00:00Hayatımızı, hedeflerimizi, hatta en derin kaygılarımızı şekillendiren tek bir kelimeyi hiç bu kadar yakından düşündünüz mü?
00:07Bugün kaynak metinler ışığında o güçlü kelimenin, yani çıtanın, hikayesine ve hepimizin hayatındaki o sarsılmaz görünen yerine bakıyoruz.
00:15Her şey bu kışkırtıcı ve dürüst olalım, hepimizin dilindeki soruyla başlıyor.
00:20Soyut bir kavram olan çıta, nasıl oluyor da modern dünyadaki en somut kaygılarımızdan birine enflasyona bu kadar kolay bağlanabiliyor?
00:30Aslında bu soru bizi çok daha derin bir meselenin kapısına getiriyor.
00:35Pekala gelin bu konuya birlikte dalalım.
00:38Çıta dediğimiz şey nasıl oldu da ekonomiden kişisel hedeflerimize, hayatımızın her köşesine bu kadar sızabildi?
00:44Basit bir kelime nasıl bu kadar merkezi bir hale geldi?
00:47Düşünsenize, toplumun neredeyse her ölçütüne bu metaforu uyguladık.
00:52Adaletin çıtası, başarının çıtası, maaş zamlarının çıtası.
00:57Sanki her şeyi ölçmek, sıralamak ve birbiriyle yarıştırmak için hepimizin elinde görünmez cetveller var.
01:03Peki bu kelime nereden çıktı?
01:06Şimdi çıtanın fiziksel bir nesneden nasıl güçlü bir metafora dönüştüğünün izini süreceğiz.
01:10Bu gerçekten de ilginç bir yolculuk.
01:14Her şey bu mütevazı tanımla başlıyor.
01:16Gördüğünüz gibi kelimenin kökeni son derece basit, son derece somut, yalnızca bir tahta parçası.
01:23Ama sonra her şey kökünden değişiyor.
01:26Kelimenin dönüşümünü üç temel aşamada izleyebiliriz.
01:30Önce sporda yüksek atlamadaki gibi somut bir engeldi.
01:34Ardından edebiyat ona mecazi kanatlar taktı, onu bir hedef haline getirdi.
01:38En sonundaysa siyaset ve iş dünyası onu alıp başarının en üst ölçütü olarak baş tac etti.
01:45Şimdi bu slide'daki ifade gerçekten çok çarpıcı.
01:49Kaynak metin çıtayı adeta kişileştiriyor.
01:52Edebiyatın elinde şımaran, kibirlenen ve kendini ulaşılmaz gören bir varlığa dönüşüyor.
01:57İşte tam bu noktada çıta artık motive edici bir hedef değil, aynı zamanda ezici bir baskı unsuru olmaya başlıyor.
02:03Ve hikayenin karanlık yüzüne geçiyoruz.
02:06Bu basit kavram nasıl oldu da insanları yargılamak, baskı altına almak ve hatta dışlamak için kullanılan keskin bir silaha dönüştü.
02:15Özellikle iş dünyası bu konsepti başarıyla başarısızlık arasına keskin bir bıçak gibi soktu.
02:22Patronlar bir çıta belirledi.
02:25Bu çıtayı geçenler omuzlarda taşınırken geçemeyenlere acımasızca yol gösterildi.
02:30Çıta bir motivasyon aracı olmaktan çıkıp soğuk bir eleme mekanizmasına dönüştü.
02:37Ancak kaynağa göre çıtanın en yıkıcı, en acımasız etkisi aile içinde görüldü.
02:42Aileler çocuklarının iyiliğinden çok kendi sosyal statüleri adına çocuklarının önüne aşılması neredeyse imkansız hedefler koymaya başladılar.
02:52İşte aynen bu slide'daki gibi doğrudan sert ve pazarlıksız taleplerle karşılaştı gençler.
02:57Bu artık bir hedef belirlemek değil, çocuğun varlığını bir koşula bağlamaktı.
03:02Kısacası, başarırsan varsın, başaramazsan yoksun.
03:06Buradaki kilit nokta şu.
03:08Baskının asıl sebebi çoğu zaman çocuğun geleceği değil, ailenin el alem ne der kaygısı ve korumaya çalıştığı itibarıydı.
03:16Çocuğun hayalleri, ailenin sosyal statüs hatrancında feda edilebilir bir piyon haline geliyordu.
03:21Ve bu bölümü bu silah haline getirilmiş konseptin insani maliyetini vurgulayarak kapatalım.
03:27Duygular, stres, psikoloji bunların hepsi yok sayıldı.
03:31Tek bir amaç vardı.
03:33Çıta aşılacak.
03:34Bu yarışta darmadağın olan genç hayatlar ise pek kimsenin umurunda olmadı.
03:39Şimdi bir an durup karşılaştırma yapalım.
03:42Geçmişte umutla söylenen çıtayı yükseltmekle bugünün birçok insanı için kırık bir çıta gerçeği arasında nasıl bir uçurum var?
03:50Eskiden çıtayı yükseltmek toplum için olumlu ve somut değerlerle ilgiliydi.
03:56Sağlıkta, sanayide, bilimde ilerlemek demekti.
03:59Liyakate, tecrübeye ve işinin ehli olmaya değer vermek anlamına geliyordu.
04:04Kısacası toplumsal bir ilerlemenin göstergesiydi.
04:08Ama bugün pek çok insan için durum bambaşka.
04:11Bu slide o keskin değişimi mükemmel özetliyor.
04:15Çıta yavaşça aşağı inmedi, bir anda büyük bir gürültüyle kırılıp dağıldı.
04:21Peki kim bu insanlar?
04:23Kimler bu enkazın altında kaldı?
04:25Kaynağımız net bir şekilde listeliyor.
04:27Emekliler, asgari ücretliler, yoksullar.
04:31Onlar için konulan çıta ilgisizlikten ve unutulmuşluktan paramparça oldu.
04:36Ve kimse dönüp bakmadı bile.
04:37Ve şimdi bu yolculuğun son, en düşünsel kısmına geliyoruz.
04:42Bu kavramla ne yapacağız?
04:43Önümüzdeki temel soru bu.
04:46Bu kırık çıtayı onarmaya mı çalışmalıyız?
04:49Yoksa ondan tamamen vazgeçip yolumuzu onsuz mu devam etmeliyiz?
04:53Yazar ilginç bir öneri sunuyor.
04:55Belki de sorun çıtanın kendisinde değil, neyi ölçtüğümüzdedir.
04:59Bireysel başarı yarışları yerine toplumsal iyiliğe hedefleyen yeni çıtalar belirleyemez miyiz?
05:05Barış için, hoşgörü için, insanca bir yaşam için.
05:09Bu gerçekten de yüzleşmemiz gereken bir gerçek.
05:12Slide'daki bu alıntı sorumluluğu bir başkasına değil, doğrudan bize yani hepimize yüklüyor.
05:18Bu bitmek bilmeyen yarışı, bu baskı kültürünü biz yarattık ve biz sürdürüyoruz.
05:24İşte önümüzdeki iki net seçenek bu.
05:26Ya herkesi kapsayan, kimseyi geride bırakmayan insancıl hedefler belirleyeceğiz.
05:31Ya da bu yarıştan tamamen çekilip bizim çıta diye bir derdimiz yok diyeceğiz.
05:37Ve sizi kaynağımızın bu dokunaklı ve kışkırtıcı sorusuyla baş başa bırakıyorum.
05:42Sürekli bir şeyleri aşma, birilerini geçme ve kendini kanıtlama baskısı olmadan bir hayata uyanmak gerçekten de mümkün mü?
05:50Bu hepimizin üzerine düşünmesi gereken bir soru.
Yorumlar