Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu köşe yazısı, Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasının yeniden görülmeye başlanan duruşmalarında yaşanan kritik gelişmeleri ve gizli tanık Serdar Sertçelik’in çarpıcı savunmasını ele almaktadır. Sertçelik, kendisi aleyhine delil olarak sunulan "buluntu telefonun" sahte olduğunu ve emniyet mensupları tarafından siyasi bir kumpas kurmak amacıyla kurgulandığını iddia etmektedir. Savunmasında, bazı siyasetçi ve yargı mensuplarının dosyaya zorla dahil edilmeye çalışıldığını belirten Sertçelik, bu süreçte kendisine baskı yapıldığını öne sürmektedir. Duruşmada ayrıca savcının tarafsızlığı, gizli tanıklık süreci ve firari tanık Mustafa Öztaş’ın yargıyı yönlendirme çabaları üzerine sert tartışmalar yaşanmıştır. Mahkeme heyeti, Sertçelik’in bazı suçlardan tahliyesine karar verirken ana suçlardan tutukluluk halinin devamına hükmederek davayı ileri bir tarihe ertelemiştir. Metin, genel hatlarıyla yargı, emniyet ve siyaset üçgeninde şekillenen bir hukuk mücadelesini ve iddia edilen kumpas girişimlerini detaylandırmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, bugünkü dosya incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün masamızda gerçekten inanılmaz karmaşık,
00:06hani tansiyonun bir an olsun düşmediği şu meşhur Ayhan Bora Kaplan davası var.
00:11Ve özellikle de o buluntu telefon gizemi,
00:14bakın bu dava hepimiz için önemli,
00:16çünkü mesele sadece yeraltı dünyası değil,
00:18emniyet, yargı ve siyaset üçgenindeki o derin iddiaları,
00:22hukukun nasıl işlediğini doğrudan ilgilendiriyor.
00:25Doğrudan mahkeme tutanaklarına, avukat beyanlarına
00:28ve salondaki o sarsıcı ifadelere bakarak
00:30bu devasa düğümü adım adım çözeceğiz.
00:33Hazırsanız lafı hiç uzatmadan doğrudan mahkeme salonunun ortasına gidelim.
00:37Olayın tam merkezine gizli tanık M.Y.D.'nin,
00:41yani Serdar Sertçelik'in duruşmadaki o patlayıcı sorusuyla
00:44kelimenin tam anlamıyla bodoslama dalıyoruz.
00:47Ben istihbarat başkanı mıyım, diyor Sertçelik.
00:50İşte bu tek cümlelik isyan,
00:52aslında o sahte delil iddialarının, gizemli yazışmaların
00:55ve tüm bu davanın kalbindeki en büyük çelişkinin fitilini ateşliyor.
00:59Hemen ilk bölümümüze gizli tanık M.Y.D.'nin savunmasına bir bakalım.
01:04Şimdi, Sertçelik'in temel tezi şu,
01:07diyor ki birileri ortaya gizemli bir buluntu telefon atıyor
01:10ve bunun üzerinden tamamen sahte mesajlar üreterek
01:13inanılmaz bir siyasi hesaplaşmaya girişiyor.
01:16Sertçelik, bu telefonun kesinlikle kendisine ait olmadığını,
01:20siyasileri ve devlet adamlarını tuzağa düşürmek için
01:22özel olarak kurgulanıp dosyaya eklendiğini çok açık bir dille iddia ediyor.
01:27İşin asıl çılgınca kısmı,
01:29yani bu sahte olduğu iddia edilen mesajların hedeflerine bakar mısınız?
01:32Hiç de sıradan isimler değil bunlar.
01:35Sertçelik, bu kumpasın MHP lideri Devlet Bahçeli'nin
01:38polisleri yönelik bir konuşmasının intikamını almak için tasarlandığını öne sürüyor.
01:42Hatta düşünün, daha önceki hiçbir konuşmada adı dahi geçmeyen
01:45eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın isminin bile
01:48bu yazışmalarla aniden listeye eklendiğini söylüyor.
01:51Tabii sadece siyasiler değil,
01:52spesifik olarak FETÖ haberleri yapan gazeteciler
01:55ve bazı yargı mensupları da bu çembere dahil edilmiş.
01:58Gelelim ikinci bölüme.
01:59Buluntu telefon ve şu meşhur kumpas iddiaları.
02:02Burası gerkekten davanın kilit noktası.
02:05Savunmanın çürüttüğü o devasa mantık hatası tam olarak şu.
02:08Bir yanda, bu buluntu telefondan belirli tarihlerde atıldığı iddia edilen mesajlar var.
02:12Ama diğer yanda kapı gibi bir gerçek var.
02:15Sertçelik o mesajların atıldığı saniye Macaristan'da bir hapishane hücresinde kilitli.
02:19Üstelik Macar yetkililer,
02:20adamın o tarihlerde cep telefonuna erişiminin tam anlamıyla sıfır olduğunu resmi olarak doğrulamış.
02:26Yani fiziksel olarak imkansız bir durumdan bahsediyoruz.
02:29Ve dahası da var.
02:30Sertçelik, kendi adıyla devletin en tepe kurumlarına gönderilmiş
02:34tam 14 sayfalık bir e-postayı işaret ediyor.
02:36Az önce duyduğumuz o, ben istihbarat başkanı mıyım çıkışının sebebi de tam olarak bu e-posta.
02:42Savunmaya göre bu kadar spesifik ve inanılmaz detaylar barındıran istihbarat bilgilerini
02:48sıradan birinin bilmesi imkansız.
02:50Yani bunu ancak en üst düzey emniyet veya istihbarat yetkilileri kurgulayabilirdi diyorlar.
02:55Üçüncü bölümümüz, duruşma salonunda yükselen tansiyon.
02:59Salondaki o gerilimi hayal edin.
03:01Savunma tarafı, savcı Mustafa Kaya'yı resmen açıkça taraf tutmakla suçladığında
03:05ortam kelimenin tam anlamıyla buz kesti.
03:07Neden mi?
03:08Çünkü avukatlar, savcının sanık kürsüsündeki polis memurlarına
03:12sayın müdürler diye hitap ettiğini iddia ettiler.
03:15Bu hitap, salonda adeta pimi çekilmiş bir bomba etkisi yarattı.
03:19Tabii buna en sert tepki anında Ayhan Bora Kaplan'dan geldi.
03:24Kaplan, savcının polislere saygı gösterirken
03:27kendisine sadece Bora diyerek onu değersizleştirdiğini savundu.
03:31Hatta işi daha da ileri götürüp, savcının derhal davadan çekilmesini istedi.
03:36Şimdi burada çok ufak ama kritik bir detay var.
03:39Aslında bir düzeltme diyelim.
03:40İlerleyen saatlerde ses kayıtları, yani o SGB sistemi çözümlendiğinde
03:45savcının aslında sayın müdürler değil, sanık polisler dediği ortaya çıktı.
03:49Yani ortada devasa bir yanlış anlama var.
03:51Ama işte tam o kargaşa anında başka bir savunma avokatının,
03:55Cengiz Varolun, daha ciddi meselelerimiz var çıkışı,
03:58duruşmanın o hızlı ve kaotik atmosferini tek cümlede özetliyor.
04:02Dördüncü bölümümüz, avukatların itirazları ve talepleri.
04:07Bakın, savunmanın itirazları gerçekten çok çarpıcı.
04:10Avukatlar soruyor, bu meşhur telefon bulunduktan sonra
04:13neden savcıya teslim edilmeden önce ortada 14 günlük,
04:17koca bir şüpheli boşluk var?
04:19Bu cihaz 14 gün boyunca kimlerin elinden geçti?
04:22Üstelik avukatlara dosyada gizlilik var denilerek
04:25tek bir evrak bile verilmezken aynı dosyaların sanık polislere
04:29serbestçe verildiği iddia ediliyor.
04:31Daha da vahimi, savcının serçeli ki yasa dışı itiraf anlaşmalarıyla
04:35köşeye sıkıştırmaya çalıştığı ve bazı tanıkların da ifadeleri için
04:39yönlendirildiği gibi son derece ağır suçlamalar masaya yatırılıyor.
04:43Bütün bu isyanı avukat Ilgaz Teziş tek bir çarpıcı cümleyle
04:48tam 12'den vurarak özetledi, organize şube hukuku kurmuşlar.
04:53Yani avukatlara göre standart hukuki prosedürler falan tamamen çöpe atılmış,
04:58yetkililer tamamen kendi kurallarını koymuş.
05:00Hatta bir tanık çıkıp emniyetten arandığında kendisine sadece
05:03söyleneni kabul et denildiğini itiraf edince
05:06bu iddia salonda çok daha güçlü bir yankı buldu.
05:09Ve son bölümümüze mahkemenin kararı ve sonrasına geliyoruz.
05:13Peki, hakim bunca iddia, bunca gerilim karşısında ne karar verdi?
05:17Saatler süren o uzun değerlendirmenin ardından mahkeme
05:20beklendiği üzere savcının davadan çekilmesi de dahil
05:23savurmanın taleplerinin çok büyük bir kısmını reddetti.
05:26Ayhan Bora Kaplan ve Serdar Serçelik büyük oranda tutuklu kalmaya devam edecek.
05:31Ama davanın asıl büyüklüğü mü, yani o meşhur telefon ne olacak derseniz
05:35mahkeme telefonun incelenmesini ileriki bir tarihte bilir kişiye bırakarak
05:39aslında o büyük ve asıl hesaplaşmayı bir sonraki celseye ertelemiş oldu.
05:43Ve bu da bizi o büyük soruyla baş başa bırakıyor.
05:46Duruşma 3 ve 4 Eylül'e ertelendi.
05:48Sormadan edemiyoruz.
05:50Eylül ayında yapılacak o kritik bilir kişi incelemesi
05:52bu gizemli telefonun ardındaki gerçeği nihayet aydınlatacak mı?
05:56Yoksa bu inanılmaz mahkeme salonu bulmacası
05:59bizi daha da büyük sürprizlerle mi karşılayacak?
06:02Bu incelememizde kaynaklara dayanarak
06:04davanın geldiği o kritik noktayı sizlere aktarmaya çalıştık.
06:07Şimdilik gözler Eylül ayında.
06:09Bir sonraki dosyamızda görüşmek üzere.
06:11Merakla kalın.
Yorumlar

Önerilen