Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Mehmet Edip Ören’in bu değerlendirmesi, Türkiye’nin güncel siyasal atmosferini ve iktidarın gündem mühendisliği üzerinden yürüttüğü stratejileri eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazar, ekonomik darboğaz ve yoğun tatil takvimine rağmen suni gündemlerle halkın meşgul edildiğini, asıl amacın ise Anayasa değişikliği için gerekli milletvekili sayısına ulaşmak olduğunu savunmaktadır. Özellikle DEM Parti ile olan ilişkiler ve muhalefeti bölme çabaları üzerinden hükümetin koltuğunu koruma arzusuna dikkat çekilirken, çözüm yolu olarak milliyetçi cephenin tek bir blok halinde birleşmesi önerilmektedir. Metin ayrıca, hayata geçirilemeyen konut projeleri ve Sazlıdere Barajı örneğinde olduğu gibi yerel kaynakların yönetimindeki usulsüzlüklere de değinerek devlet idaresindeki aksaklıkları vurgulamaktadır. Sonuç olarak kaynak, Türkiye’nin demokratik geleceği ve mevcut yönetim anlayışının riskleri hakkında sert bir uyarı niteliği taşımaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese selamlar, yeni incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün masamızda Mehmet Edip Ören'in kaleme aldığı,
00:06oldukça ses getiren ve açıkçası Türkiye siyasetinin o karmaşık perde arkasını mercek altına alan o meşhur makalesi var.
00:13Gündem mühendisliği ve siyaset senaryoları.
00:16Baştan hemen netleştirelim.
00:18Bizim burada amacımız herhangi bir siyasi taraf tutmak falan kesinlikle değil.
00:23Bizim işimiz, yazarın ortaya koyduğu bu çarpıcı siyasi senaryoları,
00:27o stratejik planları alıp tamamen objektif bir gözle, tüm şeffaflığıyla masaya yatırmak.
00:33Tamam lafı hiç uzatmadan hemen bir yol haritamıza bakalım.
00:36Bu yoğun metni 5 ana başlıkta toparladık.
00:39Sırasıyla ekonomik yanılsama ve gerçekler, siyasetle çözünme ittifaklar,
00:43anayasa için gündem mühendisliği, yazarın kendi önerisi olan milliyetçi cephe
00:47ve son olarak da işin somut yüzü olan konut projeleri ve altyapı üzerinden ilerleyeceğiz.
00:52O zaman birinci bölümle yani ekonomik yanılsama ve gerçeklerle hızlıca başlıyoruz.
00:59Yazar makalesine Türkiye'nin dışarıdan görünen o rahat yüzüyle
01:03arka planda yattığını iddia ettiği sert ekonomik gerçekler arasındaki büyük çelişkiyi anlatarak başlıyor.
01:09Şimdi ekrandaki şu 16 sayısına bir bakın.
01:12Bu sayı nereden geliyor biliyor musunuz?
01:14Yazar sadece yakın zamandaki resmi tatilleri alt alta toplamış.
01:171 Mayıs için 3 gün, 19 Mayıs için 4 gün, Kurban Bayramı için tam 9 gün,
01:23toplamda 16 günlük devasa bir tatil.
01:26Öğrene göre bu tablo sanki sadece ayıp olmasın diye çalıştığımız izlenimini veren,
01:31gerçeklerden tamamen kopuk, inanılmaz bir rehavet döneminin tam da ta kendisi.
01:35İşte bu durum.
01:36Yazarın tatil yanılsaması dediği o garip çelişkiyi mükemmel bir şekilde özetliyor.
01:41Hani bir yanda sürekli tatil yapan, dışarıdan bakıldığında durmadan üretim patlamaları yaşıyormuş gibi duran,
01:47çok zengin doğa kaynaklara sahip bir ülke illüzyonu var.
01:50Ama diğer yanda?
01:52Yazarın ısrarla altını çizdiği, devasa cari açıklar ve giderek dağ gibi büyüyen bord stokları var.
01:58Yani yazar aslında şunu söylüyor.
02:00Toplum bu yanılsama içinde resmen uyutuluyor.
02:03Peki bu işin siyasi boyutu ne alemde?
02:05Gelelim ikinci kısma.
02:07Siyasette çözüm ve ittifaklar.
02:09Ekonomi penceresinden çıkıp siyasi manevralara baktığımızda özellikle Dem Parti'nin kurban bayramındaki o hareketsizliği yazarın tam da radarının ortasında.
02:19Partinin bayramlaşmak için iktidar ya da ana muhalefete gitmemesini Ören çok çarpıcı bir cümleyle özetliyor.
02:25Diyor ki yaklaşımları tam olarak şu.
02:28Kimin oya ihtiyacı varsa o sisteme dahil oluruz.
02:31Yazarın analizine göre burada ideoloji, demokrasi veya barış falan aramayın.
02:36Bu tamamen pragmatik, tamamen pazarlığa dayalı, en çok verene gideriz zihniyetini temsil eden bir siyasi ittifak anlayışı.
02:44Tabi yazar bunu söylerken geçmişi de unutmuyor.
02:46Geçmişte yaşanan o çözüm süreçlerine dair köklü itirazları var.
02:49Hatırlatıyor yazar, geçmişte polisin, jandarmanın gözü önünde kimlik kontrolleri yapıldığını, şehirlerin adeta köstebek yuvasına döndüğünü ve çok sayıda şehit verildiğini
02:59söylüyor.
02:59E şimdi hal böyleyken aynı grubun kalkıp bir de kendileri için yasal güvence talep etmesini kesinlikle ama kesinlikle kabul edilemez
03:06buluyor.
03:07Ve doğal olarak analizinin tam göbeğine şu kışkırtıcı soruyu bırakıyor.
03:11Nasıl güveneceğiz?
03:12Yazar, PKK'nın siyasi uzantısı olarak tanımladığı bu yapıyla herhangi bir siyasi güven ortamı kurmanın o geçmiş tecrübeler ışığında kelimenin
03:22tam anlamıyla imkansız olduğunu savunuyor.
03:24Yani olası yeni bir siyasi anlaşmaya kapıyı tamamen kilit vurarak kapatıyor.
03:29Peki iktidar kanadı ne yapıyor?
03:31Üçüncü bölümümüz tam da bu konuya odaklanıyor.
03:35Anayasa için gündem mühendisliği.
03:37Şimdi ekrandaki bu sayıya çok dikkat etmenizi istiyorum.
03:41Dört düz.
03:42Yazarın o gündem mühendisliği dediği iddiaların temelinde bu sayı yatıyor.
03:46Öğrene göre ana akım medyadaki o bitmek bilmeyen siyasi tartışmaların her gün karşımıza çıkan haberlerin tek bir somut, nihai amacı
03:54var.
03:54Anayasayı halk oylamasına yani referanduma falan iç götürmeye gerek kalmadan doğrudan meclis içinde değiştirebilecek o sihirli sayıya dört düz milletvekili
04:03desteğine ulaşmak.
04:04Ve yazarın iddia ettiği bu mühendislik tıkır tıkır işleyen üç adımlı bir plana dayanıyor.
04:11Adım bir.
04:11Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaları medyada sürekli ama sürekli öne çıkar.
04:16Hatta iktidara yakın kanallar sanki rakip partinin iyiliğini istiyormuş gibi bir algı yaratsın.
04:22Adım iki.
04:23Bu yoğun medya baskısıyla muhalefeti içerden böl parçala.
04:26Ve üçüncü, en vurucu adım, zayıflamış darmadağın olmuş muhalefet sayesinde o dört yüz milletvekili avantajını cebine koy.
04:35Yazara göre iktidar varlığını sürdürmek için bu satrancı kusursuzca oynuyor.
04:40Gelelim dördüncü bölüme yazarın önerisi.
04:43Milliyetçi cephe.
04:44Peki yazar bu devasa plan karşısında sadece kenardan bakıp şikayet mi ediyor?
04:48Tabii ki hayır.
04:49Masaya kendi karşı hamlesini koyuyor.
04:51Şu grafikteki yüzde otuz beşlik kocaman dilime bir bakın.
04:55Ören, Türkiye'de koltuk kaygısına falan bir kenara bırakabilecek yüzde otuz ila kırk arasında değişen yekbare dev bir milliyetçi cephe seçmen
05:03tabanı olduğunu inanıyor.
05:04Ve işin özü şu.
05:05Ancak bu dev blok bir araya gelip ağırlığını koyarsa iktidarın bu oyununu bozabilir diyor.
05:11İşin taktik kısmı ise gerçekten çok enteresan.
05:14Yazar burada Fatih Altaylı gibi usta kalemlerin de ara ara dile getirdiği bir parlamento manevrasını hatırlatıyor.
05:19Hani geçmişte İYİ Parti'nin seçime girebilmesi için bazı CHP milletvekilleri taktiksel olarak istifa edip onlara katılmıştı ya.
05:27İşte yazar diyor ki aynı şekilde muhalefet üyeleri de geçici olarak bu milliyetçi cephe şemsiyesi altında toplanabilir.
05:34Yani muhalefete hayatta kalmak istiyorsanız pragmatik olun, geçici olarak birleşin diyerek resmen bir acil çıkış kapısı gösteriyor.
05:42Ve geliyoruz son bölümümüze.
05:43Konut projeleri ve altyapı yani işin o yüksek siyasetten çıkıp sokağa gündelik hayata yansıdığı yere.
05:48Yazar diyor ki siyaset tepede böyle şekillenirken sahada olanlar çok daha somut.
05:54Bir yanda ortada henüz çivisi bile çakılmamış, tamamen havadan çekilen 500 bin konutlu kurallar ve deprem konutları konusunda geciken o
06:02devasa vaadler var.
06:04Ama tablonun diğer tarafına bir bakıyorsunuz rant euro inşa edilen kaçak konutlar kelimenin tam anlamıyla ışık hızıyla yükseliyor.
06:11Yani bir tarafta altı tamamen boş siyasi vaadler, diğer tarafta fiilen gözümüzün önünde dikilen çarpık yapılar.
06:18Ve yazarın resmen saç baş yolluğu, şaşkınlığının zirve yaptığı spesifik bir örnek var.
06:24Sazlıdere Barajı, İstanbul'un bizzat su sıkıntısı çektiği her akşam haberlerde barajların doluluk oranlarını izlediği bir dönemde kaçak konutları alan
06:33açmak için koskoca bir barajın devre dışı bırakılmasını yazarın aklı almıyor.
06:37Haklı olarak nasıl bir anlayış ve zihniyettir çözebilmek mümkün değil diyerek bu yönetim mantığına büyük bir isyan bayrağı açıyor.
06:44Ve işte incelememizin sonuna gelirken yazar analizini hepimizin beynine kazınacak gerçekten ürpertici bir soruyla bitiriyor.
06:53İktidarı kaybettiklerinde olacakları bilenlerin yapamaca hiçbir şey yok mu?
06:57Yazar açıkça şunu iddia ediyor, siyasi gücü elinde tutanlar bunu kaybetmemek adına sınır tanımayabilir.
07:03Hatta bir sabah uyandığımızda tek partili bir döneme geri dönmekle dahil olmak üzere her türlü olağanüstü adımı atabilirler.
07:10Bütün bu derinlemesine analizi bitirirken yazarın o yankılanan, kışkırtıcı sorusunu ben de size bırakmak istiyorum.
07:17Güç sahiplerinin gerçekten bir sınırı yok mudur?
07:19Bence üzerine uzun uzun düşünmeye değer.
07:22Bir sonraki incelememizde yepyeni konularla görüşmek üzere şimdilik merakla kalın ve hoşçakalın.
07:27İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar

Önerilen