Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Erol Sunat’ın bu kaleme aldığı metin, modern insanın kendi özünden ve toplumsal değerlerinden kopuşunu derin bir sitemle ele almaktadır. Yazara göre bizler, sadece gündelik olayları değil, insanı insan yapan sevgi, saygı ve vefa gibi temel erdemleri de hızla hafızamızdan siliyoruz. Kendine yabancılaşan bireyin kimliğini yitirdiğini savunan yazar, verilen sözlerin tutulmamasını ve dostlukların terk edilmesini toplumsal bir yozlaşma olarak betimlemektedir. Metin boyunca, geçmişteki hoşgörü ve yardımlaşma kültürünün yerini gurur ile kibrin aldığı vurgulanarak, manevi bir kayboluşun resmi çizilmektedir. Sonuç olarak bu kaynak, unuttuğumuzun bile farkında olmadığımız kadim değerlerimizi hatırlatmak için yazılmış bir iç döküştür.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün biraz durup düşünmemiz gereken bir konuyla karşınızdayım.
00:04Başlık aslında her şeyi anlatıyor. Biz çok şeyi unuttuk bu arada.
00:08Hani bazen fark etmeden hayatımızdan bir şeyler sessizce çekip gider ya.
00:12İşte bugün tam olarak neleri unuttuğumuza, nelerin eksildiğine ve o boşlukların nelerin doldurduğuna birlikte bakacağız.
00:19Şimdi, isterseniz hemen konuya girelim.
00:21Kendimizi unutmak diye bir şey duydunuz mu hiç?
00:24Bakın bu soru çok önemli. Çünkü bütün bu anlatacaklarımın tam da merkezinde bu yatıyor.
00:30Yani insan kendini nasıl unutur ki? Nasıl olur da kendi özünü bir kenara bırakır?
00:36Belki de bu günümüzün en büyük çıkmazlarından biri. Ne dersiniz?
00:40Evet, konumuz kendini unutmak. Yani kendi kimliğini yitirmenin o derin sonuçları.
00:47Bu işin başlangıç noktası.
00:49Bütün diğer unutuşlarımızı tetikleyen o ilk domino taşı var ya, işte tam olarak bu.
00:55Peki kendini unutan birine ne oluyor?
00:57İşte sonuçları.
00:58Kimliğiniz riske giriyor. Öyle bir kayboluyorsunuz ki kimse sizi bulamıyor.
01:02Ve sonra o meşhur soru geliyor. Ben kimim?
01:05Kendinize yabancılaşınca ne oluyor?
01:07Kimsenin yanında durmuyorsunuz. Kimsenin elinden tutmuyorsunuz.
01:11Çünkü kendini bulamayan biri bir başkasına nasıl yol gösterebilir, nasıl destek olabilir ki?
01:16O bağlar işte böyle bir bir kopuyor.
01:18İşin tuhaf tarafı ne biliyor musunuz?
01:20Bu kadar ağır bir durumu, bu kadar derin bir kayboluşu, günlük hayatta o kadar basit bir şekilde geçiştiriyoruz ki.
01:27Mesela biri soruyor, ne oldu?
01:29Cevap hazır, unuttum.
01:31Sanki anahtar unutmuş gibi değil mi?
01:33Sonra ne olmuş diye üstleyenlere de, cevap belli, unutmuş işte.
01:38Ve en sonunda da o meşhur kılıfı buluyoruz, insanlık hali.
01:43Gerçekten bu kadar basit mi? Bu kadar derin bir boşluğu insanlık hali deyip üstünü kapatabilir miyiz?
01:49İşte asıl mesele de bu.
01:51Unutulan sözler, unutulan dostlar.
01:54Evet, insan kendinden uzaklaşınca kaçınılmaz olarak çevresindekilerden de uzaklaşıyor.
02:00Şimdi gelin bu unutkanlığın verdiğimiz sözlere, dostluklarımıza nasıl yansıdığına bakalım.
02:04Çünkü bu unutkanlık sadece içimizde kalmıyor.
02:08Ah, şu sözlerimizin paradoksu.
02:10Hepimiz tanıyoruz bu durumu.
02:12Bir anda ne var, ben hiçbir şeyi unutmam diyenler, sözüm senet diye yemin edenler, büyük büyük laflar.
02:20Peki ya gerçekten ne oluyor?
02:21O çok önemli tarihler, o milatlar unutuluyor.
02:25Verilen sözlerden dönülüyor.
02:27Yeminler havada kalıyor.
02:28Ne kadar tanıdık değil mi?
02:30Ve tabii ki bu durum sadece lafta kalmıyor, en değerli bağlarımıza, dostluklarımıza sızıyor.
02:35Aklımıza hemen o şarkı geliyor değil mi?
02:37Unutulmuş birer birer, eski dostlar, eski dostlar, ne bir selam, ne bir haber, eski dostlar, eski dostlar.
02:43Bu dizelerdeki o sızlığı, o yalnızlığı hepimiz bir yerlerden tanıyoruz sanki.
02:48İşte o şarkının anlattığı şeylerin hayattaki karşılığı.
02:52Dostlar, arkadaşlar, akrabalar.
02:54Unutuldu.
02:55Ne aradık, ne sorduk hiçbirini.
02:57Eskiden bayramlarda kapılar çalınırdı.
03:00Şimdi o da kalmadı.
03:01Hatta en acısı, cenazelerde bile bir araya gelmekte zorlanır olduk.
03:06Bu, bildiğiniz toplumsal bir yalnızlaşma.
03:09Yavaş yavaş birbirimizden kopuyoruz.
03:11Gelelim bizi biz yapan değerlere.
03:14Bu unutkanlık sadece bireysel değil, toplumsal bir hal aldı çünkü.
03:18Bizi bir arada tutan o temel erdemleri de bir bir terk ettik.
03:22Peki neydi onlar?
03:23İşin ilgince, bunun da bir sırası var, bir domino etkisi gibi.
03:26Önce sevgiyi unuttuk.
03:28Sevgi gidince saygı da tutunamadı tabii.
03:30E bu iki temel direkte yıkılınca ne oldu?
03:32Yerine kocaman bir kaygı oturdu.
03:34Üzerimizden bir türlü atamadığımız, sürekli içimizi kemiren bir kaygı.
03:38Ve belki de unuttuğumuz en güzel kelimelerden biri, hatır gönül.
03:43Ne kadar az duyuyoruz artık farkında mısınız?
03:46Hani o sosyal ilişkileri yürüten, karşılıklı saygıya, nezakete dayanan o güzel kavram, birbirini kırmamak, ince düşünmek.
03:53Sanki artık tedavülden kalkmış eski bir para gibi değil mi?
03:56İçimize bir yabancı el daldı.
03:59Karıştırdı, allak bullak etti cümle duyguları.
04:01Ne kadar güçlü bir ifade değil mi?
04:04Sanki birisi gelmiş, içimizdeki bütün ayarları bozmuş, ne hissedeceğimizi şaşırmışız, duygularımız çorba olmuş gibi.
04:10Tam olarak böyle bir karmaşayı anlatıyor.
04:13Sonuç, gaf üstüne gaf.
04:15Bütün o değerler gidince, o karmaşanın içinde ne kaldı elimizde?
04:20İletişimsizlik.
04:21Birbirini anlayamama hali.
04:23Ve bu durum, bizi kaçınılmaz olarak, yanlış anlaşılmalara, oradan da çatışmaya götürdü.
04:30İletişimimiz işte böyle çöktü.
04:32Adım adım, önce birbirimizi anlayamaz olduk, duyamaz olduk, sonra görmezden gelmeye başladık.
04:38Yanı başımızdaki insanı bile.
04:39Sonuç, en ufak meseleleri bile büyüttük de büyüttük, dağ gibi yaptık.
04:44O küçücük meseleler bizi bakın nerelere getirdi.
04:48Bu tırmanış çok tehlikeli.
04:50Önce takıştık, sonra atıştık, yetmedi kapıştık ve en sonunda dövüştük.
04:57Kelimeler bile nasıl sertleşiyor, gerilim nasıl artıyor farkında mısınız?
05:00Küçük bir sürtüşmeden kavgaya giden yol.
05:03Peki yaptığımız ne mi?
05:05İşte bütün bu sürecin özeti bu.
05:07Gaf üstüne gaf.
05:08Bu kendi yarattığımız kaosun, bu sosyal acemirliğin adı tam olarak bu.
05:14Sürekli birbirimizi kırıyoruz, yanlış anlıyoruz.
05:16Peki sonuca gelirken soralım kendimize kaybolan ne?
05:20Bütün bu unutkanlıkların, bu kopuşların sonunda gerçekten neyi kaybettik?
05:25Kaybolan uyumun yerini işte bunlar aldı.
05:29Gurur, kibir ve böbürlenme.
05:32Yani affetmek, günül almak, bir araya gelmek gibi güzel erdemlerin yerini bizi birbirinden ayıran, duvarlar ören egomuz aldı.
05:40Uyum gitti, yerine ego geldi.
05:42Ve sizi bu son soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
05:46Kaybolan ne?
05:47Biz mi?
05:48Siz mi?
05:49Yoksa hepimiz mi?
05:51Bu kolektif unutkanlıkta yolunu kaybeden kim?
05:54Belki de bu sorunun cevabını bulmak için her birimizin önce kendi içine dönüp bakması gerekiyor.
Yorumlar

Önerilen