- 7 hafta önce
Yazar Mehmet Özkendirci, Türkiye’deki hukuk sisteminde uygulanan çifte standartları ve dini gruplara sağlanan ayrıcalıklı muameleyi sert bir dille eleştirmektedir. Metin, ağır suçlar işlemiş tarikat ve cemaat mensuplarının sağlık gerekçeleriyle erkenden tahliye edilmesini, benzer sağlık sorunları yaşayan muhalif isimlerin ise cezaevinde ölüme terk edilmesiyle kıyaslamaktadır. Özellikle çocuk istismarı ve Sivas katliamı gibi davalardaki sanıkların serbest bırakılması, toplumsal adalete olan güvenin sarsıldığı bir tablo olarak sunulmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın cemaatlerle kurduğu bağlara da değinilerek, devlet kurumlarının liyakat yerine dini yapıların etkisi altına girdiği savunulmaktadır. Sonuç olarak yazar, adalet terazisinin kişiye göre değişmemesi gerektiğini vurgulayarak yetkilileri gerçek bir vicdan ve eşitlik anlayışına davet etmektedir. Ülkede hukukun temel ilkelerinin yerini siyasi yakınlıkların aldığına dair derin bir endişe dile getirilmektedir.
Kategori
🗞
HaberlerDöküm
00:00Herkese merhabalar. Bugünkü incelememizde Türkiye'deki adalet sistemi ve bu sistemde var olduğu iddia edilen çifte standartlar üzerine yazılmış, gerçekten çok
00:08konuşulan, oldukça kutuplaştırıcı bir makaleyi baştan sona ele alacağız.
00:12Şunu baştan belirteyim, burada amacımız kesinlikle bir taraf tutmak değil, aksine Mehmet Özkendirici'nin kaleme aldığı bu son derece sert
00:19eleştiriyi yazarın kendi argümanları üzerinden tamamen tarafsız bir şekilde masaya atırmak.
00:24Makale, yargı sistemindeki uygulamaları öylesine çarpıcı örneklerle eleştiriyor ki okuduğunuzda kayıtsız kalmanız pek mümkün değil.
00:31Eğer hazırsanız adalet terazisine yönelik bu ağır iddiaları adım adım çözmeye başlayalım.
00:36Evet, gelin hemen konunun tam kalbine dalalım.
00:39Makaleye verilen bu oldukça kışkırtıcı ve halk ağzıyla yazılmış başlık aslında yazarın tüm tezini harika bir şekilde özetliyor.
00:46Sizden olanların canı can, olmayanların patlı can mı?
00:50Yazar Özkendirici bu tanıdık deyimi kullanarak daha ilk satırdan okuyucusunu yakalıyor ve yazının ana fikrini adeta tek bir cümleye sığdırıveriyor.
00:59Yani makalenin bel kemiği tam olarak bu soru.
01:01Adalet sisteminin kişilerin kimliklerine, kime yakın olduklarına göre ikiyüzlü bir tavır sergilediği tezi işleniyor.
01:08Bu başlık devlete duyulan derin öfkeyi ve o eşitsizlik vurgusunu kesinlikle çok net bir şekilde yüzümüze çarpıyor.
01:141. Bölüm Yazarın İddiası Çifte Standart ve Tıbbi Tahliyelerde Adalet Tartışması
01:20Yazar makaledeki bütün argümanını o bildiğimiz bozuk adalet terazisi konsepti üzerine kuruyor.
01:26Ama bakın bu öyle genel geçer bir adalet eleştirisi falan değil.
01:30Metinin odak noktası son derece spesifik.
01:32Özkendirci, cezaevlerindeki tıbbi tahliyelerin yani ağır sağlık sorunları nedeniyle mahkumların serbest bırakılması sürecinin kesinlikle eşit olmayan bir şekilde uygulandığını öne
01:42sürüyor.
01:42Peki yazarın gözünden bu eşitsizlik kimler arasında yaşanıyor derseniz tablo çok keskin iki kampa ayrılmış durumda.
01:49Bir tarafta tıbbi tahliyeden anında yararlananlar var.
01:52Yani yazarın tanımıyla tarikat ve cemaat mensupları.
01:55Diğer tarafta ise hasta olmalarına rağmen cezaevinde kalanlar yani muhalif isimler yer alıyor.
02:00Makaleye göre yüzlerce insan cezaevlerinde adeta ölümü beklerken tıbbi tahliyeden yararlanıp elini kolunu sallayarak dışarı çıkanların tek ortak özelliği belirli
02:09dini gruplara olan aidiyetleri.
02:11Gelelim ikinci bölüme.
02:13Tahliye edilen isimler ve yazarın örnek gösterdiği iki dava.
02:17Yazar bu genel iddiaları havada bırakmıyor elbette hemen somut örneklere geçiyor.
02:22Çifte standart tezini desteklemek için yakın zamanda gerçekleşen ve kamuoyunda da çokça tartışılmış iki spesifik tıbbi tahliye vakasını kanıt olarak
02:30önümüze koyuyor.
02:31İlk örnek yıllar önce o meşhur Sivas Madımak olaylarında hüküm giymiş bir kişi.
02:36Makale bu kişinin bizzat cumhurbaşkanı imzasıyla sırf sağlık nedenleri gerekçe gösterilerek tahliye edildiğinin altını çiziyor.
02:44İkinci örnek ise çok daha sarsıcı.
02:466 yaşındaki öz kızını tarikat müritlerinden 23 yaş büyük biriyle imam nikahıyla evlendiren bir baba.
02:52Düşünebiliyor musunuz?
02:54Hiçbir vicdanı sığmayan bu ağır çocuk istismarı vakasına rağmen baba 20 yıldan fazla hapis cezası alıyor ama sadece 3 yıl
03:01hapis yatıp çıkıveriyor.
03:02Gerekçe yine sağlık sorunları.
03:05İşte Özkendirici bu suçların o korkunç ağırlığı ile sağlanan tıbbi tahliye kolaylığı arasındaki tezatlığı argümanının tam merkezine yerleştiriyor.
03:13Ve dahası var makalede sadece bu tahliyeler listelenmekle kalınmıyor.
03:18Bu süreçlerin arkasında dönen dinamiklere dair de çok net iddialar ortaya atılıyor.
03:23Yazarın aktardığına göre kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak bilinen tanınmış dini figür bu ikinci tahliye kararında önemli bir rol oynadığını bizzat
03:32kendi sosyal medyasında gururla ifade etmiş.
03:35Yazar tam da bu noktada okuyucuya şunu söylüyor.
03:38Bakın tahliye kararlarında sadece hukuki süreçler değil, tarikat ve cemaat bağlantıları devrede.
03:44Yani ortada çok ciddi bir kayırma söz konusu.
03:47Üçüncü bölümümüz TC kavramı ve yorumlar ile yazarın karikatür metaforu.
03:52İnanılmaz bir metaforla karşı karşıyayız.
03:55Özkendirci, devletin değerlerinde algıladığı bu büyük değişimi açıklamak için salt hukuki örneklerden biraz uzaklaşıyor ve kendi geçmişine yıllar önce çizdiği
04:04bir karikatüre dönüyor.
04:06Bu anekdot, devlet kurumlarına olan bakış açısındaki o devasa uçurumu harika bir şekilde gözler önüne seriyor.
04:12Şöyle bir düşünün, karikatürde bir tabelada sadece TC'ye kısaltması var.
04:17Yazarın uygar insan olarak tanımladığı karakter, bunu gayet doğal bir şekilde Türkiye Cumhuriyeti olarak okurken yobaz olarak nitelediği diğer karakter
04:25aynı harflere bakıp sırıtıyor ve bunu tarikat ve cemaat olarak okuyor.
04:30Bu çarpıcı metafor, Türkiye'deki kurumsal kimliğin belirli kesimler tarafından nasıl farklı yorumlandığını çok ama çok güçlü bir şekilde özetliyor.
04:39Fakat yazar için bu karikatür sadece geçmişte çizilmiş komik bir espri değil, adesa bugün gerçeğe dönüşmüş karanlık bir kehanet.
04:46Özkendirici makalesinde diyor ki, bakın, Milliyetin Bakanı çıkıp tarikat ve cemaatleri sivil toplum kuruluşları olarak nitelendiriyor ve okullarda faaliyet göstermelerine
04:55bizzat izin veriyor.
04:56Yazıya göre bu durum o karikatürdeki TC'yi tarikat ve cemaat olarak okuyan karakterin ne kadar haklı çıktığını acı bir
05:03şekilde kanıtlıyor.
05:04Yazar bu olayı devletin artık o tarafsızlığını tamamen yetirdiğine dair inancını temellendirmek için kullanıyor.
05:10Dördüncü bölüme geçiyoruz, cezaevindeki İBB tutuklusu ve Murat Çalık'ın durumu.
05:15Şimdi yazarın bozuk dediği o adalet terazisinin diğer kefesine yani madalyonun öteki yüzüne bakmamaktı.
05:22İktidara yakın oldukları iddia edilen kişilerin nasıl bir çırpıda tahliye edildiğini az önce dinledik.
05:27Şimdi bunun tam karşısına bir muhalefet üyesinin Murat Çalık'ın gerçekten yürek burkan durumu yerleştiriliyor.
05:33Burada asıl dikkat çeken nokta tıbbi ve bürokratik bir sürecin nasıl tam bir işkenceye dönüştüğünün yazar tarafından adım adım adeta
05:42bir harita gibi önümüze serilmesi.
05:43Birinci adım, Murat Çalık iki kez çok ağır kanser ameliyatı geçiriyor.
05:48İkinci adım, bu ağır sağlık tablosuna rağmen İstanbul'dan İzmir cezaevine sevk ediliyor.
05:53Metnin ifadesiyle adeta bir sürgüne gönderiliyor.
05:56Üçüncü adım, İzmir'de defalarca ciddi sağlık krizleri yaşıyor, apar topar hastaneye kaldırılıyor.
06:01Ama tedavisi bile tamamlanmadan derhal o soğuk hücresine geri konuluyor.
06:06Yazar bu durumu, idam cezasının olmadığı Türkiye'de bir insanı resmen ölüme mahkum etmek diyerek son derece sert bir dille eleştiriyor.
06:13Ve geldik yazarın kurduğu o nihai karşılaştırmaya o devasa tezatlığa.
06:18Bir tarafta Cumhurbaşkanlığı müdahalesiyle anında ve hızla tahliye edilen tarikat mensupları duruyor.
06:25Diğer tarafta ise hakkında kesinleşmiş bir tutuklama kararı bile olmadığı iddia edilen resmen ölüm tehlikesi altındaki kanser hastası Murat Çalık
06:34var.
06:34Yazıda yetkililere çok kritik, çok can alıcı bir soru soruluyor.
06:38Neden?
06:39Neden bir grup için en üst düzeyden müdahale yapılırken, diğeri için ölüm tehlikesi varken bile en azından bir e-hapsi
06:46dahi çok görülüyor?
06:48Bütün bu yaşananlar televizyonda, sosyal medyada bu kadar yankı bulurken devletin zirvesinin bu duruma sessiz kalması yazar tarafından şiddetle sorgulanıyor.
06:56Ve son bölüm Adalet Terazisi ve Uyarı İlahi Adalet Vurgusu
07:01İncelememizin sonlarına gelirken yazarın adeta vites değiştirdiğini hissediyoruz.
07:07Artık ortada sadece hukuki veya siyasi bir analiz yok, devlet yetkililerine yönelik derin, felsefi ve dini bir yakarış, aynı zamanda
07:15çok sarsıcı bir uyarı var.
07:16Devletin adalete kendi çıkarlarına göre manipüle etmeyi bırakması talep ediliyor.
07:20Yazar, hani o idealize ettiğimiz Hazreti Ömer Adaleti vardı ya, ondan zaten çoktan vazgeçtik, bari biraz adil olun diyerek sistemin
07:28ne kadar yozlaştığını vurguluyor.
07:30Ve makalenin belki de en vurucu cümlesi geliyor.
07:33Eğer adalet terazisini kendi çıkarlarınıza göre ayarlamaya devam edecekseniz, hiç olmazsa gidin o mahkeme salonlarında asılı duran Adalet Mülkün Temelidir
07:42yazılarını indirin.
07:43Çünkü yazara göre hukukun olmadığı yerde hukukun sembollerini sergilemek riyakarlıktan başka bir şey değil.
07:50Ve incelememizi makalenin de bitirildiği o tüyler ürpertici son uyarıyla noktalıyoruz.
07:55Yazar diyor ki, dünyevi adaletin terazisini bozmuş olabilirsiniz ama nihai adaletin yani ilahi adaletin terazisi asla şaşmaz.
08:04Unutulmasın, Allah'ın terazisi adamına göre tartmaz.
08:08Gün gelir o terazi kefesine herkes oturur.
08:11Ne kadar sarsıcı bir kapanış öyle değil mi?
08:12Bu sözler sadece mevcut sisteme değil, o sistemi yönetenlerin vicdanlarına yapılmış çok güçlü bir çağrı.
08:19Bugünlük incelememizin sonuna geldik.
08:21Yazarın aktardığı bu iddialar aslında hepimizi hukukun eşitliği ve adalet kavramı üzerine derin derin düşünmeye davet ediyor.
08:29Peki siz ne düşünüyorsunuz?
08:30Sizce o terazi günün birinde gerçekten herkesi eşit tartar mı?
08:34Bu soruyu düşünmeniz için size bırakıyorum.
08:36Dinlediğiniz için çok teşekkürler.
08:37Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
08:39Hoşçakalın.
08:40Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
Yorumlar