00:00Bugün hep birlikte inanılmaz bir davayı, Ayhan Bora Kaplan davasını mercek altına alıyoruz.
00:06Ama bu öyle sıradan bir analiz olmayacak.
00:09Duruşma salonunda yaşanan akıl almaz anlara, resmen bir film sahnesini andıran o anlara odaklanacağız.
00:16Hazırsanız başlayalım.
00:18Şöyle bir an hayal edin.
00:20Mahkeme salonu, gergin bir hava.
00:22Savcı kilit bir tanığa soru yöneltiyor
00:25ve tam o sırada davanın bir numaralı sanığı, Ayhan Bora Kaplan, savcıyı alkışlamaya başlıyor.
00:32Evet, yanlış duymadınız, alkışlıyor.
00:35Peki ama neden?
00:36Bir sanık, kendisini içeri atmaya çalışan savcıyı neden alkışlar ki?
00:40İşte bu sorunun cevabı, davanın ne kadar karmaşık olduğunu anlamamız için kilit nokta.
00:46Hemen konuya girelim.
00:47Bu dava en başından beri inanılmaz zıtlıklar üzerine kurulu.
00:51Bir yanda kendilerini eğitimli, saygın insanlar olarak tanıtan sanıklar var.
00:55Diğer yanda ise adi suç işlemekle itham edilen bir örgüt.
00:59Ve hepsinin tam ortasında, işte asıl mesele bu, polise yönelik çok ama çok ciddi bir komplo iddiası var.
01:05Savunmanın ilk hamlesi tam olarak bu noktadan geliyor.
01:08Sanıklardan Barış Kurt ne diyor bakın, ben mühendisim, diğerleri vale, esnaf.
01:13Yani diyor ki benim onlarla ne işim olur, bizim dünyalarımız ayrı.
01:16Bu kendini örgütün geri kalanından, o adi suç denen kısımdan ayırmak için atmış çok net bir adım.
01:23Ve işte asıl bomba burada patlıyor.
01:26Savunma avokatı çıkıyor ve diyor ki tüm deliller sahte, polis tarafından üretildi.
01:31Bu artık müvekkilim suçsuzdur demek değil.
01:34Bu çok daha ötesi.
01:35Bu doğrudan doğruya emniyete yönelik bir bize kumpas kurdunuz suçlaması.
01:40İşin rengi işte tam burada değişiyor.
01:42Şimdi davanın belki de en kilit, en hassas noktasına geliyoruz.
01:47Her şeyi tepe taklak edebilecek bir isim var.
01:50Gizli tanık.
01:51Biliyorsunuz bu tür davalarda gizli tanıklar iddianamenin bel kemiğidir.
01:55Ama ya o bel kemiği çürük çıkarsa?
01:57İşte bütün mesele bu soruda gizli.
02:00İddia makamının en büyük kozu olan bir tanık,
02:03eğer ifadesini baskı altında verdiğini söylerse ne olur?
02:07Bütün dava çöker mi?
02:08İşte bu duruşmada bu sorunun cevabını canlı canlı gördük.
02:12Ve o an geliyor.
02:14Kod adı M7 olan gizli tanık Serdar Sertçelik,
02:17mahkeme başkanının karşısından net bir şekilde ifade veriyor.
02:21Diyor ki,
02:22Bana bir teklifte bulunulmadı,
02:24beni zorla gizli tanık yaptılar.
02:26Bu cümle,
02:27iddianamenin üzerine kurulduğu temele
02:29atılmış bir dinamit gibi.
02:31Her şeyin bir kurgu olabileceği iddiasını
02:34masanın tam ortasına koyuyor.
02:35Ama durun,
02:37dahası var.
02:38Sertçelik,
02:38sadece beni zorladılar demekle kalmıyor,
02:41bir adım daha ileri gidiyor.
02:43İfademde anlattığım olayın olduğu tarihte,
02:46ben zaten olay yerinde bile değildim,
02:48görmedim diyor.
02:49Yani resmen kendi ifadesini,
02:52mahkemenin gözünün içine baka baka yok ediyor.
02:55Tanık meselesi,
02:56cepte.
02:57Şimdi gelelim işin bir diğer tuhaf tarafına.
03:00Davanın en önemli fiziki deliline.
03:02Hani şu meşhur bir avukatın ofisinin kapısında bulunan telefona.
03:06Bu telefonun hikayesi de inanın en az tanığınki kadar,
03:10hatta belki daha da garip.
03:12Hikaye şöyle başlıyor,
03:14çok basit gibi görünüyor bakın,
03:16bir avukat sekreteri.
03:17Sabah ofise geldiğinde,
03:19kapıya asılı bir poşet buluyor.
03:21Ne yapar?
03:22Alır,
03:22içeri koyar.
03:23O da öyle yapıyor.
03:24Alıp patronunun masasına bırakıyor.
03:26Mahkemede de,
03:27poşeti sapından tuttum diyor.
03:29Buraya kadar her şey normal,
03:30değil mi?
03:31Ama şimdi sıkı durun.
03:33Çünkü savcı öyle bir şey ortaya çıkarıyor ki,
03:35bu basit hikaye bir anda paramparça oluyor.
03:38Ve işte o an geliyor.
03:40Savcı,
03:41sekretere dönüp diyor ki,
03:42hanımefendi,
03:43poşeti sapından tuttuğunuzu söylüyorsunuz ama,
03:46kriminal rapora göre,
03:47poşette sizin parmak iziniz yok.
03:49Buna ne diyorsunuz?
03:50Sekreterin cevabı ne peki?
03:51Bilemem.
03:52Bu bilemem cevabı,
03:54o delilin oraya nasıl geldiği sorusunu,
03:56dev bir soru işaretine dönüştürüyor.
03:58Ve işte geldik duruşmanın zirve anına.
04:01Her şeyin koptuğu o noktaya.
04:03Savcı bu şaibeli telefonu eline alıyor ve hiç beklenmedik bir hamleyle bambaşka bir tanığın üzerine gidiyor.
04:10Bu hamle adeta bir satranç oyunundaki şahmat hamlesi gibi bütün dengeleri altüst ediyor.
04:16Sahneye yeni bir isim çıkıyor.
04:19İş insanı Mustafa Östaş.
04:21Ve asıl şok edici bilgi burada geliyor.
04:24Hani sekreterin parmak izi çıkmamıştı ya poşette.
04:27İşte o poşette tanık Mustafa Östaş'ın parmak izi çıkıyor.
04:32İşler iyice karıştı değil mi?
04:34Tabii kürsüye çıkan Östaş,
04:36başsanık Bora Kaplan'la arasına bir mesafe koymaya çalışıyor.
04:40Ne diyor?
04:41Ya birkaç kez gördüm,
04:42öyle bir samimiyetim falan yok.
04:44Klasik bir savunma taktiği.
04:45Ama bu sözler az sonra gelecek olan fırtınanın habercisi aslında.
04:50Ve işte savcı bombayı patlatıyor.
04:52Diyor ki,
04:53kriminal raporlara göre sadece poşetin üzerinde parmak iziniz yok,
04:57aynı zamanda o telefonun içindeki bir belge de kullanıcı olarak sizin adınız Mustafa Östaş adı geçiyor.
05:04Bu inanılmaz bir şey.
05:06Yani tanık delilin sadece ambalajıma değil,
05:09içine, ruhuna işlemiş durumda.
05:10İşte bu an en başta sorduğumuz o tuhaf sorunun cevabını veriyor.
05:15Sanıklar bunu duyunca neden savcıyı alkışladı?
05:19Çünkü savcının bu hamlesi, onların en başından beri savunduğu, bize kumpas kuruluyor, delilleri başkaları koyuyor, tezini kendi elleriyle kanıtlamış oldu.
05:29Savcı, kendi tanığını çürütürken farkında olmadan sanıkların ekmeğine yağ sürmüştü.
05:35O alkış işte bunaydı.
05:37Savcının bu açıklamasından sonra duruşma salonu kelimenin tam anlamıyla çığırından çıkıyor.
05:42Bir anda ortalık bir savaş alanına dönüyor.
05:45İddialar, suçlamalar, resleşmeler, her şey havada uçuşuyor.
05:49Ve o anda tansiyon en tepeye tırmanıyor.
05:52Bora Kaplan, tanık Östaş'la direkt yüzleşiyor.
05:55Ben sana şu kadar bu kadar para verdim, ofisime geldin, elimde kamera kayıtları var, diyor.
06:01Östaş'ın cevabı ne?
06:03Hatırlamıyorum.
06:04Bu hatırlamıyorum cevabı salondaki gerilimi adeta bir bıçak gibi kesiyor.
06:09Ve yaşananlar sadece bununla sınırlı değil.
06:12Bakın salonda ve etrafında daha neler oluyor.
06:15Duruşma salonu yakınlarında silahlı bir adam yakalanıyor, sonra bir tanığın koruması olduğu ortaya çıkıyor.
06:20Avukatlar birbirlerine tanıkları ayarlıyorsunuz diye suçluyor.
06:24Kaplan, bu adam zaten WhatsApp mesajlarını değiştirebildiğini söylemişti diye yeni bir iddia atıyor ortaya.
06:30Durum o kadar kontrolden çıkıyor ki, yargıç bile dayanamayıp, duruşmanın en kritik anlarındayız demek zorunda kalıyor.
06:37Peki, tüm bunları alt alta koyduğumuzda geriye ne kalıyor?
06:42Bir yanda ifadesini beni zorladılar diyerek geri çeken bir gizli tanık,
06:46diğer yanda kimin koyduğu belli olmayan, üzerinde şaybe bulutları dolaşan bir delil ve bir sürü çelişkili ifade.
06:54Bu akıl almaz kaosun ortasında sizce kim doğruyu söylüyor?
06:58Bu dava bize sadece bir suç örgütünü değil, belki de adalet sisteminin kendi içindeki çatlakları sorgulatıyor.
07:04Gerçeğin ne olduysa sanırım daha uzun süre bir sır olarak kalacak.
Yorumlar