz olursunuz.
06:35Hukuki sürecin geldiği bu tekinsiz noktada adaletin kılıcının günün sonunda nereye, kime ineceği sorusu sadece o mahkeme salonunun değil hepimizin
06:44zihninde yankılanmaya devam ediyor.
06:46Bu derin incelememize katıldığınız için teşekkürler.
06:50Her zaman olduğu gibi okumaya, sorgulamaya ve gerçeği aramaya devam edin.
Yorumlar