Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 6 saat önce
Müyesser Yıldız’ın bu köşe yazısı, Ayhan Bora Kaplan davası çerçevesinde emniyet, yargı ve medya mensupları arasında yaşanan karşılıklı suçlamaları ve derinleşen kumpas iddialarını ele almaktadır. Eski emniyet müdürleri Murat Çelik ve Şevket Demircan, ifadelerinde bazı yargı üyelerini suç örgütüne bilgi sızdırmakla, belirli gazetecileri ise operasyonları sabote etmek amacıyla algı yönetimi yapmakla itham etmektedir. Buna karşılık, isimleri geçen gazeteciler ve adı geçen kamu görevlileri, bu iddiaları reddederek polislerin kendilerine yönelik bir "FETÖvari kumpas" kurduğunu savunmaktadır. Yazı, davanın yalnızca bir mafya soruşturması olmadığını, aksine siyaset ve bürokrasi katmanlarına yayılan çok yönlü bir hesaplaşmaya dönüştüğünü vurgulamaktadır. Süreç, tutuklu polis müdürleri ile suçlanan medya figürleri arasındaki sert polemikler ve karşılıklı suç duyurularıyla karmaşık bir hal almıştır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün inanılmaz bir konuyu Ayhan Bora Kaplan davasını masaya yatırıyoruz.
00:06Hani şu Antara'da basit bir mafya operasyonu gibi başlayıp sonra bir anda polisin, yargının hatta medyanın bile karıştığı dev bir
00:14skandala dönüşen dava.
00:16Gelin hep birlikte bu işin iç yüzünü anlamaya çalışalım.
00:20Peki bu karmakarışık hikayede yolumuzu nasıl bulacağız?
00:24İşte bugünkü yol haritamız. Önce bu operasyon nasıl çığırından çıktı ona bakacağız.
00:30Sonra polisin sisteme yani yargıya yönelik suçlamalarına geleceğiz.
00:34Medya bu işin neresinde ona göz atacağız.
00:37Gazeteciler boş durmamış tabii onların da cevapları var.
00:40En sonunda da tüm bu iddialar yumağı ne anlama geliyor onu bir çözmeye çalışacağız.
00:45Ve işte her şeyin merkezindeki o can alıcı soru.
00:50Yahu nasıl olur da sıradan bir mafya baskını işin içine polisleri, savcıları, gazetecileri katan, ülkenin gündemine bomba gibi düşen bir
00:58skandala dönüşebilir.
00:59Gelin bu sorunun cevabını olayların tam da içinde arayalım.
01:03Her şey bildiğimiz, gördüğümüz o klasik operasyonlardan biri gibi başlıyor aslında.
01:09Bir organize suç liderine yönelik bir baskın.
01:12Ama durun çünkü hikaye çok ama çok hızlı bir şekilde beklenmedik bir yöne sapıyor ve avcılar bir anda av konumuna
01:20düşüyor.
01:21İşte size filmlerde bile zor göreceğiniz bir sahne.
01:25Takvim yaprakları ne kadar hızlı dönüyor bakın.
01:28Eylül 2023, Ayhan Bora Kaplan yakalanıyor.
01:32Kasım 2023, kilit bir tanık hem de ne tanık yurt dışına kaçıyor.
01:37Ve asıl bomba, Mayıs 2024'e geldiğimizde o operasyonu yapan, belki de kahraman ilan edilen polis müdürleri hop kendileri tutuklu.
01:48İnanılır gibi değil değil mi?
01:49Kaplanı yakalayanlar aylar sonra kendileri sanık oluyor.
01:53Normalde ne beklersiniz?
01:55Sanıkların kendilerini savunmasını değil mi?
01:57Ama hayır, bu polis müdürleri tam tersini yapıyor.
02:01Savunma yapmak yerine mahkeme salonunu bir anda taarruz alanına çeviriyorlar ve ortaya akıl almaz iddialar atıyorlar.
02:09Mesela dinleyin, eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik ne diyor?
02:13Bu örgütün lideri Bora Kaplan değil, daha büyükleri var.
02:17Maalesef siyasete de sızmışlar, bunların bir üst aklı var.
02:21Yani diyor ki biz sadece piyonu yakaladık, asıl şahlar, vezirler başka yerde ve kökleri siyasete kadar uzanıyor.
02:29Ve bu iddialar havada kalmıyor, isimler veriliyor, hem de ne isimler?
02:34Yargının en tepelerinden bahsediyoruz.
02:36Eski Ankara Başsavcısı, şimdiki Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman, kendilerine gözaltına aldıran Başsavcı Vekili Veysel Kaçmaz, ilk soruşturmayı yürüten Ahmet Yıkılmaz.
02:47Yani anlayacağınız suçlamaların hedefi doğrudan adalet sisteminin kalbine yönermiş durumda.
02:52İddiaların ne kadar spesifik olduğunu şu sözlerden anlayabilirsiniz.
02:57Eski bir şube müdür yardımcısı Şevket Demircan, çıkıp diyor ki,
03:01Savcı Ahmet Yıkılmaz bize kimi alıp kimi almayacağımızı söylüyordu, kaplanın kardeşini almamıza engel oldu, inanıyorum ki soruşturmayı örgütün lehine sabote
03:12etti.
03:12Düşünebiliyor musunuz? Bir emniyet müdürü beraber çalıştığı savcıyı soruşturmayı bilerek sabote etmekle yani örgüte yardım etmekle suçluyor.
03:22Peki suçlamalar sadece yargıyla mı sınırlı kaldı?
03:25Tabii ki hayır. Şimdi hikayenin bir başka perdesine geçiyoruz, medyanın sahneye girişine.
03:32Polisler bu kez diyor ki, bize karşı organize bir karalama kampanyası var ve bu kampanyanın merkezinde de bazı gazeteciler bulunuyor.
03:40Kimler mi var listede?
03:41Abdurrahman Şimşek, Nedim Şener, Zihni Çakır, İsmail Saymaz, Cem Küçük yani kamuoyunun yakından tanıdığı çok bilinen isimler.
03:50Hatta iddialar öyle bir boyuta varıyor ki, Murat Çelik, gazeteci Abdurrahman Şimşek için diyor ki,
03:56benim konum bilgilerimi paylaştığını, hatta Dikmen Vadisi'nde beni gizlice videoya çektirdiğini düşünüyorum.
04:02Bu ancak fiziki bir takiple mümkün.
04:05Yani olay artık sadece yazı yazmak, haber yapmak değil, fiziki takip suçlamasına kadar gidiyor.
04:11Sonra başka bir gazeteci, Nedim Şener, Çelik onun için de diyor ki, çıkmış bir yayında bana Ankara Kalesi'ndeki halı
04:18satıcılarına benziyor demiş.
04:20Bu sözü kişisel bir hakaret olarak alıyor ve soruyor.
04:24Bu bilgileri, bu yorumları yapma cüretini ona hangi savcı, hangi polis verdi?
04:29Bunu ortaya çıkarılmasını istiyorum.
04:31E tabi madalyonun bir de öbür yüzü var.
04:34Gazeteciler bu ağır suçlamalar karşısında sessiz kalacak değildi.
04:37Onlardan da çok sert, çok net cevaplar geliyor.
04:41İşte size inanılmaz bir karşılaştırma.
04:44Emniyet Müdürü Çelik ne diyor?
04:46Gazeteci Zihni Çakır, bana kurulan medya komplosunun bir parçası.
04:50Peki Zihni Çakır ne diyor?
04:52Bir dakika, asıl sen beni aradın, bağlantılarımı kullanmak istedin, bana en cesur gazeteci dedin, hatta itibarını kurtarmam için benden yardım
05:01dilendin.
05:02Gördüğünüz gibi suçlama bir anda bumerang gibi geri dönüyor.
05:05Zihni Çakır'ın kamuoyuna yaptığı açıklama o kadar kişisel ve o kadar vurucu ki, resmen diyor ki, benimle tanışma sebebinin
05:14tam da bu kulis haberlerim olduğunu sen kendin söylemedin mi?
05:179 yıldır onca şey yaşadık, şimdi çıkıp ifadende bunları söylerken hiç mi utanmadın?
05:22Yani biz dostluk, sen benden yardım istiyordun, bu ne ikiyüzlülük demeye getiriyor.
05:27Ve bakın, işler sadece sosyal medyada, ekranlarda atışmakla kalmıyor, hukuki bir savaşa dönüşüyor.
05:34O halı satıcısı benzetmesi yapılan gazeteci Nedim Şener, yeter artık diyor ve Emniyet Müdürü Murat Çelik hakkında iftira attığı gerekçesiyle
05:42suç duyurusunda bulunuyor.
05:44Şener'in suç duyurusundaki bir detay da çok önemli.
05:48Diyor ki, benim bu olayla ilgili yaptığım haberler ve yorumlar, zaten Cumhurbaşkanı'nın, MHP liderinin ve İçişleri Bakanı'nın da
05:56FETÖ vari bir kumpas olarak tanımladığı şeyle aynı doğrultuda.
06:00Yani bir nevi, ben devletin en tepesiyle aynı şeyi söylüyorum, asıl siz kime hizmet ediyorsunuz mesajı veriyor.
06:07Peki, bütün bu suçlamalar, karşı suçlamalar, davalar, bu devasa iddialar ağı içinde biz neredeyiz?
06:15Gelin şimdi şöyle bir geri çekilip büyük resme bakalım.
06:19Artık şu çok net, bu olay, Ayhan Bora Kaplan'ın suçlu olup olmamasından çok daha öte bir şeye dönüştü.
06:26Sıradan bir organize suç dosyası, bir anda polisin polisle, polisin yargıyla, herkesin birbiriyle savaştığı kamusal bir arenaya evrildi.
06:35Bakın skandal nasıl adım adım büyüdü.
06:38Önce bir suç örgütüne operasyon yapıldı, sonra operasyonu yapan polisler tutuklandı.
06:43Tutuklanan polisler bu kez yargı mensuplarını suçladı.
06:47Yetmedi, gazetecileri de karalama kampanyası yapmakla suçladılar.
06:51En sonunda da gazeteciler, polisleri asıl yalancı ve ikiyüzlü sizsiniz diyerek suçladı.
06:56Tam bir kör düğüm.
06:58Ve işte bu düğümün ortasında aklımıza o meşhur soru geliyor.
07:01Herkesin bana komplo kuruluyor diye bağırdığı, böylesine karmaşık bir anlatılar savaşında,
07:07gerçeğin ne olduğuna kim karar verecek, doğruyu kim tanımlayacak?
07:12Bu soru sanırım daha uzun bir süre hem mahkeme salonlarında hem de bizim zihinlerimizde yankılanmaya devam edecek.
Yorumlar

Önerilen