Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 3 ay önce
Bu köşe yazısı, gazeteci Yavuz Selim Demirağ’ın yedi yıl önce uğradığı şiddetli saldırının ardından devam eden hukuki süreci ve davadaki kritik gelişmeleri ele almaktadır. İlk etapta basit bir yaralama vakası olarak görülen dava, itirazlar sonucunda ağır ceza mahkemesine taşınmış ve sanıklar hapis cezasına çarptırılmıştır. Ancak istinaf mahkemesi, verilen cezaları yetersiz bularak ve usul eksikliklerini tespit ederek kararı sanıklar aleyhine bozmuştur. Yeniden başlayan yargılama sürecinde mahkeme, eksikliklerin giderilmesine ve duruşmaya katılmayan sanıkların zorla getirilmesine karar vermiştir. Demirağ’ın avukatı ise bu davanın, basın mensuplarına yönelik benzer saldırılar için örnek teşkil edecek bir nitelik taşıdığını vurgulamaktadır. Toplamda altı cümleden kısa olan bu özet, adaletin tesisi için verilen hukuk mücadelesini kapsamlı bir şekilde sunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugün 7 yıllık hukuki bir labirentin içine giriyoruz.
00:03Gazeteci ve yazar Yavuz Selim Demirağ'ın yıllar önce uğradığı o karanlık saldırıyla başlayan,
00:09mahkeme koridorlarında adeta bir kör düğme dönüşen ve bugün hala devam eden süreci en ince ayrıntısına kadar inceliyoruz.
00:16Peşinen söyleyeyim, burada taraf tutmak yok.
00:18Sadece gerçeklere, mahkeme tutanaklarına ve sistemin nasıl işçiliğine odaklanacağız.
00:23Adaletin çarkları nasıl dönüyor, nerede takılıyor ve tek bir dava tüm hukuki manzarayı nasıl baştan aşağı değiştirebiliyor.
00:29Eğer hazırsanız bu 7 yıllık serüvenin anatomisini çıkarmaya başlayalım.
00:34Bu karmaşık süreçte yolumuzu kaybetmemek için hızlıca rotamıza bir bakalım.
00:38Önce saldırının kendisine ve o ilk iddianameye gideceğiz.
00:41Sonra mahkemeler arasındaki o tuhaf yetki krizine bakacağız.
00:45Ardından istinaf mahkemesinin her şeyi tersine çeviren kararı gelecek.
00:49Oradan da günümüze yeniden başlayan yargılama sürecine ve en sonunda bu davanın neden büyük bir emsal olduğuna uzanacağız.
00:55Hemen birinci bölümle yani işin en başıyla saldırı ve o ilk iddianame süreciyle başlayalım.
01:01Şimdi adaletin bazen ne kadar sinir bozucu derecede yavaş işleyebildiğini göstermek istiyorum size.
01:08Düşünebiliyor musunuz saldırı gerçekleşiyor ama iddianamenin hazırlanması tam 2 koca yıl sürüyor.
01:142 yıl, sonrasında yızlar sülen bir yargılama aşaması, çıkan bir karar ve en sonunda istinaf mahkemesinin gelip
01:21bir dakika burada bir yanlışlık var diyerek süreci en başa sarması.
01:24Saldırı günüyle istinaf kararı arasındaki bu devasa 7 yıllık boşluk hukuki süreçlerin insanı ne kadar yıpratabileceğini adeta yüzümüze vuruyor.
01:33İşin en başındaki o keskin tezata bakar mısınız?
01:36Bir yanda bir televizyon programından çıkıp evine dönen ancak kapısının önünde tam 7 kişi tarafından
01:42sopalarla öldüresiye dövülen ve hastanelik olan bir gazeteci var.
01:46Gerçekten çok vahşi bir şiddet eylemi.
01:48Fakat diğer yanda şüpheliler yakalanıyor ve adli kontrol şartıyla anında serbest bırakılıyor.
01:55Saldırının ağırlığıyla hukukun ilk refleksi arasındaki bu uçurum aslında davanın daha en başından ne kadar tartışmalı geçeceğinin de sinyallerini veriyordu.
02:04Olayın üzerinden o bahsettiğim 2 yıl geçtikten sonra iddianame nihayet tamamlanıyor.
02:10Savcılığın talepleri hiç de hafif değil aslında.
02:12Her bir şüpheli için kasten yaralama, silahlı tehdit ve hakaret suçlamalarıyla tam 20'şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.
02:20Fakat burada kritik bir detay var.
02:22Dava ilk başta Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılıyor.
02:25Yani hukuki hiyerarşiyi düşünürseniz nispeten daha genel ve hafif suçlara bakan mahkemede.
02:30Ve işte bu durum bizi ikinci bölüme o meşhur yetki krizine getiriyor.
02:35Davanın serini tamamen değiştiren o can alıcı kırılma anı tam olarak bu cümleyle başlıyor.
02:41Demirhan avukatı Erhan Tokatlı çıkıp diyor ki,
02:43Bu itirazın hemen ardından mahkemeler arasında inanılmaz bir bürokratik pingpong maçı başlıyor.
03:01Asliye Ceza Mahkemesi,
03:03Evet bu benim yetki alanımı aşıyor deyip dosyayı üzerinden atıyor.
03:06Dosya oradan oraya savrulduktan sonra nihayet doğru adresi buluyor.
03:10Ankara 36 Ağır Ceza Mahkemesi.
03:12Yani artık iş bir üst lige taşınmış durumda.
03:16Suçlamaların ve hukuki risklerin çok daha ciddi olduğu bir lige.
03:19Ağır Ceza Mahkemesi'nde yaklaşık 2 yıl süren o sancılı yargılamanın ardından çıkan karar bu.
03:259 yıl.
03:27Mahkeme sanıkları kasten yaralama ve tehdit suçlarından 9'lar yıl hapse mahkum ediyor.
03:33İlk duyduğunuzda hiç fena bir ceza değil diyebilirsiniz.
03:36Ama hepimiz biliyoruz ki hikaye burada bitmiyor.
03:39Geldik işlerin renginin değiştiği o 3. bölüme.
03:43İstinaf Mahkemesi'nin bozma kararı.
03:45Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi dosyanın kapağını açıyor, inceliyor ve o 9 yıllık hapis cezasını tamamen bozuyor.
03:54Hem de altını çizerek söylüyorum oy birliğiyle.
03:57İstinaf Mahkemesi açıkça şunu söylüyor.
03:59Ortada usul hataları var ama daha da önemlisi sizin verdiğiniz bu 9 yıllık ceza bu olay için çok az.
04:05Peki mahkeme bu ceza az derken hukuki olarak neye dayanıyor?
04:09İşte bu kavrama neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama.
04:13Yani istinaf diyor ki saldırdınız ama bu saldırının yöntemi ve ortaya çıkardığı sonuçlar o kadar vahim ki siz bu adamlara
04:21ceza verirken alt sınırdan uzaklaşmak zorundasınız.
04:24Yapılan eylemin şiddetiyle verilen ceza birbirini tutmuyor.
04:28İstinaf Mahkemesi'nin gerekçeleri öyle genel geçer laflar değil, oldukça spesifik.
04:33Mahkeme adeta olayın fotoğrafını çekiyor ve diyor ki siz bu adamı evine kadar takip etmişsiniz, olayı gece karanlığında yapmışsınız.
04:41Sayıca çok fazlasınız, organize olmuşsunuz, ellerinizde sopalar, kesici aletler var.
04:47Yani yaratılan tehlikenin boyutu o kadar büyük ki orantılılık ilkesi gereği o 9 yıl bu suçun karşılığı olamaz.
04:54Ve böylece 4. bölüme her şeyin yeniden başladığı yargılama sürecine giriyoruz.
04:59Sil baştan yapılan ilk duruşmada çok sarsıcı, insani bir detayla yüzleşiyoruz.
05:04Yavuz Selim Demirağ mahkeme salonunda söz alıyor ve o 7 yıl önceki saldırının bıraktığı hasarlar yüzünden daha sadece bir ay
05:11önce yeni bir ameliyat daha geçirdiğini söylüyor.
05:13Yani adliye koridorlarında kağıtlar gidip gelirken, yıllar akıp geçerken bir insanın hayatında o gecenin faturası fiziksel olarak ödenmeye devam ediyor.
05:23Mahkeme salonuna şöyle bir baktığımızda ise sanık sandalyesinde bir eksiklik göze çarpıyor.
05:28O 6 sanıktan sadece 3'ü orada, diğer 3'ü ortada yok.
05:32İstinafın kararı bozmasına ve cezanın artma ihtimaline rağmen mahkemeye gelmeyen bu 3 kişi için hakim zorla getirme kararı çıkarıyor.
05:40Savunma tarafındaki bu dağınıklık da zaten sürecin neden 7 yıl uzadığını bize çok net anlatıyor.
05:46Geldik en can alıcı yere, 5. bölüm, davanın emsal niteliği.
05:51Bu dava neden bu kadar önemli?
05:53Ortada birbiriyle taban tabana zıt iki hikaye var.
05:56Savunma tarafına sorarsanız olay sadece trafikte yaşanan tesadüfi bir tartışma, bir anlık sinir harbi.
06:02Hatta bu yüzden haksız tahrik indirimi bile istiyorlar.
06:05Karşı taraf yani mağdur avukatı ise kesin bir dille diyor ki taraflar birbirini hiç tanımıyor, ortada trafik kavgası falan yok.
06:14Bu doğrudan talimatla yapılmış, planlı ve organize bir eylem.
06:17İşte mahkemenin bu iki hikayeden hangisine inanacağı verilecek kararın tüm iskeletini oluşturacak.
06:24Avukat Erhan Tokatlı tam da bu yüzden davanın emsel olduğunu söylüyor.
06:28Evet mahkeme bunu bir öldürmeye teşebbüs olarak adlandırmadı, ağırlaşmış yaralama sınırlarında tuttu ama istinaf mahkemesinin o altını çize çize yazdığı
06:37detaylı gerekçe,
06:39gelecekte gazetecilere yönelik yapılacak benzer planlı saldırılar için hukuk tarihinde kapı gibi bir emsel olarak duruyor artık.
06:46Tüm bu anlattıklarımızın ışığında günün sonunda kendimize sormamız gereken o asıl soru şu.
06:517 yıla yayılan, istinafın o sert müdahalesiyle yön değiştiren bu hukuki maraton,
06:56gelecekte gazetecilere yönelik saldırıların yargılanma şeklini kökünden değiştirebilecek mi?
07:00Artık failler nasılsa adli kontrolle çıkarız rahatlığıyla hareket edemeyecekler mi?
07:05Bu davanın nihai sonucu bize basın özgürlüğünün ve hukukun üstünlüğünü sınırların nerede çizildiğini gösterecek.
07:11Bize katıldığınız için teşekkürler, bir sonraki incelemede görüşmek üzere.
Yorumlar

Önerilen