Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 5 saat önce
Nazım Peker’in kaleme aldığı bu metin, geçmişin samimi mahalle kültürüne ve yitirilen toplumsal değerlere duyulan derin bir özlemi konu almaktadır. Yazar, günümüzün dijitalleşmiş ve bireyselleşmiş yaşam tarzı ile eski dönemin güvene dayalı insani ilişkilerini etkileyici bir tezatla karşılaştırır. Borçların güvenle yazdırıldığı bakkallar, mahalle maçları ve komşular arasındaki kopmaz dayanışma bağları anlatının merkezinde yer alır. Metinde ayrıca, eski Türkiye’deki eğitim disiplini, karşılıksız sevgiler ve çocukların sokaklarda korkusuzca büyümesi gibi nostaljik unsurlar ön plana çıkarılır. Sonuç olarak yazar, modern dünyanın getirdiği yabancılaşmaya karşı, geçmişin o sade ama huzurlu toplumsal yapısını yücelten duygusal bir panorama sunar.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Hadi gelin yazar Nazım Peker'in davetiyle şöyle bir geçmişe gidelim.
00:04Biz bizken dediği o zamanlara doğru bir yolculuğa çıkalım.
00:08Bu yolculukta toplum olarak zamanla neleri kazanıp neleri kaybettiğimizi onun penceresinden bakacağız.
00:15Hazırsanız başlıyoruz.
00:16Yazarın şu sorusuyla başlıyoruz aslında her şeye.
00:19Neler kazandık, neler kaybettik bir anımsayalım mı?
00:23Bu sadece onun değil hepimizin kendine sorması gereken bir soru belki de.
00:27Gelin o günlerin kapısını şöyle bir aralayalım bakalım.
00:31Peki bu yolculuğa nereden başlıyoruz?
00:34Her şeyin temelinden.
00:35Bir toplumu ayakta tutan o görünmez ama en güçlü bağlardan, güven ve komşuluktan.
00:41Şöyle bir düşünelim.
00:43Eskiden kredi kartı falan yoktu.
00:45Onun yerine mahalle bakkalı ve o meşhur veresiye defteri vardı.
00:49Paran mı yetmedi?
00:50Amca deftere yazıver derdin.
00:52Olur biterdi.
00:53Çünkü bu sistemin temelinde tamamen kişisel güven vardı.
00:56Bakkal seni tanırdı, sen onu.
00:58Bugünse her şey banka sistemleri üzerinden yürüyor.
01:01Ve ödeyemediğin ufacık bir borç için bile kapında icra memurlarını bulabiliyorsun.
01:05İşte bu küçük tablo bile o insani güvenden bugünün kurumsal mesafesini nasıl geçtiğimizi gözler önüne seriyor değil mi?
01:12Şimdi bu ifadeye bir bakın.
01:14Gerçekten çok çarpıcı.
01:16O zamanlar bir komşunun çocuğunu kucağına alıp sevmek, başını okşamak dünyanın en doğal şeyiydi.
01:21Kimsenin aklının ucundan bile kötü bir niyet geçmezdi.
01:24İşte bu tek cümle o temel güvenin olduğu bir toplumdan bugünün şüphe ve korku dolu günlerine nasıl geldiğimizi tokat gibi
01:32yüzümüze vuruyor.
01:33Ve bu güven meselesi sadece komşulukla da sınırlı değildi ha.
01:36Okullara bakın mesela.
01:38Öğretmenler toplumda o kadar büyük saygı görürdü ki velilerin aklına bile gelmezdi onların kararlarını sorgulamak.
01:44Neden?
01:45Çünkü şundan emindiler.
01:47Öğretmen o çocuğu kendi evladı gibi görüyor.
01:49O zamanların en büyük haylazlığı neydi biliyor musunuz?
01:52Tuvalette gizlice içilen bir sigara.
01:55Şimdi ise okul önlerinde uyuşturucu satılması gibi korkunç bir gerçekle yüz yüzeyiz.
02:00Yani aradaki uçurumu bir hayal edin.
02:02Şimdi de rotayı çocukluğa çevirelim.
02:05O sokaklara.
02:07Hani mahallenin adeta ortak oturma odası olduğu cıvıl cıvıl zamanlara.
02:12Tipi tip gazoz kapağı misket.
02:14Bu isimler birçoğunuzda tanıdık geldi eminim.
02:16İşte bunlar ne tablette ne de telefonda oynanıyordu.
02:20Bunlar sokakların tozunda arkadaşlarla kan ter içinde kalarak bağırış çağrış oynanan oyunlardı.
02:25Hepimizin ortak hafızasının bir parçası.
02:28Düşünsenize şu özgürlüğü.
02:30Sabah evden çıkıyorsun ve akşam hava kararana yorgunluktan bitap düşünceye kadar sokaktasın.
02:36Susayınca komşu teyzeden bir bardak su içip oyuna devam ediyorsun.
02:40Şimdi ise bambaşka bir dünyadayız.
02:42Aileler çocuklarını evin önündeki parka bile yalnız göndermeye korkuyor.
02:46Sanki sokaklar artık çocukların değil bizim korkularımızın oyun alanı olmuş gibi.
02:51Peki o hayatlar nasıldı?
02:53İşte burada ilginç bir çelişki çıkıyor karşımıza.
02:56Her şey daha basit, teknoloji daha az ama hayatlar nasıl daha zengin ve canlı hissedilebiliyordu?
03:02Evet belki de en büyük paradoks buydu.
03:04Televizyonlar siyah beyazdı doğru ama hayatlar cam canlıydı, rengarenkti.
03:08Çünkü o renkler ekrandan değil, bir araya gelmekten, sohbetten, o içten paylaşımdan geliyordu.
03:15Bugün herkesin elinde bir ekran var.
03:17Ama o zamanlar televizyon izlemek bile tek başına yapılan bir şey değildi.
03:21Bütün mahalleyi bir araya getiren bir ritüeldi adeta.
03:24Düşünün, evinde televizyon olan komşuya gidiyorsun,
03:27elinde belki bir tabak börek, biraz çekirdek ve kimse sana neden geldin diye sormuyor.
03:32Tam tersi en güzel yere oturtuluyorsun.
03:34O basit an bile komşuluk bağlarını o kadar güçlendiyordu ki.
03:38Ve geldik belki de meselenin kalbine, bu anlatının özüne.
03:42Biz bizdik demenin ne anlama geldiğini.
03:45Öteki beriki bilmezdik.
03:46Ne kadar basit ama ne kadar derin bir cümle değil mi?
03:49Yani insanları kafamızda etiketlere, kutulara ayırmadığımız bir anlayış.
03:54Ve bu sadece lafta kalan bir şey değildi.
03:57Alevi mi, Sünni mi, Türk mü, Kürt mü, Çerkez mi, Müslüman mı, değil mi?
04:01Yazara göre o zamanlar bu kimlikler insanları birbirinden ayıran duvarlar değildi.
04:06Tam tersine toplumun bir zenginliğiydi.
04:09Kimse bu etiketlerle anılmıyordu.
04:11Bu farklar komşuluğun, dostluğun önüne geçemiyordu.
04:14Çünkü kilit nokta şuydu.
04:16Karşındakinin etiketinden önce bir insan olduğunu, bir arkadaş, bir dost olduğunu bilirdin.
04:22Asıl kimliğimiz, ortak insanlığımızdı.
04:25İşte biz, bizdik demek tam olarak bu anlama geliyor.
04:28Sevincin de, acının da ortak olduğu, bir cenaze olduğunda bütün sokağın yasa boğulduğu,
04:34bir düğün olduğundaysa hep birlikte halay çekildiği bir ruh haliydi bu.
04:38Kimliğimizin ben değil, biz olduğu zamanlar.
04:41Ve yazar tüm bu yolculuğu, tüm bu anıları tek bir cümleye sığdırıyor aslında.
04:46O sıcaklığın, o güvenin, o samimiyetin tek bir sebebi vardı.
04:50Çünkü o yıllarda, biz, bizdik.
04:54Peki, geçmişe yaptığımız bu yolculuktan sonra, o soru şimdi bize dönüyor.
04:59O eski biz duygusunu anımsadıktan sonra, bugün biz olmak bizim için ne anlama geliyor?
05:05Sanırım bu sorunun cevabı da, hepimizin kendi içinde, kendi hayatında saklı.
05:13Çeviri ve Altyazı M.K.
Yorumlar

Önerilen