Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Sunulan köşe yazısı, Kara Harp Okulu mezuniyet töreni sonrası kılıç çatıp ant içtikleri gerekçesiyle ihraç edilen Teğmen Ebru Eroğlu ve arkadaşlarının hukuk mücadelesini ele almaktadır. Yazıda, yargılama sürecindeki usulsüzlük iddiaları ile Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin kararlarını baskı altında değiştirdiği yönündeki çarpıcı beyanlar üzerinde durulmaktadır. Mahkemenin, savunma makamının tanık dinletme taleplerini reddederek hukuka aykırı şekilde noter beyanı istemesi eleştirilen temel noktalar arasındadır. Ayrıca, ihraç kararlarına dayanak gösterilen emirlerin varlığı sorgulanırken, davanın adil yargılanma hakkı çerçevesindeki tartışmaları detaylandırılmaktadır. Son olarak, askeri yetkililerin oylama sürecine müdahale edildiğine dair cevapsız kalan iddialar ve savunma avukatlarının bu süreçteki sert itirazları özetlenmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Bugün oldukça karmaşık bir konuya dalıyoruz.
00:02Bir avukat düşünün, mahkeme salonunda inanılmaz bir yemin ediyor.
00:05Ve bu yeminin arkasında da ihraç edilen teğmenlerin hikayesi var.
00:09Gelin bu olayın detaylarına hep birlikte bakalım.
00:12Şimdi olayın tam merkezine dalalım isterseniz.
00:15Bakın avukat Mustafa Güler ne diyor?
00:17Eğer bu tutanak gelirse kendimi mahkeme önünde bile vururum.
00:21Yani bu sözler gerçekten insanın kanını donduruyor.
00:25Bir dava ne kadar kişisel, ne kadar kritik bir hale gelebilir ki bir avukat böyle bir cümle kursun.
00:31İşte bu davanın özeti aslında.
00:34İyi de bir avukatı bu noktaya getiren şey ne olabilir?
00:36Neden mahkeme önünde böyle dramatik bir yemin etme ihtiyacı duysun ki?
00:40İşte bu sorunun cevabını bulmak için her şeyin başladığı o güne büyük bir tartışmayı ateşleyen o mezuniyet gününe gitmemiz gerekiyor.
00:47Evet, mezuniyet günü marşı.
00:50Her şeyin başladığı an.
00:52Şimdi bakın olaylar nasıl gelişiyor.
00:5430 Ağustos 2024.
00:55Kara Harp Okulu'nun mezuniyet töreni bitiyor.
00:57Herkes dağılmışken saat 6.30 sularında 500'den fazla çiçeği burnunda teğmen bir anda gayri resmi bir şekilde toplanıyor.
01:05Kılıçlarını çatıp hep bir ağızdan Mustafa Kemal'in askerleriyiz diye marş söylemeye başlıyorlar.
01:10Tamamen planlanmamış içten gelen bir an gibi görünüyor değil mi?
01:13Ama işte bu an çok kısa bir süre sonra hepsinin kariyerini altüst edecek o disiplin soruşturmalarının da başlangıcı oluyor.
01:19Fakat işin ilginç yanı ne biliyor musunuz?
01:22Bu eyleme katılan herkese aynı muamele yapılmıyor.
01:25Arada dağlar kadar fark var.
01:28Bakın dönem birincisi Ebru Eroğlu dahil 5 teğmen doğrudan silahlı kuvvetlerden ihraç ediliyor.
01:34Kariyerleri bitiyor yani.
01:36Ama onlarla birlikte ilk çemberde olan diğer 14 teğmene çok daha hafif bir ceza veriliyor.
01:42Hatta o cezalar bile daha sonra mahkemelerce iptal ediliyor.
01:45İşte bu adaletsizlik hissi, bu neden onlar değil de biz sorusu davanın tam kalbini oluşturuyor.
01:52İşte cezalar arasındaki bu inanılmaz fark ihraç edilen teğmenlerin avukatlarını harekete geçiriyor.
01:59Burada bir iş var diyorlar ve konuyu araştırmaya başlıyorlar.
02:02Ve sonunda ortaya çok ama çok ciddi bir iddia atıyorlar.
02:07Bir baskı iddiası.
02:08Şimdi bu 5 teğmenin geleceği yüksek disiplin kurulu yani kısaca YDK'nın elindeydi.
02:14Bu kurul kimlerden oluşuyor derseniz.
02:17Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda görevli 9 üyeden oluşuyor.
02:20Yani sayıca küçük ama inanılmaz güçlü bir yapı.
02:24Verdikleri karar o genç subayların bütün hayatını, bütün kariyerini belirleyecekti.
02:29Ve işte bombanın patladığı yer burası.
02:31Avukatların ve bazı gazetecilerin iddiasına göre kurulda yapılan ilk oylamada durum bambaşkaymış.
02:36İddia o ki 9 üyeden tam 7 tanesi teğmenlerin ihracına karşı oy kullanmış.
02:43Yani aslında ezici bir çoğunluk ihraç edilmesinler demiş.
02:46Ama ama sonra bir şeyler oluyor.
02:49Çünkü açıklanan resmi nihai karar ne?
02:52Tam tersi.
02:545'e karşı 4 oyla teğmenlerin ihracına karar veriliyor.
02:58Yani 7'ye 2 lehte olan bir oylama bir anda 5'e 4 a lehte bir karara dönüşüyor.
03:04Akıl alır gibi değil.
03:06Peki ama nasıl?
03:07Arada ne değişti de oylar tamamen tersine döndü?
03:10İşte avukatların temel iddiası tam olarak bu.
03:13Diyorlar ki bu oylama özgür iradeyle yapılmadı.
03:16Yüksek rütbeli kurul üyelerine suçsuz dedikleri oyları suçlu olarak değiştirmeleri için baskı yapıldı.
03:21Yani oylar sonradan baskıyla değiştirildi.
03:24Peki ortada böyle ağır bir iddia var.
03:27Ama bunu nasıl kanıtlarsınız ki?
03:29Avukatların stratejisi aslında çok basit ve mantıklıydı.
03:31Madem oyları değiştirenler kurul üyeleri o zaman biz de o üyeleri mahkemeye çağırıp konuştururuz.
03:37İşte bu noktada tam bir tanık savaşı başlıyor.
03:40Avukatlar da hemen harekete geçiyor ve davaya bakan Ankara 4. İdare Mahkemesi'ne resmi bir başvuruda bulunuyorlar.
03:47Diyorlar ki oylarını değiştirdiği iddia edilen YDK üyelerini lütfen tanık olarak çağırın.
03:53Amaçları ne?
03:54Baskı iddiasını bizzat yaşayanlardan yani komutanların kendisinden dinletmek mahkemeye.
03:59Fakat mahkemeden gelen cevap adeta duvar gibi.
04:03Avukatlar diyor ki lütfen YDK üyelerini resmi olarak tanık sıfatıyla çağırın, yeminli ifade versinler.
04:10Mahkeme ne diyor?
04:12Biz bunu yapamayız.
04:13Onun yerine gidin siz kendiniz o komutanlardan noter tasdikli beyan alın gelin.
04:18Yani mahkeme topu avukatları atıyor.
04:20Ama bu avukatlara göre hem hukuki olarak temeli olmayan hem de pratikte imkansız bir şey.
04:26Hatta işin ilginci mahkeme başkanı bile bu önerdikleri yolun ne kadar sıra dışı olduğunun farkında.
04:31Bakın ne diyor?
04:32Biliyorsunuz bizim idari yargıda tanık dinleme usulumuz yok.
04:36Bir yol bulmaya çalıştık aklımıza bu geldi.
04:38Yani aslında normalde böyle bir şey olmaz ama biz bir orta yol bulmaya çalıştık demiş oluyorlar.
04:43Ve böylece tam bir çıkmaz sokak başlıyor.
04:46Şöyle düşünün.
04:471- Avukatlar mahkemenin dediğini yapıp komutanlara gidiyor, noterden beyan verin diyor.
04:522- Komutanlar hayır biz sadece mahkeme bizi resmi olarak çağırırsa konuşuruz diyerek reddediyor.
04:573- Avukatlar tekrar mahkemeye gidip bizim kimseyi zorla konuşturma yetkimiz yok ki diyor.
05:01Ve sonuç?
05:024- Mahkeme tanıkları resmi olarak çağırma talebini kesin olarak reddediyor.
05:06İşte size tam bir kısır döngü.
05:08Avukatların eli kolu bağlanmış oluyor.
05:10Tanık yolu tamamen kapanınca avukatlar strateji değiştiriyor.
05:14Madem insanları konuşturamıyoruz o zaman belgelere bakalım diyorlar.
05:18Ve bütün dikkatlerini tek bir şeye, davanın kaderini değiştirebilecek o kritik belgeye çeviriyorlar.
05:24Kayıp belgeye.
05:25Peki nedir bu belge?
05:27Adı Karar Özet Tutanağı.
05:29YDK'nın kendi yönetmeliğine göre toplantı sırasında ilk oylama sonuçlarının yazıldığı ve imzalandığı resmi bir tutanak bu.
05:36Yani iddia edilen o baskıdan önceki oylamanın saf ilk halini gösteren bir kanıt.
05:41Aslında gerçeğin fotoğrafı gibi bir şey.
05:43Avukatlar için de bu belge her şey demek.
05:45Çünkü inanıyorlar ki o tutanak o ilk oylamanın sonucunu yani 7'ye ikilik skoru kesin olarak kanıtlayacak.
05:52Yani dumanı tüten silahın ta kendisi.
05:55İşte bu yüzden en başta duyduğumuz o yemini ediyor avukat, karar özetini isteyin, eğer o tutanak gelirse yarın avukatlığı bırakır
06:04hatta kendimi mahkeme önünde vururum.
06:05Bu aslında ne demek biliyor musunuz?
06:07Bu bir meydan okuma.
06:08Avukat diyor ki ben o belgenin ne yazdığını biliyorum ve benim haklı olduğumu kanıtlayacak ve siz de bunu bildiğiniz için
06:14o belgeyi asla mahkemeye getiremeyeceksiniz.
06:17İşte yeminin altındaki asıl mesaj bu.
06:20Peki geldik bugüne.
06:21Dava ne durumda?
06:22Tam bir kilitlenmiş halde.
06:24Bir yanda tanıklar, diğer yanda bir belge var ama ikisine de ulaşılamıyor.
06:28Bu durumda akla şu soruyu getiriyor.
06:30Acaba burada sadece teğmenler mi yargılanıyor yoksa adaletin kendisi mi?
06:34Neredeyse 9 aylık bir sessizlikten sonra Milli Savunma Bakanlığı'ndan mahkemeye resmi bir yanıt geliyor.
06:41Diyorlar ki baskı iddiaları somut verilere dayanmamaktadır.
06:45Ama burada bir tuhaflık yok mu?
06:46Çünkü avukatların işte somut veri diye gösterdiği tanıkların dinlenmesi talebi reddedildi.
06:51İşte somut veri dedikleri o kilit belge de bir türlü dosyaya gelmedi.
06:56Yani somut veri isteniyor ama somut veriye ulaşma yolları kapalı.
07:00Ve bu durum bizi çok temel bir soruyla baş başa bırakıyor.
07:03Eğer bir davada en önemli kanıtlar tartışmalı hale gelirse, kilit tanıklar dinlenmezse o zaman gerçek nasıl ortaya çıkacak?
07:13Haklı ile haksız nasıl ayırt edilecek?
07:15İşte bu soruların cevabı sadece bu 5 temenin değil belki de çok daha fazlasının geleceğini belirleyecek.
Yorumlar

Önerilen