00:00Herkese merhabalar. Bugünkü incelememizde Türkiye'deki adalet sistemi ve bu sistemde var olduğu iddia edilen çifte standartlar üzerine yazılmış, gerçekten çok
00:08konuşulan, oldukça kutuplaştırıcı bir makaleyi baştan sona ele alacağız.
00:12Şunu baştan belirteyim, burada amacımız kesinlikle bir taraf tutmak değil, aksine Mehmet Özkendirici'nin kaleme aldığı bu son derece sert
00:19eleştiriyi yazarın kendi argümanları üzerinden tamamen tarafsız bir şekilde masaya atırmak.
00:24Makale, yargı sistemindeki uygulamaları öylesine çarpıcı örneklerle eleştiriyor ki okuduğunuzda kayıtsız kalmanız pek mümkün değil.
00:31Eğer hazırsanız adalet terazisine yönelik bu ağır iddiaları adım adım çözmeye başlayalım.
00:36Evet, gelin hemen konunun tam kalbine dalalım.
00:39Makaleye verilen bu oldukça kışkırtıcı ve halk ağzıyla yazılmış başlık aslında yazarın tüm tezini harika bir şekilde özetliyor.
00:46Sizden olanların canı can, olmayanların patlı can mı?
00:50Yazar Özkendirici bu tanıdık deyimi kullanarak daha ilk satırdan okuyucusunu yakalıyor ve yazının ana fikrini adeta tek bir cümleye sığdırıveriyor.
00:59Yani makalenin bel kemiği tam olarak bu soru.
01:01Adalet sisteminin kişilerin kimliklerine, kime yakın olduklarına göre ikiyüzlü bir tavır sergilediği tezi işleniyor.
01:08Bu başlık devlete duyulan derin öfkeyi ve o eşitsizlik vurgusunu kesinlikle çok net bir şekilde yüzümüze çarpıyor.
01:141. Bölüm Yazarın İddiası Çifte Standart ve Tıbbi Tahliyelerde Adalet Tartışması
01:20Yazar makaledeki bütün argümanını o bildiğimiz bozuk adalet terazisi konsepti üzerine kuruyor.
01:26Ama bakın bu öyle genel geçer bir adalet eleştirisi falan değil.
01:30Metinin odak noktası son derece spesifik.
01:32Özkendirci, cezaevlerindeki tıbbi tahliyelerin yani ağır sağlık sorunları nedeniyle mahkumların serbest bırakılması sürecinin kesinlikle eşit olmayan bir şekilde uygulandığını öne
01:42sürüyor.
01:42Peki yazarın gözünden bu eşitsizlik kimler arasında yaşanıyor derseniz tablo çok keskin iki kampa ayrılmış durumda.
01:49Bir tarafta tıbbi tahliyeden anında yararlananlar var.
01:52Yani yazarın tanımıyla tarikat ve cemaat mensupları.
01:55Diğer tarafta ise hasta olmalarına rağmen cezaevinde kalanlar yani muhalif isimler yer alıyor.
02:00Makaleye göre yüzlerce insan cezaevlerinde adeta ölümü beklerken tıbbi tahliyeden yararlanıp elini kolunu sallayarak dışarı çıkanların tek ortak özelliği belirli
02:09dini gruplara olan aidiyetleri.
02:11Gelelim ikinci bölüme.
02:13Tahliye edilen isimler ve yazarın örnek gösterdiği iki dava.
02:17Yazar bu genel iddiaları havada bırakmıyor elbette hemen somut örneklere geçiyor.
02:22Çifte standart tezini desteklemek için yakın zamanda gerçekleşen ve kamuoyunda da çokça tartışılmış iki spesifik tıbbi tahliye vakasını kanıt olarak
02:30önümüze koyuyor.
02:31İlk örnek yıllar önce o meşhur Sivas Madımak olaylarında hüküm giymiş bir kişi.
02:36Makale bu kişinin bizzat cumhurbaşkanı imzasıyla sırf sağlık nedenleri gerekçe gösterilerek tahliye edildiğinin altını çiziyor.
02:44İkinci örnek ise çok daha sarsıcı.
02:466 yaşındaki öz kızını tarikat müritlerinden 23 yaş büyük biriyle imam nikahıyla evlendiren bir baba.
02:52Düşünebiliyor musunuz?
02:54Hiçbir vicdanı sığmayan bu ağır çocuk istismarı vakasına rağmen baba 20 yıldan fazla hapis cezası alıyor ama sadece 3 yıl
03:01hapis yatıp çıkıveriyor.
03:02Gerekçe yine sağlık sorunları.
03:05İşte Özkendirici bu suçların o korkunç ağırlığı ile sağlanan tıbbi tahliye kolaylığı arasındaki tezatlığı argümanının tam merkezine yerleştiriyor.
03:13Ve dahası var makalede sadece bu tahliyeler listelenmekle kalınmıyor.
03:18Bu süreçlerin arkasında dönen dinamiklere dair de çok net iddialar ortaya atılıyor.
03:23Yazarın aktardığına göre kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak bilinen tanınmış dini figür bu ikinci tahliye kararında önemli bir rol oynadığını bizzat
03:32kendi sosyal medyasında gururla ifade etmiş.
03:35Yazar tam da bu noktada okuyucuya şunu söylüyor.
03:38Bakın tahliye kararlarında sadece hukuki süreçler değil, tarikat ve cemaat bağlantıları devrede.
03:44Yani ortada çok ciddi bir kayırma söz konusu.
03:47Üçüncü bölümümüz TC kavramı ve yorumlar ile yazarın karikatür metaforu.
03:52İnanılmaz bir metaforla karşı karşıyayız.
03:55Özkendirci, devletin değerlerinde algıladığı bu büyük değişimi açıklamak için salt hukuki örneklerden biraz uzaklaşıyor ve kendi geçmişine yıllar önce çizdiği
04:04bir karikatüre dönüyor.
04:06Bu anekdot, devlet kurumlarına olan bakış açısındaki o devasa uçurumu harika bir şekilde gözler önüne seriyor.
04:12Şöyle bir düşünün, karikatürde bir tabelada sadece TC'ye kısaltması var.
04:17Yazarın uygar insan olarak tanımladığı karakter, bunu gayet doğal bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti olarak okurken yobaz olarak nitelediği diğer karakter
04:25aynı harflere bakıp sırıtıyor ve bunu tarikat ve cemaat olarak okuyor.
04:30Bu çarpıcı metafor, Türkiye'deki kurumsal kimliğin belirli kesimler tarafından nasıl farklı yorumlandığını çok ama çok güçlü bir şekilde özetliyor.
04:39Fakat yazar için bu karikatür sadece geçmişte çizilmiş komik bir espri değil, adesa bugün gerçeğe dönüşmüş karanlık bir kehanet.
04:46Özkendirici makalesinde diyor ki, bakın, Milliyetin Bakanı çıkıp tarikat ve cemaatleri sivil toplum kuruluşları olarak nitelendiriyor ve okullarda faaliyet göstermelerine
04:55bizzat izin veriyor.
04:56Yazıya göre bu durum o karikatürdeki TC'yi tarikat ve cemaat olarak okuyan karakterin ne kadar haklı çıktığını acı bir
05:03şekilde kanıtlıyor.
05:04Yazar bu olayı devletin artık o tarafsızlığını tamamen yetirdiğine dair inancını temellendirmek için kullanıyor.
05:10Dördüncü bölüme geçiyoruz, cezaevindeki İBB tutuklusu ve Murat Çalık'ın durumu.
05:15Şimdi yazarın bozuk dediği o adalet terazisinin diğer kefesine yani madalyonun öteki yüzüne bakmamaktı.
05:22İktidara yakın oldukları iddia edilen kişilerin nasıl bir çırpıda tahliye edildiğini az önce dinledik.
05:27Şimdi bunun tam karşısına bir muhalefet üyesinin Murat Çalık'ın gerçekten yürek burkan durumu yerleştiriliyor.
05:33Burada asıl dikkat çeken nokta tıbbi ve bürokratik bir sürecin nasıl tam bir işkenceye dönüştüğünün yazar tarafından adım adım adeta
05:42bir harita gibi önümüze serilmesi.
05:43Birinci adım, Murat Çalık iki kez çok ağır kanser ameliyatı geçiriyor.
05:48İkinci adım, bu ağır sağlık tablosuna rağmen İstanbul'dan İzmir cezaevine sevk ediliyor.
05:53Metnin ifadesiyle adeta bir sürgüne gönderiliyor.
05:56Üçüncü adım, İzmir'de defalarca ciddi sağlık krizleri yaşıyor, apar topar hastaneye kaldırılıyor.
06:01Ama tedavisi bile tamamlanmadan derhal o soğuk hücresine geri konuluyor.
06:06Yazar bu durumu, idam cezasının olmadığı Türkiye'de bir insanı resmen ölüme mahkum etmek diyerek son derece sert bir dille eleştiriyor.
06:13Ve geldik yazarın kurduğu o nihai karşılaştırmaya o devasa tezatlığa.
06:18Bir tarafta Cumhurbaşkanlığı müdahalesiyle anında ve hızla tahliye edilen tarikat mensupları duruyor.
06:25Diğer tarafta ise hakkında kesinleşmiş bir tutuklama kararı bile olmadığı iddia edilen resmen ölüm tehlikesi altındaki kanser hastası Murat Çalık
06:34var.
06:34Yazıda yetkililere çok kritik, çok can alıcı bir soru soruluyor.
06:38Neden?
06:39Neden bir grup için en üst düzeyden müdahale yapılırken, diğeri için ölüm tehlikesi varken bile en azından bir e-hapsi
06:46dahi çok görülüyor?
06:48Bütün bu yaşananlar televizyonda, sosyal medyada bu kadar yankı bulurken devletin zirvesinin bu duruma sessiz kalması yazar tarafından şiddetle sorgulanıyor.
06:56Ve son bölüm Adalet Terazisi ve Uyarı İlahi Adalet Vurgusu
07:01İncelememizin sonlarına gelirken yazarın adeta vites değiştirdiğini hissediyoruz.
07:07Artık ortada sadece hukuki veya siyasi bir analiz yok, devlet yetkililerine yönelik derin, felsefi ve dini bir yakarış, aynı zamanda
07:15çok sarsıcı bir uyarı var.
07:16Devletin adalete kendi çıkarlarına göre manipüle etmeyi bırakması talep ediliyor.
07:20Yazar, hani o idealize ettiğimiz Hazreti Ömer Adaleti vardı ya, ondan zaten çoktan vazgeçtik, bari biraz adil olun diyerek sistemin
07:28ne kadar yozlaştığını vurguluyor.
07:30Ve makalenin belki de en vurucu cümlesi geliyor.
07:33Eğer adalet terazisini kendi çıkarlarınıza göre ayarlamaya devam edecekseniz, hiç olmazsa gidin o mahkeme salonlarında asılı duran Adalet Mülkün Temelidir
07:42yazılarını indirin.
07:43Çünkü yazara göre hukukun olmadığı yerde hukukun sembollerini sergilemek riyakarlıktan başka bir şey değil.
07:50Ve incelememizi makalenin de bitirildiği o tüyler ürpertici son uyarıyla noktalıyoruz.
07:55Yazar diyor ki, dünyevi adaletin terazisini bozmuş olabilirsiniz ama nihai adaletin yani ilahi adaletin terazisi asla şaşmaz.
08:04Unutulmasın, Allah'ın terazisi adamına göre tartmaz.
08:08Gün gelir o terazi kefesine herkes oturur.
08:11Ne kadar sarsıcı bir kapanış öyle değil mi?
08:12Bu sözler sadece mevcut sisteme değil, o sistemi yönetenlerin vicdanlarına yapılmış çok güçlü bir çağrı.
08:19Bugünlük incelememizin sonuna geldik.
08:21Yazarın aktardığı bu iddialar aslında hepimizi hukukun eşitliği ve adalet kavramı üzerine derin derin düşünmeye davet ediyor.
08:29Peki siz ne düşünüyorsunuz?
08:30Sizce o terazi günün birinde gerçekten herkesi eşit tartar mı?
08:34Bu soruyu düşünmeniz için size bırakıyorum.
08:36Dinlediğiniz için çok teşekkürler.
08:37Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
08:39Hoşçakalın.
08:40Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.