Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Mehmet Edip Ören, kaleme aldığı bu metinde Ankara’nın geçmişine dair derin bir özlem içeren nostaljik bir yolculuğa çıkıyor. Yazar, Atatürk Orman Çiftliği ve Gençlik Parkı gibi şehrin simge mekanlarının eski canlılığını ve kültürel dokusunu kişisel anıları üzerinden betimliyor. Özellikle yerel yönetim değişikliklerinden önceki dönemi, nezih aile ortamları ve eşsiz lezzet duraklarıyla anarak bugünkü durumla kıyaslıyor. Metin, başkentin sosyal mirasını oluşturan geleneksel bayram kutlamalarına, eski eğlence anlayışına ve kaybolan şehir estetiğine saygı duruşu niteliği taşıyor. Yazar, özgür kalemini kullanarak Ankara’nın dününe dair duygusal bir hafıza tazelemesi yaparken okuru toplumsal bir muhasebeye davet ediyor.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhabalar, bugün sizi zamanda geriye götüren biraz hüzünlü ama bir o kadar da tatlı bir yolculuğa çıkaracağız.
00:07Bir yazarın anılarının peşine takılıp eski Ankara'nın sokaklarında, parklarında dolaşacağız.
00:12Yazar Mehmet Edip Ören'in bu sözüyle başlamak istedim.
00:15Çünkü bu cümle aslında bütün anlatının ruhunu özetliyor, kaybolan anlamlar ve geride kalan hatıralar.
00:22Evet, hazır mısınız? Yazarın gözünden Ankara'nın iki kolik mekanına, yani bir zamanlar ne ifade ettiklerine ve insanların hafızasından nasıl
00:34izler bıraktıklarına yakından bakacağız.
00:36Ama başlamadan önce yazarın bakış açısını anlamamız için çok önemli bir detay var.
00:42O, Ankara'daki zamanı kendine göre ikiye ayırıyor.
00:45İme o, yani İmelihten önce dediği, o çok sevdiği kamusal alanların capcanlı olduğu dönem.
00:51Ve bir de İMS var, yani İmelihten sonra.
00:54Bu mekanların ya tamamen değiştiği ya da yok olduğu bir dönem.
00:58Bütün anılarını işte bu kişisel çerçeveden anlatıyor.
01:02Hadi o zaman, ilk durağımıza gidelim de bu zaman çizelgesini anlama geliyor, daha iyi görelim.
01:08Yazarın o zamanlar için apayrı bir dünya dediği yer Atatürk Orman Çiftliği.
01:13Peki, yazarın anılarındaki AOÇ'de neler var?
01:16Şöyle bir bakalım.
01:17O, meşhur merkez lokantası.
01:19Orada müzik yapan hüzünlü bir kemancı.
01:21Tadı damaklarda kalan o süt ürünleri, hayvanat bahçesi ve tabii ki çocukların en büyük eğlencesi midilliler.
01:29Yazar, özellikle merkez lokantasını anlatırken duyularımıza hitap ediyor.
01:33Gözünüzde canlandırın.
01:35Bir yanda aileler keyifle köftelerini yiyor, diğer yanda ise kör bir kemancı, o naif ezgilerini çalıyor.
01:41Zaten yazarın kendi sözleri de durumu çok güzel özetliyor.
01:45Öyle kimsenin taşkınlık yapmadığı, herkesin birbirine saygılı olduğu, ortak bir anı paylaştığı medeni bir atmosfer varmış orada.
01:53Eh, karınlar doydu.
01:55Ama, auçtan eli boş dönülür mü hiç?
01:58Yazarın, lezzet şampiyonları dediği bu ürünlerden almadan dönmek olmazmış.
02:02Hele o yarım kiloluk cam kavanozdaki yoğut yok mu?
02:05Bilenler bilir, bir dönemin sembolüdür adeta.
02:08Sıradaki durağımız, hayvanat bahçesi.
02:12Yazarın anlattığına göre, kızı yürümeye başladıktan sonra burası ailenin vazgeçilmez bir ziyaret noktası haline gelmiş.
02:19Hem bir merak, hem de bir hüzün mekanı.
02:22Ve işte o hüznün en somut hale, tek gözlü kaplan.
02:26Hayvanat bahçesinin bu meşhur sakininin kafesinin önünde, yazar ve ailesi dakikalarca durup ona acırlarmış.
02:32Bu küçük anı bile aslında insanların o mekanla ve oradaki canlılarla nasıl derin bir bağ kurduğunu gösteriyor.
02:39Turumuza şimdi ikinci durağımızla devam ediyoruz.
02:42Yazarın anlatımıyla Gençlik Parkı, özellikle akşamları ailelerin akın ettiği bir tür harikalar diyarıymış.
02:49Düşünsenize, parka daha girer girmez sizi rengarenk ışıklarla dans eden suların o büyüleyici gösterisi karşılıyor.
02:57Akşamın bütün büyüsü daha ilk adımda sizi sarıp sarmalıyormuş.
03:01Parkın içerisi de bambaşka bir dünya, çocukların rüyası mini tren turu, havuzun ortasında bir gemi gibi duran ada restoran ve
03:09tabii ki akşamın asıl yıldızı Luna Park.
03:13Her köşesi ayrı bir cazibe merkeziymiş.
03:16Ama Gençlik Parkı'nı asıl özel kılan, geleneklerden birine, yazarın ailesi için adeta bir ritüel olan o meşhur pikniklere gelelim
03:24şimdi.
03:25Ve işin en güzel yanı neydi biliyor musunuz?
03:29Dışarıdan kendi yiyeceğini getirmek serbestti.
03:31Annelerin yaptığı o güzelim yöresel yemekler, lahmacunlar, börekler.
03:36Aileler bunları getirir, çay bahçesinden de şöyle kocaman bir semaver çay söyler, göl kenarının keyfini çıkarırlarmış.
03:44Ne büyük bir özgürlük.
03:46Ama yazar diyor ki, tüm bu keyifli piknik faslından sonra aslında herkesin aklında tek bir yer vardı.
03:53Akşamın asıl olayı, herkesin sabırsızlıkla beklediği o an, Luna Park'a gitmek.
03:59Ve işte hepimizin çocukluğundan bir parça.
04:02Yazarın favorisi çarpışan arabalarmış.
04:05O hissi ne kadar da güzel anlatmış değil mi?
04:08Tam size çarpanı köşeye sıkıştırmışsınız, intikamınızı alacaksınız, hop süre biter.
04:13O tatlı hayal kırıklığı.
04:15Biraz daha şık bir akşam geçirmek isteyenler içinse Fenerbahçe kebapçısı varmış.
04:21Yazar suyun kenarında oturup etrafta süzülen kayıkları izlerken,
04:25insanın kendini sanki İstanbul'da boğaz kenarında yemek yiyormuş gibi hissettiğini söylüyor.
04:31Parkın anlamı sadece eğlencelede sınırlı değilmiş tabii.
04:34Burası hayatın en önemli anlarına da ev sahipliği yapmış.
04:39Yazar da dahil olmak üzere Ankara'daki sayısız çift,
04:42parkın içindeki nikah dairesinde o dönemin efsane nikah memuru Müşteba Bey'in kıydığı nikahla evlenmiş.
04:50Peki bütün bu anılar, mekanlar değişince, yok olunca bu anılara ne oluyor?
04:56Yani bir şehir anılarını nasıl ve nerede saklar?
05:00İşte bu soru bizi yazarın anlatısının sonuna doğru getiriyor.
05:04Çünkü yazarın hissettiği tam olarak bu.
05:06Anlattığı tüm bu canlı, neşeli sahnelerin İMO dediği o eski döneme ait olduğunu
05:12ve İMS dediği dönemde artık var olmadığını söylüyor.
05:16Sanki eski bir fotoğrafa bakıyor gibi.
05:19Peki ne kayboldu?
05:20Yazarın gözünden baktığımızda sadece binalar ya da çarpışan arabalar değil.
05:25Aslında kaybolan, merkez lokantasının o medeni atmosferi,
05:29bir aile pikniğinin o basit ama değerli özgürlüğü
05:32ve şehrin ortasında insana nefes aldıran o ortak anlar.
05:36Ve işte yazarın vardığı en can alıcı sonuç.
05:39Anlattığı o capcanlı, neşeli, anlam dolu Ankara
05:43artık sadece zihinlerde solgun birer haltıra olarak yaşıyor.
05:47Bu kişisel yolculuk aslında hepimizin ortak bir deneyimine dokunuyor.
05:52Bu yüzden son soruyu size sormak istiyorum.
05:54Sizin için çok değerli olan ama belki de artık yerinde olmayan
05:58sadece hafızanızda yaşamaya devam eden nereler var?
Yorumlar

Önerilen