00:00Herkese merhaba. Bugün biraz durup düşünmemiz gereken bir konuyla karşınızdayım.
00:04Başlık aslında her şeyi anlatıyor. Biz çok şeyi unuttuk bu arada.
00:08Hani bazen fark etmeden hayatımızdan bir şeyler sessizce çekip gider ya.
00:12İşte bugün tam olarak neleri unuttuğumuza, nelerin eksildiğine ve o boşlukların nelerin doldurduğuna birlikte bakacağız.
00:19Şimdi, isterseniz hemen konuya girelim.
00:21Kendimizi unutmak diye bir şey duydunuz mu hiç?
00:24Bakın bu soru çok önemli. Çünkü bütün bu anlatacaklarımın tam da merkezinde bu yatıyor.
00:30Yani insan kendini nasıl unutur ki? Nasıl olur da kendi özünü bir kenara bırakır?
00:36Belki de bu günümüzün en büyük çıkmazlarından biri. Ne dersiniz?
00:40Evet, konumuz kendini unutmak. Yani kendi kimliğini yitirmenin o derin sonuçları.
00:47Bu işin başlangıç noktası.
00:49Bütün diğer unutuşlarımızı tetikleyen o ilk domino taşı var ya, işte tam olarak bu.
00:55Peki kendini unutan birine ne oluyor?
00:57İşte sonuçları.
00:58Kimliğiniz riske giriyor. Öyle bir kayboluyorsunuz ki kimse sizi bulamıyor.
01:02Ve sonra o meşhur soru geliyor. Ben kimim?
01:05Kendinize yabancılaşınca ne oluyor?
01:07Kimsenin yanında durmuyorsunuz. Kimsenin elinden tutmuyorsunuz.
01:11Çünkü kendini bulamayan biri bir başkasına nasıl yol gösterebilir, nasıl destek olabilir ki?
01:16O bağlar işte böyle bir bir kopuyor.
01:18İşin tuhaf tarafı ne biliyor musunuz?
01:20Bu kadar ağır bir durumu, bu kadar derin bir kayboluşu, günlük hayatta o kadar basit bir şekilde geçiştiriyoruz ki.
01:27Mesela biri soruyor, ne oldu?
01:29Cevap hazır, unuttum.
01:31Sanki anahtar unutmuş gibi değil mi?
01:33Sonra ne olmuş diye üstleyenlere de, cevap belli, unutmuş işte.
01:38Ve en sonunda da o meşhur kılıfı buluyoruz, insanlık hali.
01:43Gerçekten bu kadar basit mi? Bu kadar derin bir boşluğu insanlık hali deyip üstünü kapatabilir miyiz?
01:49İşte asıl mesele de bu.
01:51Unutulan sözler, unutulan dostlar.
01:54Evet, insan kendinden uzaklaşınca kaçınılmaz olarak çevresindekilerden de uzaklaşıyor.
02:00Şimdi gelin bu unutkanlığın verdiğimiz sözlere, dostluklarımıza nasıl yansıdığına bakalım.
02:04Çünkü bu unutkanlık sadece içimizde kalmıyor.
02:08Ah, şu sözlerimizin paradoksu.
02:10Hepimiz tanıyoruz bu durumu.
02:12Bir anda ne var, ben hiçbir şeyi unutmam diyenler, sözüm senet diye yemin edenler, büyük büyük laflar.
02:20Peki ya gerçekten ne oluyor?
02:21O çok önemli tarihler, o milatlar unutuluyor.
02:25Verilen sözlerden dönülüyor.
02:27Yeminler havada kalıyor.
02:28Ne kadar tanıdık değil mi?
02:30Ve tabii ki bu durum sadece lafta kalmıyor, en değerli bağlarımıza, dostluklarımıza sızıyor.
02:35Aklımıza hemen o şarkı geliyor değil mi?
02:37Unutulmuş birer birer, eski dostlar, eski dostlar, ne bir selam, ne bir haber, eski dostlar, eski dostlar.
02:43Bu dizelerdeki o sızlığı, o yalnızlığı hepimiz bir yerlerden tanıyoruz sanki.
02:48İşte o şarkının anlattığı şeylerin hayattaki karşılığı.
02:52Dostlar, arkadaşlar, akrabalar.
02:54Unutuldu.
02:55Ne aradık, ne sorduk hiçbirini.
02:57Eskiden bayramlarda kapılar çalınırdı.
03:00Şimdi o da kalmadı.
03:01Hatta en acısı, cenazelerde bile bir araya gelmekte zorlanır olduk.
03:06Bu, bildiğiniz toplumsal bir yalnızlaşma.
03:09Yavaş yavaş birbirimizden kopuyoruz.
03:11Gelelim bizi biz yapan değerlere.
03:14Bu unutkanlık sadece bireysel değil, toplumsal bir hal aldı çünkü.
03:18Bizi bir arada tutan o temel erdemleri de bir bir terk ettik.
03:22Peki neydi onlar?
03:23İşin ilgince, bunun da bir sırası var, bir domino etkisi gibi.
03:26Önce sevgiyi unuttuk.
03:28Sevgi gidince saygı da tutunamadı tabii.
03:30E bu iki temel direkte yıkılınca ne oldu?
03:32Yerine kocaman bir kaygı oturdu.
03:34Üzerimizden bir türlü atamadığımız, sürekli içimizi kemiren bir kaygı.
03:38Ve belki de unuttuğumuz en güzel kelimelerden biri, hatır gönül.
03:43Ne kadar az duyuyoruz artık farkında mısınız?
03:46Hani o sosyal ilişkileri yürüten, karşılıklı saygıya, nezakete dayanan o güzel kavram, birbirini kırmamak, ince düşünmek.
03:53Sanki artık tedavülden kalkmış eski bir para gibi değil mi?
03:56İçimize bir yabancı el daldı.
03:59Karıştırdı, allak bullak etti cümle duyguları.
04:01Ne kadar güçlü bir ifade değil mi?
04:04Sanki birisi gelmiş, içimizdeki bütün ayarları bozmuş, ne hissedeceğimizi şaşırmışız, duygularımız çorba olmuş gibi.
04:10Tam olarak böyle bir karmaşayı anlatıyor.
04:13Sonuç, gaf üstüne gaf.
04:15Bütün o değerler gidince, o karmaşanın içinde ne kaldı elimizde?
04:20İletişimsizlik.
04:21Birbirini anlayamama hali.
04:23Ve bu durum, bizi kaçınılmaz olarak, yanlış anlaşılmalara, oradan da çatışmaya götürdü.
04:30İletişimimiz işte böyle çöktü.
04:32Adım adım, önce birbirimizi anlayamaz olduk, duyamaz olduk, sonra görmezden gelmeye başladık.
04:38Yanı başımızdaki insanı bile.
04:39Sonuç, en ufak meseleleri bile büyüttük de büyüttük, dağ gibi yaptık.
04:44O küçücük meseleler bizi bakın nerelere getirdi.
04:48Bu tırmanış çok tehlikeli.
04:50Önce takıştık, sonra atıştık, yetmedi kapıştık ve en sonunda dövüştük.
04:57Kelimeler bile nasıl sertleşiyor, gerilim nasıl artıyor farkında mısınız?
05:00Küçük bir sürtüşmeden kavgaya giden yol.
05:03Peki yaptığımız ne mi?
05:05İşte bütün bu sürecin özeti bu.
05:07Gaf üstüne gaf.
05:08Bu kendi yarattığımız kaosun, bu sosyal acemirliğin adı tam olarak bu.
05:14Sürekli birbirimizi kırıyoruz, yanlış anlıyoruz.
05:16Peki sonuca gelirken soralım kendimize kaybolan ne?
05:20Bütün bu unutkanlıkların, bu kopuşların sonunda gerçekten neyi kaybettik?
05:25Kaybolan uyumun yerini işte bunlar aldı.
05:29Gurur, kibir ve böbürlenme.
05:32Yani affetmek, günül almak, bir araya gelmek gibi güzel erdemlerin yerini bizi birbirinden ayıran, duvarlar ören egomuz aldı.
05:40Uyum gitti, yerine ego geldi.
05:42Ve sizi bu son soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
05:46Kaybolan ne?
05:47Biz mi?
05:48Siz mi?
05:49Yoksa hepimiz mi?
05:51Bu kolektif unutkanlıkta yolunu kaybeden kim?
05:54Belki de bu sorunun cevabını bulmak için her birimizin önce kendi içine dönüp bakması gerekiyor.
Yorumlar