Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Erol Sunat’ın bu kaleme aldığı metin, hayatın her alanına sirayet eden çıta kavramını ve bu kavramın toplumsal yansımalarını derinlemesine sorguluyor. Başlangıçta basit bir ölçüt olan bu terimin zamanla siyaset, edebiyat ve eğitim gibi mecralarda nasıl bir baskı unsuru haline geldiği anlatılıyor. Özellikle ailelerin çocuklarına dayattığı yüksek başarı beklentileri ve ekonomik zorlukların yarattığı hayat mücadelesi, çıtanın artık aşılması güç bir engele dönüştüğünü gösteriyor. Yazar, insani değerlerin ve huzurun önüne geçen bu suni hedeflerin bireyler üzerindeki psikolojik yüküne dikkat çekiyor. Günümüzde ise bu çıtaların liyakatten uzaklaştığı ve dar gelirli kesim için anlamını yitirerek paramparça olduğu vurgulanıyor. Nihayetinde metin, insanların birbirine sevgiyle yaklaştığı ve gereksiz hırslardan arındığı çıtasız bir hayatın özlemini dile getirerek son buluyor.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Hayatımızı, hedeflerimizi, hatta en derin kaygılarımızı şekillendiren tek bir kelimeyi hiç bu kadar yakından düşündünüz mü?
00:07Bugün kaynak metinler ışığında o güçlü kelimenin, yani çıtanın, hikayesine ve hepimizin hayatındaki o sarsılmaz görünen yerine bakıyoruz.
00:15Her şey bu kışkırtıcı ve dürüst olalım, hepimizin dilindeki soruyla başlıyor.
00:20Soyut bir kavram olan çıta, nasıl oluyor da modern dünyadaki en somut kaygılarımızdan birine enflasyona bu kadar kolay bağlanabiliyor?
00:30Aslında bu soru bizi çok daha derin bir meselenin kapısına getiriyor.
00:35Pekala gelin bu konuya birlikte dalalım.
00:38Çıta dediğimiz şey nasıl oldu da ekonomiden kişisel hedeflerimize, hayatımızın her köşesine bu kadar sızabildi?
00:44Basit bir kelime nasıl bu kadar merkezi bir hale geldi?
00:47Düşünsenize, toplumun neredeyse her ölçütüne bu metaforu uyguladık.
00:52Adaletin çıtası, başarının çıtası, maaş zamlarının çıtası.
00:57Sanki her şeyi ölçmek, sıralamak ve birbiriyle yarıştırmak için hepimizin elinde görünmez cetveller var.
01:03Peki bu kelime nereden çıktı?
01:06Şimdi çıtanın fiziksel bir nesneden nasıl güçlü bir metafora dönüştüğünün izini süreceğiz.
01:10Bu gerçekten de ilginç bir yolculuk.
01:14Her şey bu mütevazı tanımla başlıyor.
01:16Gördüğünüz gibi kelimenin kökeni son derece basit, son derece somut, yalnızca bir tahta parçası.
01:23Ama sonra her şey kökünden değişiyor.
01:26Kelimenin dönüşümünü üç temel aşamada izleyebiliriz.
01:30Önce sporda yüksek atlamadaki gibi somut bir engeldi.
01:34Ardından edebiyat ona mecazi kanatlar taktı, onu bir hedef haline getirdi.
01:38En sonundaysa siyaset ve iş dünyası onu alıp başarının en üst ölçütü olarak baş tac etti.
01:45Şimdi bu slide'daki ifade gerçekten çok çarpıcı.
01:49Kaynak metin çıtayı adeta kişileştiriyor.
01:52Edebiyatın elinde şımaran, kibirlenen ve kendini ulaşılmaz gören bir varlığa dönüşüyor.
01:57İşte tam bu noktada çıta artık motive edici bir hedef değil, aynı zamanda ezici bir baskı unsuru olmaya başlıyor.
02:03Ve hikayenin karanlık yüzüne geçiyoruz.
02:06Bu basit kavram nasıl oldu da insanları yargılamak, baskı altına almak ve hatta dışlamak için kullanılan keskin bir silaha dönüştü.
02:15Özellikle iş dünyası bu konsepti başarıyla başarısızlık arasına keskin bir bıçak gibi soktu.
02:22Patronlar bir çıta belirledi.
02:25Bu çıtayı geçenler omuzlarda taşınırken geçemeyenlere acımasızca yol gösterildi.
02:30Çıta bir motivasyon aracı olmaktan çıkıp soğuk bir eleme mekanizmasına dönüştü.
02:37Ancak kaynağa göre çıtanın en yıkıcı, en acımasız etkisi aile içinde görüldü.
02:42Aileler çocuklarının iyiliğinden çok kendi sosyal statüleri adına çocuklarının önüne aşılması neredeyse imkansız hedefler koymaya başladılar.
02:52İşte aynen bu slide'daki gibi doğrudan sert ve pazarlıksız taleplerle karşılaştı gençler.
02:57Bu artık bir hedef belirlemek değil, çocuğun varlığını bir koşula bağlamaktı.
03:02Kısacası, başarırsan varsın, başaramazsan yoksun.
03:06Buradaki kilit nokta şu.
03:08Baskının asıl sebebi çoğu zaman çocuğun geleceği değil, ailenin el alem ne der kaygısı ve korumaya çalıştığı itibarıydı.
03:16Çocuğun hayalleri, ailenin sosyal statüs hatrancında feda edilebilir bir piyon haline geliyordu.
03:21Ve bu bölümü bu silah haline getirilmiş konseptin insani maliyetini vurgulayarak kapatalım.
03:27Duygular, stres, psikoloji bunların hepsi yok sayıldı.
03:31Tek bir amaç vardı.
03:33Çıta aşılacak.
03:34Bu yarışta darmadağın olan genç hayatlar ise pek kimsenin umurunda olmadı.
03:39Şimdi bir an durup karşılaştırma yapalım.
03:42Geçmişte umutla söylenen çıtayı yükseltmekle bugünün birçok insanı için kırık bir çıta gerçeği arasında nasıl bir uçurum var?
03:50Eskiden çıtayı yükseltmek toplum için olumlu ve somut değerlerle ilgiliydi.
03:56Sağlıkta, sanayide, bilimde ilerlemek demekti.
03:59Liyakate, tecrübeye ve işinin ehli olmaya değer vermek anlamına geliyordu.
04:04Kısacası toplumsal bir ilerlemenin göstergesiydi.
04:08Ama bugün pek çok insan için durum bambaşka.
04:11Bu slide o keskin değişimi mükemmel özetliyor.
04:15Çıta yavaşça aşağı inmedi, bir anda büyük bir gürültüyle kırılıp dağıldı.
04:21Peki kim bu insanlar?
04:23Kimler bu enkazın altında kaldı?
04:25Kaynağımız net bir şekilde listeliyor.
04:27Emekliler, asgari ücretliler, yoksullar.
04:31Onlar için konulan çıta ilgisizlikten ve unutulmuşluktan paramparça oldu.
04:36Ve kimse dönüp bakmadı bile.
04:37Ve şimdi bu yolculuğun son, en düşünsel kısmına geliyoruz.
04:42Bu kavramla ne yapacağız?
04:43Önümüzdeki temel soru bu.
04:46Bu kırık çıtayı onarmaya mı çalışmalıyız?
04:49Yoksa ondan tamamen vazgeçip yolumuzu onsuz mu devam etmeliyiz?
04:53Yazar ilginç bir öneri sunuyor.
04:55Belki de sorun çıtanın kendisinde değil, neyi ölçtüğümüzdedir.
04:59Bireysel başarı yarışları yerine toplumsal iyiliğe hedefleyen yeni çıtalar belirleyemez miyiz?
05:05Barış için, hoşgörü için, insanca bir yaşam için.
05:09Bu gerçekten de yüzleşmemiz gereken bir gerçek.
05:12Slide'daki bu alıntı sorumluluğu bir başkasına değil, doğrudan bize yani hepimize yüklüyor.
05:18Bu bitmek bilmeyen yarışı, bu baskı kültürünü biz yarattık ve biz sürdürüyoruz.
05:24İşte önümüzdeki iki net seçenek bu.
05:26Ya herkesi kapsayan, kimseyi geride bırakmayan insancıl hedefler belirleyeceğiz.
05:31Ya da bu yarıştan tamamen çekilip bizim çıta diye bir derdimiz yok diyeceğiz.
05:37Ve sizi kaynağımızın bu dokunaklı ve kışkırtıcı sorusuyla baş başa bırakıyorum.
05:42Sürekli bir şeyleri aşma, birilerini geçme ve kendini kanıtlama baskısı olmadan bir hayata uyanmak gerçekten de mümkün mü?
05:50Bu hepimizin üzerine düşünmesi gereken bir soru.
Yorumlar

Önerilen