00:00Herkese selamlar, yeni incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün masamızda Mehmet Edip Ören'in kaleme aldığı,
00:06oldukça ses getiren ve açıkçası Türkiye siyasetinin o karmaşık perde arkasını mercek altına alan o meşhur makalesi var.
00:13Gündem mühendisliği ve siyaset senaryoları.
00:16Baştan hemen netleştirelim.
00:18Bizim burada amacımız herhangi bir siyasi taraf tutmak falan kesinlikle değil.
00:23Bizim işimiz, yazarın ortaya koyduğu bu çarpıcı siyasi senaryoları,
00:27o stratejik planları alıp tamamen objektif bir gözle, tüm şeffaflığıyla masaya yatırmak.
00:33Tamam lafı hiç uzatmadan hemen bir yol haritamıza bakalım.
00:36Bu yoğun metni 5 ana başlıkta toparladık.
00:39Sırasıyla ekonomik yanılsama ve gerçekler, siyasetle çözünme ittifaklar,
00:43anayasa için gündem mühendisliği, yazarın kendi önerisi olan milliyetçi cephe
00:47ve son olarak da işin somut yüzü olan konut projeleri ve altyapı üzerinden ilerleyeceğiz.
00:52O zaman birinci bölümle yani ekonomik yanılsama ve gerçeklerle hızlıca başlıyoruz.
00:59Yazar makalesine Türkiye'nin dışarıdan görünen o rahat yüzüyle
01:03arka planda yattığını iddia ettiği sert ekonomik gerçekler arasındaki büyük çelişkiyi anlatarak başlıyor.
01:09Şimdi ekrandaki şu 16 sayısına bir bakın.
01:12Bu sayı nereden geliyor biliyor musunuz?
01:14Yazar sadece yakın zamandaki resmi tatilleri alt alta toplamış.
01:171 Mayıs için 3 gün, 19 Mayıs için 4 gün, Kurban Bayramı için tam 9 gün,
01:23toplamda 16 günlük devasa bir tatil.
01:26Öğrene göre bu tablo sanki sadece ayıp olmasın diye çalıştığımız izlenimini veren,
01:31gerçeklerden tamamen kopuk, inanılmaz bir rehavet döneminin tam da ta kendisi.
01:35İşte bu durum.
01:36Yazarın tatil yanılsaması dediği o garip çelişkiyi mükemmel bir şekilde özetliyor.
01:41Hani bir yanda sürekli tatil yapan, dışarıdan bakıldığında durmadan üretim patlamaları yaşıyormuş gibi duran,
01:47çok zengin doğa kaynaklara sahip bir ülke illüzyonu var.
01:50Ama diğer yanda?
01:52Yazarın ısrarla altını çizdiği, devasa cari açıklar ve giderek dağ gibi büyüyen bord stokları var.
01:58Yani yazar aslında şunu söylüyor.
02:00Toplum bu yanılsama içinde resmen uyutuluyor.
02:03Peki bu işin siyasi boyutu ne alemde?
02:05Gelelim ikinci kısma.
02:07Siyasette çözüm ve ittifaklar.
02:09Ekonomi penceresinden çıkıp siyasi manevralara baktığımızda özellikle Dem Parti'nin kurban bayramındaki o hareketsizliği yazarın tam da radarının ortasında.
02:19Partinin bayramlaşmak için iktidar ya da ana muhalefete gitmemesini Ören çok çarpıcı bir cümleyle özetliyor.
02:25Diyor ki yaklaşımları tam olarak şu.
02:28Kimin oya ihtiyacı varsa o sisteme dahil oluruz.
02:31Yazarın analizine göre burada ideoloji, demokrasi veya barış falan aramayın.
02:36Bu tamamen pragmatik, tamamen pazarlığa dayalı, en çok verene gideriz zihniyetini temsil eden bir siyasi ittifak anlayışı.
02:44Tabi yazar bunu söylerken geçmişi de unutmuyor.
02:46Geçmişte yaşanan o çözüm süreçlerine dair köklü itirazları var.
02:49Hatırlatıyor yazar, geçmişte polisin, jandarmanın gözü önünde kimlik kontrolleri yapıldığını, şehirlerin adeta köstebek yuvasına döndüğünü ve çok sayıda şehit verildiğini
02:59söylüyor.
02:59E şimdi hal böyleyken aynı grubun kalkıp bir de kendileri için yasal güvence talep etmesini kesinlikle ama kesinlikle kabul edilemez
03:06buluyor.
03:07Ve doğal olarak analizinin tam göbeğine şu kışkırtıcı soruyu bırakıyor.
03:11Nasıl güveneceğiz?
03:12Yazar, PKK'nın siyasi uzantısı olarak tanımladığı bu yapıyla herhangi bir siyasi güven ortamı kurmanın o geçmiş tecrübeler ışığında kelimenin
03:22tam anlamıyla imkansız olduğunu savunuyor.
03:24Yani olası yeni bir siyasi anlaşmaya kapıyı tamamen kilit vurarak kapatıyor.
03:29Peki iktidar kanadı ne yapıyor?
03:31Üçüncü bölümümüz tam da bu konuya odaklanıyor.
03:35Anayasa için gündem mühendisliği.
03:37Şimdi ekrandaki bu sayıya çok dikkat etmenizi istiyorum.
03:41Dört düz.
03:42Yazarın o gündem mühendisliği dediği iddiaların temelinde bu sayı yatıyor.
03:46Öğrene göre ana akım medyadaki o bitmek bilmeyen siyasi tartışmaların her gün karşımıza çıkan haberlerin tek bir somut, nihai amacı
03:54var.
03:54Anayasayı halk oylamasına yani referanduma falan iç götürmeye gerek kalmadan doğrudan meclis içinde değiştirebilecek o sihirli sayıya dört düz milletvekili
04:03desteğine ulaşmak.
04:04Ve yazarın iddia ettiği bu mühendislik tıkır tıkır işleyen üç adımlı bir plana dayanıyor.
04:11Adım bir.
04:11Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaları medyada sürekli ama sürekli öne çıkar.
04:16Hatta iktidara yakın kanallar sanki rakip partinin iyiliğini istiyormuş gibi bir algı yaratsın.
04:22Adım iki.
04:23Bu yoğun medya baskısıyla muhalefeti içerden böl parçala.
04:26Ve üçüncü, en vurucu adım, zayıflamış darmadağın olmuş muhalefet sayesinde o dört yüz milletvekili avantajını cebine koy.
04:35Yazara göre iktidar varlığını sürdürmek için bu satrancı kusursuzca oynuyor.
04:40Gelelim dördüncü bölüme yazarın önerisi.
04:43Milliyetçi cephe.
04:44Peki yazar bu devasa plan karşısında sadece kenardan bakıp şikayet mi ediyor?
04:48Tabii ki hayır.
04:49Masaya kendi karşı hamlesini koyuyor.
04:51Şu grafikteki yüzde otuz beşlik kocaman dilime bir bakın.
04:55Ören, Türkiye'de koltuk kaygısına falan bir kenara bırakabilecek yüzde otuz ila kırk arasında değişen yekbare dev bir milliyetçi cephe seçmen
05:03tabanı olduğunu inanıyor.
05:04Ve işin özü şu.
05:05Ancak bu dev blok bir araya gelip ağırlığını koyarsa iktidarın bu oyununu bozabilir diyor.
05:11İşin taktik kısmı ise gerçekten çok enteresan.
05:14Yazar burada Fatih Altaylı gibi usta kalemlerin de ara ara dile getirdiği bir parlamento manevrasını hatırlatıyor.
05:19Hani geçmişte İYİ Parti'nin seçime girebilmesi için bazı CHP milletvekilleri taktiksel olarak istifa edip onlara katılmıştı ya.
05:27İşte yazar diyor ki aynı şekilde muhalefet üyeleri de geçici olarak bu milliyetçi cephe şemsiyesi altında toplanabilir.
05:34Yani muhalefete hayatta kalmak istiyorsanız pragmatik olun, geçici olarak birleşin diyerek resmen bir acil çıkış kapısı gösteriyor.
05:42Ve geliyoruz son bölümümüze.
05:43Konut projeleri ve altyapı yani işin o yüksek siyasetten çıkıp sokağa gündelik hayata yansıdığı yere.
05:48Yazar diyor ki siyaset tepede böyle şekillenirken sahada olanlar çok daha somut.
05:54Bir yanda ortada henüz çivisi bile çakılmamış, tamamen havadan çekilen 500 bin konutlu kurallar ve deprem konutları konusunda geciken o
06:02devasa vaadler var.
06:04Ama tablonun diğer tarafına bir bakıyorsunuz rant euro inşa edilen kaçak konutlar kelimenin tam anlamıyla ışık hızıyla yükseliyor.
06:11Yani bir tarafta altı tamamen boş siyasi vaadler, diğer tarafta fiilen gözümüzün önünde dikilen çarpık yapılar.
06:18Ve yazarın resmen saç baş yolluğu, şaşkınlığının zirve yaptığı spesifik bir örnek var.
06:24Sazlıdere Barajı, İstanbul'un bizzat su sıkıntısı çektiği her akşam haberlerde barajların doluluk oranlarını izlediği bir dönemde kaçak konutları alan
06:33açmak için koskoca bir barajın devre dışı bırakılmasını yazarın aklı almıyor.
06:37Haklı olarak nasıl bir anlayış ve zihniyettir çözebilmek mümkün değil diyerek bu yönetim mantığına büyük bir isyan bayrağı açıyor.
06:44Ve işte incelememizin sonuna gelirken yazar analizini hepimizin beynine kazınacak gerçekten ürpertici bir soruyla bitiriyor.
06:53İktidarı kaybettiklerinde olacakları bilenlerin yapamaca hiçbir şey yok mu?
06:57Yazar açıkça şunu iddia ediyor, siyasi gücü elinde tutanlar bunu kaybetmemek adına sınır tanımayabilir.
07:03Hatta bir sabah uyandığımızda tek partili bir döneme geri dönmekle dahil olmak üzere her türlü olağanüstü adımı atabilirler.
07:10Bütün bu derinlemesine analizi bitirirken yazarın o yankılanan, kışkırtıcı sorusunu ben de size bırakmak istiyorum.
07:17Güç sahiplerinin gerçekten bir sınırı yok mudur?
07:19Bence üzerine uzun uzun düşünmeye değer.
07:22Bir sonraki incelememizde yepyeni konularla görüşmek üzere şimdilik merakla kalın ve hoşçakalın.
07:27İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar